Mezuniyet Konuşması
Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    27.Mart.2011
    Mesajlar
    530

    Mezuniyet Konuşması


    Mezuniyet Konuşması

    Sayın Müdürüm,

    Değerli Öğretmen Arkadaşlarım,

    Sevgili Gençler ;

    Zaman bir su misali hızla akıp geçiyor. Bir eğitim öğretim yılı bakın ne çabuk geçti ve yılın sonuna geldik. Hızla akıp giden yıllar bazılarınızı bir üst sınıfa bazılarınızı da Yakacık Teknik ve Endüstri Meslek Liseli yılların sonuna getirdi. Öğretmenleriniz olarak bizler öğretmenlik görevlerimizin dışında anne gibi, baba gibi, abla ve abi gibi olmaya, gideceğiniz o uzun ve zor hayat yolunda işinize yarayacak, başarılı olmanızı, becerikli olmanızı, mutlu ve huzurlu olmanızı sağlayacak bilgiler, beceriler, alışkanlıklar kazandırmaya çalıştık, çalışıyoruz. Öğrencilerine bir evlat şefkati ve hassasiyeti ile yaklaşan, onları eğiten, öğreten, biçimlendiren öğretmen arkadaşlarıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

    Sevgili gençler , Herkesin bir hedefi olmalı. Hayatınızın sonunda nerede olacağınızı bilmek istiyorsanız, nereye gittiğinizi bilmek zorundasınız. Bu nedenle kendinize doğru hedefler belirleyiniz. Hedefe ulaşmada size yolunuzu, aldığınız eğitim, iradeniz, azim ve kararlılığınız gösterecektir. Önünüze belki bir sürü engel çıkacak, bocalayacak, zorlanacak, tökezleyecek fakat asla yılmayacaksınız. Başarılı olmak adına dikilecek, dik duracak, engelleri bir bir aşacak başarılı, mutlu ve özlemini çektiğiniz güzel bir yaşam süreceksiniz. Ya da evet ya da. Söylemeye gerek yok herhalde.

    Hayat sizin hayatınız olduğuna göre geleceğinizi düşünmek, gerekli tedbirleri almak, sorunlarınıza çözüm aramakta aslında öncelikle size düşüyor. Buyurun yol o kadar çok ki. Hangisinden gideceğiniz, o yolda nelerle karşılaşacağınız, nasıl bir yaşam süreceğiniz ve yolun sonunu nasıl getireceğiniz hepsi size bağlı. Seçin.. İşsiz sokakta dolaşmakta, bir yerde işçi olmakta, memur olmakta, teknisyen olmakta, mühendis olmakta, öğretmen olmakta, zengin olmakta, yoksul olmakta, mutlu bir yaşam sürmekte, per perişan yaşamakta, iyi bir aile kurmakta, zirvede olmakta, çukurda olmakta, itibar görmekte, itilip kakılmakta. Evet ya da hayır, bu yol veya o yol. Bu arkadaş veya o arkadaş. Bu tercih veya o tercih Seçin. Artık düşünmeyi, seçmeyi, ayırt etmeyi öğrenmelisiniz.

    Sevgili mezunlarımız , Sizleri 4 yıllık bir eğitimin sonunda bir üst eğitime veya iş hayatına uğurluyoruz. Eminim buraya dönük çok farklı anılarla ayrılıyor, çok karmaşık duygular içerisinde bulunuyorsunuz. Her türlü haylazlıklarınıza, çalışmamalarınıza, çocuksu tavırlarınıza, üzmelerinize ,hatta kızdırmalarınıza rağmen biz sizleri çok sevdik ve hep seveceğiz. Sizleri mezun ettiğimiz binlerce Yakacık Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi mezunlarının arasına yollarken sizlerde bizi ve okulunuzu unutmayın olmaz mı ?

    Zaman içerisinde okulunuzdan çok iyi bilgi ve donanımla ayrıldığınızın, bir çok şey bildiğinizin farkına varacaksınız. Hayatın bu yeni aşamasında okul yılları bir tatlı anı olarak kalırken asıl zorlu ve bütünlemesi olmayan hayat sınavında sizlere başarılar diliyoruz. Yolunuz, bahtınız açık olsun. İleriki yıllarda yine karşılaştığımızda sizleri başarılı bir iş adamı, güzel işler başarmış bireyler, mutlu ve huzurlu yaşam süren insanlar olarak görmenin gururu bize yeter de artar bile.

    Lise yılları bir tatlı anı olarak geride kalırken,asıl zorlu ve bütünlemesi olmayan hayat sınavında başarılar diliyorum.Yolun,bahtın açık olsun.

    Sevgi ve saygılarımla

    Vedat TOPAL

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: Mezuniyet Konuşması


    MEZUNLAR ADINA KONUŞACAK ŞEBNEM KENİŞ’İN KONUŞMA METNİ

    Herkese merhaba,

    Üniversitelerin en önemli misyonu ne olmalıdır diye düşündüğümde cevabım eleştirel bilginin ve özgür düşüncenin üretilmesi ve toplumla paylaşılması oluyor. Ne yazık ki Türkiye’deki üniversitelerin çoğu bırakın bilgi üretirken eleştirel bakabilmeyi ve yerleşik yargıları/alışılmış olanı sürekli sorgulamayı ayrımcılıkları ve adaletsizlikleri meşrulaştıran bilgiler üretebiliyorlar. Onlarca üniversite içinde Boğaziçi’ni farklı kılan en önemli şeylerden biri eleştirel bilgi üretimi ve akademik özgürlük konusundaki ısrarı ve mücadelesidir. Bu yıl Bilim Teknik Dergisi’nin Darwin sayısı TÜBİTAK yönetimi tarafından sansürlenince Boğaziçi’nden yükselen tepki bunun son örneklerinden biriydi.

    Okulumuzu diğer üniversitelerden farklı kılan bir diğer özelliği öğrenci inisiyatifinin gücüdür. Öğrenci inisiyatifinin en görünür olduğu alanlar öğrenci kulüpleridir. Sürekli bireyci olmamızın teşvik edildiği bir dünyada bireysel farklılıklarımızı, ortak noktalarımızı ve yeteneklerimizi keşfetmemize olanak sağlayan ortamlar hazırlayarak kolektif biçimde üretmeyi, edindiğimiz birikimi kendimize saklayıp rekabet ortamında öne geçmeye çalışmaktansa bizden sonraki kuşaklara aktararak paylaşmayı kulüplerde öğrendik. YÖK politikaları üniversiteleri itaatkar, ezberci, kalıplardan bağımsız düşünemeyen, tektipleşmiş ve kişiliksizleşmiş öğrencilerin yer aldığı liselere benzetmeye çalışırken Boğaziçi’ne baktığımızda fark ettiği eksikliklere ve yanlışlıklara tepki gösteren, bunların düzeltilmesi için kafa yoran, tartışan, paylaşan ve alternatifler sunan öğrenciler yetiştiğini görebiliyoruz. Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra kampüste düzenlenen Karanlığı Sorguluyoruz Etkinlikleri, Tuzla Tersanesi’ndeki ölümlere dikkat çekmek için düzenlenen Tuzla Yürüyüşü bunların cesur örneklerindendi. Boğaziçi’nde hepimizin hayatını etkileyen kararların alınması süreçlerine öğrencilerin aktif olarak katıldığı, kampüs yaşamının şekillenmesinde aktif rol aldığı pek çok örnek görüyoruz. Örneğin, İşletme ve Ekonomi Kulübü’nün etkinliği okul dışından bir grup tarafından engellendikten sonra Kulüplerarası Kurul benzer bir olayın bir daha tekrarlanmaması için alınması gereken önlemleri belirledi ve okul yönetimine sundu. Kadın Araştırmaları Kulübü tacizin önlenmesi ve bu konudaki duyarlılığın arttırılması konusunda çeşitli öneriler hazırladı ve okul yönetimi ile birlikte bu konuda ortak çalışmalar yürütüyor. Öğrenci inisiyatifine dayanan ve öğrenciler için değerli birer katılımcı demokrasi tecrübesi olan bu iyi örneklerin artması için okulda öğrenci çalışmaları için ayrılan altyapının güçlendirilmesi ve öğrencilerin kendilerini ifade kanallarının arttırılması gerekiyor. Bu iyi örneklerin bizden sonraki kuşaklar tarafından çoğaltılmasını, öğrencilerin kampüs hayatının şekillenmesine daha çok katılmasını ve özellikle Öğrenci Temsilciliği’nin okuldaki etkinliğinin artmasını umut ediyorum.

    Boğaziçili olmanın bir ayrıcalık olduğu söylenir hep. Boğaziçi’ni Boğaziçi yapan akademik özgürlüğü korumaya, eleştirel bilgi üretmeye ve demokratik ve çoğulcu değerlerle şekillenen özgür tartışma ortamları yaratmaya yönelik sürekli çabadır diye düşünüyorum. Bunlar olmaksızın Boğaziçililik ancak bir mit olarak kalır. Boğaziçi’nin bu ortamında bulunmak hepimize toplumsal bir sorumluluk da yüklüyor. Hayatımız boyunca nerede ne işle uğraşırsak uğraşalım bu toplumsal sorumluluğun farkında olmamızı diliyorum.

    Ben tüm hocalarımıza çok teşekkür ediyorum. Çoğumuz Boğaziçi’ne ilk geldiğimizde ÖSS’ye endeksli eğitim sisteminin, tektipleştirici ve ezberci mantığın birer eseri olarak duruyorduk karşınızda. Üniversiteye kadar geçen 11 yıl boyunca aldığımız eğitimin bizi içine soktuğu kalıptan biraz olsun kurtulduysak, artık sorguluyorsak, eleştiriyorsak ve kendimizi dönüştürmek için çaba sarf ediyorsak bunu siz olmadan yapmamız çok zor olurdu. Çok teşekkürler.

    Ayrıca üniversite yaşamımız boyunca bize destek olan ailelerimize çok teşekkür ediyorum. Bugün karşınızda kendi ayakları üstünde durabilen özgür bireyler olarak bulunuyorsak bunda sizin payınız çok büyük. Üzerimizdeki emekleriniz için çok teşekkürler.

    Ve bitiyoruz, arkadaşlar!
    Mezun oluyoruz, bitti işte! Bir yandan sınavların, paperların, projelerin ve sabahlayıp yetiştirmemiz gereken herşeyin artık bitmiş olmasının dayanılmaz hafifliği; bir yandan hayatımızdaki bir dönemi kapatıyor olmanın, Boğaziçi’nden ayrılıyor olmanın hüznü… Sanırım bu karmaşık hisleri uzun süre üstümüzden atamayacağız. Boğaziçi’ni sizlerle birlikte yaşamak, sizlerle yan yana olmak büyük keyifti. Herkese bol şans…

    Şebnem Keniş

  3. #3
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: Mezuniyet Konuşması


    Dekanımızın 2010 Mezuniyet Konuşması

    Sayın Dekanımız Prof.Dr.Perihan Arslan'ın 29.06.2010 Günü Mezuniyet Töreni Konuşması

    Sayın Rektörüm,

    Sayın Rektör Yardımcılarım,

    Sayın Dekanlar, Enstitü ve Yüksekokul Müdürleri, Fakültemizin Değerli Öğretim Elemanları Saygıdeğer Veliler ve Sevgili Öğrencilerim,

    Sizlere Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Çocuk Gelişimi ve Hemşirelik Bölümü öğrencilerimizin 2009–2010 yılı mezuniyet törenine hoş geldiniz demekten büyük bir heyecan ve kıvanç duyuyorum.



    Değerli Konuklar

    Türkiye için yepyeni meslek dalları olan bu bölümler 1960’lı yılların başında yakın zamanda kaybettiğimiz Onursal Rektörümüz Sayın Prof.Dr.İhsan Doğramacı’nın engin görüşleri ile kurulmuştur.



    Önümüzdeki iki yıl yani 2011 yılında Hemşirelik ve Fizyoterapi ve Rehabilatasyon Bölümlerinin, 2012 yılında ise Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nün kuruluşunun 50. Yılını kutlayacağız. Görüldüğü gibi Fakültemizin bu bölümleri Hacettepe Üniversitesi’nin kuruluşunda da temel olmuştur.



    Sizlere hoş geldiniz derken duyduğum heyecan ve kıvanç; benim de bu üniversite de, yakın zamanda kuruluşumuzun 50. Yılını kutlayacağımız bu bölümlerden birinin ilk mezunlarından biri olmamdan kaynaklanmaktadır.



    Fakülte oluşumuzun üçüncü yılını kutlarken sağlıkla ilgili yeni bir bölümün, Ergoterapi (İş Uğraşı Terapisi) Bölümü’nün de açılması ile Hacettepe Üniversitesi Türkiye’de bir ilke daha imzasını attı. Bu yıl ilk kez öğrenci alacağımız bu yeni Bölümün açılmasında bizlere destek olan Sayın Rektörümüze ve Üniversitemizin Sayın Senato üyelerine teşekkür ediyor, huzurlarınızda saygılarımı sunuyorum.



    Değerli Misafirler



    Üniversite eğitiminin amacı;meslek edindirmede bilgi ve beceri kazandırmaya ek olarak,



    · bilimsel araştırmalar yapmak,

    · bilgiye erişme, bilgiyi değerlendirme ve

    · yorumlama yeteneğini sağlamak ve bunları insanın hizmetine sunmaktır.

    Fakültemiz, diğer fakültelerden farklı olarak insana SAĞLIK hizmeti sunan çeşitli meslek mensuplarını yetiştirmektedir.



    Sağlık; tek kelime ile ifade edilen bu çok kapsamlı sözcük; bedensel olduğu kadar zihinsel, ruhsal ve sosyal yönden de iyi olma hali olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle sağlık alanındaki gelişmeler, sadece hastalıkların tedavilerine endekslenmemiştir. Tedavinin yanısıra sağlığın korunması ve devamına da yönelik uzmanlık alanlarının da gerekliliğini ortaya koymuştur.



    Buna göre



    Amacı, yeterli ve dengeli ve sağlıklı beslenme ile yaşam boyu sağlığın korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, hastalıklara özgü beslenme programlarının düzenlenmesi ile yaşam kalitesinin arttırılmasını sağlayacak olan Diyetisyenler, Fakültemizin Beslenme ve Diyetetik Bölümünden mezun olmaktadırlar.



    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü yüzyılın bilgi ve teknolojilerinden yararlanarak fizyoterapi ve rehabilitasyon biliminin gelişimine katkıda bulunmaktır. Bu bölümden, kas ve iskelet sistemi problemlerinde tanıya göre fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemlerini planlama ve uygulama bilgi ve yetisini kazanmış olan fizyoterapistler mezun olmaktadır.





    Fakültemizin Çocuk Gelişimi Bölümü 0-18 yaşları arasında normal gelişim gösteren korunmaya muhtaç çocuklar ile özel eğitim gereksinimi olan zihinsel, dil, motor, özbakım, sosyal ve duygusal gelişim geriliği olan çocuklara ve ailelerine hizmet sunan Çocuk Gelişimcilerini yetiştirmektedir.



    Hemşirelik Bölümünün amacı, günlük yaşam içinde insanı ve insan sağlığını etkileyebilecek durumları göz önünde bulundurarak sağlıklı ve hasta bireylerin her ortamda hemşirelik bakım gereksinimlerini saptayabilecek, uygulayabilecek ve değerlendirecek nitelikte profesyonel hemşireler yetiştirmektir.



    Bu yıl öğrenci kabul edeceğimiz Ergoterapi Bölümünün amacı ise fiziksel, bilişsel ve Ergoterapi aktiviteleri ile toplumun yaşam kalitesini artırma, engelleri kaldırarak çevrenin daha kullanılır hale gelmesini sağlama ve yaşam boyu öğrenme ve öğretme becerilerine sahip ergoterapistler yetiştirmektir.



    Değerli Konuklar,

    Görüldüğü gibi kendi başımıza ayrı mesleklerin sahibi olmakla birlikte insan sağlığına hizmet veren aynı fakültenin elemanları, aynı fakültenin öğrencileriyiz. Amacımız SBF bünyesinde bu aidiyet duygusunun gelişmesidir.



    Misyonumuz, bilim ve teknolojiye dayalı çağdaş yaklaşım ve yöntemlerle eğitilmiş, meslek alanında yetkin, evrensel ve kültürel değerlere saygılı, ülke gereksinimlerine yönelik sağlık profesyonelleri ve eğiticilerini yetiştirmek, ürettikleri hizmetler ve teknolojiyi toplum yararına sunmaktır.

    Vizyonumuz ise ulusal ve uluslararası bilimsel düzeyde tanınan, izlenen ve kaynak gösterilen, sağlık bilimleri eğitim ve öğretiminde yetkinliği kabul edilen, ülkemiz sağlık politikalarının oluşturulmasında ve geliştirilmesinde söz sahibi, öncü ve önder bir fakülte olmaktır.

    Son bir yıl içinde Erasmus Projesi ile Yurtdışına giden öğrenci sayısında, Yurtdışından Fakültemiz Bölümlerine Yabancı uyruklu öğrencilerin tercihindeki ve geçen yıla oranla Fakültemizin Yurtdışı yayınlarındaki %30 artışı üstlendiğimiz bu misyon ve vizyonumuzun güzel örneklerindendir.

    2009-2010 yılında Sağlık Bilimleri Fakültesi 83 Öğretim üyesi, 89 öğretim yardımcısı kadrosu ile 1529 Lisans, 72 Lisansüstü olmak üzere toplam 1601 öğrenciye eğitim hizmeti vermiştir.

    Sevgili Öğrencilerim

    Sağlık hizmetlerinin niteliği, sunumu ve dağılımı ülkelerin refah seviyesinin en önemli göstergesidir.

    Sizler, insan sağlığını koruyan, geliştiren, tedavi eden insan odaklı bir fakülteden mezun oluyorsunuz. Bilimselliğin yanı sıra insan ilişkilerinde var olmasını istediğimiz sevgi, saygı, hoşgörü ve sabır sizlerin mesleklerinde daha da önem kazanmaktadır.



    Mesleki bilginizin yanısıra “Daha İleriye En İyiye” Sloganı ile bu değerlere sahip olan sizler Üniversitemiz Sağlık Bilimleri Fakültesinin mezunları olarak bugün diplomalarınızı alacaksınız.



    Türkiye’de Üniversiteler arasında bir marka olan Hacettepe Üniversitesinde okumanın, bu üniversiteden mezun olmanın ayrıcalığını her zaman hissedecek, bu gururu her zaman yaşayacaksınız. Bu aidiyet duygusunu daha da pekiştirmek için siz sevgili mezunlarımızı vakit geçirmeden “Hacettepe Mezunlar Derneği”nin üyesi olmaya davet ediyorum.



    Sevgili gençler, sevgili meslektaşlarım Fakültemizde üç yıldır devam eden “Üniversiteli Olmanın Önemi” temalı konferanslarımızda da değinildiği gibi mesleki sorumluluklarınızın yanı sıra yüksek öğrenim görmüş bireyler olarak ülkemize olan sorumluluklarınız da artacaktır. Yaşamınızın her evresinde Laik Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerine sahip çıkan, koruyan ve Atatürk devrimlerinin takipçisi olan sizlere meslek yaşamınızda başarılar diliyor, hepinizi sevgi ile kucaklıyorum.



    Değerli Konuklar

    Bugün diplomalarını alacak olan sevgili öğrencilerimizin fedakâr ailelerini ve onların eğitimlerinde de aynı fedakârlığı gösteren saygıdeğer öğretim elemanlarını da en içten duygularımla kutluyor ve sizlere teşekkürlerimi sunuyorum.

    Saygılarımla

  4. #4
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: Mezuniyet Konuşması


    Boğaziçi Üniversitesi ETM 2005 Mezuniyet Konuşması (1 Temmuz 2005)

    Sevgili Mezunlar, değerli Öğretim Üyeleri, fedakar Anne/Baba ve öğrenci yakınları, saygıdeğer konuklar,

    Boğaziçi Üniversitesi’nin bu güzide Yüksek Lisans programının mezuniyet töreninde bulunmaktan, değerli mezun arkadaşlarımın başarılarını birlikte kutlamaktan, bu kürsüye davet edilmiş olmaktan çok mutluyum. Onur duyuyorum.

    Öncelikle, Ulusça geleceğimizin aydınlık yüzü olan bu pırıl pırıl gençleri yetiştiren değerli hocalarımıza, başta sayın dekanımız olmak üzere, bir vatandaş olarak teşekkür ederim. Bir öğretim üyesi eşi olarak, hocalarımızın hangi koşullarda görev yaptıklarını bildiğimi düşünüyorum. Hocalarımızı saygı ile selamlıyorum.

    Ben bir iyimserim. Atatürk Türkiye’sinin parlak geleceğine inancım tam. Bunun için bir dizi somut nedenim var. Bir tanesi de, çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak için cansiperane, fedakarane didinen ailelerden oluşan bir toplum olmamız. Dünya’nın, belki Japonya ile birlikte, en gaddar eğitim sistemlerinden birine sahip Türkiye’mizin zor koşullarına göğüs geren siz öğrenci ebeveyn ve yakınlarını, bu ışıltılı gençleri bu günlere getirmede verdiğiniz koşulsuz destek için kutluyor, sizleri saygı ile selamlıyorum.

    Ve değerli ve sevgili mezunlarımız: evet, bundan böyle söyliyeceklerim size... siz ülkemizin, milletimizin geleceği ve aydınlık yüzüsünüz. Bizler burada sizlerin başarılarını alkışlamak için bulunuyoruz. Her ne kadar hocalarınıza ve ailelerinize sizlere olan benzersiz katkılarından ötürü minnettar olsak da, bu güne sizler kendi çaba ve alın terinizle geldiniz. Vardığınız bu nokta ile ne denli mutlu olsanız, övünseniz hakkınız.

    Sizi saygı ve sevgilerimle kutluyorum.

    Bir itiraf ile başlayayım: Bir süre önce bir kısmınızla beraberdik. Mühendislik ve Teknoloji Yönetimi öğrencilerine bir konuşma yapmış idim. Bu konuşmamda, öğrenmenin birçok yolu olduğunu, benim yöntemimin ise kitap kurdu olmak olduğunu belirtmiştim. Çok okumayı salık verip, 6-7 bin kitaptan oluşan bir kitaplığım olduğunu söylediğimde, aranızdan iki arkadaşım “O halde bize sizce yönetim konusunda okumamız gerekli en önemli 5 eserin ismini verebilir misiniz” sorusunu yöneltmişlerdi. O güne dek hiç düşünmediğim bir soru idi. Hatta o gün “Çocuklar size mucize bir hap sunamam” gibi yuvarlak ve kaçamak yanıtlamıştım. Bence okuduğum en önemli beş kitap ne idi? İtiraf ediyorum: O günden beri yanıtını da bulamadım.
    Bana bu kürsüden konuşma onuru verildiğinde, bu fırsata sevindim. Madem o gün bir hap sunmadım, sunamadım bu kez bir hap sunayım diye kendime söz verdim. Size bence sizleri iş başarısına götürecek bir hap hazırladım. Onu sunacağım. Daha önceki konuşmamdan hatırlayanlar olabilir. Ben “Yönetimin, araçları bilimsel olan, bir sanat olduğu”na inanıyorum. Benim sizler için üretttiğim hapın içinde bilimsel araçlar yok. EFQM, TQM, TPM, 6Sigma, APS, MES, SEM, EVA, VAVE, PM, ABC/M vs yok. Yönetimin sanatsal boyutu ile ilgili 15 girdi var. Yani hapımız organik ve yan tesirleri yok. Herkes her ortamda kullanabilir ister iş yaşamı olsun, ister sosyal yaşam olsun.

    Bu hapı üretmek 1 saatimi artı 30 yılımı aldı. Ürettiğim bu hapı siz müstakbel tüketicilere sunarken iki tüketici garantisi veriyorum: Birincisi, bilmediğiniz, duymadığınız hiçbirşey söylemiyeceğim. Ancak, sizlere öneremediğim 5 kitapta da bunlar yazılı idi. İkinci tüketici garantisi ise: eğer sunduğum bu hapı içerseniz iş yaşamınızda başarılı olacaksınız.

    Sizi uyarmam da gerekli. Sizler yaş gurubunda olan kızıma, 30 yıllık yönetim birikimlerimin özetini her aktarmaya çabaladığımda “Üf babişko, yine didaktik, didaktik konuşuyorsun” serzenişini alırım. Ne de olsa Yürütme Kurulu Başkanı olabilirsiniz ama kızınız sizi babişko pozisyonu için işe almış ve hiç de terfi ettirmeye niyetli olmayabilir. Benim gibiyseniz, bu pozisyonda sonsuza dek kalmaktan da büyük haz alırsınız.

    Prospektüsünde 15 girdi içeren bu hapı sunarken, eğer içinizden siz de kızımınkine benzer bir söylem geçirirseniz, alınmayacağımı bilesiniz diye söylüyorum.
    Haydi şimdi Yürütme Kurulu Başkanı bir babişko olarak didaktik olayım da sabrınızı deneyeyim:
    1. Sevgili mezunlar: Basit bir formülle başlayalım. Enerji seviyesi eşittir iş yaşamı başarısı! Yapılan çalışmalarda tüm liderlerin ortak özellikleri arasında en öne çıkan unsur bu. Başarılı liderler, ister durumsal lider olsun isterse kurumsal lider, istisnasız enerji seviyeleri yüksek insanlar. Enerji seviyenizi yükseltmek için çalışın. Enerjik yürüyün, enerjik bakın, enerjik dinleyin, enerjik çalışın. Merak etmeyin: enerji kendisini çoğaltan bir kaynak, sevgi gibi. Kullandıkça bitmiyor, çoğalıyor.
    2. Çok çalışın, kronometre tutmayın. Unutmayın çok çalışırken, sadece çalışmış olmak ile kalmıyor, aynı anda kendinizi boyutlandırıyor, kendinize yatırım yapıyorsunuz. Tüm yaşamınızda durmaksızın kendinize yatırım yapmalısınız ve kendinize sürekli yatırım yapmanın en iyi yöntemi çok çalışmak.
    3. İlkeleriniz/inançlarınız olsun, önyargılarınız değil. Unutmayın, inanç ile önyargı arasındaki fark, inançlarınızı savunurken sinirlenmezsiniz, önyargılarınızı savunurken kızarsınız.
    4. Hedeflerinizi siz koyun: “Rüzgar doğudan da batıdan da güneyden de kuzeyden de esebilir; geminin rotasını yelken ve yelkeni ayarlayan belirler”. Yelkenlerinizi ayarlayın, rüzgarların esiri olmayın.
    5. Başarısızlıklara hazır olun ama yenilgiye alışmayın, yenilgiyi kabullenmeyin. Ben şirketimin vizyonunu 2008 yılına kadar kendi sektörümüzde çeşitli parametreler ile ölçüldüğünde dünyanın 1 numaralı kurumu olmak olarak koydum. Takımıma güvenmekle ve başaracağımıza inanmakla birlikte, bu kez başaramıyabiliriz. Ama yenilmeden devam edip başaracağız.
    6. İş ortamında taraf değil, takım olun. En sıkı pazarlıklarda bile Evet’e Varmak için masanın karşı tarafı ile ortak kazanımlar ortaya koymak gerekiyor. İlle de taraf olacaksanız, taraftar olun, bir canlı sevin: kanarya, aslan, kartal gibi.
    7. Ormanı ve ağaçları görenlerden olun. Yaptığınız her işin, ne denli küçük veya ayrıntı olursa olsun, büyük resim içindeki yerini bilin.
    8. İşini iyi yapmak yetmez, en iyi işi yapın. En iyi iş en çok katma değer yaratan iştir. Katma değer yaratacak işleri ortaya çıkarıp, o işler etrafında örgütlenin. Değer yaratın.
    9. “Veya’nın zorbalığı varsa ve’nin dehası var”. Yöneticiler olarak sürekli karar vermek durumundayız. Karar verirken o mu bu mu diye düşünürüz. Acaba ikisi de birden, ikisinin de sonuçlarını alacağım bir karar olabilir mi diye sormayı unutmayın. Çözümlerinizle kendinizi şaşırtabilirsiniz.
    10. Önüme fırsat çıksaydı ben gösterirdim diyenlerden olmayın. Fırsatlar kendilerini genelde iş, ve hatta angarya, olarak kamufle ederler. Her problem aslında bir fırsattır. Önünüze çıkacak her problem altından bakarsanız problem, üstünden bakarsanız fırsat diye görünür.
    11. Sevgiyi karşılık beklemeksizin verin, saygıyı karşılık bekliyerek verin. Kendisine saygı duymayana kimse saygı duymaz. Saygıyı vermeye en yakınınızdan başlayın. “Ev hali” sendromunu terkedin.
    12. Kendinizi hafife, başkalarını ciddiye alın. Her pozisyondaki insanın temsil ettiği artılar vardır. Gelecek artılar üzerine kurulur, eksilerden tuğlalar oluşturamazsınız.
    13. Yumuşak konuşun, agresif dinleyin. Dinlediğinizi duyun, duyduğunuzu özümseyin, sonra konuşun. Konuşurken sözcüklerinizi özenle seçin. Sözcükler para gibidir, dikkatli harcanmaları gerekir
    14. İnsanları değil, durumları yargılayın (suçlu aramayın): iyi-kötü kavramı yerine farklı kavramını yerleştirin.
    15. Son olarak da, sevgili mezunlar, hayallerinizi büyük kurun. Hayalleriniz kanınızı kaynatsın, içinize yaşam sevinci doldursun. Zirveleri hayal edin. Ancak zirvelere tırmanmış olmayı hayal ederken adım atmayı ihmal etmeyin. Haydi bir hesap yapalım. Her gün 1 metrelik bir adım atarsanız, 365 günde 365 metre, 30 yılda 10 950 metre eder. Eğer sizin gözünüz Çomolungma’nın (Everest) zirvesi ise, ki dünyanın en yükseği, o sadece 8848 metre. Hayal edin, sebatla/azimle adım atın.
    Hepsi bu. Ürettiğim hapın saydığım 15 içeriği, umarım kalbinize, beyninize dokunmuştur da bu hapı kullanırsınız. Ne de olsa bir üretici için en can sıkıcı olan üretimini tüketiciye ulaştıramamaktır. Her haikarda, ileride siz de kendi farklı hapınızı üretmeyi ihmal etmeyin.
    Bu özel günde bana didaktik olabilme fırsatı verdiğiniz, hoşgörü, nezaket ve sabır ile dinlediğiniz için teşekkürler. Türkiye ve Dünya sizler ile daha iyi bir yer olacak. Bu güzide eğitim kurumu sizlere başarma yolunda benzersiz bir start verdi. Sizler Everest’in eteklerini çoktan geçtiniz. Mezuniyet başarınızı tekrar içten kutlarım. Hepinizin ilerideki başka başarılarınızı alkışlama fırsatım olacak günlerin yakın olduğunu biliyorum. Burada toplanan bizler, hocalar, aileler, yakınlar, konuklar sizlere güveniyoruz.

    Mutluluk, sağlık ve başarı dileklerim sizlerle. Yolunuz açık olsun.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: Mezuniyet Konuşması


    OKULA VEDA (öğrenci konuşması)

    Bazı şeyler vardır hayatımızda. Yaşamın bir parçasıdır ama biz onların farkına bile varamayız. Ta ki elimizden uçup gideceğini, kaybedeceğimizi anlayana kadar. Okul da öyleymiş, ama biraz geç anladık. Geçen sene bizlere devredilen bu meşale,şimdi bizden küçüklere devrediliyor tam 20 yıldır olduğu gibi aynı hüzün,aynı ayrılık şarkıları altında……Gitmek!Ne acımasız bir kelimedir,ünlemleri takarcasına peşine,vurgun yemişçesine hayattan.Bizler ayrılık adına el sallarken,geride kalan bir büyük aile.
    Her sabah gün doğarken kalkmak, kışın soğukta titremek, yazın güneşte terlemek, birbiri ardına gelen yazılılara hazırlanmak ne de zor geliyordu. Bir bitse de kurtulsak derdik. İşte bitiyor. Ama biten yalnız okul değil içimizden de bir şeyler bitiyor. Sanki alıştığımız ve her an yaşadığımız bir şeyler bitiyor.

    Üstüne bazen şarkı bazen de kopya yazdığımız sıralar Geç kaldığımızda önünde ecel terleri döktüğümüz, birbirimizin resmini çizdiğimiz tahta , yazılılarda ki o kaçamak fısıltılar Omuz omuza gülüp ağladığımız can gibi, tek yürek, tek bilek olduğumuz arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz… Artık gitme vakti .

    Evet, mezun oluyoruz. Lise hayatı denen o 4 yıllık güzel zamanın bitişine şahitlik ediyoruz. Ağzımdan 4 yıl diye çıkıveren ama aslında kolay kolay dile getiremeyeceğini adım gibi bildiğim bir şeyi anlamaya çalışıyoruz. Söylenebilecek çok fazla şey olduğunu sanmıyorum. Hani anlatılmaz, yaşanır derler ya işte aynen öyle.

    Ne demeliyim, neyden bahsetmeliyim bilmiyorum. Çok güzeldi desem az, çok yorucuydu desem hafif, nasıl başlamıştık ya desem eski, nasıl biter bir anda desem duygusal olacak… Hatırlıyor musunuz o günü diye başlasam onca anı diziliverecek hafızalara.

    Söylemesi zor gibi görünüyor ama birkaç kere tekrarlayınca öğreniyor insan, o kadarda zor değil. Gitmek, gidebilmek… Uzaktan sevmekte, sevilmekte, gerektiği yerde ağlamasını bilmekte hepsi öğretildi bize burada. Bizler, şuradaki lise gençliği, hep sevdik… Kızdırdık da, üzdük de belki ama hiç kötü düşünmedik… Ne gösterildiyse bu sevda uğruna, ne yapmak gerekirse yaptık sonuna kadar. Şimdi biz çıkarken şu kapıdan son kez, koca kalpli şu okul dudaklarını bükerek, sıkarak kendini içten içe üzgün göstermemek adına, süzülecek yanaklardan gözyaşları.

    Bu gönül yolculuğunda elimizden tutan Uğruna köle olacağımız öğretmenlerimize, bu koca kalpli okulun tüm çalışanlarına binlerce teşekkür… Mustafa Kemalin yıllar önce gönderdiği gibi, birer kıvılcım gibi gidiyoruz ama elbette birer alev olarak döneceğiz…

    Bir sonun başındayız, tamda bütün bir ömür unutamayacağımız başlangıçların öncesindeki sonda. Hayatımızın belki de en tozpembe 4 yılının sonunda. Sonunda ve başında her zaman hep yanımda olan hakları ödenmeyecek annemizin, babamızın, ailemizin, emekleri anlatılmayacak öğretmenlerimizin ve idaremizin karşısında büyük bir heyecan, gurur ve minnetle doluyuz.

    Teşekkür ediyoruz herşey için. .............................. ....Lisesi unutma bizi çünkü biz unutmayacağız seni.

  6. #6
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: Mezuniyet Konuşması


    (Mezun öğrenci konuşması)

    Değerli büyüklerim ve değerli arkadaşlarım,

    Hepiniz mezuniyet gecemize hoş geldiniz.

    Yetişkinliğe adım attığımız bu dönemde üzerimize aldığımız sorumlulukların bilinci içerisindeyiz. Biliyoruz ki bir insan kolay yetişmiyor, ilmik ilmik dokumak gerekiyor her karesini, her satırını ince ince okumak, şekillendirmek… Emek harcamak gerekiyor hiçbir şeye harcanmadığı kadar. Bütün bunları biliyoruz ve bunların yanında bugüne kadar bize yapılan yatırımların karşılığını verme zamanımızın geldiğine de inanıyoruz.

    Değerli konuklar,

    Bugüne kadar bizlerden beklenen iyi birer evlat ve başarılı birer öğrenci olmamızdı. Bundan sonra tüm bunlara iyi birer vatandaş olmayı eklemek asıl sorumluluğumuz olmak zorundadır. Sorumlu vatandaş olmanın temeli Atalarımızın elleriyle yarattıkları Cumhuriyet’imizin değerlerine sahip çıkmaktan geçer. Tamda bu nedenle gençler olarak Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyetimizin en büyük koruyucularıyız… Kimse tereddüt etmesin ki her türlü ülke sorununda bir fikrimiz, bir çözümümüz var düşünüyoruz, araştırıyoruz, tartışıyoruz, öğreniyoruz, eleştiriyoruz…

    Bizler şanslıyız ki eleştirmenin yasak olduğu bir çağda özgür düşünmeye olanak sağlayan bir okuldan mezun oluyoruz. Teorinin yanında pratiği de eğitim anlayışı olarak belirlemiş olan okulumuzun her geçen gün bize daha iyi bir eğitim sunma çabasının karşılığını bizde başarılarımızla vermek istiyoruz. Bizleri en iyi şekilde yetiştiren, her alanda bize rehber olan hocalarımıza ve başarılarımızla başarısızlıklarımızla her anımızda yanımızda olan ailelerimize bir kez de sizlerin önünde teşekkürü bir borç biliyorum.

    Değerli konuklar,

    Bununla birlikte benim, arkadaşlarımın ve günümüz gençliğinin büyük rahatsızlık duyduğu bir noktaya değinmek istiyorum. Henüz hayatımızın başlangıcında vaktinin neredeyse tamamını okul ve dershane arasında mekik dokuyarak geçiren yarış atlarına dönüştürülüyoruz. Eğitimin piyasaya açıldığı, dershaneye gitmeden üniversite kazanmanın mümkün olmadığı bir ortamda es kaza bir okul kazanıp bitirebilirsek bu defada işsizler ordusu içerisinde iş bulma çabasına giren yarış atları oluyoruz.

    Ancak her şeye rağmen hayta karşı umutluyuz… Dedik ya ülke sorunlarına kafa yoruyoruz…Bir üstadın dediği gibi “Mühim olan dünyayı anlamak değil değiştirmektir.”.Bizler yukarıda dediğim gibi araştırıyor ve öğreniyoruz. Bunun da bizi dünyayı değiştirebilme gücüne ulaştıracağını kesinlikle biliyoruz. Tabi bilmek kadar uygulamak da önemlidir. Eyleme geçmeyen düşünceler biz gençlerin ellerinde hayat bulacaktır.

    Değerli büyüklerim, sevgili arkadaşlar, Bu duygu ve düşüncelerle arkadaşlarımın mezuniyet coşkusunu paylaşıyor, bize emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyor, arkadaşlarımızın gelecek yaşamlarında mutlu ve başarılı olmalarını diliyorum.

Benzer Konular

  1. Geçici Mezuniyet Belgesi
    Konu Sahibi refresh Forum İdari İşler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Ocak.2013, 15:07
  2. Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Tören Konuşması
    Konu Sahibi refresh Forum Öğretmen-Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 17.Eylül.2012, 22:55
  3. Mezuniyet Davetiye Örnekleri
    Konu Sahibi refresh Forum Photoshop-Resim İşleme-Tasarım
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Haziran.2012, 22:03
  4. Mezuniyet Tören Programı
    Konu Sahibi ahbar Forum Öğretmen-Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Haziran.2011, 21:41
  5. Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Mayıs.2011, 22:29

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •