Oratoryo nedir?
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Oratoryo nedir?


    ORATORYO: Önemli konulan işleyen bestelenmiş manzume veya şiir.

    Solo, koro ve çalgı için yazılan, oyun öğesi içermeyen şiirsel nitelikteki müzik yapıtıdır.

    Opera gibi oratoryo da barok döneme özgü bir müzik biçimidir. Yapısı gereği motet, kantat, operaya yaklaşan bu türün başlıca özelliği, sahnelemeye başvurmamasıdır.

    Oratoryo, (İtalyanca: Oratorio), 16. yüzyılın ikinci yarısında Roma'da ortaya çıkan, hem kiliseyle, hem de tiyatroyla ilgili müzik türü. Lirik, epik ve dramatik türleri olan oratoryonun motet'le çile ile (paston), kantat ve kimi zaman da operayla yakınlığı vardır.

    Kaynağı kesin olarak bilinmemekle birlikte, çileyi anlatan dini şarkıların oratoryoyu ortaya çıkardığı düşünülmektedir. Obrecht, Sermizy ve Lassus çile'lerini besteledikleri sırada "dramatik diyalog" ilkesine uydular. 1563'e doğru Oratorium Tarikatı'nın kurucusu Aziz Filippo Neri, Anomuccia, Palestrina ve Soto da Langa'dan sonra da Felice Anerio'dan, San Girolamo della Carita veya Santa Maria in Vallicella kilisesinde düzenlediği dini toplantılar için Laudi spirituali'ler yazmalarını istedi. Oratoryo terimi işte buradan gelir.

    Türkiye'de bu alanda yapıt veren besteciler arasında özellikle Adnan Saygun ile Nevit Kodallı’nın adlarını saymak gerekir. Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu (Yunus Emre’nin şiirleri üstüne) ile Nevit Kodallı'nın solo, koro ve büyük orkestra için Atatürk Oratoryosu (Cahit Külebi'nin bir şiiri üstüne) gibi yapıtlar, oratoryonun dinsel konular dışına çıkabileceğini gösteren yapıtlardı.

    Tarihçe
    1600'de Emilio dei Cavaileri, Santa Maria in Vallicella'da, daha sonraları Agazzari ve Laudi'nin yazdıkları gibi gerçek bir ruhani opera olan Rappresentazione di Anima Corpo'yu (Ruh ve Bedenin Temsili) icra ettirdi. Carrisimi ise daha çok İncil ve Tevrat hikayeleri yazarak, bunlarda serbest melodi ile recitativo arasında tam bir denge kurmayı başardı: İtalya'da ve yabancı ülkelerde birçok besteci onu örnek aldı: Napoli'de Scarlatti, Viyana'da Caspar von Keril ve Fransız M.A. Charpentier.

    Napoli Okulu
    Bütün opera bestecileri oratoryolar yazdılar: İtalya'da Draghi, Stradella, A. Scarlatti, Lotti, Caldara ve Jommelli. Almanya'da ise, Heinrich Schütz, kutsal senfonilerinde ve Noel Oratoryosu'nda Monteverdi'yi sürdürüyor ve Johann Sebastian Bach'ı müjdeliyordu. Bu arada birçok öğrenci yetiştirdi. Provenzale ile Alessandro Scarlatti tarafından kurulan Napoli okulu 17. yüzyıl sonunda ve yüzyıl boyunca Venedik ve Roma okullarını gölgede bıraktı. Bu okula bağlı olanların bellibaşlıları: İtalya'da Piccinni, Anfossi, Galuppi ve Sacchini, sonraları Cimarosa, Paisiello, Salieri, Paer ve Zingarelli; Orta Avrupa'da Gassmann Kozeluh, Holzbauer, Josef Haydn, Wagenseil, Mozart, onları Beethoven devrine kadar izleyen Naumann, Himmel, Dittersdorf, Weigl ve Simon Mary.

    Almanya'da Oratoryo
    Alman oratoryosunda koronun büyük bir yer tutmasına karşılık, İtalyan operasında koro ikinci planda kaldı. Oratoryoyu Hamburg'a 1715'te Mattheson soktu. Onun, İncil ile ilgili bestelerinden otuziki oratoryosu ile Händel ve Çileleri ile Noel Oratoryosu (kır kantatları dizisi) gibi ölümsüz şaheserleri olan Johann Sebastian Bach ilham aldılar; Keiser, Telemann, Schieferdecker, Kunzen'ler C.P.E. Bach İsraeliten in den Wüsle (İsrailliler Çölde, 1775), İsa'nın ölümü, Händel estetiğini örnek alan oratoryolar bıraktılar. Haydn ise, konusunu Tekvin'den ve Milton'ın Kayıp Cenneti'nden alan Die Schöpfung (Yaratılış, 1798), ardından da Die Jahreszeiten'i (Mevsimler) yazdı.

    Fransa'da Oratoryo
    Fransa'da ise Mondonville'in Fransız oratoryoları aslında büyük motetlerdi. Persuis, Davesnes, Gossec, Edelmann, Rigel, Vogel, Le Noble, Le Sueur, dini bestelerine tasviri bölümler kattılar. Almanya'da 1803'te Beethowen Christus am Olberge (İsa Zeytin Dağında) adlı eserini verdi. Bundan kısa bir süre sonra da Mendelssohn, Schumann, Brahms, Liszt ve Dvorjak yeni şaheserler yarattılar. Fransa'da ise Cesar Franck Berlioz Gounod'nun eserleri sayılabilir.

    Modern Oratoryo
    Modern oratoryo besteleri arasında Fransa'da V. d'Indy, Debussy, Gabriel Pierné, Milhaud, Arthur Honegger (Kral Davut), Cl. Delvincourt (Lucifer) senfonik oratoryo geleneğini sürdürdüler. İtalya'da yeni klasikçilerden Raimondi, Perosi, Tebaldini ve Bossi'nin yanı sıra, uluslararası bir anlatıma ulaşmak isteyen Respighi ile Molipiero, İngiltere'de Elgar ile izleyicileri Delius, Bantock, Maclean, Holst, Vaughan Williams, Britten, Walton ve Berkeley, Belçika'da Sylvain ve Albert Dupuis, Léon Jongen, Ryelandt, Paul Gilson, İsviçre'de Gagnebin ve Frank Martin (Golgotha, İsa'nın Doğuşu), Joseph Lauber Herman Suter, Polonya'da Szlmanowski, Çekoslovakya'da Martinu, Brezilya'da da Villa-Lobus sayılabilir.

    Türk Oratoryoları
    Batı tekniğiyle beste yapan Türk müzisyenleri oratoryo türünde bazı eserler verdiler. Bunlardan en önemlileri, Ahmet Adnan Saygun, metni Yunus Emre'nin şiirlerine dayanan Yunus Emre Oratoryosu (1946) ile Nevit Kodallı'nın, Cahit Külebi'nin uzun bir şiiri üzerine bestelediği Atatürk Oratoryosu'dur (1953). Bu eserler, oratoryo türünün, dini konular dışında rahatlıkla taştığını göstermektedir.

    ORATORYO ÖRNEKLERİ
    1-Atatürk Oratoryosu (10 Kasım)
    2-9 Mayıs Oratoryosu
    3-Sevgili Öğretmenim
    4-Ay'a Güzelleme - 19 Mayıs Oratoryosu
    5-Ata'ya Güzelleme - Zekeriya Çavuşoğlu
    6-Çanakkale Geçilmez
    7-Atatürk - 10 Kasım Oratoryosu (Atatürk Kurtuluş Savaşında)
    8-10 Kasim Oratoryo: Uykusuz Geceler
    9-24 KASIM (ÖĞRETMENLER GÜNÜ)ORATORYOSU
    10-Anıtkabir Oratoryosu
    11-Çanakkale Oratoryosu
    12-Meslekler Oratoryosu
    13-Öğretmenler Günü Oratoryosu
    14-10 Kasım Oratoryosu
    15-Çılgın 8'ler Oratoryosu
    16-Atatürk Oratoryosu
    .

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: Oratoryo nedir?


    ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA

    (CAHİT KÜLEBİ'DEN)

    KORO:

    Bir gün kara bulutlar göklerimize konaklamıştı.

    Yaylılar gelip geçiyordu güneyden,
    Örtük kara perdeler sallanıyordu.
    Utanıyordu Anadolu’dan gelip geçen,
    Milletin yüreği kan ağlıyordu.



    SOLO(KIZ):

    Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,

    Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?



    KORO(ERKEKLER):

    Askerler gelip geçiyordu güneyden,
    Yaralı, hasta, yorgun askerler.
    Akşam olmuştu yurda toplanıyordu,
    Sağ kalan yiğitler birer birer.



    SOLO(ERKEK)

    “Bu kışlanın kapısına,

    Mail oldum yapısına,

    Telli kurban bağlayayım,

    Nazlı yarin kapısına”



    KORO(KIZLAR):
    Analar haber soruyordu güneyden,
    Tarlalar kadar ırmaklar kadar durgun analar
    Örtük kara perdeler sallanıyordu,
    Utanıyordu Anadolu’dan gelip geçen

    Amma kalanlar anayurtta toplanıyordu.



    KORO(ERKEKLER)
    Gökyüzünde kara kara bulutlar
    Başımıza nerden geldiniz?
    Bizler konukseveriz ama
    Düşmanları sevmeyiz.

    KORO(KIZLAR)
    Gökyüzünde kara kara bulutlar,
    Harmanlar çürüdü yüzünüzden,
    Sizinle görecek işimiz yok,
    Gidin üstümüzden.

    KORO:

    Gökyüzünde kara kara bulutlar,

    Hayın mı hayın

    Birgün gelir hesabını sorarız

    Buralarda durmayın.



    SOLO(KIZ):

    Çanakkale içinde vurdular beni,

    Ölmeden mezara koydular beni,

    Ooof gençliğim eyvah



    KORO:

    Çanakkale içinde aynalı çarşı,

    Anne ben gidiyom düşmana karşı,

    Ooof gençliğim eyvah



    SOLO(KIZ):

    Ne bulutlar gitti, ne göklerden bir haber geldi.
    Bu sefer de millet padişahlara seslendi.

    KORO(ERKEKLER):
    Biz yoksul bir milletiz,
    Gözlerimizde solgun ışıklar yanar.
    Nasılsa yenilmişiz bir kere,
    Ama uzun sürmez o kadar!

    KORO:
    Bu toprak bizim yurdumuzdur,
    Deli gönül yücesine çıkar!
    Bir üveyik olur uçar gider,
    Ardahan’dan Edirne’ye
    Edirne ‘den Ardahan’a kadar.

    SOLO:

    Havada bulut yok bu ne dumandır?

    Mahlede ölüm yok bu ne figandır?

    Bu Yemen elleri ne de yamandır

    KORO(KIZLAR):

    Ano Yemendir,gülü çemendir,

    Giden gelmiyor, acep nedendir,

    KORO(ERKEKLER)

    Burası Huş’tur yolu yokuştur,

    Giden gelmiyor, acep ne iştir?



    KORO(KIZLAR)
    Ne bulutlar gitti, ne padişahlardan bir haber geldi,
    Kemal Paşa derler bir yiğit vardı,
    Bu sefer de millet türkülerle

    Kemal Paşa’ya haber saldı,

    KORO(ERKEKLER)

    Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!
    Savşa girer gibi yetiş bize!
    Yetiş bize çöllerde bile olsan!



    KORO

    İnanç doldur, güç doldur içimize

    Bin kere yurdumuzu kurtaran,
    Bir görseydin ağlardın halimize.

    SOLO(ERKEK)
    Kuşun kanadında türküler,
    Kemal Paşa’nın gönlüne vardı.
    Cevabından önce kendi geldi



    SOLO(ERKEK):

    "Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini

    Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini"



    SOLO (KIZ):

    Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı,
    Selam durdu kayığı, çaparı, takası,
    Selam durdu tayfası.

    Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman,
    Duman değildi bu,
    Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

    Samsun Limanı’na bu gemiden atılan,
    Demir değil!
    Sarılan anayurda
    Kemal Paşa ‘nın kollarıydı.

    Selam vererek anadolu çocuklarına,
    Çıkarken yüce komutan,
    Karadeniz’in halini görmeliydi.

    Kalktı ayağa ardı sıra baktı dalgalar,
    Kalktı takalar,
    İzin verseydi Kemal Paşa,
    Ardından gürleyip giderlerdi,
    Erzurum’a kadar.


    SOLO(ERKEK):

    "Önsözüm İstiklal dir,

    Son sözüm "Ya İstiklal,ya ölüm'""


    KORO:

    Bu ne inanç ki Kemal PaŞa,
    Atının teri kurumadan,
    Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde.



    SOLO(ERKEK)

    Bir selam gibi gitti Erzurum’a
    Bin selam gibi geldi Sivas’a Erzurum’dan.
    Dağlar alçaldı yol vermeye
    Temizlendi ılkımından karından.

    Analar bacılar yola döküldü,
    Cephane taşıdı arkasından,
    Irmaklar suyundan faydalattı,
    Ağaçlar dallarından

    Yer gök inledi bir yol daha,
    Kurtuluş Savaşı’ndan.



    SOLO(ERKEK):

    "Siz orada düşmanı değil,bir milletin makus tarihini yendiniz"



    KORO:
    Bu vatan toprağın kara bağrında
    Sıra dağlar gibi duranlarındır.
    Bir tarih boyunca onun uğrunda
    Kendini tarihe verenlerindir...



    KORO(KIZLAR):
    Tutuşup kül olan ocaklarından,
    Şahlanıp, köpüren ırmaklarından,
    Hudutlarda gaza bayraklarından,
    Alnına ışıklar vuranlarındır...



    KORO(ERKEKLER):
    Ardına bakmadan yollara düşen,
    Şimşek gibi çakan sel gibi coşan,
    Huduttan hududa yol bulup koşan,
    Cepheden cepheyi soranlarındır...



    KORO:
    İleri atılıp sellercesine,
    Göğsünden vurulup tam ercesine,
    Bir gül bahçesine girercesine,
    Şu kara toprağa girenlerindir...



    KORO:

    Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa

    Askerin Milletin Bayrağınla Çok Yaşa

    Arş Arş Arş ileri ileri Arş ileri

    Marş ileri Dönmez Geri, Türk'ün Askeri

    Sağdan Sola, Soldan Sağa

    Al Da Bayrağı Düşman Üstüne

    Cephede Süngüler Ayna Gibi Parlıyor

    Cumhuriyet Gençleri Bayrak Açmış Bekliyor

    Arş Arş Arş ileri ileri Arş ileri

    Marş ileri Dönmez Geri, Türk'ün Askeri

    Sağdan Sola, Soldan Sağa

    Al Da Bayrağı Düşman Üstüne



    KORO(KIZLAR):

    Biz biliriz bizim işlerimizi
    İşimiz kimseden sorulmamıştır.
    Kılıçla, mızrakla, topla, tüfekle
    Başımız yere eğilmemiştir.



    SOLO(ERKEK)

    Kuzumuz var, yaylalarda meleşir,
    Çeşmemiz var, gece gündüz söyleşir,
    Yazımız var, pehlivanlar güreşir,
    Bu toprağa kimse girememiştir



    KORO:

    Davranı da deli gönül davranı!
    Kemal Paşa dinlemiyor fermanı!
    Anası, bacısı, kızı, kızanı.
    Bizim millet gibi görülmemiştir



    KORO(ERKEKLER)

    Bu ne inançtı ki, Gazi Paşa!
    Atının teri kurumadan,
    Sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinden.



    KORO(KIZLAR)

    Sana borçluyuz ta derinden,
    Çünkü yurdumuzu sen kurtardın!
    Hasta, yorgun düşmüştük,
    Yaralarımızı iyice sardın.
    Yiğittin, inanç doluydun, yapıcıydın,
    Sanatkârdın, denizler kadar engin,
    Kimsenin görmediğini görürdü.
    Sevgiyle bakan gözlerin.



    SOLO(ERKEK)

    Dedin ki: bu millet, bu büyük millet,
    Yüzyıllar boyunca geri kalmış,
    Bu yurt, bu güzel yurt bizim yurdumuz,
    Her yanından yaralar almış.



    SOLO(KIZ)

    Dedin ki: bir güzel savaşmalı,
    Kırmak için yeniden,
    Bilgiyle, inançla, coşkunlukla,
    Öğün, çalış, güven!



    SOLO(ERKEK)

    Sana borçluyuz ta derinden!
    Işığısın bu yurdun
    Dilimizi, ulusallığımızı ö?rettin bize,
    Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun.



    SOLO(KIZ)

    Hürriyeti sen yaydın içimize,
    Halkçıyız dedin halk içinden.
    İnançla hür yetiŞtirdin bizi
    Sana borçluyuz ta derinden.



    SOLO(ERKEK)

    Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti,
    Bu milleti temiz ellerin,
    Sana borçluyuz ta derinden,
    En büyüğü Mustafa Kemal’lerin



    KORO(KIZLAR)

    Davullar zurnalar döğende,
    Biz seni hatırlarız!



    KORO(ERKEKLER):

    Binip trene gezende,
    Biz seni hatırlarız!



    KORO(KIZLAR):

    Önce adını öğrenir çocuklarımız,
    Eli kalem tutup yazanda.



    KORO:

    Binler yaşa, yurdumuza hizmeti büyük!
    Kemal Paşa! Ölümsüz insan! şanlı Atatürk!



    KORO:

    İstiklal güneş gibi hür alnımda parıldar
    Nabzımda ateş gibi fatihlerden bir kan var
    Atam sen rahat uyu, yolcusuyuz biz hürriyetin
    Atam sen rahat uyu, bekçisiyiz Cumhuriyetin

    İnsanlIkla ün aldI tarihinde bu millet
    Atamdan eser kaldI ülkümüz Cumhuriyet
    Atam sen rahat uyu, yolcusuyuz biz hürriyetin
    Atam sen rahat uyu, bekçisiyiz Cumhuriyetin

    Zaferlerle doldurdun ömrünü her cephede
    Sönmeyen IŞIk oldun Şimdi AnIttepede
    Atam sen rahat uyu, yolcusuyuz biz hürriyetin
    Atam sen rahat uyu, bekçisiyiz Cumhuriyetin

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •