Ölüme yatılır gündüz karanlığında.
Yıldızsız geceler sayılır ömürden.
Varsa geçebilecek bir zaman, ağrılar arasında.
Koğuşlarda yalnızlığın çığlıkları,
Sayılır birden dokuza.
Sadece ayaklar değil,sakat.
Yarım bir baş veya unutulmuş uzuvlar.
Kiminin bedeninde yoktur beden.
Kiminin kalbi hayata küsmüş.
Ve kiminin ruhsuz bedeni…
Duyulur ölümden pişman olmalar,
Hüzünlerin koridorlara yansıyan korkuları…
Pansumanlar işlenir kefenlerin ağırlığına.
İğnelerden bir köprü kurulur şefkat ve sevgiye.
Yaralara damlatılır serumlardan,
Yaşanılmayan hayatın sırları.
Doktorların ellerinde meşder,
Oluverir Azrail’in pençesi.
Pamuklar,hayata veda eden uzuvların sembolü
Röntgenlere imza atılır yolculuğa dair..
Birisi, birine ağlama sözü verir
Bedenlerin taş kesileceği anlara.
Ve birileri çıkıp
Borcunu öder hastane odalarında…
Nurullah ALKAÇ(6/8/2010)