Türk Dili ve Edebiyatı

Ergenekon Destanı

Ergenekon Destanı

Ergenekon Destanı

Ergenekon, Göktürklerin (552-744) Orta Asya’daki efsanevi anayurdudur. Bazı kaynaklar Ergenekon’un Altay dağlarındaki, Beluça dağında olduğundan bahsetmektedir; bu hususta kesin bir bilgi elde yoktur.

Ergenekon Destanı’nın yazılı kaynakları arasında Reşîdüddin’in Câmiʿu’t-tevârîh’i ve Ebülgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türk’ü vardır; anlatı Göktürklerin yenilgiden sonra sarp bir yere sığınması, orada çoğalması ve demir dağı eriterek dışarı çıkması üzerine kuruludur. Destanın iki varyantından söz edilir: Biri Çin yıllıkları, diğeri Reşîdeddîn’in Câmiü’t-Tevârih’i ile ilişkilendirilir.

İnceleme Unsuru Ergenekon Destanı’nda Karşılığı
Olay örgüsü Göktürkler önce düşmanlara karşı üstün gelir. Düşmanlar hile yaparak geri çekilmiş gibi görünür. Göktürkler bu hileye kanıp peşlerinden gider. Düşmanlar geri dönerek Göktürkleri yener; büyükleri öldürür, küçükleri esir eder. İl Han’ın oğlu Kıyan ile yeğeni Nüküz, eşleriyle birlikte kaçar. Dağlar arasında, dış dünyadan uzak ve güvenli bir yere sığınırlar; buraya Ergenekon adını verirler. Burada çoğalırlar. Dört yüz yıl sonra Ergenekon’a sığamaz olurlar. Bir demirci, demir dağın eritilerek yol açılabileceğini söyler. Dağ ateş ve körüklerle eritilir, Göktürkler Ergenekon’dan çıkar. Börtе Çene önderliğinde eski düşmanlarla savaşılır ve dört yüz yıl sonra öç alınır.
Kişiler Göktürkler, İl Han, İl Han’ın oğlu Kıyan, İl Han’ın yeğeni Nüküz, Kıyan ve Nüküz’ün eşleri, düşman kavimler/hanlar/beyler, demirci, Ergenekon’dan çıkış sırasında Göktürklerin padişahı olan Börte Çene.
Mekân İlk mekân Türk/Göktürk yurdudur. Sonra savaş alanı ve düşman baskını gelir. Asıl merkezî mekân Ergenekondur: dağlarla çevrili, dışarıdan ulaşılması zor, akarsuları, otlakları, meyveli ağaçları ve av hayvanları bulunan korunaklı bir yurt olarak anlatılır. Ayrıca “demir dağ” çıkış kapısı işlevi görür.
Zaman Destanda kesin tarih verilmez; olaylar destansı/efsanevî geçmiş zamanda geçer. Belgedeki metinde zamanla ilgili belirgin noktalar vardır: savaş on gün sürer; Kıyan ve Nüküz on gün sonra kaçar; Göktürkler Ergenekon’da dört yüz yıl kalır; çıkış günü, ayı ve saati kutsal kabul edilip bayram sayılır.
Millî kültür ögeleri Bağımsızlık arzusu, esarete boyun eğmeme, yurt sevgisi, soy ve millet bilinci, savaşçılık, hanlık-beylik düzeni, kurultay/toplanıp karar verme geleneği, elçi gönderme, göçebe hayat, çadır ve sürü kültürü, at, deve, öküz, koyun gibi hayvanların önemi, avcılık, demircilik, ateş ve körükle demir eritme, Tanrı’ya şükretme, bayram ve tören geleneği öne çıkar. Demirin kızdırılıp hakan ve beyler tarafından dövülmesi, Ergenekon’dan çıkışın kutsal bir gün sayıldığını gösterir.

Ergenekon Destanı, Göktürklerin yok olma tehlikesinden kurtulup yeniden çoğalmasını ve bağımsızlık kazanmasını anlatır. Bu yönüyle destanın ana düşüncesi “Türk milletinin zor şartlarda bile yok olmayacağı, birlik ve iradeyle yeniden doğacağı” fikridir.

ERGENEKON DESTANI’NDAN

Ergenekon Destanı

Türk illerinde Göktürk oku ötmeyen, Göktürk kolu yetmeyen yer yoktu. Bütün kavimler birleşerek Göktürklerden öç almaya yürüdüler. Türkler çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar; çevresine hendek kazdılar, beklediler. Düşman geldi. Vuruş başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi.

Birgün bütün iller hanları ve beyleri av yerinde konuştular. Göktürklere hile yapmazsak işimiz yaman olur, dediler. Tan ağarınca baskına uğramış çeri gibi ağır yüklerini, kötü mallarını bırakıp kaçtılar. Türkler, “Bunların vuruşma güçleri gitti. Kaçıyorlar.” deyip arkalarından varıp yetiştiler. Düşmanlar, Göktürkleri görünce birden geri döndüler. İkisi vuruştular. Düşmanlar galip geldi. Göktürkleri öldüre öldüre çadırlarına geldiler. Kadınlarını, mallarını öyle aldılar ki bir ev kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler. Küçükleri kul edinip herkes birini alıp gittiler.

Göktürk hanı İl Han’ın oğulları çoktu. Savaşta hepsi öldü. Kıyan adlı bir küçük oğlu vardı. O yıl evlendirmişti. İl Han’ın Nüküz adlı bir yeğeni vardı. Bu ikisi, bir yerdeki kişilerin eline düşmüşlerdi. On gün olduktan sonra birgece ikisi, kadınlarıyla birlikte atlanıp kaçtılar. Yurda geldiler.

Düşmandan kaçıp gelen dört maldan (deve, at, öküz, koyun) çok buldular.

Eğer il’e varalım desek, dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. İyisi odur ki dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturalım deyip dağa doğru sürülerini sürüp gittiler…

Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. O da öyle bir yoldu ki bir deve, bir at |

bin güçlükle yürürdü; eğer ayağını yanlış bassa parça parça olurdu. Vardıkları yerde akarsular, çeşmeler, türlü otlar, meyveli ağaçlar, türlü türü avlar vardı. O yeri görünce Tanrıya şükürler kıldılar. Hayvanlarının kışın etini yediler, yazın sütünü içtiler, derisini giydiler. O yere Ergenekon adını koydular.

Burada bu ikisinin çocukları çoğaldı. Kıyan’ın evladı çok oldu. Nüküz’ünki ondan daha az oldu. Kıyan çocuklarına Kıyat dediler. Nüküz’ün çocuklarına iki ad koydular: Bir nicesine Nüküzler, dediler; bir nicesine Dürlügin dediler. Çok yıllar bu iki kişinin çocukları Ergenekon’da kaldılar, enine boyuna uzayıp yayıldılar.

Dört yüz yıl sonra Ergenekon’da kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki sığmadılar. Bu sebepten bir yerde toplanıp, oturup konuştular. “Atalarımızdan işittik; Ergenekon’un dışında geniş yerler, güzel yurtlar olurmuş. Bizim yurdumuz eskiden o yerlerde imiş… Dağların arasından yol izleyip bulalım. Göçüp çıkalım. Hem kim bize dostum derse onunla görüşelim, düşmanlarla görüşelim.” dediler.

Hepsi bu sözü beğenip çıkmaya yol izlediler, bulamadılar, o zaman bir demirci dedi ki “Burada bir demir madeni var. Yalın kata benziyor. Şunun demirini eritsek bir yol olurdu.” Varıp o yeri gördüler. Bu sözü de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü, arka yanını, beri yanını böylece doldurduktan sonra yetmiş deriden körük yapıp yetmiş yerde kurdular. Ateşleyip körüklediler.

Tanrının gücü ile ateş kızdıktan sonra demir dağ eriyip akıverdi. Yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O günü, o ayı, o saati belleyip dışarı çıktılar. O günden beri Göktürklerde âdet olmuştur. O günü bayram sayarlar. Bir parça demiri ateşe salıp kızdırırlar. Önce Han, bunu kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra beylerde öyle yapar, bu günü mukaddes bilirler.

Ergenekon’dan çıktıkları zaman Göktürklerin padişahı, Kıyan soyundan Börte Çene (Çine) idi. Börte Çene, bütün illere elçi gönderip Ergenekon’dan çıkıp geldiğini bildirdi. Bunu bazıları iyi gördüler, bazıları kötü gördüler. Göktürkler, eski düşmanlarıyla savaştılar. Yendiler. Böylece dört yüz yıl sonra kanlarının öcünü aldılar.

Ergenekon Destanının Özeti

Moğol ilinde Oğuz Kağan soyundan İl Han’ın hükümranlığı sırasında Tatar Türklerinin hükümdarı Sevinç Han Moğol ülkesine savaş ilan etti. İl Han’ın idaresindeki orduyu Kırgızlar ve diğer boylardan da yardım alarak bozguna uğrattı. İl Han’ın ülkesindeki tüm insanları öldürdüler. Yalnız İl Han’ın küçük oğlu Kıyan ve eşi ile yeğeni Nüküz ile eşi kurtulmayı başardılar. Düşman askerlerinin, onları bulamayacağı bir yere kaçmaya karar verdiler. Yabani koyunların yürüdüğü bir yolu izleyerek yüksek bir dağda dar bir geçite vardılar. Bu geçitten geçerek içinde akar sular, pınarlar, çeşitli bitkiler, çayırlar, meyve ağaçları, çeşitli avların bulunduğu bir yere gelince Tanrıya şükrettiler ve burada kalmağa karar verdiler. Dağın doruğu olan bu yere dağ kemeri anlamında “Ergene” kelimesiyle “dik” anlamındaki “Kon” kelimesini birleştirerek “Ergenekon” adını verdiler.

Kıyan ve Nüküz’ün oğulları çoğaldı. Dört yüz yıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki Ergenekon’a sığmadılar. Atalarının buraya geldiği geçitin yeri unutulmuştu. Ergenekon’un çevresindeki dağlarda geçit aradılar.

Bir demirci, dağın demir kısmı eritirlerse yol açılabileceğini söyledi. Demirin bulunduğu yere bir sıra odun, bir sıra kömür dizdiler ve ateşi yaktılar. Yetmiş yere koydukları yetmiş körükle hep birden körüklediler. Demir eridi, yüklü bir deve geçecek kadar yer açıldı. İl Han’ın soyundan gelen Türkler yeniden güçlenmiş olarak eski vatanlarına döndü, atalarının intikamını aldılar.

Ergenekon’dan çıktıkları gün olan 21 Mart’ta her yıl bayram yaptılar. Bu bayramda bir demir parçasını kızdırırlar, demir kıpkırmızı olunca önce Hakan daha sonra beyler demiri örsün üstüne koyup döverler. Bugün hem yeniden özgürlük hem de bahar bayramı olarak hala kutlanmaktadır.

ERGENEKON DESTANI İLE İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLAR

1- “Destan” denildiğinde aklınıza gelenleri yazınız.

Destan denildiğinde aklıma milletlerin geçmişinde derin iz bırakmış savaşlar, göçler, kahramanlıklar, olağanüstü olaylar ve millî değerler gelir. Destanlarda genellikle bir milletin bağımsızlık mücadelesi, kahramanları, gelenekleri, inançları ve yaşama biçimi anlatılır. Bu yönüyle destanlar, milletlerin ortak hafızasını yansıtan önemli edebî ürünlerdir.

2- Destanın sözlü kültür geleneğiyle ilişkisi hakkındaki düşüncelerinizi yazınız.

Destanlar sözlü kültür geleneği içinde doğmuş ve uzun süre dilden dile aktarılarak yaşamıştır. Eski dönemlerde yazılı kaynakların sınırlı olması nedeniyle toplumlar önemli olayları, kahramanlıkları ve değerlerini sözlü anlatımlarla gelecek kuşaklara taşımıştır. Bu nedenle destanlar, hem edebî bir tür hem de milletlerin tarihî ve kültürel belleğini koruyan sözlü kültür ürünleridir.

3- Ergenekon Destanı’nın konusu nedir?

Ergenekon Destanı’nın konusu, Göktürklerin düşmanları tarafından hileyle yenilmesi, sağ kalan Kıyan ve Nüküz’ün aileleriyle birlikte dağlar arasında güvenli bir yere sığınması, Türklerin burada çoğalıp güçlenmesi ve dört yüz yıl sonra demir dağı eriterek Ergenekon’dan çıkmasıdır. Destan, Türk milletinin yok olma tehlikesinden kurtulmasını, yeniden doğuşunu, özgürlüğe kavuşmasını ve düşmanlarından öç almasını anlatır.

4- Kelime anlamları

Kelime Tahminim TDK / sözlük anlamı
il Yurt, ülke, devlet Ülke, yurt; Eski Türklerde devlet; bugün ayrıca vilayet anlamı vardır.
bey Yönetici, ileri gelen kişi Küçük bir toplumun veya devletin başkanı; komutan; ileri gelen kimse.
çeri Asker, ordu mensubu Eskimiş kullanımda asker.
toy Şölen, toplantı, kurultay Tarihî bağlamda şölen, ziyafet, şenlik; güncel kullanımda ayrıca deneyimsiz, acemi anlamı da vardır.
körük Ateşi harlamak için kullanılan araç Ateşi canlandırmak için açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç.

5- Türklerin Ergenekon’dan çıkmak istemelerinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Düşmanlarıyla savaşmak istemeleri
B) Hayvanlarının azalması
C) Nüfusun artarak alana sığmaması
D) İklim şartlarının uygun olmaması
E) Yeni bir din benimsemeleri

Cevap: C) Nüfusun artarak alana sığmaması

Türklerin Ergenekon’da dört yüz yıl kaldıktan sonra çoğaldılar ve artık oraya sığamadılar.

6- Sonuçları yazma

  1. Demir dağın eritilmesi → Ergenekon’dan çıkış
  2. Ergenekon’da çoğalma → Otlakların yetmemesi
  3. Türklerin hileyle yenilmesi → Büyük yıkım ve esaret

7- Metnin teması

Metnin teması, Türk milletinin yok olma tehlikesinden birlik, sabır, akıl ve çalışkanlıkla kurtularak özgürlüğe ulaşmasıdır.

Bu tema destan türünün millî kimliği, bağımsızlık düşüncesini, olağanüstü olayları ve milletin ortak hafızasını yansıtma özelliğini gösterir. Ergenekon anlatısında demir dağın eritilerek çıkış yolu açılması, tutsaklıktan kurtuluş ve yeniden doğuş sembolüdür; Kültür Portalı da Ergenekon’daki demir eritme motifini Türk halkının tutsaklıktan kurtulmasıyla ilişkilendirir.

8- Ergenekon Destanı’nın Türk tarihi açısından önemi

Ergenekon Destanı, Türklerin zor zamanlarda yok olmayıp yeniden güçlenmesini, bağımsızlık isteğini, birlik ruhunu ve devlet kurma idealini anlatır. Türk tarihi açısından bu destan, özellikle Göktürklerin yeniden doğuşu, demircilik geleneği, göç, savaş, özgürlük ve millî diriliş kavramlarıyla önemlidir. Kaynaklarda Ergenekon’un Göktürklerin yeniden doğuşuna ilişkin bir anlatı olduğu, ayrıca Kıyan ve Nüküz soyunun 400 yıl sonra çoğalıp Ergenekon’dan çıktığı bilgisi yer alır.

9- Olay akışını devam ettirme

  • Türklerin tutsak olması
  • Kıyan ve Nüküz’ün kadınlarıyla birlikte kaçması
  • Dağların arasında güvenli bir yere, Ergenekon’a sığınmaları
  • Türklerin Ergenekon’da çoğalıp güçlenmeleri
  • Yurt dar gelince çıkış yolu aramaları
  • Demir dağın eritilmesiyle Ergenekon’dan çıkıp düşmanlarını yenmeleri

10- Aşağıdakilerden hangisi Ergenekon Destanı’nın dil ve anlatım özelliklerinden biri değildir?

A) Sade ve anlaşılır bir anlatımın tercih edilmesi
B) Zaman unsuruna dair ifadelerin belirsiz olması
C) Anlatımın sözlü anlatım geleneğine uygun olması
D) Uzun tasvirlere ve bireysel ruh hâllerine yer verilmesi
E) Dönemin toplum yapısını yansıtan ifadelerin bulunması

Cevap: D) Uzun tasvirlere ve bireysel ruh hâllerine yer verilmesi

Çünkü destanlarda genellikle sade, açık, sözlü anlatıma uygun ve toplumun ortak değerlerini yansıtan bir anlatım vardır. Uzun bireysel ruh çözümlemeleri destan türünün temel özelliği değildir.

11- Yapı unsurları

Şahıs Kadrosu Zaman Mekân
Göktürkler, düşman kavimler, İl Han, Kıyan, Nüküz, Kıyan ve Nüküz’ün eşleri, hanlar, beyler, demirci, Börte Çene Çok eski zamanlar; Göktürkler dönemi; savaş sonrası; Ergenekon’da geçen dört yüz yıllık süre Türk illeri, savaş alanı, dağlık bölgeler, Ergenekon, demir dağ, eski yurtlar

12- Kahramanların duygu ve düşüncelerine yönelik çıkarım:
Kahramanlar özgürlüğe düşkün, umutlu, sabırlı ve millet bilinci güçlü kişilerdir. Yenilgiden sonra yılmamış, yeniden çoğalıp güçlenmişlerdir.

13- Zorluklarla baş etme yöntemlerinden biri:
Birlik olup akıl ve teknik bilgiyle çözüm bulmuşlardır. Demircinin önerisiyle demir dağı eriterek çıkış yolu açmışlardır.

14- Zaman ve mekânın destan özelliği:
Zaman belirsiz ve çok eski bir dönemi gösterir. Mekân ise gerçek coğrafyadan izler taşısa da destansı biçimde “aşılması güç dağlar”, “kapalı yurt”, “kutsal kurtuluş yeri” gibi sembolik özelliklerle anlatılır.

15- T diyagramı

Metnin Konusuna Yönelik Tahminim Metnin Konusu
Başlığa bakınca Türklerin dağlarla çevrili bir yerden çıkışını, savaş ve kurtuluş mücadelesini anlatacağını düşündüm. Metin, Göktürklerin düşman hilesiyle yenilmesini, Kıyan ve Nüküz’ün Ergenekon’a sığınmasını, Türklerin burada çoğalıp demir dağı eriterek özgürlüğe kavuşmasını ve düşmanlarını yenmesini anlatır.

16- Türk kültürü açısından önemi ve coğrafya ile ilişkisi

Türk kültürü açısından önemi:
Destan; özgürlük, bağımsızlık, birlik, devlet kurma, sabır, çalışkanlık ve demircilik gibi Türk kültüründe önemli yer tutan değerleri yansıtır. Demirin işlenmesi, destanda yalnızca teknik bir iş değil, aynı zamanda kurtuluşun ve yeniden doğuşun sembolüdür.

Coğrafya ile ilişkisi:
Metinde dağlar, dar geçitler, akarsular, otlaklar, sürüler ve verimli vadiler önemlidir. Bu unsurlar, Türklerin bozkır hayatı, hayvancılığı, göçebe yaşamı ve Orta Asya coğrafyasıyla ilişkisini gösterir.

17- “Göç, savaş ve yeniden doğuş” hangi dönemlerle ilişkilendirilebilir?

Bu kavramlar özellikle şu dönemlerle ilişkilendirilebilir:

İslamiyet öncesi Türk tarihi, Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Orta Asya’dan yapılan Türk göçleri, Anadolu’ya Türk göçleri, Malazgirt sonrası Anadolu’nun Türkleşmesi, Osmanlı’nın kuruluş dönemi ve Kurtuluş Savaşı sonrası Cumhuriyet’in kuruluşu.

18- Değerler tablosu

Destandan Örnek Değer Kendi Yaşantımdan Örnek
Kıyan ve Nüküz’ün birlikte hareket ederek hayatta kalması Dostluk Zor durumda kalan arkadaşımı yalnız bırakmam.
Demircinin çıkış yolu bulmak için halka çözüm önermesi Yardımseverlik Anlamadığı konuyu bir arkadaşıma anlatırım.
Türklerin Ergenekon’dan çıkmak için mücadele etmesi Özgürlük Hakkımı savunurum ve düşüncelerimi özgürce ifade ederim.
Türklerin yurtlarına ve milletlerine bağlı kalması Sevgi Aileme, arkadaşlarıma ve vatanıma değer veriri.
Türklerin dört yüz yıl boyunca Ergenekon’da yaşayıp çoğalması Sabır Sınavlara düzenli ve uzun süre çalışırım.

19- Zarflar

Zarf Türü Cümle
birden Durum zarfı Kapı birden açıldı.
sonra Zaman zarfı Dersten sonra kitap okudum.
çok Miktar zarfı Bu sınava çok çalıştım.

20- Metne dair beğeni ve eleştiri

Metni beğendim çünkü Türk milletinin zor zamanlarda birlik olarak yeniden güçlenmesini etkileyici biçimde anlatıyor. Demir dağın eritilmesi, özgürlüğe ulaşmanın güçlü bir sembolü olmuş. Ancak metinde kişilerin iç dünyası ayrıntılı verilmemiştir; olaylar hızlı geçmektedir. Bu da destan türünün doğal bir özelliği olarak değerlendirilebilir.

21- Not alarak okumanın katkısı

Not alarak okumak, metindeki olayları, kişileri, zamanı, mekânı ve kültürel unsurları daha düzenli görmemi sağladı. Böylece soruları cevaplarken metne daha kolay dönebildim. Özellikle olay sırasını, kahramanları ve önemli sembolleri not etmek metni anlamamı kolaylaştırdı.

22- Kendinizi Ergenekon Destanı’ndaki bir kahramanın yerine koyunuz. Ergenekon’dan çıkma sürecinde nasıl bir yol izlerdiniz?

Kendimi Ergenekon’daki bir kahramanın yerine koysam önce halkın ileri gelenleriyle bir toplantı yapardım. Çıkış yolu bulmak için dağları, geçitleri ve çevredeki madenleri inceletirdim. Demircinin önerisini dikkate alır, herkesin görev almasını sağlardım. Kimileri odun ve kömür toplar, kimileri körükleri hazırlar, kimileri de güvenliği sağlardı. Demir dağ eritildikten sonra önce keşif birlikleri gönderir, ardından halkı düzenli biçimde dışarı çıkarırdım. Amacım hem özgürlüğe kavuşmak hem de milletimi tehlikeye atmadan eski yurdumuza ulaşmak olurdu.

İslamiyetten Önceki Türk Destanları

1. Yaratılış Destanı

2. Saka Destanları
a. Alp Er Tunga Destanı ( İ.Ö. 7. yy)
b. Şu Destanı ( İ.Ö. 4. yy)

3. Hun-Oğuz Destanları
a. Oğuz Kağan Destanı ( İ.Ö. 4. yy)
b. Attila Destanı

4. Göktürk Destanları
a. Bozkurt Destanı ( İ.Ö. 2. yy)
b. Ergenekon Destanı (7-8. yy)

5. Siyenpi Destanı

6. Uygur Destanları
a. Türeyiş Destanı (8-9. yy)
b. Göç Destanı (8-9. yy)
c. Mani Dininin Kabulü Destanı

Başa dön tuşu