Estetik
Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Estetik

  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Estetik


    ESTETİK: Güzelliği ve güzelliğin insan ruhundaki etkilerini inceleyen bilim ve bilgi dalı.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Cevap: Estetik


    Estetik Felsefe

    Estetik felesefe kurucusu Alexander G. Baumgarten dir (1714-1762). Estetik felsefe mantığın ikiz kardeşi veya duyulara dayalı bilgilerin mantığı olarak ortaya konmuştu. Estetik kelimesi Yunanca aisthesis veya aisthanesthai kelimelerinden gelir. Duyum, duyular, algı, duygu ile algılamak gibi anlamlar taşır. Bu kelimelerden çıkarılabilecek olan, estetiğin, duygusallığın sağladığı bilgilerin bilimi olmasıdır. Ona göre mantık, düşünce ve zihne bağlı yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu inceleyen bir bilimdi.

    Estetik de duyu ve duygulara bağlı bilgilerin doğruluğunu inceleyecekti. Felsefenin içinde üç temel normatif bilim bulunur. Bunlar, doğruluk temeli üzerine kurulmuş Mantık, iyilik temeli üzerine kurulmuş Ahlak ve güzellik temeli üzerine kurulmuş Estetiktir.

    Dolayısıyla estetik, duyusal alanın bütün genişliğini değil, özellikle güzel olan kısmını inceler. Bu nedenle, bir ara estetik kelimesi yerine güzellik bilimi veya felsefesi kavramları da önerilmiştir. Ancak daha sonra estetiğin temel değerinin sadece güzellik olarak sınırlanmasına karşı çıkanlar olmuştur.

    Estetik felsefe araştırma alanını güzellik ve sanatla sınırlayan geleneksel anlayışa karşı, sezgi ve sezginin ifade edilmesini teklif edenler (B. Croce) pek kabul görmemişlerdir. Estetik bilimi yinede bir sanat felsefesi olarak kabul edilmektedir. Estetiğin kaynağı konusunda ise değişik görüşler bulunmaktadır. Esas estetik olanın estetik obje (sanat eseri) değil, onu yapan ve ona bakan kişideki psikolojik duygular olduğunu savunan psikolojik estetikçiler de (Th. Lipps) vardır.

    Buna karşılık subjektif yaklaşımdan uzak, esas estetik olanın obje, sanat eseri olduğunu savunan fenomenolojik estetikçiler (L. Witt-genstein) vardır. bütün sanat eserleri kişilerde estetik bir zevk ve heyecan uyandırır beğenilir, takdir edilirler. Güzelliğin yanı sıra bir sanat eserinde yüce olma, haz ve hoşa gitme duygusu uyandırma, doğru ve iyi olma, faydalı olma, bir amaca hizmet etme, insanın orada kendi ruhundan, heyecanlarından bir şeyler bulması gibi özellikler de aranmaktadır.

    Her ne kadar estetik bağımsız bir felsefe disiplini olarak iki yüz yıllık bir geçmişe sahipse de, aslında estetik problemler ile uğraşma daha ilkçağlara kadar uzanır. Uzun bir geçmişe sahip olan estetik sorunlar özel bir ad altında toplanmamıştı. İşte, Baumgarten bu sorunları ortak bir ad altında toplayarak ona estetik adını vermiştir. Estetik olaylar da, tıpkı bilgi olgusunda olduğu gibi, bize konu ile nesne arasındaki ilgiyi gösterir. Estetik olgu ile aynı şekilde estetik olarak algılayan konu ile bu konunun estetik algı ile kendisine yöneldiği varlık, doğa ya da sanat eseri dediğimiz obje arasındaki ilgidir. Estetiğin görevi, bulanık ve karmaşık olan duyusal bilginin mükemmelliğini araştırmaktır. Duyusal bilginin mükemmelliği güzellik ismini alır. Buna göre, estetiğin ana konusu güzelliktir. Estetiğin ana konusu içine yalnız güzellik ve estetik değerler girmez, sanat ve felsefe de girer. Çünkü sanatın amacı da sanat eserlerinde güzelliği ya da estetik değerleri ortaya koymaktır.

    Sanatçı, adeta tabiatın eksik bıraktığı şeyleri tamamlar. Bugün estetiğin en temel kavramı, güzelliktir. Güzellik, çağdan çağa, toplumdan topluma ve insandan insana, hattâ insanın yaşına, mesleğine, içinde bulunduğu sosyal ve psikolojik duruma göre değişen bir değerdir. Zaten insan gerçek bir dünyada kendi koyduğu, yaygın kabul gören değerleriyle yaşar. Bilgilerimizi düzenleyen doğruluk değerleri, ahlâkımızı düzenleyen iyilik değerleri ekonomimizi ve pratik hayatımızı düzenleyen yararlılık değerleri ve estetik hayatımızı düzenleyen güzellik değerleri vardır. Bu değerleri ortaya koyan, bir şeyi iyi, güzel yapan insandır.

    Doğadaki güzellik büyük ölçüde simetri ye bağlıdır. Canlıların bedeni sağ ve sol olarak simetriktir. Sanat eserlerinin de güzel olarak algılanmasında simetri çok önemlidir. Canlıların bedeni sağ ve sol olarak simetriktir. Sanat eserlerinin de güzel olarak algılanmasında simetri çok önemlidir. Harmoninin, temelinde çoklukta birlik bulunur. Evrende herşey çok ve karmaşık gibi görünür. Ama çoklukta birlik sağlanınca bir uyum, bir güç, bir güzellik ortaya çıkar.

    Schopenhauer'e göre güzellik, mutlak iradenin kendisini dışlaştırmasıdır. Çağdaş estetik felsefe görüşüne göre ise, örneğin N. Hartman'a göre tinin maddede kendini göstermesidir. Estetik biliminin kurucusu Baumgarten'e göre güzellik duyumsal bilginin mükemmelliğidir. Benedetto Croce'a göre ise güzellik, mutluluk veren bir biçimleniştir. Görüldüğü gibi filozoflar güzellik ve estetik hakkında çok farklı yorumlar yapmışlardır. Ancak, hepsinin ortak noktası, güzellğin ya da estetik görünüşün insanı olumlu etkileyen bir değer olarak görülmesidir.

    Bazı filozoflar doğada güzelliğin olamayacağını, bazıları sanattaki güzelliğin doğadaki güzellikten üstün olduğunu, bazıları doğada güzelliğin var olduğunu, ancak, bunun sanatın gelişmesi ile anlaşılabildiğini belirtmişlerdir. Buradan yola çıkarak şu soruları sorabiliriz;

    Doğada karşılaştığımız güzellik veya estetik ile sanat eserlerindeki güzellikler birbirleriyle örtüşen güzellikler midir.
    Acaba doğada güzel ya da estetik olarak nitelediğimiz bir varlık, bir sanat eseri haline gelince, doğada güzel olduğu için yine güzelliğini sürdürür mü.
    Yine doğada çirkin diye nitelediğimiz bir varlık, sanat eseri haline gelince, bu yine çirkin olmakta devam eder mi.

    Doğada karşılaştığımız güzellik veya estetik ile sanatta bulduğumuz güzellik arasında bir örtüşme yoktur eğer olsaydı, doğada güzel bulduğumuz bir şeyin sanatta da zorunlu olarak güzel olması gerekirdi.

    İnsanların estetik yargıları arasında bir uzlaşma olabilir mi. Birinin güzel dediğine bir diğerinin de güzel demesi beklenebilir mi. Bu konuda bazı düşünürler bunun mümkün olmadığını ileri sürerler. Bunlardan biri B. Croce'dir. Croce'ye (Kroçe) göre, sanat eserleri ile ilgii verilen yargılar, ortak yargılar niteliğinde değildir. Çünkü, sanat eserleri sanatçının ruhunda bir an için meydana gelen bir ifadenin (estetik güzelliğin) maddi görünüşleridir. Sanat adına ortaya konan her ifade tarzı bireysel bir nitelik taşır. Bu nedenle herkesin bu ifade biçimi karşısındaki değerlendirmesi farklı olabilir. Öyleyse ortak estetik yargı olamaz.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Cevap: Estetik


    Sanatta Estetik

    Estetiğin konusu ve sanatta estetik ile ilgili olarak üzerinde herkesin birleştiği bir tanım henüz yapılamamıştır. Estetik kelimesi ilk defa Alman Filozofu Alexandre Baumgarten tarafından yazılan Aesthetica adlı kitapta kullanılmıştır. Estetik bilimi öteden beri eski ulusların felsefe lerinde var olan bir alandır. Bu da gösteriyor ki bilim olarak estetiği ilk kuran Baumgarten değildir. Sanatta estetik Kavramının bir anlamı da güzellikdir. Bu bilim, metafizik estetik, psikolojik estetik, sosyal estetik, filozofik estetik gibi alanlara ayrılabilir. Estetik bilimini öğrenmekle insan sanatçı olamayabilir ancak sanatçının güzellik anlayışını kavrayabilir.

    Estetik bilimi ilk kez eski Yunanistan’da ortaya çıkmışsa da belli başlı bir bilim dalı olarak devam etmemiştir. Sokrates, yazılarında sanatın idealist ve spiritüalist bir doktrinini yapmıştır. Platon da bazı eserlerinde bu meseleyi tekrarlamış ve bir filozofun, bir hükümet adamının düşüncelerinde ve milletin terbiyesinde güzel in alacağı yeri göstermeye çalışmıştır. Aristo da güzellik nazariyelerini tahlil ederek sanatın esasını tabiatı taklit etmekte bulmuştur. Ancak tabiatdan maksadı tabiatın özündeki ideal güzelliktir.

    Estetik, sanatta kimi olayların eleştirel çözümlemesi yanında, sanatsal tasarımın genel yasalarını temellendirmek, sanatsal kavramları ve kategorileriyle tanımlamak amacı ile, somuttan soyuta devam eden bir sanatsal serüvenin kuramsal yorumunu kendi alanı içine alır. Sanatsal etkinliğin, çeşitli yollarla dışa vurumlarını çözümlemede ve değerlendirmede, bilimsel öğreti ölçütlerinin oluşturulmasına estetik, önemli oranda katkıda bulunur. Buna göre estetiğin konusu üzerine iki farklı görüşü ileri sürenler vardır. Birinci görüşe göre, sanatta estetiğin bir tek konusu vardır o da, sanatın evrim yasaları ve sanatsal yaratımın özüdür. İkinci görüşe göre, estetik ile genel sanat kuramı birbirinden büsbütün ayrı iki bilimdir. Genel sanat kuramı, sanattaki evrim yasalarını ve sanatsal yaratının özünü inceler, buna karşılık Estetik de, sanatta ve gerçeklikte güzelin bilimidir.

    Bu iki görüş, sanatta estetiğin tanımı nı yaparken pek çok şeyi dışarıda bıraktıkları için, her iki bakış açısı da, kuşkusuz aynı derecede kabule değer bulunmaktan uzaktır. Çünkü estetik, sanatın özünü ve evriminin yasalarını olduğu kadar, güzel in çeşitli dışa vurumlarını da inceler. Dünyanın estetik özümsemesinin, sanatın sınırlarını aşacağını, sanatsal yaratıyı kapsamına aldığı gibi, gerçeklik karşısında insanın koyduğu estetik tavrın daha başka yönlerini içereceğini kabul eden görüşler de vardır. Her durumda; sanat, tarih boyunca estetiğin başta gelen konusu olmuştur. Bilimsel öğretide sanatta estetiğin temel ilkelerinin her şeyden önce, sanatsal pratiğin genelleştirilmesine dayanmasının nedeni de budur. Estetiğin asıl görevi, modern sanatın kuramsal yorumuna girişmek, ama bunun yanı sıra da modern sanatın üzerinde belli bir etkide bulunmaktadır.

    Sanatta estetiğin temel sorunlarından biri, sanatta biçim ile içerik ilişkisi sorunudur. Biçimle içeriğin birliği, içeriğin önceliği ve biçimin etkin rolü gibi etkenler estetiğin sorunları arasında yer alır. Ancak estetik bağlamda sadece bu ilkelerle yetinmek yeterli olmaz. Estetik, biçim ve içerik dahil diğer güzel ilişkilerini konusu içerisine alır. Aristo’ya göre sanat, eşyada devamlı var olanı taklitten doğmuştur. Biçim değişime uğrayabilir ama öz kalıcıdır. Platon’a göre ise; Bozulmaya ve değişmeye meyilli olan obje güzel olamaz. Estetik, müzik, tiyatro edebiyat veya plastik sanatların parçasal kuramların verilerinden yola çıkarak yeni genellemelere ve sonuçlara yönelir. Bu parçasal kuramların her biri farklı sanat alanlarının kendi özgül ve özgün çizgilerini incelerken, bir sanat alanının niteliği ile diğer sanat alanının niteliğini birbirine karıştırmaz. Estetik, bir dünya görüşüne bağlı olduğu ve yöntem bilimsel bir kapsam taşıdığı için, eleştirel çözümlemenin yönelişini ve ilkelerini belirler. Bilimsel öğretide estetik, hem kurala ve dogmatik kurgulamalara ve hem de sanatta uygulaması karşısında edilgen, seyirci kalan tutuma karşı aynı derecede yabancıdır. Estetiğin bir kurallar sistemi oluşturduğunu öne sürerek; sanatsal olayları çözümlemesinde ve açıklamasında estetiğin sanattan ve eleştiriden önce gelmesi gerektiğini savunan kimi görüşler de vardır.

    Bilimsel öğretide estetik, sanatçı ya, kurgusal olarak belirlenmiş, sanatta uygulama ile hiçbir ilgisi olmayan yasa ve kuralları bildirmez. Modern sanat dönemlerinde sanatçılar, bazen kendilerini sembolik etkinliklerle ifade ederler. Semboller ve imgeler, sanatçının renk ve biçimleriyle birleşip, eseri ortaya çıkarır. Bu eserde duyguların yoğunlaşmasıyla gereksiz ayrıntılar atılır ve etki bu şekilde ortaya çıkar. Öğeler biçimleri oluşturmalı ama bu arada kendileri eriyip gitmemeli. Sanatçı, yapıtında resim, motif ya da grafikten oluşan bir geometrik mantık ile işe başlar. Bununla birlikte eser bitene dek bu mantık sanatçıyı sınırlar gibi bir zorunluluk taşımaz, sadece temel bir kaygı vardır. Geometrik imgelemin soyut yaratıkları olarak da tanımlanabilecek bitkisel ve hayvansal motifler, birer geometrik soyutlama olarak algılanabilir.

    Sanat eseri, sanatçının kendi yaratıcı gücü, yeteneği ve coşkusunun oluşturduğu estetik objedir. Doğa kendi başına güzel değildir. Nesneler dünyası tinsellikten yoksun, bir madde dünyasıdır. Yaratma olayı, sanatçının algıladığı maddi varlığa duygu, düşünce ve hayal gücünü katması olayıdır. Bir sanat eseri, sanatçının kendinden kattığı değerlerle anlam kazanır. Maddi varlığı böyle tinselleştirmek, maddeye biçim vermek demektir. Biçim kazanmış, tinsellik kazanmış maddi varlık artık maddi varlık olmaktan çıkar ve bir sanat eseri olur. Ölümlü olan madde, tinselleşince, biçim alıp bir sanat eseri haline gelince, ölümsüzleşir. Sanat eseri bir kere oluşan bir üründür. Bu nedenle sanat eseri özgündür, ikinci örneği yoktur.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Cevap: Estetik


    Estetik Güzellik Nedir

    Estetik güzellik nedir diye sorulunca bir cümlede açıklamak kolay olmasa gerek. Güzellik içinde narinlik de var, zarafet de var, iletişim de var, görgü de var. Birçok kadının mükemmel gözükmek istediği bir zamanda, esas belirleyici olanın bunlar olduğunu düşünüyorum. İlk bakışta güzel bulunmak kadınlar için çok hoş bir duygudur ama bir adım ötesi de var. İç mutluluğu güzelliğe katabilmeli insan. İç güzelliği fiziksel güzellikle birleştirebilmeli. Çok güzel denilen bir kadın, konuşmasında zarafet yoksa, argo ve küfürlü konuşuyorsa ya da kafasının içi boşsa ne kadar çekici gelebilir ki. Güzellik bir bütündür, asla parçalar halinde bir işe yaramaz.

    Hepimizin hayatında bir melek var. Bu melek bazen kendimiz oluyoruz, bazen karşımızdaki kişi bazen de hiç tanımadığımız birisi. Bu melek sayesinde hayatımızın rotası değişiyor, şekli değişiyor. Güzellik şiire atfedildi, resme atfedildi kimi zaman bir gül oldu güzellik. Bir bakış en güzeliydi belki de yârin gözlerinde görülen. Güzel olan doğru ve iyi de olabilendi aynı zamanda.

    Gerçek güzelliği yeniden tanımlamayı amaçlayan Dove, dünya çapında yürüttüğü gerçek güzellik Kampanyası ile dayatılan güzellik anlayışının nasıl üretilmiş ve sahte olduğunu gözler önüne serdi. Kalıplaşmış görüşler, özendirilen kişiler ve kaybedilen değerler. Güzellik anlayışı nasıl bu kadar değişti? Yeni nesillerin, basmakalıp güzellik kavramlarının peşinden koşmaktansa, kendi güzelliklerini anlamalarını ve kendine güvenli bireyler olarak yetişmelerini hedefleyen Dove, gerçek güzellik kavramı odaklı reklam kampanyası çerçevesinde güzelliğe dair ön yargıları sorguladı.

    Croce ise, tarih ve edebiyat incelemelerinden sonra felsefeye varmıştı. Felsefeye karşı duyduğu ilginin de, eleştiri ve estetik sorunlarının izlerini taşıması tabiîydi. En büyük kitabı Estetik tir (1902). Sanatı, metafiziğe ve bilime tercih etmektedir. Bilimler bizi bireysel ve şimdiki gerçek olandan alıp gittikçe, matematik soyutlamalara götürmekte, sonunda pratik önemi olmayan, önemli sonuçlara vardırmaktadır. Ama sanat bizi doğrudan doğruya özel kişiye, biricik olguya, somut birey biçiminde sezgi yoluyla algılanan felsefi evrensele götürmektedir. Bilginin iki biçimi vardır, ya sezgisel ya da mantıksal bilgidir. Hayal gücüyle elde edilen bilgi ile akıl yoluyla elde edilen bilgi, bireyin bilgisi ile evrenselin bilgisi, tek tek nesnelerin bilgisi ile aralarındaki ilişkilerin bilgisi, tek tek nesnelerin bilgisi ile aralarındaki ilişkilerin bilgisi, ya imajlaın ya da kavramların eseridir. Bu bakımdan, sanatın başlangıcı, imaj biçimleme gücündedir. Sanat yalnızca hayal gücü tarafından güdülür. Tek serveti imajlarıdır. Nesneleri sınıflandırmaz, onları gerçek ya da hayali diye ayırmaz, onları nitelendirmez, tanımlamaz onları duyar ve sunar o kadar. Hayal gücü düşünceden önce geldiği ve düşünce için gerekli olduğundan, zihnin sanat ya da imaj biçimleme faaliyeti, mantıksal ve kavrambiçimleme faâliyetinden önce gelir. İnsan, hayal eder etmez bir sanatçıdır, düşünmeye başlamadan çok önce.

    Yaratmaktan çok, hayal etmek olan şu estetik duygusu bile içe doğru bir anlatımdır. Bir sanat eserini anlama ya da beğenme derecesi, portresi çizilen gerçeği doğrudan doğruya algılamayla görme yeteneğine bağlıdır, yani kendimiz için anlamlı bir imaj biçimleme gücümüze bağlıdır. Güzel bir sanat eserini yaşarken, daimâ kendi sezgimizi ifâde ederiz.

    Kaynak: Estetik Gzellik nedir Prof Dr Kutlu Sevin

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •