Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Post Kilitli Uygarlık

    KİLİTLİ UYGARLIK - Nejat SOYER

    (Deneme Örneği)



    Dikenli teller, kilitler var oldukça, ben “uygar” diyemiyorum dünyamıza. Nedir uygarlık, fabrikalar kurmak, aracı-gereci her alanda kullanılır kılmak mı? Salt fabrika, araç-gereç değildir uygarlık. Daha az yer kaplayan, daha çok soğutan soğutucu, suyu ısıtan, çamaşırı bir güzel yıkayan, durulayıp kurutan çamaşır makinesi gibi, insanlara ailenin bir "kişisi" gibi tanıtılanlar, uygarlığın teknik yanıdır olsa olsa. Ama, uygarlığın simgesi değildir. Teknik yeniliklerin, yeni buluşların karşısında değilim. Karşı olduğum, uygarlık denince, fabrikaların, uçakların, soğutucuların ve benzerlerinin akla gelmesi, getirilmesi...

    Uygarlığın bilimle, teknikle birlikte bir yandaşı daha olmalıdır. Yandaş demek bile yanlış. Gerçekte, tümünün önünde bir “önder" olmalıdır. Bu önder de, insanlık sevgisi ve insana saygıdır. İnsanı sevmeden, ne yapabilirsiniz? Çıkarı çıkmaz olunca bağırıp çağırmak, insan haklarını dile getirmek, İnsanlara saygılı olmak değildir. Kendi zarara uğrayınca insanlık savunucusu kesilip başkasının başına aynı zarar gelince oralı olmamak, içtensizliktir, gösteriştir en azından. Başka bir ülkede insanların açlıktan, ırk çatışmalarından, savaşlardan kırılmalarına, benim ülkemde değil, deyip aldırış etmemek, uygarlıktan uzak olmaktır.

    Bir insan sevgisidir, insana saygı sorunudur uygarlık. Bilgin, bir yeni buluşla ortaya çıkıyorsa, buluşunu insanlığın yararına kullanabilmelidir. İnsanlığa karşı, iğrenç çıkarların elinde oyuncak olmamalıdır bilim adamlarının çalışmaları. Atom denince, akıllara atom bombası geliyorsa, savaş korkusu koyulaşıyorsa yüreklerde, pek ileri gitmiş sayılmayız uygarlık alanında.

    Bir alışkanlıktır uygarlık. İnsanlığa, insan sevgisine alışmaktır. İnsansız edememektir. Yoksa, suç yasalarını uygulamakla, hırsızı tedirgin ederiz belki, hırsızlığı kaldıramayız, kan davalarını yok edemeyiz. Suçlu denen kişinin eline takılan kelepçe ile her kapının üstündeki kilidin, ülkeleri çeviren dikenli tellerin arasında hiç ayrı gayrı yok. Sokaktaki dilenci ile açlıktan kırılan başka ülkelerin insanları arasında da ayrı gayrı yok gerçekte. Tümü, İnsana, insan sevgisine dayanmayan bir çağın ürünleri, insana yönelmeyen ekonominin doğal sonuçlarıdır. Bu anlayış (anlayış mı?) sürüp gittikçe iyi beslenmiş kişiler açlık sorununu tartışacaklar, görüşecekler, sonra?... Eski tas, eski hamam. Ayrıca, tas delik, hamam yıkık, sular kesik!...

    (Nejat SOYER, Sanat Dergisi, 1975)
    .

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •