Verimli Çalışma ve Başarılı Olma Yöntemleri-2

VERİMLİ ÇALIŞMA

"Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak şarttır."(Balzac)

an bir kez genç olur. Gençliğin önemli bir bölümü de eğitim sürecinde geçer. Bu süreci çok iyi değerlendirmek de önemli bir fırsattır. Çünkü kişinin geleceği, aldığı eğitimle şekillenir. Eğitimden istenen sonucu almak, verimli bir çalışmayla mümkündür.

Araştırmalar, öğrencilerin etkili ve verimli öğrenme yöntemleri konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. L. P. Ayres tarafından Amerika'lı ilköğretim öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada, ilköğretim birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar, öğrencilerin % 60 ile % 70 oranında okullardan ayrıldıkları tespit edilmiş. Yapılan araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin okuldan ayrılmalarına neden olan başarısızlığın temelinde, sanıldığı gibi kabiliyet eksikliği değil; çalışma metotlarını bilmemek olduğu ortaya çıkmıştır.

1.ÖĞRENMEK İÇİN DİNLEME

Başarılı bir öğrenmenin gerçekleşmesinde dinleme etkinliğinin bilinçli ve tekniğine uygun olarak yapılmasının büyük katkısı vardır.

Derse girmeden önce fiziksel ihtiyaçlarınızı gidererek derse fiziksel olarak hazır olmalısınız. Ayrıca psikolojik olarak da dinlemeye hazırlık yapmalı, öğreneceğiniz bilgileri nerede kullanacağınızı düşünerek motive olmalısınız.

Dinleme işi başladığında dikkatinizin konuda olması gerekir. Zihninizi konuya vermeniz, konsantrasyonla olur. Araştırmalar, öğrencinin dikkatini dinleme sırasında ancak belirli süreler için en üst düzeyde toplayabildiğini, bunun ötesinde dikkatin değişkenlik göstererek dinleme süresi ile orantılı olarak sürekli azalıp arttığını ortaya koymuştur. Bu nedenle ilginizi konuya yöneltmeniz gerekir. İlginiz öğretmende olursa, öğretmenin anlatım biçimini, kıyafetlerini, fiziksel özelliklerini düşünerek ilginizi konu dışına kaydırırsanız dinlemeyi gerçekleştiremezsiniz.

İyi bir dinleyici olmanın temel koşulu dersi aksatmamaktır. İyi bir dinleyici olmak için ön sıraları tercih etmelisiniz. Dersi dinlerken duyularınızı tam kullanmalısınız. Gözleriniz öğretmende, kulaklarınız anlatılanlarda, elleriniz anlatılanı yazmada, beyniniz dinlediklerinizi süzgeçten geçirerek yazma eylemini koordine etmede olursa öğrenmeyi etkili ve de verimli bir şekilde gerçekleştirmiş olursunuz.

İyi bir dinleyici olmanız, sadece öğretmenin sözlerini anlamanızı değil; onun yüz ve vücut hareketlerini, ses tonunu da değerlendirmenizi gerektirir. Böylece öğretmenin açıkladığı fikirleri onun cümle, ses tonu, vücut ve yüz hareketleriyle beraber değerlendirilecek; böylece öğrenmeyi daha etkili ve kalıcı şekilde gerçekleştirmiş olacaksınız.

Derste kafanızı hayallerle meşgul etmemeli, öğretmenin vurguladığı fikirleri, cümleleri, kavramları, terimleri, verdiği örnekleri birbiriyle ilişki kuracak şekilde uyanık olarak takip etmelisiniz.

Ders sırasında öğretmenin anlattıklarını dinlerken, neler söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışın. Çünkü insanın düşünme hızı konuşma hızından yüksektir. Öğretmenin konuştuklarını çabuk algılarsınız. Bu konuşmalar sırasında beyinde bir boşluk kalır. Bu boşluk öğretmenin anlatacaklarını tahmin etmeyle doldurulmazsa konsantrasyonun bozulmasına, yani dikkatin dağılmasına neden olur. Böylece uyanık kalırsınız, derse karşı dikkatinizi sürdürürsünüz, dersten kopmazsınız, derse aktif katılım sağlamış olursunuz. Öğretmenin anlatacaklarını tahmin edebilmek için ön hazırlık yapın. Ön hazırlık için konuyu dersten önce okuyun. Temel kavramları belirleyin. Şekilleri gözden geçirin. Başlıkları sorulaştırın. Dinleme sırasında konuyu düşünün. Sorularınızı öğretmene sorun.

Derste anlatılanların ana fikrini bulmaya çalışın. Çünkü anlatılanların çoğu aslında ana fikrin daha iyi anlaşılmasını sağlayan açıklamalar ve örneklerdir. Bu nedenle öğretmenin vurguladığı, üzerinde durduğu, hakkında örnek verdiği, önemli dediği noktaları dikkatle dinleyip not alın.

Öğretmenin önemine işaret ettiği yerlere dikkat edin. Öğretmen ses tonuyla, vurgularıyla, tekrarlarıyla önemli olan yerleri işaret eder. Bu işaretleri algılamaya çalışın. Öğretmen tarafından söylenen "çoğunlukla, sonuç olarak, bu nedenle, özetle, kısacası..." gibi sözlerden sonra konuyla ilgili önemli fikirlerin açıklanacağını hatırdan çıkarmayın. Öğretmen tarafından söylenen "önemli, başlıca, aslında, önemli olan, can alıcı, altı çizilmesi gereken..." gibi sözler konunun önemli noktaları için size bir işarettir. Eğer öğretmen ana fikri destekleyen yardımcı fikirlerle ile ilgili bir açıklama yapacak olursa bu açıklamadan önce "örneğin, bunun tersine, benzer şekilde, buna ek olarak..." gibi sözler söyleyecektir. Siz bu sözlerin bir işaret olduğunu düşünerek bu sözlerden sonra açıklanacak fikirleri dinleyip not alın. Kısacası öğretmenin anlattıklarından önemli olan kısımları tespit edip not etmeye çalışın.

Derse katılmak aktif bir dinleyici olmayı gerektirir. Oturduğunuz yer öğretmenin konuşmalarını ve hareketlerini iyi takip edebileceğiniz bir yer olmalı. Çünkü konuşma yüz ve vücut hareketleriyle bir bütün oluşturur. Öğretmenin anlattığı dersi anlayıp anlamadığınızı gerek davranışlarınızla gerekse sorduğunuz sorularla belli edin. Konuyla ilgili olmanız öğretmeni memnun edeceği gibi, sizin de anlamanızı kolaylaştıracaktır. Ders esnasında öğretmenle diyalog hâlinde olun, derse katılın. Öğretmenin sorduğu sorulara cevap verin. Öğretmenden en iyi şekilde yararlanmak öğrencinin elindedir, bunu unutmayın.

Gerek dersten önce, gerekse ders esnasında aklınıza gelen soruları öğretmene sorun. Öğretmenin sorunuza verdiği cevabı anlamadıysanız yeni sorular sorarak anlatılanı anlamaya çalışın. Hatta başkalarının sorduğu soruları da dikkatle dinleyin. Çünkü bazen sizin aklınıza gelmeyenler başkalarının aklına gelebilir.

Anlatılan konuya ilgi göstermemek, konuyu önemsememek, öğretmene karşı olumsuz tutum takınmak, dinliyormuş gibi görünerek dinlememek, anlatılanları not almamak, anlatılanları olduğu gibi not almaya çalışmak, dinlemeye konsantre olamamak, dinleme esnasında akla takılanları sormamak ve psikolojik ya da fizyolojik olarak dinlemeye hazır olmamak etili dinlemenin önündeki engellerdir etkili dinlemenin gerçekleşmesi için bu engellerin aşılması gerekir.

2.ÖĞRENMEK İÇİN OKUMA

Okuma, geçmiş deneyimlerle oluşturulmuş anlamların hatırlanması ve okuyucunun edinmiş olduğu kavramaları kullanarak yeni anlamlar kurmasıdır. Okumanın gerçekleşmesi okunanların anlamlandırılmasına bağlıdır.

Verimli bir okuma yapabilmeniz için bilmeniz ve uygulamanız gereken bazı kurallar vardır.

Öncelikle okuyacağınız Belgelikı belirlenmelisiniz. Sonra okuma ortamını hazırlanmalısınız. Bunun için bir masa ve sandalye olmalıdır. Sandalyede oturup, masada okumalısınız. Kesinlikle yatarak okumayı tercih etmemelisiniz. Işık yeterli olmalıdır. Okuma sırasında not almak için kullanacağınız kâğıt ve kalemi önceden hazırlamalısınız.

Okumaya başlamadan önce nefes egzersizi yapmanız okumanın verimli olmasını sağlayacaktır. Egzersiz için, burnunuzdan yavaş yavaş nefes alıp biraz bekleyip ağzınızdan yavaş yavaş vermeniz yeterli olacaktır.

Okuma eylemine başladığınızda, "Şu sürede, şuradan şuraya kadar okuyacağım." şeklinde bir hedef belirlemelisiniz.

Okumayı niçin gerçekleştirdiğinizi, öğrendiklerinizi nerede kullanacağınızı düşünmelisiniz. Çünkü kullanmak için yapılan okuma hem verimli hem kalıcı olur.

Anlayarak okuma her şeyden önce istekli ve ilgili olmayı gerektirir. Bunun için önce okuyacağınız bilgilere ihtiyacınız olduğunu düşünerek motivasyonunuzu; sonra da konuya dikkatinizi vererek konsantrasyonunuzu sağlamalısınız. Okumada amaç, okunanı anlamaktır. Bu nedenle okuma esnasında başka iş yapmamalı; sadece okuma işiyle uğraşmalısınız. Yani dikkatinizi okuma işine yoğunlaştırmalısınız.

Dudaklarınızı kıpırdatmadan okumalısınız. İçinizden de tekrarlama yapmamalısınız. Çünkü bu işlemler okuma hızını yavaşlatır, konsantrasyonu bozabilir. Yapılan araştırmalar, bir sözcüğün sesle hecelenmesinin, gözle anlaşılmasından dört kez daha fazla zaman aldığını ortaya koymuştur. Okuma sırasında sözcükleri gözlerinizle izlemelisiniz. Parmak ya da kalem kullanarak izleme yapmamalısınız. Gözlerinizi, sayfanın tam ortasına odaklamalı; okuma sırasında baş ve gözlerinizi sağa sola çevirmemelisiniz. Geriye dönerek yinelemeli okuma yapmak, konsantrasyonu bozabilir. Bu nedenle okumada geriye dönmemeye çalışmalısınız.

Ana fikir ve yardımcı fikirleri belirlemeye çalışmalısınız. Ana fikri belirlemek için dikkatinizi, okuduğunuz metin üzerine yoğunlaştırmalı ve okumayı öğrenmek amacıyla yapmalısınız. Okuduğunuz metinde anlamını bilmediğiniz kelimeler varsa, sözlüğe bakıp bu kelimelerin anlamını öğrenmelisiniz. Eğer anlamı bilinmeyen kelime çoksa, sürekli sözlüğe bakmak konsantrasyonunuzu bozabilir; okumanızı yavaşlatabilir, aksatabilir. Bu durumda kontekst denilen, cümleden anlam çıkarma metodu uygulanabilir. Bu metot, anlamı bilinmeyen kelimenin cümledeki kullanılışına bakılarak cümlenin gelişinden anlamının çıkarılmasıdır.

Anlamadığınız yerleri, öğretmenlerinize sormak üzere not etmelisiniz. Uyarılara, tanımlara dikkat etmelisiniz. Konunun özü olan anahtar kelimeleri belirlemeye çalışmalısınız. Yerleri, kişileri, tarihleri not etmelisiniz.

Not alma ve sözlerin altının çizilmesi eğer okumanın daha verimli olması, önemli yerlerin görülmesinin sağlanması amacı ile yapılırsa faydalı olur. Öbür türlü, rastgele not alma ve satırların altını çizerek okuma konsantrasyonu bozabilir.

Okumanızı bitirince genel bir tekrar yaptıktan sonra öğrendiğiniz bilgilerle okuduğunuz metindeki bilgileri karşılaştırmalı, varsa eksiklikleri gidermelisiniz.

3.NOT TUTMA

Not tutma, bir konuyla ilgili bilgilerin özetlenerek daha sonra kullanılması amacıyla bir yere yazılması işlemidir. Amaç, öğrencinin öğrendiği bilgileri özümseyip kendi cümleleriyle ve anlaşılır biçimde kağıt üzerinde düzenleyerek daha sonra hatırlanmasını kolaylaştırıcı özlü birikimler elde etmesidir. Böylece verimli bir öğrenme de gerçekleşmiş olur.

J. McLevish'e göre dinleme yoluyla öğrenilen bilgiler çok uzun süre hafızada tutulamaz. Öğrenilenler zaman içinde tekrarlanmalıdır. Bir öğrenci, bir dersin sonunda, o derste dinlediğinin sadece % 55'ini hatırlayabilir. Eğer tekrar yapılmazsa bir hafta sonra ise bu oran % 17' ye düşer. Öyleyse daha sonra tekrar yapmak için derste öğrenilenler mutlak not edilmelidir.

G. M. Usova araştırma sonuçlarına dayanarak bir insanın dakikada ortalama 600-800 kelimeyi algılayabildiğini; ancak dakikada 125 kelime konuşabildiğini söylüyor. Aradaki bu boşluk anlatılanları yorumlama, anlatılanlarla bağlantılı olan eski bilgileri hatırlama, anlatılacakları tahmin etme, anlaşılanları da not etmeyle doldurulmalıdır. Eğer sadece dinleme yapılırsa bu boşluk öğrencinin dikkatinin dağılmasına neden oluyor. Bu sorunun çözümü dinlenenlerin aynı zamanda yazıya geçirilmesi yani not tutmadır.

Not tutma öğrencinin derse dikkatini çeker. Dikkat öğrencinin derse aktif katılımı demektir. Böylece unutmaya karşı da bir tedbir alınmış olur. Ayrıca iyi bir not tutma eylemi için iyi bir dinleyici olmak gerektiğinden not tutma sayesinde öğrenme verimli hâle gelir. D. R. Jacobsen araştırma sonuçlarına dayanarak not alan öğrencilerin not almayanlara göre sınavlarda daha başarılı olduklarını belirtiyor.

Yapılan araştırmalardan elde edilen verilere göre bilinçli bir dinleme gerçekte 30 saniye kadar sürer. 1-2 saniyelik aralıklarla bu süreç sürekli işler. Önemli olan bu boşluklara takılmadan dikkati canlı tutmaktır. Dikkat canlı olduğu sürece öğrenme verimli olur çünkü. Dikkatin canlı olduğu bu süreyi de not tutarak geçirmek gerekir.

Not tutmak için ders takibi, bilginin sürekliliğinden dolayı çok önemlidir. Bir zincirin iş görebilmesi için bütün halkalarının tam olması gerekir. Bir tanesi bile eksik olsa zincir iş görmez. Bilgiler birbirine bağlıdır. Birinin bilinmesi diğerinin bilinmesini, birinin öğrenilmesi diğerinin öğrenilmiş olmasını gerektirir. Not tutmanın verimli olması bütün dersleri mümkün olduğunca takibe bağlıdır.

Not tutmayıp da başkalarının tuttuğu notları kullanmak verimli olmaz. Çünkü not tutma, özel bir eylemdir ve her birey kendi anlayacağı tarzda bu eylemi gerçekleştirir. Kişinin tuttuğu notlardan en verimli şekilde sadece kendisi yararlanır. Kaçırılan bir dersin notunu başkasından almak da sonuç almak bakımından etkisizdir. Bilgilerin kopuk kopuk olmaması için not bizzat öğrencinin kendisi tarafından tutulmalı, bunun içinde ders takibinde ısrar edilmelidir.

Derslerin takibi anlaşılmayı da kolaylaştırır. Not tutarken anlatılanları dinlemek, beyin süzgecinden geçirmek hem derse dikkati artırır hem de sıkılmayı engeller. Not tutmakla öğrenci derse aktif katılım sağladığından not tutma uyanıklığı yani dikkati artırır. Derse motivasyonu yükseltir. Anlamayı ve akılda tutmayı kolaylaştırır.

Öğrenci not alma sayesinde okuduğu ya da dinlediği bilgileri geniş bir çerçevede değerlendirme ve eleştirme yeteneğine kavuşur. Böylece öğrenci önüne çıkan en karmaşık düşünceleri bile kolayca anlama ve yorumlama becerisine kavuşur.

Not tutma değişik kaynaklardan yararlanılarak yapılır. Okunanlardan, gözlemlenenlerden, düşünülenlerden ve dinlenilen bilgilerden not tutulabilir.

Not tutma doğrudan ve dolaylı aktarmalarla yapılır. Kaynaktan alınan bilgiler olduğu gibi aktarılırsa bu not tutma doğrudan yapılmış olur ve bu tür bir not tutma kalıcı öğrenmede yeterince verimli değildir. Kaynaktan alınan bilgiler yorumlanıp beyin süzgecinden geçirilerek not tutan kişinin kendi cümleleriyle aktarılırsa dolaylı olarak yapılmış olur ve bu tür bir not tutma eylemi kalıcı ve verimli bir öğrenme açısından daha yararlıdır. Çünkü not almanın verimli olabilmesi, not almak için gerekli özlü birikimlere sahip olmayı gerektirir. Bu da öğrencinin konuyu kafasında ayrıntılı bir çözümlemeye tutup, onu değişik yönleriyle yorumladıktan sonra öğrendiklerini bütünleştirmesiyle olur.

Öğrenciler için not tutma iki yerde çok önemlidir. Birincisi sınıf ortamında öğretmenin anlattığı dersi dinlerken, ikincisi ise okuma sırasında bilgilerin daha kalıcı duruma getirilmesi ve daha sonra kullanılmasına sağlamak için yazılmasında. Her iki durumda da izlenmesi gereken yöntemler hemen hemen aynıdır.

Öncelikle düzenli bir defter tutmalısınız. Not tutacağınız konuyu ön hazırlık yaparak tanımalısınız. Bu tanıma işi, not tutarken dikkatinizin konuya toplanmasını da sağlar. Her şeyi yazmamalısınız. Ana fikirleri ve onları destekleyen yardımcı fikirleri kendi cümlelerinizle yazmalısınız.

Notu okunabilir bir yazıyla tutun. Yazdıklarınızın zihninizi karıştırmaması için bu gereklidir. Not tutulurken anahtar kelimelere dikkat edin. Bu anahtar kelimeler notlarınızı daha sonra okurken konuyu size ayrıntılarıyla hatırlatacak, bilgilerinizi çağrıştırabilecek nitelikteki kavramlardır.

Not tutmayı sınıf ortamında gerçekleştirecekseniz dersi etkin bir şekilde dinleyin. Çünkü temel yöntem, anlayarak not tutmanızdır. Not tuttuğunuz sayfaların kenarlarında boşluklar bırakın. Daha sonra bu boşluklara konuyla ilgili başka ayrıntılar eklemeniz gerekebilir. Her fikir ayrı bir paragrafta yer alacak şekilde not tutulmalısınız. Bu size hem notların tekrarında kolaylık sağlayacak, hem de öğrenmenizi kolaylaştıracaktır.
Kendinize göre bir kısaltma dili kullanabilirsiniz. Örneğin sadece ünsüzleri yazabilirsiniz ya da birkaç harfi yazabilirsiniz. " İnsanlar" yerine insnlr veya ins.'lar ; Milli Eğitim Bakanlığı yerine MEB gibi.

Sistemli ve etkili bir not tutma işleminde harfli ve rakamlı maddeleştirme yöntemini bir arada kullanabilirsiniz. Bu maddeleme yöntemiyle bilgileriniz arasında bağlantılar kurar, bilgilerinizi bir bütün olarak gördüğünüzden daha kolay anlar, bir sistem içinde yazdığınızdan bilgileriniz daha kalıcı olur. Hatta başlık ve alt başlıklar konuyu daha sonra hatırlanmanızda kolaylıklar sağlar.

Not tutarken öğretmenin önemini vurguladığı bölümlerin altını çizin. Başlıkları ve alt başlıkları renkli kalemlerle not tutun. Önemli kavramları ya tırnak içine alın, ya renkli olarak yazın, ya da altını çizin. Bu işlemler daha sonraki tekrarlarda size kolaylık sağlayacağı gibi dikkatinizi önemli noktalara da çekerek verimli bir öğrenmeye zemin oluşturacaktır.

4.TEKRAR

Ön hazırlık ve iyi bir sınıf içi öğrenme sürecinden sonra konuları veya konuların bazı kısımlarını değişik sebeplerden dolayı unutabilirsiniz. Bunun önüne tekrar çalışma eylemiyle geçebilirsiniz. Sınıf içi öğreniminden sonra eve gelince güzel bir tekrar yapılmalı ve bu tekrarı belirli periyotlarla yinelemelisiniz. Bu işlem sanıldığı gibi çok zaman almaz. Duvarın yeniden boyanması kadar değil de silinmesi kadar zaman alır. Böylece konuları iyice pekiştirmiş olur ve tam öğrenmeyi gerçekleştirirsiniz. Çünkü öğrenmenin temeli tekrara dayanır.

Kaybettiğiniz bilgileri tekrar çalışmalarıyla kazanabilirsiniz. Daha doğru bir ifadeyle öğrendiğiniz bilgiler, belirli periyotlarla yapacağınız tekrarlarla kalıcı duruma gelir. Tekrarın amacı, daha önce öğrendiğiniz bilgileri gerektiğinde hatırlamanızı sağlamaktır. Tekrar yeniden öğrenme değil, öğrendiklerinizi hatırlamadır.

Unutma, öğrenmeden sonra olabilecek bir sorundur ve normaldir. Kişi, öğrendiklerinin % 70'ini 1 saat içinde, % 80'ini de bir gün içinde unutur. Bu, önemli bir sorundur. Bir problemi çözmeniz için üç formül gerekiyorsa ve siz bunlardan birini bilmiyorsanız, yani unutmuşsanız bildiğiniz diğer iki formül soruyu çözmenize yetmeyecektir. Yani, bildiğiniz bu iki formül işinize yaramayacaktır. Zincirin halkaları gibi. Zincirin işlevini yerine getirebilmesi için halkalarının hepsinin tam ve sağlam olması gerekir. Halkalardan biri bile eksik olsa, o zincir görevini yapamayacak; ona ne bağlandıysa bağlanalar ayrılıp gidecektir.

20 - 40 dakikalık bir ders süresinden sonra 10 dakikalık bir tekrar çalışması yapmanız en uygun olanıdır. Tekrar bir defalık bir çalışma değildir. Öğrencilerin yanılgıya düştükleri noktalardan biri çalışma sisteminde dersin başında geçen sürenin çokluğunun öğrenmeyi artıracağı düşüncesidir. Oysa bu düşünce yanlıştır. Tekrar yapılmazsa kalıcı öğrenme olamayacaktır. Öğrenilenlerin kalıcı duruma gelmesi için tekrarların sıkça yapılması gerekir.

Dersten hemen sonra yapacağınız 10 dakikalık bir tekrardan sonra dersi öğrendiğiniz (işlediğiniz) günün akşamı 2-4 dakikalık yeni bir tekrar; dersten 24 saat sonra yine 2- 4 dakikalık bir tekrar; bir hafta sonra 5 dakikalık bir tekrar; bir ay sonra ise yine 5 dakikalık bir tekrar yapmanız öğrendiklerinizin kalıcı olmasını sağlayacaktır. Bu tekrarları aylık olarak yinelemeli, özellikle sınava altı hafta kala tekrar çalışmalarını yoğunlaştırmalısınız. Çünkü kalıcı öğrenme ders çalışma başında geçen süreyle değil, tekrar sayısı ve süresiyle doğru orantılıdır. Yapılan araştırmalar, çok tekrar edilen bilgilerin daha kolay hatırlandığını göstermektedir.

Sözel derslerde tekrarı okuma ve önemli noktaları not tutma şeklinde; sayısal derslerde ise problemlerin sonucunu bulana değin çalışma şeklinde yapmalısınız. İlk tekrarı, derste tuttuğunuz notlardan yaparsanız daha faydalı olacaktır. İkinci tekrarı ise, öğrendiklerinizi zihinden geçirme biçiminde yapabilirsiniz. Bu iki işlemden sonra notlarınızla zihninizden geçirdiklerinizi karşılaştırmalı varsa eksiklikleri yeniden gözden geçirmelisiniz.