Çocuk ruh sağlığıyla ilgili yazılar, televizyon programları, reklamlar, çocuk sağlığı haberleri ve araştırmalar, çoğunlukla anne çocuk ilişkisini konu edinir. Buna karşın baba çocuk ilişkisi, Biraz daha arka planda bırakılan bir konu.

Çocuk gelişiminde babanın önemi

Çocuk ruh sağlığıyla ilgili yazılar, televizyon programları, reklamlar, çocuk sağlığı haberleri ve araştırmalar, çoğunlukla anne çocuk ilişkisini konu edinir. Buna karşın baba çocuk ilişkisi, Biraz daha arka planda bırakılan bir konu.

Elbette çocuğun temel bakım vereni anne olduğu için bu durum bir bakıma normal olsa da, çocuğun gelişiminde önemli olan baba ve baba-çocuk ilişkisinin rolü yadsınmamalı.

Geçmiş yıllarda baba figürü, bir aile için bakım veren kişi olmaktan çok “sözleri sorgulanmayan, evde son kararı veren ve baskın” özellikleri temsil ederken; 20. yüzyıldaki sosyal ve ekonomik gelişmeler nedeniyle babanın rolleri de esnemeye başladı.

Bir dönem, evde çocuklarla ilgili stres durumlarıyla aile fertleri, “babanın haberi olmadan” başa çıkardı. Günümüzde, olanları genellikle en son babalar duymuyor. Babaların, geçmişte çocuklarıyla daha az birlikte olmaları, çocuklarının yaşamlarıyla ilgili ayrıntıları kaçırma, onlara duygusal ve düşünsel olarak eşlik edememe gibi olumsuzlukları beraberinde getiriyordu. Çocuklarının yaşamıyla ilgili şeyleri “ıskalama” ihtimali fazla olunca, çocuğu olumsuz yargılama eğilimi de buna bağlı olarak nispeten fazla olabilirdi.

Yeni babalar, okullarda ‘birinci veli’

Çocuklar, babalarındansa anneleriyle daha çok şey paylaşıp, daha esnek bir iletişim sınırı oluşturuyordu. Yaşam koşullarının görece iyileşmesiyle birlikte kadınların da iş yaşamında aktif yer almasıyla, çiftler çocuk yetiştirme konusunda da daha çok işbirliğine ihtiyaç duymaya başladılar. Araştırmalar bu durumun, çocukların babalarıyla geçirdikleri sürelere de olumlu yansıdığını gösteriyor. Günümüzün yeni babaları, kendi babalarının onlarla geçirdikleri süreden daha fazla bir süreyi çocuklarıyla bire bir ilişki içerisinde geçirmeye çalışıyor. Artık okullarda da iletişim formunda babaların iletişim bilgilerinin “birinci veli” olarak kayıtlı olduğunu görüyoruz.

Baba ve çocuk ilişkisi neden önemli?

Psikanalitik kuramın kurucusu Freud, baba ve çocuk ilişkisine dair “bir çocuğun, baba tarafından korunma ihtiyacından daha yoğun bir ihtiyacı olabileceğini düşünemem” ifadesini kullanır.

Bir çocuğun, şüphesiz pek çok ihtiyacı var. Bunlardan birisini en güçlü saymak, her çocuk için çok mümkün görünmese de, Freud’un bu ifadesi, baba ve çocuk ilişkisine yüklediği anlamı göstermek açısından önemli.

Gerçekten de babaların çocuklarının gelişimi ve eğitimi üstündeki önemi oldukça fazla. Bu önem bilimsel araştırmalara da daha fazla yansımaya başladı.

Daha önceleri, araştırmalarda ebeveyn rolü çoğunlukla anneye veriliyorken, son dönemde doğrudan babalarla yapılan çalışmalar artıyor. Bazı araştırmalar okul dönemi çocuğuyla iyi ilişkisi olan babaların çocuklarında düşük depresyon ve daha az saldırgan davranış görüldüğünü; bu çocukların daha az yalan söyleme eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Babalarıyla iyi ilişkide olan erkek çocukları okulda daha az sorunlu davranış gösteriyor. Kızlarsa daha yüksek düzeyde özgüven geliştirebiliyor. Bunun yanı sıra çocukların akademik başarıları ve duygusal sağlıkları üzerinde de babalarıyla olumlu ilişki içinde olmaları oldukça etkili.

Babaların çocukların yaşamlarındaki yeri küçük yaşta bir çocuk için baba-çocuk ilişkisi, çocuğun zihnindeki “ebeveynlik rehberi”ne eklenen farklı bir renk aslında.

Anne ‘denge ve düzen’ temsilcisi olabiliyor

Eğer anne tüm gün evdeyse ve çocuğun bakımından birincil olarak sorumlu olan kişiyse, çocuk için anne, “denge ve düzen” temsilcisi olabiliyor. Anne çocukları besleyen, onları bir yere bırakıp, oradan alan kişi olabilir.

Anne çalışıyor olsa da, durum pek değişmez. Çocuğun temel ihtiyaçlarını gideren kişi konumunda yine kendisi olacaktır. Böyle bir sisteme babanın dahil olması, çocuk için farklı bir heyecan ve enerji oluşturur. Babanın çocukla oynayabileceği oyunların ya da yapacağı kısa bir sohbetin, çocuğun dünyasını renklendiren ve onu duygusal anlamda da doyuran bir süreç olduğunu akılda tutmalı.

Bunun yanı sıra, babanın sahip olduğu cinsiyet rollerinin kız ve erkek çocuklar için farklı etkiler oluşturacağı da üzerinde durulan önemli bir nokta. İyi baba-kız ilişkisinin, çocuğun ilerideki eş (partner) seçimine olumlu yansıması muhtemelse de, bu her zaman doğru olmayabiliyor. Çocuklar, aslında anne ve babaları arasındaki ilişkiyi “birisi” ve “diğeri” olarak içselleştirmeye daha eğilimliler. Bu nedenle de, bir kız çocuğunun babayla, erkek çocuğunsa anneyle ilişkisi, ileride kendi yaşayacakları yakın ilişkinin senaryosunu doğrudan belirleyemiyor.

Yani bir kız çocuk için annesiyle kurduğu ilişkideki dinamikler de ilerideki ilişki sürecinde öne çıkabilir. Bununla birlikte, babası tarafından desteklenen ve değeri vurgulanan bir kız çocuğu, bunu olumlu bir şey olarak algılar ve öğrenir. İleride yaşayacağı romantik ilişkilerde de, değer ve destek algısı bu anlamda kendisi için ön plana çıkabilir ve bunları yaşayabileceği eşleri seçmeye daha eğilimli olabilir. Ya da bir erkek çocuk için, babasının tarz, tutum ve davranışları bir rol model oluşturabilir. Özellikle erkek çocuğun ergenlik döneminde bu ilişkinin daha da öne çıktığından söz edilebilir.

Ergenlik dönemine kadar iyi geliştirilmiş bir baba-oğul ilişkisinin, ergenin öfke kontrolünde ve engellenmeyle baş etmesi konusunda da olumlu bir etkiye sahip olduğu biliniyor. Dolayısıyla destekleyici ve güçlü bir baba figürünün, ergen için net ve yeterli sınırlar çizebileceği yorumu, bu açıdan anlamlı.

Babalar nelere dikkat etmeli?

Bir babanın sadece çocuklarıyla ilişkisi değil, anneyle (çoğu zaman eşi) olan ilişkisi de çocuklarıyla ilişkisinin niteliği üzerinde önemli etkiye sahip. Babanın, çocukların bakımı konusunda anneye verebileceği destek, onun çocuklarla ilişkisi üzerinde de dolaylı olarak öne çıkar. Yeterli desteği alabilen annenin eşiyle daha az sorun yaşayacağı ve çocuklara daha çok duygusal eşlikte bulunabileceği oldukça yüksek bir olasılık.

Çünkü aile bir sistemdir ve sistemdeki tüm parçaların birbiriyle etkileşimi önemli. Yani, aileyi oluşturan bireylerin herhangi birindeki “uyumsuzluk” eninde sonunda tüm sistemi etkiler. Bu açıdan baba ve çocuk ilişkisi ya da anne ve çocuk ilişkisi, anne-baba ve çocuk ilişkisinden çok da bağımsız ele alınmamalı.

Babalar;

- Çocuklarının sosyal-duygusal yaşamındaki rolünü azımsamadan, bu role olabildiğince sahip çıkabilmeli. İşten yorgun da dönse, çocuğuna ayıracağı zamanın niceliğinden çok niteliğinin önemli olduğunu gözetmeli. Benzer şekilde, çocuklarıyla hafta sonlarını olabildiğince dolu değerlendirmeli, onların oyununu uzaktan izlemeden doğrudan oyuna katılabilmeli. Birlikte oynanan oyun ya da paylaşılan etkinliğin içerisindeki baba-çocuk temasının önemini unutmamalı. Aynı odada televizyon izlemek “birlikte” yapılan bir etkinlik sayılmaz. Birliktelik, maç yapmak ya da stadyumda maç izlemek gibi duygu ve enerji paylaşımları iyi olabilir.

- Çocukların yaşamları boyu karşı cinsle olan ilişkilerinde, karşı cinsteki ebeveyniyle kurduğu ilişkinin yeterliliğiyle ilişkili olabileceğini akılda tutmalı. Çocukların gelecekteki ilişki senaryoları içerisinde, babaların annelerle kurdukları ilişkinin etkisini yadsımamalı.

- Aile sisteminin en az üç kişiden oluşacağını unutmamalı. Çocuğun bakımı konusundaki sorumlulukların anneyle paylaşılması, aradaki ilişkinin kalitesini arttıracaktır. Her iki ebeveyniyle uygun ve yeterli düzeyde temas kurmak, her çocuğun ihtiyacı. Bu nedenle, bu temasların çocuğun duygusal dünyasına yapacağı katkı, ancak çocuğa ilişki ve temas imkanını sağlamak ve bunu yaşamakla gerçekleşir. Kendinizi ve çocuğunuzu bu zenginlikten mahrum etmeyin.

10.12.2012

Kaynak: Çocuk gelişiminde babanın önemi - Hürriyet Eğitim | Okul, sınav ve eğitim alanında en doğru bilgi merkezi