Öğretmenin Liderlik Becerileri

Rukiye Aydın

GİRİŞ

Eğitim öğretim sisteminin vazgeçilmez unsuru olan öğretmenler sınıflarda sadece belirlenen hedefler doğrultusunda ders işlemekle kalmazlar, onlar her hareketleriyle öğrencilerini etkilerler. Öğretmen, öğrencinin gözünde modern dünyanın ve çağdaş değerlerin temsilcisidir. Bu ergenlik döneminde kendine model arayan öğrenci için daha bir önem kazanmaktadır. Öğrenci giderek seçici ve eleştirel bir kişilik yapısı geliştirerek, öğretmeninin davranışlarını kendi idealize ettiği öğretmen modeline ne kadar uygun düştüğünü sorgular.
Bu çalışmayla amacımız öğrenme süreci içerisinde öğrencilerin kendileri için önemli model teşkil eden Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin liderlik becerilerine ne kadar sahip olduklarını ortaya koymaktır.

PROBLEM

Genelde ‘‘liderlik’’ dendiği zaman akla ilk olarak üst düzeyde bir yönetici ya da siyasi partilerin başkanları, devlet adamları gelmekte. Peki, bu yöneticilerin ya da parti liderlerinin, devlet adamlarının yetiştiği okullarımızda ‘‘liderlik’’ kavramı yok mudur? Eğitim kurumlarında da liderlik denilince akla okul müdürleri ya da idareciler gelse de öğretmenler bunun dışında tutulamaz.

‘‘Öğretmen her şeyden önce bir eğitim uzmanıdır. Öğrenme ile ilgili bütün koşullara karar veren, neyi nasıl hangi materyallerle öğreteceğini ve nasıl değerlendireceğini belirleyen kişidir. Öğretmenin bu konularda karar verebilmek için göz önünde duracağı noktalar vardır. Bunlar, resmi müfredat programı, konu, öğretme ve motive etme, öğrencilerinin beceri ve gereksinimleri ve öğretim hedefleri ile ilgili bilgi ve becerileri olarak sıralanabilir. Öğretmen aynı zamanda bir yöneticidir. Öğrenme ile ilgili bütün koşulları planlar ve düzenler. Öğretmen bir eğitim uzmanı ve yöneticisi olduğu kadar bir danışmandır. Öğretmen her ne kadar bir danışman ve psikolog olarak eğitim almadıysa da, insan davranışlarına karşı hassas bir gözlemci olmak zorundadır. Öğretmenlerin rolleri ne olursa olsun, değişmeyen gerçek, sürekli insanlarla çalışıyor olmasıdır. Bu nedenle öğretmenin insan ilişkilerinde başarılı olması gerekir. Öğretmenin bütün bu görevlerini iyi yapabilmesi için, her şeyden önce etkili bir lider olması gerekir.’’
Öğretmen etkili bir lider olamazsa özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilere model olamaz, pasif bir öğretmen de hiçbir öğrencisini peşinden sürükleyemez. Türk Dili ve Edebiyatı dersinin hedefleri içerisinde yer alan etkili konuşma, anlama, dinleme becerilerde öğretmen kendi örnek olmadığı sürece bu becerileri öğrencilerine kazandıramaz. Kendini iyi ifade edemeyen, kendine güveni olmayan, farklı fikirlere, tutumlara açık olmayan bir öğretmenin öğrencilerinden de bunları bekleyemeyiz. Bundan dolayı bu özelliklere öncelikle öğretmenin sahip olması gerekir ki öğrencilerini davranışlarıyla, tutumlarıyla, sözleriyle etkileyebilsin.

‘‘Günümüzde artık okullardan beklenen en önemli görev, demokratik, yaratıcı, üretici, eleştirel ve çok yönlü düşünebilen, öğrenmeyi öğrenen, problem çözebilen, insanlara saygılı ve düşüncelere hoşgörü ile bakabilen sorumlu vatandaşlar yetiştirmektir.’’
Bu görev de ancak okullarda iyi eğitilmiş öğretmenler aracılığıyla gerçekleşir.

AMAÇ

Yaptığımız bu çalışmanın amacı Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin liderlik özelliklerine sahip olup olmadıklarını ortaya koymaktır. Öğrencilere öğretmenlerde olması gereken liderlik özelliklerinden yola çıkarak aşağıdaki soruları yönelttik.

1. Öğretmenin derste kendine güvenli görünüyor mu?
2. Öğretmenin kendine olan güvenini sana yansıtıyor mu?
3. Öğretmeninin söylediklerinde kararlı olduğunu hissedebiliyor musun?
4. Öğretmeninin söyledikleri birbiri ile tutarlı mı?
5. Öğretmeninin davranışları anlaşılır mı?
6. Öğretmeninin sözleri ile davranışları tutarlı mı?
7. Öğretmenin senin ile rahat ilişki kurabiliyor mu?
8. Öğretmenin seninle içtenlikle ilgileniyor mu?
9. Öğretmenin sana karşı mesafeli mi?
10. Öğretmeninin sana karşı davranışları samimi geliyor mu?
11. Öğretmeninin seninle iletişimi olumlu mu?
12. Öğretmenin kendi fikir, duygu ve tecrübelerini açıkça ifade ediyor mu?
13. Öğretmenin seni sınıfta disiplin kurallarına ve amaçlarına uyma konusunda uygun şekilde yönlendiriyor mu?
14. Öğretmenin derste yaratıcı etkinlikler uyguluyor mu?
15. Öğretmenin sınıfta meydana gelen tartışmalara soğukkanlı davranabiliyor mu?
16. Öğretmenin dersin girişinde seni derse karşı motive edebiliyor mu?
17. Öğretmenin seni derse katılman konusunda cesaretlendirebiliyor mu?
18. Öğretmenin sana öğrenme hevesi kazandırabiliyor mu?
19. Öğretmenin öğrenme-öğretme atmosferini olumlu bir şekilde hazırlayabiliyor mu?
20. Öğretmenin sınıfta farklı fikirlere, tutumlara karşı önyargısız davranabiliyor mu?
21. Öğretmeninin sana karşı yaklaşımı tarafsız mı?
22. Öğretmenin sınıfta herkese adil davranıyor mu?
23. Öğretmenin sınıf içersindeki farklı görüşlere saygılı mı?
24. Öğretmeninin alanında yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünüyor musun?
25. Öğretmenin sana etkin bir şekilde rehber olabiliyor mu?
26. Öğretmenin sınıfta sesini etkili ve doğru bir şekilde kullanabiliyor mu?
27. Öğretmenin derste jest ve mimikleri ile seni etkileyebiliyor mu?
28. Öğretmenin ders sırasında seninle göz teması kuruyor mu?
29. Öğretmenin beden dilini etkin bir şekilde kullanıyor mu?
30. Öğretmenin ders zamanını etkili bir şekilde kullanabiliyor mu?
31. Öğretmenin dersi rahatlıkla yönlendirebiliyor mu?
32. Öğretmenin derste sonuca nasıl gideceğin konusunda seni yönlendirebiliyor mu?
33. Öğretmenin, ona sorduğun sorulara sana göre yeterli cevaplar verebiliyor mu?
34. Öğretmenin ders anlatırken gergin bir tutum sergiler mi?

ÖNEM

Öğretmen sınıfta öğrenme-öğretme için olumlu bir ortam yaratmak, öğrencilerle iletişiminin olumlu olmasını, kendisi model olarak öğrencilerine liderlik becerileri kazandırmak istiyorsa yukarıda soru olarak sıraladığımız liderlik becerilerine sahip olmalıdır.

KAPSAM-SINIRLILIK

Bu araştırma 2008–2009 öğretim yılının 1. döneminde Ankara ili sınırları içerisinde çeşitli okul ve dershanelere giden 34’ü kız 66’sı erkek olmak üzere 100 öğrenci ile sınırlıdır. Öğrenciler tarafından değerlendirilen Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinden 78’si bayan 22’si ise erkektir. Ölçme aracımız anketle sınırlıdır.

‘‘Geçmiş yıllara baktığımızda hepimizin etkisinde kaldığı birkaç öğretmen olmuştur. Bu öğretmenler, kişilikleri, bize yönelik davranışları, ders anlatma yaklaşımları vb ile bizde iz bırakmışlardır. İyi öğretmen nasıl olur sorusuyla karşılaştığımızda genellikle bu öğretmenlerimizin özellikleri aklımıza gelir. İyi öğretmen tanımı, öğrenciye, okul yöneticilerine ya da velilere göre değişebilir. Öğrenciler bazen kendi ifadeleriyle bol notlu, dersi eğlenceli kılan, ancak hedeflere ulaşmada yetersiz olan öğretmenleri de iyi öğretmen olarak algılayabilirler.
Bir sınıfta ortalama 25–30 arası öğrenci bulunmaktadır. Çocukluk ya da ergenlik döneminde olan bu öğrencilerin her birinin kendine özgü kişilik özellikleri, sorunları, değerleri ve yaşantıları yoluyla kazandıkları ön bilgileri bulunmaktadır. Bu bireysel ayrılıkların yanı sıra öğrenciler, içinde bulundukları yaş döneminin bazı sorunlarını da okula getirmektedirler. Böyle bir grubu yönetmek ve eğitmek kuşkusuz çok zor bir iştir.’’
Öğretmenlerin bu zor görevin üstesinden gelebilmeleri için birçok beceriye aynı anda sahip olmaları gerekmektedir. Bunların başında da liderlik becerileri gelmektedir. Peki, ‘‘liderlik’’ nedir? ‘‘İnsanlar grup halinde yaşayan sosyal nitelikli canlılar oldukları kadar oluşturdukları grupları yönetecek ve hedeflerine götürecek liderlere gereksinim duyan varlıklardır. Birey kendi arzu ve ihtiyaçlarından bir kısmını gerçekleştirmek, kişisel hedeflerine erişebilmek için bir gruba gereksinim duyar ve grup halinde hareket etme zorunluluğu hisseder. Liderlik konusunda ortaya atılan birçok tanım incelendiği ve bir sentez oluşturulmaya çalışıldığı takdirde bu kavramı; bir grup insanı belirli amaçlar etrafında toplayabilme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme yetenek ve bilgilerin toplamıdır diye tanımlayabiliriz.’’
‘‘Liderlik, lider, izleyen ve diğer durumsal değişkenlerden oluşan bir etkileşim şeklinde tanımlanmaktadır.’’
‘‘Liderliğin ne olduğu konusunda çeşitli tanımlar yapılmıştır ve bu kavramla ilgili ortak tanıma gidilememiştir. Peki, liderlik ne değildir? Liderliğin ne olmadığını vurgulamak bu kavramın anlaşılmasını kolaylaştıracaktır:

• Liderlik, bir ayrıcalık pozisyonu değildir.
• Liderlik bir süreçtir, bir yer değildir.
• Liderler ekip oyuncularıdır, liderlik solo gösteri değildir.
• Liderlik, vazgeçilmez olmak değildir.
• Liderlik, başkalarını suçlamak değildir.
• Liderlik, standart(değişmez) bir pozisyon değildir.
• Liderlik, doğuştan gelen özelliklerin bütünü değildir.
• Liderlik, kişilere hükmetmek değildir.
• Liderlik, bir kişilik, kültür yaratmak değildir.’’

‘‘Okullarımızda yönetsel, yapısal, sosyal ve ekonomik boyutlarda hızla çözüm üretilmesi gereken çok sayıda sorun olduğu bilinmektedir. Okullarımızın her birinin içinde bulunduğu sosyal, kültürel ve ekonomik çevrenin insan ve madde kaynakları ile aynı zamanda kendine özgü değişim, dönüşüm ve gelişme olanaklarını da içinde barındırdığı söylenebilir. 21. yüzyılda nitelik, yaratıcılık, verimlilik ve hız gibi kavramların önem kazanacağı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan birey, grup veya örgüt bazında insanların düşünsel ve eylemsel yaratıcılıklarını ve enerjilerini örgüt olanaklarıyla zenginleştirmek ve işe dönüştürmek için elverişli koşulların oluşturulmasında can atan insanlara, başka bir değişle liderliğin varlığına gereksinim duyulacağı açıktır.’’

‘‘1)Liderlik anlaşılabilir ve tanımlanabilir.
2) liderlik çözülemeyen bir sır değildir.
3)Liderlik etme yeteneği pratik becerilerin uygulanmasına ve herkes tarafından deneyimle kazanılabileceği gerçeğine dayanır.
4)Liderlik büyük çoğunluğun dağarcığında bulunan ancak azınlık tarafından hayata geçirilen bir beceridir. 5)Liderlik öğrenilebilir.

Bu ilkelerin okulda gereksinim duyulan liderlik çalışmaları açısından büyük önem taşıdığı söylenebilir.’’

Yaptığımız bu çalışmayla Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin liderlik becerilerine ne kadar sahip olduğunu ortaya koymaya çalıştık. 34 sorudan oluşan anketle öğrencilere öğretmenlerini değerlendirmelerini istedik.
‘‘İlkokul çağındaki çocuklar doğru ve yanlışı seçmek konusunda zorluk çektikleri, ergenlik çağındaki gençler ise kişiliklerini kanıtlamaya çalıştıkları için sınıfta birçok olumsuz davranışta bulunabilirler. Bu durumlarda öğretmenin, öğrencilerin bazı hatalı davranışları karşısında hoşgörü göstermesi gerekebilir. Sınıfta öğretmen kendi beklentilerine uygun olmayan pek çok öğrenci davranışıyla karşılaşabilir. Öğretmen bu durumlarda hoşgörülü ve sabırlı olmalı, öğrencileri anlamaya çalışmalıdır.’’ Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin sınıfta bir lider olarak sizi disiplin kurallarına ve amaçlarına uygun şekilde yönlendirebiliyor mu diye öğrencilere sorduğumuzda; öğrencilerin 40’ı her zaman, 50’si bazen, 10’u da hiçbir zaman cevabını vermiştir.
‘‘Hoşgörü demokratik ortamın oluşturulması için de gereklidir. Öğretmenin farklı görüşler karşısında hoşgörülü olması ve öğrencilere bu yönüyle örnek olması gerekir. Hoşgörünün olmadığı ortamda öğrenciler kendilerini ifade etmekte güçlük çekerler, olaylara tek boyutlu bakmaya başlarlar.’’ ‘‘Piaget’e göre eğitimin en temel amacı, geçmişte insanların yaptıklarını sürekli tekrar eden değil, yeni bir şeyler yapabilen, üretebilen insanlar yetiştirmektir. Bunun için de, eğitim kendine sunulan her şeyi kabul etmeyen, sorgulayabilen, eleştirebilen, üretebilen bireyler yetiştirebilmelidir.
Sönmez’e göre öğrenme ve öğretme ortamlarını öğrencinin yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirecek biçimde düzenlenmelidir. Bunu sağlayacak en önemli kişi ise öğretmenlerdir. Öğretmen, çocukların çok boyutlu düşünmelerini sağlamak için uygun strateji, yöntem ve teknikleri eğitim ortamında kullanmalıdır. Öğrencinin kendini özgür hissedeceği bir öğrenme-öğretme ortamı düzenlenmelidir.’ Acaba Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerimiz sınıflarında farklı fikirlere, tutumlara karşı önyargısız davranabiliyorlar mı? Bunu öğrencilere sorduğumuzda 41 öğrenci her zaman, 46 öğrenci bazen, 13 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını vermiştir.
Yine öğrencilere öğretmeniniz sınıfta farklı görüşlere saygılı mı diye sorduğumuzda 69’u her zaman, 25’i bazen, 6’sı da hiçbir zaman cevabını vermiştir.
Öğrencilere öğretmeniniz sınıfta herkese adil davranıyor mu diye sorduğumuzda öğrencilerin 51’i her zaman, 38’i bazen, 11’i hiçbir zaman cevabını vermiştir.
‘‘Sınıflarda farklı yeteneklerde öğrenciler bulunmaktadır. Bu öğrencilerin tüm bilgileri bir kerede anlamaları beklenemez. Öğretmen sabırla aynı konuyu defalarca anlatabilmeli, öğrencilerin sorularını dinlemeli, küçük olaylar karşısında sinirlenmemeli, ani çıkışlarda bulunmamalıdır. Sabırsız öğretmen, öğrenciler kendi beklentileri doğrultusunda davranışta bulunmayınca kolayca sinirlenir. Bu durum sınıfta gergin ve olumsuz bir ortama neden olabilir.’’
Özellikle ergenlik çağındaki öğrenciler kendilerini ifade etmek için çoğunlukla tartışmalara girerler. Öğretmen elbette ki bu dönemdeki gencin kendisini ifade etmesine fırsat vermeli, aynı zamanda da sınıfta oluşan bu tartışmalara soğukkanlı bir şekilde yaklaşmalıdır. Öğrencilere öğretmeniniz sınıfta meydana gelen tartışmalarda soğukkanlı davranabiliyor mu diye sorduğumuzda öğrencilerin 15’i her zaman, 47’si bazen, 19’u ise hiçbir zaman cevabını vermiştir.

‘‘Öğretmenin öğrenciyle olan iletişimi hem öğretme-öğrenme sürecinin niteliğinin artmasında hem de öğrenci davranışlarının gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Bu süreçte öğretmenler, sözel dilin yanı sıra beden dilini de kullanmak zorundadırlar. Sözsüz iletişimde konuşma ya da yazı olmaksızın, insanlar birbirlerine bir takım mesajlar iletirler. Bu iletişim şeklinde insanların ne söyledikleri değil, ne yaptıkları ön plana çıkar. Eğitim sürecinin başarıyla sonuçlanması için öğretmenler iki dilden de etkin bir şekilde yararlanmak durumundadırlar. Öğretmenlerin, başta öğrenciler olmak üzere diğer bireylerle pozitif bir ilişki kurabilmek için kendilerini algılamayı ve öğrencilerin reaksiyonlarını kendi davranışları ile birlikte görebilmeleri gerekir.
Öğretmenler iletişime açık olmak zorundadırlar. Etkili iletişim davranışında bulunmak isteyen öğretmen, öğrencilerin davranışlarını kestirebilmeli ve kendi davranışlarının farkında olmalıdır. Sözlü ifade ile jest ve mimikleri, mesajları iletmede önemli rol oynar.’’
Sınıfta etkili bir lider olması gereken öğretmenlerde, beden dillerini derste etkili bir şekilde kullanıp kullanmadıklarını yönelttiğimizde öğrencilerden 11’inden her zaman, 60’ından bazen, 29’undan ise hiçbir zaman cevabını aldık.
Yine öğrencilere öğretmenleriniz sizi jest ve mimikleri ile etkileyebiliyor mu diye sorduğumuzda ise öğrencilerin 21’i her zaman, 47’si bazen, 32’i ise hiçbir zaman cevabını vermiştir.
‘‘Öğretmenin sınıf içi konumu, iletişim sürecini etkileyen önemli etkenlerden biridir. Sınıf içinde bilgisinin dışında görünüm ve davranışlarıyla da otoritenin kaynağı olmalıdır. Duruşu, bakışı, hareketleri bu otoriteyi yansıtmalıdır. Öğretmenler bir duruşla iki metre uzaktan bütün sınıfı görebilmelidir. Herkese bakmak zorunda olduğunu düşünerek, öğrencilerle göz teması kurarak öğrencilerin dersle ilgilerini, sürdürmeye gayret etmelidir. Öğretmen daha ziyade bir öğrenciye ya da küçük bir grup öğrenciye yoğun bir şekilde bakmalı ve buradan bütün sınıf ile ilişki kurmalıdır. Öğretmen pozitif tutum içindeki bir öğrenciyi seçerek, diğer öğrencilere de hitap ettiğini hissettirmelidir. Bakışların bilinçli olarak kullanılması öğrencilerin ona daha sıkı bağlanmalarını sağlar.’’
Öğretmenin derste seninle göz teması kuruyor mu diye öğrencilere sorduğumuzda öğrencilerin 21’i her zaman, 47’si bazen, 32’si ise hiçbir zaman cevabını vermiştir.
Yine beden dili ve göz temasıyla alakalı ve bunlar kadar önemli bir diğer unsur da sesi etkili ve doğru bir şekilde kullanmaktır. Özellikle Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin buna dikkat etmeleri, öğrencilerine model olmaları gerekir. İster öğretmen olsun ister devlet adamı olsun isterse günlük hayatta etkileşim içinde olduğumuz insanlar olsun bizleri öncelikle karşımızdaki kişinin sesi etkiler. İknada da ses ve sesin tonu önem teşkil eder. Bunun öneminden yola çıkarak öğrencilere öğretmeniniz derste sesini etkili ve doğru kullanabiliyor mu diye sorduk. Öğrencilerden 24’ü her zaman, 56’i bazen, 18’i ise hiçbir zaman cevabını vermiştir.

‘‘Etkili öğretmenler ders saatindeki kayıpları en aza indirmenin yollarını ararlar ve dersleri mümkün olduğunca az kesintiyle anlatırlar. Derse zamanında başlarlar ve zamanında bitirirler, öğrencilerin zamanlarını dolu dolu geçirmelerini sağlarlar ve dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmaya çalışırlar. Öğretim lideri olarak rollerine güvenirler ve öğrencilerin başarılı olmaları ve olumlu davranışlar sergilemeleri için sorumluluk alırlar.’’
Zaman kavramı günümüzde giderek önem kazanmaktadır, öğretmenlerin de pek çok konuda olduğu gibi zamanı etkili kullanma konusunda öğrencilere örnek olmaları gerekmektedir. Böyle bir alışkanlığı öğrencilerine kazandıran öğretmenin öğrencilerinde ilerde gireceği sınavlarda zamanı etkili kullanma becerisi gelişir, öğrenci çalışmalarını belli bir disiplinle yapar. Böyle önemli bir konuda öğrencilere öğretmeniniz derste zamanı etkili bir şekilde kullanabiliyor mu diye sorduğumuzda, öğrencilerden 29’u her zaman, 62’si bazen, 9’u ise hiçbir zaman cevabını vermiştir.

‘’21. yüzyıl bilgi toplumunda bilgi kendisine ulaşılamayacak kadar artmıştır. Geleneksel eğitim yaklaşımında kesin ve değişmeyen öğeler olarak algılanan bilginin günümüzde bir günde eskidiğini görebiliyoruz. Artık, geleneksel anlamda sürdürülen bilgi aktarımı, sistemdeki yerini bilgi üretimine bırakmıştır.Bilginin, yeni bilgiler üretmek için kullanılması gerektiği görüşü yaygınlaşmaya başlamıştır. Eğitim sürecinde aranan, öğrenmeyi öğrenen yani bilgiyi arayıp bulan, toplumda meydana gelen değişimlere ayak uyduran ve bu değişimlerin kaynağı olan bir birey tipidir. İstenen insan tipini yetiştirmekle görevli okullar, bu işi ancak, iyi yetişmiş öğretmenlerle yapabilir. Bu nedenle her şeyden önce, öğretmenlerin 21. yüzyılda dünyada ve toplumda meydana gelen değişimlere ayak uydurmaları, bilgilerini yenilemeleri gerekir. Bir başka değişle, çağdaş toplumun öğretmeni, sürekli öğrenmeyi bir ilke olarak benimseyen, çok yönlü, demokratik, sorunların üstesinden gelmeyi başaran, sorun çözme ve eleştirel düşünme becerisine sahip sınıfını aktif öğrenme ortamına dönüştürebilen özellkilere sahip olmalıdır.’’
Bu bağlamda öğrencilere öğretmeninin alanında yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünüyor musun diye sorduk ve bu soruya 50 öğrenci her zaman, 42 öğrenci bazen, 8 öğrenci ise hiçbir zamam cevabını verdi. Yine öğrencilere öğretmenin dersi rahatlıkla yönlendirebiliyor mu diye sorduk, bu soruya öğrencilerden 20’si her zaman, 73’ü bazen, 3’ü ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenler yeterli bilgiye sahip olmaları yanında bunları öğrencilerine aktarabilmeli ve öğrencilerini derste yeteri kadar tatmin edebilmelidir. Herkes çok şey bilebilir fakat herkes bunları aktaramaz. Bundan dolayı öğrencilere öğretmenin derste sonuca nasıl gideceğin konusunda seni yönlendirebiliyor mu diye sorduk, buna 18 öğrenci her zaman,68 öğrenci bazen, 14 öğrenci hiçbir zaman cevabını verdi. Öğrencilere, öğretmenine sorduğun sorulara sana göre yeterli cevaplar verebiliyor mu diye sorduğumuzda öğrencilerin 35’i her zaman, 52’si bazen, 13’ü ise hiçbir zaman cevabını verdi.

‘‘Eğitim programları aracılığıyla düşünmeyi öğretmenin en önemli amaçlarından birisi öğrencileri ders için istekli hale getirmektir. Eğer öğretmenler, öğrencileri düşünme becerilerinin yaşamın her alanında hayati önem taşıdığına inandırmak istiyorlarsa bu becerileri sınıf ortamında kazandırmak zorundadırlar. Sınıfta öğretmenin sadece geleneksel ders kitabını ve düz anlatım yöntemini kullanması öğrencileri sorunları ve problemleri analiz etmede pasif hale getirir ve onları dersten soğutur.
Öğretmenin sınıftaki temel görevi, etkili bir öğrenme için gerekli sınıf koşullarını oluşturmaktır. Bunlardan biri de sınıftaki duygusal havadır. Sınıfın havası, özellikle ilişkilerde gözlenebilir. Bu hava gergin, resmi,otoriter olabileceği gibi samimi, sıcak, demokratik de olabilir. Sınıfın havası sınıftaki öğrenme ve öğretme etkinliklerini olumlu ya da olumsuz bir biçimde doğrudan etkiler.
Öğretmen sınıfta etkili bir öğrenme-öğretme sürecinin gerçekleşmesi için rahat bir psikolojik ortam oluşturmalıdır. Tüm öğrencilerin kaygı ve korkudan uzak derse katılımını sağlamalıdır. Otoriter bir hava sınıftaki etkileşim ve iletişimi en düşük seviyede tutarak öğrencilerde endişe ve gerginlik yaratıp, onların sağlıklı bir şekilde düşünmesini engeller.’’
Bu bağlamda öğrencilere şu soruları sorduk:
Öğretmenin öğrenme-öğretme atmosferini olumlu bir şekilde hazırlayabiliyor mu? Bu soruya 19 öğrenci her zaman, 69 öğrenci bazen, 12 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenin sana öğrenme hevesi kazandırabiliyor mu? Bu soruya 22 öğrenci her zaman, 48 öğrenci bazen, 30 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenin dersin girişinde seni derse karşı motive edebiliyor mu? Bu soruya 19 öğrenci her zaman, 49 öğrenci bazen, 32 öğrenci hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenin derse katılman konusunda seni cesaretlendirebiliyor mu? Bu sorusuya 21 öğrenci her zaman, 48 öğrenci bazen, 31 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenin derste yaratıcı etkinlikler uyguluyor mu? Bu soruya 15 öğrenci her zaman, 42 öğrenci bazen, 34 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.

‘‘Öğrenciler, eğitim yaşantıları boyunca anne babalarından çok öğretmenleriyle birlikte bulunurlar. Öğrencilerin kişiliklerinin gelişmesinde, kendine güvenli ve sosyal bireyler haline gelmelerinde sevgi önemli rol oynar.
Sevecen öğretmen, öğrencilerle olumlu ve onları destekleyici ilişki kurar. Öğrencilere adlarıyla hitap eder, onların kişisel sorunlarıyla ilgilenir, her öğrencinin ayrı bir birey olduğunun farkındadır ve onlara bunu hissetirir. Bu yaklaşımlar sonucu öğrencinin güvenini kazanır. Genelde sevecen öğretmenler öğrencinin olumsuz davranışlarından çok olumlu davranışları üzerinde durarak, bol pekiştireç verirler. Böylece öğrencilerin dersi sevmesini ve öğrenmesini kolaylaştırırlar.’’
Bu bağlamda öğrencilere şu soruları sorduk:
Öğretmenin sana karşı mesafeli mi? Bu soruya 40 öğrenci her zaman, 43 öğrenci bazen, 17 öğrenci hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenin seninle içtenlikle ilgileniyor mu? Bu soruya 25 öğrenci her zaman, 50 öğrenci bazen, 25 öğrenci hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenin sana karşı davranışları samimi geliyor mu? Bu soruya 31 öğrenci her zaman, 45 öğrenci bazen, 24 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmeninin seninle iletişimi olumlu mu? Bu soruya 38 öğrenci her zaman, 52 öğrenci bazen, 10 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenin seninle rahat ilişki kurabiliyor mu? Bu soruya 32 öğrenci her zaman, 44 öğrenci bazen, 27 öğrenci hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmeninin sana karşı yaklaşımı tarafsız mı diye sorduğumuzda öğrencilerin 49’u her zaman, 46’sı bazen, 5’i de hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenin sana etkin bir şekilde rehber olabiliyor mu? Bu soruya 27 öğrenci her zaman, 55 öğrenci bazen, 18 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.

‘‘İyi bir öğretmenin kendine güveni olmalıdır. Kendine güveni olmayan, sürekli endişe, şüphe ve korku içerisinde olan bir öğretmenin başarılı olması mümkün değildir.’’
Öğrencilere öğretmenlerinin derste kendisini güvenli görüp görmedğini sorduğumuzda; 43 öğrenci her zaman, 56 öğrenci bazen, 1 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğrencilere öğretmeniniz kendine olan güveni size yansıtıyor mu diye sorduğumuzda; 26 öğrenci her zaman, 68 öğrenci bazen, 6 öğrenci ise hiçbir zamam cevabını verdi.
Öğrencilere öğretmeniniz ders anlatırken gergin bir tutum sergiler mi diye sorduğumuzda; 17 öğrenci her zaman, 37 öğrenci bazen, 46 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğrencilere öğretmenin söylediklerinde kararlı mı diye sorduğumuzda bu soruya; 44 öğrenci her zaman, 53 öğrenci bazen, 4 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğrencilere öğretmeninin söyledikleri birbiri ile tutarlı mı diye sorduğumuzda; 44 öğrenci her zaman, 51 öğrenci bazen, 4 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğretmenin davranışları anlaşılır mı diye sorduğumuzda; 47 öğrenci her zaman, 59 öğrenci bazen, 6 öğrenci hiçbir zaman cevabını verdi.
Öğrencilere öğretmeninin sözleri ile davranışları tutarlı mı diye sorduğumuzda;47 öğrenci her zaman, 48 öğrenci bazen, 5 öğrenci ise hiçbir zaman cevabını verdi.

SONUÇ

Öğrencilerin ankete vermiş oldukları cevaplara baktığımızda, öğrencilerin % 50’si öğretmenlerinin alalarında yeterli bilgiye sahip olduklarını düşünmelerine rağmen kendilerini derse karşı motive etmede, olumlu öğrenme atmosferi yaratmada, kendilerini cesaretlendirmesi konusunda öğretmenlerinin bu özelliklere tam da sahip olmadıklarını düşünmektedirler. Öğretmenlerinin bunları her zaman yapmadıklarını söylemektedirler. Nitekim bu sorulara verilen cevaplarda bazen seçeneğine yığılmalar var. Bazen cevabında yığılmaları öğretmenin jest ve mimikleriyle öğrenciyi etkilemesi, ses tonunu etkili kullanması ve öğrenciyle göz teması kurması ile ilgili sorulara verilen cevaplarda da görmekteyiz. Bunlara karşılık öğrenciler öğretmenlerinin sınıfta adil olduklarını, farklı fikir ve tutumlara saygı gösterdiklerini ve kendilerine karşı tarafsız olduklarını söylemektedirler.
Öğrencilerin cevaplarına genel olarak baktığımızda öğretmenlerinin liderlik özelliklerine tam da sahip olmadıklarını, bu özellikleri her zaman değil de bazen gösterdikleri anlaşılmaktadır.

KAYNAKÇA

1. Aybek, Birsel, Eleştirel Düşünmenin Öğretiminde Öğretmenin Rolü, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri
2. Çalışkan, Nihat, Yeşil, Rüştü, Eğitim Sürecinde Öğretmenin Beden Dili, Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, sayı:1, cilt 6, 2005
3. Eraslan, Levent, Liderlik Olgusunun Tarihsel Evrimi, Temel Kavramlar ve Yeni Liderlik Paradigmasının Analizi, Milli Eğitim Dergisi, sayı:162, Bahar 2004
4. Erdem, Münire, Eğitim Bilimine Giriş, Arkadaş Yayınları, 2007
5. Küçükahmet, Leyla, Sınıf yönetimi, Nobel yayınları, Ekim 2007
6. Sabancı, Ali, Müdürlerin Vizyonerlik Özelliklerine ilişkin Müdürlerin, Müdür Yardımcılarının ve Öğretmenlerin Görüşlerinin Değerlendirilmesi, Milli Eğitim Dergisi, sayı:174, Bahar 2007
7. Tatar, Mustafa, Etkili Öğretmen, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Elektronik Eğitim Dergisi, sayı:11, cilt 1