Toplam 11 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 11 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Vuslatice

  1. #1
    vuslati Misafir

    Vuslatice

    Şair 1959’da Kırıkkale’de doğdu. Gülce Edebi Akımı’nın öncülerindendir. İslamiyet öncesi Türk Edebiyatı, Divan Edebiyatı, Halk Edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı, Edebi sanatlar ve edebi terimlerle ilgili çok sayıda çalışmaları olup, dünya edebiyatı nazım türü örneklerinden Türk şiirine uyarlanmış çalışmaları vardır. Dede Korkut hikâyelerinin tamamını Gülce nazım türleri ile şiirleştirmiş, geçmişten günümüze halk ozanları ve halk şairlerinin hayatlarını şiirleştirmektedir. Bir yerel gazetede ve bazı internet sitelerinde köşe yazarlığı da yapmaktadır. Değişik antoloji, dergi ve yerel gazetelerde şiirleri yayınlanan şairin yayınlanmış eserleri şunlardır.

    1-Tuğra / 2009
    2- Hicran Düştü Sevdama / 2009
    3- Gülce Edebiyat Akımı-GÜLDESTE / 2011 (Osman Öcal-Refika Doğan)
    4- Tuğra II / 2011



    Aklımı Başımdan Aldı Neyleyim(İRSÂL-İ MESEL)


    Anadan babadan yahşi bir dilber,
    Aklımı başımdan aldı neyleyim?
    Kızıl saçlarına dokundum ülger,
    Deli şah gönlümü çaldı neyleyim?

    Sabahı bulurdu kurduğum düşler,
    Her gece kendini kendi gümüşler,
    Yıldızlar bir olup bir gergef işler,
    Şerbetti gönlüme baldı neyleyim?

    Başımın tacıydı kesilmez çağrım,
    Bitmiyor yıllardır sol yanda ağrım,
    Çektiğim acıdan yanıktır bağrım,
    Damlayan vakaydı hâldı neyleyim?

    Kalp kalbe karşıdır duygular birken,
    Kul kusursuz olmaz benlik eserken,
    Kararsız düşlerle çekip giderken,
    Halimi perişan kıldı neyleyim?

    Zamansız mekânsız hal gelir başa,
    Muhabbet baltası değmesin taşa,
    Dönermiş sevdalar kanatsız kuşa,
    Sevdiğim gurbette kaldı neyleyim?

    Herkes ne ederse kendine eder,
    Vebali boynuna yüklenir gider,
    Vuslatî cezayı bin ahla öder,
    Sevdamı çöllere saldı neyleyim?

    Osman Öcal
    .

  2. #2
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice

    Aşk Boncuğum Benli Karam(PELTEKNÂME)

    De de değme ta ta tabip sı sı sızlar yaram
    He he her me me merhemle sa sa sarılmıyor
    A a aşk bo bo boncuğum be be benli karam
    Ma ma mavi gö gö gözler so so sorulmuyor

    Se se sevdam yü yü yüce da da dağlar gibi
    So so soldum vi vi viran ba ba bağlar gibi
    Gö gö göz pı pı pınarım ça ça çağlar gibi
    A a akıp a a akıp du du durulmuyor

    Fe fe felek vu vu vurmuş de de derbederim
    Ne ne nefsim i i ile ha ha harp ederim
    İ i ince ka ka kargın yo yo yol giderim
    Me me menzil u u uzak va va varılmıyor

    Ye ye yel sa sa savurur u u uçar turab
    A a ağu yu yu yutan gö gö gönül harab
    Sa sa sabır e e eyle ca ca cana Ya Rab
    Ka ka kader se se seyrim kı kı kırılmıyor

    Şe şe şeyda bü bü bülbül de de dertli öter
    Vu Vu Vuslatî de de der ö ö ömür biter
    Di di dil ke ke kememe a a artık yeter
    A a anlat a a anlat yo yo yorulmuyor

    Osman Öcal

  3. #3
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice

    Aşk Hece Engelinde(TRİYOLE)

    Yokuşunda bağlandım hep nazlı inişlerin;
    Çözersen sen çözersin aşk hece engelinde.

    Ruhuma gül döşedi uzaktan gülüşlerin,
    Sol göğsümün üstüne yuva yaptı düşlerin.
    Usandırdı bu candan yersiz naz edişlerin,
    Yokuşunda bağlandım hep nazlı inişlerin.

    Vuslat kördüğüm oldu zülüflerin telinde,
    Bu sevda kar yumağı sar büyüsün elinde.
    Her çilesi bir desen kemer olsun belinde,
    Çözersen sen çözersin aşk hece engelinde.

    Osman Öcal

  4. #4
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice

    Anar Mevla’yı (İLAHİ)

    Resülullah’ın ümmeti,
    Anar Mevla’yı Mevla’yı.
    Sevgiyle yağan himmeti,
    Anar Mevlâ’yı Mevlâ’yı.

    Kalpleri iman sarınca,
    Başlar secdeye varınca,
    Çöllerde gezen karınca,
    Anar Mevlâ’yı Mevlâ’yı

    Eğri boyunlu sümbüller,
    Ayrı tonda açan güller,
    Zikre başlayınca diller,
    Anar Mevlâ’yı Mevlâ’yı.

    Kara işlenmiş nakışlar,
    Anlayandan iner yaşlar,
    Seherde ötüşen kuşlar,
    Anar Mevlâ’yı Mevlâ’yı,

    Vuslatî’yi aşktır yakan,
    Hakk’ın huzuruna çıkan,
    Elleri semaya bakan,
    Anar Mevlâ’yı Mevlâ’yı.

    Osman Öcal

  5. #5
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice

    Ben Yanayım (DEMELİ)

    Erkek der ki; boyun fidan,
    Gördüğümde oldum hayran,
    Gül kokarak eden seyran,
    Dallarına ben konayım.

    Kadın der ki; gönül kırgın,
    Yük taşımaz dalım yorgun,
    Saksağandan nedir farkın?
    Dallarıma konamazsın.

    Erkek der ki; toprak tozar,
    Sakın güzel değer nazar,
    Kirpik kalem olmuş yazar,
    Mürekkebi ben sunayım.

    Kadın der ki; değmelere,
    Kadere baş eğmelere,
    Gözyaşıyla namelere,
    Sen mürekkep sunamazsın.

    Erkek der ki, esince yel,
    Zülüflerin olur tel tel,
    Gözler ela ya ince bel,
    Alevinde ben yanayım.

    Kadın der ki; gözler pınar,
    Yaralarım derin kanar,
    Sevdalılar bir kez yanar,
    Kül üşütür yanamazsın.

    Erkek der ki, sele dönsün,
    Akıp akıp göle dönsün,
    Zehri varsa bala dönsün,
    İçip içip ben kanayım.

    Kadın der ki; imrenerek,
    Başkasını sever yürek?
    Vuslatî’ye çöller gerek,
    Zemzem olsam kanamazsın.

    Osman Öcal

  6. #6
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice

    Askı (MUAMMA)

    Bu bir muammadır içinde yanıt,
    Cevabı kolaydır ağrıtmaz başı.
    Yok, ondan ötesi ayettir kanıt,
    Hazreti Mevla’dır büyük sırdaşı.

    Bedeni derleme türüne baştır,
    Meydana gelişi yavaş yavaştır,
    Bilinmeyen yönü boyuyla yaştır,
    Kendinden türedi yol arkadaşı.

    Ne anası vardır ne de atası,
    Akıl erdiremez dünya mutası,
    Aldırır cezayı kendi hatası,
    Firdevs kapısında kırk idi yaşı.

    Yaradılış şekli geçer ahenkten,
    Ne doğu ne batı değil/dir Frenk’ten,
    Ardılı olanlar değişik renkten,
    Tutmuşlar dünyada toprağı taşı.

    Vuslatî diyor ki göğsü imanlı,
    Soyundan gelenin bir eli kanlı,
    Ölümü tatmıştır o da bir canlı,
    Cevabı buldun ya bırak telaşı.

    Osman Öcal

  7. #7
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice


  8. #8
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice


  9. #9
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice

    Yanağı Bensiz Yârim (TEVRİYE)

    Bir sevda kuşu idim YAR uçurdun başından,
    Çöller yosun bağladı gözlerimin yaşından.

    Yanağı BENSİZ yârim sevgide riya olmaz,
    Ak gerdanda uyuyan elbet sararıp solmaz.

    Öptürmedin bir kere yanağında balın var,
    Sen ağlama GÜL dedim beyazın var alın var.

    Yıldızım yanıp söner gün döner seferinde,
    Yılları çaldı kader AY durur mu yerinde.

    GAZEL oldum yel aldı mısralara düşerken,
    Hazana kandı gönül dertlerimi deşerken.

    Alev alev yananın üzerinde boz duman,
    ER düşer toprağına ölümü oynar zaman.

    Kapanıyor gözlerim yollar darılsa bile,
    Sakın tutma salımdan ELLER sarılsa bile.

    Belin incitir KAZMA üç kürek toprak deme,
    Vuslatî der gelip de sevdiğini söyleme.

    Osman Öcal

  10. #10
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice

    Ey Güzel Kadın

    Şamdana benzeyen ey güzel kadın,
    Göğsünün üstünde yanan nar mıdır?
    Cemalin ay mıdır gözlerin yıldız,
    Kızarmış zülüfler kehribar mıdır?

    Saçların omzunda gezinen yumak,
    Nefesin gül suyu kolların hamak,
    Yanağın gelincik gerdanın kaymak,
    Dişler inci dudakların bar mıdır?

    Göz uyansa açılır mı gamzeler,
    Ok mudur kirpiğin sinemi deler,
    Söyle hele gönlün kimi söbeler,
    Dil sözün ustası cana yâr mıdır?

    Nameye pul mudur yay mıdır kaşın,
    Dermansız zehir mi bal mıdır aşın,
    Sevda gözesinden kaynayan yaşın,
    O da benim gibi cefakâr mıdır?

    Hayalini türkü türkü dem eder,
    Vuslatî bin vasfı bir de cem eder,
    Bir hoş sözü yarasına em eder,
    Ya benim sevdiğim vefakâr mıdır?

    Osman ÖCAL

  11. #11
    vuslati Misafir

    Cevap: Vuslatice

    Bülbül İsen Ahu Zar Et

    Bal küpünde sirke zannetme beni,
    Çalıdayım dikendeyim güldeyim.
    Ancak göz yağmuru verir payeni,
    Bülbül isen ah u zar et gül deyim.

    Ederimiz üç harf bir hece değil,
    Şarkılarda türkülerde dildeyim.
    Cevabı kendinden bilmece değil,
    Beni üzen bilmediğin dil deyim.

    Kerem bilir bozulmayan dokumu,
    Seher vakti ılgıt ılgıt yeldeyim.
    Almıyorsan uzaklardan kokumu,
    Bağlar arasında durma yel deyim.

    Akar ömrüm derinlerden derine,
    Yaprak yeşil taçlarıma al deyim.
    Mavisümbül mormenevşe yerine,
    Sor bağbana versin beni al deyim.

    Mutluluk harcında ince mi ince,
    Sevda köprüsünü tutan teldeyim.
    Bağlansın boynuna vakti gelince,
    Sen zülüf de ben birine tel deyim.

    Ey Vuslatî! Lapa lapa yağarken,
    Gönüldeyim avuçtayım eldeyim.
    Issız gecelerden yıldız sağarken,
    Deremezsen ağyârimsin el deyim.

    Osman Öcal

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •