YAŞANTIMIZDA TERBİYE VE NEZAKET

SEVİLMEK VE SAYILMAK: (...) Terbiye ve nezaketin temeli, öbür insanlarla olan münasebetlerimizde bencilliğimize hâkim olmak, kişiliğimizin dikenlerini mümkün olduğu kadar yok etmeye ya da törpülemeye ve maskelemeye çalışmaktır.

Bizimle her zaman görüşen ve yakın arkadaşlıkta bulunan kimselere karşı nazik ve terbiyeli davranmak hususunda daha çok dikkatli olduğumuz hâlde, tanışmadığımız topluluklarda bencillliğimiz her zaman ön plandadır. Nezaket; sadece sevdiğimiz eşe dosta karşı değil, her şahsa karşı gösterilmelidir.

Nezaket ve terbiyenin temelinde her zaman başkalarına iyilik edebilme düşüncesi gizlidir; bundan ayrı bir nezaket düşünülemez. Gerçek terbiye ve nezaketin hiçbir yapmacık yönü olamaz. Bu da sevilmek ve sayılmanın esasını teşkil eder.

(...)

KENDİNİ METHETMEK: Nazik ve terbiyeli bir insan, karşımızda her zaman sevimli ve saygıdeğer bir kişi olarak varlığını duyurduğu hâlde, bu kişiliğin nitelikleri ve önemi üzerinde ağzını açıp da bir tek söz söylemez; zaten söylese de söylemese de yanındakilere kişiliğini her zaman kabul ettirmesini bilir.

(...)

HOŞGÖRÜLÜK VE İYİMSERLİK: Hoşgörülük; terbiye ve nezaketin temellerindendir. Olur olmaz sinirlenerek dosta, yabancıya çatmak, ders ve öğüt vermeye çalışmak, nezaket ve görgü kuralları ile bağdaşmaz.

(...)

İNANÇLARA SAYGI: Kalabalık insan gruplarının bulunduğu yerlerde büyük tartışmalara sebep olacak din, politika, mezhep, ırk konuları üzerinde hiçbir vakit yüksek sesle konuşulmaz. Başka dinlerde, mezheplerde olanları kendi din, mezhep ve düşüncenize aykırı olduklarından küçümsemeyiniz. Kişilerin fikir ve inançlarıyla alay etmek, terbiyeli ve olgun insana yakışır bir davranış değildir. Herkesin bizden başka türlü düşünebileceğini kabul etmek zorundayız.

(...)

KİBİRLİLİK: (...) Olgun insanda nazik ve terbiyeli olmak ilk temel niteliklerdir. Nezaket ve terbiye, böyle kimselerin üstünlüğünü hiçbir vakit karşısındakilere duyurmaz.

(...)

BAŞKALARINI RAHATSIZ ETMEK: Nazik bir insan sadece kendi evindeki kimseleri rahatsız etmekten çekinmekle kalmaz, çevresindekilerin hoşlanmadığı davranışları yapmaktan da uzak durur. Komşu evlerinde hastalar, gürültüden hoşlanmayanlar bulunabilir; bunları düşünmemek ve rahatsız etmek en önemli nezaket kaidelerine aykırıdır.

Radyoyu, televizyonu ve her çeşit müzik araçlarını, başkalarının rahatını kaçıracak şekilde kullanmak nazik insanlara yakışmaz.

SÖZÜNDE DURMAK: Nazik insanın ilk yapacağı işlerden biri de verdiği sözü tutmaktır. Randevusuna vaktinde gelmeyen bir kimse, kişiliğinden çok şey yitirir. İlk önce yitirdiği, başkalarının kendine karşı duyduğu güvenin sarsılmasıdır. Güven, modern insanın başarılarını sağlayan en önemli unsurların başlıcasıdır.

DEDİKODU: Dedikodu, bütün dünyaya yayılmış eski bir hastalıktır. Toplum hayatında nahoş vaziyetler doğuran, çoğu zaman iftira ile birbirine karışan dedikodu, önlenmesi gereken sosyal bir derttir. Her şeyden önce, insanın bu iftira ve dedikodu yapılan yerlerden, dedikoducu olarak tanınmış kimselerden uzak durması lazımdır.

(...)

SAMİMİYET: Samimiyet açık kalpliliğin bir ifadesidir. Duygularını riyadan ve dalkavukluktan uzak olarak belirten kimse, çevresinin itimadını kazanır. İçten gelme bir gülüş, bir söz, bir hareket, bir anda her şeyi kazandırır. Samimiyet, her şeyden önce insanın kendi şahsiyetini tartan bir terazidir. Zira inanmadığı duyguları ifade etmek ruhi düzensizliğe delalet eder. Bazı insanlar, içten gelen sevgi ve takdiri bir tarafa bırakarak samimiyetsiz bir dalkavukluk yoluna giderler. Şunu bilmelidir ki hiç kimse dalkavukluk edilmesinden ve samimiyetsizlikten hoşlanmaz. Samimiyeti, yakınlık görmek ve göstermek veya içli dışlı olmak anlamında ele alırsak bunun aşırı ve çirkin bir hâli olan laubalilik, hiçbir zaman hoş görülmeyen bir hareket tarzıdır.

Hatırdan çıkarmamalı ki görgülü bir insanın şahsiyeti ancak samimi davranışlarla tekâmül eder ve olgunlaşır.

BAYANLARA SAYGI: Bayanlara karşı nazik davranmak bir erkeğin dünyada göstereceği inceliklerin en başında gelir. Bayana karşı nezaket ve saygı göstermesini bilmeyen bir erkek, hayatın hiçbir alanında incelik ve zarafet gösteremez. (...) Erkek, kadının en büyük koruyucusu olmalıdır. Kadınlara karşı kırıcı ve sert olan bir erkeğin, toplumda nazik ve terbiyeli bir insan olarak tanınması imkânsızdır.

Bayanlar da en küçük meselelerde son derece hissî davranarak hiçbir şey düşünmeksizin sert davranışlarda bulunmamalıdır.

RİCA ETMEK: (...) Birinden sözle ya da yazıyla bir dilekte bulunurken istenen şeyi, açık ve sade bir dille ve saygılı bir anlatımla belirtmeli, ince ve inandırıcı sözler kullanılmalıdır.