Halk Edebiyatı'nın sosyal yaşamla olan bağı ve taşlamalar
+ Konuya Cevap Yaz
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Kayıtsız Üye Misafir

    Halk Edebiyatı'nın sosyal yaşamla olan bağı ve taşlamalar


    Halk Edebiyatı'nın sosyal yaşamla olan bağı ve taşlamalar

    Merhaba ben 10. sınıf öğrencisiyim ve Edebiyat hocam yıllık ödev olarak bana bu konuyu verdi , hiç bir yerde bunu bulamıyorum lütfen yardımcı olurmusunuz ? (Halk Edebiyatı'nın sosyal yaşamla olan bağı ve taşlamalar.)

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Cevap: Halk Edebiyatı'nın sosyal yaşamla olan bağı ve taşlamalar


    Alıntı Kayıtsız Üye Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba ben 10. sınıf öğrencisiyim ve Edebiyat hocam yıllık ödev olarak bana bu konuyu verdi , hiç bir yerde bunu bulamıyorum lütfen yardımcı olurmusunuz ? (( Halk Edebiyatı'nın sosyal yaşamla olan bağı ve taşlamalar ))
    Edebiyat; duygu, düşünce ve hayallerin sözlü ya da yazılı olarak, güzel ve etkili bir biçimde anlatılması sanatıdır. Edebiyatın temel aracı dildir. Dil ile birlikte gelişir, yayılır. Edebiyat, duygu, düşünce ve hayalleri insanlarda güzellik duygusu bırakacak biçimde dile getirir. Edebiyat; şiir, müzik, resim, heykel, sinema gibi bir güzel sanat dalıdır. Üstelik edebiyat; şiir, resim, heykel gibi güzel sanatlardan yararlanan, hatta bunları bünyesinde barındıran bir sanattır. Bu yönüyle edebiyat, daha kapsayıcıdır.

    Edebiyat, güzellikleri, insanların edindiği kazançları kuşaktan kuşağa aktarır. Bir toplum, kendi kültürel değerlerini, deneyimlerini, tarihini edebiyat sayesinde gelecek kuşaklara aktarır. Dolayısıyla geçmiş ve gelecek arasında bağlantı kurar.

    Edebiyatın amacı, doğayı, evreni, insanı anlatmaktır. Dolayısıyla edebiyat, yaşamdan beslenen bir sanat koludur. İnsanı ilgilendiren her şey edebiyatta kendine yer bulmuştur. Sanat kaygısıyla yazılan, okuyanda güzellik duygusu uyandıran hemen her edebî eser, yaşamdan beslenir, malzemesi yaşamdır.

    Edebiyat ve Sosyal Hayat

    Bir ulusun edebiyatıyla o ulusun toplumsal yapısı arasında doğrudan etkileşim vardır. Yani toplumsal yaşamdaki değişiklikler edebiyata da yansır. Bunu yansıtan da şair, öykücü, romancıdır, yani edebiyatçılardır. Yazar veya şairi, yaşadıkları toplumdan ayrı düşünemeyeceğimize göre, onlar sosyal hayattaki değişiklikleri edebiyat ürünlerinde ortaya koymuşlardır.

    Edebî eseri üreten sanatçı, öncelikle içinde yaşadığı toplumu ve insanı anlatmak amacındandır. Sanatçı, insanı soyut olarak ele almaz, onu sosyal çevresiyle birlikte anlatır. Edebiyatla sosyal yaşam iç içedir. Dolayısıyla edebî bir metni, sosyal çevreden ayrı düşünmek mümkün değildir.

    Sosyal çevre, kişinin yaşadığı yerdeki insanlarla iletişim kurduğu ortamdır. Kişinin içinde yaşadığı toplumun kültürü sosyal çevreyi oluşturan en önemli öğedir. Çünkü kişinin yaşam tarzını, dünyaya bakışını, düşünüşünü kendi ulusunun kültürel değerleri belirler.

    Gerçekten de insanlar bağlı oldukları toplumlara göre düşünür, konuşur ve hareket ederler. Ayrıca kişinin ailesi, arkadaşları, yaşadığı şehir, iş ortamı, okul, hastane, resmî kuruluşlar vb. sosyal çevreyi oluşturan öğelerdendir. İstanbul'da yaşayan bir insanın sosyal çevresiyle Anadolu'nun bir köyünde yaşayan insanın sosyal çevresi, şüphesiz aynı olamaz. Hatta İstanbul'u başlı başına düşünecek olursak Kadıköy'de yaşayan bir insanın sosyal çevresiyle Fatih'te oturan bir kişinin sosyal çevresi de farklıdır. Bunların alışveriş yaptığı fırıncısı, eczacısı, bakkalı vb. farklı özelliklere, ayrı yaşam biçimlerine sahiptir. İşte edebî metinde ele alınan bir kişi, sosyal çevresiyle birlikte yer alacaktır. Çünkü insan, çevresiyle vardır.

    Yaşamdan birebir beslenen edebî metinler değil, kurmaca metinler de sosyal yaşamdan yararlanır. Sosyal yaşamı belirleyen bazı öğeler vardır. Edebî metin kurmaca da olsa bu öğelerden yararlanır. Zira edebiyatçı, eserinde yaşamda karşılığı olmayan kişileri anlatsa da onları sosyal bir yaşam üzerine kurmak zorundadır. Kurmaca bir olay ve kişiler üzerine kurulan bir öyküyü düşünelim. Bu öyküde yazar, kafasındaki olayı ve kişileri, bir sosyal çevre içerisinde anlatmak durumundadır. Aksi takdirde metin ya soyut bir görünüm kazanacak ya da çelişkili bir anlatıma bürünecektir. Bu da onun okunurluğuna gölge düşürecektir.

    Örneğin yazar, sokaktaki insanların ayakkabısını boyayan bir çocuğu anlatacak. Öncelikle onun bir boya sandığının olması gerekir. Sonra onun dolaştığı sokaklar olacaktır. Yanına ayakkabısını boyatmak isteyen insanlar gelecektir. Boyacı çocuk yemek yemek, alışveriş yapmak vb. için başka insanlarla diyaloga girecektir. Akşamleyin evine, ailesinin yanına gidecektir. Çocuğun yaşadığı bir mahallesi, arkadaşları vardır. Belki de evde bakacağı hasta bir annesi vardır. İşte tüm bunlar kurmaca da olsa anlatılan kişinin sosyal çevresidir. Bu çevreden yoksun bir edebî metni, kurmaca da olsa, yazmak mümkün değildir.

    Yazar, olayı nasıl kurduysa kişinin sosyal çevresi de ona göre değişecektir. Yazar, bir doktoru anlatacaksa sosyal çevre de ona göre değişecektir. Çünkü bir ayakkabı boyacısı çocukla bir doktorun sosyal çevresi aynı olmaz. Demek ki yazar, kurmaca bir edebî metinde kişileri, yaşadığı mekân, aile, arkadaşları, çalıştığı ortam vb. sosyal öğelerle birlikte anlatacaktır.

    Taşlama:

    Taşlama, Türk halk edebiyatına ait satirik şiirlere verilen ad. Modern şiirde satirik, divan şiirinde hiciv, hicviye adını alır.

    Bir tür olarak taşlama

    Taşlamalar: toplumdaki aksayan yönleri, bireysel yanlışlıkları, devlet yönetimindeki hataları... eleştirel bir dille konu edinir ve halk edebiyatında yermek-hicvetmek sözcüklerinin karşılığı olarak kullanılır.[1] Taşlamalar; semai ve koşma dizem (nazım) biçimleriyle yazılır. Bu nazım şekilleri dörtlüklerden ibarettir; bunun için Divan edebiyatında dörtlüklerle yazılan ve felsefi-eleştirel dizem biçimleri olan rübai ve kıtalarla benzer özellikler gösterir. Taşlamalar divan edebiyatında bir tür olarak hicviyye karşılığını bulur. Hicviyye veya hiciv türünün Divan edebiyatındaki en büyük temsilcisi ise Nefi'dir.[2] Taşlamanın en önemli temsilcileri ise Dertli, Ruhsati ve Seyrani gibi ozanlardır.[1]Taşlama geleneği, çağdaş Türk edebiyatı dairesinde de kendini göstermiştir. Abdürrahim Karakoç gibi halk şiirine yakın şairler taşlamalar yazmıştır. Karakoç'un bir şiirini incelersek:

    Şu berbat dünyada delicesine
    Gülmemiz kötü şeydir emmeoğlu
    Kaç vicdan eğilmez para sesine
    Bilmemiz kötü şeydir emmeoğlu

    Şair bu dörtlüğünde; dünyanın madde ve paraya dayalı işleyişinden rahatsız olmuş; dünyadaki çıkara dayalı sistemi eleştirmiştir.

    Taşlamalar bazen genel bir sitem üzerinden ilerlerken bazen; bazen de doğrudan eleştirilen hedefe açıkça saldırılmıştır. Hatta Neyzen Tevfik gibi bazı şairler; şiirlerinde sokak dili ve argo ifadeleri kullanmaktan çekinmemiştir. Tevfik'in Mecnun şiiri buna örnektir.


    Halk kültüründe eleştiri

    Eleştiri, halk edebiyatında temel olarak iki yolla yapılmıştır. Bunlardan biri; temsil yoluyla ikincisi ise türkü koşmak yoluyladır. Temsil yoluyla yapılan eleştiriler genellikle; yapıcı eleştiri mahiyetindedir. Bu tür yergilerde; görülen eksiklik temsil yoluyla öyküleştirilir ve iletinin ulaşması istenen merciye üstü kapalı bir biçimde mesaj verilerek; istenilmeyen davranışın giderilmesi beklenir.[5] İkinci tür olan türkü dizme ise büyük oranda taşlamaya karşılık gelir. Çünkü istisnalar haricinde halk edebiyatı ürünleri saz eşliğinde söylenir ve bu eserlere halk nazarında türkü olarak bakılır. Taşlamaların dili temsil getirmeye göre daha sivridir. Bu şiirlerde yer yer alaycı ifadelere de rastlanır. Türkü koşma yoluyla oluşurulan eleştirilere örnek vermek gerekirse:

    Rüfet Ağa at getirmiş
    Gurda guşa et getirmiş
    Çobanlara dert getirmiş
    Geberir kırat geberir (Anonim)

    Ayrıca bakınız-> HALK ŞİİRİNDE TAŞLAMA, YERGİ, BEDDUA/ Kutlu ÖZEN

Benzer Konular

  1. Kimdir? Halk edebiyatı, divan edebiyatı şairlerini tanı
    Konu Sahibi refresh Forum Türk Dili Edebiyatı Soru Bankası
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 18.Mart.2013, 19:31
  2. 19. Yüzyıl Türk Halk Edebiyatı
    Konu Sahibi refresh Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2011, 15:28
  3. 17. Yüzyıl Türk Halk Edebiyatı
    Konu Sahibi refresh Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2011, 15:24
  4. 16. Yüzyıl Türk Halk Edebiyatı
    Konu Sahibi refresh Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2011, 15:20
  5. Halk Edebiyatı Testleri
    Konu Sahibi edebiyatci Forum Türk Dili Edebiyatı Soru Bankası
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12.Mayıs.2011, 14:11

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
  •