72. Koğuş- Orhan Kemal

72. Koğuş

72. Koğuş- Orhan Kemal

Orhan Kemal‘in uzun hikâyesi (1954). Olay, İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir cezaevi koğuşunda geçer.

Çoğu türlü hırsızlıklardan yatmakta olan bu “yoksul, pis Adembaba’lar” arasında, babasını öldürmüşleri öldürmekten hükümlü Rizeli Ahmet Kaptan’a bir gün, hemen hemen unuttuğu yaşlı anasından yüz elli lira gelir. Cömert Kaptan, koğuştaki dostuna, düşmanına yardım eder.

Adembabalar geliri artırmak için, zengince öbür koğuşlardaki kumar tutkusuna kaptanı da zorlarlar. Kaptan boyuna kazanır, kazandıklarıyla da koğuş arkadaşlarına yatak, yorgan, üst baş alır, koğuşu onarır.

Cezaevi meydancılarından Bobi, kaptandan ayrıca para çekmek için kadınlar bölüğündeki Fatma’nın ağzından bir aşk mektubu yazar, oynanan oyundan habersiz kaptan, Bobi’ye beklediği bahşişi verir, oyun devam eder. Kaptan, Fatma’ya tutulmuştur, yemeden, içmeden kesilir. Günü dolar, cezaevinden çıkar. Fatma ve kaptan yakında bir af çıkıp bırakılacağı, Fatma’sına kavuşup mutlu bir yuva kuracağı hayalleriyle aylarca avunur.

Para kaynakları kuruduğu için koğuştakiler, kaptan’dan koparlar. Fatma’nın gidişinden sonraki üçüncü kışta bir gün 72. koğuşa uğrayan gardiyanlar, kalın parmakların pencere demirlerini sımsıkı kavramış, kaskatı donmuş bulurlar kaptan’ı.

72. Koğuş, ilkin on bir başka hikâyeyle birlikte basılmıştı, ikinci baskıda (1953) tek başına bir kitap oldu, Orhan Kemal bu eserini oyun biçimine de soktu, sahnelerde oynattı; bu oyunun kitabı da basılmıştır (1967). İlk baskıdaki, yazarın en güzel hikâyelerinden biri olan Abla, İşsiz (1966) kitabına Kömürcü başlığıyla alınmıştır. Gene o ilk baskının Numaracı, Üzüntü ve Pervin hikâyeleri de İşsiz kitabında bulunur.

————————
“Toplum düzensizliğinden gelen birer itilişle 72’nci Koğuş’a düşmüş insanlar, sefaletin, insan haysiyetsizliğinin uçurumlarına yuvarlanmışlardır. Ama yuvarlanmışlardır ne olursa olsun. Yuvarlanmışlar, insanlıklarından çok şeyler kaybetmişlerdir. İtilmek, kakılmak, hor görülmek… Ellerine üç beş kuruş sıkıştırıldığı zaman, gözlerini kırpmadan birbirlerini kahpece vurabilirler. Bütün bunlar yalnız 72’nci Koğuş’ta değil, yaşadığımız dünyanın neresinde olursa olsun böyledir. ‘Aç it, fırın yakar…’ 72’nci Koğuş, somut olduğu kadar soyut bir dramdır derim. Onda yalnızca Kaptan’ın, Berbat’ın ve ötekilerin değil, insanoğlunun olanca kirliliği yanındaki gururu, direnişi, kafa kaldırışının destanı vardır. Ya da ben böyle bir şey yapmak istedim.”

Orhan Kemal

Benzer İçerikler:

Başa dön tuşu