Atatürk’ün imlası, Türkçeyi Fransızca Kelimelerden Arındırma üzerine.

Doğru Yazalım Doğru Konuşalım/ Prof. Dr. Hamza ZÜLFİKAR

Her yıl On Kasım’da Atatürk’ü anmak, onun bir özelliğini dile getirmek, bugünleri bize kazandıran önderden söz etmek insana huzur veriyor. Ülke çapında andığımız büyük liderimiz Mustafa Kemal Atatürk, harf devriminden sonra yazılarını yeni Türk harfleriyle yazmaya başlamıştır. Onun el yazısı örneklerini çeşitli kaynaklarda bulmak mümkündür. A. Afetinan’ın hazırlamış olduğu ve Atatürk Araştırma Merkezince 2000 yılında yayımlanan Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları adlı kitapta kendi kaleminden çıkmış yazıların fotokopileri yer alıyor. Kitapta yer alan bu el yazısı örnekleri bir yandan yeni yazının tarihî gelişimi öte yandan imladaki değişiklikleri ve anlayışları aydınlatmak bakımından çeşitli özellikler taşımaktadır. Bu özelliklerden biri onun sürekli olarak büyük kelimesini böyük biçiminde yazmasıdır. (448. s.) Yurtluk Türk Dil Kurumunca yayımlanan Türkçe Sözlük’te şu anlamlarda kullanılmıştır:

“1. Malikâne 2. Bir yerin gelirini bir kimseye yalnız ölünceye kadar kullanılması şartıyla ayrılması yöntemi” (2201. s.)

Atatürk’ün yazısında ise yurtluk kelimesi. “...yakın ve uzak zamanlar düşünülürse Türk’e yurtluk etmemiş bir kıta yoktur.” (437. s) örneğinde olduğu gibi yurtluk kelimesi “vatanlık” anlamında kullanılmıştır. Atatürk’ün bu el yazılarında bugün birleşik yazdığımız bilmek yardımcı fiili “... çok fazla zenginleştire bileceğinden emindir” (438. s). veya “... şöyle deye biliriz” (455. s.) örneklerinde görüldüğü gibi ayrı yazılmaktadır. Onun “Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.” sözü bu kitaptaki el yazısı örnekleri içinde yer alır (436. s.) Atatürk, pek çok da deyim niteliğinde sözler kullanıyor. Bunları taranıp sözlüklerimize alınması gerekir. Bunun için de gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyutmak (451. s.) örneğini verebiliriz.

Atatürk, -mak,-mek mastar eklerine gelen -ı (-i) belirtme durum eki ile -a (-e) yönelme durum ekini -mağa (-meğe), -mağı (-meği) biçiminde yazıyor. Muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdurlar.” (449. s.). 1928 yılında yayımlanan İmlâ Lûgati de bu imlayı kullanıyor. Bir örnek daha verelim:

“Encümenimiz, doğru ve yanlış iki telâffuzu olan kelimelerin en ziyada kullanılan şeklini, fakat bilhassa münevverler arasında kullanılan şeklini yazmağa çalışmış” ... (XI. s.)

“Encümenimiz ... ecnebi kelimelerde bulunan h’lerin ortadan kalkmağa doğru gittiğine ... bakarak...” ( XI. s.)

Kendisinden sonra bu imla yıllarca kullanılmaya devam etmiştir. -mağa -meğe’li kullanım 1965 yılına kadar da korunmuştur. Vecihe Hatipoğlu’nun gözetiminde Türk Dil Kurumunca yayımlanan Yeni İmlâ Kılavuzu bu imlayı “Ünlülerin Mastarlara Etkisi” adlı başlık altında şöyle ele alıyor:

“Türk Dilinde iki mastar eki (-me, -mek) kimi çekim ekleriyle kullanmada birbirine karışmaktadır. Bu karışma ünlü ile başlayan eklerin mastar eklerine getirilmesinden doğar. Özellikle ince ünlü taşıyan kök ve eklerde kendini gösterir: -mek mastarından yapılan gel-meğ-e, gel-meğ-i şekilleri, -me mastarından yapılan gel-me-y-e, gel-me-y-i şekilleri ile konuşmada karışmaktadır ve imlâda da karışık yazılmaktadır. Halbuki kalın ünlüsü olan kal-mağ-a, kal-mağ-ı şekilleri kal-ma -y-a, kal-ma-y-ı şekilleri ile konuşmada karışmaz. Fakat bugün bu iki mastar şekli görev bakımından birbirinin yerini tuttuğundan, zamanla biri kalacak, öteki unutulacaktır. Şimdiki halde her ikisini de imlâda göstermek gerekmektedir.” (18. s.)

Kurumun 1977’de yayımladığı Yeni Yazım Kılavuzu’nda mastar için eylemlik terimi kullanılıyor. “Eylemliklerin Yazımı” başlığı altında konu ile ilgili şu açıklamalar yer alıyor:

“-mek’le biten eylemliklerden sonra -i, -ı, -e, -a eklerinden biri gelirse /k/ düşer, bu eklerin -yi, -yı, -ye, -ya biçimleri kullanılır. görmek görme-yi, görme-ye; yazmak yazma-yı, yazma-ya ... gibi” (24. s.)

Görüldüğü gibi 1977’de ve daha sonra çıkan kılavuzlarda -mak, -mek mastarının yerini -ma, -me mastarı almıştır. 2000 yılında basılan İmlâ Kılavuzu, ise -mağı, -mağ-a, -meği, -meğ-i, -meğ-e yanlış bulmamakta, “yumuşak g yerine y’li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır.” biçiminde konuyu özetlemektedir.

Anladığıma göre başlangıçta -mağı, -meği, -mağa, -meğe biçimlerinin kullanılması biraz da çelişkili bir durum yaratmamaktan doğmuştur. Örnek olarak -makta, -maktan, -mekte, -mekten gibi durumlarda -mak, -mek mastarı korunurken öteki durum eklerinde neden -ma, -me mastarı kullanılmasın!

Son olarak Türk Dil Kurumunca 2005 yılında yayımlanan Yazım Kılavuzu bu konuyu ikili kullanımdan kurtarmış ve şu açıklamayı yapmıştır:

“-mak, -mek ile biten mastarlardan sonra -a, -e, -ı, -i eklerinden biri geldiğinde araya y ünsüzü girer: kazanmak-a / kazanma-y-a, aldanmak-ı / aldanma-y-ı, sevmek-e / sevme-y-e, görmek-i / görme-y-i” (12. s.)



Türkçeyi Fransızca kelimelerden arındırmak

Cumhuriyet döneminde Arapça ve Farsça kökenli kelimelerden dilimizi arındırmak için ulusça verdiğimiz mücadelenin bir benzerini şimdi Fransızca kelimeler için başlatalım. Ancak bu, lafta kalmasın; ulusal değerleri öne çıkarıp bilinçli olarak işe başlayalım. Herkes, kendi alanına giren Fransızca kelimelerin Türkçelerini kullanmaya dikkat etsin ve bunu çevresinden istesin, gerektiğinde söz konusu Fransızca kelimeleri diline dolayanları uyarsın. Başlatacağımız bu eylemin ülke gündeminde canlı tutulmasını sağlayalım. Basın bu işe önderlik etse, televizyonlar her akşam birkaç dakikasını bu konuya ayırsa, çok daha hızlı sonuç alırız. TRT, RTÜK Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı bu etkinliği desteklemelidir.

Her konuda olduğu gibi karşılaşılan sorunların sözünü etmekle zaman harcamayalım, bu kötü alışkanlıklarımızdan vazgeçelim, uygulamaya geçelim. Örnek olarak bir spor adamı defans, depar derse veya bir spor muhabiri bu sözleri kullanırsa, “Bunun dilimizde savunma, çıkış biçiminde karşılıkları var, neden bunları kullanmıyorsun?” diye uyarıda bulunalım.

Delil, kanıt varken şimdi bunun yerine argüman kelimesini kullananlar kınanmalıdır. İlke varken prensip sözünü reddedelim.

Ölçüt varken kriter’e yer vermeyelim. Ölçüt kelimesi kıstas için önerilmişti. Arapça kökenli bu kelime yerine geçen ölçüt tam yayılırken kriter her ikisinin önüne geçti.

Parantez kelimesi yanında köşeli parantez terimi de vardı. Türk Dil Kurumunda yapılan Türkçeleştirme çalışmalarında parantez’e yay ayraç, ötekisine köşeli ayraç denmesi kararlaştırıldı. Ancak bu öneri uygulanamadı.

Dolaysız, doğrudan, doğruca örneklerinde olduğu gibi bazılarının birden çok Türkçede karşılığı var, bunları kullanmayıp direkt kelimesini kullanmamız, Fransızcasında ısrar etmemiz bilinçsizliğin ta kendisidir. Korkuluk, engel varken bariyer neden kullanalım.

Cankurtaran gibi anlamlı bir kelimenin kurban edilişine çok yanarım. Ambulans’ı el birliği ile dile yerleştirdik.

Türk dilini ve edebiyatını kendine meslek edinmişler, art zamanlı, eş zamanlı, benzeşme, benzeşmezlik, lehçe, hece yutumu, araç durumu, dizin gerçekçi, gerçekçilik, desin senkronik, diakronik, asimlasyon, disimlasyon, diyalekt, haploloji, instrumental, indeks, realist, realizm demesin.

Tıp alanındaki öğretim üyeleri ve uzmanları anemi, anemik, diyabet, dispanser, terapi, epiderm, eritrosit dememeye kendilerini alıştırsınlar kansız, kansızlık, şeker, sağlık ocağı, tedavi, üst deri, alyuvar sözleriyle bilim yapsınlar.

Bankacılar, envestisman, ekstre, enflasyon yerine yatırım, hesap özeti, para şişkinliği gibi karşılıkları tercih etsinler.

Zat işleri idi özlük işleri diye karşılandı ve bu Türkçe karşılık son yıllarda personel işleri oldu. Personel çokluk eki almayan bir çoğul kelime yapısına girdi. “Şu yazıyı personele götür.” Her devlet dairesinde, rektörlük ve dekanlık katlarında bu tabelayı görmek mümkün.

Bu tür batı kökenli kelimelerin yalnızca isim olanlarının dile girmesi ile iş bitmiyor. Determine (belirlenim)’nin sıfatı olan determinist (belirlenimci) de beraberinde dile giriyor. Ardından öteki determinizm (belirlenimcilik) biçimindeki türevleri de dile akın ediyor. Canlı bir örnek olsun diye medya kelimesini verebiliriz. Çok geçmeden bunun sıfatı medyatik de dile girdi. Eski dildeki karşılığı matbuat idi; yerini basın’a bıraktı. Bu kavram için basın yayın da kullanıldı. Şimdi medya ve medyatik öne çıktı. Yabancı kelimelere karşı bu kadar duyarsız kaldığımız bir dönem daha önce yaşanmamıştı. Şimdi batıda gelecek her terime kucak açmışız. Yüzlerce Türkçe kelimeyi göz ardı edip sırf batılı görünmek için Fransızcalarını kullanıyoruz. Bununla ilgili şu örnekleri verebiliriz:

Adaptasyon (uyarlama), biyografi (özgeçmiş), reaksiyon (tepki), aktif (etken), analiz (çözümleme), dejenere olmak (yozlaşmak), deşarj (boşalma), deşarj etmek (boşaltmak), detant (yumuşama), detay (ayrıntı), demografi (nüfus bilimi), aktuel (güncel), agresif (saldırgan), dedektör (bulucu), defroster (buzçözer), barisfer (ağır küre), peryodik (süreli), pesimist (kötümser), politika (siyaset), prensip (ilke), tretuvar (yaya kaldırımı) vb.

İşin içine girildiğinde yabancı kelimelerin örümcek ağı gibi dili nasıl sardığı açıkça görülür. Yediğimiz pastadan giydiğimiz cekete, pantolona kadar bütün kelimeler Fransızcadır. Türkçe Sözlük’te Fransızca kelime sayısı beş bine yaklaşmıştır.

Batı kökenli kelimelerin Türkçelerini kullanmak iki türlü kolaylık sağlayacaktır:

1. Fransızca kelimelerin imlaları bizim için her zaman bir sorun oluşturuyor. Kılavuzlara bakmak zorunda kalıyoruz.

2. Türkçe karşılıklarının tanımlarını öğrenmek için özel çaba sarf etmiyoruz. Bildiğimiz kelime köklerine dayandığı için kolay öğreniyor, anlamlarını kolay buluyoruz. Devalüasyon kelimesinin karşılığı değer düşürümü’dür. Değer düşürümü terimi devalüasyon kelimesine göre çok daha anlamlı olup söz konusu kavramı daha net çağrıştırıyor. Virman sözü bir Türk’e hiçbir şey çağrıştırmaz, bunun karşılığı olarak önerilmiş olan para aktarımı ya da aktarım bir Türk için çok daha anlamlıdır.

Atalarımız bizden çok daha bilinçli imişler. Destroyer, ekstrem, direktif, distribütör, deskriptif, konkre, abstre kelimeleriyle karşılaştıklarında ona muhrip, müfrit, talimat, müvezzi, tasviri, müşahhas, mücerret demişler. “Muhrip, müfrit, talimat, müvezzi, tasviri, müşahhas, mücerret Türkçe kökenli kelimeler değildir.” diyebilirsiniz. Ancak o günkü anlayış, tutum bunun Türkçesini değil, kelime yapmak için gelenek hâline gelmiş, Arapça kökleri tercih etmişlerdir. Bu tutum 1926 yılına kadar sürmüştür. Cumhuriyet döneminde ise bu karşılıkların Türkçeleri bulunmuş ekstrem, müvezzi, tasviri, müşahhas artık bugün uç, dağıtıcı, betimleyici, somut, soyut kelimeleriyle karşılanmaya başlanmıştır. Talimat ise günümüzde de varlığını sürdürüyor.

Konunun bir başka boyutu, bir türlü Türkçesine dilimizi alıştıramadığımız kelimelerle ilgilidir. Seçmeci, seçmecilik örnekleri yapısı doğru, kapsamlı, anlamlı kelimeler iken bunların eklektik, eklektizm biçiminde Fransızca karşılıklarını kullanmaya özenmişiz.

Yarım yüzyıl önce önerilmiş kopuntu kelimesine ilgililer bir türlü ısınamadı. Diaspora dilde yaygınlaştı gitti. Zabıta idi kolluk kuvvetleri; uygun bir karşılık olabilirdi ama polis onun yerini aldı. Ardından polisiye geldi.

Fransızca kelimelerin birçoğunun ikinci kelimesi metre ile biter. Monometre, batimetre, barometre, termometre, dansimetre vb. Bu ikinci kelimeler düzenli olarak Türkçede ölçer ile karşılanmıştır. Ölçer, ölçmek fiilinden bir sıfat-fill eki olan -er ekiyle türetilmiştir. Yaygınlaşmış olan bu eğilimi öteki Fransızca ve İngilizce kelimelerde de görmek isteriz. Psikoloji, ruh bilimi örneğinde olduğu gibi -loji ile biten kelimeleri de kolaylıkla bilim sözüyle karşılayabiliyoruz. Prodüktör, yapımcı üretici örneğinde olduğu gibi -ör ile bitenleri de karşılamak kolay oluyor. Asıl sorun batı dillerinden gelen ve bir ön ek içeren kelimelerdedir.

Aslında kaynaklara bakmak, Türk dili hakkında yazılanlara kulak vermek alışkanlığını bir türlü yaygınlaştıramadık. Bundan kırk yıl önce Cevdet Kudreti’in Dilleri Var Bizim Dile Benzemez adlı kitabı unutulup gitti. İçinde pek çok haklı uyarılar vardı. Ömer Asım Aksoy’un Dil Yanlışları adlı kitabı bir ara okuyucuların elindeydi, artık bunu da kullanan kalmadı. Şiar Yalçın’ın Doğru Türkçe adlı kitabı yararlı bir çalışmaydı. Kemal Kayra’nın Görüntülü Medyada Dil Yanlışları adlı kitabı pek isabetli tespitlerle dolu bir el kitabıdır. Aydın Sami Güneyçal Türkçenin Şikâyeti Var adlı kitabı ağırlıklı olarak doğu kökenli kelimelerin yanlış söylendiği, yanlış yazıldığı basındaki birçok anlatım hatalarının derlenip değerlendiği bir kitaptır. Mustafa Argunşah Dil Yarası adlı kitabında Türkçenin çeşitli sorunlarını açık ve sade bir dille kaleme almıştır. Daha sayacağım pek çok araştırma ve inceleme yayınları anlaşılan okunmuyor, dikkate alınmıyor. 15.10.2006 Pazar akşamı CNN televizyonunda 19.00 haberlerini dinliyordum. Spiker hanım birkaç kez yüzde kırk yediler dedi. Bu konuyu birkaç kez dile getirdik yüzde kırk yedi sözüne -ler çokluk eki getirilmemelidir. Yüzde kırklar denebilir. Aynı saatte dershane kelimesi alt yazılı olarak dersane biçiminde yazıldı. Radyo ve televizyon programlarımız Fransızca kelimelerle dolu. Hiç kimse bunun Türkçesi nedir diye bir araştırmaya girmiyor. Batı kökenli kelimeleri kullanma yarışı yaşanıyor.

Bu genel değerlendirmeden sonra Fransızca kelimelerin dildeki karşılıklarını aşağıda bir çizelge içinde verelim. Bu çizelgede yer alan kelimelere daha pek örnek eklenebilir.






Fransızcası/ Türkçe karşılığı



Fransızcası/ Türkçe Karşılığı




abstre soyut

adaptasyon uyarlama

aktif etken

aktüel güncel

anemi kansız

anemik kansızlık

ambulans cankurtaran

analiz çözümleme

asimilasyon benzeşme

argüman delil, kanıt

barisfer ağır küre

bariyer korkuluk, engel

barometre basınçölçer

batimetre derinlikölçer

biyografi öz geçmiş

dansimetre yoğunlukölçer

detektör bulucu

defroster buzçözer

defans savunma

demografi nüfus bilimi

depar çıkış

destroyer muhrip

deşarj boşalma

deşarj olmak boşalmak

detant yumuşama

determinasyon belirlenim

determinist belirlenimci

determinizm belirlenimcilik

devalüasyon değer düşürümü

diakronik art zamanlı

diaspora kopuntu

disimilasyon benzeşmezlik

diskriptif tasvirci, betimleyici

dispanser sağlık ocağı

distribütör dağıtıcı

diyalekt lehçe, şive

diyabet şeker

direkt doğrudan, dolaysız

direktif talimat

ekspresyonist dışa vurumcu

ekspresyonizm dışa vurumculuk

ekstrem uç

ekzotermik ısıveren

eliminasyon eleme

embriyo oğulcuk

empresyonist izlenimci

empresyonizm izlenimcilik

endotermik ısıalan

enflasyon para şişkinliği

endirekt dolaylı

endogami iç evlilik

endokrin iç salgı

endokrinoloji iç salgı bilimi

enformatik bilişim

enfraruj kızıl ötesi

envestisman yatırım

epiderm üst deri

eritrosit alyuvar

erozyon toprak kayması

faktitif ettirgen

faktör etken

fermantasyon mayalanma

ferment maya

fizibilite yapılabilirlik

fokus odak

fonksiyon işlev

fonksiyonel işlevsel

formalizm biçimcilik

frijder soğutucu, buzdolabı

frijidite cinsel soğukluk

frikik serbest vuruş

fütürist gelecekçi

fütürizm gelecekçilik

garanti güvence

geriatri yaşlılık bilimi

glasyoloji buzul bilimi

global küresel, toptan

haploloji hece yutumu

hepatit sarılık

hidrometre suölçer

higrofil nemcil

higrometre nemölçer

higroskopik nemçeker

hipotetik varsayımsal

hipotez varsayım

histoloji doku bilimi

homojen bağdaşık

homojenleştirme bağdaşıklaştırma

homonim sesteş

homoseksüel eş cinsel

ideal ülkü, ülküsel

idefiks saplantı, sabit fikir

identik özdeş

idiopati kapan duygusu

illüzyonist göz bağcı

illüzyonizm göz bağcılık

interaktif etkileşimli

interferometre girişimölçer

irrealist gerçekdışı

izobar eş basınç

izohips eş yükselti

izolatör yalıtkan

izometri eş ölçüm

izomorf eş biçim

izomorfizm eş biçimlilik

izomeri eş biçim

izomerik eş biçimli

izoterm eş sıcak

jalüzi şerit perde

jön genç

kalibraj ayarlama

kapital ana mal, sermaye

kapitalizm ana malcılık

klik hizip

klikleşmek hizipleşmek

klimatoloji iklim bilimi

klinometre eğimölçer

klorometri klorölçer

konkav içbükey

konson ünsüz

kontrat sözleşme

kozmoloji evren bilimi

kozmonot uzay adamı

kriter kıstas, ölçüt

kritizim eleştiricilik

kronik müzmin, süreğen

kronikleşmek müzminleşmek

legal yasal

leksikograf sözlük yazarı

leksikoloji sözlük bilimi

leksikolog sözlük bilimci

lektör okutman

litoloji taş bilimi

makyaj düzgün

makyajcı düzgüncü

melankoli kara sevda

metodik yöntemli

metodoloji yöntem bilimi

metodolojik yöntem bilimsel

metot yöntem

mobil taşınabilir

modern çağdaş

motivasyon isteklendirme

natüralizm doğalcılık

natürel doğal

onomatope yansıma

onomatopeyik yansımalı

optimist iyimser

organizasyon düzenleme

organizatör düzenleyici

orijinal özgün

parantez ayraç

pedagog eğitimci

pedagoji eğitim bilimi

peryodik süreli

pesimist kötümser

politika siyaset

politikacı siyasetçi

primer birincil

prensip ilke

problem sorun

problematik sorunsal,sorunlu

prodüksiyon yapım

prodüktör üretici, yapımcı

prömiyer ilk gösteri

radikal köklü

radikalizm köktencilik

rafine saflaştırılmış

rasyonel akılcı

rasyonalizm akılcılık

rejisör yönetici, yönetmen

sekunder ikincil

seleksiyon seçme

sembol simge

sembolik simgesel

teolog ilahiyatçı

trasport taşımacılık, nakliyat

tretuvar yaya kaldırımı

virman para aktarımı


Seçme örneklerin yer aldığı bu liste daha da genişletilebilir. Daha ayrıntılı bir çalışma yapılıp bu tür kelimeler için özel bir kılavuz da hazırlanabilir. Gönül arzu eder ki, bu örnekler her Türk aydınının masasında bulunur ve yeri geldiğinde bu listeden yararlanılır; aşırı bir biçimde dili saran Fransızca kelimelerin Türkçe karşılıkları kullanılır.