Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Nur Baba-Yakup Kadri Karaosmanoğlu

    Nur Baba, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun 1914-1915 yılları arasında gazetede bölüm bölüm yayımlanmış, daha sonra 1922 yılında kitaplaştırılmış romanı. Nur Baba romanının özeti konusu olay örgüsü kahramanları hakkında bilgi.

    Nur Baba, 17. yüzyılda kurulduğu sanılan bir Bektaşi tekkesidir. Karacaahmet Sultanın himayelerindedir. Özellikle 1800'lü yılların sonlarından itibaren 1925'te kapatılana dek İstanbul'un sosyal hayatında çok büyük rol oynamıştır. Faaliyette olduğu dönemde bir çok meşhur politikacı ve sanatçı bu tekkenin müridlerindendi. Özellikle zamanın İstanbul sosyetesinin devam ettiği bir tekke idi. Günümüzde tekke binası Üsküdar Kısıklı'da bulunan Emniyet Mahallesi Nur Baba Caddesi Emniyet sokağındadır.

    Türk Edebiyatında Nur Baba

    Dönemin sosyal hayatında önemli etkisi olduğundan başta Yakup Kadri Karaosmanoğlu olmak üzere bir çok yazarın eserlerine konu olmuştur. Romanda Nigar Hanım ve diğer hanımların Nurbaba'ya olan aşkları anlatılır. Nur Baba, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun yazdığı ilk roman olup 1914 -1915 senelerinde yazılmış, önce tefrika edilmiş, 1922'de kitap olarak basılmış ve zamanının en çok satan romanı olmuştur.

    ------------

    Nur Baba-Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kitap Özeti

    Nur Baba romanı bir Bektaşi şeyhiyle genç bir muhibbesi arasındaki aşkın hikayesidir. Roman bu aşkın sahnesini çizen bir dekorla başlamaktadır. Nur Baba dergahı İstanbul'un yedi tepesinden birinde bulunmaktadır. Her zamanki ilahili, neyli, sazlı ve içkili dem alemlerinden birine sahne olmaktadır. Bu alemler sabaha kadar sürmekte ve sofralar çoğunlukla bir tekme ile devrilmektedir.

    Romanın birinci kısmında merkez Nur Babadır. Nur Baba söz konusu dergahın şeyhidir. Hırslı ve hoppa bir genç olan şeyh eski bir aşkını değiştirmek üzeredir. Bu eski aşkı Ziba adlı Boğaziçinin eski şiir ve zevkinden kopup gelen bir kadındır. Ziba İstanbul'un eski ve namlı ailelerinden birine mensuptur. Babası Abdülaziz devrinin zenginlerinden Safa Efendi isimli bir zattır. Çamlıcadaki köşkünde tantana ile yaşamaktadır. Tekkelerde hiçbir mürşidin yanı başı Ziba'ya Nur Babanınki kadar haz verici gelmemiştir. Nur Baba'ya şöhretini kazandıran Ziba'dır. İkisi arasında zamanında çok ateşli olan bu aşk artık küllenmeye yüz tutmuştur. Nur Baba erenler meclisinde daima yanarken, aynı zamanda daima hükmetmektedir. Etrafı gençlerden, ihtiyarlardan, kadın ve erkeklerden oluşan dindar ve gönlü yaralı bir aşık alayı ile çevrilmiştir.

    Nur Baba çocukken bu dergahın aslı belli olmayan, cılız bir sığıntısıdır. Muhitler arasında «Nuri» diye çağırılmaktadır. Çocukluğu hastalıklı ve çirkindir. Dergahın sahibi olan Arif Babanın ölümünden sonra Arif Babanın karısı Celile bacı ile evlenir. Celile bacı onu seven üç önemli kadından biridir. Ciddi,düzenli ve ağır başlıdır. Nur Baba üzerindeki etkisi büyüktür.

    Nur Baba, zibaın yeğeni Nigar Hanım Hanımın da kendi aralarına katılmasını istemekte, fakat ziba buna şiddetle karşı çıkmaktadır. Nigar Hanım ile karşı karşıya geldiği zaman değişken devreyi atlatmış, sabit ve olgun bir Bektaşi şeyhidir, Nur Baba. Gür ve siyah sakalı ona olgun bir erkek görünümü kazandırmaktadır.

    Nigar Hanımı elde edebilmek için çeşitli aşk oyunlarına ve hilelerine baş vurmuştur. Maddi kadınları istila etmekte, hükmeden marurların karşısında şimarık çocuk rolü oynamaktadır. Nigar Hanımı ise diller dökerek, çeşitli ağlamalar yaparak; mey ve şarkılarla , bütün sesinin ve bakışının kudretini kullanarak elde etmeye çalışmaktadır. Dini ayinleri de insanları elde etmede bir araç gibi kullanmaktadır.

    Nigar Hanım, bir sefirin, hayatı herke gibi anlamsız geçen güzel karısıdır. Nişantaşıda kocasının akraba ve dostlarıyla çevrili dar ve sıkıcı bir çember içinde gibidir. Nur Babayla karşı karşıya geldiğinde yanaklarında gamzeler, çocuk gözleriyle günahın ve tehlikenin karşısındadır. Renk renk çıralar yanan bir çevrenin havasını solumuş ve baş döndürücü bir koku ile sarhoş olmuştur.

    Nigar Hanım, halası ziba'nın da etkisiyle, fakat yanında yakın dostlarından bir genç olan Macit ile beraber tarikata girer ve bektaşi olur. Nur Baba Nigar Hanım Hanıma büyük bir ilgi gösterir. İlk sefer baba tarafından kendisine sunulan demi reddeden Nigar Hanım, ikinci defa sunulduğunda çevresindekilerin de uyarılarıyla bunu kabul etmek zorunda kalır.

    Zamanla Nigar Hanım ile Nur Baba arasında büyük bir aşk doğar. Sık sık mektuplaşırlar. İlk aşıklar gibi Çamlıca tepelerinde, Boğaziçi korularında, Marmara sahillerinde bütün yaz şarkı ile, yan yana oturarak baş başa dolaşırlar. Hiçbir şeyden çekinmezler. Fakat kışın ilk yağmurları düşmeye başladığı zaman Nur Baba her sene olduğu gibi dergahını kapayıp Üsküdürdaki kışlığına iner. Nigar Hanım Hanım da kocasının Nişantaşındaki konağına taşınır. Artık görüşmeleri, birçok fedakarlıkları gerektiren ve zahmetler doğuran bir olay haline gelmiştir. Nur Baba sonunda Nigar Hanımı ikna eder. Nigar Hanım Hanım evini, kocasını ve çocuklarını terk ederek Nur Babaya gider. Canını, malını ve rahatını feda eder. Malını dergaha bağışlar.

    Fakat beş altı sene gibi kısa bir süre geçirdiği hayat, yirmi dört saat süren dem alemleri, arasız muhabbetler ve Nur Babanın yorucu aşkı, kadıncağızı vaktinden evvel çökertmiş, adeta tanınmaz bir hale sokmuş, saçları ağarmış ve sesi o kadar içki ve sigaraya, bağırıp çağırmak, uykusuzluklara dayanamayarak kısılmıştır. Yavaş yavaş babanın yanındaki itibarını kaybetmeye başlar. Hele Nur Babanın dergahın genç ve güzel muhibbelerinden Süheyla ile evleneceğini açıklaması üzerine zavallı kadıncağız büsbütün yıkılır. Nur Babaya bağlanmadan evvel en yakın dostu olan Macit ona çocuklarına ve eski yaşantısına geri dönmesi için bir fırsat verirse de, o kendisine uzanan yardım elini kabul etmez ve tekrar Nur Baba dergahına geri döner.

    Kişiler ve Karakteristik Özellikleri:

    Nur Baba, hırslı ve hoppa genç bir şeyhtir. Şehvetli ağızlı ve süzgün bakışlıdır. Onu erenler meclisinde bazen ziba ile yaptığı kavgalarla buluyoruz. Erenler meclisine daima hükmetmekte ve sözü daima geçmektedir. Etrafı genç, ihtiyar, kadın ve erkekten oluşan insanlarla çevrilmiştir. Çocukluğu maddi bir aşk etrafında hayat ve meslek kuran bütün adamlarındaki gibi hastalıklı ve çirkindir; bu çocukluk, ne hülya, ne de fantezi ile çizilmiştir. Sofralar altında muhiblerin ellerini ısıran, çimdikleyen, dehlizlerde bir teke vahşetiyle kadınlara saldıran tüysüz ve sıska genç çok hakiki bir portreye benzetmektedir. Evlendiği gür ve siyah bir sakalla çevrelenen çehresi, süzgün ve halden anlar gözleriyle bu vahşi genç birdenbire olgun bir erkek durumunu alıyor. Nigar Hanım ile karşılaştığında değişken devreyi atlatmış, artık sabit ve olgun bir Bektaşi şeyhidir. Aşk oyunlarından çok çeşitli yollara ve hilelere başvurmaktadır. Nur Baba bir ihtiras ve aşk putu, gözleri, sakalı, hatta dudakları ile, vücudunun şekliyle zevke düşkün bir tiptir.

    Bu putun etrafında toplanan kadınlar en canlı ve İstanbul hayatına en düşkün olanlarıdır. Gözlerinin sürmesi, saçlarının suni rengiyle pırıl pırıl yanan ihtiyar ziba; tombul, telaşlı, dedikoducu Nasip Hanım;«Ah arslan kadın!» diye halanın boynuna sarılan Alhotoz Afife Hanım İstanbul'da geçen hayatın motiflerindendir. Üstü başı içki kokan bu kadın, bir dalkavuk tipindedir. Bütün bu safahat meydanında temiz ve sakin kalan tek kadın ciddi ve ağır başlıdır. Bu kadın, birinci derecedeki Nigar Hanım Hanımdır. Bütün hayatı manasız, herkes gibi geçen Nigar Hanım Hanım bir sefirin genç, güzel karısıdır. Bu hayatından sıkılmakta, Bektaşiliğe bir yandan iğrenerek bakarken, öte yandan istekle bakmaktadır. Bir aşk putu gibi olan Nur Baba ile tanıştığında yanaklarında cazip çukurluklarla, berrak çocuk gözleriyle gülen Nigar Hanım hayatın manasını, kendi ruhunun derinliğini buluyor. Romanın sonunda en temiz muhitte, en parlak ve berrak bir ruhla yetişen Nigar Hanım, adi, hafif, odalık ruhlu bir kadın durumuna düşmüştür. Bütün bu kadın tipleri ve Üsküdarlı ihtiyar Nuriye de dahil olmak üzere İstanbul kadınlığının kudretli bir sanatçı tarafından çizilmiş simalarıdır.

    Erkekler hep sönük ve solgundur. Miralay Hamdi Bey, Udi Niyazi ve diğerleri hiç hatırda kalmayan tiplerdir. Macit ise edebiyatın biraz daha yeni olan tipidir. Macit Nigar Hanımın bir arkadaşıdır; iyi günlerinde ona destek olduğu gibi, kötü günlerinde de Nigar Hanım'a yardım elini uzatmaktan geri kalmamıştır.
    .

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •