Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Aşk Üzerine Yeni Çıkan Kitaplar

    AŞK TUTULMASI
    Solmaz Kâmuran

    İnkılâp Kitabevi, 80 SAYFA

    Solmaz Kâmuran, İnkılâp Kitabevi’nden çıkan son kitabı Aşk Tutulması’nda bambaşka bir dünyanın kapılarını bizim için aralıyor. Dünyaca ünlü Türk ressam Nevin Hirik’in çizgileri eşliğinde bizi masalsı aşklar diyarına sürüklüyor.

    Üç mini öyküden oluşan bu düş kitabı, “Portakal Hanım”ın aşkıyla başlıyor. Portakal Hanım, yazar tarafından bilinçli seçilmiş, okuru yanıltmak isteğiyle kurgulanmış bir isim değil, “Portakal Hanım” gerçekten de bir portakal, turuncu, parlak kabuklu ve bir lunaparkta karşılaştığı moto-kuryeye sırılsıklam âşık...

    Üstelik ne yapıp edip –buna kısıtlı ömrünün bir bölümünü feda etmek de dahil– âşık olduğu adamın evine girmeyi göze alacak kadar da cesur. Aklın sınırlarını zorlayan bu aşk karşılıksız kalmıyor elbette. Kâh sevgilisinin gelişini iple çekerken hasretten yüreği patlayacakmış gibi olan, gözyaşlarını içine akıtan –çünkü meyveler gözyaşlarını içine döker– kâh sevgilisiyle uyurken mutluluktan bulutlara yükselen bu güzel ve turuncu kadın okuyucularını derinden etkileyecek.

    AŞK KIRGINLARI
    Nedim Gürsel

    Doğan Kitap, 144 sayfa

    Nedim Gürsel bir balayı kentini değil mutsuz aşkların mekânı Venedik’i anlatıyor bize…Venedik âşıkların kentidir.Oraya balayına gidilir ve Rialto Köprüsü’nün üzerinde öpüşülür.Ama mutlaka öpüşülür.Yoksa Venedik’e gitmemiş sayılırsınız.Oysa ben, Rialto Köprüsü’nün üzerinde ya da bir gondolda sevgilimle öpüşmek için değil mutsuz ama mutlak aşkların izini sürmek için oradaydım.Venedik tarihten sanat tarihine, mimariden edebiyata, bir yazarın entelektüel dünyasını ve duyarlılığını oluşturabilecek neredeyse tüm çağrışımlara açık bir kenttir. Burada kendi geçmişinizle, anılarla, ardınızda bıraktığınız hayatın karabasanları ve hayaletleriyle de baş başa kalabilirsiniz, edebiyat tarihine mal olmuş destansı aşkların hikâyesiyle de. “Ölü aşkların” demek daha doğru olur belki; yıllarca hayalini kurduğunuz, zihninizde dallanıp budaklanan, nice hazırlıklardan sonra sevgilinizle çıkabildiğiniz Venedik yolculuğunun ertesinde hiçbir şey öngördüğünüz gibi gelişmeyebilir.Kısa sürede cehenneme dönüşür ilişkiniz. Bir an önce kaçıp kurtulmak istersiniz kanallarla örülü bu labirentten.Ama Venedik peşinizi bırakmaz… Nedim Gürsel Aşk Kırgınları’nda bir balayı kentini değil mutsuz aşkların mekânı Venedik’i anlatıyor bize…Thomas Mann, Louis Aragon, Alfred de Musset, Ernest Hemingway ve Marcel Proust... Bu beş büyük yazarın aşklarına beşik ve mezar olan efsanevi kentte bir yolculuğa çıkarıyor okuru…

    AŞK ARTIK BURADA OTURMUYOR
    Nazlı Eray

    Doğan Kitap, 144 sayfa

    Aşk Artık Burada Oturmuyor, on yedi öyküden oluşan bir roman. Birbirine bağlı, birbirinden çıkarak gelişen, düş ile gerçeğin, hüzün ile kara güldürünün içiçe olduğu bu öyküler, patlamış bir roman oluşturuyor. Nazlı Eray, bu öykülerinde bizi aşkın, düşlerin, tutkunun ve yitirişin dünyasında gezdiriyor. Kadın erkek ilişkilerinin en yoğun boyutları, yitirmişken buluvermenin sevinci, bulmuşken yitirmenin şaşkınlığı, kadın dünyasının duyarlılığı, tılsımlı Yunan adaları Kos ve Santorini, kaçmış gitmiş bir adamı yeniden meydana çıkaran hücre mühendisi Nizami Öney, bir hocanın bekleme odasında Marilyn Monroe... İtalyan yönetmen Angelo Savelli, bu kitaptaki öykülerden “Rüya Sokağı”nı yazarın kült öykülerinden “Monte Kristo” ile birlikte L’ultimo Harem (Son Harem) adıyla oyunlaştırdı. 2005’ten beri İtalya ve Türkiye’de sahnelenen oyun, Floransa’da hâlâ kapalı gişe oynanıyor. Belki aşk artık burada oturmuyor, ama Nazlı Eray’ın Rüya Sokağı dopdolu.

    AŞKTAN DA ÜSTÜN 50 FİLM DAHA
    Kırmızı Kedi, 212 sayfa
    “Son On Yılın En İyi Filmleri”, “En İyi Türk Filmleri”, vesaire listelerine hep kuşkuyla yaklaşmışımdır. Güncel filmlerle ilgili bir liste görünce korkarım. Sinemanın en kötü hastalıklarından biri torpildi. Hiç tanımadığımız insanlara yaptığımız duygusal torpiller de dahil. Ama filmlerin üstünden birkaç yıl geçince, pazarın gürültüsü dinip ortalık biraz sakinleşince, kim gerçekten değerli ve kalıcı, kim sadece kuru gürülüden ibaret, belli olmaya başlayınca yapılan listeler ilgimi çeker. Reklamdan, şişirmeceden, ‘hype’tan arınmış filmler, yıllar içinde neredeyse yaratıcılarından bağımsız bir şekilde, kendi başlarına pırıldamaya başlarlar. Eleştirmenler de değerlerini böyle filmleri keşfedebildikleri vakit belli ederler bence. Bu 50 filmlik liste sevdiğim ve değer verdiğim listelerden biri oldu.
    Ümit Ünal

    TÜM ZAMANLARIN EN GÜZEL ÂŞK HİKÂYESİ
    Lucy Robinson
    Çeviren: Eda Aksan

    Altın, 432 sayfa
    ..Her şey kediler, cin ve erkekler tarafından neredeyse mahvoluyordu.Fran’in o gün otuzuncu yaş günüdür ve her şey yolunda gitmektedir. Yakışıklı ve yetenekli erkek arkadaşı cebinde bir yüzükle onu Ritz’e götürecektir. Ama bir şeyler ters gitmeye başlar. Hem de hiç ummadığı kadar ters... Ve gecenin sonunda Fran kendini yatağının içinde, bir elinde ucuz bir brendi şişesi diğer elinde de Michael’ın eski bir çorabına sarınmış ağlarken bulur. Hayatının neden birden tepetaklak olduğunu anlamaya çalışan Fran, garip bir planla karşı karşıya kalır. Bir tacizci gibi davranacak, Nellie adındaki bir yabancıyı gizlice izleyecek ve her gece cin içmeyi engellemek için o çok sevdiği Cin Perşembelerini iptal edecektir. Ama Fran’in arkadaşlarının daha iyi bir planı vardır. Ve daha eğlenceli görünmektedir. Kim bilir belki de bu plan hayatının aşkını bulmasını sağlayacaktır. Sonunda arkadaşlarının teklifini kabul eder. İşte tüm zamanların en büyük aşk hikâyesi böyle başlar...

    DOLUDİZGİN
    Stephanie Laurens
    Çeviren: Nil Bosna

    Epsilon, 296 sayfa
    Dorothea Darent’ın asla evlenmek gibi bir arzusu yoktu… Ta ki ela gözlü cesur bir yabancı onu böğürtlen çalılarının altında öpene kadar.

    Bu öpüşmenin etkisinden kurtulamayan uslanmaz hovarda Hazelmere Markisi, Dorothea Londra sosyetesinin parlak dünyasına adım attığında onun kalbini kazanmaya karar verir.
    Şaşkınlık fısıltıları arasında marki Dorothea’yı ilk valsine kaldırdığında, daha az uygun taliplerin kıskançlık dolu oyunları devreye girecektir.

    Artık Dorothea bir seçim yapmak zorundadır: Ya planına sadık kalıp yalnız bir kız kurusu olacak ya da cesur “yabancısı”nın kollarına koşacaktır…

    HASSAS TEN
    Josan Hatero
    Çeviren: Özgür Esen

    Can Yayınları, 184 sayfa
    Bir âşıktan beklenen şey insana kendini özel ve farklı hissettirmesidir. Sevilen kişi sadece tam o anda orada bulunmaktan başka bir özelliğe sahip değilse bu aşkın ne değeri var? Gerçek aşk bu mudur? Bu konuda bütün uzmanların üzerinde birleştikleri bir şey varsa o da, aşkın hiç de demokratik bir şey olmadığı görüşüdür.

    Katalan yazar Josan Hateronun titizlikle hazırladığı âşıklar kataloğunda kimler yok ki: külkedileri, romantikler, kâşifler, turistler, miyoplar, holiganlar, cambazlar, dalgıçlar, geçerken görülenler, dokunuş yoksunları... Hepsi "arzu" denen şu gizemli ortak paydada buluşmuş, onu kendi karakterlerince tanımlayıp yaşıyor.

    Okuyucuyu birbirinden farklı âşık türlerini keşfetmeye çağırıyor Hatero. Kimi âşıkların birinci ağızdan deneyimleri, Borges ve Calvino izleri taşıyan bu kılavuzu, mahrem ve tutkulu benzersiz bir yolculuğa dönüştürüyor.

    Kaynak: Dumanı üstünde aşk kitapları Kitap Yazısı ve Makale Yorumları Radikal Kitap'ta!

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Cevap: Aşk Üzerine Yeni Çıkan Kitaplar

    Sevgililer için aşk romanları seçkisi

    Don Kişot'un hayallerini süslediği Dulcinea'ya olan aşkı belki romanın ana eksenini oluşturmuyor ama yine de “başlangıç” için önemli. Aşk ve roman ilişkisindeki “başlangıç”! Acaba Don Kişot'un büyük “yanılsama”sının ardındaki ne? Cervantes böyle bir yanılsamayla gerçek yaşama gönderme mi yapmış? Don Kişot'un trajikomik durumu, yaşamdaki “aşk”lar için de mi geçerli? Don Kişot romanı bir aşk romanı değildir, kuşkusuz; ama kahramanımızın dünyayı ve doğayı kendi istediği gibi görmesi, Dulcinea için de geçerlidir (çünkü aslında kaba bir köylü kızıdır!) Aşk ile yanılsamayı yani aldatmacayı bu romanda birlikte görüyoruz. (Düş ile gerçek iç içedir, belki aşk gibi!)

    Genellikle aşk romanları dendiğinde “popüler edebiyat” anlaşılır ve milyonlarca “roman” çıkar ortaya. Aşkı konu alan, temalaştıran edebiyatın merkezindeki romanların da yalnızca adları yazılsa sayfalar sürer. Her okurun çarpıldığı “aşk”lar vardır bu romanlarda. Öznel, kişisel “yargı”lar daha çok etkili olur!

    Değer yargıları altüst
    Choderlos de Laclos'un Tehlikeli İlişkiler'i ahlaki değer yargılarına “ilk” saldırı olarak tanımlanmıştır. Soylular arasındaki entrikaları içeren bu romanın kahramanları Vikont de Valmont ile Marquise de Merteuil, “çarpık” ve tutkulu aşklarının yanı sıra roman boyunca “olay”ları yönlendirir. Adeta Olimpos tanrıları gibi... Sonu kötü biten, “baştan çıkarma” tehlikeli bir oyuna dönüşmüştür.

    Marquis de Sade, Aşkın Suçları'ndan dolayı büyük tepki almış; yapıt, “ahlaksız bir kitap” olarak tanımlanmıştır. Aşkın Suçları aslında uzun hikâyeler toplamıdır ne var ki bir roman bütünlüğündedir. Nitekim Sade, eleştirileri yanıtlarken roman sanatının ikiyüzlü, sapık kişileri türlü yönleriyle anlatmaya, onların ıcığını cıcığını ortaya çıkarmaya yaradığını yazacaktır.

    "Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, Lo-li-ta; dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-li-ta. Lo-li-ta."

    Nabokov'un Lolita'sının ilk satırları böyledir. Bu roman da değer yargılarını altüst eder. Erotik hatta pornografik olarak adlandırılmakla birlikte cinsel tutkunun en önemli klasiklerinden biri olarak da tanımlanmıştır. Öte yandan Simone de Beauvoir, Nabokov'un “ölümcül aşkı” bir kez daha keşfettiğini yazmıştır: Orta yaşlı bir adamla küçük bir kızın (su periciği) yaşadığı aşk.

    Yirminci yüzyılda cinselliği konu alan, bu bağlamda aşkı yazan yazarların başında Henry Miller gelir. Bir zamanlar bizde de yasaklanan romanı Oğlak Dönencesi'ni, tutkunun ve erotizmin romanı olarak anmak gerekir.

    Daha masum (!) romanlar
    Bir kadının aşkından dolayı içine düştüğü tragedyadır bir bakıma Anna Karanina. Aşkı eksene oturtan büyük romanlardan biridir. Ama beni Tolstoy'un öteki büyük romanı Savaş ve Barış'taki Piyer'in Nataşa'ya olan aşkı daha çok çekmiştir. Piyer ikinci sırada, gölgede kalan karakterdir. Aşk onun kişiliğini değiştirir; Napolyon'a suikast yapacak kadar âşık olmuştur Nataşa'ya. Bundan da öte yine Tolstoy'un toplumsal dönüşümü anlattığı, etik ve dinsel değerleri sorguladığı Diriliş romanındaki Nehludov'un Maslova'ya olan aşkı da hiç kuşkusuz ki etkileyici ve roman tarihindeki marazi aşklardan biridir. Her ne kadar vicdanla karışmış olsa da...

    Dostoyevski, insanın kumar zaafını anlattığı Kumarbaz romanında “aşk”ı çok da derine gitmeden yazar. Yine de tutku vardır, karşılık alamayıştan dolayı “acı çekiş” vardır. Ama sanırım bu romanın içinde yer alan aşklardan çok, romanın yazılma sürecinde kendisinin stenograf Anna'ya olan aşkı, hiç kuşkusuz ki edebiyat tarihi için de önemlidir.

    Her şeye rağmen tutku
    Roman dâhisi Stendhal'ın Kırmızı ve Siyah'ında, Julien Sorel ile Madame de Renal'in aşkı, tutkulu aşklara güzel bir örnektir. Madame de Renal, eş ve anne olmasına karşın, genç Julien Sorel'e âşık olmuş, kocasına ihanet etmiştir. Julien'in onu bırakmasına karşın tutkuyla sevmeyi sürdürmüştür. Üstelik Julien'in Mathilde ile evlenmesini de engellemiştir. Bunun üzerine Julien kadını yaralamış; daha sonra idam edileceği günlerde, aşkı onda bulduğunu anlamıştır. Madame de Renal'in duygularının incinmesine karşın, tutkusu o kadar güçlüdür ki Julien'in affedilmesi için, hiçbir sonuç alamayacağını bile bile ilgili makamların, kişilerin kapısını aşındırır; gururunu ayaklar altına alır. Bir başka “tutku” da Mathilde'in Julien'e olan aşkında ortaya çıkar. Julien ondan bıkmış olmasına karşın, delice sever ve Julien'i kurtarmak için o da elinden geleni yapar. Tutkusu belki marazidir. İdam edildikten sonra, Julien'in kopan başını alıp gömmüştür.

    Andre Gidé'in Pastoral Senfoni'si, Şolohov'un Ve Durgun Akardı Don'u, Proust'un Swann'ın Bir Aşkı, Hemingway'in Silahlara Veda'sı, Aytmatov'un Cemile'si, Duras'nın Sevgili'si, Marquez'in Kolera Günlerinde Aşk'ı, kendi roman coğrafyamda önemli aşk bölgeleridir.

    Anadilimden kırık aşk acıları
    Hiç kimse masum değil ama Aşk-ı Memnu'nun kahramanı Bihter'e de doğrusu haksız olarak “düşük bir kadın” yaftası takılmıştır! Katılmadığım bir tezdir. Bihter aşkı arayan bir kadındır. Aşkı önce kocasında bulamamış genç bir kadının aşkı ne pahasına olursa olsun yaşamasıdır! Belki âşığı Behlül için benzer şeyleri söylemek güçtür; o daha çok çiçekten çiçeğe konan bir şıpsevdidir. Değer yargılarına karşın iki gencin tutkuyla yaşadığı bir aşk vardır, yüz yıl önceki Boğaz'ın kıyısında...

    Eylül'de durum başkadır. İki erkek arasında kalmış Suad'ın aşk acısı! Bence hem Bihter'den hem de Anna Karanina'dan daha trajiktir. Onlar gibi sonu ölümdür ama aşkı “yaşayamamış”tır. Romanın öteki kahramanı Necib için de geçerlidir bu saptama. Suad'a olan aşkı öylesinedir ki, çıplaklığını kollarına hiçbir zaman alamadığı Suad'ı kurtarmak için gözünü kırpmadan alevlerin içine atlayacaktır.

    Halide Edib'in savaş sırasında kaleme aldığı Ateşten Gömlek her ne kadar kurtuluş savaşının romanıysa da, aşk da vardır. Peyami'nin Ayşe'ye olan karşılıksız aşkı da aslında bir ateşten gömlektir! (Peyami bana hep Piyer'i anımsatır!)

    Yakup Kadri'nin romanı Yaban'da çok az yer almasına karşın Ahmet Celâl'in köylü kızı Emine'ye olan aşkı, karanlık gökteki dolunay gibidir. Bir umut “kapı”sıdır.

    Toplumsal değişimi “gerçekçi” bir estetik ile yazmışsa da “romantik” bir yazardır Sabahattin Ali. Üç romanı da aşklarla bezelidir Kuyucaklı Yusuf ile Muazzez'in aşkının eksen olduğu Kuyucaklı Yusuf romanı, edebiyatımızdaki “eşkıya” mitosuna öncülük etmiştir. Beni etkileyen romanlarındandır. Ancak Kürk Mantolu Madonna'daki silik bir adam olan Raif Efendi'nin derin aşkı daha çok etkilemiştir: Sıradan insanların da yoğun yaşadıkları aşklar vardır.

    Yaşar Kemal'in Ağrı Dağı Efsanesi'ni okuduğumda çarpılmıştım. Bir başkaldırının romanı olmakla birlikte, bu eylemle dile gelen bir aşkın da, Ahmet ile Gülbahar'ın aşkının da romandır ve sevgilisinin özgürlüğü için gururunu ayaklar altına alan Gülbahar “her şeyi” yapacak kadar âşık olmuştur ama...

    Romanlardaki aşkları ya da aşkı içselleştiren romanları sıralamak bile güç demiştik yazının başında. Zaten küçük bir “seçki”, aşka dair kısa bir “yolculuk”tu bu. Siz siz olun aşk romanı okumayı ihmal etmeyin; ister klasik, ister modern, ister yeni...

    Kaynak: Radikal

Benzer Konular

  1. Eleştirmenlere Göre En İyi Kitaplar ve Listesi
    Konu Sahibi refresh Forum Oku-Yorum
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 10.Ocak.2013, 16:26
  2. Atatürk'ün Okuduğu Kitaplar
    Konu Sahibi refresh Forum Tarih
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Kasım.2012, 19:58
  3. Atatürk'ün Yazdığı Kitaplar
    Konu Sahibi refresh Forum Tarih
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Kasım.2012, 19:49
  4. Yeni Harflerin Kabulü
    Konu Sahibi refresh Forum Tarih
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Kasım.2012, 19:19
  5. 15 bin yeni öğretmen alınacak
    Konu Sahibi ahbar Forum Eğitim Haberleri/ Yorumlar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 02.Haziran.2011, 14:14

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •