Kitap

Seviyye Talip Romanı – Halide Edip Adıvar

Halide Edip Adıvar’ın Seviyye Talip Romanının Yapı Unsurları Bakımından İncelenmesi

Seviyye Talip – Halide Edip Adıvar

Seviyye Talip, Halide Edip Adıvar‘ın ilk defa 1910 yılında yayınlanan romanıdır. Aşağıdaki inceleme eserin Arap harfli Osmanlı Türkçesi ile 1910 yılında yayınlanan ilk baskısından hareketle yapılmıştır.

Eserin Künyesi

  • Eserin adı: Seviyye Talib
  • Günümüzde kullanılan adı: Seviye Talip
  • Yazarı: Halide Salih — sonradan kullandığı adıyla Halide Edip Adıvar
  • Türü: Roman
  • İlk basım yılı: 1326 / 1910
  • İlk basım yeri: Bursa
  • Matbaa: Hüdavendigâr Vilayeti Matbaası
  • Alfabe: Arap harfli Osmanlı Türkçesi
  • Anlatım biçimi: Günlük ve mektuplardan yararlanılan birinci kişi anlatımı
  • İlk baskının sayfa sayısı: Kitabın basılı numaralandırmasına göre yaklaşık 160 sayfa

Eser için kaynak: Seviye Talib – TBMM Kütüphanesi Açık Erişim Sistemi

Romanda Olay Örgüsü

Roman, “Avdet” başlıklı bölümle başlar. İngiltere’de üç yıl kalan Fahir, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra (1908) İstanbul’a döner. Sirkeci’de ekspres trenden inerken başka bir yolcuyu karşılayan zarif bir kadın görür ve ailesine gelişini haber vermemiş olmaktan pişmanlık duyar. Ancak ailesine haber vermemesinin altında, karısı Macide’nin giyimi ve davranışları yüzünden arkadaşı Numan’ın yanında mahcup olma korkusu bulunmaktadır.

Fahir’in bu düşüncesi, onun roman boyunca görülecek temel çelişkisini daha başlangıçta ortaya koyar: Kadınların gelişmesini ve özgürleşmesini savunmasına rağmen onları kendi ölçülerine göre değerlendirmekte, Macide’yi olduğu gibi kabul etmek yerine değiştirilmesi gereken bir kişi olarak görmektedir.

Fahir, halasının kızı Macide ile evlidir. İngiltere’ye gittiği sırada Macide on yedi yaşlarında genç bir kadındır. Fahir’in yokluğunda oğulları Hikmet dünyaya gelmiştir. Macide’nin mektupları ev ve çocukla ilgili kısa bilgilerden oluştuğu için Fahir, karısının kendine özgü bir fikir ve ruh dünyası bulunup bulunmadığını sorgular.

Meşrutiyet’in ilanı, Bosna-Hersek’in ilhakı, Bulgaristan’ın bağımsızlığı ve Girit meselesi Fahir’in ülkesine dönme arzusunu güçlendirmiştir. İngiltere’de gördüğü düzenli toplum hayatını Osmanlı hayatıyla karşılaştırırken bir ülkenin ilerlemesinde kadının eğitimini temel meselelerden biri olarak görmeye başlar.

Fahir eve döndüğünde Macide’yi, annesiyle birlikte çocuğuna bakan, sade ve güzel bir kadın olarak bulur. Macide’ye karşı eski düşünceleri bir süre yumuşar. Fakat kısa zamanda onun eğitimiyle ilgilenmeye, giyimini değiştirmeye ve kendisine göre çağdaş bir kadın hâline getirmeye çalışır.

Macide başlangıçta kocasının düşüncelerine karşı çekingen ve muhafazakâr davranır. Kadınlarla erkeklerin birlikte bulunduğu toplantılara katılmak istemez. Kendini bir “Türk kızı” olarak tanımlar ve yabancı erkeklerin bulunduğu çevrelere çıkmayı uygun görmez. Fahir ise ona hürriyet, vatan, millet, din, kadın eğitimi ve çocuk terbiyesi hakkında düşüncelerini anlatır.

Fahir’in okul yıllarından beri arkadaşı olan Numan’ın evlenmesi, Macide’nin kapalı aile çevresinden daha geniş bir toplumsal çevreye girmesine vesile olur. Numan ile karısı Samime’nin evinde kadınlarla erkekler birlikte bulunmakta, müzik dinlenmekte ve çeşitli meseleler konuşulmaktadır.

Seviyye’nin olaylara katılması

Romanın 32. sayfasında “Seviyye Talib” başlığı görülür. Fahir, Numan aracılığıyla Seviyye’nin yaşadıklarını öğrenir.

Seviyye, kültürlü, müzikle ilgilenen ve kendi kararlarını verebilen güçlü bir kadındır. Talip’le evlidir; fakat evliliği zamanla ruh ve fikir ortaklığını kaybetmiştir. Seviyye, müzik öğretmeni Cemal’e âşık olmuş ve Talip’ten boşanmak istemiştir. Talip boşanmayı kabul etmeyince Seviyye onu terk etmiş, Cemal’le yaşamaya başlamıştır.

Toplum, nikâh bağı olmadan Cemal’le yaşayan Seviyye’yi dışlamaktadır. Seviyye ise toplumun suçlamaları karşısında geri adım atmaz. Ona göre sevgi bulunmayan bir evliliği yalnızca hukukî veya toplumsal baskı yüzünden sürdürmek doğru değildir.

Macide önce Seviyye’yi ahlaken mahkûm eden çevrenin etkisindedir. Daha sonra onu yakından tanıdıkça Seviyye’nin basit ve ahlaksız bir kadın değil, kararlarının sorumluluğunu üstlenen güçlü bir kişilik olduğunu görür.

Fahir de Seviyye ve Cemal’in çevresine girer. Cemal’in müziği, Seviyye’nin kültürü, iradesi ve güçlü kişiliği onu etkiler. Önceleri Seviyye’nin kişiliğine duyulan hayranlık biçimindeki bu ilgi, zamanla yoğun ve yıkıcı bir aşka dönüşür.

Bu arada Macide değişmeye başlamıştır. Okur, çeşitli kitaplar edinir, memleket meseleleriyle ilgilenir, piyano öğrenmeye yönelir ve konuşulanları daha bilinçli biçimde değerlendirmeye başlar. Böylece Fahir’in başlangıçta arzuladığı eğitimli ve düşünen kadın olmaya başlamıştır. Fakat Fahir artık Macide’deki değişimi görebilecek ruhsal dengeden uzaklaşmış, bütün dikkatini Seviyye’ye yöneltmiştir.

Fahir’in iç mücadelesi

Özgün metnin 63. sayfasında “Mübareze-i Nefs!” başlığı ve 25 Eylül 1324 (8 Ekim 1908) tarihi yer alır. Bu noktadan sonra Fahir’in günlük niteliğindeki kayıtları belirginleşir. Fahir bir taraftan Macide’ye, çocuğuna ve ahlakî ilkelerine bağlı kalmak ister; diğer taraftan Seviyye’yi düşünmekten kurtulamaz.

Seviyye’nin Cemal’e bağlı olduğunu bilmesine rağmen kendi aşkına zihninde sürekli gerekçeler bulur. Seviyye’yi görmek istemediğini söylerken onu görebileceği ortamları arar. Düşünceleri, ilkeleri ve davranışları arasındaki mesafe gittikçe büyür.

Macide, Fahir’in Seviyye’ye karşı duygularını anlar. Kocasının kendisinden uzaklaştığını fark etmesine rağmen doğrudan bir kavga çıkarmak yerine kendi içine çekilir. Okumaya, çocuğuna ve kişisel gelişimine daha fazla önem verir. Böylece Fahir’in “eğitilecek kadın” olarak gördüğü Macide, ondan bağımsız bir kimlik kazanmaya başlar.

Talip’in sonunda boşanmaya razı olmasıyla Seviyye’nin meselesi çözülür ve Seviyye, Cemal’le evlenme özgürlüğüne kavuşur. Özgün metinde bu durum, Seviyye’nin “istediği gibi hareket etmek üzere hür” kalması biçiminde belirtilir. Bu haber Fahir’i rahatlatmak yerine daha da sarsar; çünkü Seviyye ile Cemal arasındaki bağ artık toplum ve hukuk bakımından da tamamlanabilecektir.

Kahire’ye gidiş

Fahir’in bedensel ve ruhsal durumu giderek bozulur. Seviyye’ye duyduğu karşılıksız aşk nedeniyle hastalanır. Numan onu bu çevreden uzaklaştırmak amacıyla Mısır’a götürür.

Özgün metnin 103. sayfasında “Kanun-ı Evvel 3, Kahire” (3 Aralık, Kahire) kaydı yer alır. Kahire, Fahir için başlangıçta İstanbul’dan, evlilik hayatından ve Seviyye’den kaçış mekânıdır. Ancak uzaklaşmak onu iyileştirmez. Seviyye’yi zihninde taşımaya devam eder.

Fahir, Kahire’den Macide’ye mektuplar yazar. Macide’nin cevabı, onun artık eski, sessiz ve yalnızca ev işleriyle uğraşan kadın olmadığını gösterir. Macide, kocasına bağlılığını bütünüyle kaybetmemiştir; fakat olayları daha bilinçli ve kişilikli bir şekilde değerlendirmektedir.

Kahire’de Fahir, Miss Marchal adlı Batılı bir kadınla tanışır. Miss Marchal’ın ilgisi ve Batılı kadın kimliği, Fahir’i Seviyye’den uzaklaştıramaz. Fahir, başka bir kadına yönelerek kendi içindeki buhranı sona erdiremeyeceğini anlar. Mısır’daki hayat bir süre sonra onun için başka bir yalnızlığa dönüşür.

Şubat ayına ait günlük kayıtlarında İstanbul’a ve ailesine dönme kararı belirginleşir.

İstanbul’a dönüş ve son olaylar

Fahir İstanbul’a döndükten sonra Macide’nin kendisinden ruhen uzaklaşmış olduğunu görür. Macide artık daha sakin, güçlü ve kendi düşüncelerine sahip bir kadındır. Fahir’in onu biçimlendirme çabasıyla başlayan değişim, zamanla Macide’nin kendi iradesini kazanmasıyla sonuçlanmıştır.

Fahir ise Seviyye’ye karşı duyduğu saplantıdan kurtulamamıştır. Mart ayındaki günlüklerde Seviyye’yi yeniden görme arzusu, kıskançlık ve kendine hâkim olamama korkusu giderek yoğunlaşır.

Romanın en tartışmalı sahnesi özgün metnin 152-153. sayfalarında yer alır. Fahir, Cemal’in bulunmadığı bir zamanda Seviyye’nin yanına gider. Seviyye ona açıkça:

“Öyle ise buradan gidiniz.”

der. Fahir buna rağmen ayrılmaz. Metin, Fahir’in hareketini “mutlak bir atılganlıkla” sözleriyle anlatır ve ardından olayın ayrıntılarını noktalarla keser.

Bu nedenle özgün metne en bağlı ifade şudur:

Fahir, Seviyye’nin açık iradesine ve kendisini evden göndermesine rağmen ona karşı zorlayıcı bir fiziksel ve cinsel saldırıda bulunur.

Metinde saldırının ayrıntıları açıklanmaz ve doğrudan “tecavüz” kelimesi kullanılmaz. Ancak Seviyye’nin reddi, Fahir’in zorlayıcı hareketi ve sahnenin örtük biçimde kesilmesi, olayın Seviyye’nin rızası dışında gerçekleştiğini açıkça göstermektedir. Önceki incelemede bu bölüm fazla kesin ve ayrıntılı ifade edilmişti; özgün metnin verdiği sınırlar bunlardır.

Olaydan sonra Fahir ağır bir vicdan ve kişilik çöküntüsü yaşar. Kadın özgürlüğünü savunan, ahlaklı ve aydın bir insan olduğunu düşünen Fahir, başka bir insanın iradesini çiğnemiştir. Böylece onun düşünceleriyle davranışları arasındaki temel çelişki en ağır sonucuna ulaşır.

Nisan ayındaki günlüklerde İstanbul’daki siyasi karışıklık anlatılır. Fahir, Hareket Ordusu’nun İstanbul’a yaklaşmasını büyük bir heyecanla karşılar. Özgün metnin 8 Nisan tarihli kaydında Hareket Ordusu’nun gelişi ve Fahir’in vatan uğruna kendini feda etme arzusu görülür. Fahir bu harekete katılır ve ardından hürriyet uğruna ölenler arasında anılır.

Romanın son sayfasında anlatım Fahir’in günlüğünden çıkar. Hürriyet şehitleri için mevlit okutulan kalabalık bir ortam tasvir edilir. Macide, yanında oğlu Hikmet’le bulunmaktadır. Roman, Macide’nin çocuğuna söylediği şu düşünceyle sona erer:

“Doğruyu bilmek için, hak için, vatan için daima ölüme hazır olacaksın Hikmet oğlum.”

Böylece Fahir’in bireysel trajedisi, hürriyet, hak, vatan ve gelecek nesil düşünceleriyle birleştirilir.

  1. Olay

Romanın temel olayı, İngiltere’den dönen Fahir’in karısı Macide’yi kendi modern kadın anlayışına göre değiştirme çabası, bağımsız bir kadın olan Seviyye’ye âşık olması ve bu aşkın saplantıya dönüşerek aile hayatını ve ahlakî kişiliğini yıkmasıdır.

Olay örgüsünün başlıca aşamaları şunlardır:

  1. Fahir’in İngiltere’den İstanbul’a dönmesi.
  2. Macide’yi eğitme ve değiştirme çabasına girişmesi.
  3. Numan’ın sosyal çevresi aracılığıyla Seviyye ve Cemal’le tanışması.
  4. Macide’nin eğitim, müzik ve memleket meselelerine yönelerek değişmesi.
  5. Fahir’in Seviyye’ye duyduğu hayranlığın aşka ve saplantıya dönüşmesi.
  6. Seviyye’nin Talip’ten ayrılma mücadelesi ve Cemal’le birlikteliği.
  7. Fahir’in ruhsal ve bedensel olarak hastalanması.
  8. Numan’la Kahire’ye gitmesi ve Miss Marchal’la tanışması.
  9. İstanbul’a dönmesi ve Seviyye’yi unutamadığını anlaması.
  10. Seviyye’nin iradesini ihlal eden saldırıda bulunması.
  11. Vicdan azabıyla Hareket Ordusu’na katılması ve ölmesi.
  12. Macide’nin Hikmet’i hak, doğruluk ve vatan bilinciyle yetiştirecek güçlü bir anne olarak kalması.

Romanın dış olaylarından daha önemli olan, Fahir’in ruhsal çöküşü ile Macide’nin ruhsal gelişiminin birbirine ters yönde ilerlemesidir.

  1. Kişiler

Fahir

Romanın merkez kişisi ve başlıca anlatıcısıdır. İngiltere’de üç yıl felsefe eğitimi görmüştür. Meşrutiyet’in ilanıyla ülkesine dönmüş, toplumun gelişmesi için çalışmayı kendisine görev edinmiştir.

Kadınların eğitimini, toplum hayatına katılmasını ve erkekle fikir arkadaşlığı kurmasını savunur. Ancak Macide’yi kendi düşüncelerine göre biçimlendirmeye çalışması, onun kadın özgürlüğünü tam anlamıyla kavrayamadığını gösterir.

Fahir’in temel özelliği düşünceleriyle davranışları arasındaki çelişkidir:

  • Kadın özgürlüğünü savunur, fakat Macide’yi yönetmek ister.
  • Evlilikte ruh ve fikir ortaklığı arar, fakat karısının gelişimini fark edemez.
  • Seviyye’nin bağımsızlığına hayran olur, fakat onun iradesine saygı gösteremez.
  • Ahlak ve öz denetimden söz eder, fakat tutkusuna yenilir.
  • Vatan için çalışmayı amaçlarken kişisel bunalımı içinde hareketsiz kalır.

Fahir’in trajedisi yalnızca Seviyye’ye kavuşamaması değildir. Asıl trajedisi, savunduğu değerleri kendi hayatında gerçekleştirememesidir.

Macide

Fahir’in karısı, halasının kızı ve Hikmet’in annesidir. Romanın başlangıcında ev işleri, çocuk bakımı ve geleneksel aile hayatıyla sınırlı bir dünyada yaşamaktadır.

Başlangıçta:

  • Muhafazakârdır.
  • Kadınlarla erkeklerin birlikte bulunduğu toplantılara karşıdır.
  • Vatan ve millet kavramlarını dinî kimlikle birlikte düşünür.
  • Okuma ve toplumsal meselelerle fazla ilgilenmez.

Fakat roman ilerledikçe önemli bir değişim geçirir:

  • Kitap okumaya başlar.
  • İngilizce öğrenmeye yönelir.
  • Tarih, coğrafya, çocuk eğitimi ve sağlıkla ilgilenir.
  • Piyano dersi alır.
  • Memleket meselelerini takip eder.
  • Kocasından bağımsız bir kişilik kazanır.

Fahir’in değişmesini istediği Macide gerçekten değişir; ancak Fahir’in arzuladığı uysal ve kendisine bağlı “modern kadın” değil, kendi iradesine sahip bir birey olur.

Bu nedenle romanın gelişen ve olgunlaşan asıl kişisi Macide’dir. Son sahnede Hikmet’e hak, doğruluk ve vatan sevgisini öğretmesi, onun geleceği kuracak anne konumuna yükseldiğini gösterir.

Seviyye

Romana adını veren kadın kahramandır. Kültürlü, müzikle ilgilenen, güçlü, cesur ve kendi hayatı üzerinde karar verme hakkını savunan bir kadındır.

Seviyye:

  • Sevginin sona erdiği bir evliliği sürdürmeyi reddeder.
  • Talip’in kendisini boşamamasına rağmen onun yanından ayrılır.
  • Sevdiği Cemal’le yaşamayı toplumun baskısına tercih eder.
  • Dedikodulara ve dışlanmaya boyun eğmez.
  • Fahir’in aşkına karşılık vermez.
  • Fahir’i evinden açıkça uzaklaştırmaya çalışır.

Seviyye’nin özgürlüğü yalnızca geleneksel topluma karşı değildir. Fahir’in kendisine yüklediği anlamlara ve sahip olma arzusuna karşı da kendi sınırlarını korur.

Bununla birlikte okuyucu Seviyye’nin iç dünyasını doğrudan ve bütünüyle öğrenemez. Çünkü Seviyye çoğunlukla Fahir’in hayranlık, kıskançlık ve arzu dolu bakışından anlatılır. Bu durum, onun gerçek kişiliğiyle Fahir’in zihninde yarattığı Seviyye imgesini birbirinden ayırmayı gerekli kılar.

Cemal

Seviyye’nin müzik öğretmeni, sevdiği kişi ve daha sonra eşi olan sanatkârdır. Macar kökenlidir. Seviyye ile ilişkisi müzik, ortak zevk ve ruh yakınlığı üzerine kuruludur.

Cemal’in romandaki işlevi, Seviyye’nin zorla bağlı bulunduğu Talip’le arasındaki evliliğin karşısına karşılıklı sevgiye dayanan bir birliktelik koymaktır.

Fahir için Cemal aynı zamanda kıskançlık duyduğu rakiptir.

Talip

Seviyye’nin ilk kocasıdır. Seviyye kendisini artık sevmediğini ve ayrılmak istediğini söylediği hâlde boşanmayı kabul etmez.

Talip, kadını kendi kararlarını verebilen bağımsız bir insan olarak değil, evlilik bağıyla kendisine ait bir varlık olarak gören anlayışı temsil eder. Sonunda boşanmaya razı olması, Seviyye’nin Cemal’le hukukî olarak birleşmesinin önünü açar.

Numan

Fahir’in okul yıllarından beri arkadaşıdır. Batılı hayat tarzına Fahir’den daha kolay uyum sağlamıştır. Samime ile evlidir.

Numan:

  • Fahir ile Macide’yi yeni bir sosyal çevreye sokar.
  • Seviyye ve Cemal’le tanışmalarını sağlar.
  • Fahir’in Seviyye’ye duyduğu aşkı fark eder.
  • Fahir hastalandığında onu Kahire’ye götürür.
  • Fahir’in duygusal aşırılıkları karşısında daha gerçekçi davranır.

Samime

Numan’ın karısıdır. Kadınlarla erkeklerin birlikte bulunduğu sosyal çevrenin doğal bir üyesidir. Macide’nin yeni çevreye alışmasında dolaylı rol oynar. Fahir’in Seviyye’ye karşı duygularını sezen kişilerden biridir.

Miss Marchal

Fahir’in Kahire’de tanıştığı Batılı kadındır. Fahir’e ilgi gösterir ve onunla yakınlaşır. Fakat Fahir, Seviyye’ye yönelik saplantısından kurtulamadığı için bu ilişki gelişmez.

Miss Marchal, Fahir’in zihninde Batılı kadın ile Osmanlı kadını karşılaştırmasının yeni bir örneğini oluşturur. Aynı zamanda Fahir’in yalnızca mekân değiştirerek veya başka bir kadına yönelerek kendi içindeki buhrandan kurtulamayacağını gösterir.

Hikmet

Fahir ile Macide’nin oğludur. Roman boyunca çocuk eğitimi ve gelecek nesil düşüncesinin merkezindedir.

Romanın sonunda Macide’nin ona verdiği öğüt, Hikmet’i kişisel aile hikâyesinin dışına çıkararak geleceğin toplumunu temsil eden bir çocuk hâline getirir.

Fahir’in halası

Macide’nin annesidir. Eski neslin geleneksel kadın anlayışını temsil eder. Kadının temel görevini ev, koca ve çocukla sınırlar. Fahir’in Macide üzerindeki yenilik girişimlerine başlangıçta karşı çıkar.

  1. Mekân

İstanbul

Romanın temel mekânı İstanbul’dur. Ancak İstanbul yalnızca fiziksel çevre değildir; eski ile yeninin, gelenek ile modernleşmenin ve hürriyet ile baskının karşılaştığı toplumsal alandır.

Sirkeci Garı

Romanın başlangıç mekânıdır. Fahir’in İngiltere’den dönüşü burada gerçekleşir. Sirkeci, Doğu ile Batı arasında gidip gelen Fahir’in ülkesine yeniden giriş kapısıdır.

Fahir ile Macide’nin evi

Geleneksel aile hayatıyla Fahir’in yenilik düşüncelerinin çatıştığı yerdir. Başlangıçta halanın otoritesi ve Macide’nin ev kadınlığı öne çıkar. Zamanla kitapların, konuşmaların ve piyano çalışmalarının girdiği bir değişim mekânına dönüşür.

Numan ile Samime’nin evi

Kadınlarla erkeklerin bir arada bulunduğu, sohbetlerin ve müziğin yer aldığı daha serbest bir sosyal çevredir. Macide’nin kapalı aile hayatından çıkışında önemli rol oynar.

Seviyye ile Cemal’in evi

Müzik, sanat ve karşılıklı sevginin mekânıdır. Fahir için hem çekici hem de acı vericidir. Seviyye’nin bağımsız kişiliğini en açık biçimde gördüğü, fakat daha sonra onun iradesini ihlal ettiği yer de burasıdır.

Beyoğlu ve alışveriş çevresi

Fahir’in Macide’nin giyimini değiştirmeye çalıştığı yerlerdir. Bu mekânlarda modernleşmenin dış görünüş, moda ve taklitçilik boyutu tartışılır.

Kahire

Kahire, Fahir’in İstanbul’daki buhranından kaçmak amacıyla gittiği mekândır. Başlangıçta uzaklık ve yenilik hissi verir; fakat Fahir kendi zihnini de beraberinde götürdüğü için kısa zamanda bir yalnızlık mekânına dönüşür.

İstanbul’da Seviyye’yi düşünmekten kurtulamayan Fahir, Kahire’de de aynı zihinsel çevrenin içinde kalır. Böylece romanda mekân değişikliğinin insanın iç dünyasındaki problemi tek başına çözemeyeceği gösterilir.

Kapalı ve açık mekânlar

Romanda salonlar, odalar ve evler kişilerin ruhsal çatışmalarını yoğunlaştırır. Özellikle Fahir’in Seviyye’yle karşı karşıya kaldığı kapalı mekân, onun saplantısının ve ahlaki çöküşünün sahnesi olur.

Buna karşılık sokaklar, yolculuklar, Kahire çevresi ve romanın sonundaki toplu mevlit ortamı kişisel olayları toplum ve tarih boyutuna taşır.

  1. Vakit – Zaman

Romanın olay zamanı, II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki aylarla 31 Mart Vakası ve Hareket Ordusu’nun İstanbul’a gelişi arasındaki dönemi kapsar.

Özgün metindeki günlük tarihlerinden bazıları şunlardır:

  • 25 Eylül 1324 – “Mübareze-i Nefs” bölümünün başlangıcı, s. 63.
  • 27-30 Teşrin-i Sani – Fahir’in Seviyye saplantısının ağırlaşması, s. 98-102.
  • 3 Kanun-ı Evvel – Kahire’deki ilk tarihli kayıt, s. 103.
  • Kanun-ı Evvel ve Kanun-ı Sani ayları – Kahire günleri ve mektuplar.
  • Şubat ve Mart ayları – İstanbul’a dönüş, Macide ve Seviyye ile yeniden karşılaşmalar.
  • 3 Nisan – Fahir’in saldırısından sonraki siyasi karışıklıkların anlatılması.
  • 7-8 Nisan – Hareket Ordusu’nun yaklaşması ve Fahir’in kendisini mücadeleye atması.

Anlatım bütünüyle düz bir kronolojiye bağlı değildir. Romanda:

  • Fahir’in üç yıl önce İngiltere’ye gidişi,
  • Macide ile evliliklerinin ilk dönemi,
  • çocukluk ve okul arkadaşlıkları,
  • Seviyye’nin önceki evliliği

geriye dönüşlerle anlatılır.

Günlük tarihleri olayları kronolojik bir çerçeveye yerleştirirken mektuplar ve hatırlamalar geçmişi şimdiki zamana taşır.

  1. Anlatıcı ve Bakış Açısı

Romanın büyük bölümü birinci kişi kahraman anlatıcı tarafından anlatılır. Bu anlatıcı Fahir’dir.

Fahir:

  • Kendi gördüklerini anlatır.
  • Kendi duygularını ve düşüncelerini çözümler.
  • Diğer kişilerin davranışlarını kendi bakış açısıyla yorumlar.
  • Macide ve Seviyye hakkında hükümler verir.
  • Zaman zaman kendi davranışlarını açıklamaya veya haklı göstermeye çalışır.

Bu nedenle anlatıcının bakış açısı sınırlı ve özneldir. Okuyucu Seviyye’nin veya Macide’nin iç dünyasını doğrudan değil, büyük ölçüde Fahir’in gördüğü biçimiyle öğrenir.

Ancak Fahir her zaman güvenilir bir anlatıcı değildir. Özellikle Seviyye’ye duyduğu aşk büyüdükçe:

  • Kendi saplantısını yüce bir aşk gibi sunar.
  • Seviyye’nin davranışlarını kendi arzularına göre yorumlar.
  • Kendisine hâkim olabileceğini söyleyip bunun tersini yapar.
  • İşlediği fiilin ağırlığını ruhsal bunalımıyla açıklamaya yönelir.

Bununla birlikte yazar, Fahir’in kendi sözleri arasındaki çelişkileri göstererek okuyucunun anlatıcıyı sorgulamasını sağlar.

Romanın sonunda Fahir’in günlük anlatımı sona erer. Son sayfada hürriyet şehitleri için düzenlenen toplu tören, Macide ve Hikmet dışarıdan anlatılır. Böylece anlatı kısa süreliğine üçüncü kişi anlatıcıya geçer.

Romanda kullanılan anlatım teknikleri

Özellikle saldırı sahnesinde olayın ayrıntılarının noktalarla kesilmesi, doğrudan anlatmak yerine okuyucuya sezdirme tekniğidir.

Romanın temel çatışmaları

Gelenek ile yenilik çatışması

Hala geleneksel düzeni, Fahir ise yenileşme düşüncesini temsil eder. Macide bu iki anlayış arasında yetişir; fakat zamanla her ikisinden de bağımsız bir kimlik kazanır.

Kadın özgürlüğü ile erkek otoritesi çatışması

Talip, Seviyye’yi boşamamakla; Fahir ise Macide’yi biçimlendirme ve Seviyye’ye sahip olma isteğiyle farklı biçimlerde erkek otoritesini temsil eder.

Aşk ile evlilik çatışması

Seviyye ile Talip’in evliliğinde resmî bağ bulunmasına rağmen sevgi ve ruh yakınlığı yoktur. Seviyye ile Cemal arasında ise başlangıçta resmî bağ bulunmamasına rağmen sevgi, sanat ve ortak zevk vardır.

Düşünce ile davranış çatışması

Romanın en önemli çatışması Fahir’in düşünceleriyle davranışları arasındadır. Kadın hürriyetini savunan Fahir, Seviyye’nin “git” iradesine saygı göstermez.

Bireysel arzu ile sorumluluk çatışması

Fahir’in Seviyye’ye duyduğu arzu; Macide’ye, Hikmet’e, ahlaki ilkelerine ve topluma karşı sorumluluklarıyla çatışır.

Bireysel buhran ile toplumsal buhran

Fahir’in iç dünyasındaki çözülme, Osmanlı toplumunun II. Meşrutiyet sonrasındaki siyasi karışıklığıyla paralel ilerler. Özel hayat ile tarihsel hayat birbirini yansıtır.

Romanın konusu

Romanın konusu, İngiltere’den dönen Fahir’in geleneksel karısı Macide’yi modern bir kadına dönüştürme girişimi, özgürlüğüne düşkün Seviyye’ye duyduğu saplantılı aşk ve bu aşkın yol açtığı ailevî ve ahlakî yıkımdır.

Eserde ayrıca kadın eğitimi, evlilik, boşanma, bireysel özgürlük, Batılılaşma, çocuk terbiyesi, vatan, Meşrutiyet ve toplum baskısı ele alınır.

Romanın teması

Romanın temel teması kadının özgürlüğü ve bireysel iradesidir.

Yardımcı temalar:

  • Aşk ve saplantı,
  • Evlilikte ruh ortaklığı,
  • Kadın eğitimi,
  • Modernleşme,
  • Eski-yeni çatışması,
  • Doğu-Batı karşılaştırması,
  • Aile sorumluluğu,
  • Suçluluk ve vicdan,
  • Hak ve hürriyet,
  • Vatan sevgisi.

Romanın ana düşüncesi

Romandan çıkarılabilecek temel düşünce şudur:

Gerçek özgürlük, bir insanı kendi düşüncelerimize göre değiştirmek veya ona sahip olmak değil, onun iradesine, kararlarına ve sınırlarına saygı göstermektir.

Roman ayrıca toplumun yalnızca kıyafet ve yaşayış biçimini değiştirerek modernleşemeyeceğini; gerçek yenileşmenin eğitim, ahlak, öz denetim, sorumluluk ve insan iradesine saygıyla mümkün olacağını gösterir.

Romanda önemli bulunan üç bilgi

  1. Fahir’in “modern kadın” düşüncesi kendi içinde çelişkilidir.
    Kadının eğitimini savunur; fakat önce Macide’yi kendi istediği şekle sokmak, sonra da Seviyye’nin iradesini çiğnemek ister.
  2. Romanın en güçlü gelişim çizgisi Macide’ye aittir.
    Macide başlangıçta edilgen ve geleneksel bir kadınken romanın sonunda okuyan, düşünen, karar verebilen ve oğluna yön gösterebilen güçlü bir anne olur.
  3. Fahir’in özel hayatındaki çözülüş ile devletin siyasi bunalımı birlikte anlatılır.
    Fahir’in iç mücadelesi, Meşrutiyet sonrasındaki karışıklık ve Hareket Ordusu’nun gelişiyle paralel biçimde ilerler.

Romanla ilgili genel görüş

Seviyye Talip, yalnızca karşılıksız veya yasak bir aşkı anlatan roman değildir. Eser, kadın özgürlüğünü savunan bir erkeğin bu özgürlüğün gerçek anlamıyla karşılaştığında yaşadığı ahlakî başarısızlığı da anlatır.

Seviyye toplumun ve kocasının baskısına karşı kendi hayatını seçer. Macide yaşadığı acılar sonucunda kendisini geliştirir. Fahir ise başkalarını değiştirmeye çalışırken kendi tutkularını yönetemez ve savunduğu değerlerin tersine davranır.

Bu bakımdan romanın en güçlü yönü, özgürlük düşüncesi ile sahip olma isteği arasındaki farkı ortaya koymasıdır. Fahir özgürlükten söz eder; Seviyye ise özgürlüğü bizzat yaşar. Macide de romanın sonunda kendi kişiliğini kurarak özgürlüğün başka bir biçimini gerçekleştirir.

Eserin asıl trajedisi Fahir’in Seviyye’ye kavuşamaması değil, Seviyye’nin iradesine saygı gösteremeyerek kendi ahlakî kimliğini yıkmasıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu