Hayatın avuçlarında ıskaladık yaşamayı,
Aşık olduk yaslı günlerimizde kimi zaman
Kimi zaman ölülerle dedikodu yaptık mutlu olacağımız günlere dair.
Gedik açtık hayallere,mülteci olduk yalnızlığa.
Pişman olduk yaşımızdan,
Bir kereliğine çocuk olmayı ekledik dualarımız arasına.
Müzakerelere girdik hayatlarımız uğruna,sinsi duygularla.
Dilenci olduk,yaşamayı dilendik efendilerimizden.
Sokaklar aradık,eskimez sokaklar.
Soğuk rüzgarlarda,sonsuzluğu izledik.
Rivayetlere günlümüzü kaptırdık,ucuzuna anlamak için hayatı.
….
Ne çok taşındık içimizden
Ne çok olduk hudutsuz yalnızlıklarda.
Güzelliklerimiz parçalandı,eridi son baharlarımız
Heyecanlandık,ansızın depremlere daldık meçhul haberlerle.
Dilimizde birikti içimiz,kıçımızı haber yaptık dedikodu manşetlerine.
Şahidi olduk bazen ‘Bu hayat yaşanılmaz.’ itiraflarına.
Bazen ilan ettik isyanlarımızı.
Yalanlardan mürekkep miras bırakmak için,
Tam tamına ömürler verdik.
Ve geceli gündüzlü bir mısra kadar yaşadık bu dünyada
Özeti olduk sanki hayatın.
Şakacı tebessümlerimiz oldu bazen rüyalarımızda
Bazen fıkralarla dostluklarımız oldu,güldük kendimize.
Aynı suçtan muzdarip olduk:Benzemekten birbirimize.
Birbirimizin acısını kıskandık bir gece vakti.
Bir gece vakti ölülerimizi gümdük severek,
Kurtlar sofrasında adımızı yazdırmak için yarışlara girdik bitişi olmayan.
Ettik ve tekrardan ettik,bulamadık;hep kâr kaldı nefretimiz.
Ve öylece geçiyor geleceğimiz…
Nurullah ALKAÇ.Dicle Üniversitesi,Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi,Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği 2.Sınıf.Diyarbakır