Sponsorlu Bağlantılar
+ Konuya Cevap Yaz
Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Kayıtsız Üye Misafir

    Edebiyatın Bilimle İlişkisi Nedir?

    Edebiyatın Bilimle İlişkisi Nedir? Edebiyat Bilim ilişkisi hakkında bilgi

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Cevap: Edebiyatın Bilimle İlişkisi Nedir?

    Alıntı Kayıtsız Üye Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Edebiyatın Bilimle İlişkisi Nedir? Edebiyat Bilim ilişkisi hakkında bilgi
    EDEBİYATIN BİLİMLE İLİŞKİSİ

    Edebiyatla bilim arasında çeşitli düzeylerde ilişki söz konusudur. Bu ilişkinin temel nedenleri edebiyatın insana ait hiçbir şeye kayıtsız kalmaması ve dilin hem edebiyatın hem de bilimin ortak öğesi olmasıdır. Edebî bir metinde yazar, temel konusu olan insanı anlatırken psikoloji, sosyoloji, tarih, coğrafya gibi sosyal bilimlerden yararlandığı gibi deneysel bilimlerden de yararlanabilir.

    İnsanı her yönüyle anlatmayı amaçlayan edebiyat; öykü, roman, tiyatro gibi türlerde kimi zaman insan ruhunu derinlemesine tahlile girişir. Bu durumda edebiyat psikoloji bilimiyle ilişki içindedir. Bazı edebî eserler, insanın dünyadaki varlığının nedenini, amacını sorgulayarak felsefeyle ilişki içinde olur. Tarihî bir olayı konu edinen edebî eserler de hiç kuşkusuz tarih biliminden yararlanır. Edebiyatla diğer bilim dalları arasında da çeşitli düzey ve niteliklerde farklı ilişkiler elbette kurulabilir.

    Edebiyatla bilim arasındaki ilişki üzerinde durulurken, edebiyatın bilimle bağını hiçbir zaman koparmaması gerektiği unutulmamalıdır. Bu durum gerçeküstü, fantastik özellikler taşıyan edebî eserler için de geçerlidir. Edebiyat, bilimle ve gerçekle bağını keserse inandırıcılığını, dolayısıyla varlık nedeni olan insanı, hayatı anlatma amacını da kaybeder. Bu bağlamda Osman Türkay, "İnsanbilim Açısından Edebiyat, Eleştiri ve Anlambilim" adlı yazısında şöyle diyor:

    "Sınıflandırma çeşitli kültürlerin başta gelen amaçlarından biridir. Çağımızda, Batı kültürü, sanatarla bilimleri sınıflandırmak, aralarına sınırlar çizmek için hayli çaba göstermektedir. Bu arada bilimile edebiyat çatalı üzerinde durmaktadır. Ama ne kadar tuhaftır ki bu iki insan çabasını birbirinden ayırmak için yapılan her girişim, onları ayırmaktan çok, birleştirmek yönünde gelişmektedir.

    Edebiyat, bilimin tüm ikincil özelliklerine sahiptir: içeriği, hele toplumsal ve insancıl bilimlerin içeriğinin hemen hemen aynıdır. Hiçbir bilimsel konu yoktur ki edebiyatın bir düzeyinde ya da başka bir düzeyinde işlenmemiş olsun. Edebî yapıtın dünyası birdir, toptandır. Bu dünyada toplumsal, ruhbilimsel, tarihsel bilgilerin bir yeri vardır. Böylelikle edebiyat geniş bir evrensel birlik içindedir. Bilim gibi edebiyatın da edebî araştırmaların da yöntemi vardır.

    Yalnız şu da unutulmamalıdır ki bilimde dil yalnız bir araçtır. Bu araç bilimsel yapıtın yapısında varlığını duyurmayacak, göstermeyecek biçimde saydamlaşır. Öte yandan dil, edebiyatın varlığı, edebiyatın hamurudur ve biçim kurmak kaygısındadır (...). Bununla birlikte Fransız yazarı Raymond Queneau, son yıllarda bilimin tüm insancıl bilimleri birleştirme yönünde geliştiğini, bundan dolayı edebiyatçıların bütün bu yeni buluşlardan yakalarını kurtaramayacaklarını, gelecekte sayıların belagatine asılmak zorunda kalacaklarını söylüyor."

    Edebiyatla bilim etkileşim içinde varlıklarını sürdürür. Yazar bilimlere ait olguları, ilkeleri edebiyatın kuralları ve estetik kalıpları içinde araç olarak kullanır. Edebî eserler, bilimsel

    çalışmalara ilham kaynağı olabilir. Edebî eserden hareketle bilim insanları yeni buluşlar gerçekleştirebilir. Jules Verne'in (Jul Vern) insanoğlunun Ay'a henüz gitmediği bir dönemde yazdığı Ay'a Seyahat adlı romanı, edebiyatın bilime kaynaklık etmesinin bir örneğidir. Öte yandan bilim de edebiyata kaynaklık edebilir. Örneğin Kemal Tahir'in Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu anlattığı Devlet Ana romanına tarih bilimi kaynaklık etmiştir. Nermi Uygur, bilimin edebiyata kaynaklık etmesine ilişkin olarak Edebiyatta Bilgi adlı yazısında şunları söylüyor:

    "Bir bakıma bilgilerle hem de bilimsel bile demeye sakınca görülmeyen bilgilerle dolup taşar en gözde edebiyat yapıtları. Kaynağı doğrudan doğruya bilimdedir bu bilgilerin. (...) Ptolemaios'un yer gök üzerindeki tasarımları olmasaydı kimdi acaba Dante? Newton'un fiziği ile hesaplaşmasaydı öylesine eksik kalacaktı ki Goethe. Bergson'un bilinç psikolojisiyle tanışmasaydı n'apacaktı Proust? Günümüzün yazarlarındaysa daha belirgin bir durum: Brecht, Eliot, Silone, Malraux, Hemingway sosyolojiyle, ekonomiyle, tarihle yüklü yapıtların yazarı değil mi bütün bu yazarlar?"

    Edebiyat ve Bilim

    Edebiyatla bilim arasında farklı şekillerde ilişki söz konusudur. Bu ilişkinin temelinde her ikisinin de insan etkinliği olması vardır. Edebiyat da bilim de insana yöneliktir, insan içindir.

    Edebiyat ve bilim birbirinden farklı yöntemler kullanır. Edebiyat kendi alanındaki üretiminde öznel bir bakışla güzelliğe ulaşmayı, kişiye estetik zevk kazandırmayı amaçlar. Bilim ise deney, gözlem, araştırma vb. yöntemlerle gerçeğe ve doğru bilgiye ulaşmayı amaçlar. Bununla birlikte metinde Osman Türkay'ın da vurguladığı gibi"... bu iki insan çabasını birbirinden ayırmak için yapılan her girişim, onları ayırmaktan çok, birleştirmek yönünde gelişmektedir."

    Edebiyat kendi alanındaki etkinliklerini gerçekleştirirken bilimden yararlanır. Edebiyat öncelikle psikoloji, sosyoloji, tarih, felsefe gibi sosyal bilimlerle doğrudan ilişki içindeyken fizik, kimya, biyoloji gibi deneysel bilimlerle dolaylı bir ilişki içindedir.

    Edebiyat bilimi, bilim de edebiyatı etkiler. Bu anlamda edebiyatla bilim arasındaki ilişkinin karşılıklı olduğu unutulmamalıdır.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Cevap: Edebiyatın Bilimle İlişkisi Nedir?

    EDEBİYAT

    (...)

    Batı'da güzel sanatlarla ilgili teorik konular geliştikçe edebiyat da bu sanatlardan biri olarak benimsenmiş, böylece edebiyatın diğer güzel sanatlarla ortak, estetik prensipleri paylaştığına dikkat çekilmiştir. Buna göre her edebî eserin aynı zamanda bir sanat eseri olmasıyla, içlem-kaplam (tazammun-şümul) ilişkileri göz önüne alınarak sanatın tarifi, kaynağı, gayesi, din, ahlâk, felsefe, toplum vb. alanlarla ilgisi gibi problemler edebiyatın da problemleri olmuştur.

    (...)

    Edebiyat hiçbir maddî malzemeye, alete, mekâna bağlı olmayan, tamamıyla zihnî bir sanattır. Duygu, düşünce ve hayalleri diğer sanatların ancak yoruma bağlı sembollerle ifade etmesine karşılık edebiyat maddî dünya intibalarından şuur, şuur altı, mistik ve metafizik boyutlara kadar İnsanî olan her şeyi apaçık veya alegorik-sembolik şekilde ifadeye muktedirdir.

    Edebiyat, diğer sanatlara oranla bu gücünü ve zenginliğini kullandığı malzemenin "söz" olmasına borçludur. Aynı zamanda günlük hayatın anlaşma vasıtası olan dil, insanlıktarihi boyunca diğer güzel sanatların kullandığı malzemelerle mukayese edilemeyecek seviyede büyük bir gelişme göstermiştir. Bütün kelime, terim, tabir, argo, özel meslek dilleri gibi sözlük çerçevesindeki zenginleşmenin dışında mecazlarla ve sanatkârların şahsî tasarruflarıyla âdeta sınırsız bir büyüme gösteren dil bu gelişmesini hâlâ devam ettirmektedir. Ancak günlük konuşmada ve diğer alanlarda kullanılan dille edebî dil birbirinden oldukça farklıdır. Günlük dil en yalın ve doğrudan bir anlatımı gerektirirken edebî dil mecazi ve sembolik bir tecrit istikametinde gelişir. Bu husus günlük hayatta mecazların, edebî eserde de yalın ifadenin kullanılmayacağı mânasına gelmez. Yalnız kelimelerin sözlük anlamları edebî metinde birtakım sapmalara uğrar. Yazarın edebî bir eser meydana getirme gayesi ve gayretiyle dile tasarruf etmesi bir ölçü olabilir. Ancak böyle bir gayret olmaksızın hazırlanmış bir siyasî nutkun veya bir mektubun zamanla edebî bir değer kazanması bu ölçünün de yeterli olmadığını göstermektedir. Halk dilinde "edebiyat yapmak" deyimiyle sözlük dilinin edebiyattaki sapması yani üslûp haline gelmesi, biraz da sanat ve edebiyat zevki teşekkül etmiş kişilerin sezgi ve tecrübelerini ilgilendirmektedir.

    Edebî eser, herhangi bir aracıya gerek olmaksızın orijinal yapısıyla her seviyeden okuyucusuna doğrudan doğruya ulaşabilen tek sanattır. Bunu da kullandığı malzemenin söz olmasına borçludur. Diğer sanat alanlarında eserler hemen daima tektir ve onu seyretmek-dinlemek için o tek nüsha ile karşı karşıya gelmekten başka yol yoktur. Edebî eser ise yazarının meydana getirdiği orijinal şekliyle her zaman okuyucusuna ulaşabilmektedir.

    (...)

    M. Orhan Okay, TDV İslâm Ansiklopedisi

Benzer Konular

  1. Sosyolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi
    Konu Sahibi ahbar Forum Sosyoloji
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 22.Mayıs.2011, 16:48
  2. Edebiyat Sosyal Yaşam İlişkisi Etkinlik - 1
    Konu Sahibi edebiyatci Forum Türk Dili Edebiyatı Soru Bankası
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2011, 20:22
  3. Dil ve Kültür İlişkisi: Bosna’da Türk Dili Öğretimindeki Yeri
    Konu Sahibi ahbar Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2011, 01:03

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •