Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu

ŞİŞHANE’YE YAĞMUR YAĞIYORDU

Haldun Taner’in 1953’te yayımlanan hikâye kitabı.  Kitap dokuz hikâyeden oluşmaktadır.

Kitaba adını veren ilk hikâyede olayı yaratan, yirmi yaşını bitirmiş, yirmi birine basmış, yaşlı bir beygir, bir çöpçü beygiri olan Kalender’dir. Olay yağmurlu bir günde İstanbul da, saat üç sularında, Kalender’in her günkü vazife bölgesi olan Şişhane’de geçer.

Kalender, bir hamal sırtındaki aynada kendi hayalini görür ve kişner; ürkmüştür, gemi azıya alır. Geri geri giden çöp arabasıyla kaldırıma çıkar ve bir dükkân vitrinini yere indirir. Gürültüden büsbütün huylanan hayvan, bu defa arabayı dörtnala ileri sürer ve bir kazaya sebep olur. Hayvana çarpmamak için âni fren yapan tramvaya, arkadan bir otomobil bindirmiş, yol trafiğe kapanmıştır. Otomobildeki zengin Artin Margusyan, hafif yaralandığı için soruşturma için karakola götürülmesi yüzünden iflâs eder; çünkü aynı gün Brezilya’da Sao-Paulo’da bir firma, Margusyan’dan bir iş telgrafı beklemektedir. Telgraf gelmeyince, hazırlanmış mal, Hamburg’a Abis Morgenrot’a gönderilir. Kalender’in Şişhane’de kişnemesi, birbirlerinden çok uzakta iki tüccardan zengine felâket, fakire saadet getirmiştir.

Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu

İkinci hikâyede Kantar Kâtibi Ali Rıza Efendi, bir akşam üstü kahvede günün, mahallenin olayları, ölenler, kalanlar üzerine konuşur.

Konçinalar, iskambil kâğıtlarındaki resimlerle insanlar dünyasındaki kişiler, tipler arasındaki benzerlikleri araştıran bir söyleşidir; altılıdan aşağı kâğıtlar olan konçinaların gerçek hayattaki karşılıkları; sessiz, sünepe, emir kulu kimselerdir.

Ablam, yazarın 1936’da Almanya’da öğrenciyken tanıdığı, otuz üç yaşlarında Türkiyeli bir kadındır; birkaç kere evlenmiş, ayrılmıştır; şimdi Amerikalı pozundadır, üniversitelilerle düşer kalkar. Hikâye, yazarın o kadına ait anılarıyla oluşuyor.

Atatürk Galatasaray’da gene bir anı. Taner’in Galatasaray Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarında, 1931 veya 1932’de, Atatürk’ ün, okullarını ziyaretinden izlenimler. Fraeulein Hanbold’un Kedisi de bir Almanya anısı: Bir genç kızın kedi sevgisine paralel, aşk düşkünlüklerini anlatır. Eczanenin Akşam Müşterileri hikâyesindeki kişiler, durumlar, ilerde yazarın Fazilet Eczanesi oyununa konu olur. Fasarya, türlü işlere girip çıkmış, mesleklerin hiçbirinde altı aydan fazla tutunamamış, futbol delisi bir gencin lakabıdır; yazar ona ait anılarını toparlar.

Son hikâye Memeli Hayvanlar’ da maliye tahsildarlığından emekli bir adam, süt sağma merakını kadınlar üzerinde de uygulamaya kalkması yüzünden, içeri atılmış bir tatlı kaçık, hikayeciye bu işin zevkini anlatır; ona bir de sırrını açar: Kadınlar kısmında emzikli bir çingene kızıyla on liraya anlaşmıştır; hapisten çıkar çıkmaz merakını bir de bu kızda deneyecektir.

Olayları rindce bir bakışla gülünç taraflarından alan, kıvrak, sürprizli, esprili bir üslûba aktaran bu hikâyelerini yazar, Ablam ve Fraeulein Hanbold’un Kedisi hikâyeleri hariç, sonradan On İkiye Bir Var kitabındaki bazı hikâyelerle birlikte Konçinalar (1967) kitabına almıştır.