Katliam, jenosit, soykırım, itlaf, irtikâp, tamamiylen üzerine.

Doğru Yazalım Doğru Konuşalım/ Prof. Dr. Hamza ZÜLFİKAR


Son yıllarda dillerden düşmeyen kelimelerden biri soykırım idi. Son aylarda, özellikle bugünlerde sık kullanılan bir diğer kelime ise kuş gribi hastalığı sebebiyle gündeme gelen Arapça kökenli itlaf kelimesidir. Televizyonlarda verilen haberlerde göçmen kuşların taşıdığı bir hastalıktan söz edilirken kullanılan terim daha çok kanatlılar’dır. Kanatlılar benim bildiğim kadarıyla böceklerin kanatlı olanları için kullanılır. Bu olayın anlatılmasında kullanılacak terimin kuşlar, kümes hayvanları olması çok daha yerinde olur. Bu notu ekledikten sonra önce itlaf kelimesi üzerinde duralım.

Arapça kökenli itlaf sözü telef kelimesiyle ortaktır. Telef daha çok yardımcı fiillerle telef etmek, telef olmak biçimlerinde kullanılır. İtlaf, son hecesindeki l sesinden dolayı ince söylenir. Ayrıca bu hece uzundur. Sık sık yanlış telaffuz edilen bu durumu belirttikten sonra kelimenin temel anlamına geçebiliriz.

Türkçe Sözlük, bu kelimenin anlamını eskimiş kaydıyla “öldürme, yok etme” diye veriliyor. Aynı anlamı Millî Eğitim Bakanlığınca yayımlanmış olan Örnekleriyle Türkçe Sözlük’te de buluyoruz. Piyasadaki öteki sözlüklerde de Türkçe Sözlük’ün verdiği anlam yer alıyor. Bu kelime, yalnızca kuşların, kümes hayvanlarının öldürülmesi, yok edilmesiyle sınırlı bir terim değildir, kurt, köpek, sığır gibi hayvanların bazı sebeplerle öldürülmesi sırasında da kullanılır. İtlaf bir av değildir. İnsanlara zararları dokunduğu için çeşitli hayvanların öldürülmesidir. İtlaf bir tek hayvanın öldürülmesi için kullanılabileceği gibi hayvanların topluca yok edilmesi için de kullanılır.

İnsan söz konusu olduğunda öldürme işi katliam, jenosit, soykırım kelimeleriyle anlatılır.

Sözlükler itlaf kelimesini eskimiş olarak gösterir. Önce bu kelimeye “eskimiş” gözüyle bakabilir miyiz diye düşünmemiz gerekir. İtlaf günümüzde hayvanlarda başgösteren bu hastalık dolayısıyla gündeme gelmedi. Zaman zaman köpeklerin, kurtların öldürülmesi söz konusu olduğunda da bu kelime kullanıldı. Bu bakımdan itlaf’ı eskimiş sayamayız.

İtlaf ile kökteş olan telef‘in yardımcı fiillerle kullanılan telef etmek, telef olmak biçimleri vardır. İtlaf’a göre telef ve bunların yardımcı fiillerle kullanılan biçimleri olan telef etmek, telef olmak daha canlıdır. İtlaf etmek yerine telef etmek, fiilinin kullanılması önerilebilir. Ancak itlaf bir terim olarak bu tür öldürme olayları söz konusu olduğunda ilk akla gelen kelimedir. İtlaf resmî dilde, belediyelerin görevleri arasında bulunduğu için tercih edilir.

Dilimizde ayrıca telef kelimesinin çokluk biçimi olan telefat kelimesi de vardır. “Savaş, deprem, kaza ve benzeri olaylarda çokça canlı varlık kaybı” anlamında olan bu kelimenin telefat vermek deyimi de bulunmaktadır. Zayiat, telafat savaşlarda, depremlerde, yangınlarda sık sık bir arada kullanılan sözlerdir.

Telef etmek, telef olmak, telefat, itlaf kelimeleri yalnızca hayvanlar için mi kullanılır? Bunlardan itlaf özellikle hayvanlar için kullanılır. Eskiden kadının döl yatağındaki cenini kazıyıp alma, kürtaj anlamında da itlaf kullanılmış, daha sonra kürtaj bu terimin yerini almıştır. Telef, telef etmek, telef olmak her türlü eşyanın yok edilmesi için kullanıldığı gibi hastalık, deprem, bombalama, yangın gibi bir afet sonucu hayvanların ölmesi için de kullanılır. Çokluk bildiren telefat kelimesine gelince bu söze insan da dâhil her türlü canlının ölmesi, öldürülmesi, yok edilmesi, çeşitli değerleri, varlıkları boş yere tüketme, mahvetme söz konusu olduğunda başvurulur. Demek ki bunların içinde anlamca en kapsamlı olan telefat’tır.

Sözlüklerde bu tür kelimelerin anlamlarını, kullanıldıkları yerleri belirlerken bu özellikleri örnek cümlelere dayandırmak gerekir. Taranan örnekler kelimelerin anlamlarını daha net olarak bize verir. Mevcut eski sözlüklerden anlam aktarmakla amaca ulaşılamaz.

Genellikle hayvanlar için kullanılan telef, telafat, itlaf kelimelerini değerlendirdikten sonra şimdi de insanların öldürülmesi ve yok edilmesiyle ilgili kelimeleri ele alalım. Söze Türkçede jenosit mi katliam mı daha eski diye bir soruyla başlayalım. Çeşitli tarihlerde yayımlanmış sözlüklere baktığımızda katliam daha eskidir. Örnek olarak 1924 yılında yayımlanan Mehmet Bahaettin’in Yeni Türkçe Lügat adlı eserinde jenosit yoktur (Mehmet Bahaettin Toven Yeni Türkçe Lügat, yeni harflerle yayımlayan: Abdülkadir Hayber, Türk Dil Kurumu yayını, 2004) Farsça tamlama yapısında Arapça kelimelerden oluşan katl-i amm kelimesini Şemsettin Sami, “Ele geçirilen bir memleketin bütün halkını kılıçtan geçirme” biçiminde tanımlamış ve şu örneği vermiştir: “Cengiz istila ettiği memleketlerin ekserinde katliam emrini verdi”. Türkçe Sözlük ise katliam’ı “Topluca öldürme, kırım, soykırım” diye tanımlamış ve şu örneği vermiştir: (“İlk katliamdan kaçan Müslümanların malı, mülkü, evi Makendonya muhacirlerine verilmiş.” Y. K. Beyatlı).

Fransızcadan dilimize geçen jenosit kelimesini 1983 yılında yayımlanan Türkçe Sözlük’te genosit imlasıyla buluyoruz. Karşısına soykırım denmiş ve tanım soykırım’da verilmiş. Siyah dizilmiş olan madde başı ilgi çekicidir. Burada madde başı yalnızca soykırım değil soykırım, soykırımı biçiminde iki kelimeden oluşuyor. Verilen tanım ise şöyledir: “Bir insan topluluğunu ulusal, budunsal, dinsel vb. nedenlerle yok etme.” 1983 tarihli Türkçe Sözlük’e bağlı kalarak bugün kullanımda olan öteki sözlük ve kılavuzlarda genosit imlası devam etmektedir.

1988 tarihinde yayımlanan Türkçe Sözlük’te ise genosit imlasıyla değil, Fransızca kökenli bu kelime jenosit (genocide) imlasıyla alınmış, genosit, jenosit’e gönderilmiştir. 2005 tarihinde yayımlanan Türkçe Sözlük’te de jenosit imlası tercih edilmiştir. Genosit’in jenosit imlasıyla dile mal edilmesi biraz da jenerasyon (generation), jenerik (generique), jeneratör (generateur) imlalarının etkisiyle olmuştur. Bugün kullanımda olan terim jenosit’tir. Ancak jenosit kelimesinin son sesi olan t ünlü ile başlayan bir ek aldığında yumuşaması, d olması gerekirken radyo ve televizyonlarda jenositi, jenositin biçiminde kullanımlara, rastlamaktayız. Gazetelerde de bu imla yer almaktadır.

Önerilmiş ve tutunmuş soykırım veya soykırımı terimlerine geçmeden burada üzerinde durulması gereken bir hususu ele almak gerekir. Jenosit ile katliam anlamları farklı iki kelime mi? Gerçi sözlükler bu iki kelime arasında bir bağlantı kurmamış, yalnızca jenosit ile soykırım arasında bir gönderme yapılmış. Katliam ile soykırım veya jenosit arasında farklı bir anlam olsaydı, sözlüklerin bu farklılığı belirtmesi gerekirdi. İki kelimenin de temel anlamı insanları öldürmedir.

Soykırım teriminin daha kurallı biçimi soykırımı’dır. Çünkü bu yapı bir sıfat tamlaması değil, isim tamlamasıdır. 1983 yılında Türkçe Sözlük’te madde başı olarak yer alan soykırım ile soykırımı terimlerinden keşke saykırımı tutunmuş olsaydı.

Soykırım aslında bir çeviri kelimedir. Bununla birlikte jenosit’e tercih edilmelidir. Buradaki kırım kelimesi aynı anlamdaki Fransızca -cide’nin karşılığıdır. Türkçede kırım kelimesinin yanında daha yaygın kullanılan kıran kelimesi bulunmaktadır. Türkçe Sözlük’te kıran “Bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden hastalık veya başka bir sebeple ortaya çıkan ölet, afet” diye tanımlanmıştır. Kıran sözü çeşitli deyimlerde de kullanılmıştır. Kıran girmek, kıran düşmek. Halk ağzında İçinize kıran düşsün biçiminde bir beddua vardır. Güreşte mücadele kıran kırana ikilemesiyle anlatılır. Kıran kelimesi kırım kelimesine göre çok eskidir. Tarihî metinlerde geçen kıran sözünden yararlanılarak özellikle tıp, eczacılık, biyoloji dallarında birçok terim Türkçeleştirilebilir. Örnek olarak tenyaları yok eden anlamında eczacılıkta kullanılan tenyasit (teniacide) tenyakıran biçiminde Türkçeye kazandırılabilir. Bunun gibi bakterisit (bactericide) bakterikıran diye karşılanabilir. Daha kolay Türkçeleştirilebilecek bir kelime de insektisit (insectecide) böcekkıran’dır. Türk Dil Kurumunca yayımlanmış olan Biyoloji Terimleri Sözlüğü’nde bunların bakterist, biyosit, pestisıt, fungisit biçimler alınmış ve tanımlanmıştır. Bu sözlükte -cide ile kurulmuş biyosit (biocide) maddesi içinde aynı yapıda bakterisid, fungisid, pestisid terimleri bulunmaktadır. Alfabetik sırasında son sesleri t ile yazılan ve ilgili maddelerde tanımları verilen bu kelimelerin biyosit maddesi içindeki biçimlerinin de son seslerinin t ile yazılması gerekirdi.

Türkçede kırım, kıran türevlerinin dayandığı kırmak fiili yanında bir de sınmak fiili var. Gerekirse bu fiilden de terim türetmekte yararlanılır.

Karşılıklar bulmak terimlerdeki yabancılığı belirli ölçüde azaltır. Önemli olan bu hususta bir duyarlık göstermek, kafa yormak, ilgilileri buna inandırmaktır. Pek çok örneğin geçmiş yıllarda bulunan Türkçe türevleri, son yıllarda yerini batıdan gelen karşılıklarına bıraktı. Umarız ki soykırım veya soykırımı kelimesi de yerini genosit veya jenosit’e bırakmaz.

İrtikâp

Kanun dilinde sık geçen irtikâp yanlış söylenen kelimelerden biridir. Bu kelimenin kâp hecesi ince söylenmesi gerekirken bakır kap örneğinde olduğu gibi radyo ve televizyonlarda kalın telaffuz ediliyor. Bu duruma Haber Türk Televizyonunun 24.12.2005 günü saat 16.15’te yaptığı yayında geçen irtikap kelimesini örnek olarak verebiliriz. Fakültede öğrenciler arasında yaptığımız ankette öğrencilerin hemen tamamı bu kelimeyi irtikap biçimde kalın okudular. Yanlışlık düzeltme işaretinin kullanılmamasından, düzeltme işaretinin görevinin öğretilememesinden kaynaklanıyor. Bu tür kelimelerin yanlış söylenmesinin radyo ve televizyonlarda sık rastlanması gösteriyor ki, bu elemanlar işe sınavsız alınıyor veya göreve başladıktan sonra bir dil eğitiminden geçirilmiyor. Testle yetişen öğrencilerden de telaffuz konusunda fazla bir şey beklemiyoruz.

Bu kelimeye vaktiyle yiyicilik diye bir karşılık önerilmişti ancak bu karşılık irtikâp’ın yerine geçmedi, yiyicilik kelimenin anlamlarından biri olarak sözlüklerde kaldı. İrtikâp’ın anlamlarından biri de kötü iş yapma, yalan söyleme, hile yapmadır. Günümüzde daha çok rüşvet yeme, bir görevi rüşvet karşılığı yapma anlamlarında kullanılıyor.

İrtikâp kelimesinin bir başka sorunu sonundaki p sesinin aslında b oluşuyla ilgilidir. İrtikâb yeni Türk harfleriyle yazıldığında son seste sert ünsüzler bulunur, kuralına göre irtikâp biçiminde yazıldı. Buna bağlı olarak kelime ünlü ile başlayan ek aldığında irtikâbı, irtikâbın biçiminde p sesi b sesine dönerek yumuşak söylenmeli ve yazılmalıdır.

Tamamiylen

Bütünüyle, tümüyle sözleriyle de karşılanan bu kavram daha çok tamamiyle biçiminde söyleniyor ve yazılıyor. Sözlükler, kılavuzlar bu kelimenin imlasını uyuma sokarak tamamıyla biçiminde alırlar. Aslında kelimenin uyuma sokulması da 1960’lı yıllarda yapılmıştır. Buna rağmen kullanım günümüzde daha çok tamamiyle biçimindedir. Tamam - ı - y - ile biçiminde açılabilen bu kelimenin uyuma aykırı olarak söylenmesi, ile edatıyla ilgili olduğu gibi y ünsüzünün inceltici etkisiyle de ilgilidir.

Burada üzerinde asıl durduğumuz husus tamamiyle veya tamamıyla biçimlerine yeniden bir n ekinin eklenmesidir. Halk ağzının etkisiyle radyo ve televizyonlarda duyduğumuz bu söyleyişte, n araç durumu diye adlandırdığımız zarf yapan eski bir ektir. Yazın, kışın, güzün gibi kelimelerde kalıplaşmış olarak yer alır. Tamamıyla veya tamamiyle kelimelerindeki ile edatı aslında bu araç durum ekinin görevini görmektedir. Buna yeniden bir n eki eklemek fazlalıktır ve dilimizde bu kullanım sözlüklerde, kılavuzlarda yer almaz. Sözlüklerde, kılavuzlarda yer alan biçim tamamıyla’dır.