Kul Himmet

Kul Himmet (Halk ozanı)

Kul Himmet Kimdir? Kul Himmet’in Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri, Şiirleri

Kul Himmet

Kul Himmet, 16’ncı yüzyılın sonlarında Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Görümlü köyünde (şimdilerde Akarçay Görümlü beldesi) doğdu. 17’nci yüzyılın ilk yarısında öldü.

Coşkulu deyişleriyle tanınan ve Hatayî ile Pir Sultan‘dan sonra gelen üçüncü büyük Alevi-Bektaşı şairi.

Pir Sultan ile yakın arkadaştı. Onun asılmasından sonra uzun süre saklandı. Şiirlerinde tarikat kurallarını her kültür düzeyinden Alevi-Bektaşilerin anlayabileceği bir yalınlıkla anlattı. Bazı şiirleri asıl isimleri İbrahim ve Hacik Kız olan “Kul Himmet Üstadım” takma isimli şairler ve başka Himmetlerin yazdıklarıyla karıştı. Kul Himmet’le ilgili bilgi ve şiirleri Cahit Öztelli, “Pir Sultan’ın Dostları” (1984) adlı kitabında derledi.

XVI. yüzyılın ikinci yarısıyla XVII. yüzyılın başlarında yaşadığı tahmin edilen Kul Himmet, Alevî Bektaşî Edebiyatı‘nın önemli şairlerinden birisidir. Türbesi; Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Varzıl/Görümlü Köyü’ndedir. Kul Himmet’in torunları hâlâ bu köyde yaşamaktadırlar. Burada bulunan Şahinli aşireti Kul Himmet’in ocağıdır. Ölümünün ne zaman ve nasıl olduğu hakkında elimizde belge yoktur. Fakat kendi köyünde yattığı düşünülerek normal bir ölümle hayata gözlerini yumduğu kuvvetle muhtemeldir.

Daha yaşarken Alevî çevrelerinde büyük bir şöhrete sahip olan Kul Himmet, Pir Sultan’ın etkisinde kalan güçlü bir sanatçıdır. Nefesler, düvaz imamlar, destanlar, ağıtlar söyleyen Kul Himmet; mükemmel bir tekke öğrenimi, edebiyat bilgileri, İslam tarihi, evliya menkıbeleri, tarikat kuralları gibi çağının kültür ve bilgisini çok iyi öğrenmiştir. Sanat gücü yanında, siyasî girişimlerinde ise, adı etrafında bazı efsanelerin oluşmasına yol açılmıştır. Hemen hemen her cönkte bir iki nefesi yazılıdır. Ona karşı duyulan bu geniş bir sevgi sonunda XIX. yüzyılda yetişen bir âşık, onun adını mahlas olarak almıştır.

Kul Himmet’in şiirleri tam olarak tespit edilememiştir. Ancak bu konuda da bazı çalışmalar yapılmaktadır. Güçlü bir mutasavvıf şairdir.

Kul Himmet Türbesi

Kul Himmet’in Şiirlerinden Örnekler

Ali Çağırır

Yolcu oldum yola düştüm
Yollarım Ali çağırır
Bülbül oldum gül’e düştüm
Gül’lerim Ali çağırır

Bu haneye mihman gelmişim
Kah ağlayı kah gülmüşüm
Bahr-ı ummana dalmışım
Göllerim Ali çağırır

Kul Himmet’im aşka düştü
Aşk deryası boydan aştı
Virdimiz Aliye düştü
Dillerim Ali çağırır

Seyyah Olup Şu Âlemi Gezerim

Seyyah olup şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkarımca okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

İki elim gitmez oldu yüzümden
Ah ettikçe yaşlar gelir gözümden
Kusurumu gördüm kendi özümden
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Bozuk şu dünyanın temeli bozuk
Tükendi daneler kalmadı azık
Yazıktır şu geçen ömre yazık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kul Himmet üstadım ummana dalam
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum şal giydim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Dün Gece Seyrim İçinde

Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali’yi gördüm
Eğildim niyaz eyledim
Düldül’ün nalini gördüm

Kanber’i durur sağında
Salınır cennet bağında
Ali, Musa Turdağı’nda
Ben dedem Ali’yi gördüm

Üç çerağ yanar sisede
Arslanlar gizli meşede
Yedi iklim dört köşede
Ben dedem Ali’yi gördüm

Yüce dağlar boran coşkun
Kul Himmet aşkına düşkün
Cümle meleklerden üstün
Ben dedem Ali’yi gördüm

Aklım Fikrim Yâr Eyledim

Aklım fikrim yâr eyledim ben bana
Öğüt verdim deli gönül almadı
Bir kileciği var almış eline
Dünyayı içine koydum dolmadı

Alması farz imiş sünnettir selâm
Hak nurdan yaratmış yaz dedi kalem
Bir çiçek yarattı ol Rabb’ül-âlem
Anı kokulayan mahrum kalmadı

Var bir pire eriş serseri gezme
Gözet gözün önün yolundan kalma
Değme bir dükkâna yükünü çözme
Bunda çok bazergân assi kalmadı

Gençlik yaza benzer kocalık güze
Yüreğim başlıdır dertlerim taze
Boynun eğ de hizmet eyle üstâza
Şeytan benlik ile menzil bulmadı

Kul Himmet’in deste gülü elinde
Daima zikreder Hakk’ı dilinde
Bir güzel sevmişim Hakk’ın yolunda
Hayali gönülden zail olmadı

Gâfil Gezme Şaşkın

Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün
Dünya kadar malın olsa ne fayda
Söyleyen dillerin söylemez olur
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda

Bir gün seni götürürler evinden
Hakkın kelamını kesme dilinden
Kurtulmazsın Azrailin elinden
Türlü türlü yolun olsa ne fayda

Sen söylersin söz içinde sözün var
Çalarsın çırparsın oğlun kızın var
Şu dünyada üç beş arşın bezin var
Tüm bedesten senin olsa ne fayda

Kul Himmet Üstadım gelse otursa
Hakkın kelâmını bile getirse
Dünya benim deyip zapta geçirse
Karun kadar malın olsa ne fayda

Benzer İçerikler:

Başa dön tuşu