Sağlama, dalga işareti, manipülasyon, manipüle etmek, bay bay üzerine.

Bir matematik terimi olan sağlama sözü dil bilgisinde de kullanılabilir. Bir problemin çözümünde veya bir işlemin doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etmede başvurulan sağlama yöntemi, cümlenin çözümünde de kullanılır. Sözlükler, sağlama terimini bu anlamıyla almaz. Dil bilgisi kitaplarının cümle bilgisi bölümlerinde de bu terim geçmez. Bir cümleyi ögelerine göre ayırdıktan sonra yapılan değerlendirmenin doğru olup olmadığını bir de sağlama yöntemi ile kontrol ederiz.

Yusuf Ziya Ortaç’tan aldığım şu cümleye bakalım:

Dün eski bir Türk evinde, ecdat yadigârı bir kılıç gördüm. (Ocak, 17. s.)

İzleyeceğimiz ilk yol bu basit cümlede önce yüklemi bulmaktadır. Cümlenin yüklemi özne kavramını da üzerinde taşıyan gördüm’dür. Kılıç nesnedir. Bu cümlede ecdat yadigârı tamlaması kılıç nesnesinin sıfatı olduğu için onu ecdat yadigârı bir kılıç biçiminde birlikte değerlendiriyoruz. Yer bildiren eski bir Türk evinde sözü bu cümlede dolaylı tümleç, dün ise zaman bildiren zarf tümlecidir. Yer bildiren eski Türk evinde sözüne yer tamamlayıcısı da diyoruz.

Dün / eski bir Türk evinde / ecdat yadigârı bir kılıç / gördüm biçiminde cümlede geçen kelimeleri birbiriyle olan ilgi durumuna göre gruplandıralım. Acaba yaptığımız bu işlem doğru mu? Bunun iki yoldan sağlamasını yapabiliriz. Önce yüklemi merkez aldığımızı ve cümlenin ögelerini belirlerken yüklemden hareket ettiğimizi unutmayalım. Yüklemi gördükten sonra bunun geçişli mi geçişsiz mi olduğuna bakarız. Gördüm geçişlidir. Bu durumda cümlede bir nesne olduğu kesinleşir. Nesne kılıç’tır. Belirtili veya belirtisiz olabilen nesne bulunduktan sonra onun tamlayıcılarını, niteleyicilerini belirleyip bir grup oluştururuz. Geriye kalan tümleçleri tamamlayıcıları ve niteleyicileri ile gruplandırdıktan sonra her birini gördüm yüklemiyle kullanarak yaptığımız gruplandırmanın doğru olup olmadığını kontrol ederiz. Dün gördüm. Eski bir Türk evinde gördüm. Ecdat yadigârı bir kılıç gördüm.

Sağlamayı, ikinci bir yol olarak gene yüklemi merkez almak suretiyle ögelerin yerlerini değiştirerek yapabiliriz. Eski bir Türk evinde ecdat yadigârı bir kılıç dün gördüm. Ecdat yadigârı bir kılıç dün eski bir Türk evinde gördüm. Eski bir Türk evinde dün ecdat yadigârı bir kılıç gördüm. Bu yolla cümlenin ögelerini belirlerken gruplandırmanın doğru yapılıp yapılmadığı ortaya çıkıyor.

Eski bir Türk evinde ve ecdat yadigârı bir kılıç grupları arasına dün zarfı, ecdat yadigârı dün bir kılıç biçiminde giremez. Cümlenin doğru gruplandırılıp ögelerine göre doğru değerlendirilip değerlendirilmediğinin sağlaması yapılırken ortaya çıkan Ecdat yadigârı kılıcı dün bir Türk evinde gördüm ya da Bir Türk evinde ecdat yadigârı bir kılıç dün gördüm yapıları yalnızca kontrol amacıyla kurulmuştur. Doğal olarak her yazar amacına ve üslubuna uygun olarak cümlesini düzenler. Nitekim Yusuf Ziya Ortaç da cümlesini yukarıda aldığımız biçimde kurmuştur.

Kelime gruplarını belirleyerek cümlenin ögelerini bulmak bize bir başka kolaylık da sağlar. Virgül, benzer ögeler arasına konur diye bir kuralımız vardır. Yukarıdaki cümlede yazar, dün ve eski bir Türk evinde sözlerinden sonra virgül koymuş. Bu kurala göre söz konusu cümlede benzer ögeler bulunmadığı için virgüle gerek yoktur. Virgülün bu göreviyle ilgili bilgi TDK’nin Yazım Kılavuzu’nda şöyledir:

Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına virgül konur (33. s.).

Burada kısaca ele aldığımız konu orta öğretimde gereği gibi işlenip bol örneklerle verilebilirse, bu bilgi zamanla oturur ve birkaç saniye içinde cümlenin sağlam kurulup kurulmadığı kontrol edilir. Noktalama işaretleri de bu durumda uygun bir biçimde yerlerini alır.

Cümle bahsinde sağlama teriminin dil bilgisi kitaplarına alınması ve bu açıdan işlenmesi gerekir. Ayrıca sözlüklerdeki sağlama maddesine de bunun cümleyle ilgili tanımı da eklenmelidir.

dalga işareti ( ~)

Türk Dil Kurumunca 1983 yılında basılmış Türkçe Sözlük’te kullanılan ~ işareti, daha sonraki baskılarda kullanılmadı. Örnek olarak alt maddesi içinde yer alan altında kalmak deyimi 1983’te basılmış Türkçe Sözlük’te, ~ ında kalmak biçiminde verilmiştir. Daha sonraki yıllarda çıkarılan Türkçe Sözlük’te, altında kalmak deyimi herhangi bir işarete gerek görülmeden altında kalmak biçiminde açık ve tam yazılmıştır. O tarihlerde sözlükte kullanılan bu işaretin adı yoktu. Örnek olarak 1983 tarihli Türkçe Sözlük’ün “Sözlükte Kullanılan İmler” başlığı altında bu işaret bulunmakta ama adı verilmemekte, yalnızca işaretin karşısında şu açıklama yer almaktadır:

“ ~ Madde başı olan sözcük yerine kullanılır”.

Yukarıda söz konusu ettiğim altında kalmak deyimi Dil Derneğince 2005 tarihinde yayımlanan Türkçe Sözlük’te ~ ında kalmak biçiminde verilmiş ve 1983 yılında Türk Dil Kurumunca basılan sözlükteki biçime uyulmuştur. Her biri bir kavrama ad olan alt dudak, alt deri, alt familya gibi kelimeler 2005 yılında Türk Dil Kurumunca yayımlanan Türkçe Sözlük’te bir kavramı karşıladıkları için madde başı yapılmıştır. Aynı uygulamaya Dil Derneğince yayımlanan Türkçe Sözlük’te de kabul görmüştür. Bu olumlu gelişmeye rağmen imlada uyumsuzluk ortaya çıkmış, Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlük’ünde alt dudak, alt deri, alt familya ayrı yazılırken aynı yıl Dil Derneğince yayımlanan Türkçe Sözlük’te bu kelimeler altderi, altdudak, altfamilya biçiminde bitişik yazılmıştır. Oysa bu terimleri oluşturan kelimeler kendi anlamlarında olduğu için bitişik yazılmalarına gerek yoktur. Nitekim Türk Dil Kurumunca son olarak çıkarılan Yazım Kılavuzu’nda da alt cins, alt çene, alt damak, alt deri, alt diş, alt dudak, alt familya gibi kelimeler ayrı yazılmıştır.

Sözlükte eklerin yerine kullanılan dalga işareti günümüzde çeşitli dergilerde, bilimsel yazılarda kullanılmakta, kimisi buna kaş işareti adı vermektedir. İşaret, biçim olarak pek kaşa benzememekle birlikte bu ada ara sıra rastlanmaktadır. Kılavuzlar ve sözlükler, söz konusu işarete sayfalarında yer vermemekle birlikte bir ad da takmamışlardır. Azerbaycanlılar buna dalga işareti adını vermiştir. Biz de söz konusu işarete aynı adı verip dalga işareti diye kullanmalı, kılavuzlarımıza, sözlüklerimize bu adla almalıyız.

Manipülasyon, manipüle etmek

İsmi manipulation, fiili manipuler (İng. manipulate) olan bu iki kelime dilimize Fransızcadan geçmiştir. Mustafa Nihat Özön’ün Türkçe Yabancı Kelimeler Sözlüğü adlı kitabında manipülasyon yanında aynı köke dayanan manipülatör kelimesi de var. Bu durumdan manipuler fiil biçiminin bu tarihte sözlüğe girmediği anlamı çıkarılabilir. M. N. Özön’ün sözlüğünde okunuşları esas alınarak manipulation, manipületeur için verilen tanım şudur:

Manipülâsyon Kimya ve eczacılıkta el ile yapılan işler. Manipülâtör ile telgraf çekme.

Manipülatör Telgraf makinesinde el ile oynatılan alet (188. s.)

Bugün daha çok bir iktisat veya ticaret terimi olarak dilimize giren manipülasyon için verilen tanımda görüldüğü gibi o tarihlerde kimya dalında kullanıldığına işaret edilmiştir.

Günümüzde manipülasyon yanında gazetelerde manipüle etmek biçimi de kullanılıyor. Televizyonlarda da bu fiilin kullanıldığına tesadüf ediyoruz. TRT’nin 2. Kanalında 10.7.2006 gecesi (21.40) Filistindeki Ateş adlı programda manipüle etmek biçiminde bu yabancı kelime Türkçe bir yardımcı fiille kullanıldı.

Terim kitaplarında ve sözlüklerde manipüle etmek biçimi yer almıyor. Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlük’ünde manipülasyon ve manipülatör bulunmakta, manipüle etmek biçimine rastlanmamaktadır. Gülsel Sev’in Etmek Fiiliyle Yapılan Birleşik Fiiller ve Tamlayıcılarla Kullanılışı (TDK) adlı çalışmasında da bu fiil bulunmamaktadır. Dr. Faruk Yalvaç’ın Bankacılık Terimleri Sözlüğü’nde yalnızca manipulation maddesine yer verilmiştir. Sözlükçülerin, araştırıcıların bu kelimeyi eserlerine almamalarının sebebi söz konusu biçimin yapıca uygun olmadığı doğrultusundadır.

Biz, bu kelimenin bir türevi olan maniple ile daha önce tanışmışız. Maniple bir haberleşme aracıdır. Öteki türevlerinde de olduğu gibi içinde el anlamında man kelimesi bulunmaktadır. El becerisiyle çalıştığı için bu adı almıştır. Bu haberleşme aracına herhangi bir karşılık bulunmamış ve aynı işlevi gören yeni araçlar kullanılıncaya kadar bu adla adlandırılmıştır.

M. Nihat Özön’ün 1962 yılında yayımladığı sözlüğünde manipülatör, manipülasyon’un bulunması bu kelimelerin 1960’lı yıllarda kullanımda olduğunu gösteriyor. Bir an için bu iki sözün manipülasyon ve manipülatör’ün Türkçede kabul gördüğünü varsayalım. Bunların batı dillerinde dayandığı biçimlerini (manipulation ve manipulator) yabancı dillerin sözlüklerinde bulabiliyoruz. Peki bu son dönemde manipüle nereden çıktı? Etmek yardımcı fiiliyle kullanıldığına göre manipüle isim olmalıdır. Dayandığı yabancı dillerdeki biçimi Fransız, İngiliz sözlüklerinde de bulunmamaktadır. Yabancı dil sözlüklerinde bunların fiil biçimi manipulate (İng.), manipuler (Fr.)’dır. Demek ki; fiil biçimini doğrudan kullanamıyoruz. Bunun fiil biçiminden bazı sesler atıp fiilden isim yapıyoruz ve onu da etmek yardımcı fiiliyle birleştirerek asiste etmek örneğinde olduğu gibi yapay bir biçim elde ediyoruz. Daha önce yaptığımız bu tür yakıştırmalar benzetme (analoji) yoluyla söz konusu manipule etmek biçiminin de ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Bir zamanlar Arapçadan aldığımız kelimeleri işgal etmek, meşgul olmak, tesadüf etmek, imar etmek biçiminde etmek, olmak yardımcı fiilleriyle fiil yaptığımız gibi bugün de yüzlerce batı kökenli kelimeyi bu yolla fiil olarak Türkçeye mal etmeye çalışıyor, eski huyumuzdan vazgeçmiyoruz. Arapça ve Farsça kelimelerle yapılmış bu tür binlerce birleşik fiil Cumhuriyet Döneminde nasıl Türkçeleştirilecek diye bir mesele hâline geldi. Bunlardan bazılarının aklamak (ibra etmek), abartmak (mübalağa etmek), belgelemek (tevsik etmek), büyütmek (izam etmek), sindirmek (hazmetmek), kamulaştırmak (istimlak etmek) örneklerinde olduğu gibi bir tek fiil olarak Türkçe karşılıkları bulundu. Ancak bu türetmeler sınırlı kaldı ve eski biçimler dilde yerleşti ve kalıplaştı. Aynı dönemde batıdan gelen biçimler de ele alındı ve uyarlamak (adapte etmek), baltalamak (sabote etmek), çözümlemek (analiz etmek) gibi türetmeler ortaya atıldı. Bugün sayıları çok daha artan batı kökenli biçimlerin etmek, olmak, yapmak, almak yardımcı fiillerle kullanılışına karşı herhangi bir tepki olmadığından daha doğrusu bu yolda bir bilinçlenme bulunmadığından bu yardımcı fiillerle kurulmuş birleşik fiillerin sayıları giderek artmaktadır.

Bu yabancı biçimlerden ültimatom vermek, kontak kurmak, vizyona girmek, videoya almak (çekmek) örneklerinde olduğu gibi deyimler de yapılmıştır.

Ele aldığımız konu aslında çok boyutludur. Batı dillerinden gelen kelimeler bir de geçişsiz magazinleşmek, geçişli magazinleştirmek, geçişsiz normalleşmek, geçişli normalleştirmek, geçişsiz marjinalleşmek, geçişli marjinalleştirmek gibi çeşitlendirilmiş, bu yolla bunların fiil biçimleri yapılmış ve bu durumda etmek, olmak, yapmak, almak yardımcı fiilleri değil, Türkçenin ekleri kullanılarak fiil biçimler elde edilmiştir. Bununla beraber yardımcı fiillerle türetmelerin bir geleneği bulunduğundan bu yola daha çok gidilmektedir.

Maksimize etmek, minimize etmek, jurnal etmek gibi biçimlerin son 20 yıl içinde sayıları giderek artmış; bunların inhibe etmek, egale etmek, rehabilite etmek, realize etmek gibi yeni biçimleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu gidişle pek çok batı kökenli yabancı kelimenin fiil biçiminde küçük bir değişiklik yapılarak sübvanse etmek, kategorize etmek, irite etmek örneklerinde olduğu gibi yeni türetmeler ortaya çıkacak ve bunlar her alanda kullanılacaktır. Bu tür sözler şarkılarımıza bile geçmeye başlamıştır.

Bu arada manipülasyon, manipülatör, manipüle etmek kelimelerinin ne anlama geldiği dilimizde hangi anlamlarda kullanıldığına değinmeden geçmeyelim.

M. N. Özön’ün Türkçe Yabancı Kelimeler Sözlüğü’nde okunuşlarını esas alarak madde başı yaptığı manipülation, manipületeur için verilen tanım şudur:

Manipülasyon Kimya ve eczacılıkta el ile yapılan işler.

Manipülatör Telgraf makinesinde el ile oynatılan alet (188. s.)

Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlük’ündeki tanımlar da şöyledir:

Manipülasyon 1. İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme. 2. Seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgi değiştirme. 3. Varlıkları yapıcı, açıklayıcı ve yararlı bir biçimde kullanma işi.

Manipülatör 1. Manipleyi kullanan kimse. 2. Maniple. 3. İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde bilinçli ve amaçlı olarak etkileyen.

Görüldüğü gibi sözlükler arasındaki tanımlarda fark var.

Dr. Faruk Yalvaç, Bankacılık Terimleri Sözlüğü’nde bunların batı dillerindeki yazımızı esas almış ve manipülasyon’u şöyle tanımlamıştır:

“Piyasa canlılığı havasını yaratmak, diğerlerini ticarete teşvik etmek ve piyasayı etkilemek amacıyla suni olarak menkul kıymet alım satımı yapmak”.

Manipülasyon ve manipülatör yanında günümüzde yaygınlaşmaya başlayan manipüle etmek biçimine gelince; bu birleşik fiil de “birilerini inandırmak, akıllarını fikirlerini çelmek, yapay çekicilik yaratmak, kendi menfaati doğrultusunda insanları yönlendirmek, ikna etmek” gibi çeşitli anlamlarda kullanılmaktadır. Aslında dile giren her yeni kelimede böyle bir gelişme oluyor. Kullanıma giren bir biçim kullanıcıların elinde anlam genişlemesine uğruyor; çeşitli anlamlar kazanıyor.

Manipüle etmek gibi dilimizde yabancı bir kelime ile Türkçe yardımcı fiillerin oluşturduğu pek çok birleşik fiil bulunmaktadır. Bunların bir bölümünü aşağıda sunuyorum. Aralarında yardımcı fiil olarak etmek, olmak yanında yapmak ve almak da bulunmaktadır. Söz konusu birleşik fiiller organize etmek, stabilize etmek, park yapmak, banyo almak, abone olmak, stilize etmek gibi birtakım birleşik fiillerle sınırlı değildir. Sayıları yüzleri bulan bu tür kelimelere durmadan yenileri de eklenmektedir. Batı kökenli bir isimle Türkçe bir yardımcı fiilden kurulmuş örneklerden 100 kadarını aşağıda sunuyorum:

alabora olmak, alabora etmek, abone etmek, abone olmak, agresif olmak, amorti etmek, analiz etmek, angaje etmek, angaje olmak, anons etmek, armonize etmek, asiste etmek, banyo yapmak, bloke etmek, ciro etmek, deforme olmak, deforme etmek, dejenere etmek, dejenere olmak, deklare etmek, dekore etmek, demoralize etmek, demoralize olmak, depo etmek, depo yapmak, deşifre olmak, deşifre etmek, dezenfekte etmek, dikte etmek, dramatize etmek, fizibilite etmek, empoze etmek, enjekte etmek, entegre etmek, entegre olmak, enterne etmek, etüt etmek, finanse etmek, flört etmek, fora etmek, formüle etmek, garanti etmek, ıskonto etmek, idealize etmek, informe etmek, ipnotize etmek, ipnotize olmak, irite etmek, kamufle etmek, kanalize etmek, karakterize etmek, karikatürize etmek, kategorize etmek, kirizme etmek, konsantre etmek, konsantre olmak, konsülte etmek, kopye etmek, korte etmek, kritik etmek, jurnal etmek, linç etmek, maksimize etmek, manyetize etmek, minimize etmek, modernize etmek, modernize olmak, monte etmek, nötralize etmek, organize etmek, organize olmak, panik olmak, panik yapmak, parafe etmek, park etmek, park yapmak, pasifize etmek, pastorize etmek, paydos etmek, prezante etmek, print etmek, protesto etmek, prova etmek, provake etmek, rampa etmek, realize etmek, redakte etmek, refüze etmek, rehabilite etmek, restore etmek, rezerve etmek, romantize etmek, rötuş etmek, sansür etmek, sembolize etmek, seyv etmek, sigorta etmek, sitilize etmek, stabilize etmek, sterlize etmek, stilize etmek, sörf yapmak, stok etmek, stop etmek, sübvanse etmek, telefon etmek, vals etmek, veto etmek vb.

Bunlara daha başka örnekler ekleyebiliriz. Bu örneklere ayrıca dikte etmek yanında dikte ettirmek, dikte ettirilmek örneklerinde olduğu gibi çatı ekleri almış olanları da ekleyince dildeki sayılarının çok daha fazla olduğunu tahmin etmek mümkündür.

Bunların pek çoğu Türkçe bir fiille karşılanabilir. Örnek olarak print etmek için çıktı almak uygun bir karşılıktır. Buna basmak da denebilir.

Şimdi Türk aydınlarını, bilim adamlarını bu tür kelimeleri kullanmadan önce bunların uyarlamak (adapte etmek), baltalamak (sabote etmek), çözümlemek (analiz etmek) gibi Türkçelerinin olup olmadığı konusunda düşünmelerini bekliyorum.

Dilimiz için büyük bir tehlike oluşturan bu gelişmeye karşı bilinçlenmek zorundayız. Her Türk aydının bu tehlikeyi görmesi, önlem alması, çevre*sin*dekilerini uyarması gerekir.

Bay bay (İng. bye-bye)

Çiçekçiye uğramıştım. Alacağım çiçeği seçerken benden önce alışverişini yapıp ayrılan müşteri çiçekçiye bay bay dedi. Sık sık kulağıma çarpan bu İngilizce kelime iyice beni rahatsız ediyordu. Sağa dönsem bay bay, sola dönsem bay bay. Çocuklara öğretilen ilk söz bay bay. Eskiden çocuğa “Hadi babana baş baş yap”, “Hadi kardeşe baş baş yap” derdik. Benzeri sözler unutulup gitti. Kalın sağlıcakla, hoşça kal, hadi eyvallah, Allaha ısmarladık gibi ayrılırken söylenen daha başka vedalaşma sözleri varken toplumumuzda bugün bu sözlerin yerini bay bay almaya başladı.

Çiçekçiye sordum:

- Bu beyefendi size ne dedi?

- Bay bay dedi.

- Bay bay ne demek? diye sordum.

- Canım anlarsın “eyvallah” yani.

- Peki niye eyvallah demedi de bay bay dedi?

Üstelediğimi görünce çiçekçi işi şakaya vurmaya başladı. Ben ciddileşince:

- Canım bize demedi şu çiçeklere dedi.

Bu sözüyle beni teskin etmeye, konuyu değiştirmeye çalıştı ama tavırlarından da “Nereden çattık bu adama” der gibi bir tedirginlik yaşamaya başladı.

Çiçekçiyi bir köşeye çektim ve on, on beş dakika Türkçenin Cumhuriyet Döneminde nereden nereye geldiğini anlattım. Günümüzdeki batı kökenli kelimelerin Türkçe kelimeleri bir bir yok ettiğini, kullanımdan kaldırdığını belirttim.

-Bundan sonra sana bay bay diyenlere sen de benim gibi bu kelimenin ne demek olduğunu bilmiyormuş gibi davranıp “anlamadım” ya da “ben de senin” diye karşılık ver diyerek çiçekçiyle vedalaşıp dükkânından ayrıldım.

Prof. Dr. Hamza ZÜLFİKAR