Parlamenter Sistem, Parlamento Nedir?
+ Konuya Cevap Yaz
Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,570

    Parlamenter Sistem, Parlamento Nedir?


    PARLAMENTER SİSTEM NEDİR? PARLAMENTO NEDİR? ÖZELLİKLERİ

    Parlamenter sistem, PARLAMENTER REJİM olarak da bilinir, yasama ve yürütme arasında yumuşak bir güçler ayrılığı, denge ve işbirliği kuran yönetim biçimi. Temsili sistem yasama ve yürütme ilişkileri açısından, güçler birliği (meclis hükümeti ya da konvansiyonel sistem) ve güçler ayrılığı rejimleri olarak iki farklı görünüm alır.

    Güçler ayrılığı rejimlerinin katı biçimi olan başkanlık sisteminde yasama ve yürütme ilişkileri en alt düzeyde tutulmuştur. Bu organlar adeta birbirlerine sırtlarını dönerek çalışırlar. Güçler ayrılığının yumuşak biçimi olan parlamenter sistemde ise bu organlar arasında eşitlik, denge ve işbirliği vardır. Dolayısıyla birbirlerinden kopuk ve bağımsız olarak değil, çoğu kez işbirliği halinde çalışırlar. Ayrıca birbirlerine karşı kullanabildikleri etkileme araçlarına da sahiptirler. Parlamentonun hükümeti düşürebilmesi, buna karşılık yürütme organının da belli koşullarda parlamentonun feshine gidebilmesi bu karşılıklı silahların başlıcalarıdır.

    Parlamenter sistem belli bir kuramın yaşama geçirilmesi biçiminde değil, pratik ve deneysel gelişmelerin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Parlamenter sistem, parlamentoların beşiği sayılan İngiltere'de doğmuştur. Parlamenter rejim ana çizgileriyle ilk olarak 18. yüzyıl İngiltere'sinde belirginleşmiş, daha sonraki yüzyılda da Avrupa'ya yayılmıştır. Parlamenter sistemin doğuş özelliklerinin başlıcası mutlak monarşiye ve hükümdara karşı halkı temsil eden bir parlamentonun doğup gelişmesi, yasama yetkisini kuşanması ve hükümeti denetler duruma gelmesidir. Doğumu bakımından pratik ve önceden tasarlanmamış birtakım siyasal ve toplumsal gelişmelerin ürünü olan parlamenter sistem, 20. yüzyılda pek çok ülkede, özellikle Kara Avrupası'nda anayasalar eliyle hukuki kalıplara dökülmek istenmiş ve bu anlamda kuramsal düzeltme çabalanma da konu olmuştur. Parlamentarizmin ussallaştırılması olarak adlandırılan bu yeni çığır 1919 Weimar, 1949 Bonn, 1958 Fransa Beşinci Cumhuriyet anayasalarında en tipik ifadelerini bulur. Bu ve benzeri örneklerde güdülen amaç, yazılı kurallarla çemberlenen parlamenter rejimin hükümet istikrarsızlıklarından korunmasını sağlamak ve bir ölçüde de yürütme organının güçlendirmektir.

    Parlamenter sistemde yasama ve yürütme organları arasındaki işbirliği organik ve işlevsel biçimler gösterir. Organik işbirliği bu organların birbirlerinin kuruluş ve varlıklarına belli ölçülerde karışabilmesi anlamındadır. Hükümetin ve bazen de cumhurbaşkanının parlamento içinden seçilmesi, başbakan ve bakanlar kurulu üyelerinin parlamento içinden çıkması yasama organının yürütmenin organik oluşumu üzerindeki etkisine örnektir. Buna karşılık, yürütmenin belli koşullarda parlamentonun görev süresine son verebilmesine olanak sağlayan fesih yetkisi de yürütmenin yasamanın organik oluşumuna müdahale hakkını gösterir. İşlevsel işbirliği özellikle yasaların hazırlanmasında ortaya çıkar. Başkanlık sisteminde yürütme organının yasama meclisi içinde bu alanda herhangi bir rol ve yetkisi yokken, parlamenter sistemde yasaların yapılmasında yürütme organı da belli ölçüde rol oynar. Günümüzde yasaları büyük ölçüde hükümetlerce hazırlanması bunun en belirgin göstergesidir. Hükümet yasaların mecliste görüşülmesi sırasında da kendi tasarısını savunma, açıklamalarda bulunma gibi yollarla yasama sürecini etkileme olanağına sahiptir. Yasaların parlamentoca kabulünden sonra yürütmenin, daha doğrusu devlet başkanının onayına sunularak yayımlanması yürütmenin yasalaştırma süreci içinde oynadığı bir başka önemli roldür.

    Parlamenter sistemlerde yürütme iki başlıdır: Devlet başkanı ya da cumhurbaşkanı ile başbakan ve bakanlar kurulu. Bazı sistemlerde başbakan değişik adlarla anılabilir (örn. Almanya'da şansölye, Fransa'da Beşinci Cumhuriyet'te bakanlar kurulu başkanı). Yürütmenin iki başlı bir organ görünümünde olmasına karşın, sembolik bir konumu olan devlet başkanı ya da cumhurbaşkanı, kural olarak, devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü temsil etmekten öteye bir yetki taşımaz. Bu bağlamda yürütme organı açısından iki başlı görünen parlamenter sistem gerçekte tekçi (monist) bir karakter gösterir. Klasik parlamentarizmde devlet başkanı etkin politikanın dışında kalır; yürütmenin asıl başı olan başbakan ve bakanlar kurulu ona karşı değil, yalnız parlamento önünde sorumludur.


    Parlamenter rejimde devlet başkanı soya dayalı olarak bu makama gelen bir hükümdar olabileceği gibi seçimle gelen cumhurbaşkanı da olabilir. İngiltere, Belçika, Hollanda, Danimarka, İsveç, Norveç gibi meşruti monarşiler bunların birincisine, Fransa, Almanya, Avusturya, Portekiz, Yunanistan, Türkiye gibi parlamenter cumhuriyetler de İkincisine örnektir.

    Parlamenter rejimde devlet başkanı siyasal bakımdan sorumsuz olduğundan kendine tanınmış görünen yetkileri tek başına kullanamaz. Bu yetkiler ancak başbakanın ve ilgili bakanın da destek imzalarıyla oluşan kararnamelerle kullanılabilir. Devlet başkanlarının siyasal bakımdan sorumsuz olması meşruti monarşilerde mutlak, parlamenter cumhuriyetlerde ise istisnası olan bir kuraldır. Cumhurbaşkanı hukuki ve cezai sorumluluğa bağlıdır; ayrıca göreviyle ilgili alanlarda da vatana ihanet durumunda cezai sorumluluğu vardır.

    Devlet başkanının parlamenter rejimde oynadığı en önemli rol yasama ve yürütme organları arasında uyuşmazlık çıktığı durumlarda hakemlik yapmasıdır. Bu, özellikle, belli koşullar gerçekleştiğinde yasama meclisinin feshedilmesinde devlet başkanının oynadığı rolde kendini gösteren bir etkinliktir.


    Parlamenter rejimde bakanlar kurulu siyasal açıdan parlamento önünde sorumludur. Bu sorumluluk, her bakanın kendi görev alanını ilgilendiren bireysel sorumluluğu ile bakanlar kurulunun genel politikasından dolayı sorumluluğunu ifade eden kolektif sorumluluk biçiminde iki türlüdür. Siyasal sorumluluğun özü, parlamentonun güvenine sahip olmayan bir bakanlar kurulunun görev başında kalamamasıdır. Bu güvenin bulunup bulunmadığı göreve başlarken ve görev sırasında yapılan güven oylamalarında belli olur. Bakanlar kurulunun görevi sırasında kendisine karşı güvensizlik önergesi ya da gensoru önergesi verilebilir. Bunların gereği olarak yapılan güven oylaması sonucunda hükümetin göreve devam edip edemeyeceği anlaşılır. Ayrıca bakanlar kurulu da dilerse parlamentodan güven isteminde bulunabilir. Parlamenter rejimlerde hükümetin istikrarım sağlamak ve krizleri önlemek düşüncesiyle, hükümetlerin güvenoyu alması genellikle basit çoğunluk, düşürülmesi ise salt çoğunluk koşullarına bağlanmış, böylece kurma kolaylaştırılmış, düşürme ise göreli olarak zorlaştırılmıştır. İki meclisli sistemlerde bakanlar kurulu bu meclislerden aristokratik değil, demokratik yapılı olana (İngiltere'de Avam Kamarası), her iki meclis de demokratik karakterde ise bunlardan birincisine (Türkiye'de 1961 Anayasası) ya da her ikisine (Fransa'da Üçüncü Cumhuriyet, İtalya'da 1948 Anayasası) karşı sorumlu tutulmuş olabilir.

    Fesih mekanizması parlamenter sistemin başlıca denge araçlarındandır. Bu kurum, yasamaya karşı sorumlu olan yürütmenin elinde bir karşı silah niteliği taşır. Zaman zaman caydırıcı bir rol de oynayan fesih yetkisi yasama organım ihtiyatlı davranmaya ve hükümet istikrarına özen göstermeye teşvik eder. Bazı parlamenter rejimlerde fesih yetkisi devlet başkanına (Fransa'da Beşinci Cumhuriyet), bazılarında başbakana (Fransa'da Dördüncü Cumhuriyet), bazen de başbakanın girişimi üzerine devlet başkanına (Türkiye'de 1961 Anayasası) verilmiştir.

    Fesih mekanizması bazı durumlarda otomatik olarak da çalışır. Örneğin Türkiye ve Yunanistan'da cumhurbaşkanı seçiminde belli sayıda turda sonuç alınamaması durumunda, Belçika'da da anayasa değişikliği yapıldıktan soma meclislerin kendiliğinden fesholmuş sayılması anayasa hükmüdür. Fesih mekanizması aslında yasama ve yürütme arasında dengeyi sağlayacak ve yürütmenin yasamaya karşı kullanabileceği bir silah olarak ortaya çıkmış olmakla birlikte bu mekanizma anavatanı olan İngiltere'de belli bir işlev sapmasına uğramıştır. İki partili sistemin ve disiplinli partilerin var olduğu bu ülkede yasama ile onun içindeki çoğunluktan çıkmış bulunan hükümet arasında siyasal uyuşmazlığa rastlanmamakta, buna karşılık çoğunluk partisi hükümeti kendisi için seçimlere gitmenin en uygun olduğu dönemlerde fesih kararları almaktadır.

    Fesih mekanizmasının bir benzeri seçimlerin yenilenmesi adıyla anılan usuldür. Türkiye de 1961 ve 1982 anayasalarının benimsediği bu sistemde, fesih kurumundakinden farklı olarak, seçimlerin yenilenmesine karar verilmesiyle birlikte yasama meclisinin ve parlamenterlerin görevi derhal son bulmaz, seçimler yenilenip yeni meclis göreve başlayana değin eski meclisin ve üyelerinin işlevi devam eder. 1961 Anayasası seçimlerin yenilenmesi mekanizmasını gerçekleşmesi çok güç koşulların bir araya gelmesine bağlarken, 1982 Anayasası hükümet istikrarsızlıklarına karşı önlem alma ve yürütmeyi güçlendirme düşüncesinden hareketle bu yetkinin kullanılmasını kolaylaştırmıştır.

    Parlamenter sistem günümüz uygulamalarında, siyasal partilerin varlığı nedeniyle, yumuşak bir güçler ayrılığını öngören klasik anlamından hayli uzaklaşmıştır. Yasama meclislerinde disiplinli parti çoğunluklarının varlığı ve hükümetlerin bunların içinden çıkması nedeniyle, hükümet ile meclis ya da iktidar partisi arasında bir siyasal uyuşmazlığın çıkması olasılığı son derece azalmaktadır. Böylece yasama-yürütme klasik ayrılığı eski anlamını da yitirmekte, bunun yerini iktidar-muhalefet ayrılığı olgusu almaktadır. Bu yüzden günümüzde parlamenter rejimler parlamentarizmin geleneksel ve anayasal şemaları tarafından olduğu kadar günlük siyasal hayatın temel kurumlan olan siyasal partiler ve partiler sistemi tarafından da biçimlendirilmektedir.


    PARLAMENTO

    Parlamento, temsili demokrasilerde, özellikle de parlamenter rejimlerde yasama yetkisini kullanan ve hükümeti denetleyen organ.

    Geniş anlamda parlamento, değişik adlarla anılsa bile bütün temsili rejimlerde var olan ve genel seçimler sonucunda oluşan yasama organını ifade eder. Bu bağlamda, örneğin ABD Kongresi ya da Rusya'daki Halk Temsilcileri Kongresi parlamento kavramına giren yasama organlarıdır. Dar anlamda ise bu kurum daha çok yasama-yürütme ayrılığına ve dengesine dayalı parlamenter rejimlerdeki yasama orgamm ifade eder. Günümüzde parlamento kavramı ve terimi, uluslararası ve ulusüstü toplulukların merkezi ve temsili karar organları (örn. Avrupa Parlamentosu) için de kullanılmaktadır.

    Etimoloji (Kelime Kökeni)

    Parlamento sözcüğünün kökeni İtalyanca olup kanun çıkarma (yasama) gücüne ve yetkisine sahip meclis veya meclislerdir.

    İtalyanca "parlare" (konuşmak) eyleminden türemiş bir kelime olup, "konuşulan yer" anlamına gelir.

    Tarihsel Evrim

    Parlamentonun beşiği olarak kabul edilen İngiltere'de bu kurum I. Edward'm 1295'te halkın şikâyetlerini iletmek ve vergileri belirlemek üzere il, kent ve kasaba temsilcilerini Magnum Concilium adlı krallık meclisine çağırmasıyla ortaya çıktı. 14. yüzyılın ilk yansında Magnum Concilium'daki halk temsilcileri ile soylular ve yüksek din görevlileri ayrı ayrı toplanmaya başladı. Bu arada kralın danışmanlarının yer aldığı Özel Danışma Kurulu da Parlamento'dan ayrıldı. Parlamento'nun yargı işlerini bu kuruma bırakmasıyla yasama işlevi öne çıktı. Daha düzenli biçimde toplanmaya başlayan Parlamento giderek siyasal yaşamın ağırlık merkezi durumuna geldi. Parlamento'nun iki kanadını oluşturan Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası resmen 16. yüzyılda birbirinden ayrıldı. 1688 Devrimi'nden sonra kabinenin ortaya çıkması Parlamento'yu yürütmeyi denetleyen bir organ durumuna getirdi. Parlamento'nun bugünkü yapısı ve işleyişi ise parti sisteminin yerleştiği 19. yüzyılda biçimlendi. İzleyen dönemde Parlamentonun asıl temsili ve yetkili kanadı olan Avam Kamarası, Lordlar Kamarası karşısında daha büyük bir ağırlık kazandı.

    Kara Avrupası'nda modern anlamda parlamento Fransız Devrimi ve Ulusal Meclis'le ortaya çıktı. Bununla birlikte Fransa'da ancien regime (eski rejim) döneminin kurumlan olan Parlemenf'lar ile Etats- Generaux da modern parlamentonun doğumuna bir ölçüde kaynaklık etti. 19. yüzyılda Fransız Devrimi'nin ve İngiliz parlamentarizminin etkisiyle krallardan yasama yetkisini koparan ve seçimle işbaşına gelen parlamentolar bütün Avrupa demokrasilerinin temel anayasal organı durumuna geldiler. Bunlar yasama yetkisinin yanı sıra yürütmeyi, özellikle de hükümeti denetleme gücünü ellerinde topladılar.

    Avrupa 20. yüzyılda, siyasal öğretide parlamentoların sönüşü denen olaya sahne oldu. Bunun başlıca nedenlerinden biri karşıt siyasal güçlere bölünmüş olan ve ağır çalışan yasama meclislerinin ekonomik, toplumsal ve siyasal sorunlara acil çözümler getirmede tıkanmasıydı. Bu dönemde parlamentoda çoğunluğu elde eden siyasal partilerin yönetici kadrolarının ve dolayısıyla hükümetlerinin parti meclis gruplarını denetimleri altında tutmaları, parlamentoların yürütme karşısında güçsüzleşmesine yol açtı. Ayrıca Avrupa ülkelerinin ekonomik ve askeri yayılma çabaları da önemli ve acil kararlan daha çok yürütme organında almayı gerekli kılmaya başladı. Bütün bunların sonucu olarak 20. yüzyıl ortalarında Batı demokrasilerinin çoğunda parlamentolar yasa koyucu ve denetleyici işlevlerini eskisi kadar etkin biçimde yerine getiremez duruma düştüler ve daha çok birer görüşme organı niteliği kazandılar. Yürütmenin güçlendirilmesi anlayışı çerçevesinde ortaya çıkan yan parlamenter, yan başkanlık sistemleri (örn. 1958 Fransa Anayasası) bu dönüşümün belirgin örnekleridir.

    Yapı ve İşleyiş

    Bir yasama meclisi olarak parlamento bazı demokrasilerde tek meclisli, bazılarındaysa çift meclislidir. Tek meclisli parlamentoların kökleri Fransa'da, çift meclislilerinki ise İngiltere'dedir. Tek meclisli parlamento modelinin demokratik eşitlik ilkesine daha uygun düştüğü düşünülebilirse de, ülkelerin çoğunda çift meclis sistemi uygulanmaktadır. Hatta Fransa'da bile tek ve çift meclis sistemleri arasında gidip gelindikten sonra, günümüzde seçimle oluşan iki meclisli bir parlamentoya ulaşılmıştır.

    İkinci meclis aristokratik (İngiltere) ya da demokratik (Fransa, İtalya) yapıda olabilir. Federal devletlerde ise parlamentonun çift meclisten oluşması bir zorunluluk olarak ortaya çıkar. Federe devletlerin temsilini ve bunlar arasında bir denge kurulmasını sağlamak amacıyla, federal parlamento, biri bütün ülke yurttaşlarının temsil edildiği, öbürü de federe devletlerin genellikle eşit sayıda temsil edildiği iki meclisten oluşur. ABD, Almanya, Avusturya ve İsviçre parlamentoları bu modelin örnekleridir. Pek seyrek olmakla birlikte sosyoekonomik temele dayalı ikinci meclis tipine de rastlanır (İrlanda). Aristokratik ve korporatif nitelikte olmayan ikinci meclislerin (Fransa 1958, İtalya 1949, Türkiye 1961) varlığı, yasama organı içinde denge ve ılımlılık, yasama faaliyetlerinde de olgunluk sağlama amacıyla açıklanır.

    Türkiye'de gerek Cumhuriyet öncesinde, gerekse Cumhuriyet döneminde tek ve iki meclisli modeller uygulanmıştır. 1876 Kanun-ı Esasi'sinin kabul ettiği iki meclisli sistem Heyet-i Mebusan ve Heyet-i Âyan'a dayanıyordu. Kurtuluş Savaşı ve bölünmez ulusal egemenlik anlayışı gibi nedenlerle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) adı altında tek meclisli yapılar getiren 1921 ve 1924 Teşkilat-ı Esasiye kanunlarından sonra 1961 Anayasası iki meclisli parlamento modelini benimsedi. Bunun başlıca nedeni, egemenliğin kullanılma biçiminin bölünebileceği anlayışına geçilmesi ve tek meclisli bir parlamentonun 1950-60 döneminde yarattığı ileri sürülen güç yoğunlaşmasını dağıtma ve frenleme isteğiydi. Böylece TBMM bünyesinde, büyük bölümü seçilmiş, bir bölümü de atanmış üyelerden oluşan karma yapılı bir ikinci meclis (Senato) oluşturuldu. Daha soma ikinci meclisin yasama işlerini yavaşlattığı ve gereksiz olduğu gerekçesiyle 1982 Anayasasıyla yeniden tek meclis sistemine dönüldü.

    Parlamentoların iç yapısı ülkelere göre değişiklik gösterir. Bu yapılar sırasıyla anayasadan, meclis iç tüzüklerinden ve teamüllerden kaynaklanan kurallarla oluşur ve bunlara göre işler. Parlamentoların günümüzde ortak ve vazgeçilmez alt birim ve organları başkanlık divanı, komisyonlar, siyasi parti gruplan ve teknik personeldir. Başkan ve başkanlık divanı meclis tarafından seçilir. Parlamento başkalarının tarafsızlığı kuraldır. Başkanlık divanı üyelikleri genellikle meclisteki partiler arasında sayısal güçleriyle orantılı olarak dağıtılır. Meclislerin birer iç organı durumunda olan komisyonlar genel-likle uzmanlık alanlarına göre kurulurlar (milli savunma, eğitim, dışişleri vb).

    Meclis komisyonlarının kökleri de İngiltere ve Fransa'ya dayanır. İngiltere'de zayıf ve etkisiz olan bu kurullar Kara Avrupası'nda, başta yasaların hazırlanması olmak üzere daha önemli işlevler görürler. Bazı ülkelerde yasa taslakları öncelikle komisyonlarda görüşülür, bazılarında ise parlamento genel kuruluna geldikten soma ilgili komisyonlara aktarılır. Bu komisyonlar yasa tasarılarıyla ilgili olarak vardıkları sonuçları birer rapor halinde parlamentoya sunarlar.

    Uzmanlık komisyonları genellikle bütün yasama dönemi boyunca faaliyet gösteren sürekli kurullardır. Buna karşılık hükümetin ve yürütmenin denetlenmesi ya da belli konularda araştırma yapılması gibi, zamanla sınırlı görevleri üstlenen komisyonlar (soruşturma ya da araştırma komisyonları ya da komiteleri) işlerini tamamlayınca dağılırlar. Bunlara özel komisyon adı da verilir.

    Çağdaş parlamentolarda siyasal parti gruplan yasama ve denetleme etkinliklerinin belkemiğini oluşturur. Bunlar siyasal partilerin ayrı birer örgütü değil, parlamento içindeki uzantıları durumundadır. Partili parlamenterlerden oluşan parti grupları yasama etkinliklerinin parti görüşleri doğrultusunda yönlendirilmesine çalışırlar. Bazı sistemlerde ise parti gruplarının mecliste görüşülecek bazı sorunlarla ilgili olarak bağlayıcı karar almaları, hatta bu konulan görüşmeleri yasaklanmıştır. Örneğin 1961 ve 1982 anayasalarına göre yasama doku-nulmazlığının kaldırılması meclis başkanının seçilmesi, meclis soruşturması açılması gibi konular parti gruplarında önceden görüşülüp karara bağlanamaz.

    Meclislerin idari ve teknik işleri meclis üyesi kişiler ile teknik personel (yazmanlar, stenograflar vb) tarafından yürütülür.


    Parlamentoların iç işleyişi genellikle iç tüzüklerde belirlenir. Bunların toplantı düzeni iki genel seçim arası dönemi ifade eden yasama dönemi ile bunun yıllara bölünmüş biçimi olan dilimlerden (yasama yılı) oluşur. Parlamentonun belli bir gün boyunca yaptığı toplantı birleşim, o günkü birleşimin çeşitli aralarla bölünen parçalarının her biri ise oturum olarak adlandırılır. Parlamentoların çalışmalarını birkaç ay süreyle ertelemeleri tatil, daha kısa süreyle ertelemeleri ise ara verme terimleriyle karşılanır. Parlamento tatil ya da ara verme durumundayken devlet başkam, meclis başkanı ya da belli sayıda parlamenterin isteği üzerine toplantıya çağrılabilir. Seçilmiş bir parlamentonun görevi yasama döneminin (genellikle dört ya da beş yıl) tamamlanması, erken seçim kararı alınması ya da devlet başkanın anayasal usullere uygun olarak fesih yoluna gitmesiyle sona erer. Fesih mekanizmasına benzeyen ve devlet başkanınca verilen “seçimlerin yenilenmesi kararı ise var olan parlamentonun görevine derhal son vermez; bu meclis seçimlerle yenisi oluşana değin görevine devam eder. 1961 ve 1982 anayasalarının benimsediği sistem budur.

    Parlamentolarda toplantı yeter sayısı genellikle üye tam sayısının yandan bir fazlasıdır. Ancak bazı sistemlerde parlamentonun işleyişinin aksamamasını sağlamak ve muhalefetin engellemelerini etkisiz kılmak amacıyla toplantı yeter sayısının daha düşük tutulduğu da görülür. Parlamentoların karar yeter sayısı oylamaya katılanları yarıdan bir fazlası kuralına dayanır. Bazı önemli kararların alınması ya da seçimlerin yapılması söz konusu olduğunda ise üye tam sayısının salt çoğunluğu ya da üçte iki çoğunluğu gibi özel ve güçlendirilmiş yeter sayılar aranır. Anayasa değişiklikleri ve cumhurbaşkanı seçimi bunların başlıcasıdır.

    Mecliste yasa görüşmelerinde normal usuller dışında öncelik ve ivedilik yöntemlerine de başvurulabilir. Öncelik yönteminde bazı yasa tasarıları, özel önem taşıdıkları gerekçesiyle öbürlerinden önce görüşülür. İvedilik yöntemi ise bir tasarının kabulü için normalde iki görüşmenin öngörüldüğü durumlarda bir görüşmeyle yetinilmesine dayanır. Parlamentoda oylamalar açık ya da gizli olabilir.

    Parlamento üyelerinin ve özellikle muhalefete mensup olanların yasama ve denetleme işlevlerini hiçbir etki ve baskı altında kalmadan yerine getirebilmelerini sağlayıcı ve koruyucu mekanizmalar parlamenter bağışıklıkları oluşturur. Bu bağışıklıklar parlamanterlerin oy ve sözlerinden dolayı kovuşturulmamalarını sağlayan yasama sorumsuzluğu (mutlak dokunulmazlık) ile parlamento dışı faaliyetleri sırasında işledikleri öne sürülen suçlardan tutuklanmalarını ya da kovuşturulmalarını yasama organının vereceği karara bağlayan yasama dokunulmazlığı (nispi ya da geçici dokunulmazlık) güvencesidir.

    Kaynakça:

    1. AnaBritannica (parlamento maddesi)
    2. TDK Türkçe Sözlük
    3. T.C. 1982 Anayasası vd.
    .

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
  •