Şiir Tahlili: Visal-Necip Fazıl Kısakürek

Şair, bu mısralarla bir anlamda içinde bulunduğu hali dillendirmiş olmaktadır. İfadelerin şimdiki zaman kipinde kullanılmış olmaları, şairin bahsettiği hallerin ‘’oluş halinde’’ bulunduğundan dolayıdır.

‘’Kapalı hudut’’ ile ‘’aşmak’’ ifadeleri ile ‘’ölüm’’ ve ‘’yaşamak’’ ifadeleri arasında zıt bir ilişki mevcuttur. Her iki mısrada da birbirine karşıt olan bu ifadelerin kullanılması dikkat çekici bir özellik olmakla birlikte, bu zıtlıkların şairin iç halini ifade ediyor olması önemli bir husustur.

‘’Kapalı hududun aşılması’’, muhtemelen, aklın sınırlarının geçilerek, insanın kendi kendisini aşması ve mutlak hakikat’e doğru yol alması anlamına gelmektedir. Şairin ‘’ölümü yaşıyorum’’ ifadesi ise, tasavvufi yolda ilerleyebilmek için elzem olan bir şarta işaret etmektedir. Bu şartla ilgili olarak bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyurulmaktadır:

‘’Ölmeden önce ölünüz’’ (Aclunî, I. 38).12

Necip Fazıl’ın, ‘’ölümü yaşıyorum’’ ifadesi, yukarıda belirtilen tasavvufi yolun gereklerinden birine işaret ediyor olabileceği gibi, aynı zamanda şairin çileler içindeki yaşamının zorluğunun da bir ifadesidir.

‘’Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli? Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli?’’

‘’Pösteki’’ kelimesi, ‘’koyun veya keçi postu’’ manasına, ‘’pösteki saymak’’ sözü ise ‘’içinden çıkılmaz bir iş yüklenip uğraşmak’’ anlamına gelmektedir.13 Elbette şairin ifade ettiği gibi ‘’sonsuz’’u bulmak öyle kolay bir iş değildir. ‘’Sonsuz’’u bulmaya niyetlenmiş olmak bile ‘’içinden çıkılamayan bir iş yüklenmek’’ demektir. Bu da şair’e göre ‘’delilik’’ten başka bir şey değildir. Zaten ‘’hakikat bilgisi’’ne ulaşmanın bedeli de ‘’delilik’’ ve ‘’kendini kaybetmek’’tir.

Buradaki ‘’delilik’’ yine bir tasavvufi hal olup, kişinin zahirdeki halinin tesmiyesidir. Ağır bir düşünce işi yüklenip ve işin içinden bir türlü çıkamayan deli, elbette ‘’sonsuz’’u bulamaz. Çünkü tasavvuf yolunda ‘’bulmak’’ diye bir kavram yoktur. Yalnızca ‘’aramak’’ vardır. ‘’Visal’’in ya da kavuştuğunu zannetmek vehminin bedeli ise ‘’kendini kaybetmek’’tir; ‘’delilik’’tir; belki de ‘’aklın son merhalesi’’dir.

Miraç’ta Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e eşlik eden Cebrail (a.s.), ‘’Sidretü’l Münteha’’ denen noktaya geldiği zaman kendisinin daha öteye gidemeyeceğini, daha ileri giderse kanatlarının yanacağını, bu noktadan sonra Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e tek başına gitmesi gerektiğini söyler. Bunun üzerine Allah’ın Resulü sorar: ‘’Buradan ileriye nasıl gidilir?’’ Cebrail (a.s.) cevap verir: ‘’Buradan ileriye aşkla gidilir!’’

Herkesçe malum olan bu kıssada, Cebrail (a.s.), insan aklını ve onun mahdut niteliğini temsil etmektedir. Ancak aklın ötesine geçebilenlerdir ki sonsuza ve hakikate erebilirler.

Şair bu mısralarda da yine iki zıt unsuru bir arada kullanmıştır: ‘’Bulmak’’ ve ‘’kaybetmek’’… Tıpkı bu iki sözcük gibi, tasavvufi anlamda ‘’akıl ve aşk’’ kelimeleri de birbirine karşıttır. ‘’Akıl’’ vasıtasıyla ‘’sonsuzu’’ arayan insan ‘’pösteki sayan deli’’ye benzetilmiş ve asla sonsuzu bulamayacağı ifade edilmiş; ancak ‘’aşk’’ içinde ‘’kendini kaybetmek’’ suretiyle sonsuza ve hakikate ulaşılabileceği belirtilmiştir.

‘’Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır; Belki de benliğinden kaçabilene hazır.’’

A.g.e., s. 65

‘’Türkçe Sözlük’’ TDK. Yay. c. 2, s. 1198 (‘’Pösteki’’ maddesi)

9