Okulöncesi Dönemdeki Çocuklara Seslenen Şiirlerde Bulunması Gereken Özellikler

Okulöncesi Dönemdeki Çocuklara Seslenen Şiirlerde Bulunması Gereken Özellikler

İçerik

  • Giriş
  • Çocuk ve Şiir
  • Çocuklara Şiir Ezberletip Okutmanın Yararları
  • Okulöncesi Dönemdeki Çocuklara Seslenen Şiirlerde Bulunması Gereken Özellikler
  • Şiir Okuma Etkinliklerinde Göz Önünde Bulundurulması Gereken İlkeler
  • Fabl
  • Özet

Sorun Tanım

Isıtan Hanım, oğlu Barış'a her gece yatarken kitap okuyordu. Ancak onun, çoğu zaman dikkatini okunan metne veremediği, sonra da sıkıldığını görüyordu. Bu durum Isıtan Hanımı, yoksa kitap okumayı sevmeyecek mi, diye kaygılandırıyordu. Bir gün, bir yuvada öğretmen olan komşuları Güler Hanıma bu kaygısını anlattı. Güler Hanım, Barış'ın hiç şiir ezberleyip ezberlemediğini sordu. Isıtan Hanımın yanıtı "Hayır" oldu. Bunun üzerine Güler Hanım, yuvadaki öğretmeninden de yardım görerek Barış'a bir iki küçük şiir ezberletmenin yararlı olacağını söyledi. Isıtan Hanım ertesi gün Barış'ın yuvasına gitti. Öğretmene durumu anlatarak yardım istedi. Öğretmen de zaten önümüzdeki günlerde çocukları şiir ezberlemeye yönelteceğini söyledi. Isıtan Hanıma, çocuklara okuyacağı şiirleri verdi ve evde de bu çalışmanın desteklenebileceğim ekledi.

Gerçekten de kısa bir süre sonra Barış'ın hem şiir kitaplarına, hem öteki kitaplara gösterdiği ilgi arttı. Ayrıca belleği güçlenmiş, dikkati yoğunlaşmıştı.

Giriş

Şiir, yaşamı anlama ve anlamlandırma isteğinin, sanatçı duyarlığı ve beğenisiy-le, sözcüklere dökülmüş biçimidir. İnsan ve yaşam gerçeğinin sanatçının öznel yorumuyla ve dilin olanaklarıyla yeniden yaratılmasıdır.

Şiirin aracı dildir. Şiir, anlatım yetkinliğini dilin yaratıcı gücünden alır. Okurun duygu ve düşün evrenine yeni anlamlar katmak; onu, bilinen, kanıksanan anlamların dışına taşıyarak özgün çağrışımlarla buluşturmak şiirin temel işlevidir. Okulöncesi dönemden başlayarak çocuklar masal, bilmece, tekerleme gibi dilsel ürünlerle birlikte şiir diliyle de tanıştırılmalıdır. Onlara şiir dilinin güzelliğini duyumsatmak, çocukların dilin duyarlı kullanıcıları olmaları ve dil sevgisi edinmeleri için gereklidir.

ÇOCUK VE ŞİİR

Bir nazlı kuşa benzer
Çocuk dediğin.
Ev ister ekmek ister,
Öpülmek okşanmak ister. (Cahit Külebi)

Şiir, insanın yaratma yetisinin dilde somutlandığı, duygu ve düşüncelerin kişiyi etkileyen biçimde söze dönüştürüldüğü bir anlatım yoludur. Jale Baysal, "Şiir, hayatımızı zenginleştiren, yaşantımıza anlam ve derinlik katan bir sanattır. Şiir duyarlığı, bütün güzel sanatlara karşı yakınlık, estetik bir düzey kazandırabilecek bir duyarlıktır" diyor. Doğan Aksan'a göre, "Şiir gerek içerik, öz; gerekse söze dönüştürme, sunuluş açısından özgün, etkilemeye, duygulandırmaya yönelik, yaratı niteliği taşıyan bir söz sanatı ürünüdür."

A. Ferhan Oğuzkan, çocuk ile şiir arasında doğal bir ilişki olduğunu öne sürer: "Çocuk konuşmaya başlarken şiirlerde uygulanan tümce yapısına benzer bir tutum gösterir. Uyaklı ve ses özelliği bakımından birbirine benzer sözcükleri kullanır. Sözcüklere başka bir anlam, başka bir hava katar. Kendi iç dünyasım ve düşünme biçimini yetişkinlere göre değişik benzetme ve mecazlarla anlatır. O da şair gibi, duygularını ve düşüncelerini söylemeye çalışırken kişisel özgünlüğünü ve düş (hayal) gücünü ortaya koyar. Ayrıca şiir; uyağı, durağı, iç ahengi ile her normal çocukta var olan ritim duygusunu besler; onun bir bakıma müzik gereksinimini de karşılar."

ÇOCUKLARA ŞİİR EZBERLETİP OKUTMANIN YARARLARI

Çocuklara şiir ezberletip okutmanın birçok yararı vardır. Bunları Enver Naci Gökçen şöyle sıralamaktadır:
1. Anadili sevgisi ve eğitimi: Çocuklar, yazınsal niteliği olan şiirleri ezberleyerek anadillerinin kullanılış özelliklerini tammaya başlarlar. Dilin anlatım gücü, değişik kullanım biçimleriyle düzeye uygun şiir örnekleriyle, çocukların anlam dünyasına sunulur. Şiir, dilin bilinçle ve özenle kullanması gerektiğine ilişkin ipuçları sunar; dilin güzel ve etkili kullanımı için doğal bir öğrenme ortamı yaratır.

2. Sanat eğitimi: Yazın (edebiyat) eğitimi her şeyden önce bir duygu ve düşünce eğitimidir. Duyuları eğitir, düşünceyi besler ve geliştirir. Küçük yaşta, çocuk gerçekliğine ve duyarlığına uygun, dilin anlatım güzelliğini yansıtan şiirlerle karşılaşan bir çocukta, dil bilinci ve sevgisi oluşmaya başlar. Zamanla, dilimizin ve resmin anlatım olanaklarıyla kurgulanmış kitaplara ilgi duymaya ve onların iletilerini anlamaya yönelir. Bu ilgi ve yönelim, duyuların eğitilmesi, yazın kültürü edinilmesi için gerekli olan süreçleri işletir.

3. Düş gücü eğitimi: Çocukların çok zengin ve devingen bir düş (hayal) dünyası vardır. Okul öğretiminin, çocukların bu özelliğini, çocuk dünyasımn en belirleyici yönünü geliştirebilecek eğitsel süreçleri işletmesi gerekir. Öğretmeye dayalı etkinlikler, çocukların düş gücünü kullanabileceği uygulamalarla bütünleştirilmelidir. Şiir bu sürecin en işlevsel aracı olmalıdır. Çünkü şiir dili ile çocuğun yaşamı ve düşleri arasında büyük benzerlikler vardır. Başka bir söyleyişle, çocukların sürekli devinim halindeki düş ve düşünce dünyası, şiir dilinin yaratıcı kurgularıyla beslenmelidir.

Düş kurma, düşsel serüvenlere çıkma gibi beceriler kuramsal açıklamalarla öğ-retilemez. Şiir, öğretme amacı gütmez; temel işlevi sezdirmek, sezinle

Çünkü şiir sanatçının insan ve yaşam gerçekliğini düş ve düşünme gücüyle yeniden biçimlendirdiği, ona yeni ve özgün anlamlar, yorumlar kattığı öznel bir anlatımıdır. Bu anlatımın paylaşılabilmesi için, her okurun, öncelikle düş gücünü devindirmesi gerekir. Şiir, çocuk gerçeğine uygun, çocukların düş gücünü geliştirecek bir araç olarak eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

4. Bellek eğitimi: Şiir, çocukların duyularım eğitirken onların kavramsal gelişimlerine de katkı sağlar. Çocuğun ezberleme isteği duyduğu şiirler, dikkatini bir metne yoğunlaştırması ve metni belleğinde saklayabilmesi için fırsat yaratır. Şiirler üzerine yapılan konuşmalar, çocukların düşünme ve yorum gücünü geliştirir.

5. Toplumsal eğitim: Topluluk karşısında şiir okuma, çocuğun kendine olan güven duygusunu geliştirir, yaşama sevincini besler. Kendi yeterliklerini tammasına olanak sağlar. Şiirlerin, söz korosu biçiminde seslendirilmesi grup bilinci oluşturur. Birlikte iş yapma anlayışını geliştirir.

Şiir okuma ve dinleme çalışmaları toplumsal etkileşim ortamları yaratır. Mary J. Gander ve Harry W. Gardiner, çocukların toplumsal etkileşime nasıl girdiklerini şöyle açıklarlar: "Çocuklar, başkalarıyla iletişim kurmak, oynamak, paylaşmak, onlara bir şeyi açıklamak, hatta onlarla birlikte yaşamak zorunda kaldıklarında, sık sık başkasımn bakış açısını, gereksinmelerini ve duygularını da dikkate almak zorunda kalırlar. Başkalarının farklı düşüncelere, konuşma biçimlerine, giysilere, oyuncaklara ve oyunla ilgili görüşlere sahip olduğunu keşfederler." Bu etkileşim, onların benmerkezli düşüncelerini değiştirmelerine ve sorgulamalarına; demokratik bir anlayış geliştirmelerine katkı sağlar.

6. Değerler eğitimi: Şiirler, çocuklara ulusal ve evrensel değerlerin tanıtılması ve duyumsatılması için etkili bir araçtır.
Okulöncesi dönemde çocuklar iyi, kötü, güzel, çirkin gibi kavramları öğrenir ve bu değerleri içselleştirmeye başlarlar. Yaşamın bu evresinde, vicdamn temelleri atılır ve ahlâkî değerler sistemi de biçimlenmeye başlar. Şiir, çocukların beğenilerini inceltir. Onlara insanlığın genelgeçer değerlerini sezinletir, kavratır.

Uyak, ölçü, ses örüntüsü (ritim), ses yinelemeleri gibi öğeler ile imge, tasarım ve benzetmeler şiir dilinin yapı taşlarıdır. Çocukların, dilin anlatım gücünü ve yaratıcı özelliğini sezmeleri; işitsel olarak seslerin, sözcüklerin uyumunu duyumsamaları açısından, okulöncesi eğitim süreçlerinde düzeye uygun şiirlerle karşılaştırılması gerekir. Dilin etkili kullanımını örneklendiren ve çocuğa göre olan şiirler, çocukların öykünebilecekleri dilsel bir model oluşturmaları açısından çok önemlidir.

OKULÖNCESİ DÖNEMDEKİ ÇOCUKLARA SESLENEN ŞİİRLERDE BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

Şiir seçimi çok önemli bir konudur. Bildiğiniz gibi okulöncesi dönemin çocukları okul çağındaki çocuklardan farklı özelliklere sahiptir. Bu nedenle öğretmenler ve anne babalar, şiir seçerken onların bu özelliklerini göz önünde bulundurmalıdırlar. Okulöncesi dönemdeki çocuklara seslenen şiirlerde bulunması gereken belli başlı özellikler şöyle sıralanabilir:

. Şiirler iki-üç dörtlükten ve kısa dizelerden oluşmalı, dizelerdeki sözcükler ve hece sayısı arttıkça, çocukların, şiiri anlamada, belleklerinde saklamada güçlük çekeceği bilinmelidir. Okul öğretiminde karşılaşılan ilk örneklerin, çocuklar tarafından ilgiyle dinlenmesi, sevilmesi, onların şiire karşı olumlu duyuşsal özellikler oluşturmaları için çok önemlidir. Bu nedenle, öğretmenlerin şiir seçiminde duyarlı davranmaları gerekir.

. Dizelerdeki sözcüklerin yarattığı ses örüntüsü (ritim) kulağa hoş gelmeli; dizelerin birbirleriyle olan bağlantıları, şiirin istekle dinlenilebilmesi için bir etki ve duygulandırma gücüne sahip olmalıdır.

. Çocuk şiirinde önemli olan, yalnızca duygu ve düşüncelerin işlenmesi değil, bu duygu ve düşüncelerin şiire ve çocuğun dünyasına özgü bir hava ve söylem içinde dile getirilmesidir.

BEN
Her şeyin bir rengi vardır Gök mavi Ağaç yeşil Başak sarı.
Herkesin bir rengi vardır
Annem kırmızı
Babam mor
Ablam pembe
Ben
Ebemkuşağı.   (Ayla ÇINAROĞLU)

.Şiirlerde ele alınan, işlenen konular çocukların sevgi gereksinmesine yanıt vermeli; onların yüreklerinde ve belleklerinde yaşama, insana, doğaya ve hayvanlara karşı bir duyarlık oluşturmalıdır. Özellikle, insana özgü değişik duygular (yaşama sevinci, yurt sevgisi, özlem, paylaşma duygusu vb.) şiir dilinde çocuklara tanıtılmalıdır.

KARDEŞLİK
Birbirimize
Kardeşim derken
Neden
Su içiyor gibiyiz?
Birbirimize
Kardeşim derken
Neden
Türkü söylüyor gibiyiz?
Birbirimize
Kardeşim derken
Neden
Doyuyor gibiyiz? (Fazıl Hüsnü DAĞLARCA)

MÜZE
Geçmişi unuturuz
Korumazsak eskiyi
Öncekini bilmeden
Yapamayız yeniyi.

Çok değerli varlıklar
Ulaşmış günümüze
Değişik uygarlıklar
Gösterir bize müze.

Kaybolursa dünümüz
Aydınlanmaz önümüz
Karanlıkta gidersek Yanlış olur yönümüz. (Zekeriya KAYA)

ORMAN
Ormanla kaplı dağlar
Derelerde su çağlar
Ormansız kalan toprak
Gözyaşı döküp ağlar.

Ağacı korumalı
Her yer orman olmalı
İçinde her geçen gün
Canlılar çoğalmak.          (Zekeriya KAYA)

Şiir konuları, çocukların yakın çevresinden alınmalıdır. Onların çevrelerinde ilgi duydukları, sevgi besledikleri canlılar ve kullanmaktan mutlu oldukları nesneler, çocuk şiirini yapılandıran konu araçları olarak seçilmelidir. Şiirlerde anne, baba, kardeş, büyükanne, dede, öğretmen gibi çocuğun yaşamım bütünleyen kişiler ile ağaç, kuş, kedi, köpek, balık, böcek gibi yaşamında her zaman karşılaşma olanağı olan sevdiği-korktuğu; ancak ilgiyle izlediği varlıklara yer verilmelidir.

ANNE
Uyusun da büyüsün
Derdin, büyüdüm anne.
Bana o ak sütünden
Verdin, büyüdüm anne.

Uykuma yıldızları
Serdin, büyüdüm anne.
Anne güzelliğine
Erdin, büyüdüm anne. (Fazıl Hüsnü DAĞLARCA)

KARDEŞİM
Benim iki yaşında
Bir küçük kardeşim var.
Her sabah uyanınca
Beni görmese ağlar.

Severim kardeşimi,
Onsuz sevincim yarım.
Öyle yapmacık değil,
Yürekten kucaklarım. [Galip Nâşit ARI (1)]


BABACIĞIM
Evimizin direğisin,
Gözümüzün bebeğisin,
Ne sevimli, ne iyisin
Benim canım babacığım.

Akşamları sen gelince,
Kapılırız hep sevince;
Gündüz olur bize gece,
Benim canım babacığım. [(Kısaltılmıştır) Rakım ÇALAPALA (2)]

ÖĞRETMENİM
Yüreklerin en temizi
O çok sever hepimizi
Gündüzleri çok mutludur
Geceleri özler bizi
Benim canım öğretmenim.

Güçlüklere göğüs geren
Hepimize yol gösteren
Yeni yeni bilgilerle
Odur bizi yetiştiren
Benim canım öğretmenim ( Zekeriya KAYA)

Uygulama Önerisi: Anne, Kardeşim, Babacığım ve Öğretmenim şiirlerindeki duygu yükü ve sözcüklerin yarattığı ses örüntüsü öğretmen tarafından yapılan okumalarla çocuklara yansıtılır. Öğrenciler şiir dinlemeye ve söylemeye güdülendikten sonra, öğretmen ilk dizeden başlayarak seslendirdiği dizeleri çocukların koro biçiminde söylemesini isteyebilir. Çalışmalar ilerledikçe öğretmenin sorumluluğunu öğrenciler de üstlenebilir; ayrıca bir ya da iki dörtlüğü ezbere söylemek isteyen çocuklara olanak sağlanır.

Öğretmenim şiirinin her dizesinin bir çocuk tarafından söylenmesi için gerekli ön hazırlıklar yapılır "Benim canım öğretmenim" dizesi ise koro biçiminde söylenebilir. Öte yandan, öğretmen ya da gönüllü bir öğrencinin dörtlükleri seslendirmesinden sonra, "Benim canım öğretmenim" dizesi toplu biçimde de söylenebilir.

Etkinlikler, çocukların yapacakları anne, baba, kardeş, öğretmen ve diğer yakınlarını konu alan resim çalışmalarıyla bütünleştirilmelidir.

Şiir çalışmaları, yukarıda sunulan uygulama örnekleri dışında grubun, çocukların istemleri ve öğretmenlerin yaratıcılıkları ile çeşitlendirilmelidir.

. Yiyecekler, içecekler ve çeşitli doğa olayları (mevsimler, yağmur, kar, gece, gündüz vb.), şiirlere konu olarak seçilebilir. Çocuklar, şiirlerdeki iletiler ile çevrelerinden yaşayarak ve gözlem yoluyla edindikleri bilgiler arasında ilişki kurabilmeli; bu ilişkiler şiir dilinin güzelliği ve anlatım gücüyle renklendirilmelidir.

YEMİŞLER
Elmalar çok tatlıdır
Sarısı ekşi biraz.
Üzüm bizi ısıtır
Kırmızı bir su kiraz.

Vişne, kamaşır dişim
Ellerimi boyar dut
Ama benim yemişim
Altın damlası armut. (Fazıl Hüsnü DAĞLARCA)


SÜT
Sütte sımsıcak varız
Aktır, ak eder bizi.
Daha iyi duyarız
İçince kendimizi.

Bir ev sevinci verir
Sanki annece bir su
Bize ondan gelmiştir
Bu yaşama duygusu. (Fazıl Hüsnü DAĞLARCA)


SONBAHAR GELİYOR
Sonbahar geliyor serçe
Yuvanı nereye yapacaksın
Ayva çiçek açmadan önce?
Meyvelerin içi geçecek
Rüzgâr başka çeşit esecek
Yağmurlarla ıslanacaksın. [(Kısaltılmıştır) Cahit KÜLEBİ]

GÜZ
Soyunan ağaçların
Dökülen yaprakları,
Bir sarı yorgan gibi,
Örtüyor toprakları.

Çeşit çeşit renkleri
Soluyor çiçeklerin.
Kapanıyor gözleri
Yaramaz böceklerin.

Çocuklara uzaktan
Haykırıyor esen yel:
"Korunun ıslanmaktan,
Yağmur var, geliyor sel!" (Hasan Âli YÜCEL)

BEŞ KARDEŞ
Oturup anlaşmışlar
İş bölümü yapmışlar.

Işık, renk gözün işi
Gözüyle görür kişi.

Onunla dinler herkes
Kulakla duyulur ses.

Dille tadar insanlar
Tattan yalnız dil anlar.

Çiçeği koklar burun
Kokuyu ondan sorun.

Hem soğuk hem de sıcak
El bilir sert, yumuşak. (Zekeriya KAYA)

. Eğitim uygulamaları için söyleyiş kolaylığı, dinlenebilirlik (kulağa hoş gelme) gibi özellikleri olan şiirler seçilmeli, bu şiirlerde çocukların ilgi ve beklentileri yansıtılmalı, çocuk kendi düşsel gerçekleri ile buluşabilmelidir.

Kolay kavranan, aralarında ses ve anlam ilişkisi olan dizeler çocuğun belleğine daha kolay yerleşir. Çocukların bu nitelikli dilsel yapıları ezberlemesi daha kolaydır. Ancak, son yıllarda sayılarında büyük artış olan sınıf dergileri ile bazı şiir antolojilerinde yer alan çocuksu ürünler ile çocuğa göre olan şiirlerin birbirinden ayrılması gerekir.

Emin Özdemir "çocuğa görelik" ve "çocuksuluk" kavramlarını çok güzel tanımlamaktadır:
"Çocuğa görelik onun ilgilerini, gereksinimlerini, dil evrenini göz önünde tutmayı, hazırlanacak okuma metnini bunlarla örtüştürmeyi zorlar. Çocuksuluksa tam tersine dilin acemice kullanımı, daha doğrusu anlatımda ilkelliktir".

Görüldüğü gibi okulöncesi çocuk eğitimi ile ilgili olan herkesin çok dikkatli olması, çocuksu ürünlere yönelme yanlışlığım yapmaması gerekiyor. İşte, dergi ve seçkilere (antoloji) girmiş birkaç çocuksu şiir örneği:

Her gün en az yüz para
Yutuyor bu kumbara
Bugün yarın dolacak
Gene benim olacak.
************
Yumurtayı tavuktan,
Kaz, ördekten alırız,
Onları bahçemizde,
Kümeslerde tutarız.
*************
Tutumlu gelmez dara,
Artık koy bir kenara,
Rahat etmek istersen,
Para biriktir para.

Öğretmenler eğitim uygulamalarında, çocuklarda dil sevgisi ve bilinci oluşturmak için, çocuğa göre, sanatçı duyarlığı ile oluşturulmuş şiirleri seçmeye özen göstermelidir. Çocuğun ilgi ve gereksinmelerini önemsemeyen, dilsel beğenilerine uygun olmayan, dilimizin anlatım güzelliğini yansıtmayan çocuksu şiirlerin, çocuklarda zamanla şiir dinleme ve okuma isteksizliği yaratabileceği unutulmamalıdır.

. Şiir, çocukların duyularını geliştirmek için etkili bir araçtır. Eğitim uygulamalarında, şiirlerin çocuklar tarafından iyi işitilmesi için etkili bir okuma yapılmalıdır.

. Şiirlerin anlam, duygu ve çağrışım yükü çocuklara yansıtılabilmeli; öğretmen şiiri okurken hem sözcüklerin ses örüntüsüyle bütünleşmiş duygusunu yaşamalı hem de çocuklara yaşatabilmelidir. Böylece, yapılacak başarılı okumalarla çocuklara, şiirlerin özgün söyleyiş özellikleri sezinletilmelidir.

. Şiirlerde sözcükler ve dizeler duygu, düşünce ve olayları çocukların ruhsal gereksinmelerine yanıt veren bir doğallıkta ve kısalıkta anlatmalıdır. Çocuklar şiirdeki anlamı tam kavramasa bile, ses örüntüleriyle yaratılan müzikal özellik, şiirlerin bellekte kalıcılığım sağlar.

Şimdi de buraya kadar söylenenleri şiirlerden yararlanarak örneklendirelim:

KAR
Ne yumuşak ne de ak!
Görünce biraz sıcak
Eriyip su olacak.
Lapa lapa yağarken
Onu uzaktan gören
Kuş tüyleri sanacak.
Kaçmam hiçbir oyundan;
Kim demiş kar topundan Parmaklarım donacak? (Hasan Âli YÜCEL)

EN GÜZEL KOKU
En hoş koku:
Buğday kokusu.
En tatlı uyku:
Kır uykusu.

En güzel yeşil
Ekin yeşili.
En güzel dil
Annemin dili.

En güzel başak:
Buğday başağı.
En güzel tak:
Ebemkuşağı.

En güzel koku:
Toprak kokusu.
En güzel uyku:
Kır uykusu.

Buğday kokusunda
Ekmek.
Toprak kokusunda
Su.                            ( Mehmet Necati ÖNGAY (3)

Uygulama: Kar şiirinde, vurgu, durak, tonlama gibi söyleyiş özellikleri özenle yaşama geçirilmeli; yapılan okumalarda, karın yağışı ve güzelliği çocukların kafasında canlandırılabilmelidir. Kar yağışının, kış mevsiminin güzelliği, yapılacak resim çalışmalarına konu edilmeli, bu güzelliklerin çocuğun dünyasındaki yeri çocukların yapacağı resimlerle açığa çıkarılmalı; resimlerin anlattıkları üzerine çocuklar konuşturulmalıdır.

Okulöncesi dönemdeki çocukların düzeye uygun şiirleri dinleme sayısı arttıkça şiirleri ezberleme olasılığı da artar. Öğretmen, şiirlerin anlam, duygu ve çağrışım yükünü yansıtan başarılı bir okuma yaptıktan sonra, şiirleri seslendirme etkinliğine çocukları da katmalıdır. Sözgelişi, En Güzel Koku şiirinin ilkelere uygun olarak okunmasından sonra, öğretmen, koro çalışmaları yaptırabilir. Dörtlüklerdeki birinci ve üçüncü dizeleri öğretmen, diğerlerini de (öğretmenin yönlendirmesiyle) öğrenciler koro biçiminde seslendirebilir. Başka bir uygulama olarak her dize ya da dörtlük öğrenciler tarafından söylenebilir. Öte yandan, istekli öğrencilerin katılımıyla şiir oyunlaştırılabilir. Bütün bu çalışmalarda temel amaç, çocuklara şiiri sevdirmek; onların yaşayarak, duyumsayarak şiir dinleme ve okumalarını sağlamak olmalıdır.

. Şiirler, çocuklarda ulusal bir bilinç ve duygu oluşturmalı, onların insanlığın evrensel değerlerini sezinlemesine katkı sağlamalıdır. Çocuklara, siyasî iletiler taşıyan, anlamlandıramayacakları sorumluluklar veren, dinsel konuları işleyen şiirler okunmamalı ve okutulmamalıdır.

YİRMİ ÜÇ NİSAN
Yirmi Üç Nisan
Kalplerde açan
Ata gülüdür
Bize armağan.

Yirmi Üç Nisan,
Yirmi Üç Nisan.

Bizim bu bayrak,
Bizim bu toprak.
Kurdu kuşu hür,
Bizler şen şakrak.

Yirmi Üç Nisan,
Yirmi Üç Nisan.

Çocuklar gelin,
Gülün eğlenin.
Bayram günüdür
Bütün ülkenin

Yirmi Üç Nisan,
Yirmi Üç Nisan. ( Coşkun ERTEPINAR)

ATATÜRK
O bizleri çok severdi
Bize özel bayram verdi
Güç görünen bütün işler
O yapınca oluverdi.

Geceyi gündüze kattı
Kötüleri yurttan attı
Güneşimiz oldu bizim
Yurdumuzu aydınlattı. (Zekeriya KAYA)

Uygulama: Şiirlerde, çocuklara ulusal günlerimizin coşkusu, heyecanı abartıya kaçılmadan, çocukların doğasına uygun bir anlatım dili ve güzelliğiyle sunulmalıdır. Özellikle, ulusal günlerimizde çocukların şiir okuma isteği de göz önünde bulundurularak eğitim uygulamalarında, ses örüntüsü açısından hoşlanma duygusu uyandırabilecek ve bellekte kolayca saklanabilecek şiirlerle çalışılmalıdır.

Yirmi Üç Nisan şiiri okunurken dizelerdeki duygu, düşünce ve coşku söyleyişe yansıtılmalı, koro çalışmalarıyla sözcük ve dizelerin söylenişinde bir birlikteliğe ulaşılmalıdır. Önce, dörtlükler öğretmen tarafından seslendirilmeli, "Yirmi Üç Nisan / Yirmi Üç Nisan" dizeleri grup olarak koro biçiminde söylenmelidir. Çocukların şiiri yeterince yinelemelerinden sonra, varsa istekli olanlara dörtlük ya da dörtlükler söyletilerek ara dizeler toplu biçimde seslendirilmelidir. Çalışmalar ilerledikçe, şiirin tamamım ezbere okumak isteyen çocuklara da fırsat tanınmalı, şiir okuyan çocukların grup tarafından dikkatli bir biçimde ilgiyle izlenmesi ve dinlenmesi sağlanmalıdır.

Atatürk'le ilgili şiirler, okulöncesi öğretim uygulamalarında, çeşitli ünitelerle ilişkilendirilerek çocuklara okunabilir. Ancak, özellikle ulusal günlerimizin kutlanması etkinliklerinde çocukların, Atatürk'ü konu alan düzeylerine uygun şiirleri okumalarına zaman ayrılmalı; yapılacak koro ve solo çalışmalarıyla da şiirlerin anlam yükü çocuklara sezinletilmelidir.

. Okulöncesi dönemdeki çocukların geniş ilgi alanları, zengin düşsel boyutlarıyla her gün yenilenir. Yenilenen gereksinmelerin içinde gülme, eğlenme, heyecanlanma ve keşfetme isteği önemli bir yer tutar. Bilmediği, ulaşamayacağı, gerçekleştiremeyeceği yaşantıları, düş gücünün arzuladığı bütün deneyimleri yaşamak ister. Masal ve şiir çocuklara bu deneyimleri yaşatan, onların bu gereksinmelerini yanıtlayan anlatılardır. Bu dönemde, çocukların sürekli çeşitlenen beklentileri masal ve şiir okuma çalışmalarıyla yanıtlanmalı; yapıtların sunduğu duygu, düşünce ve olaylar çeşitli etkinliklere konu edilmelidir. Sözgelişi, Yıldızların Oyunu adlı şiirle ilgili ön hazırlık çalışmaları yapıldıktan, diğer bir söyleyişle şiirin çocukların duygu, düşünce ve düşlerini dışa vuran müziksel yapısı yeterince sezdirildikten sonra, şiirin ilk dizeleri önce öğretmen, daha sonra istekli öğrenciler tarafından soru tümceleri biçiminde gruba yöneltilerek gruptan da ikinci ve üçüncü dizelerde belirtilen yanıtları vermeleri istenebilir. Şiirin çocuklar tarafından yeterince tanınmasından sonra da bireysel okumalar gerçekleştirilebilir; oyunlaştırma çalışmalan yapılabilir. Söylenenler, kitabımıza alınan diğer şiirler ya da öğretmenlerce seçilecek uygun örnekler için de çeşitlendirilerek uygulanabilir. Böylece, dilimizin olanaklarıyla kurgulanmış metinler ile çocuklar arasında ilk "anlamlı etkileşim" süreçleri de başlatılmış olur.

YILDIZLAR OYUNU
Yıldızlar neye yarar
Geceyi süslemeye.

Yıldızlar neye yarar
Büyümesine
Bütün bitkilerin.

Yıldızlar neye yarar
Yol göstermeye
Karanlık basar basmaz.

Yıldızlar neye yarar
Çocukların uyumasına. (Fazıl Hüsnü DAĞLARCA)


DALGALAR OYUNU
Hey der
Hey Hey Hey
Dalgaların babaları
Dalgaların dedelerine
Hey der
Hey Hey Hey

Kalk der
Kalk Kalk Kalk
Denizlerin dibine
Dalgalar
Kalk der
Kalk Kalk Kalk

Şahlan der
Şahlan Şahlan Şahlan
Dalgaların yiğitleri
Dalgaların devlerine
Şahlan der
Şahlan Şahlan Şahlan (Fazıl Hüsnü DAĞLARCA)


UYKU
Bana çiçek gönderme
Bir kuş ağacı gönder
Dallarında gezinsin
Kül rengi güvercinler

Konsunlar yastığıma
Uyutmak için beni
Sırtlarında kuş tüyü
Gagalarında ninni

Kaldırıp yatağımı
Uçursunlar göklere
Kendimi yıldızlarda
Bulayım birdenbire

Bana çiçek gönderme
Bir kuş ağacı gönder
Alnıma dokunanlar
İyileşmiş desinler (Ülkü TAMER)

ŞİİR OKUMA ETKİNLİKLERİNDE GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMASI GEREKEN İLKELER

Okulöncesi öğretim uygulamalarında, öğretmenin şiir okuma, çocuklara şiir okutma ve ezberletme etkinliklerinde bazı eğitim ilkelerine uyması gerekir:

1. Şiir okuma ve dinleme etkinlikleri çocukların istekle ve severek katıldığı etkinliklere dönüştürülmeli; çocuklara şiir dilinin etkisini ve duygulandırma gücünü duyumsatmak, yaşatmak temel amaç olmalıdır. Başka bir söyleyişle, öğretim sürecinin işlevi, çocuklara şiiri sevdirme, ondan tat alma alışkanlığı kazandırma ve şiirin kendilerini anlatabilmenin bir aracı olduğunu sezdirebil-mek olmalı; yapılan çalışmalar oyun etkinliklerinin bir parçası durumuna getirilmelidir. Özellikle, şiirin bir bütün olarak seslendirildiği etkinliklerin klasik müzikle desteklenmesinin, şiirin etkileme gücünü ve dinlenilebilirliğini artıracağı bilinmelidir.

2. Şiirler öğretmen tarafından seslendirilmeli; vurgu, tonlama, ulama gibi söyleyiş kurallarına uygun bir okuma yapılmalıdır. Söyleyişe katılan bedensel hareketler, jest ve mimikler ölçülü ve doğal olmalıdır. Öğretmenlerin şiirleri ilkelere uygun okuma başarısı ile çocukların şiir sevgisi edinmeleri arasında güçlü bir ilişkinin olduğu bilinmelidir. Bu gerçekten hareketle, öğretmenler, öğrencilere okuyacağı şiirler için önceden okuma hazırlığı yapmalı; şiirlerdeki sözcüklerin doğru boğumlandırılması, ses tonunun metnin anlamına ve duygusuna göre ayarlanması gibi beceriler bu hazırlıklarla pekiştirilmelidir. Çocukların, sözcük ve tümceleri doğru seslendirmeleri için öykünebilecekleri modellere gereksinim duydukları, yaşamlarının bu evresinde onlar için en etkili uyaranın öğretmen olduğu gerçeği sürekli göz önünde bulundurulmalıdır. Bu amaca katkı sağlamaya dönük olarak, çocuklara klasik müzik eşliğinde, ilkelere uygun biçimde seslendirilmiş, onların beğenilerine seslenen şiirler ka-setçalardan da dinletilebilir.

3. Çocukların şiir okurken gereksiz, ölçüsüz bağırmamaları için uygun dönütler verilmeli; ancak, öğretmen tarafından yapılacak düzeltmeler, verilecek dönütler onların kendi kişilik özelliklerini ve yaratıcı yetilerini sergilemelerine engel olmamalıdır. Yalın bir belirlemeyle, çocukların söyleyiş yanlışları düzeltilmeli; ancak kendilerine özgü davranışlarla anlatımlarını zenginleştirmelerine fırsat tanınmalıdır.

4. Şiir dinleme ve şiir okuma isteği duyan bir çocuk için, dinleme ve konuşma becerilerinin edinilmesi ve geliştirilmesi sürecinin başladığı söylenebilir. Bu nedenle şiir çalışmaları kendini anlatma, toplum karşısında heyecam kontrol etme, başkalarını dinleme gibi iletişim becerilerinin edinilmesi için bir ön hazırlık olarak da düşünülmelidir.

5. Şiir, sözcüklerin ve dizelerin oluşturduğu ses örüntüsü ve anlamsal dokusuyla çocukları dilin anlam ve duygulandırma gücüyle buluşturur. Bu buluşma, çocuklarda şiir diline karşı hoşlanma duygusu uyandırırsa, şiir-çocuk etkileşiminde süreklilik sağlanabilir. O nedenle, şiir çalışmaları için seçilecek örnekler gereken özellikleri taşımalı; çalışmalarda çocukları etkinliğin bir parçası durumuna getirecek eğitsel önlemler alınmalıdır.

6. Çocuk şiiri, çocuğun duygu ve düşüncelerinin, düşlerinin sözcüklerle eyleme geçmiş biçimidir. Sanatçı duyarlığı ve sözcüklerin özgün bileşimi şiirin yapı taşlarım oluşturur. Şiirlerin, düzyazı biçimine getirilerek okunması, şiir ile düzyazı arasındaki anlamsal ve dilsel farkın anlaşılmasına engel olur. Şiirin temel yapısının bozulmasına yol açar. Bu nedenle, şiir çalışmalarında böyle bir uygulamaya kesinlikle başvurulmamalıdır.

7. Şiir okuma çalışmaları, çocukların kendilerini gerçekleştirmesine olanak sağlayacak oyunlaştırma, şiir konularıyla ilgili çocuk şarkıları söyleme ve resim çalışmaları yapma gibi etkinliklerle bütünleştirilmelidir. Özellikle, şiirlerin uyandırdığı, çağrıştırdığı anlamlardan yola çıkarak çocukların duygu ve düşüncelerini çizgi ve renklerle yansıtması çalışmalarına yeterli zaman ayrılmalıdır. Eğitim etkinliklerine öğretmenin okuyacağı bir şiirle de son verilebilir. Öğretmenin, "Bugün, sizi okuyacağım güzel bir şiirle evlerinize uğurlamak istiyorum" gibi bir sözle ya da çocukları şiir dinlemeye isteklendirecek başka bir giriş tümce-siyle bir şiir okunabilir. Bu şiirlerin, çocuklar tarafından anlamlarının tam olarak kavranmasından daha çok, ses örüntüsüyle işitme duyusuna seslenen, Türkçemi-zin anlatım güzelliğini yansıtan örnekler arasından seçilmesine özen gösterilmelidir. Öğretmen de sözcüklerin -dinlenmekten zevk alınacak- uyumunu sesiyle çocuklara yansıtmayı başarabilmelidir.

Şimdi de günlük etkinliklerin sonunda okunabilecek birkaç şiir örneği sunalım:

BİZ OKURUZ
Biz okuruz
Biliyoruz
Okumak, görmek demek
Tanımak insanları
Doğayı sevmek demek.

Biz okuruz
Biliyoruz
Okumak, yücelmek demek
Yürüyüp adım adım
Doğruyu bulmak demek.

Biz okuruz
Biliyoruz
Okumak sevmek demek
En zor olanı başarmak
Kendini bilmek demek. (Ayla ÇINAROĞLU)

ÇARPIŞAN GÜZELLİKLER
Rüzgâr buluta çarpıyor
Serinlik göklere.

Bulut dağa çarpıyor
Umut yüreğe.

Yağmur toprağa çarpıyor
Türkü gönüllere.

Balık denize çarpıyor
Güneş pencereye.

Sevinç güzelliğe çarpıyor
Sevgi şiirlere...                 (Ahmet UYSAL)

TÜRKİYE
Türkiye bir sıcak ülke
Güneşi kocaman bir nar.

Dağı dağ, denizi deniz
İnsanı insana bakar.

Ayca konuşur, yıldızca
Bozkırda telli kavaklar.

Uzar yanık türkülerle
Yayla kokuşlu ırmaklar.

Suskun bir sızı gibidir
Gün sonu tüten ocaklar.

Türkiye sonsuz mu sonsuz
İçimdeki özlem kadar

Türkiye bir uzak pınar
Her gece uykuma akar. (Tahsin SARAÇ)

SESLER NEREYE GİDER
Bir kuşun ötüşü
Uçar kuşla beraber
Kuş ağaca konar
Ötüşü nereye gider?

Bir damla düşer
"Şıp-"
Karışır suya
"Şıp" nereye gider?

Bulutlar rüzgâra verir sesini
Rüzgâr yapraklara
Yağmur yağar, rüzgâr susar
Sesler nereye gider?

Bir türkü söylerim
Yüreğimden kopar gibi
Yükselir sesim
Türküm nereye gider? (Ayla ÇINAROĞLU)

BAHARIN GÜZELLİĞİ
Baharın güzelliğine
Dayanamadı toprak
Yeşillendi.

Baharın güzelliğine
Dayanamadı ağaç
Çiçeklendi.

Baharın güzelliğine
Dayanamadı kuş
Dillendi.

Baharın güzelliğine
Dayanamadı kar
Eridi.
Dereye indi.

Baharın güzelliğine
Dayanamadı bulut
Yağmur oldu
Elendi.                 (Mehmet Necati ÖNGAY)

FABL

Kahramanları genellikle hayvanlar ve bitkilerden seçilen ve bir ahlâk dersi veren öykülere fabl denir.
Çocuklar, hayvan, bitki ve eşyaların insana özgü beceriler sergiledikleri anlatıları dinlemek ve okumaktan çok hoşlanırlar. Fabl kahramanlarının konuşması, insan gibi davranması çocukların ilgisini çeker. Onların başından geçen, çoğunlukla kısa ve canlı konuşmalarla aktarılan gülünç olaylar çocukları eğlendirir.

Okulöncesi dönemde çocuğa okunan fabllerdeki heyecan ve gülmece öğeleri, çocuklann dinleme isteğini güdüler; dikkatini okuyana ve söylenenlere yoğunlaştırır.

Fabl Çalışmalarında Göz Önünde Bulundurulması Gereken İlkeler

. Öğretmen, fablleri çocukların dinleme isteğini canlı tutabilecek biçimde okumalıdır. Bunun için, öyküdeki heyecan ve gülmece öğelerini vurgu, tonlama, durak gibi söyleyiş özellikleriyle yansıtabilmeli; söz, jest, mimik uyumu ve bedensel hareketlerini de okuma eylemine katabilmelidir. Aynı fabl, çocuklara değişik zamanlarda, uygun eğitim ortamları yaratılarak okunabilir. Fabldeki olay ve kahramanların özellikleri çocuklar tarafından yeterince kavrandıktan sonra oyunlaştırma çalışmalarına geçilmelidir.

. Etkinlikler için seçilecek fabller kısa olmalı ve okulöncesi dönemdeki çocuklar tarafından kolayca oyunlaştırılabilecek özellikler taşımalıdır. Eğitim uygulamalarında; şiddet öğesi içeren, kahramanların başından geçen olaylarda şiddeti olumlayan ve doğallaştıran fabller kullanılmamalıdır.

. Oyunlaştırma çalışmalarında, çocukların öyküdeki kahramanların yarattıkları olaya uygun konuşmalar yapmaları beklenir. Bu çalışmalarda asıl amaç, çocukların kendi düş güçlerine göre olayı canlandırmaları ve kahramanları konuşturmaları olmalı; oyunlaştırma etkinliklerinde istekli öğrencilere öncelik tanınmalıdır. Çalışmalarda, gruptaki çocukların gülmesi, eğlenmesi, duygu ve düşüncelerini açıklayabilmesi temel ilke olarak benimsenmeli; bunu sağlayacak eğitim ortamının yaratılması ise öğretmenin sorumluluğu olmalıdır.

. Fabllerin ele aldığı konular oluş sırasına göre, resimlerle öykü kartlarına yansıtılabilir. Kartlar sırasıyla gösterilerek çocuklardan, resimlerdeki olayları anlatmaları istenebilir. Daha sonra resimlere konu edilen fabl çocuklara okunabilir. Bu çalışmalar, çocukların gördüklerini anlamlandırabilmeleri, olaylar arasında bağlantılar kurabilmeleri açısından uygun eğitim ortamları yaratır. Çocukların konuşma becerilerinin gelişmesine katkı sağlar.

. Çalışmalar, çocukların fabllerdeki kahramanların başından geçen olayları çizgi ve renklerle anlattıkları etkinliklerle çeşitlendirilmeli; çocuklara, yaptıkları resimler üzerinde konuşabilmeleri için yeterli zaman verilmelidir.

. Fabllerdeki varlıklar (tavşan, leylek, fare, kertenkele, kaplumbağa, elma, trafik lambası vb.), çocuklara oyun hamuru, elişi kâğıtları ya da atık malzemeler kullandırılarak gerçekleştirilen etkinliklere konu etme yoluyla somutlaştırılabilir. Şimdi de okulöncesi eğitim uygulamalarında çocuklara okunabilecek ve oyunlaştırılabilecek özellikler taşıyan fabl örnekleri verelim:

AKILLI KEÇİLER

İki keçi
Daracık bir köprü üstünde karşılaştı.
İkisi de birbirinden inatçı:
-Önce ben geçeyim.
-Önce ben geçeyim, derken
Cumburlop dereye düşüverdi
İkisi birden. Canlarını zor kurtardılar.
Sonraki günlerde bir gün gene Karşı karşıya geldiler
Aynı köprü üstünde.
Bu kez akıllandılar ya:
-Buyrun geçin, yol sizin.
-Önce siz buyrun efendim.
-Yoo, siz geçiniz önce.
-Sizgeçin önce, rica ederim...
Onlar böyle nezaketle
Yol veredursun birbirine
Bir tavşan, bir kirpi
Bir sincap, bir tilki
Bir karınca ordusu
Birçok böcek, kertenkele
Ve dahası yaşlı bir kaplumbağa
Geçtiler köprüden salına salına.
Baktı ki keçiler
İşe yarar bir yöntem değil bu da.
Sonunda kafa kafaya verdiler
Ve birer trafik lambası diktiler
Köprünün iki başına.
Ooh, işte şimdi
Herkes geçeceği zamanı biliyor
Köprüden sırayla geçiyor. (Ayla ÇINAROĞLU)

KERTENKELE VE TİMSAH

Bir gün yavru kertenkele
Der ki, "Anne, gel bir hele,
Irmağa bak, şu yıkanan
Ağabey ne kocaman.
Haydi onunla bir konuş,
Ne yemiş de böyle olmuş?
Cüce kalmışım sayende,
Dev olmak isterim ben de."

Annesi telaşla der ki,
"Timsaha özenmek neyine,
Sen önce bak gökyüzüne.
Yem olmadan şu leyleğe
Çabuk ol da gir evine." (Ömer Lütfü ŞADOĞLU)

ASLANLA FARE

Herkes herkese yardım etmeli,
Ben büyük o küçük dememeli.
İki masalım var bunun üstüne,
Başka da bulurum isteyene .

Aslan toprakla oynuyormuş bir gün;
Bir de bakmış pençesinde bir fare,
Aslan, aslan yürekliymiş o gün,
Kıymamış canına, bırakmış yere.
Boşuna gitmemiş bu iyiliği.
Kimin aklına gelir,
Farenin aslana iyilik edebileceği?
Etmiş işte, hem de canını kurtarmış.
Günün birinde aslan
Biraz çıkayım derken ormandan,
Düşmüş bir tuzağa,
Ağlar içinde kalmış;
Kükremiş durmuş boşuna,
Bereket fare usta yetişmiş imdada:
Bu iş kükremekle değil,
Kemirmekle olur demiş.
Başlamış incecik dişlerini işletmeye
Gelmiş ipin hakkından kıtır kıtır.
Bir ilmik kopunca ağdan hayır mı kalır?
Sabır, biraz da zaman
Güçten öfkeden daha yaman. (La FONTAİNE)


ÇÜRÜK ELMA

Alımlı bir elma, kırmızı, iri.
Bir sızı duymuş yüreğinde,
"Eyvah, hapı yuttum" demiş,
"Tünel açıyor kurdun biri."
Derken ağaca çıkmış bir oğlan,
En kırmızısı bu ya, Koparıp ısırmış yanağından.
Ağzına alır almaz Elmayı atmış çocuk.
"Gittik de çürüğünü bulduk."
"Vay başıma gelenler" demiş kurt,
"Ne hale geldi bizim yurt."
Doğrusu bu iş yaramış sineğe,
Bayılırmış elmanın çürüğüne.
Asalakların
Kimi sevinmiş, kimi saçını yolmuş.
Olan boynu bükük elmaya olmuş.  (Ömer Lütfü ŞADOĞLU)

İKİ YUVA

Sordum bir gün arıya:
"Yok mu senin bir yuvan?"
Vızıldayıp gösterdi
Bana koca bir kovan.

Dönüp sordum serçeye.
"Ya seninki nerede?"
Cik cik dedi:
"Benimki Dal üstünde tepede."

Annem bana o akşam
Öğütler veriyordu.
Güzel güzel dinledim,
Bana şöyle diyordu:

"Senin yuvan ikidir:
Biri okul, biri ev.
Kıymetini iyi bil,
Sev onları, çok çok sev."
  (Hakkı SUNAT)

BOĞANIN BOYNUZUNDA BİR SİVRİSİNEK

Bir sivrisinek yolda gidiyormuş, uça uça. Bakmış boğa da gidiyor. Hemen boynuzlarından birine konmuş boğanın. Varacağı yere yaklaştığında boynuzdan kalkmış; giderayak boğaya:
"Ah, seni kimbilir ne yordum, ne ağırlıklar verdim? Kusura kalma e mi? İşte utandım, gidiyorum" demiş.
Boğa gümbür gümbür gülmüş sivrisineğe:
"Ben senin geldiğini bile duymadım ki a sivrisinek" demiş. "Nerde kaldı gideceğini duyayım!" (Kısaltılmıştır.)

EZOP MASALLARI

Özet

Şiir, insan ve yaşam gerçeğini, sanatçının, yorumuyla ve dilin olanaklarını yeniden yaratmasıyla oluşturduğu bir anlatıdır. Yaşantımızı zenginleştiren sanatlardan biridir. Çocuklara şiir ezberletip okutmakla iyi bir anadili ve sanat eğitimi verilebilir. Düş gücü ve bellek eğitimi için de bu çalışmaların çok yaran vardır. Şiir okutup ezberletmenin toplumsal eğitimde önemli bir yeri olduğu bilinir. Çocuk topluluk karşısında şiir okuyarak kendine olan güvenini geliştirir. Bu çalışmaların başka bir yaran da çocuklara şiir aracılığıyla ulusal ve evrensel değerler tanıtılıp duyumsatılabilir.

Okulöncesi dönemindeki çocuklara seslenen şiirlerin kısa olması, sözcüklerin yarattığı ses örüntüsünün kulağa hoş gelmesi, okuyanı duygulandırabilmesi gereklidir. Ay-nca şiirdeki duygu ve düşüncelerin çocuğun dünyasına özgü bir hare içinde dile getirilmiş olmasına dikkat edilmelidir. Şiir konulan da çocuğun yakın çevresinden alınmalıdır. Anne, baba, dede, öğretmen, arkadaş gibi çocuğun yaşamında yer alan kişiler; ağaç, kuş, kedi, köpek gibi her zaman karşılaşabileceği varlıklar; doğa olaylan, yiyecekler, içecekler şiirlere konu olabilir. Çocuklara okutulacak şiirler çocuksu ürünler değil, çocuğa uygun ürünler olmalıdır. Aksi takdirde çocuklarda şiire karşı bir isteksizlik ortaya çıkar. Doğru örnekler seçilerek etkili bir okuma ile yapılacak çalışmalar, okulöncesi çocukların eğitiminde şiirden en üst düzeyde yararlanmayı sağlayacaktır.

Yazarlar: Editör: Yard. Doç. Dr. Zeliha GÜNEŞ, Doç. Dr. Selahattin DİLİDÜZGÜN, Doç. Dr. Sedat SEVER, Yard. Doç. Dr. Ali ÖZTÜRK, Dr. Ömer ADIGÜZEL