Sponsorlu Bağlantılar
+ Konuya Cevap Yaz
Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Kayıtsız Üye Misafir

    Haber Nasıl Yazılır?

    1) haber nasıl yazılır net cevap
    2) haber yazarken nelere dikkat edilmeli
    3) kaliteli bir haber nasıl olur

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: Haber Nasıl Yazılır?

    Alıntı Kayıtsız Üye Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    1) haber nasıl yazılır net cevap
    2) haber yazarken nelere dikkat edilmeli
    3) kaliteli bir haber nasıl olur
    Haber nasıl yazılır?

    Hiyerarşik bir sıra izlenir.

    47. dakikadaki bir gelişmeyle başlama özgürlüğüne ve bazen de yükümlülüğüne sahipsem, bu demektir ki: Haberde, olayların gerçek kronolojik sıralaması ya hiç rol oynamaz ya da ikincil bir role sahiptir. Zira haber hiyerarşik bir düzene göre yapılandırılır. Olaya ilişkin bilgiler önem derecelerine göre sıralanarak iletilir. Bir taraftan böyle bir yapı hem mantıklı hem de kaçınılmazdır: Bir uçak kazasıyla ilgili habere uçağın kalkış saatiyle başlayamam. Ama diğer taraftan kronolojik sıralamanın bozulması sorun yaratır. Doğal bir anlatıyı alt üst eder. En eski yazın yapıtlarında, İlyada destanında, İncil’de, İzlanda söylencelerinde - asla basit bir tümceyle olay öncesine atıfta bulunulmaz. Dolayısıyla, haber ajanslarının çok fazla değer verdiği, 3. geçmiş zaman da kullanılmaz. Herhangi bir olaydan etkilenmiş bir kişi de gelişmeleri kronolojik sıraya göre aktarmaz (Kennedy öldürüldü!). Daha çok tersi bir durum söz konusudur: Bir kişinin mahkemedeki bir duruşmayı bana ayrıntılarıyla anlatması, duruşma sonundaki kararı bilmesine karşın on dakika sonra söylemesi, sabrımı taşırır. Haber yazarken de doğal yaşamdakine benzer bir yöntem uygulanır.

    Haberin giriş cümlesinin kronolojik sıralamayı bozduğu tartışılmaz. Bazı yerel gazetelerde bu kurala hala uyulmamaktadır: "… tantanalı bir konuşma yaptı. Önce … selamladı…"

    Asıl tartışılan konu ise, haberin ikinci paragraftan itibaren de hiyerarşik olarak, yani zamana uygunluk sırası dikkate alınmadan, düzenlenip düzenlenemeyeceğidir.

    Amerikan haber ajanslarının kesin kuralına göre, haber metni sondan başlayarak kısaltılabilmelidir. Yalnız bu kesin tanımlamanın en az üç sakıncası vardır:

    • Okur, olayın gerçek seyrini hiçbir yerde gözünde canlandıramaz, hatta olayın gelişme süreçlerini, metni çözümleyerek yeniden yapılandırmaya çalışmak da çoğunlukla olası değildir.

    • -miş’li geçmiş zaman ekinin çok sık kullanılmasına neden olur.

    • Ajansların muhabirleri bu kurala öylesine bağlıdır ki, dpa’nın meclis müzakereleriyle ilgili metinleri bile (özel sayfalar için) ilk konuşmacıyla başlamaz; hatta metin yazarının bir kez bile geçmiş zaman kipi kullanmaması yetersizliğinin göstergesi sayılabilir. Yazı işlerindeki yaygın kural böyle öngörüyor. Bizim önerimiz de şöyle: Kim bağımsız davranabilme şansına sahipse mantıklı bir denge kurmaya çalışır - birinci paragraftan hemen sonra, en ideali ikinci paragraftır, tek bir geçmiş zaman kipi kullanarak kronolojik sıralamaya geçer.

    Bu uygulama daha çok, kazalar, cinayetler, siyasi olaylar, davalar ve tartışmalar için uygundur; ama bir konuşmanın ya da bir bildirinin içeriğinin söz konusu olduğu durumlar için değil. Bir siyasetçinin konularını hangi sıralamaya göre aktardığı hiç fark etmez; yani geçmiş zaman kipine gerek yoktur.

    Bir savaş çıktığında, büyük felaketlerde, rehinlerin alındığı olaylarda vs. gazeteci habere ek olarak, her ne kadar ajanslardan elde edilen bilgiler doğrultusunda yeniden oluşturmak güç olsa da, bir "son dakika protokolü" üretebilmek için uygun fırsatı yakalayabilmelidir. Böyle bir şeyi herkes severek okur ve bir anda İlyada destanına özgü o heyecan yaratılmış olur.

    Haber yazarken

    5N-2K kuralına uyulur.

    Haber metni aşağıdaki sorulara yönelik yanıtları içerir:


    • KİM NE yaptı?
    • KİMİN başına NE geldi?
    • NE ZAMAN?
    • NEREDE?
    • NASIL?
    • NEDEN?



    KİM: İsim, titr, görev (bunlar da olmalıdır; çünkü X Bakanlığındaki yetkili", kişinin görevine yönelik bir bilgi vermez). Yazı işlerinin çoğu herkesin tanıdığı siyasetçiler söz konusu olduğunda bile, bu üç öğenin iletilmesinde ısrar ederler. (Amerika Başkanı Bill Clinton). Bazıları da "Amerika" ve "Bill" sözcüklerini gereksiz, hatta yersiz bulurlar.

    5N-2K kuralının iki dezavantajı vardır:

    • Kaynağı dikkate almamıştır. Muhabirin kendi gözlemlerini aktarmadığı durumlarda kaynak belirtilmelidir. Yani, mevcut kuralda, iddia edildiği gibi 5 değil 6 N vardır.
    • Bu pratik kural NASIL ve NEDEN sorularına aynı ölçüde önem verir, oysa çoğu zaman NEDEN sorusu, örneğin bir depremde gereksizdir ve NASIL sorusuna verilebilecek yanıt da her zaman bilinmeyebilir, ilgi çekmeyebilir ve öngörülen metin uzunluğu dışında kalabilir.

    Bunlara ek olarak Reuters ajansının kural kitabı (haber konusunda mükemmel bir rehber) NEDEN ve NASIL sorularının yanıtlarını kuralın diğer öğeleriyle birlikte ısrarla birinci tümceye sığdırmaya çalışmaktansa, haberin ikinci veya üçüncü tümcesinde yanıtlanmasını önerir. Kuralın arıtılmış biçimi şöyledir:

    KİM
    NE
    NE ZAMAN
    NEREDE soruları kesinlikle yanıtlanmalıdır.
    NEREDEN sorusu gazetecinin bizzat gözlemleyemediği olaylarda zorunludur.
    NASIL
    NEDEN sorularının yanıtlanması yeğlenir.

    Hatta yedinci bir soruya yanıt aramak için de uğraşılabilir. Bunun anlamı nedir ? Bundan çıkarılacak sonuç nedir? Böylece haber analiz aşamasına yükseltilmiş olur. Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler 18. Bölümdedir…

    İlk cümlenin optimal düzeyde olması için yoğun çaba harcanır. Bu çok ünlü ilk cümleye -giriş cümlesine- daha önce de iki kez değinildi: Bu tümce kim –ne –ne zaman –nerede sorularının yanıtlarını içermelidir, ama olayın gerçek gelişme sürecini bir anda alt üst eder: Önce uçağın düştüğü bildirilir - kalkış anı daha sonradır.

    Giriş cümlesinin üçüncü önemli özelliği kesinlikle ilginç olmasıdır. Okuru ya da dinleyiciyi metnin diğer tümcelerine, hatta bütününe yöneltebilmek için etkilemelidir. Bu durumda birinci tümce –okullarda ve üniversitelerdeki hakim geleneğin bir diğer zayıf noktası- asla giriş değildir, olayın aslını, bir anda gözler önüne serer ve bu temel öge daima şu üç şeyden biridir:

    • Ya bir olayın etkileyici sonucu - seçim sonuçları, bir spor karşılaşmasının skoru, bir davanın karara bağlanması
    • Ya uzun bir konuşmadaki "tavuk yemi" gibi heyecan yaratan bir pasaj
    • Ya da çorbadaki saç, sıra dışı, dramatik bir şey - mecliste yaşanan şamata, gösterideki kargaşa, sirkteki ölüm atlayışı gibi.

    Duruma göre seçme olasılığı bulunan bu kriterlere özgü sakıncalar 16. Bölümde ele alınacaktır.

    Kaynağa yönelik bilgi nerede yer alır?

    Konuşmalar ya da resmi duyurularla ilgili haber metinlerinde okurun ve dinleyicinin daha ilk cümlede, ya da en geç ikinci tümcede ifadelerin hangi kişiye ya da kuruma ait olduğunu öğrenmesi gerekir. Bu genel bir kuraldır ve mantıklı bir tutumdur. Kaynağın ilettiği bilginin (ikincil bir bilgi gibi) asla bir tümcenin tek ifadesi olmaması gerektiği konusunda uzlaşma hakimdir; "Kohl, X’deki Y derneğinin toplantısında Z konusuyla ilgili bir konuşma yaptı" biçimindeki bir tümce sakıncalıdır. Buna karşın, bu konu başlığı altındaki iki soru farklı yanıtlanmaktadır:

    • Eğer kaynaktan birinci tümcede söz ediliyorsa, hemen isimle mi başlanır? Tanınmayan bir kişi ise asla ("CDU Milletvekili Werner Meyer Lersen dedi ki…").

    Meyer Lersen, şayet ilginç bir ifade kullanırsa habere konu olabilir, oysa o, yalnızca "Başbakan Helmut Kohl’ün görevini devralmak… gerektirir" demiştir.

    Tanınmış bir isim söz konusu olsa bile, ajanslar birinci tümcede genellikle olaydan bahsetmeyi yeğlerler. Bu konuda görüşler farklı olabilir: Kohl’ün yeni yıl mesajı büyük olasılıkla isminden daha az ilginçtir.

    • İkinci tümcede ismin verilmesi ne zaman uygundur? Sıkça karşılaşılan durum: ("CDU gelecek seçimlerde de kazanacak." Duisburg’da iş adamlarına yönelik bir konuşmada Başbakan Helmut Kohl bundan emin olduğunu vurgulayarak…). Ama böyle bir durumda da gazetenin öncelikle bir gerçeği duyurmaya çalıştığı izlenimi yaratılmış olur. Bu nedenle metin yazarları, görüşlerin ve tasarıların dile getirildiği durumlarda, kaynağın ilk tümcede yer alması gerektiğini savunurlar.

    Yetkisi açıkça bilinen bir kaynağın yaptığı açıklama daha farklıdır. Devlet Demiryollarından yetkili bir görevli tren seferleriyle ilgili bir değişikliği kamuoyuna duyuruyorsa, herhangi bir araştırmaya gerek duyulmadan bu kişiye gözü kapalı inanılır. Bu kişinin adı verilebilir (şayet kişisel gözlemlerime dayanarak bu haberi aktarmıyorsam), ancak ne birinci ne de ikinci tümcede.
    Peki uzun bir haber metninde kaynağa ne kadar sıklıkta atıfta bulunmalıyım? Böyle bir durumda da farklılıklar vardır:

    • Bir görüş bildiriliyorsa her paragrafta

    • Yetkili bir ağızdan yapılan açıklamalarda isim vermeye hiç gerek yoktur. ?ayet Devlet Demiryolları yetkilisi, yeni tarifeyle ilgili açıklamasını demiryollarının geleceğe dönük tasarılarını duyurmak amacıyla kullanıyorsa, kaynak önemlidir ve ifadeleri dolaylı anlatımla aktarılır.

    Dolaylı anlatım nedir?

    Dolaylı anlatım, Alman dilindeki soylu ve gazetecilik açısından da son derece kullanışlı bir ifade yöntemidir. Her cümle bana, adım adım yalnızca alıntı yaptığımı ve alıntı yapılan kişinin etrafa duyurmaya çalıştığı boş ve anlamsız içerikten kesinlikle sorumlu olmadığımı anımsatır.

    Bu üstünlüğüne karşın iki de dezavantajı vardır:

    • Pek çok aydın Alman’ın dolaylı anlatım kurallarıyla arası iyi değildir

    • Sade vatandaşlar üzerinde de, çok sık kullanıldığında sıkıcı ve yapay bir etki bırakır.

    O halde editör, dolaylı anlatımı doğru kullanmak için çareler ararken sık kullanımda ısrar etmekten de kaçınmalıdır. Bu konuda yararlanılabilecek üç yöntem vardır:

    • Alıntıyı tırnak işaretleri içinde doğrudan vermek: Okumadaki akıcılık, her paragrafta iki dolaylı anlatım cümlesinin bir doğrudan anlatım cümlesiyle kombinasyonu sonucunda sağlanabilir (çok az muhabir stenografi bildiği için, çoğu zaman bu uygulama gerçekleştirilemez).

    Alıntı doğrudan verildiğinde, öznesi de daima birlikte anılmalıdır. Böylece gerektiğinde, her paragrafta özne yinelenecektir. Tek bir sözcüğün ya da sözcük gruplarının alıntılanması sırasında dikkat etmek gerekir: Çok sık alıntılarda bir tırnak işareti salatası oluşur ki, bu hoş olmayan bir görüntü yarattığı gibi, okumayı da engeller. Bunun dışında genelde tırnak işaretleri ironik söylemleri vurgulamak amacıyla kullanıldığı için, ("başarılı seçim sonuçları") kısa alıntılar da böyle algılanabilir. Radyo televizyonda yaşanan sorun: Tırnak işaretleri konuşamadıklarından, yazı işleri, "ifade ettiği gibi" biçimindeki destekleyici yapılara gereksinim duyar. Bu yardımcı ögeler alıntının doğrudan aktarımını engeller.

    • Dolaylı anlatım kullanımını daha aza indirgemenin ikinci yöntemi de, "Meier’in söylediği gibi…", "Meier’in ifadesine göre…" ya da "Meier’e göre…" kalıplarının kullanılmasıdır.

    Yalnız, "Kohl gelecek seçimleri CDU’nun alacağını söyledi" ile "Kohl’ün ifadesine göre…" tümceleri arasında her ne kadar mantık ve gramatik açısından bir fark yoksa da, psikolojik açıdan birinci tümce riskli bir görüşün açıklanması sırasında korunması gereken mesafeyi daha açık vurgulamaktadır.

    • Dolaylı anlatımı idareli kullanmanın üçüncü yolu ise: "Görgü tanığının ifadesine göre, kaza şöyle gelişti:…" biçiminde yalnızca bir tümce için değil, tüm paragrafı kapsayacak özel bir kurtuluş yöntemidir.

    Haber Dili

    Haber metni yalın, bilinen, anlaşılır sözcükleri içeren, girift olmayan tümcelerden oluşmalıdır.

    Özgül bir gruba ait jargonlar herkesin anlayacağı bir dile çevrilmelidir. Çevrilmesi olası olmayan sözcüklerden kaçınmak gerekir. Zorunlu hallerde sözcükler bir açıklamayla birlikte kullanılmalıdır. Loto sayıları açıklanırken yazı işlerinin kendini korumak amacıyla kullandığı alan dili de standart bir yöntemdir: "Her zaman olduğu gibi, sayılar konusunda güvence verilmez." Eğer amaç tüm dinleyicilerin bu duyurunun içeriğinden kuşku duymalarını sağlamaksa, o zaman aşağıdaki gibi bir ifade daha uygun düşer: "Sizlere doğru sayıları iletip iletmediğimiz konusunda garanti veremeyiz."

    Konuşmacıların girift cümleleri, parçalara bölünerek, bazı durumlarda tırnak işaretleri içinde de verilebilir: Ya çok önemli bir mesaj söz konusu olduğu için, ya da konuşmacının üslubu hakkında okura bilgi vermek için.

    Gereksiz sözcük kullanımı -her zaman kötüdür- haber metninde çekilmez. Oysa haber yazarken bunun tersi geçerlidir, olduğunca az satırla, olduğunca çok bilgi iletmek. Eş deyişle gereksiz ifadelerden olanaklar dahilinde uzak durulmalıdır: "X, yaptığı konuşmada" (başka nerede olabilir ki?) ya da "bu bağlamda" (biz de zaten konuşmacıya, bağlamlardan kopuk konuşmadığı için güven duyuyoruz).

    Gazetecilikteki metin türlerinin tamamına yönelik ayrıntılı üslup önerileri "Yazmak ve Redakte etmek" bölümünde yer almaktadır.

    Haber metni yeni, önemli ve ilginç bilgilerin ilk cümlede yer alabileceği biçimde kaleme alınır. Olayın doğal akışının bu tür bir yapı içinde anlatılması olası değildir. Amerikan haber ajansları bilgilerin önem derecelerine göre iletilmesinden yanadırlar - önemliden daha az önemliye doğru.

    Okuyucular ve dinleyiciler ikinci paragraftan itibaren kronolojik sıranın izlenmesinden hoşlanırlar.

    Haber metninin ilk cümlesinde kim –ne –ne zaman –nerede soruları yanıtlanmalıdır. Bir alıntı söz konusuysa, birinci tümce ya da en geç ikinci tümcede özneye değinilmelidir (nereden?). Nasıl ve neden sorularının da, ikinci tümceden sonra yanıt bulması yeğlenir.

    Birinci tümce asla giriş değildir, olayın esasının ya da metnin tamamının en can alıcı noktasıdır –çorba değil, çorbadaki saçtır.

    Gazeteci alıntı yapıyorsa bu durum, okura ya da dinleyiciye kesintisiz hissettirilmelidir. Bunun için dolaylı anlatım tipik bir yöntemdir, ama başka yolları da vardır.

    Haber dili, kısa ve açıktır. En yalın sözcüklerle, anlaşılması kolay cümleler kurulur. Terimler pek sevilmez, konuşma dilinde karşılıkları bulunmadığı takdirde açıklanmalıdırlar.

    Ayrıca bakınız-> "Haber Yazısı" Türünün Özellikleri

  3. #3
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: Haber Yazma Teknikleri

    Haber Yazma Teknikleri
    Haber yazımında, yayımlanacak aracın özellikleri de göz önünde bulundurularak çeşitli yazım teknikleri uygulanmaktadır. Haber, bir olayın geniş bir kitle tarafından anlaşılmasını amaçladığından, bir olay, yer/zaman kısıtlılıklarını da göz önünde bulundurarak en iyi ve eksiksiz, okurun zihninde hiçbir şüphe bırakmayacak şekilde yazılması gereği bulunmaktadır. Bu amaçla, haberin yayımlanacağı tüm araçlarda uygulanmakta olan beş teknikten bahsedilebilir. Bunlar; ters piramit, düz piramit, dörtgen, konuşma dili ve serbest yazım teknikleridir.

    Ters Piramit Tekniği

    Ters piramit tekniği haber yazma teknikleri içinde en eskisi ve günümüzde en fazla kullanılanıdır. Ters piramit tekniğinde habere ilişkin en önemli ve en can alıcı unsurlar ön plana çıkartılarak ilk paragraflarda, ikinci ve üçüncü derecedeki önemli unsurlara da birbirini izleyen paragraflarda yer verilmektedir. Bu teknikte haberin özeti, girişte verilmektedir. Okumayı kolaylaştırıp tekrarı önleyen, merakı tatmin eden, sayfa düzenini, haberi kesme ve genişletmeyi kolaylaştıran ve haber yazımını hızlandıran bu teknik, bütün haber türleri ve iletişim araçları için uygulama olanağına sahiptir.

    Ters Piramit Tekniği İle Yazılan Haber Örneği

    Başlık:
    İstanbul-Antalya arasında, tren ve otobüs bağlantılı seferler başlatıldı

    Giriş (flaş):
    TCDD’nin, İstanbul-Antalya arasında tren ve otobüs bağlantılı seferler başlattığı ve bu sistemin diğer taşıma şekillerine göre daha ekonomik olduğu bildirildi.

    Haber gövdesi:
    TCDD’den yapılan açıklamada, İstanbul’dan Antalya’ya ya da Antalya’dan İstanbul’a tatile gidecek yolcular için her gün Pamukkale Ekspres trenine Dinar’dan bağlantı sağlandığı ve Dinar’dan otobüslerle, Antalya ve İstanbul’a ulaşım sağlandığı, indirimsiz ücretin 17 milyon 500 bin lira olduğu belirtildi. 60 yaş üzerindeki yolculara, öğretmenlere, öğrencilere, gidiş-dönüş biletlerine, askeri yolcu biletlerine ve özürlü yolcular, basın mensupları ile sporcu gruplarına yüzde 20 oranında indirim uygulanıyor.

    Dörtgen Tekniği

    Bu teknikte amaç, haberde özü vermektir. Neden sorusunun yanıtı haberin girişinde yer alır. Ayrıntılar ise azalan bir sıralama ile sunulur. Konu, açıklayıcı nitelik taşıyan eş değer paragraflar halinde anlatılır. Yorumlayıcı haberler için geliştirilen dörtgen tekniği, daha çok haberci tarafından, haberi anlamlı bir çerçeveye oturtabilmek amacıyla kullanılır. Bu tekniğe göre haberi blok ya da kareler olarak düşünmek gereklidir. Yazılan haberde paragrafların her biri eş değer olduğundan, okuyucu, haberin hepsini okumadan olayın tamamını anlayamaz. Bu teknik daha çok dergi haberciliğinde tercih edilmektedir.

    Dörtgen Tekniği İle Yazılan Haber Örneği:

    Başlık:
    Tatilde tüp bebek sahibi olmak için uğraşıyorlar

    Giriş (flaş):
    Yaz aylarında milyonlarca çift çocuklarıyla tatile çıkmaya hazırlanırken, bazı çiftler ise denkleştirdikleri paralarıyla bebek sahibi olabilmek için uğraşıyor. Haziran ayıyla birlikte tüp bebek merkezlerine başvuru sayısı yüzde 60′ların üzerine çıkıyor.

    Haber gövdesi:
    Milyonlarca çift, çocuklarıyla memleket ziyaretleri ve yaz tatili hazırlığı yaparken, bazı çiftler denkleştirdikleri paralarıyla bebek sahibi olmaya çalışıyor. Tedavinin 1 ay gibi bir zaman gerektirmesi sebebiyle de özellikle çalışan aileler yaz aylarını tercih ediyor. Haziran ayından itibaren tüp bebek merkezlerine başvuran ailelerin sayısı yüzde 60′ların üzerine çıkıyor. Ayrıca, bu aylarda Rusya, Almanya ve Hollanda başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden hastalar da Türkiye’ye gelerek tedavi oluyor. Uzmanlar bu noktada; “Kısırlık tedavisi sürecinde yaşayacağınız bazı maddî sıkıntılar, duygusal iniş-çıkışlarla kendinizi ve evliliğinizi riske sokmayın.” önerisinde bulunuyor.

    Tedavi sürecinde çiftlere öncelikle sabır ve uyum öneren Bahçeci Kliniği ve Alman Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, tıptaki son gelişmelerin birçok çifte anne-baba olma mutluluğu yaşattığını ve ileri yaşta olanların, yıllar önce ‘baba olamazsın’ denilen erkeklerin, genetik hastalığı olan çiftlerin bugün çocuk sahibi olabildiğini belirtiyor…

    Düz Piramit Tekniği


    Bu teknikte haber, bir öykü tarzında başlar ve az önemli unsurlar önce verilerek, olayın detayı haberin sonunda okura sunulur. Düz piramit tekniği, öykülü bir giriş sunabilmesinden dolayı, giriş cümlelerinde yoruma da yer verilmektedir. Bu teknik, daha çok dergi haberciliğinde tercih edilmektedir.

    Düz Piramit Tekniği İle Yazılan Haber Örneği

    Başlık:
    Emekliye işkence

    Haber gövdesi:
    Burası Türkiye. Burada insanın değeri yok. İşte kanıt: SSK, 2000 yılından bu yana işçi emeklilerinin maaş zammını enflasyona endeksledi. Enflasyon ne kadar artarsa, işçi o kadar zam alıyordu. Enflasyon aybaşında açıklanırken, işçiye ayın 20′sinden sonra maaş veriliyordu. Yani, işçiler her ay 20 gün kazık yiyordu. Bir emekli buna itiraz etti. Dava açtı. Alacağını faiziyle istedi. Davayı da kazandı.

    Devlet, her işçi emeklisine, aldığı maaşa göre 90 ile 200 milyon arasında fark ödemeye mahkûm oldu. Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, Yargıtay’a gitti. 21. Hukuk Dairesi emekli lehine karar verdi. Bu karar ‘emsal’ teşkil ediyordu. Yani emeklilerin tek tek dava açmasına gerek kalmadan hepsine gaspedilen farkları ödenecekti. Ama Bakan Okuyan bu kez konuyu Yargıtay Genel Kurulu’na götürdü.

    Şimdi Yargıtay kararı beklendiği için ödeme yapılmıyor. Emeklilerin ise bundan haberi yok. Kimse bilgi vermiyor. Bu yüzden emekliler SSK’ya dilekçe vermek için kuyruğa girdi. Maaş, vizite, ilaç kuyruklarından sonra şimdi de dilekçe kuyruğu işkencesi başladı. Emekliler SSK müdürlüklerinin önünde yaz sıcağında perişan ediliyor. Bakan Okuyan, resmen emeklinin canına okuyor.

    Konuşma Dili Tekniği

    Haberlerin, sesli olarak birbirine anlatılıyormuşçasına sunulduğu radyo ve televizyon haberlerinde kullanılan konuşma dili tekniği, karşıdaki insanlarla konuşuyormuş gibi bir yazma tekniğidir. Konuşma dilindeki gibi basit ve kısa cümlelerle yapılan bu anlatımda edilgen cümleler kullanılmaktadır. Bağlaç kullanımı ve dolaylı anlatım yaygındır. Bununla birlikte haberlerin anlaşılabilir özellikte olması gerekir. Kelime zenginliği yerine, daha az kelimeyle daha çok bilgi aktarılmaya çalışılır. Açıklamalara ve geçmiş hakkındaki bilgilere yer verilmeyebilir.

    Konuşma Dili Tekniği İle Yazılan Haber Örneği

    İzmir’de Konak Belediye zabıtası ve polisin ortak gerçekleştirdiği operasyonda, el konulan 30 bin CD, 1250 derecelik fırında imha edildi. Operasyonu gerçekleştiren Konak Belediye Başkanı İzgi, “Sanata ve sanatçıya saygı için korsan CD ve kitap almayın” dedi.

    Konuşma Dili Tekniği ile yazılan başka bir haber örneği

    Kırıkkale’de, Milli Takım’ın Dünya Kupası’nda çeyrek finale yükselmesi sonrasında gerçekleştirilen kutlamalar sırasında, havaya rastgele açılan ateş sonucu, balkondan kutlamaları izlemek isteyen yaşlı kadın yaralandı.

    Serbest Yazım Tekniği

    Belirli bir tekniği olmayan bu yazım biçimi, yukarıda bahsedilen haber tekniklerindeki sınırlamalara bağlı kalmadan ve bunların standartlarına uymadan, ancak anlaşılır olmak kaydıyla, haberin, muhabirin “içinden geldiği gibi” yazmasıdır. Son yıllarda yaygınlaşan bu tür haberler, daha fazla izlenme savaşı veren televizyonların haber programlarında yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu haberlerde izleyiciler, olayı görmüş ve yaşamış gibi haberin içine çekilmesi yönünde bir haber kurgulaması yapılmaktadır.

    Serbest Yazım Tekniği İle Yazılan Haber Örneği

    Şoför uyudu: 7 ölü

    Spot:
    Çay yüklü minibüsün şoförü uyudu. Araç karşı şeride girdi ve 5 kişilik ailenin bulunduğu özel otomobille çarpıştı. Araçların hurdaya döndüğü kazada, cesetler yola saçıldı.

    Haberi:
    Trabzon’da özel bir çay firması için çalışan 35 yaşındaki Ahmet Şafak, çay paketleriyle yüklü minibüsüyle önceki akşam yine yollardaydı. Dağıtımda görevliydi. Bu kez yanına 60 yaşındaki babası Halim Şafak ve 27 yaşındaki kardeşi Rahman Şafak’ı da almıştı. Karaman’a geldi. Küçük bir molanın ardından gece yarısı Konya’ya yola çıktı. Ancak çok yorgundu, ama siparişleri yetiştirmek zorundaydı. Gaza bastı. Daha 20 kilometre bile gitmemişti ki, uykusu geldi. Şeridinden çıktığını, karşı şeride girdiğini fark etmedi…

    Aynı saatlerde Kerim Çilingir, yanında eşi, kızı, kardeşi ve yengesi ile ziyaretten Karaman’a dönüyordu. Bir an evvel eve varabilmek için o da çok süratli gidiyordu. Üzerlerine doğru gelen minibüsün farlarını gördüğünde direksiyonu kırmak için çok geç kalmıştı… Yollarbaşı Kasabası yakınlarında iki araç şiddetle çarpıştı. Minibüste bulunan Ahmet, babası ve kardeşi ile özel otodaki Kerim, eşi Ayşe, 12 yaşındaki kızı Seda ve kardeşi Hamza Çilingir öldü. Hacer Çilingir ise ağır yaralandı…

Benzer Konular

  1. Cevap: 6
    Son Mesaj : 07.Nisan.2019, 23:20
  2. Deneme nasıl yazılır?
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Soru-Cevap
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 12.Aralık.2017, 21:23
  3. Kelimesi sözcüğü nasıl yazılır?
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Soru-Cevap
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 11.Ağustos.2013, 18:25
  4. Haber yazısı nasıl yazılır?
    Konu Sahibi onurlu94 Forum Soru-Cevap
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 14.Aralık.2012, 17:24
  5. de bağlacı ve de ekinin İmlası, de nasıl yazılır, de ekinin yazılışı
    Konu Sahibi refresh Forum Bir İmlâ (Yazım) Kuralı Ekle
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 27.Ağustos.2012, 12:42

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
  •