Cumhuriyet Dönemi’nde (1970-1980) Hikâye

Cumhuriyet Dönemi’nde (1970-1980) Hikâye

Öykücülüğümüz, 1970’li yıllara geldikten sonra, ilk öykü kitaplarını bu yılların başlarında yayımlayarak günümüze gelen yazarlar görüyoruz. Bu yazarlara, öykü kitaplarını 1980’li yıllarda yayımlayanlar ekleniyor.

Yetmişli yılların dikkati çeken yazarları olarak;

Yetmişli yılların sonlarında;

  • Necati Güngör,
  • Osman Şahin,
  • Yusuf Ziya Bahadınlı bu yazarlara eklenmişlerdir.

Muzaffer İzgü (1933-2017)

“Bando Takımı” adlı öykü kitabıyla adını duyuran Muzaffer İzgü, gözleme dayanan öykülerinde, siyasal, toplumsal ve güncel konuları ele almıştır. Siyasal konulu öykülerinde 1960’tan bu yana gelişen siyasal olayların, politikacıların, kurumların ele alındığı görülür. Toplumsal konulu öykülerinde, devlet dairelerindeki yönetim bozukluğundan başlayarak, gecekondularda yaşayanların sorunlarına, anarşik olaylardan etkilenen vatandaşların durumuna değin çeşitli konuları dile getirmiştir.

Öykülerinin bir bölüğünde de, trafik sorunu, fiyat artışları, halkın temizlik anlayışı gibi güncelliğini yitirmeyen konular yer almıştır. Öykülerinde olay anlatmayı yeğleyen İzgü, genellikle taşlamalar, abartmalar, konuşmalarla sürdürdüğü öykülerini okuyucuyu düşünmeye yöneltecek biçimde bitirir.

Öykülerinde sağduyulu, yoksul, direnen, güleç yüzlü Anadolu insanını bulduğumuz Muzaffer İzgü, kendi deyişiyle”Anadolu gülmecesi”ni veren bir yazarımızdır. Öyküleri ilk kitabını izleyerek on üç kitapta toplanmıştır. En son yayımlanan Oturaklı Başkan adlı kitabıdır.

Ümit Kaftancıoğlu (1935-1980)

Öyküleri Dönemeç, Çarpana ve İstanbul Allak Bullak adlı üç kitapta toplanan Ümit Kaftancıoğlu, kendi yöresi olan Doğu Anadolu’nun sorunlarıyla ilgilenmiştir.

Çocukluk yaşlarından başlayan bir birikim sonucu yazdığı öykülerinde biçime önem vermemiştir. Genel olarak, köy, roman ve öykülerinde değinilen konuların yanı sıra doğuya özgü bir sorun olan sünni-alevi ayrımına da değinmiştir. İki öyküsü de Almanya’ya gidenlerin sorunlarıyla ilgilidir.

Öykülerindeki daha çok kendi yöresinden seçtiği kişiler, genellikle yardıma gereksinimleri olan, durumlarını düzeltebilmek için bir kurtuluş, bir çıkar yol arayan kişilerdir. Biçime önem vermediği öykülerinde okuyucuya bir şeyler taşımayı yeğlemiştir.

Füruzan (1932)

Öykülerinde yaşadığı dönemi yansıtmaya çalışan Füruzan, daha çok bireyin tedirginliklerine, bunalımlarına eğilmiştir. İyi bir gözlemci olan Füruzan daha çok küçük insanın yaşam kavgasını vermiştir.

Genelde olaysız olan öykülerinde göçmenlikten başlayarak, küçük kız ve kadınların içine düştükleri kötü durumlar, küçük memurun dünyası, yoksulluk, Almanya’ya gidenler… gibi konu çeşitliliğiyle karşılaşılır.

Konu çeşitliliğine koşut olarak çok sayıda kişinin yer aldığı öykülerinin kimileri birinci kişi anlatımıyla verilmiştir. Kısa öyküden uzun öyküye doğru giden yazarın yöre dilini kullanması öykülerinin okunurluğunu arttırmıştır.

Öyküleri Parasız Yatılı, Kuşatma, Benim Sinemalarım, Gecenin Öteki Yüzü ve Gül Mevsimidir’de topluca yayımlanmıştır.

Gülten Dayıoğlu (1935)

Giderek çocuk yazınına kayan Gülten Dayıoğlu öykülerini Kırmızı Bisiklet, Döl, Geride Kalanlar, Geriye Dönenler adlı dört kitapta toplamıştır.

İlk kitabındaki öykülerinde Anadolu’yu dolaşırken edindiği izlenimlerine dayalı konularla karşılaşırız. Bu öykülerinde Anadolu kızlarını ve kadınlarını ilgilendiren sorunlar üzerinde durmuştur. Daha sonra Almanya’ya göçü işleyen yazarlar arasına katılan Dayıoğlu, yalnızca Almanya’ya gidenlerin değil, geride kalanların, gidip dönenlerin de sorunlarını ele almıştır.

Öykülerinde, çeşitli sorunları olan köy kadın ve kızlarıyla birlikte, kendi yöresinin kişileri olan köy insanlarıyla karşılaşılır.

Tomris Uyar (1941-2003)

Kısa öyküyü başlı başına bir tür olarak düşünen Tomris Uyar, aynı zamanda yazarın çok iyi bildiklerini yazması gerektiği görüşüne uyarak yazmıştır öykülerini. İlk öykülerinde küçük burjuva kökenli insanların yaşamlarını sergileyen yazar, öykülerinin konularını, bireydeki sınıf atlama özlemi yüzünden ortaya çıkan karmaşa, toplum düzeyinin edilgenleştirdiği insanlar, bu insanların dünyası, içinde bulundukları durumdan çıkışlar aramaları, ekmek parası peşinde koşan insanların durumu, gittikçe yozlaşan topluma yeni değerler kazandırma çabası gibi konularla çeşitlendirmiştir.

Öykülerinde gözlemciliğiyle duyarlığını bir arada yansıtan Tomris Uyar, genelde
yaşadıkları toplum düzeninin koşullarına yenik düşen kişilerini kimi zaman eleştirir, kimi zaman da onları sahiplenir. Gözlemlerine duyarlığını katması, onu gerçeği kuru kuru vermekten kurtarıyor.

İlk öykülerini, İpek ve Bakır’da bira araya toplayan uyar, onu izleyerek Ödeşmeler, Dizboyu Papatyalar, Yürekte Bukağı, Gecegezen Kızlar, Yaza Yolculuk, Sekizinci Günah, Otuzların Kadını, Aramızdaki Şey’i yayımladı.

Adalet Ağaoğlu (1929-2020)

Adalet Ağaoğlu, Yüksek Gerilim ve Sessizliğin İlk Sesi adlı kitaplarıyla bu yılların öykü yazarları arasına katılmış, daha sonra Hadi Gidelim’i yayımlamıştır. Toplumcu gerçekçiliği yansıttığı öykülerinde işçilerin karşılaştığı çeşitli sorunlar eyleme katılanlarla onlara yataklık edenler, boş yere suçlananlar, iş bulma umuduyla köyden kente göçenlerin durumları… gibi değişik konuları ele almıştır. Romanlarında hareket noktası birey olduğu halde, öykülerinde toplumsal olaylara da önem vermiştir. Ağaoğlu öykülerinde toplumcu, zaman zaman hayal dünyasına sığınan, duygusal bir yazar olarak görünür.

Pınar Kür (1943)

Pınar Kür, öykülerini Bir Deli Ağaç ve Akışı Olmayan Sular’da okuyucularına sunmuştur. İlk öykülerinde gerçek yaşamın görünmeyen yönlerini, yaşamdan kopuk, yalnız, bir beklentisi olmayan insanların iç dünyalarını yansıtır. Giderek duygusallığın ağır basmaya başladığı görülür.

Pınar Kür, öykülerinde bireyden hareket ederek, birey-toplum ve bireyin kendisiyle çekişmelerini veren bir yazar görünümündedir.

Aysel Özakın (1942)

Aysel Özakın, Sessiz Bir Dayanışma ve Kanal Boyu kitaplarında topladığı öykülerinde önce küçük bir kentin uygarlaşma süreci içinde yaşayan insanların çelişkileri, korkuları, toplumdaki değişmelerin bireyi etkileyişi… gibi konular üzerinde durmuştur. Toplumsal konuların yanında bireysel konulara da değinmiştir. Giderek dış göçe eğilip, Almanya’ya gidiş nedenleri, oraya gidenlerin durumu üzerinde durmuştur.

Gözlemlerine dayanan bu öykülerinde kişilerin ortak yanı, yabancı çevrede yaşadıkları sıkıntılar, düş kırıklıkları, arayışlarıdır. Aysel Özakın sağlam gözlemciliği, okuyuculara yaşadıkları ancak adlandıramadıkları duyguları duyarabilme yeteneği olan bir yazarımızdır.