İSLAMIN FARKLI ALGILANIŞI
(RUSYA’DA)
İslam Dininin bir dönemin Rus aydınları ve siyasetçileri tarafından nasıl nitelendirildiği ve Peygamber efendimiz Hz Muhammed (s.a.v)’i hangi cümlelerle tanımladıkları, insanı hayrete düşürecek derecede çarptırılmış ve acımasızca eleştirilmiş olarak göreceksiniz bu satırlarda.
Çokan Valihanov’un:‘‘…tüm halkların gelişimini frenleyen gerici bir güç olarak niteler İslâm’ı.’’(S:70) tezi daha sonraları, V.İ.Lenin:‘‘Dinle savaşmak zorundayız.’’ Tezi doğrultusunda gelişmeler gösterecektir. Ayrıca Lenin’den sonra onun mirasçısı Stalin’in de dinlere ve özellikle de İslam’a karşı düşmanlığı devam etmiş olacaktır. Stalin,‘‘1913’te yazdığı ‘Marksizm ve Ulusal Sorun’ adlı yazısında; din ve vicdan, din ve mezhep özgürlüğünün özünü açıklıyor ve Parti’nin, bütün yurttaşların, bütün ulusların istedikleri dini seçme haklarını, koruduğu gibi, bütün dinlere karşı bir savaşı da yürüttüğünü belirtiyor.’’(109)Açıkça görüldüğü gibi birbiriyle çelişen ifadeler aynı cümle içinde kullanılıyor, tıpkı I.V.Stalin’in,1920’de Dağıstan Halk Kongresi’nde:‘‘Sovyet hükümeti, her halka, kendi yasaları ve gelenekleri temelinde kendi kendini yönetme haklarını eksiksiz olarak tanır.’’(S:167–168) sözünün çelişkili çıkması gibi.
‘‘Dimitri Kandemir için Kuran,‘yüzyılarca süren bir yalanlar yığını, bir toplu masallar’ kitabından başka bir şey değildir.’’(36)
Berezin, Hz Peygamberimizi ‘Sahte öğretmen’ ;İslâm’ı da ‘İnsanlığı geriye götüren bir din olarak’ niteliyor.‘‘O’nun düşüncesine göre, Müslümanlık cihat(gaza)sayesinde ‘Yaşlı Dünya’da geniş bir alana yayılmıştır. Bu din, yolu üstündeki bütün inançları, bütün çıkarları, bütün ulusal olguları yıkmıştır.’’(S:46)
Çernişevskiy:‘‘…Kuran’ı Muhammed öncesi yazılı Arap yapıtlarından farklı kılan her şey, bu kitapta yer alan her şey ama bir saçmalıktır.’’(S:55)
Dobrolyubou:‘‘İlk önce, bir yalancı olarak, durup dururken birden bir din uyduran ve insanların kafasını gerçek dışı mucizelerle karıştıran bir kişi; ikincisi, bir istilacı olarak, aniden, zayıf ve tembel bir halka, hangi gizli kaynaktan belli olduğu belli olmayan yeni göçler getiren ve uysal çobanları bir anda yırtıcı istilacılara dönüştüren bir kişi.’’(58)
1862’de,Ahundov’un kaleme aldığı ‘‘Tri pisma indiyskova printsa kemal-ud-dovle k persidskomu printsu calal-ud-dovle i otvet etovo poslednovo/Hint prensi Kemaliddövle’nin İran şehzadesi Celaliddövle’ye üç mektubu ve Celaliddövle’nin Yanıtı’’adlı yazısında:‘‘Bütün dinler benim için saçma ve uydurmadır… Allahımızı haklı gösterecek hiçbir şey bulamıyorum.’’ ve dinin ‘‘birtakım açıkgöz, ikbal peşinde koşan kişilerin kendi bencil amaçlarına ulaşmak için uydurdukları bir inanç dizgesi’’ olduğunu söyler. Ve ekleyerek devam eder:‘‘Böylesine acımasız, böylesine ikinci bir tanrı, cehennemiyle herhangi bir cellâttan, herhangi bir gaddar katilden daha kötüdür.’’. ‘‘…Türkiye’de Müslümanlar, kör bir bağnazlık içinde ruhun Müslüman bir padişahın saltanatı altında kurtulacağına inanmaktadırlar. Aynı şekilde, hiçbir yararı olmadığı halde Kafkas diyarından her yıl bir milyon kadar insanın Hac için Mekke’ye gitme hevesi…’’(S:69)
‘‘Muhammed, tanrının ona ilettiği yeni bir vahiyi bildirmeye niyetlenmeden önce, çok doğal fizyolojik bir olaymış gibi, her zaman çılgınlığını bir türüne(esrime)tutulurdu. Sinirliliğinin arttığı ve gözüne her zamankinden daha açık olarak hayaletler göründüğü zamanlarda, sara nübetlerine tutulurdu. Birgün yandaşlarına, kulaklarında duyduğu olağanüstü bir sese göre, bir esinin(vahiy9yaklaştığını bildiğini söyledi… Muhammed’in kafasında oluşan bu din, kısmen kendi düşüncelerinden, kısmen de o dönemde Arabistan’da varlığını sürdüren Yahudi ve Hıristiyan sektlerinden(tarikat) öğrendiği gerçeklerden olmuştur. Muhammed, bütün düşüncelerini tanrısal esinler(vahiy)olarak ortaya koydu, yine de bu, onun kendini mistik ham hayallerle avutuşundan ileri gelmektedir, onun kötü niyetli bir yalancı olduğunu göstermez.’’(S:61)
İşte görüldüğü gibi sadece gönümüz Danimarka’sında Hz Peygamberimiz ve İslam dinine karşı hakaretler yeni çıkmış değil, daha 1880’lerin Rusya’sında insanı hayrete düşüren türden cümleler sarf edilmiştir bizim dini değerlerimiz için. Kendini aydın olarak tanımlayan kişilerin ve bugün de bizim kendi ülkemizde Lenin gibi, Stalin gibi kişilerin gerçek yüzünü bilmeden tapar derecesindeki bağlılıkları ve sadece İslam’a değil bütün dinlere karşı olan ideolojilerin İslam’la aynı düzeyde tutup savunması insanı daha da çileden çıkartıyor. Hem İslam dinine inanacaksın hem de İslam’a ve onun peygamberine karşı gelen, bununla yetinmeyip hakaret eden kişilerin İslam dininin savunduğu sosyal adaleti aynı biçimde savunduklarını söyleyeceksin!
Alıntılar, Evrensel Basım yayının Haziran 2005’teki ve 1.Basımı olan,‘‘Sovyet Rusya’da İSLAM TARİHİ İncelemeleri(Yazar: N.A.Smirov çeviren: Arif Berkeroğlu’’adlı kitaptan alınmıştır.

NURULLAH ALKAÇ DÜ (4–1–2011 Saat:18:46)