Latincesi Astrolab / "Yıldızyığan" olan veya günümüz Türkçesinde ki seslendirilmesi ile ilk usturlaplar'a rastlamaktayız. Bu zaman aralığındaki en önemli manüeller, MÖ yaklaşık olarak 1000 yılında tamamlanmış olması gereken astroloji Sembolizmin ilk referansı olan ENUMA ANU ENLİL ve MÖ 800 ve 686 yılları arasında tamamlanan astronomik seri MUL.APİN ortaya çıkıyor. MUL. APİN içeriğinde şimdiki adıyla, Uranüs, Neptün Pluto dâhil günümüzdeki "12 Planet" in Yörüngeleri Yörünge Seyir zamanlarını doğru olarak tanımlanabildiği görülüyor.


Eski mabetlerde (Mezopotamya, Mısır, Çin) yapılan çalışmaların içinde astronomik gözlemlerin yeri çok önemliydi. Hatta bazı mitolojik öykülerin (Herkül ve Altın Post gibi) çıkış noktası Güneş'in Zodyak kuşağı boyunca ilerlemesidir. Ayrıca Mısır hiyeroglifleri, Kalde çivi yazısı ve eski Çin alfabesindeki bazı karakterlerin bazı takım yıldızların şekillerinde olmaları da çok ilginçtir.


Astrolojinin geçmişine dair bilinen arkeolojik veriler MÖ 3500 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bugün bu konularla ilgili bilgiler Batı kaynaklarından tercüme edilse de, Batı'nın referans noktası Doğu kültürleridir. Örneğin, Roma / Grek Mitolojisi ve arketipleri ve olayları hatta bu olayların detayları Sümer kaynaklarıyla çok benzerlik göstermektedir.


Bilindiği gibi tarih yazının bulunmasıyla başlar. Ancak insanlar kafalarını gökyüzüne çevirdikleri ilk andan itibaren astroloji vardır. Çok uzun yüzyıllar boyunca astronomiyle beraber yol almıştır.


Bu arada, daha önce belirttiğimiz üzere Güney Amerika gibi coğrafi açıdan Ortadoğu'dan oldukça uzak bir yerde de Venüs takvimi kullanılması ve ayrıca İncil'de Hz.İsa'nın kendisi için "Ben Davud'un kökü ve zürriyeti, Parlak Sabah Yıldızıyım (Venüs)". gibi bir ifadede bulunması da Venüs'e verilen önemin yoğunluğunu vurgulamak açısından ilgi çekicidir.


İlk etapta Ay'ın ve Güneş'in hareketi, ekinoks yani gündönümlerin yaşanmasıyla mevsimlerin oluşması, tutulmalar ilgi çekmiştir. En eski dönemlerde MÖ 15.000 yıllara ait olduğu sanılan hayvan kemikleri üzerinde Ay fazlarının kazındığını görmekteyiz. Tarım faaliyetlerinin artmasıyla bu kalıntılarda artmıştır. Bu dönemde insanlar ekim, dikim yapmak için Ay hareketlerinden yararlanmaya, bundan anlamlar çıkarmaya başlamışlardır.


Astroloji, gezegen ve yıldızların insanların üzerindeki etkisini yorumlayan bir bilim dalıdır. İnsanoğlunun yazılı tarihinin başından beri var olan astroloji bilimlerin en eskisidir.


Astroloji kader değildir, herşey insanın kendi elindedir. Astroloji dönemleri inceler, fırsat alanlarını, şanslı zamanları, doğum haritanızda sizi kısıtlayan, zorlayan alanları, gecikmeleri gösterir. Sonuçta nasıl hareket edeceğiniz, neler yapacağınız hepsi sizin iradeniz içindedir. Gezegenlerin iyi açılar yaptığı şanslı dönemlerde, hiçbir şey yapmadan oturursanız bu fırsatları kaçırabilirsiniz. Aynı şekilde gezegenlerin zorlayıcı etkiler yaptığı dönemlerde gerekli gayret ve azmi gösterirseniz tüm zorlukları aşabilir, farkında bile olmadığınız içinizdeki gücü ortaya çıkarabilirsiniz.


Sözlü tarih olarak da nitelendirebileceğimiz, mitolojik kaynaklara bakıldığında da birçok önemli bilginin gökyüzünden alındığını görmekteyiz. Gerek Yunan, Roma mitolojisi olsun, gerek Kızılderili, Maya, Çin mitolojileri, bir şekilde gökyüzündeki aynı yıldızları hayali olarak birleştirmişler, yaklaşık olarak aynı takımyıldızları saptamışlardır. Bu inanılmaz uyumla birlikte, insanların bu takımyıldızlara bakarak, benzer hikâyeler oluşması da hayret vericidir. Gökyüzünün konumundan dünyada alınacak dersleri çıkarırken, medeniyet, yerleşim farkları çok az etkili olmuştur. Bu sözlü kaynaklar, mitolojiler hayranlık oluşturacak bir şekilde, halen günümüzde etkili olmaya devam etmektedir.


Tabletin içerdiği kehanetlerde 584 gün olan Venüs döngüsü, yani Venüs'ün ufuk çizgisinde ilk göründüğü ve kaybolmadan önce son göründüğü zamanlar, referans olarak büyük ölçüde kullanılmıştır. Venüs bu tür bir döngüyü tamamlayıp gökyüzündeki orijinal (başlangıç) yerine 584 günde döner. Doğuda son göründüğü noktada Dünya'ya çok yaklaşır ve kaybolur. Yaklaşık iki ay sonra bu defa batıda görünmeye başlar. Batıda yaklaşık sekiz ay görünmeye devam eder, sonra tekrar kaybolur, ve yaklaşık iki hafta sonra tekrar doğuda görünerek döngüyü tekrar başlatır.


Şimdi, Mezopotamya'dan itibaren konuyu kısaca inceleyelim.


Daha kalıcı verilere bakmak gerekirse, Stonehenge, MÖ 3000'lerden kalma taş anıtlar olarak dikkat çeker. Bir çember etrafına özenle yerleştirildiği belli olan anıt taşlardan birçoğu halen ayaktadır. Stonehenge'in girişinden geçen ekseninin yaz dönencesindeki (21 Haziran) gündoğumuna doğru konumlandırılmış olması dikkat çekicidir.


Yine aynı dönemden kalan ama daha az bilinen bir yapı olan, İrlanda'daki Newgrange anıtının kış dönencesindeki (21 Aralık) gündoğumuna yöneltilmiş olması ilginçtir. Her iki anıtta da astrolojik bazı donelerin ortaya koyulduğu, dönemin Kelt rahipleri tarafından bazı yorumlamalarda bulunulduğu düşünülmektedir.


En eski astrolojik doküman olan Enuma Anu Enlil'in yazılış tarihi MÖ 1800–1500 arasıdır. 7.000 göksel işaret ve gözlemden oluşan bu tabletlerde göksel gelişmelere paralel yorumlama geleneğinden kalıntılar vardır.


Daha sonraki dönemlerde çeşitli kalıntılar günümüze değin gelmiştir. Şu anda kalıntıları British Museum'da sergilenen, MÖ 1600'lerden Babil Kralı Amisaduka döneminden kalan Venüs Tabletlerinde hem çeşitli gözlemler, hem de açıkça yorumlamalar bulunmaktadır.


MÖ 700 öncesinde Kral Asurbannipal tarafından hazırlatılan 15 tablette çok sayıda gözlem ve yorumlarda bazı astrolojik düzenlemelere rastlanmaktadır. Bir diğer Babil kalıntısı MÖ 687'e ait Mul Apin'dir. İlk yıldız katalogu olarak tanınır. Tabletlerde zamanından 600 yıl öncesine giden gözlemler sayesinde geleceğe yönelik basit yorumlar yapılmıştır.


MÖ 410 yılında ilk horoskop yani doğum anı haritası Babil Kralı Shuma-Usur'un oğlu için yapılmıştır. Yükselen burç kullanılmasa da, harita kısaca iyi, kötü olarak yorumlanmıştır. Akabinde yükselen burç kavramı gelişmiş, bazı matematiksel teknikler astrolojik düzenlemelerde kullanılmaya başlamıştır.


MÖ 280 İlk Astroloji Okulu Babilli (Kaldeli) rahip Berossus tarfından Kos adasında kurulmuştur. Astroloji'nin batıya yayıllmasında önemli bir basamak olmuştur.


Söz konusu tablette hem kehanetler hem de gözlemler yer almaktadır. Örnek olarak aşağıdaki metni okuyabilirsiniz:

Arahsamna ayında, 11 inci günde, Venüs doğuda kayboldu. İki ay...gün gökyüzünden uzak kaldı. Tebeti ayında, ....günde, batıda görünmeye başladı: bu yılın hasatı bol olacak.

Tabletin Babil kralı Ammisaduqa zamanında yazılması ve büyük ölçüde Venüs'e endeksli olması nedeniyle tablete akademisyenler arasında "Ammisaduqa Venüs Tableti" dendiği de olur.


Astrolojinin Mezopotamya'daki gelişimini incelemeye bilinen en eski astrolojik doküman olan ENUMA ANU ENLİL isimli antik Babil tabletini kısaca gözden geçirmekle başlamakta yarar vardır. Tabii ki burada bir parantez açarak akademik çevrelerin belirli standartlara göre kabul gösterdikleri en eski astrolojik doküman demek gerekir. Yoksa, örneğin, Mısır'da ortaya çıkartılmış en eski "Yıdız Tabloları", M.Ö. 4200 yıllarına kadar eskilere gider. Kuşkusuz bunun dışında farklı görüş ve iddialar da vardır.


Öncelikle Ay'ın günlük hareketlerinin gözlemlenmesi ve evrelerinin tesbitinden sonra, Güneş'in hareketlerini (tabii ki jeosantrik açıdan -dünya merkezli- bakıldığı için hareketli gözüküyor), takım yıldızları nirengi noktası alarak izlemişlerdir. Bunun yanı sıra çıplak gözle takip edilebilen 5 gezegeni de (Merkür, Mars, Venüs, Jüpiter, Satürn) gözlem altına almışlardır. Bu noktada her bir gezegen Babil Panteonundaki bir tanrı ile eşleştirilmiştir. Örneğin Sin: Ay tanrısı, Şamaş: Güneş tanrısı, İştar: Venüs -Cennetin kraliçesi, Nergal: Mars -Ölülerin Efendisi, Ninurta: Satürn -Mars'ın kardeşi ve Marduk; Jüpiter -Babil'in kurtarıcısıydı. Panteondaki tanrılarla gezegenlerin eşleştirilmelerinden itibaren astrolojik sembolizm açıkça ortaya çıkmaya başlamıştır. Ayrıca derecelendirilerek 12 eşit parçaya bölünen ilk bilinen zodyak tableti MÖ.419 yılına ait olmasına rağmen, 12 burca ait özellikleri içeren bir çeşit zodyak şeması da MÖ. 6 y.y. tarihli Kambis tabletlerinde yer almıştır.