Münacat nedir?
Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    27.Mart.2011
    Mesajlar
    530

    Münacat nedir?


    Münacat Nedir? Münacat Örnekleri

    Münacat: Kelime anlamı "Allah'a dua etme, yalvarma" anlamına gelmektedir.

    Divan edebiyatında Allah'a yalvarma, yakarma, niyaz etme maksadıyla yazılan nesir ya da nazım yazılara "münacaat" denir.

    Kaside, gazel, mesnevi, murabba, muhammes, terkib ve terci-i bend, rubai ve kıt'a gibi hemen bütün nazım şekilleriyle yazılmıştır.

    Şairler bazen aynı nazım şekli içinde tevhid ve münacatı birlikte işleyebilmektedirler. Bu tür yazılarda şair, Allah'ın kudret ve azameti karşısında kendi acizliğini ortaya konar. Günahlarının bağışlanması için yüce yaratıcıya yalvarır.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Post Cevap: Münacat nedir?


    Münacat, kelime olarak “fısıldamak, kulağa söylemek, iki kişi arasında geçen gizli konuşma” anlamları taşımaktadır. Bir kimsenin ellerini semaya kaldırarak dilediği şeyi Allah’tan gizlice istemesine münâcât denilmekle birlikte, edebiyâtımızda, bağışlayıcı olan Yüce Allah’tan bir dilekte bulunmak için yazılan manzûmelere verilen isimdir.

    ------------------------------------
    Münâcât: Klasik Türk şiirinde, genellikle kaside biçiminde kaleme alınan ve konusu Allah’a yakarış, af dileme, yalvarma olan manzumelere verilen isim. Münâcât, bir nazım türüdür.

    Eğer Tanrı’ya yakarış, mağfiret dileme, kulun acziyetini dile getirip Yaratıcısına sığınma teması nesir şeklinde yazıya dökülmüşse buna ‘tazarrunâme' denmiştir.

    Mesnevilerin başında da, bir münâcât yer alır. Yeni şiirimiz içinde de güzel münâcât örnekleri vardır.

    Bir münâcât örneği:

    Ey İlâh-ı kâinat, ey masdar-ı sun‘-ı kemâl,
    Varlığındır var olan, yoktur o varlıkta zevâl...

    Ey Cenâb-ı kibriyâ, bizler gibi acizlere,
    Kibriyâ-yı zâtını mümkün müdür etmek hayal?

    Kaynak:Prof.Dr.Turan Karataş / Edebiyat Terimleri Sözlüğü

  3. #3
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Post Cevap: Münacat nedir?


    Acziyetin Şiiri: Münacât

    Merhum Cahit Zarifoğlu’nun en çok sevdiğim şiiri Sultan’dır. Sultan’ın diğer şiirleri içerisinde benim için farklı çağrışımları vardır. Bu şiir Zarifoğlu’nun kitabında sondan üçüncü şiirdir. Bu durum da bana çok anlamlı gelir. Şair şiirine

    Seçkin
    Bir kimse değilim
    İsmimin baş harfleri acz tutuyor
    Bağışlamanı dilerim

    Sana zorsa bırak yanayım
    Kolaysa esirgeme

    mısralarıyla başlar. Oldukça hacimli bir şiir kitabının sonunda yer alan bu şiir daha ilk mısrasıyla bizi yakalar ve başka bir âleme alır götürür. Acziyet ve yakarışın bu denli güzel ifade edildiği şiir bir münacattır.

    Münacat, kelime olarak “fısıldamak, kulağa söylemek, iki kişi arasında geçen gizli konuşma” anlamları taşımaktadır. Bir kimsenin ellerini semaya kaldırarak dilediği şeyi Allah’tan gizlice istemesine münâcât denilmekle birlikte, edebiyâtımızda, bağışlayıcı olan Yüce Allah’tan bir dilekte bulunmak için yazılan manzûmelere verilen isimdir.

    Kelime anlamı olan “kulağa fısıldamak ve iki kişi arasındaki gizli konuşma” münacatı tam olarak karşılamamaktadır. Kulağa fısıldamak normal konuşmalarda hoş karşılanmayan bir iletişim şeklidir. Münacat aslında kulun acziyetini ifade halidir. Kişinin yüce Allah karşısında kulluğunun farkında olarak, edeple kendi eksiklik ve noksanlığını itiraf edip Allah’tan kısık bir sesle yardım istemesidir.

    Eski edebiyatımızın vazgeçilmez şiir türlerinden biri olan münacat, hemen her şairin divan ve mesnevisinde ya ilk ya da ikinci şiir olarak yerini alır. Bu yönüyle de mensur eserlerdeki “hamdele”nin şiirdeki karşılığıdır. Bununla birlikte mensur olarak yazılan münacatlar da vardır ki bunlara da “Tazarrûnâme” adı verilir.

    Divan edebiyatı şairlerince kaside, gazel, kıta, mesnevi, rubai gibi hemen her nazım şekliyle yazılmasına rağmen Halk ve Yeni Türk edebiyatı şairleri tarafından da hece ve serbest vezinle verilen yüzlerce güzel örnekleri de vardır.

    Dinî ve edebî bir nazım türü olan münacatlar ayet ve hadislerden alıntılarla İslam’ın iki ana kaynağından faydalanılarak kaleme alınmışlardır.

    Allah’la ilgili dinî edebî bir nazım türü olan münacatlar, tevhidlerle benzerlik göstermesine rağmen aralarında bazı farklılıklar da bulunmaktadır. Tevhidlerde Allah’ın zât ve sıfatlarından, yüceliğinden ve kudretinden bahsedilirken münacatlarda kulun hatalı, kusurlu ve aciz olduğu vurgulanarak Allah’tan yardım isteği ön plana çıkar.

    Kul, kusurludur. Yapmış olduğu ibadetler ve amelleri Allah’a layık değildir. Buna rağmen Allah kulun ameline göre ceza vermez. Fuzulî bu durumu

    Yok bende bir amel sana şâyeste âh eğer
    A’mâlime göre vere adlin cezâ bana

    mısralarıyla ifade eder bir münacatında.

    Yegâne Ganiyy-i Mutlak olan sadece Allah’tır. Kul, daima zayıf, aciz ve ihtiyaç sahibidir. Yüce Allah karşısında insan aczini itiraf etmeli, geçmiş günahlarına pişmanlık duymalı ve bir daha yapmamaya karar vererek, tövbe ve istiğfar etmelidir. Çünkü veren odur ve o dilemedikçe hiçbir şey meydana gelmez.

    Arif Nihat Asya da bir münacatında bu durumu şöyle ifade eder

    Zaîfiz, güçsüzüz biz, el
    Elindir, kol kolun, Tanrı’m!
    Ne oldurmak murâd etsen
    Yeter bir tek “ol!”un Tanrı’m

    Allah, sonsuz lütuf, rahmet ve mağfiret sahibidir. Tevvâb ismiyle, günahından pişman olan ve tövbe eden kulunun tövbesini kabul eder.

    Bir kul olarak insan, ibadetlerine güvenmemeli, daima korku ve ümit arasında olmalıdır. Çünkü “Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek” bir müminin uyması gereken kurallardandır. Eğer Allah’ın rahmet ve mağfireti olmazsa kulun durumu perişandır. Yunus Emre bu hususu iki farklı şiirinde şöyle anlatır.

    Ne ilmim var ne tâatim ne gücüm var ne tâkatim
    Meğer kıla inayetin yüzümüzü ak Çalab’ım
    …
    Rahîm dürür senin adın Rahîmliği bize dedin
    Mürşidlerin müjdeledi “Lâ taknetû” hitap nedir

    Münacatlarda Allah’ın bazı sıfatlarından da söz edilir. Celal ve Cemal, kerem, lütuf ve yardım sahibi olduğu, ilim ve kudretinin sonsuzluğu, Kıdem ve Bekâ sıfatları ön plana çıkarılır. XVII. Asır mutasavvıf şairlerinde Fenayî Cennet Efendi’nin bir münacatının ilk dörtlüğü şöyledir.

    Celâlin nârına yakma ibâdı
    Kerem lutf u inâyet senden olur
    Cemâlinle münevver et fuâdı
    Kerem lutf u inâyet senden olur

    Allah, kâinatın yegâne Hâkim’i, ezel ve ebedin Padişah’ıdır. Mevcut olan her şey onun kudretinin eseridir ve var olan her varlık bizlere onun kudretini göstermektedir. Şahlığa lâyık olan odur. Bütün padişahlar onun kuludur.

    Çok sayıda örneği bulunan münacatlarla ilgili Prof. Dr. Cemal Kurnaz tarafından hazırlanan Münâcât Antolojisi (Ankara 1992)’nde türün güzel örnekleri bir araya getirilmiştir.

    Genel hatlarıyla verdiğimiz münacat konusunu, yazımızın girişini oluşturan şiirin devamıyla sonlandıralım. Zarifoğlu’nun duası bizim de dua ve yakarışımız olsun.

    Hayat bir boş rüyaymış
    Geçen ibadetler özürlü
    Eski günahlar dipdiri
    Seçkin bir kimse değilim
    İsmimin baş harflerinde kimliğim
    Bağışlanmamı dilerim

    Sana zorsa yanmaya razıyım
    Kolaysa affı esirgeme

    Alim YILDIZ

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •