Sponsorlu Bağlantılar
Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Ahilik Haftası (8-12 Ekim)

    Âhilik Haftası, Âhilik ve Özellikleri, Ahi Birliklerinde Yönetim, Ahiliğin Önde Gelen Altı İlkesi, Ahiliğin Sosyo Ekonomik Yönleri, Ahilik Kurumunun Doğuşu, Ahilikte Dokuz Derece, Esnaf Dükkânlarındaki Maniler Şiirler

    Âhilik Haftası (8-12 Ekim)

    Türklerin tarihi aslında bin yıl ile sınırlı değildir. Bilinen en eski insanlık tarihine kadar uzanır. Oğuz Hanlığı, Uygur devleti, Göktürk devleti, Hun devleti M.Ö. 4000 yıldan beri, devletini ve kültürünü yaşatmaktadır. Dünyamızda bu süre içerisinde birçok devletler kurulmuş, kültürler yaşamış, bunlardan birçoğu yıkılmış ve kaybolmuşlardır. Türklerin altı binyıldır tarih sahnesinde oluşunun önemli bir sebebi kültür değerlerini korumalarından ileri gelir. Bu kültür değerlerinin özü Ahilik Kültürü biçimine dönüştüğü XI. yüzyıldan sonra yeni bir anlayışla devam eder.

    Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bu konu üzerinde hassasiyetle durmuş ve Ahilik Vakfının tertip ettiği bir Şed Kuşanma töreninde Ahilikle ilgili veciz bir konuşma yapmıştır. Bu konuşmasında, "...Bin seneye yakın bir zamandır Anadolu kıtasının sahipleriyiz. Bir büyük medeniyetimizin olduğunu bu medeniyetin birbirinden güzel, birbirini tesiri altında bırakmış hazinelerinin bulunduğunu biliyoruz. Öyle olmasa zaten bu kadar uzun süre bu kıtaya hâkim olunamazdı..." demiştir.

    Tarih boyunca Türkler daima iyiyi güzeli aramışlar ve bulduklarında da tereddüt etmeden almışlardır. Türklerin İslamiyete geçmeden önceki kültür değerleri bile bugün birçok ülkede görülememektedir. Tarihi araştırmalarda o dönemde insan haklarına saygı, kadının toplumdaki saygın yeri, misafirperverlik, bir tehlikeye karşı birlik oluşturmak, dayanışma, yardımlaşma gibi birçok insani değerlerin bugünkü tabiri ile evrensel değerlerin mevcut olduğunu görüyoruz.

    Türkler bu değerler ile mücehhez olarak çağın en yüksek medeniyetini kurmuşlardır. Dünyada pek çok dinler, inançlar ile karşılaşan Türkler bazılarını denemişler fakat kendilerine en uygun gelen İslam dinini kabul etmişlerdir. Bu dini seçerken hiçbir zorlama, hiçbir baskı yapılmamış kendi istekleri ile bu yüce dine geçmişlerdir.

    Ahilik tüm bu değerleri kaynaştıran ve hayata geçirilmesini sağlayan bir yeniliktir. Türklerin "Rönesans"ıdır.

    Ahilik anlayışı, toplumda yaşayan fertleri birbirine yaklaştırmak ve aralarında dayanışma kurulmasını sağlamaktır.

    Bir toplumda birlik ve dayanışmayı sağlayan en önemli unsur müşterek değerlerin korunması ile mümkündür. Türklerin Anadolu'da bin yıldan beri varlığını sürdürmelerindeki sır Ahilik anlayışı içerisinde bu değerlere saygı göstermeleridir.

    Bu anlayışa göre din, dil, ırk farkı gözetmeksizin herkese eşit muamele yapılmıştır. Bir toplumda sosyal tabakalaşma olabilir. Kimi zengin, kimi fakir olabilir; fakat ikisi arasındaki fark fazla olmamalıdır. Ahilik zenginliğe karşı değildir. Çalışmak ve üretmek, alın teri ile kazanmak Ahilikte bir ahlak kuralıdır. Bunun için herkesin mutlaka bir mesleği ve işi olmalıdır. Ahilik, halkın sırtından geçinenlere, bir köşeye çekilip miskin miskin oturanlara karşıdır.

    Ahilikte iş ve meslek ahlakı, kabul edilmesi mecburi kurallar haline gelmiştir. Kendinden önce başkalarını düşünmek ve kollamak, hak ettiğinden fazlasını istememek, kanaat ve tevazu ölçüleri içerisinde "hırs" ve "tama"dan uzaklaşmak, kendi yeteneğine uygun bir işle meşgul olmak, sanatını mutlaka bir 3 üstaddan öğrenmek ve birliğin, beraberliğin korunması için dayanışma içerisinde bulunmak ahiliğin mutlaka uyulması şart olan ahlak kaideleridir. Bu kaideler, Ahileri tekke ve türbelerde çöreklenerek, el açıp halkın kutsal duygularını sömürerek onların sırtından bedava geçinen asalak zümrelerden ayıran farklardır. Ahiler yeniliğe açık insanlar olup, halka sanat, meslek ve genel bilgiler öğretmek için var güçleriyle çalışırlar.

    Bu bakımdan Ahiliğin eğitimcilere ışık tutacak önemli özellikleri vardır. Ahilik sisteminde, işyerinde çalışanlar ile çalıştıranlar arasında pek fark olmadığı gibi aralarında baba-oğul ilişkileri vardır. İşyeri aynı zamanda sanatın ve ahlakın öğretildiği bir okuldur. Burada üretilen mal, belli bir ihtiyacı karşılayacak şekilde kusursuz ve tam olarak üretilir. Emeğin karşılığı çalışanının alın teri kurumadan ödenir. İşyerlerinde çalışan ve çalıştıranlar dayanışma içerisindedir. Bu uygulama emek ve sermaye'nin barışık olduğu bir model oluşturur.

    Günümüzde toplam kalite, müşteri beklentileri, tüketici korunması, standart üretim gibi kavramların önemi yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır. Bugün kaliteli üretim için başvurulan ve Toplam Kalite Yönetimi dediğimiz tedbirlerle tüketicinin daha ucuz, daha kaliteli mal alma imkânı doğmuştur. Ahilik sisteminde bir malın üretimden tüketicinin eline geçene kadar üretimin her safhası bütün çalışanların sorumluluğu altındadır. Çıraklar, kalfalar ve ustalar hep birlikte malın kalitesinden sorumludur. Ayrıca oto kontrol sistemi ile malın kalitesi sürekli denetlenir. Bugün de toplam kalite yönetimi kapsamında kalitede mükemmellik, verimlilik, hatasız üretim, kalite güvenliği, ülke ve uluslararası standartlara uyum, ISO 9001, tüketiciye cevap verme hattı, tüketici tatmini gibi konular henüz yeni yeni işyerlerinde gündeme gelmeye başlamıştır. Üretime katılan her kademedeki personelin eğitimi, işletme içi tüm personelden faydalanma, tam kapasite çalışma gibi tedbirler yanında işyerinde her türlü üretim ve hizmetlerden işyeri çalışanları sorumlu 4 tutulmaktadır.

    Ahilik düşüncesinin kurduğu Ahi Birlikleri'ni batıdaki ve doğudaki benzer teşkilatlardan ayıran özellik, din adamlarının da devlet adamlarının da Ahiler üzerinde herhangi bir etkisinin olmayışıdır. Bunun sonucu olarak Ahilik sivil toplum kuruluşlarının en eski bir modelidir. Ahiler, daima toplum yararına hizmet yapmışlardır.

    Bugün görülen bazı sivil toplum kuruluşları gibi halkı bölmemişler, halka ve topluma zararlı faaliyetlerde bulunarak, yalnız kendi üyelerinin menfaatini korumamışlardır. Bugün sivil toplum kavramı, demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olarak kabul edilmekte ve resmi otoritenin karşıtı bir örgütlenme olarak algılanmaktadır. Devlete karşı gelmek, devletin kurumlarını tahrip edenlerden yana gözükmek, sırf demokrat gözükmek için bu kurumlara destek vermek Ahiliğe ters düşer.

    Devlet olmaz ise sivil toplum kuruluşunun da olamayacağını bilmemek en büyük cehalettir. Sivil toplum kuruluşlarının görevi halkın ihtiyacı ve mutluluğu için devletle beraber devlete yol gösterici olmaktır.

    Ahilerin kendi üyeleri ile devlet ve toplumdaki fertler arasındaki ilişkilerde daima "demokratik ve laik" anlayış hâkim olmuştur. Ahiler seçmede, seçilmede ve idarede tamamen demokratik bir sistem içinde yaşarlardı. Keyfilik, şahsi ihtiras ve emellere kesinlikle yer verilmezdi. Teşkilatın hak ve adalet ölçülerine riayet ederek toplumda saygın bir yer kazandıkları ve topluma hizmette kusur etmedikleri, devletle halk arasındaki koordinasyonu sağladıkları için, Ahi başkanı devlet başkanının ayağına gitmemiş, devlet başkanı Ahinin ayağına gelmiştir.

    Fransa'da, otoriter yapıyı yumuşatmak ve yönetimle vatandaş arasındaki ilişkileri iyileştirmek üzere on beş yıl önce kurulan "Ombudsmanlık" kurumu Avrupa Birliği anlaşmasında ele alınmıştır. Topluluk üyesi ülke vatandaşlarının yeni sisteme entegrasyonunda otorite ile halk arasında doğacak anlaşmazlıklarda arabulucu rolü oynamak, ortaklık kurumları arasında güven ilişkilerini güçlendirmek, ayrıca vatandaşın şikâyetlerini 5 kabul ederek ortaklık kurumlarının demokratik işlemesini sağlamak amacı ile "Avrupa Ombudsmanı" kurulmuştur.

    Bu kurum aslında 1809 yılında yöneticiler ve yargıçlar hakkında yasal soruşturma yapmak üzere İsveç'te kurulan Ombudsmanlık kurumunun bir devamıdır. Dünyamızda yaklaşık yüz yıl önce kurulan ve Avrupa Birliği'ne örnek bir kurum olarak yaşatılan, bizim de belki her şeyde olduğu gibi kötü bir taktikçilikle Avrupa'da var diye hemen bu senenin başında ithal ettiğimiz bu kurumun daha orijinalinin yeni yüz yıl önceki Ahilik sisteminde mevcut olduğunu bilmiyoruz.

    Almanya'nın kalkınmasında, Sanayi üretim birliklerinin önemli rolü olduğu, bu birliklerin eğitim ve teknik eğitime büyük önem vermelerinden, araştırmalarla elde edilen buluşların üretime uygulanmasından, bankaların bütün kaynakların sanayi emrine verilmesi ve devletin, yönetici yüksek memurlarının bu birlikleri desteklemesi sayesinde Ortaçağ geriliğinden kurtularak kısa zamanda büyük ve zengin bir ülke haline geldiği bilinmektedir. Benzer uygulama Osmanlı'daki Ahi Üretim Birlikleri'ndeki eğitim sistemine, orta sandıklarını sanayi emrinde kredi kuruluşu olarak hizmet verilmesine benzemektedir. Nitekim Almanya'ya Sanayi Birliklerini tetkik için giden bir heyetimizin Alman kalkınmasının sırrının ne olduğuna dair sorusuna bir yetkilinin cevabı "Siz buraya boşuna gelmişsiniz. Eğer dört yüz yıl önceki Osmanlı'daki Ahi Üretim Birliklerini incelemiş olsaydınız, bizim nasıl kalkındığımızı öğrenirdiniz." olmuştur.

    Gazeteci Yazar Hasan Pulur'un 21.08.1992 tarihinde Olaylar ve İnsanlar köşesinde "Almanların mesleki eğitim sistemlerine yüzyıl önce, Osmanlı'daki Ahilik sistemini örnek aldıklarını" yazmıştır.

    Japon sanayileşmesi, vazife şuur'u ve iş ahlakının samurayların geleneksel değerleri ve Konfüçyüs?ün felsefesine dayandırılması sonucu elde edilen başarılarla gerçekleşmiştir.

    Japon Sanayi Birlikleri, Alman Sanayi Grupları Birlikleri'nin sistemini alarak kendi gelenekleri ile birleştirmek suretiyle kalkınmışlardır. Aynen Alman Sanayi Birlikleri'nde 6 olduğu gibi gençleri sıkı bir iş disiplini ve güçlü bir ahlak eğitim vererek yetiştirmişlerdir.

    Japonya'da işçi işveren arasındaki münasebetler aynı ailenin iki ferdi arasındaki münasebete benzer. Birbirine saygılı ve dayanışma içerisindedirler. İşyerinde tam dürüstlük, ahlaklılık ve özveri ile çalışmak her Japon gencinin ideali olmuştur. Ülkesi için çalışmayı her şeyin üstünde gören bu zihniyet Japon kalkınmasının en önemli dinamiği olmuştur. Bu bilgiler ışığında Japonların kalkınmasında, Ahiliğin temel kaidelerini oluşturan benzer değerler etkili olmuştur diyebiliriz.

    Ülkemizde yeni yeni kurumsallaşan Rekabet Kurulu, Patent Enstitüsü, Kosgeb, Reklâm Kurulu yanında Ticaret ve Sanayi Odaları, İşçi ve İşveren Sendikaları, Kooperatifler, Esnaf Odaları, Belediye, Bağ-Kur gibi sosyal hizmet veren kurumlar Ahilik sisteminden günümüze yansıyan kuruluşlardır.

    2000'li yılları yaşadığımız şu günlerde, Ahiliğin ahlak ve çalışmaya ait prensipleri kısaca Ahilik felsefesi, dünyamızda ilerleyen toplumların modeli olacaktır. Bu görüş bir kehanet değildir. Bugün nasıl ki kalkınmış birçok ülkede Ahilik prensiplerinin izlerini görüyorsak, yarın da ilerlemiş toplumların yükselmesinde Ahilik ilkelerinin, önemli rol oynadığı görülecektir.

    Âhilik ve Özellikleri

    Ahi Birliklerinde Yönetim
    Ahilerin Ahlak Dışı Saydığı Şeyler
    Ahiliğin Önde Gelen Altı İlkesi
    Ahiliğin Sosyo Ekonomik Yönleri
    Ahilik Haftası
    Ahilik Kurumunun Doğuşu
    Ahilikte Dokuz Derece
    Esnaf Dükkânlarındaki Maniler- Şiirler

    AHİ BİRLİKLERİNDE EĞİTİM

    Eğitimin amacı kişinin ahlaki, mesleki bilgi ve becerilerini artırmak ve onu bu yönde yetiştirmektir. Meslek ve ahlak eğitimi bir arada verilir.

    1- İş dışındaki eğitim: Genel eğitim niteliğinde olup kişiyi geliştirmeye yöneliktir. Dini, ilmi bilgiler, edebiyat dersleri, musiki dersleri, davranış kuralları, askeri bilgi ve spor eğitimi dersleri.

    2- İş başında eğitim: Bir gencin usta olabilmesi ve kendi iş yerini açabilmesi için değişik öğrenim kademelerinden geçmesi gerekir.

    AHİ BİRLİKLERİNDE YÖNETİM

    Ahi birliklerinde iki çeşit üye bulunurdu. Birinci grupta çırak, kalfa, ustadan oluşan yönetilen grup, ikincisinde Ahi Baba, Yiğitbaşı, Kethuda'dan oluşan yöneticiler grubu vardı. İş yerlerinde çırak,kalfa usta hiyerarşisi içinde çalışan ve üretim yapan birinci gruptakiler aynı zamanda birliğin maddi gelir kaynağını sağlıyorlardı.

    YÖNETİM ŞEMASI

    • Ahi Sanat Birlikleri
    • Büyük Meclis
    • Birlik Yönetim Kurulu
    • Kethüda (Ahi Baba)
    • Yiğitbaşı
    • İşçibaşı
    • Orta Sandık
    • Hakem Heyeti
    • Hariciler
    • Dahililer


    AHİLERİN AHLAK DIŞI SAYDIĞI ŞEYLER

    Ahilerin ahlak dışı saydığı, ahiyi ahilikten çıkaran şeyler şunlardı:

    • Zina işleyen
    • Münafıklık, dedikodu ve iftira eden
    • Gururlanan, kibirlenen
    • Merhametsizlik eden
    • Kıskanan
    • Kin besleyen
    • Sözünde durmayan
    • Yalan söyleyen
    • Emanete hıyanet eden
    • Kişinin ayıbını örtmeyen, bu ayıbı yüzüne vuran
    • Cimrilik, eli sıkılık eden
    • Adam öldüren kişiler

    örgütten atılırdı.

    AHİLİĞİN ÖNDE GELEN ALTI İLKESİ

    • Elini açık tut
    • Sofranı açık tut
    • Kapını açık tut
    • Gözünü bağlı tut
    • Beline sahip ol
    • Diline sahip ol


    AHİLİĞİN SOSYO EKONOMİK YÖNLERİ

    Türkler Anadolu da ki şehirlere yerleşirken bu bölgede el sanatları ve ticaret Bizans'ın geliştirdiği loncalara bağlı Rum ve Ermenilerin tekelindeydi. Sanatkar ve tüccar Türklerin yerli tüccar ve sanatkarlar karşısında tutunabilmeleri, onlarla rekabet edebilmeleri, ancak aralarında bir teşkilat kurarak dayanışma sağlamalarına, bu yolla iyi, sağlam ve standart mal üretip satmaları ile mümkün olabilirdi. Ahi birliklerin de bu şartların tabii bir sonucu olarak ortaya çıktığı görülür. Doğrudan bir devlet denetimi olmayan ahi örgütleri hem ekonomik, hem de sosyal bir kurumdur.

    Ahiliğin Türkleşme ve İslamlaşmada, toplum ahlakı ve dayanışma duygusunun gelişmesinde, hoş görü ve kardeşlik kültürünün oluşmasında ,toplumsal hukuk düzeninin kurulmasında, üretimin denetlenmesinde, ticaret ve tarımın koordinasyonunda, sendikal faaliyetler üzerinde ve siyasal örgütlenmenin oluşumunda büyük etkisi ve önemi vardır.

    Asya'dan Anadolu'ya gelen çok sayıdaki esnaf ve sanatkarlara iş bulmak Bizans sanatkarlarıyla rekabet edebilmek yaptıkları malların kalitesini korumak, üretimi ihtiyaca göre düzenlemek, sanatkarlarda sanat ahlakını yerleştirmek, Türk halkını ekonomik yönden bağımsız hale getirmek, ihtiyaç sahibi olanlara her alanda yardım etmek, sanatta dilde edebiyatta müzikte gelenek ve görenekleriyle milli heyecanı yaşatmak gerekiyordu. Bütün bu ihtiyaçlar, dini ahlaki kuralları "Fütüvvetnameler" de bulunan bir esnaf ve sanatkar dayanışma ve kontrol kuruluşunun, yani "ahiliğin" kurulmasına sebebiyet vermiştir.

    AHİLİK KURUMUNUN DOĞUŞU

    Türklerin Anadolu'da karşılaştıkları sosyal ve ekonomik sıkıntılarına çözüm getirmek ve yerli Bizans ekonomisine karşı rekabet edebilmek ihtiyacından doğan özgün bir kuruluştur. Önceleri Anadolu'daki Türk esnaf, sanatkar ve üreticiler birliği olarak faaliyette bulunan örgüt, sonraları toplumun tüm katmanlarını içine almıştır.

    AHİ EVRAN

    Ahilik teşkilatının kurucusu, iktisatçı, filozof Ahi Evran'dır. Ahi Evran 1171'de Azerbaycan'ın Hoy kasabasında doğdu. İlk tasavvuf terbiyesini Hoca Ahmet Yesevi'den, ilmini de Fahreddin-i Razi'den almıştır. 1205 yılında Kayseri'ye giden Ahi Evran daha sonra Konya, Denizli ve Kırşehir'e gelerek Ahi birliklerinin teşkilatlandırılmasını sağlamıştır.

    AHİLİĞİN DOĞUŞU

    Selçuklular döneminde devlet adamlarının tabiat bilimlerine ve felsefeye ilgi duymaları bilim adamlarını bu alanda eserler vermeye ve fikir üretmeye yönlendirmiştir. Bu alandaki çalışmalar bilimin iş alanında uygulanması ve insanların bilimden yararlandırılması düşüncesinin doğmasına vesile olmuştur. Bilimin işe dönüştürülmesi ön plana çıkmıştır.

    Ahi teşkilatı Anadolu'da tabiat ilimleri alanındaki çalışmaların ışığında kurulmuştur. Kuruluş amacı ilmi çeşitli sanat alanlarında uygulamaya koyarak toplumun bundan yararlandırılmasını sağlamaktır.

    Ahi Evran "Letaif-i Hikmet" adlı eserinde Ahiliğin kuruluş feksefesini şöyle ifade etmektedir: "Allah insanı medeni tabiatlı yaratmıştır. Bunun anlamı şudur: Allah insanı yemek, içmek, giyinmek, evlenmek, mesken edinmek gibi çok şeylere muhtaç olarak yaratmıştır. Hiç kimse kendi başına bu ihtiyaçları karşılayamaz. Bu yüzden demircilik, marangozluk gibi bir çok meslekleri yürütmek için çok insan gerekli olduğu gibi demircilik ve marangozluk da bir takım alet ve adevatla yapılabildiği için bu alet ve adevatı tedarik için de çok sayıda insana ihtiyaç vardır.

    Böylece insanın (toplumun) ihtiyaç duyacağı bütün sanat kollarının yaşatılması gerekir.bu halde toplumun bir kesiminin sanatlara yönelmesi ve her birinin belli bir sanatla meşgul olması gerekir ki toplumun bütün ihtiyaçları görülebilsin

    Bir çok insanın bir arada çalışması sanatkarlar arasında rekabet ve münazaaya sebep olabilir. Çünkü bunların her biri kendi ihtiyacına yönelince menfaatler çatışması ortaya çıkar. Karşılıklı hoş görü ve affetme olmadığı zaman münazaa ve ihtilaf zuhur eder. o halde bu insanlar arasındaki ihtilafı halledecek kanunlar koymak gereklidir.

    Toplum çeşitli sanat kollarını yürüten insanlara muhtaç olduğuna göre bu sanatların her birini yürüten çok sayıda insanların belli bir yerde toplanmaları ve sanatkarların her birinin kendi sanatlarıyla meşgul olmaları sağlanmalıdır ki toplumun bütün ihtiyaçları görüle bilsin."

    Ahilik ve ahilik teşkilatı bu düşüncelerin uygulamaya koyulmasının tabii bir sonucu olarak doğmuş ve gelişmiştir.

    AHİLİKTE DOKUZ DERECE

    Ahilik de 9 dereceli bir sisteme dayanır. Her kapı üç dereceyi içerir. Bu dereceler şöyle sıralanır:

    • Yiğit,
    • Yamak,
    • Çırak,
    • Kalfa
    • Usta,
    • Nakip,
    • Halife,
    • Şeyh
    • Şeyh ül Meşayıh.


    ESNAF DÜKKÂNLARINDAKİ MANİLER- ŞİİRLER

    Bir dükkânda :

    Her sabah Besmeleyle açılır dükkânımız.
    Hakk'a iman ederiz, Müslümandır şanımız.
    Eğrisi varsa bizden, doğrusu elbet sizin.
    Hiylesi hurdası yok, helalinden malımız.
    Müşterilerimiz velinimet, yaranımız yarimiz.
    Ziyadesi zarar verir, kanaattir kârımız.

    Bir aşçı dükkânında:

    Her taamın (yiyeceğin) lezzeti ta ki dimağdan (beyinden) çıkar,
    Tuz ekmek hakkını bilmeyen akıbet (sonunda) gözden çıkar.

    Balıkçı dükkânında:

    Ehl-i aşka müptelayım(tutkunum) nemelazım kâr benim,
    Mal ve mülküm yoktur amma kanaatim var benim.

    Bir helvacı dükkânında:

    Dolandım misl-i cihan(cihan misali) bulamadım başıma bir tane tac,
    Ne eğride tok gördüm ne doğruda aç.

    Bazı dükkânlarda:
    Dükkân kapusu Hak kapusu, Hakkına yalvar,
    Çeşmim (gözyaşım) gibidir çeşmeleri akmasa da damlar.

    Bir şekerci dükkânında:
    Sade pirinç zerde olmaz bal gerektir kazgana (kazana),
    Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.

    Bir dükkânda:
    İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah (iğrenmek, diksinmek),
    Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah.

    İlim ve sanattan haberdar olmayanlar aç olur,
    Müflis (iflas eden) ve bîvâye(yoksul) kalur, herkese muhtaç olur.

    Berber dükkânında:
    Her seherde besmeleyle açılır dükkanımız,
    Hazret-i Selman Pak'tır pîrimiz üstadımız.
    Lâfla dükkân açılmaz, boş yere etme telâş
    Selmân-ı Pâk de gelse parasız olmaz tıraş

    Bir hamamda ve bir saatçi dükkânında:
    Gelen gelsin saadetle,
    Giden gitsin selametle.

    Marangoz dükkânında:
    Sefa geldin ey müsafir, ısmarla kahve içelim,
    İşçi ile sohbet olmaz, bir merhaba der geçelim.

    Yine başka bir iş yerinde:
    Doğru olsan ok gibi elden atarlar seni
    Eğri olsan yay gibi elde tutarlar seni
    Menzil alır doğru ok, elde kalır eğri yay.

    İnsanları ayırma ha!
    Hepsine adil ver hakkın
    Hayırlıdan ayrılma ha!
    Her şeyin söyle gerçeğin

    Etrafına dostluk saç ha!
    Eser kalır, sen gidersin
    İyi belle unutma ha!
    Önce hizmet sonra sensin
    .

Benzer Konular

  1. Fütüvvet ve Ahilik Nedir?
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Soru-Cevap
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 26.Aralık.2017, 18:33
  2. Etik Günü ve Haftası (25 Mayıs)
    Konu Sahibi refresh Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 09.Mayıs.2012, 18:22
  3. İş Güvenliği Haftası (4-10 Mayıs)
    Konu Sahibi refresh Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 31.Ağustos.2011, 14:48
  4. Sivil Savunma Günü ve Deprem Haftası Slaytlar Sunumlar
    Konu Sahibi ahbar Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 10.Mayıs.2011, 19:16
  5. Yangından Korunma Haftası
    Konu Sahibi refresh Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 07.Nisan.2011, 21:33

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •