Dergâh Dergisi ve Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirine Etkisi

Dergâh Dergisi ve Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirine Etkisi

1921-1923 yılları arasında İstanbul’da on beş günde bir olmak üzere 42 sayı olarak yayımlanan Dergâh dergisi Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin ilk kuşaklarını etkileyen bir yayın organıdır. Derginin sorumlu yazı işleri müdürü Yahya Kemal’in öğrencilerinden Mustafa Nihat’tır (Özön). Âdeta bir okul niteliği taşıyan derginin yazı kadrosunda Yahya Kemal, Ahmet Hâşim, Abdülhak Şinasi, Yakup Kadri, Falih Rıfkı, Mustafa Şekip, İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) gibi imzalar bulunmaktaydı. Derginin yetiştirdiği gençlerden birisi olan Ahmet Hamdi Tanpınar, derginin adı konusunda Ahmet Hâşim’in “haşhaş” ismini önerdiğini, buna karşılık Yahya Kemal’in “İthaf” şiirinin etkisiyle bu ad verildiğini belirtir ve iki şairin karşılaştırılması için bu iki sözcüğün bir zemin oluşturabileceğine dikkati çeker. Gerçekten de “haşhaş”, bir belirsizliği, hayal âlemini, Baudelaire, Rimbaud gibi Fransız sembolist şairlerini çağrıştırırken, “dergâh” ve onun ilhâm kaynağı olan “İthaf” şiiri eski kültürün, metafizik değerlerin simgesi olan bir kurumun adıdır. Bu sözcükler konusundaki tercihleri, iki şairin sadece şiire ve edebiyata değil, dünyaya bakışlarındaki farkı da gösterir.

Dergâh dergisinin ilk göze çarpan özelliği Yahya Kemal’in düşüncelerinin belirlediği çerçevede yayın politikası izlemiş olmasıdır. İstanbul’dan Anadolu’daki Millî mücadeleyi destekleyen dergi Batı’nın maddeciliğine, pozitivizme ve mekanizme karşı bir tavır sergiler. Dergiye göre Müslüman Türk halkı, Anadolu’da düşmana karşı yürüttüğü ölüm kalım savaşında maddi bakımdan kendisinde çok üstün olan bir düşmanla çarpışıyor. Böyle bir durumda, ancak birer araç olarak değer taşıyan sayı, ölçü, pozitif bilim ve teknolojiden söz edilemez. Başarı ancak yeni bir hayat hamlesinden doğabilir ve o da niceliğe karşı niteliğin, mekanizme karşı yaratıcı hamlenin zaferi demektir.

Özellikle Yahya Kemal’in ilk sayıda yayımlanan “Üç tepe” adlı yazısı, örneklerini her ne kadar hikâye türü üzerinden verse de yeni edebiyatın yönünü belirleyen, bildiri niteliğinde bir metindir. Yazar bu yazısında Tanzimat yazarlarının dünyaya baktıkları Çamlıca tepesinin, Servet-i Fünûncuların dünyaya baktıkları Tepebaşı’nın karşısına Millî Mücadelenin simgesi olan Metristepe’yi çıkarır. Bu, Yahya Kemal’in Sorel’den duyduğu Camille Julien’in “Fransa toprağı bin yılda Fransız milletini yarattı” cümlesinin yeniden üretilmesiyle oluşan yeni bir milliyetçilik düşüncesinin ifadesidir. Anadolu toprağının 1071’den beri Türk milletini yoğurduğu, bir medeniyet yaratacak hamle gücüne ulaştırdığı esprisini benimseyen yeni bir kültür milliyetçiliği türüdür. Cumhuriyet’ten sonra Anadolu’ya yönelecek dikkatler arasında bu düşünce kendine özgü bir çizgiyi oluşturur.

Dergâh dergisinin ikinci etkisi özellikle Mustafa Şekip’in (Tunç) makaleleri ile Bergson’dan yaptığı çeviriler ve bu filozof hakkındaki incelemeleri ile oluşan modern-mistik niteliktir. İsmail Hakkı’nın (Baltacıoğlu) yazıları, tekke ve Divan şairlerinden seçilen örnekler ve bu konudaki incelemeler bu anlayışı destekleyen öteki ürünlerdir. Böylece mistik duyarlıklı ve Yahya Kemal’in “şiirde mükemmellik”, Ahmet Hâşim’in “saf şiir” anlayışları ile kurulan yeni bir şiir estetiği Cumhuriyet’in ilk kuşak şairlerini etkisi altına alır. Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Ali Mümtaz Arolat’ın şiirleri bu estetiğin dergideki örnekleri arasındadır. Ayrıca Yakup Kadri’nin (Karaosmanoğlu) Erenlerin Bağından adlı mensur şiirleri de önce Dergâh dergisinde yayımlanmıştır. Öte yandan şiirini Fransız sembolistleri ile tekke şiiri duyarlılığı arasında kuran dönemin genç şairlerinden Necip Fazıl başta olmak üzere pek çok genç şairin de bu şiir anlayışından dolaylı olarak etkilendiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Dergâh dergisi Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen yayın politikasının yanı sıra düşüncede Anadolu Türklüğünün tarih içerisindeki macerasını, kültürel ve manevi değerlerini arayan bir milliyetçilik anlayışını; edebiyatta yaşayan dille, mistik-modern duyarlılığı taşıyan “saf şiir” (öz şiir) anlayışını savunmuştur.

Kaynak: Doç. Dr. Yılmaz DAŞÇIOGLU, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri