+ Konuya Cevap Yaz
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Kayıtsız Üye Misafir

    18 Mart Çanakkale Zaferi ile ilgili en güzel Şiirler

    18 mart ile ilgili en güzel şiirleri paylaşır mısınz bir de şiirde hangi unsurlara dikkat etmeliyiz ya da(edilmeli) çok acilll lütfen

  2. #2
    Kayıtsız Üye Misafir

    Cevap: 18 Mart Çanakkale Zaferi ile ilgili en güzel Şiirler

    BİR YOLCUYA
    Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın
    Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
    Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
    Gördüğün bu tümsek, Anadolu’nda
    İstiklal uğrunda, namus yolunda
    Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.

    Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
    Son vatan parçası geçerken ele,
    Mehmet’in düşmanı boğduğu sele
    Mübarek kanının kattığı yerdir.

    Düşün ki, haşre dek kemiğin, etin
    Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
    Bir harbin sonunda bütün milletin
    Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

    Necmettin Halil ONAN


    Zafer Türküsü
    Yaşamaz ölümü göze almayan,
    Zafer, göz yummadan koşana gider.
    Bayrağa kanının al1 çalmayan,
    Gözyaşı boşana boşana gider!

    Kazanmak istersen sen de zaferi,
    Gürleyen sesinle doldur gökleri,
    Zafer dedikleri kahraman peri,
    Susandan kaçar da coşana qider.

    Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,
    Diriler şerefli, ölüler şanlı!
    Yurt için dövüşen başı dumanlı,
    Her zaman bu şandan, o şana gider.

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL


    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,

    Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

    Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı

    Dedirir-yırtıc1, his yoksulu, sırtlan kümesi
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi

    Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
    Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer

    Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
    Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!

    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
    Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.

    Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela…
    Hani tauna da zuldür bu rezil istila…

    Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,

    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,

    Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz …
    Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.

    Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
    Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.

    Öteden saikalar parçalıyor afakı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.

    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…

    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara, vadilere, saqnak sağnak.

    Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
    Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?

    Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
    Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.

    Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;

    Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;
    “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.

    Asım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

    Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
    O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,

    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

    Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i…
    Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

    Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
    “Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.

    Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab…
    Seni ancak ebediyetler eder istiab.

    “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
    Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;

    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
    Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
    Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;

    Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
    Uzanırken, qece mehtabı getirsem yanına,

    Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,

    Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran…
    Sen ki, İslam’1 kuşatmış, boğuyorken hüsran,

    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

    Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın… Heyhat,
    Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat…

    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

    Mehmet Akif ERSOY


    18 Mart Çanakkale

    Bulutlar sarmıştı her yanı,
    Kapkara bir geceydi,
    Yağmur,bardaktan boşalırcasına,
    Sağnak gibi yaqıyordu,
    Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
    Top,tüfek sesleri,
    Her yanı inletiyordu,
    Mustafa Kemalin askerleri,
    Aslanlar gibi dövüşüyordu,
    Ve Çanakkale kahramanca,
    Düşmana selam veriyordu,
    Kükrüyordu tepeden,
    Mustafa Kemal,
    Vatanıma ayak basacaksa düşman,
    Yaşamanın ne gereği var,
    En son nefer ölünceye kadar,
    Dövüşeceksiniz aslanlar,
    Görecek bütün dünya,
    Ne aslanlar doğururmuş,
    Emineler, Hatçeler, Ayşeler, Fatmalar.

    Ali Osman Yılmaz

Benzer Konular

  1. Atatürk'ün Yazdığı Şiirler
    Konu Sahibi refresh Forum Tarih
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Kasım.2012, 19:55
  2. 31 Mart Olayı (31 Mart 1909)
    Konu Sahibi refresh Forum Tarih
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Kasım.2012, 19:15
  3. Sakarya Savaşı ve Zaferi
    Konu Sahibi refresh Forum Tarih
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Kasım.2012, 18:50
  4. Şiir Yorumlama, Bu şiirler ne anlatıyor?
    Konu Sahibi aReude4dyet Forum Soru-Cevap
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 22.Mayıs.2011, 23:10
  5. çanakkale destanı
    Konu Sahibi edebiyatci Forum Yazı-Yorum
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Mart.2011, 21:04

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
  •