Romanda Anlatım Teknikleri Nelerdir? Özellikleri, Örnekleri

Anlatma Tekniği Nedir?


Anlatma tekniğinde okuyucu ile eser (romanda, hikayede vb.) arasına anlatıcı girer. Okuyucu hemen her şeyi anlatıcı kanalıyla görür ve öğrenir. Okuyucunun dikkati anlatıcı üzerinde yoğunlaşır.

Örnek:

"Haftada iki gece dostlara danslı çay veriliyor, en aşağı iki üç gece de başkalarının davetine gidiliyordu. Aşağı sofa ile taşlık arasındaki camekân kaldırılmış, delik deşik duvarlar sarı yaldızlı bir kâğıt ile kaplanmıştı. Davet akşamları taşlıktaki su küpü, sofadaki yemek masası ve daha başka hırdavat eşya mutfağa taşınıyor, yukarıdan kilimler, iskemleler, süslü yastıklar indirilerek bir kabul salonu dekoru kuruluyordu." (R.N. Güntekin, Yaprak Dökümü)

Gösterme (Sahneleme) Tekniği:

Olaylar, kişiler, varlıklar okuyucuya doğrudan sunulur. Anlatıcı, okuyucu ile eser arasına girmez. Okuyucunun dikkati eser üzerinde yoğunlaşır.

Örnek:

"Küçük Ağa başını kaldırdı ve soran gözlerle baktı. Doktor çevik bir davranışla ayağa kalkmıştı. Gidecekti artık. Onun hâlâ soran gözlerine dost gözlerle bakarak:
__ Çünkü, dedi. Küçük Ağa'nın siz oluşu.. yani.. nasıl söylemeli?.. Anlıyor musunuz veya anlatabiliyor muyum bilmem... Sizin gibi genç, güçlü, kuvvetli.. ve bilhassa bilgili, akıllı biri oluşu... Kısacası işte siz oluşunuz benim için hususî bir kıymet ve ehemmiyet taşıyor." (Tarık Buğra, Küçük Ağa)

Özetleme Tekniği:

Varlığı belirgin şekilde hissedilen anlatıcı olayları, kişileri veya diğer unsurları özetleyerek anlatır.

Örnek:

"Ali Rıza Bey, Babıâli yetiştirmelerinden bir mülkiye memuruydu. Otuz yaşına kadar Dahiliye kalemlerinden birinde çalışmıştı.

Belki ölünceye kadar da orada kalacaktı. Fakat kız kardeşiyle annesinin iki ay ara ile ölmesi onu birdenbire İstanbul'dan soğutmuş, Suriye'de bir kaza kaymakamlığı alarak gurbete çıkmasına sebep olmuştu." (R.N. Güntekin, Yaprak Dökümü)

Geriye Dönüş Tekniği

Bu teknik genellikle tarihi romanlarda kullanılır. Yazarlar şimdiki zamanda yaşadıklarından dolayı eserlerde şimdiki zaman ağır basar. Bu etkiyi azaltmak için bu teknik sıkça kullanılır. Ayrıca kişiler ve olaylar hakkında bilgi verilirkende kullanılabilir.

Geriye dönüş tekniğinde yazar karakterlerin yerlerin ve olayların geçmişiyle ilgili bilgi vermeyi amaçlar. Bunun yanı sıra karakterlerin romanın içerisinde bir şeyler hatırlamaları da bu anlatım tekniğiyle verilir. Bu anlatım tekniği romanın gerçekliğine önemli ölçüde etki etmesinin yanı sıra, olayların arka perdesiyle veya altyapısıyla ilgili bilgiler verdiği için gelecekte olabilecek olaylar veya kişilerin şu an ki konumlarıyla ilgi fikir sahibi olabiliyoruz.

Örnek:

"Yıldız dolu, berrak bir yaz gecesini hatırladılar. Ağustos ortasında, sıcak bir geceydi. Suyu çekilmiş derede çerçiyle bastırmışlardı. Çerçi korkmuş kaçmış, Dudu Abla korkmamıştı. Yattığı yerden kalkmamıştı bile. İlkin Pehlivan Ali işini bitirmişti, sonra Köse Hasan." (Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde)

Şuur Akışı Tekniği

Bu teknikle karakterin iç dünyası hiç bir kaygı olmada okuyucuya aktarılır. Karakterin duyguları ve düşüncelerindeki değişimler bu teknikle verilir.

Bu teknikte karakterin aklından geçen düşünceler bütün karmaşıklığıyla ve herhangi bir sıra olmadan okuyucuya verilir. Bu sayede okuyucu karakterin psikolojisini ve ruh halini daha iyi anlayabilir ve bazı olaylarla, bu olayların nedenleri arasındaki bağlantıları açıklayabiliyor. Ayrıca karakterin aklında kurduğu planlar ve yapmak istediği şeylerde bu teknikle verilir.

Aşağıdaki örnekte Yusuf köye dönerken Ali'nin ve Hasan'ın ailesine ne diyeceğini düşünmekle beraber kendisini tam bir vicdan muhasebesine çekmiştir. Bir şekilde kendini haklı çıkarmak istemiş ve arkadaşlarının ölümünden sorumlu olmadığına dair önce kendisini inandırmaya çalışmıştır.

Örnek:

"Hasan?
Ali?
Evet ama onlar yoksa, geri dönülmez yollarda kaldılarsa suç onda mıydı? Kader, kısmet, taksirat! O öldürmemisti. Allah biliyordu içini, ölmelerini istememis, aklından geçirmemisti. Köse Hasan'ın avradı, kızı, Pehlivan Ali'nin anası duyup gelecekler, soracaklardı. O öldürmemis, ölmelerini istememisti ama, dinliyecekler miydi bakalım. Ağıt, figan, feryat... Köylü toplanacak, büyük büyük açılan gözleriyle soracaklardı ondan. Nerde Hasan? Ali nerde? Biliyordu diyeceğini, ezberlemisti amma, dinletebilecek miydi? Karı kancık kısmı lâf anlar mıydı? Ölü evine dönecekti evi. Gazocağmı mazocağını çıkaramıyacak, sırtlığı mırtlığı veremiyecekti karısına. Öfkeyle tükürdü yere." (Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde)

Montaj Tekniği

Bu teknikte başkasına ait olan bir yazının tümünün veya bir parçasının aynen eser içine yazımıdır.

İç Monolog Tekniği


Karakterin duygularını ve düşüncelerini belirli bir mantık sırasıyla karakterin ağzından olduğu gibi anlatılmasıdır. Burada karakter kendi kendine konuşur.

Bu teknikte karakterin kendi kendine konuşmalarına yer verilir. Bunun yanı sıra bu teknikle karakterin duygu ve düşüncelerini akıcı ve sade bir biçimde günlük konuşma diliyle öğreniyoruz. Bu teknik karakterin iç dünyasının okuyucu tarafından anlaşılmasında çok önemli bir yer tutar. Çünkü bu teknikle karakter görünmek istediği kişi olarak değil gerçekten olduğu kişi halinde görülüyor.

Aşağıdaki alıntıda Ali'nin Fatma ve Ömer Zorlu hakkındaki düşüncelerini net olarak anlıyoruz ancak bu yöntem kullanılmasaydı normal hikayenin akışında biz ancak Ali'nin görünen yüzü hakkında bilgi edinebilecektik.

Örnek:

"Pehlivan Ali'yi bir türlü uyku tutmuyordu. Sırtüstü uzanmıs cigara içiyor, karanlık kulübede cigarasının atesi kırmızı kırmızı yanıp sönüyordu: "Fatma gibi avrat var mı? Yusuf'un emmisinin avradı da ne ki? Vızırtı. Lâkin su amele çavusu olmamalı felekte... Ömer tövbe sevmiyor amele çavusunu. Benimle arası iyi. Besliği para günü vermezse vermesin. Feda olsun. İsterse yine veririm, yine isterse yine. Feda olsun.Fatma'nın eri. Fatma gibi avrada ben olsam yemez yediririm, giymez giydiririm. Lâkin ne avrat ya!" (Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde)

Diyalog Tekniği

Roman akışı içinde karakterlerin birbiriyle yaptıkları konuşmalara diyalog denir.

Bu teknikte karakterlerin birbirleriyle konuşmaları verilir. Karakterler arası çatışmaları veya karakterlerin birbirleri hakkında ki düşüncelerini bu teknik yardımıyla algılıyoruz.

Aşağıdaki örnekte Ali ve Yusuf'un fabrika sahibi hemşehrileriyle ilgili düşüncelerini ve eğer istekleri yerine gelmezse gidip Laz Taşeron'la anlaşacaklarını çok açık bir biçimde anlayabiliyoruz. Zaten bu yöntemin en güzel özelliği karakterlerin sade konuşmaları sayesinde verilmek istenen mesaj kolaylıkla okuyucuya ulaşabiliyor.

Örnek:


" __ Bırakır mıyız isini?
__ Bırakırız tabî.
__ Gözünün yasına bakacak değiliz ya!
__ Niye bakalım? O bizimkine bakıyor mu?
__ Bakar mı?
__ Biz de onunkine bakmayız!
__ Ya bakarsa? dedi Ali.
__ Bakarsa... Irgatbası'dan hakkımızı alırsa mı?
__ Alırsa?
Yusuf düsündü, aklına baska bir sey geldi:
__ O zaman da sen bana bırak, dedi.
__ Ne yapacaksın?
__ Bize daha iyi, daha paralı birer is ver deriz.
__ Temam, ben de bunu düsünüyordum. Verirse?
__ Bu mantar sapkalının verdiği yevmiyelerden fazla olursa...
__ Olursa?
Yusuf kurnazlıkla göz kırptı:
__ Buna gelir deriz ki, böyle böyle, hemserimiz gündeliğimizi arttırdı, dörder veriyor deriz...
__ Bu, gelin ben bes vereceğim derse ya?
__ Kolay. O zaman da ağamıza gider, mantar sapkalı beser veriyor ne diyorsun deriz?
Tamamdı, sehirli mehirli, iste kıstırmışlardı sehirliyi" (Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde)

Leitmotif: Kişileri ve nesneleri sembolize eden sürekli tekrarlanan ve simgeleşen nesnelerdir.

Leitmotif edebiyatımızda sıkça kullanılan bir anlatım tekniğidir. Bu teknikte nesne istenilen/arzulanan bir eşyayı sembolize eder ve sürekli kitabın içerisinde tekrar edilir. Genellikle bu nesne gerçek hayatta fazla önemli bir şey olmazken kitaplarda çok önemli bir nesneymiş gibi gösterilir ve karakterlerin yaptıkları şeyler bu nesneyle ilgili olur.