Sponsorlu Bağlantılar
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,608

    Divan Şiirinde Âşık, Sevgili, Rakip Üçlüsü ve Ölüm

    DiVAN ŞİİRİNDE ÂŞIK, SEVGiLi, RAKiP ÜÇLÜSÜ VE ÖLÜM

    H.Dilek Batislam

    Özet:
    Ölüm insan hayatının en önemli ve değişmez yasası olması nedeniyle insan zihnini daima meşgul etmiştir. Ölüm ve ölümle ilgili düşünceler dinî inançların, düşünce sistemlerinin konusu olmakla kalmayıp edebiyat ve sanat eserlerinin de temel konularından biri olmuştur.

    Bu yazımızda divan şiirinin temaları arasında yer alan ölüm temasını divan şiirinin geleneksel üçlüsü âşık, sevgili ve rakip açısından değerlendirmeye çalışacağız.
    Değerlendirmemizi yaparken değişik yüzyıllara ait divan şâirlerinin şiirlerinden seçtiğimiz Örnek beyitlerden yararlanacağız.

    Anahtar kelimeler: Âşık, sevgili, rakip, Ölüm, divan şiiri.

    Abstract: Due to being most important and invariable law in human exisîence, death always kept human's mind busy. Death and thoughis about death was not only the subject of religious beliefs and thought systems but also became a majör insipîring îheme to literatüre and works of art, in this article we are going to deal with death theme which takes a part İn-Divan poetry, in the way of Divan poetry's tradiîional triple; lover, beloved, and rival. While we are
    deaiing wîth îhis subject, we are going to use sample couplets chosen from different century's Divan poet's poetry.

    Key vvords: Lover, beloved, rival, deaîh. Divan poetry.

    Edebiyat ve sanat eserlerinde insan hayatını ilgilendiren hemen her şey üzerinde durulmuştur. Ölüm, insan hayatının doğal akışı içinde kaçınılmaz bir hayat gerçeği olarak İnsanın yanı başındadır. Ölüm düşüncesi ve ölümle ilgili duygular çeşitli türlerdeki edebî eserlerde söz konusu edilmiştir. Ölüm düşüncesinin edebî eserlere yansıması farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır.

    Ölüm değiştirilemez bir gerçektir, insan hayatının en önemli ve değişmez yasası olması, sonrasının bilinmezliği dolayısıyla insan zihnini hep meşgul eîrniştir. İnsanlar
    dinî inançları ya da çeşitli düşünce sistemleri aracılığıyla ölüm kavramının ne olduğunu anlamaya çalışmışlardır. Ölüm ve ölümle ilgili düşünceier sadece dinî inançların ve düşünce sistemlerinin değil, edebiyat ve sanat eserlerinin de temel konularından biri olmuştur. Evrensel bir gerçek olması nedeniyle gerek dünya edebiyatında gerekse bizim edebiyatımızda Ölüm temasını değişik yönleriyle ele alıp değerlendiren, çeşitli edebî türlerde yazılmış çok sayıda eser bulunmaktadır.

    Edebiyatımızda ölümle İlgili duygu ve düşüncelerin dile getirildiği türler arasında divan edebiyatındaki mersiyelerle halk edebiyatındaki ağıtlar önemli bir yer tutar. Mersiyeler ve ağıtlarla ilgili çeşitli araştırma, inceleme çalışmalar; yapılmış olup bu tür eserlerde Ölüm düşüncesinin nasıl ele alındığı ortaya konulmaya çalışılmıştır1. Mersiyelerde ve ağıtların dışında ölenler İçin düşürülen tarihlerde ve manzum mezartaşı kitabelerinde de ölümle ilgili düşüncelere yer verilmiştir. Ağıtlarda ve mersiyelerde ölüm konusundaki düşüncelerin daha çok ölen kişinin özellikleri etrafında ele alındığı, ölenin iyiliklerinin, güzel özelliklerinin dile getirildiği, ölen kişinin kaybından duyulan üzüntünün anlatıldığı, Ölenin ailesine sabır dilendiği, ölenin yakınlarının teselli edilmeye çalışıldığı görülür.
    Divan şâirinin ölüme bakışında ve ölüm olayını değerlendirişinde İslâm inancıyla tasavvuf düşüncesinin önemli bir etkisi vardır. Divan şâiri, dinî inançları gereği ölüm olayını kabul edilmesi gereken bir gerçek olarak görür. Sorgulamaktan çok kabullenme duygusu içindedir. Çünkü güçlü bir şekilde dinî inançlarına bağlı olan divan şâiri açısından ölüm, ne olduğu bilinmeyen korkunç bir olay değildir. Ölüm bedene özgüdür, ruh ölümsüzdür. Bedenin ölmesiyle birlikte ruh ebediyete kavuşacaktır. Ebediyete ulaşmak İse korkulacak değil aksine sevinilecek bir durumdur. İşte dinî inancın ölüme getirdiği bu açıklamalar divan
    şâiri açısından ölümü daha katlanılabilir hale getirmiştir. Dinî inançlarla birlikte divan şâirinin hayatı ve ölümü değerlendirmesinde önemli rol oynayan tasavvuf düşüncesi de ölümü dinî İnançlarda olduğu gibi olumsuz ve korkulacak bir şey olarak görmez. Hatta bazı mutasavvıflar ölümü sevinçle karşılayarak, ölümü ölenin ruhunun dostu olan Rabb'ine ulaşması, âşığın maşukuna kavuşması olarak yorumlarlar (Uludağ 1996: 363-365).

    Mersiyelerin dışında divan şâirlerinin ölüme bakışı ve divan şiirinde yer alan ölümle ilgili öğeler konusunda yapılmış kimi çalışmalar bulunmaktadır2. Biz bu yazımızda ölüm temasının divan şiirinin geleneksel üçlüsü âşık, sevgili ve rakip açısından nasıl ele alındığını ortaya koymaya çalışacağız. Bu geleneksel üçlüyle ilgili duygu ve düşünceler en çok gazellerde yer aldığı için örnek beyitleri gazellerden seçtik. Şeyhî,Necâtî, Usûlî, Fuzûlî, Bakî, Hayalî ve Sabit divanlarının gazeller bölümünü taradığımızda konuyla ilgili pek çok örnek beyitle karşılaştık. Bütün Örnekleri vermemiz mümkün olmayacağı için örnekler arasından seçtiğimiz beyitler aracılığıyla bir değerlendirme yapacağız.

    Divan şiirinin en önemli kişisi olması dolayısıyla şiirde en çok sözü edilen sevgilidir.
    Sevgili divan şiirinde ince, ayrıntılı, sanatkarane ve soyut bir şekilde tasvir edilir.
    Sevgili için çizilen ortak bir f izi kî portre vardır. Sevgilinin bu bilinen fiziksel durumunun
    dışındaki davranışları da bellidir. Sevgili hercâî-rnesreptir, hem rakibe hern âşığa
    yönelir. Çevir ve sitem onun sanatıdır. Vefasızdır, sevgisine güvenilmez. Rakiple buluşur, âşıktan sevgisini saklar. Aşık kul, sevgili sultandır. Sevgilinin özellikleri arasında acı ve ıstırap verici olması önde gelir, cana kasteder. Asığa yar olmaz, tas
    yüreklidir. Sözünde durmaz, âşığın ağlayıp inlemesi acıdan, üzüntüden ölecek duruma
    gelmesi onu etkilemez. Sevgili âşığa sebepsiz yere eziyet eder. Nazlıdır, aşüftedir, fettandır
    hatta hafif meşreptir. Bu özellikler divan şiir geleneğinde sevgiliyi sevgili yapan
    özellikler olduğu için ayıplanacak özellikler değildir. Bütün bu olumsuz Özelliklerine
    rağmen âşığa düşen görev sevgiliden şikâyetçi olmamak ve onun eziyetlerine sabırla
    tahammül göstermektir. Âşık için sevgilinin kendisine eziyet etmekten vazgeçmesi dahi
    sevgilinin ilgisinin bittiğinin işareti durumundadır (Pala 1989 : 437-438 ; Pala 1995:
    85}. Divan şiiri geleneğinde âşık-sevgili ilişkisinde sevgiliye düşen görev âşıklarını
    üzüntüden, acıdan öldürmek onlara çevir ve cefâ etmektir. Geleneksel sevgili
    tipinin en belirgin özelliği âşığa eziyet etmektir. Hayalî, sevgilinin bu özelliğini; Dİl-ber
    oldur ki mahabbet edene kini ola 'Âşık öldürmek anın san'al ü âyini ola (Hayalî D., G.
    18, b. l, s. 95)3

    "Sevgili odur kî sevgi gösterene kini ola, âşık öldürmek onun sanatı ve töreni
    ola." beytiyle düe getirir . Sevgilinin işinin sevgi gösterene kin duymak, sanat ve
    âyininin ise âşık öldürmek olduğunu söyler. Böylelikle sevgili için âşık öldürmenin bir
    sanat haline geldiği ortaya konulmuş olur.

    Lebün dirgürmege canlar vîrürken
    Gözün katlüme her dem niyyeî eyler (Mesîhî D., G.65, b.5, s. 157)

    "Dudağın diriltmeye can verirken gözün her an öldürmeye niyet eder." beytinde âşık
    sevgilinin dudağının diriltici, gözünün ise, öldürücü olmasından dert yanar. Hışm ile
    nazar eyleyip aşüftene her dem Öldürmeğe kasd etme behey gözleri âfet (Necat? D.,
    G. 35, b.4, s. 165)

    "Behey gözleri âfet düşkününe her an hışımla bakıp öldürmeye niyet etme."
    beytinde de âşık sevgilinin her zaman hışımla bakarak kendisini öldürmeye niyetlenmemesini
    ister.

    Her nefeste ol tabîb-i cana ben öldüm desem
    Hâlime kılmaz nazar vermez cevâb üç günde bir (Hayalî D., G.584, b. 1, s. 292}

    "O can tabibine her nefeste ben Öldüm desem halime bakmaz, üç günde bir
    cevap vermez." beytinde ise âşık can tabibi olan sevgiliye her nefeste öldüğünü söyler.
    Ancak, acımasız sevgili onun hâline bakmadığı gibi üç günde bir cevap bile vermeyerek
    âşığın çektiği acıyı, eziyeti umursamaz. Âşığın ölmek üzere olması da onu etkilemez.

    Ölüyü diri kıldığın işiîse leblerin
    Doğurmaz idi İsî'yi Meryem dedikleri (Şeyhî D., G. 757, b. 4, s. 277)

    "Dudağının ölüyü dirilttiğini duysaydı Meryem isa'yı doğurmazdı." beytinde
    sevgilinin dudaklarının ölüyü dirilttiğini Hz.Meryem'in bu durumdan haberi oisa İsa'yı
    doğurmayacağı söylenir. Sevgilinin dudaklarının da isa gibi ölüyü diriltme özelliği
    bulunduğuna dikkat çekilirken isa'nın ölüleri dirilttiğine telmihte bulunulur.

    Sanki Rum ili haramisi durur hâl-i ruhun
    K'öldürür can kâr-bânın varını andan alır (Necâtî D., G. 202, b. 4, s. 242)


    "Yanağındaki ben sanki Rum eli haramisidir. Can kervanını öldürür ve ondan
    varlığını alır." beytinde sevgilinin yanağındaki beninin de gözü gibi can alma, öldürme
    özelliğine sahip olduğu dile getirilir. Ben haramiye benzetilir. Can ise kervandır.
    Haramilerin kervanları basıp adam öldürmeleri gibi sevgilinin benî de âşığın can kervanını
    basar ve onun canını alır. Ayrıca,

    Çün saçtı gönlümün kuşuna dâne benlerin
    Öldürmesin tutup ki girer kâne benlerin (Şeyhî D., G. 99, b. T, s. 195)

    "Benlerin gönlümün kuşuna tane saçtı. Tutup onu öldürmesin, kana girer."
    beytinde de sevgilinin yüzündeki benlerin âşığın gönül kuşunu avlayıp öldürerek onun
    kanına girmesi anlatılır.

    Oklarun kim tende zahm-ı hûn-feşâna girdiler
    Öldürüp ben hasteyi yok yire kana girdiler (Bakî D., G. 182, b. 1, s. 213)

    "Bakış okların tendeki kaniı yaraya girdiler. Ben hastayı öldürüp yok yere kan
    girdiler." beytinde sevgilinin ok gibi öldürücü bakışıyla hasta, yaralı âşığı öldürüp
    onun kanına girdiği söylenir.

    Gah leb geh kad anar dil hasta canım gezdirir
    Kİm ecel gibi erer nâ-gâh şemşîrin senin (Necâtî D., G.290, b.4, s. 280)

    "Gönül kah dudağını kah boyunu anarak hasta canımı gezdirir. Ansızın senin
    kılıca benzeyen keskin bakışın ecel gibi yetişir." beytinde ise, âşık sevgiiinin kılıç gibi
    yaralayıcı, öldürücü bakışını ecelin aniden, habersizce gelişine benzetir.

    Ey sabâ canın için yâr diyarından erer
    Sol nevayı ki ölü diri kılandır kokusu (Şeyhî D., G. 186, b.4, s. 282)

    "Ey saba rüzgârı canın için sevgiiinin bulunduğu yerden es. Çünkü onun kokusu
    ölüyü diriltir." beytinde âşık, saba rüzgârının sevgilinin bulunduğu yerden esmesini, hava
    getirmesini İster. Çünkü rüzgârın getireceği sevgilinin kokusu ölüyü diriltici ve can vericidir.

    Öldüğüm dem yâr peykânın ciğerde saklaram
    Uydurur her kim sefer ktlsa yarar yoldaşını (Hayalî D., G. 638, b. 4, s. 311)

    "Öldüğüm zaman sevgilinin bakış okunu ciğerimde saklarım. Çünkü kim yolculuğa
    çıksa yanına en iyi arkadaşını alır." beytinde âşık sevgilinin bakış oklarını öldüğü
    zaman büe ciğerinde saklayacağını söyler. Bu durumunu da yolculuğa çıkanın en İyi
    arkadaşını yanına almasına benzetir. Çünkü dönülmez bir sefere, ölüm yolculuğuna
    çıkan âşık İçin bu yolculukta ona en iyi arkadaşlık edecek olan sevgilinin bakış oklarıdır.

    Zannİtme merkadmdakî seng-i mezârıdur
    Taş oldı kaldı ol bütün 'uşşâk-ı zârıdur (Sabit D., G. 82, b. l, s. 391)

    "Mezarındaki mezar taşıdır zannetme. O puî gibi güzel sevgilinin İnleyen
    âşıkları taş oldu kaldı." beytinde sevgilinin mezar taşının bilinen mezar taşlarından
    olmadığı, inleyen âşıklarının taş olup kalması sonucu oluştuğu söylenir. Bu beyitte sözü
    edilen taş kesilme efsanelerde de yaygın olarak karşılaşılan motiflerden biridir.

    Hak Te'alâ acısın göstermesin cânānenin
    Ben öleyim eşiğinde bana canan acısın (Necati D., G. 420, b. 2, s. 337)

    "Allah sevgilinin acısını göstermesin. Eşiğinde ben öleyim, bana sevgili acısın."
    beytinde divan şiiri geleneğinde istisnai birkaç örnek dışında rastlanmayan sevgilinin
    ölümü düşüncesine bağlı olarak, âşık sevgilinin ölümünü görmek istemediğini, sevgilinin
    acısını görmektense onun yerine kendisinin ölmeyi tercih edeceğini dile getirir.
    Örneklerde de görüldüğü gibi sevgili asla ölmez, âşık İse, onun yerine ölmeyi tercih
    eder. Ölmeyen sevgili daima âşığın canına kasteder. Niyeti onu eziyeîlerîyle imtihan
    etmektir. Bütün bu eziyetleri âşığın aşkında kararlı ve samimi olup olmadığını öğrenmek
    için yapar. Sevgilinin bu İşi yapmaktaki yardımcıları gözü ve benleridir. Sevgili kılıç
    gibi keskin, ok gibi yaralayıcı bakışlarıyla âşığı öldürür. Kimi zaman harami benleri de
    sevgiliye can alma konusunda yardım eder. Sevgilinin ben taneleri âşığın gönül kuşunu
    tuzağa düşürür. Sevgili bir yandan âşığı öldürmek İçin en güçlü silahları durumunda
    olan bakışı ve benleriyle can alırken bir yandan da dudağı ve kokusuyla âşığı diriltir.
    Çünkü her ne kadar eziyetleriyle âşığı öldürmeye çalışıyor görünse de âşığın ölmesinden
    ziyade yaşamasından yanadır. Ona daha çok eziyet ederek, acısını arttırarak
    sabrını ölçmek ister. Âşık ölürse bütün bunları yapma imkanı ortadan kalkacaktır.
    Sevgili âşığı daima ölümle yaşam arasındaki ince çizgide tutar.
    Bilindiği gibi divan şiirinin aşk üçgenindeki ikinci kişi âşıktır. Âşık, duygularında
    içtendir, gıdası üzüntüdür. Sevgiliye ait en küçük bir şey dahi onu kendinden geçirir.
    Canını hiç düşünmeden, çekinmeden sevgilisine verecek kadar cömerttir. Sözünde
    durur, sâdıktır. Sevgiliden ayrı kalmak âşık için ölümdür, sürekli hayatla ölüm arasında
    gidip gelir. Âşığın en büyük üzüntü kaynağı sevgilinin başkalarıyla ilgilenmesİdir. İrade
    sevgilinindir, o ne isterse onu yapar. Âşığa düşen görev her şeye katlanmak ve aşkında
    ısrarlı olduğunu göstermektir (Pala 1989: 50). Her ne olursa olsun âşığın amacı gönlüne
    taht kuran sevgiliye ulaşmaktır. Âşık sevgiliye ulaşmak için her şeyi yapmaya hazırdır.
    Ancak rakip âşığın huzurunu kaçırır. Âşık sürekli rakiple mücadele içindedir. Her olumsuzluktan
    onu sorumlu tutar. Sevgilinin rakiple birlikte olduğunu, rakibin sevgiliye
    kötülük edeceğini düşünür. Sevgilinin rakibe ilgi gösterip kendisine İlgisiz olmasından
    şikâyet eder. Sevgili âşığa hep eziyet eder. Âşık sevgilinin bu kadar çok eziyet etmesinin
    nedenini anlamakta zorlanır. Bu nedenle sevgilinin sürekli eziyet etmekle kendisinin
    Ölümünü isteyip İstemediğini düşünür.

    Örneğin:
    Tİğ-ı cefâ İle depelersin Necâtî'yi
    Ölsün mü neylesin seni ey bî-vefâ sever (Necâtî D., G.84, b. 2, s. 187)

    " Necâtî'yi cefâ kılıcıyla tepelersin, ey vefasız ölsün mü ne yapsın? Seni sever."
    beytinde Necâtî vefasız sevgilinin kendisini cefâ kılıcıyla tepelediğinden şikâyet eder ve
    duyduğu sevgi yüzünden sevgilinin kendisinin ölmesini isteyip istemediğini sorar.

    Begim zîbâ cemâline gönülden 'âşıkım 'âşık
    Gerek Öldür gerek dirgir severem ihtiyarım yok (Usûl? D. G.63, b. 2, s. 159)

    "Beyim güzel yüzüne gönülden âşığım âşık. Öldürsen de diriltsen de seviyorum.
    Elimde değil." beytinde âşık, sevgilinin güzel yüzüne gönülden âşık olduğunu,
    sevgili ne yaparsa yapsın bu aşktan vazgeçmesinin mümkün olmayacağını söyler.
    Çünkü âşığın aşkından vazgeçmesi elinde değildir. Aşk yüzünden âşık kendinden
    geçmiş, kendine söz dinletemez duruma gelmiştir.

    Sabr edeyim cefâna eyâ çevri çok güzel
    Ya ben ö/em firak ile yâ sen usanasm (Necâtî D., G.386, b.2, s. 322)

    "Ey eziyeti çok olan güzel, eziyetine sabredeyim. Ya ben ayrılık derdiyle Ölürüm
    ya sen eziyet etmekten usanırsın." beytinde âşık geleneksel âşık tavrını sergiler. Eziyeti
    çok olan sevgilinin eziyetlerine sabırla katlanacağını söyleyen âşık, sonuçta ayrılık
    derdiyle ya kendisinin öleceğini ya da sevgilinin eziyet etmekten usanacağını düşünür.

    Fürkat-i yâr katı zar u zebûn iteli beni
    Döymeyem mihnet-i hicrana ölem gibi gelür (Bakî D., G. 146, b.2, s. 192)

    "Sevgiliden ayrı olmak beni çok inletti ve güçsüz hale getirdi. Ayrılık sıkıntısına
    katlanamıyorum, Ölecekmişirn gibi geliyor." beytinde âşık, sevgiliden ayrı olmanın
    acısının kendisini güçsüz bıraktığını ve ayrılık acısına tahammül edemeyip ölecek duruma
    geldiğini söyleyerek sevgiliden merhamet diler.

    Bakî hecrün gamtyia can virdi
    Dâd ey pâdişâh-ı 'âlem dâd (Bakî D., G.36, b.5, s, 123)

    "Bakî ayrılık üzüntüsüyle can verdi. Adaletli ol ey dünya padişahı adaletli."
    beytinde de şâir, ayrılık gamıyla ölecek duruma geldiğini söyleyerek, dünya padişahı
    olarak gördüğü sevgiliden adalet bekler, âdil olmasını ister.

    Öldürürsün 'âşıkı rahm eylemezsin ey sanem
    Hey ne kâfirsin senin sinende imânın mı var (Hayalî D., G.36, b,5, s. 123)

    "Ey put gibi güzel sevgili acımazsın, âşığı öldürürsün. Hey sen ne kâfirsin senin
    sinende İmanın mı var?" beytinde de âşık sevgilinin merhametsizliğinden yakınır.
    Ancak kâfirin sevgili kadar zâlim, acımasız olabileceğini vurgular.

    Bir oldu ağlamam gülmem yakın oldu hemân ölmem
    Niceydim neyieyem bilmem mededgamdan helak oldum (UsûiîD., G.80, b.7,s. 176)

    "Ağlamamla gülmem bir oldu. Oİmem hemen yakın oldu. Ne yapayım
    neyleyeyim bilmem. Üzüntüden yok oldum. Medet bekliyorum." beytinde de âşık
    çektiği acıdan dolayı ölümünün yaklaştığını söylerken bu acmın niteliğini belirtmekte
    yine ölümden yararlanır. Ne yapacağını bilemez duruma geldiğini anlatır. Sevgiliden
    medet umar, haline acımasını bekler. Fuzûlî'nin,

    Gamdan öldüm demedim hâl-i dil-i zar sana
    Ey gül-i taze reva görmedim azar sana (Fuzûlî D., G.20, b. l, s, 140)

    "Gamdan öldüm. İnleyen gönlün halini sana söylemedim. Ey taze gül seni incitmeyi,
    üzmeyi uygun görmedim." beytinde âşık sevgilinin bütün eziyetlerine, merhametsizliğine,
    adaletsizliğine ve gamdan öldürecek duruma getirmesine rağmen ondan
    şikâyetçi olmayı düşünmez. Çünkü bu şikâyetinin sevgiliyi inciteceğine inanır.
    Sevgiliyi incitmek korkusuyla ona halini söylemekten çekinir.

    Ey tegâfül birle her sâ'at kılan şeydâ beni
    Vâkıf ol kim öldürür bir gün bu istiğna' beni (Fuzûlî D., G.290, b. l, s.273)

    " Ey görmezden, bilmezden gelerek her saat beni çılgına çeviren sevgili, bil ki
    bir gün bu İlgisizliğin beni öldürür." beytinde de sevgilinin ilgisizliği âşığı çılgına
    çevirir. Âşık sevgilinin kendisini çılgına çeviren bu ilgisizliği devam ederse öleceğini
    sevgiliye hatırlatır.

    Hasretinle bu Necatı ölür ise diyesiz
    A garib ü vâ garib ü ha garib eyvâ garib (Necatı D., G.26, b.5, s. 162)

    "Bu Necâtî hasretinle ölürse ah garip, vah garip, eyvah garip diyesiniz."
    beytinde Necâtî, sevgilinin hasretiyle ölüp gittiği zaman kendisinin garip olarak niteleneceğinden,
    arkasından garip olduğu için üzüntü duyulacağından söz eder.

    Devamı aşağıdadır->>>

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,608

    Cevap: Divan Şiirinde Âşık, Sevgili, Rakip Üçlüsü ve Ölüm

    Canlar veririm ölmeğe hecrinde şöyle kim
    Tabut ile kefen bana serv ü semen gelir (Necat! D., G. 170, b.2, s. 227)

    " Senden ayrı olmak yüzünden ölmeye can veririm. Ayrılık acısı çekmektense
    ölmeyi isterim. Tabutla kefen bana serviyle yasemin gibi gelir." beytinde de âşık ayrılık
    acısının şiddeti yüzünden ölmeye razıdır. Ayrılık acısına katlanamayıp ölmeyi isteyen
    âşık için tabut servi, kefen de yasemin gibi gelir.

    Derd-i yâr ile şunun kim başı hoşdur Bâkîyâ
    Ölmeğe canlar virür derdine derman İstemez (Bakî D., G.206, b. 5, s. 227}

    " Ey Bakî sevgİİİ derdiyle kimin başı hoşsa öimek için can atar ama derdine derman
    istemez." beytinde de sevgilinin derdiyle dolu olan kimsenin derdine derman istemeyeceği,
    bu dertle can vermekten memnun olacağı dile getirilir.

    Can yerine tenimde bula derd-i dilberi
    Rûz-ı veda ece! deyicek merhaba bana (Hayalî D., G. 17, b.2, s. 92)

    "Veda günü ecel bana merhaba dediğinde tenimde can yerine sevgilinin derdini
    bula." beytinde de âşık veda gününde ecelle karşılaştığında, ecelin'teninde sevgilinin
    derdini bulacağını söyler. Çünkü sevgiliden ayrılacak olmanın üzüntüsü onu
    canından etmiştir.

    Bu halet ile ey dil sağ olmada 'âlemde
    Derd ü gam-ı dil-ber ile ölmekde letafet vardır (Bakî D., G.171, b. 4, s. 208)

    "Ey gönül bu halde dünyada sağ kaİmakîansa sevgilinin üzüntüsü ve derdiyle
    ölmekte güzellik vardır." beytinde gönlüne seslenen âşık, sevgilinin verdiği sıkıntı ve
    üzüntü içinde, ayrılık acısıyla yaşamaktansa ölmenin daha İyi olacağını söyler. Aşık
    çektiği acının şiddetini ve niteliğini belirtmek için ölümden yararlanır. Ona göre içinde
    bulunduğu durum ölümden daha acı vericidir.

    Yoluna Bâkî-i dil-hasîe revân eyler idi
    Tuhfe-i can-/ hakir olsa eğer makbulün (Bakî D,, G.267, b.4, s. 265)

    "Eğer kabul görseydi gönlü hasta Bakî hakir can hediyesini yoluna feda ederdi.
    " beytinde de Bakî, eğer sevgili tarafından kabul görecekse, hasta gönlüyle değersiz
    canını onun yoluna feda etmeye hazır olduğunu söyler.

    Acımazdı Hayalî öldüğüne
    Lebini öpse kan-bahâ yerine (Hayalî D., G. 514, b.5, s. 268)

    "Hayalî kan pahası' olarak dudağını öpebilseydi eğer öldüğüne acımazdı."
    beytinde ise. Hayalî öldüğüne değil, sevgilinin dudağını öpemediğine üzülür. Canı
    pahasına sevgilinin dudağını öpmeye razı olur.
    Âşık bazen de yoluna canını vermeye hazır olduğu sevgilinin kendisini
    öldürmekten vazgeçmesinden korkar. Çünkü olumsuz yönde de olsa âşık, sevgilinin
    kendisine ilgi göstermeye devam etmesini İster. Öldürme niyetiyle sevgilinin âşıkla
    ilgileniyor olması bile âşık için bir lütuftur.

    Öldürem derdi Hayalî kulunu cevr İle yâr
    Ne günâh itti ki sonra yine ihmâl etti (Hayalî D., G. 600, b. 5, s. 298)

    "Sevgili eziyet ile Hayalî kulunu öldüreyim derdi. Ne günah işledi ki sonra yine
    bu niyetinden vazgeçti." beytinde Hayalî, sevgilisinin eziyetleriyle kendisini öldürmeye
    niyetliyken sonra vazgeçme nedenini anlayamaz. Çünkü sevgilinin eziyet etmekten
    vazgeçmesi bile onun âşığa olan İlgisinin bittiği anlamına gelir. Bu durum âşık için
    üzüntü vericidir. Aynı şekilde;

    T/z çekmezsen cefâ tığın beni öldürmeğe
    Öldürür âhir beni bir gün bu ihmâlin senin (Fuzûlî D., G. 168, b. 4, s. 2 12}

    " Beni öldürmek için cefa kılıcını çabuk çekmezsen sonunda bir gün senin bu
    ihmalin beni öldürür." beytinde de âşık sevgilinin cefa kılıcıyla kendisini bir an önce
    öldürmesini ister. Yoksa sonuçta sevgilinin ihmali âşığı öldürecektir.

    Ey Mesîhî bizi öldürmeye 'ar ideli yâr
    Hak bilür dünyeden usandug u candan bezdük (Mesîhî D., G. 135, b. 5, s. 204)

    "Ey Mesîhî sevgili bizi öldürmekten utandığından beri Allah bilir dünyadan
    usandık, canımızdan bezdik." beytinde de Mesîhî, sevgilinin kendisini öldürmekten çekinmesi,
    utanması sonucu, dünyadan usanıp canından bezdiğini söyler. Âşık için,
    sevgili tarafından öldürülmek bile bir lütuftur. Ayrıca sevgiiinin derdiyle, ondan ayrı
    olmanın üzüntüsüyle yaşamaktansa âşık ölmeyi tercih eder.

    'Âşıkların öldürmek ise sende mürüvvet
    Tahsin senin bâzına kollarına kuvvet (Necâtî D., G. 35, b. 1, s. 165)

    "Sendeki yiğitlik ve cömertlik âşıklarını öldürmekse senin pazına aferin, koluna
    kuvvet." beytinde âşık sevgilinin cömertliğinin. İyiliğinin göstergesinin âşık öldürmek
    olduğunu söyler. Bu işi yapma konusunda sevgiliye alaycı bir dille güç, kuvvet diler.
    Ne iyi iş yapıyorsun diyerek över gibi görünüp aslında sevgilinin bu davranışını yerer.

    Hâlüm benüm şu demde '/yân ola sana kim
    Kabr içre eyleye beni bir gün nihân ecel (Mesîhî D., G. 147, b. 4, s. 212}

    "Benim halim ancak bir gün ecel beni kabir içine gizlediğinde sana ayan olacaktır."
    beytinde âşık, sevgilinin bir türlü kendisini anlamamasından şikâyet eder. Âşığa
    göre sevgili onu ancak ecel kabir içinde gizlediği zaman, yani ölümünden sonra anlayacaktır.
    Oysa âşık sevgilinin kendisini ölmeden önce anlamasını ister.

    Hasret-i kaddün ile ger bu Mesîhî vire can
    Kabri üstinde bite serv-i hırâmân-şekil (Mesîhî D., G. 150, b.5, s. 214)

    "Eğer bu Mesîhî boyunun hasretiyle can verirse mezarının üzerinde salınan serviler
    bitsin." beytinde Mesîhî, eğer sevgilinin boyunun özlemiyle ölürse mezarının üstünde
    kendisinin özlemini anlatmak üzere sevgilinin boyuna benzeyen servilerin bitmesini ister.

    Dildür sana 'arz İtmeğe ahvâlümi güya
    Kabrümdekİ hâk üzre biten taze giyâhum (Bakî D., G. 321, b, 4, s. 299)

    "Mezanmdaki toprak üzerinde biten taze otlar sanki sana halimi anlatmaya
    yarayan dil gibidir." beytinde ise, sevgilinin hasretiyle ölen âşığın durumunu sevgiliye
    âşık öldükten sonra mezarı üzerinde biten taze otiarfn anlatacağı belirtilir.

    Derd ile ölmiş yatardım geldin ey can hâlime
    Lütfedip bîr Ölmüşün ruhun yîne şad eyledin (Usûl? D., G. 68, b.3, s. 164)

    "Ey can dertle ölmüş yatardım. Lütfedip geldin yine bir ölmüşün ruhunu şad
    eyledin." beytinde sevgiiinin âşığın kabrine gelmesiyle âşığın ruhunun şad olacağı
    söylenir.

    Aşkın adın işitirdim fariğ idim şimdi ah
    Bir güç işe uğradım kim ölmek en âsânıdır (Necâtî D.G.56, b. 5, s. 175)

    "Aşkın adını duyardım, rahattım. Ah şimdi öyle zor bir durumla karşılaştım ki Ölmek
    en kolayıdır." beytinde de aşk derdi çeken âşık önceleri sadece aşkın adını
    duyduğunu, sıkıntısız olduğunu söyler. Ancak kendisi âşık olduğunda âşık olmanın ne
    kadar zor olduğunu görünce ölümü kolaylıkla kabul eder. Aşkın verdiği şiddetli acı
    karşısında ölümün bile daha kolay olduğunu düşünür.

    Bir senün gibi tabîb-i di! ü can destinden
    Hiç ölmek gibi yok 'âşık-t nâ-çâra 'ilâç (Sabit D., G.45, b.2, s. 372-373)

    "Çaresiz âşığa senin gibi bir can ve gönül tabibinin elinden ölmek gibi ilaç yok."
    beytinde çaresiz âşık için sevgilinin elinden ölmekten daha iyi bir ilaç olmayacağı vurgulanır.
    Aşağıdaki beyitte de;

    Beni gel Öldürüp kurtar belâdan çünkü ey hûnî
    Ne sende merhamet şefkat ne bende sabr u takat var (Fuzûli D., G.66, b.2, s. T62)

    "Gel beni öldürüp beladan kurtar. Ey kan dökücü çünkü ne sende acıma ve
    şefkat ne de bende sabır ve dayanma gücü var." diyerek âşık, ancak sevgili kendini
    öldürürse aşk belâsından kurtulacağını düşünür. Çünkü ne sevgilide acıma ne de âşıkta
    tahammül kalmıştır.

    Çekme zahmet yok durur derman onulmaz derdime
    Ey tabıb âhir marîz-i 'aşka Ölmekdir 'ilâç (Usûlî D., G. 11, b.5, s. 107)

    "Ey tabip zahmet çekme, derdimin dermanı yoktur, iyileşmez. Sonuçta aşk hastasının
    ilacı Ölmektir." beytinde de aşk hastası olan âşık, kendisini tabibin vereceği
    ilacın iyileştiremeyeceğini, aşk hastasının ilacının ancak öimek olacağını söyler. Aynı
    düşünceyi;

    Ey Fuzûlî öyle kim bîmâr-i derd-i aşksan
    Yok durur ölmekten özge hiç dermanın senin(Fuzûlî D., G. 169, b.7, s.212)

    "Ey Fuzûlî aşk derdinin hastasıysan öyle görünüyor ki senin derdinin ölmekten
    başka çaresi yoktur." beytinde Fuzûlî de dile getirir. Aşk derdinin hastası olanın tek dermanının
    ölmek olduğunu söyler.

    Ölmüşüm derdin ile 'aşkına vâsıl olalı
    Olmuşum âci^ ü bî~çâre vü bî-âr dirîg (Şeyhî D., G.90, b.5, s, 186)

    "Aşkına kavuştuğumdan beri derdinle ölmüşüm. Eyvah âciz, çaresiz ve arsız
    olmuşum." beytinde âşık, sevgüinin aşkına düştüğünden beri bu dertle Öldüğünü, âciz,
    çaresiz ve arsız duruma geldiğini söyler. Kendi haline acır.

    Mürde cismim iltifatından bulur her dem hayât
    Ölürüm ger kılmasan her dem bana bir iltifat (Fuzûlî D., G.40, b. 1, s. 150)

    "Ölmüş bedenim her an ilginle canlanır. Eğer her an bana ilgi göstermezsen
    ölürüm." beytinde Fuzûlî, sevgilinin iitifaîtyla Ölmüş cisminin dirileceğini eğer sevgiliden
    iltifat görmezse öleceğini söyler. Çünkü âşığın yaşama sebebi sevgilinin ona
    göstereceği İlgidir.

    'Aşkın şehidiyem sanemâ silme kanımı
    Kan yutup ölmüşem yine kan ile yu beni (Şeyhî D., G. 193, b. 6, s. 289)

    "Ey put gibi güzel sevgili, aşkının şehidiyim. Kanımı silme. Kan yutup oldum.
    Beni yine kanla yıka." beytinde ise, âşık sevgilinin aşkının şehidi olmuştur. Aşk şehidi
    olduğu için âşık, kanının silinmesini İstemez.

    Ey lebi mey-gûn ölürse nâr-/ hecrütîden Mesîhî
    Haşre dek anun mezarından gele boy-! kebâb (Mesîhî D.,G. 1 1, b.6, s. 120)

    "Ey dudağı şarap gibi kırmızı renkli sevgili Mesîhî bir gün ayrılığının ateşi
    yüzünden Ölürse kıyamete kadar onun mezarından kebap kokusu gelecektir." beytinde
    de âşık ayrılık ateşiyle ölürse kıyamete kadar mezarından kebap kokusu geleceğini,
    öldükten sonra bile ayrılık ateşinin kendisini yakmaya devam edeceğini dile getirir.

    Kimseye gösterme dağ-ı hasretin cananımın
    Ö/düğümde ey kefen eyle bana settârlık (Hayalî D., G. 255, b. 4, s. 177)

    "Ey kefen öldüğümde beni iyice ört. Sevgüimin açtığı ayrılık yarasını kimseye
    gösterme." beytinde ise, âşık sevgilinin özleminin açtığı yarayı öldüğü zaman kefeninin
    gizlemesini ister.

    Ben Necâtî ederim kendimi yolunda sehid
    O! bana sarmağa bir kanlı kefen nazlanır (Necâtî D., G. 109, b. 8, s. 199)

    "Necâtî ben kendimi yolunda şehit ederim. O bana bir kanlı kefen sarmaya
    nazlanır." beytinde-âşık, kendisini sevgilinin yolunda şehit etse de sevgilinin kendisini
    kefenlemeye nazlanacağını söyler.

    Sen semen-çehre içün ger beni devrân ide hâk
    Yüzümün aklığına vire şehâdet kefenüm (Mesîhî D., G. 153, b. 2, s. 215)

    "Sen yasemin yüzlü için eğer f elek beni toprak ederse, yüzümün aklığına kefenim
    şahitlik yapar." beytinde sevgilisi uğruna ölen âştğın yüz aklığının, suçsuzluğunun
    şahidi kefenidir.

    Kaddinle izânndan ayrı düşeli cana
    Tâbut u kefen bana serv ü semen olmuşdur (Necâtî D., G.84, b. 2, s. 187)

    "Ey sevgili yanağınla boyundan ayrı düştüğümden beri tabutla kefen bana
    serviyle yasemin olmuştur." beytinde ise, âşık sevgilinin boyundan ve yanağından ayrı
    düşünce sevgilinin boyunu simgeleyen servi ile yanağını simgeleyen semen, âşık için
    tabut ve kefen olmuştur. Tabut ve kefen, servi İle semene benzetilmiştir.

    Münkün müdür ki sanla bir sîm~ten bana
    Ölem gidem meğer ki sanla kefen bana (Necati D., G. 16, b. 1, s. 157)

    "Bana bir gümüş tenlinin sarılması mümkün mü? Ölüp giderim bana kefen
    sarılır." beytinde de âşık kendisine gümüş tenli bir güzelin sarılma ihtimali olmadığını,
    bu arzuyla ölüp gittiğinde sevgili yerine, kendisine kefen sarılacağını söyler. Sevgiliye
    kavuşma konusundaki umutsuzluğunu dile getirir.

    Ölüm olayına âşık açısından baktığımızda örneklerde de görüldüğü gibi âşık
    acıdan üzüntüden ölmek üzeredir. Ayrılık acısı ve aşk derdi, sevgilinin ilgisizliği âşığı ölecek
    duruma getirir. Çektiği eziyetler, dayanılmaz acılar ve garn yükü onu her geçen gün biraz
    daha ölürne yaklaştırır. Ancak âşık, bütün bu eziyetlere ve ölüme razıdır. Sevgilinin
    öldürmek, eziyet etmek için dahî olsa kendisiyle ilgileniyor oiması âşığa bir lütuf gibi
    görünür. Hatta âşık, sevgilinin kendisini öldürmekten vazgeçmesmden bile korkar. Çünkü
    bu sevgilinin âşığa olan ilgisinin bittiğini gösterir. Âşık aşkında ne kadar kararlı ve
    taharrimüliü olduğunu, sevgiliye duyduğu aşkın büyüklüğünü anlatmak için her şeyi, ölümü bile göze aldığını
    sevgiliye göstermek ister. Onun için de durumundan çok fazla şikâyetçi olmaz. Kimi zaman
    çektiği eziyetlerle kıyaslanınca âşık için ölüm dayanılması daha kolay bir şey haline gelir.
    Ölümle ilgili duygu ve düşünceler ise, daha çok âşığın bakış açısıyla verilir.
    Divan şiirindeki aşk üçgeninin üçüncü kişisi rakiptir. Rakip âşık için ağyar sevgili için
    yardır. Onu âşığın gözüyle tanıdığımız için daima kötü, çirkin, zararlı ve acımasızdır. Sevgili ile
    âşığın birlikteliğini engeller. Âşık kendisiyle sevgili arasına giren rakipten şikayetçidir. Âşığa
    göre rakip sevgiliye kendisinden daha yakındır. Bu nedenle âşık üzüntü içindedir. Sevgiliyi
    rakip ya da ağyara karşı davranışları konusunda uyarmasına rağmen âşık sevgilinin beklediği
    biçimde davranmasını sağlayamaz. Rakip ya da ağyar sevgilinin diğer âşıkları olduğu için
    sevgili âşıktan çok onlarla ilgili görünür. Âşıkla rakip arasında sürekli bir mücadele vardır.
    Âşığa göre rakip onun sevgiliye kavuşmasını engelleyen, ona sevgili kadar eziyet eden kişidir.
    Rakiple uğraşmakta bazen çaresiz ve güçsüz kalan âşık sevgilinin ona kendisinden daha çok
    ilgi göstermesi karşısında öyle büyük bir üzüntü duyar ki bu üzüntüyü çekmektense ölmeyi
    tercih eder (Pala 1989: 21-22, 408; Şentürk 1995) . Aşağıdaki beyitlerde bu düşüncenin dile
    getirildiğini, yani âşığın sevgilinin rakibe ilgi göstermesi yüzünden ölümü istediğini görürüz.

    Çünki yâr ağyar ile dem-sâzdır
    Bana günde bin kez ölmek azdır (Necati D.G.88, b. l, s. 189)

    "Sevgili ağyar ile arkadaş, sırdaştır. Bana günde bin kez ölmek azdır." beytinde
    âşık, sevgilinin ağyarla birlikte olması.karşısında duyduğu üzüntü yüzünden kendisini
    günde bin kez ölmüş gibi hissetmekte hatta bin kez Ölmenin bile böyle bir durumda
    kendine az geleceğini belirtmektedir.

    Safāda gayriler/e sen cefâlar içre kalam ben
    Ölem yeğdir bu dirlikden gidelim bari şehrinden {Usûlî D., G. 11, b,2, s. 207)

    "Sen başkalarıyla zevk ve mutlulukla doluyken ben eziyet içindeyim. Bu durumu
    görmektense ölmeyi yeğlerim. Bari senin şehrinden gideyim." beytinde ise, sevgili
    başkalarıyla neşe ve mutluluk içindeyken âşık üzüntü ve sıkıntı içindedir. Âşığa göre bu
    durumu görmektense ölüm tercih edilmeli ve sevgilinin bulunduğu yerden gidilmelidir.

    Olum işi Hak işidir andan kim incinir
    Yâr Necâtî gayr île görmek durur ölüm (Necati D.G.360, b. 7, s. 311)

    "Ölüm Allah'ın işidir. Ondan kim incinir? Necâtî ölüm sevgiliyi başkalarıyla
    görmektir." beytinde ise şâir, Allah'tan gelen bir emir sonucu gerçekleşen ölüm
    olayından kimsenin incinmeyeceğini, asıl ölümün sevgiliyi başkalarıyla görmek
    olduğunu söyler. Çünkü şâire göre sevgiliyi başkalarıyla görmek ölüm kadar acı ve
    üzüntü vericidir. Bu örneklerde olduğu gibi âşık sadece sevgilinin rakibe ilgi göstermesi
    yüzünden ölümü istemekle kalmaz, rakibin ölümünü de İster.

    işittim ki rakİb ölmüş habîbin ömrü çoğ olsun
    Kapıdan bir seg eksilmiş anı sanman ziyanlıdır (Necâîî D.,G.69, b.1, s. 181)

    "Duydum ki rakip ölmüş, sevgilinin ömrü uzun olsun. Onun zarara uğradığını
    sanmayın kapıdan bir köpek eksilmiştir." beytinde âşık rakibin ölümünü duyunca sevgilisine
    uzun Ömür dilerken, rakibin ölümünü de sevgilinin kapısındaki köpeklerden
    birinin eksilmesi olarak değerlendirir. Ayrıca bu durum dolayısıyla sevgilinin herhangi bir
    kayba uğramadığını rakibin ölümünün önemsiz olduğunu vurgular, rakibi köpeğe
    benzetir.

    Zahm-ı şemşir ile tenhâda rakibi öldür
    Eskiden darb-ı meseldür ki 'ibâdet mahfi (Sabit D.,G.322, b.3, s. 515)

    "Kılıç yarasıyia tenha bir yerde rakibi öldür. Eskiden ata sözüdür derler ki ibadet
    gizlidir." beytinde ise âşık rakibin gizlice kılıçla öldürülmesini tavsiye eder. Eski bir ata
    sözünde söylendiği gibi "İbadet gizlidir" diyerek rakibi gizlice öldürmenin ibadet yerine
    geçeceğini söyler. Rakibe olan nefretini dile getirir.

    Acır isen gel Necâtî-i derd-mende acı kim
    Ne leb-i dilber nasih oldu ne helvā-yı rakîb (Necâîî D.,G.26, b.5, s. 162)

    "Acırsan gel dertli Necati'ye acı. Çünkü ona ne dilber dudağı ne de rakibin, helvası
    kısmet oldu." diyerek Necâtî de aşk konusundaki nasipsizliğinden yakınır.
    Kendisine sevgilinin dudağı nasip olmamıştır. Şâir, bu beyitte helvâ-yı rakîb tamlamasiyia
    rakibin ölmesini ve onun ölümünden sonra yapılacak helvayı kastetmektedir.
    Dolayiı olarak rakibin ölümünü istemekte bu isteğini dile getirirken de ölü için helva
    yapma geleneğine telmihte bulunmaktadır. Öte yandan dilber dudağı aynı zamanda
    bir tatlı adıdır. Şâir bu kelimenin her iki anlamını da dikkate aiarak beyitte
    kullanmıştır.

    Ser-/ kuyunda ger gavgā-yı 'uşşak olmasın dirsen
    Rakib-i kâfiri öldür ne ceng ü ne cidal olsun (Bakî D., G. 372, b.4, s. 330}

    "Eğer bulunduğun yerde âşıklar arasında kavga olmasın diyorsan, kâfir rakibi
    öldür ne kavga ne gürültü olsun." beytinde ise. Bakî sevgilinin kendisinin bulunduğu
    yerde âşıklar arasında kavga olmamasını istiyorsa kâfir rakibi öldürmesini tavsiye
    eder. Çünkü bütün olumsuzlukların sorumlusu rakiptir. Onun öldürülmesiyle âşıklar
    arasındaki kavga sona erecektir.

    Meydâna geldi na'ş-t rakîb-İ nemîme-sâz
    Kıldum huzûr-ı kalb ile 'Ömrümde bir namaz (Sabit D., G. 130, b. 1, s. 415)

    "Dedikoducu rakibin cenazesi ortaya geldi. Ömrümde kalp huzuruyla bir
    namaz kıldım." beytinde rakibin cenazesini gören âşığın ömründe ilk kez kalp
    huzuruyla bir namaz (rakibin cenaze namazı) kıldığı anlatılır.
    Âşıkla rakip arasındaki düşmanlık hiç bitmez. Âşık ancak rakibin ölümünü
    görünce rahatlar. Fakat âşık rakipten önce öldüğü zaman cenazesini rakibin
    kaldıracağını düşünür.

    Ben ölicek kapunda cenazem götürmeğe
    Cem' olup itierün yapışa üstühânuma (Mesîhî D.,G. 239, b.2, s. 271}

    "Ben kapında ölünce cenazemi götürmeye kaptndaki köpekler toplanıp" kemiklerime
    yapışa." Beytine âşık sevgilinin kapısında ölünce onun kapısının köpeği olan
    rakiplerin kemiklerine yapışacağını söyler.

    Nicesi şermsâr olmayayın ben itleründen kim
    Ölürsem anlara lâ'ik tenümde üsîühânum yok (Mesîhî D.,G. 123, b.3, s. 197)

    "Ben köpeklerinden nasıl utanmayayım ki, ölürsem tenimde onlara lâyık kemik
    yok." beytinde âşık alaycı bir dille öldüğünde teninde rakip denilen köpeklere lâyık
    kemik bulunmayacağı için utanacağını belirtir.

    Sayısı kolayca arttmlabilecek örnek beyitlerden de anlaşılacağı gibi ölüm,
    divan şiirinde sık işlenen temalardan biridir. Divan şiirinde ölüm, dinî-tasavvufî duyuş
    ve düşünüş çerçevesinde sonsuzluk ve ruhun ölmezliği düşüncesiyle işlenir. Bu
    nedenle ölüm konusunda divan şiirindeki metafizik derinlik islâm kültürü ve tasavvuf
    kültürüyle sınırlıdır. Divan şâirinin ölüme bakışında ve ölümü değerlendirmesinde
    önemli rol oynayan İslâm inancında ölüm, karanlık ve meçhul değildir. Mutlak son ve yok oluş
    anlamına gelmez. Aksine ölüm ikinci bir hayattır. İnsanın gerçek varlığı ruhtur ve ruh
    ölümsüzdür, ölümlü olan bedendir. Ölümsüz olan ruh bedenden ayrılarak, misafir
    olduğu bu dünyadan gerçek olana, ahrete göç eder. Çünkü ölüm gerçek dünyaya,
    ahrete açılan kapıdır, insanlar için ölümde ibret alınacak pek çok şey vardır. Ölüm
    karşısında isyan kadere isyandır. Bu nedenle ölümün verdiği üzüntü ifade edilirken
    muhayyel bir varlık olan feleğe çatılır. Bütün bu inanç, düşünce ve duygular içinde
    divan şiirinde ölüm ve ölüm sonrası, mezar alerni, bedenin fâniliği, ruhun ebediliği
    düşüncesi etrafında dinî-tasavvufî duyuş ve düşünüş çerçevesinde realist bir bakışla
    anlatılır. Divan şâirinin ölüm karşısında aldığı tavır da bireysel değil gelenekseldir.
    Divan şâiri öiüme geleneğin belirlediği çerçeveden bakar. Ölüm ancak Tanzimat sonrası
    edebiyatta felsefî bir boyut kazanır.

    Divan şiirinde ölüm, sadece mersiyelerde söz konusu edilmez. Divan şâirleri gazellerinde
    de ölüme, ölümle ilgili uygulamalara, düşünce ve inançlara hatta bazı âdet ve
    geleneklere yer vermişlerdir. Ölüm sonrasında yazılan şiirler olan mersiyelerde ölümün
    sorgulanmadığı, ölenin iyi yönlerinin sıralanıp, kişinin ölümünden duyulan üzüntünün
    anlatıldığı görülür. Mersiyelerde gerçekleşen bir ölüm olayı sonrasındaki duygular ve
    düşünceler dile getirilirken, gazellerde gerçekleşmemiş, tasavvur halindeki ölüm olayı ile
    ilgili duygu ve düşüncelere yer verilir. Ölüden ya da gerçekleşmiş bir ölümden söz edilmez.
    Divan şiirinde gazellerde yer verilen ölüm teması ölüm sonrası düşüncelerin, acıların,
    duyguların anlatılmasına yönelik olmayıp daha çok aşk açılarıyla kıvranan âşığın durumunu
    belirtmek, sevgilinin zulmünün âşığı ölecek duruma getirdiğini anlatmak için kullanılır.
    Gazellerde dile getirilen öiümie ilgili duygu ve düşünceler divan şiirinin
    gelenek: sel üçlüsü durumundaki âşık-sevgili-rakip tipleriyle bağlantılı olarak ele
    alınmıştır. Bu üçlü içerisinde yer alan ideal ve soyut güzelliğin simgesi durumundaki
    sevgili tipinin ölümüne pek rastlanmaz. Sevgili ölmez ama kendisi için canını vermeye
    razı olan âşığa da öldüresiye eziyet eder. Her hareketiyle âşığı öldürmeye çalışır
    gibidir. Kılıç veya ok gibi bakışı, harami benleri, benlerinin kurduğu tuzak, ilgisiz ve
    aldırmaz davranışlarıyla âşığa olmadık eziyetler eder. Ancak âşık eziyetleri yüzünden
    kendisini öldürmek üzere olan sevgiliyi suçlamaktan, ona sitem etmekten biraz çekinir.
    Çünkü sevgiiinin kendisine eziyet için dahi olsa ilgi göstermekten vazgeçmesinden
    korkar. Bu korkuyla sevgiliye kavuşamama nedeninin rakip olduğunu düşünerek
    sevgiliden çok rakibi suçlar.

    Âşık sevgilinin elinden, onun çektirdiği eziyetler yüzünden ölmeyi şehit olmak
    olarak kabul ederek, ölümü korkunç bir şey olmaktan çıkarır. Âşığın bu düşüncesinde
    şüphesiz köklü islâm ve öte dünya inancının etkisi vardır.

    Ölürn karşısında âşığın durumuna bakıldığında, âşık ölüme en yakın kişi olarak
    karşımıza çıkar. O daima acıdan, üzüntüden, ayrılık derdinden ölmek üzeredir.
    Sevgilinin ölümünü görmeye asla dayanamayacağını düşünerek onun yerine de ölmeye
    razı olur. Sevgiliden merhamet bekler. Biraz olsun kendisine ilgi göstermesi için
    hep ölmek üzere olduğundan söz eder. Sevgilinin kendisine acıyıp ilgi göstermesini
    ister. Ancak ne sevgili âşığa ilgi gösterir ne de âşık öiümie yaşam arasında gidip
    gelmekten kurtulur. Âşığın ölümü bu kadar çok İstemesinde sevgilinin ilgisini çekme,
    sevgisini gösterme gibi nedenlerin yanı sıra geleneksel âşık anlayışının da rolü vardır.
    Rakibe gelince o âşığın bir an önce ölmesini, ortadan kalkmasını istediği kişidir.
    Fakat rakip hiçbir zaman âşık kadar ölüme yakın değildir. Bir türlü ölmez, âşıkla
    sevgilinin birbirlerine kavuşmalarını engeller. Hatta âşık ölür, rakip onun tabutunu
    taşır. Âşığın rakibin ölümüne yönelik beklentileri gerçekleşmeyerek âşığın acısının
    artmasına neden olur. Asık İçin ölümden daha zor ikinci bir ölüm de sevgilinin rakibe yüz
    verdiğini, ilgi gösterdiğini görmektir. Âşık sevgiliye kavuşamarnasımn tek nedeni
    olarak gördüğü rakipten nefret eder, Gazellerde divan şiirinin bilinen geleneksel üçlüsüyle ilgili olarak ele alman
    ölüm düşüncesinin yanı sıra ölüm konusundaki kimi uygulamalardan, âdet, gelenek ve
    inançlardan da söz edilmiştir. Sözü edilen bu âdet gelenek ve inançlar daha çok din
    kültürü, halk kültürü ve divan şiir geleneğiyle ilgilidir. Ayrıca ölüm temalı divan şüri
    örneklerinde bu şiirlerin yazıldığı dönem insanının ölüm karşısındaki tavrına ait
    ipuçları da vardır.

    Kısacası ölüm, ölümle ilgili inanç ve düşünceler bugün olduğu gibi geçmiş
    kültürümüzde de önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle geçmişten günümüze kültür
    hayatimizi ilgilendiren pek çok eserde Ölüm ve ölümle ilgili düşünceler âdetler,
    gelenekler ve.inançlar ele alınıp İşlenmiş böylece sözü edilen konuyla İlgili kültür birikiminin
    duygu, düşünce ve davranışların gelecek kuşaklara aktarılması sağlanmıştır. Bu
    düşüncelerden yola çıkarak kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayan edebî
    eserlerimizin değişik bakış açılarıyla değerlendirilmesi yararlı olacaktır diyerek yazımızı
    Hayâlî'nin eceli herkesin geçeceği bir köprüye benzettiği aşağıdaki beyitle bitiriyoruz.

    Bir köprüdür bu âlem-i gilde ecel hemîn .
    K'andan sipâh ü mîr ü gedâ vü gani geçer (Hayalî D., G. 92, b. 4, s. 121)

    Kaynaklar
    AKYÜZ, Kenan; YÜKSEL, Şedit; BEKEN, Süheyl; CUNBUR, Müjgan (1990} Fuzûlî Divanı, Ankara: Akçağ Yayınevi.
    İSEN, Mustafa (1990) UsûlîDivanı, Ankara: Akçağ Yayınevi.
    İSEN, Mustafa; KURNAZ Cemal (1990) Şeyhî Divanı, Ankara: Akçağ Yayınevi.
    KARACAN, Turgut {1991) Bosnalı Alaeddİn Sabit, Divan, Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi Yayını.
    KÜÇÜK, Sabahattin (1996) Bakî Divanı Tenkitli Basım, Ankara: AKDTYK, TDK Yay.
    MENGl, Mine (1995) Mesîhf Divanı, Ankara: AKDTYK, AKM Yayını.
    PALA, İskender (1989) Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, l-li., Ankara: Akçağ Yayınevi.
    PALA, iskender (1995) "Ah Mine'l-Aşk", Cogito, Aşk, IV, İstanbul: Yapı Kredi Yayınlan,s.81-102
    ŞENTÜRK, Ahmet Atillâ (1995) Klâsik Osmanlı Edebiyatı Tiplerinden Rakibe Dair, İstanbul:Enderun Kitap evi
    TARLAN, Ali Nihat (1992) Hayalî Divanı, Ankara: Akçaġ Yayınevi.
    TARLAN, Ali Nihat (1992) NecatiBeg Divanı, Ankara: Akçağ Yayınevi.

    Orijinal Makaleyi indir->>> Divan Şiirinde Âşık, Sevgili, Rakip Üçlüsü ve Ölüm


Benzer Konular

  1. Divan şiirinde mazmun örnekleri ve inceleme
    Konu Sahibi yoyo Forum Soru-Cevap
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 29.Nisan.2015, 19:40
  2. Divan Şiirinde Aşk Anlayışı
    Konu Sahibi refresh Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 11.Temmuz.2011, 13:44
  3. Divan Şiirinde Yergi Amaçlı Söz Sanatları
    Konu Sahibi edebiyatci Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2011, 21:55
  4. Divan Şiirinde Sabâ
    Konu Sahibi refresh Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2011, 21:49
  5. Divan şiirinde ritm arayışları
    Konu Sahibi ahbar Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 17.Nisan.2011, 18:46

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •