Sponsorlu Bağlantılar
+ Konuya Cevap Yaz
Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    asena Misafir

    Edebiyat Okul Panosu

    merhabalar benm bi ödevim var okulun edebiyat panosunu ben hazırlayacagım 9. sınıf ogrencisiyim ve neler yazabilirim bi fikriniz varsa yardımcı olur musunuz şimdiden teşekkürler..

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: edebiyat panosu

    Alıntı asena Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    merhabalar benm bi ödevim var okulun edebiyat panosunu ben hazırlayacagım 9. sınıf ogrencisiyim ve neler yazabilirim bi fikriniz varsa yardımcı olur musunuz şimdiden teşekkürler..
    Okullarda hazırlanan panolar mutlaka bir konu üzerine hazırlanır ve panoda sergilenecek konu mutlaka Kulüp danışman öğretmenleri tarafından ilgili kulüp öğrencilerine duyurulur.

    Size bir konu verilmeden böyle birşey istenmiş olamaz. Yine de konu verilmeden sizden böyle birşey istemişse site içerisinde yer alan Kültür-Edebiyat Kulübü yıllık çalışma programını indirip, programda belirtilmiş istediğiniz bir konuyu seçiniz.

    Örnek konu: "Ünlü şairlerin bestelenmiş şiirleri" konulu bir pano hazırlayabilirsiniz. (Sabahattin Ali, Yahya Kemal Beyatlı, Cahit Sıtkı Tarancı, Nazım Hikmet vs.)


    Ayrıca bakınız->> Kültür-Edebiyat Kulübü

  3. #3
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,603

    Cevap: edebiyat panosu

    Bestelenmiş bazı şiirler:

    Mihriban/ Abdurrahim Karakoç

    Sarı saçlarına deli gönlümü
    Bağlamıştın,çözülmüyor mihriban
    Ayrılıktan zor belleme ölümü
    Görmeyince sezilmiyor mihriban

    Yar,deyince kalem elden düşüyor
    Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
    Lambada titreyen alev üşüyor
    Aşk kağıda yazılmıyor mihriban

    Önce naz sonra söz ve sonra hile
    Sevilen seveni düşürür dile
    Seneler asırlar değişse bile
    Eski töre bozulmuyor mihriban

    Tabiplerde ilaç yoktur yarama
    Aşk değince ötesini arama
    Her nesnenin bir bitimi var ama
    Aşka hudut cizilmiyor mihriban

    Boşa bağlanmış bülbül gülüne
    Kar koysan köz olur aşkın külüne
    Şaştım karabahtım tahammülüne
    Taşa çalsam ezilmiyor mihriban

    Tarife sığmıyor aşkın anlamı
    Ancak çeken bilir bu derdi gamı
    Bir kördüğüm baştan sona tamamı
    Çözemedim çözülmüyor mihriban


    Veda Busesi/ Orhan Seyfi Orhon

    hani o bırakıp giderken seni
    bu öksüz tavrını takmayacaktın?
    alnına koyarken veda buseni
    yüzüne bu türlü bakmayacaktın?

    hani ey gözlerim bu son vedada,
    yolunu kaybeden yolcunun dağda
    birini çağırmak için imdada
    yaktığı ateşi yakmayacaktın?

    gelse de en acı sözler dilime
    uçacak sanırdım birkaç kelime...
    bir alev halinde düştün elime
    hani ey gözyaşım akmayacaktın?


    Kaldırımlar/ Necip Fazıl Kısakürek

    I

    Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
    Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
    Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
    Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

    İçimde damla damla bir korku birikiyor;
    Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
    Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
    Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

    Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
    Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
    Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

    Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
    Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
    Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
    Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

    Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
    İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
    Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
    Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

    Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
    Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
    Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
    Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
    Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

    II

    Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
    Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
    Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
    Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
    ........yataklardan kaçtığın günden beri,
    Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
    Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
    Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

    İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
    Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
    Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
    Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

    Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
    Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
    Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
    Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...

    III

    Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
    Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
    Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
    Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

    Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
    Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
    Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
    Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

    Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
    Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
    Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

    Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
    Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
    Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...


    Leylim Ley/ Sabahattin Ali

    Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
    Seher yeli dağıt beni, kır beni
    Götür tozlarımı burdan uzağa
    Yarın çıplak ayağına sür beni
    Ayın şavkı vurur sazım üstüne
    Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
    Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne
    Ay bir yandan sen bir yandan sar beni
    Yedi yıldır uğramadım yurduma
    Dert ortağı aramadım derdime
    Geleceksen bir gün düşüp ardıma
    Kula değil, yüreğine sor beni



    Kıskanç/ Faruk Nafiz Çamlıbel

    Sakın bir söz söyleme...Yüzüme bakma sakın!
    Sesini duyan olur,sana göz koyan olur.
    Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın,
    Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur...
    Dilerim Tanrı'dan ki,sana açık kucaklar
    Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun,
    Kan tükürsün adını candan anan dudaklar,
    Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!


    Bir Gece Ansızın Gelebilirim/ Ümit Yaşar Oğuzcan

    Bu kadar yürekten çağırma beni
    Bir gece ansızın gelebilirim.
    Beni bekliyorsan, uyumamışsan
    Sevinçten kapında ölebilirim.
    Belki de hayata yeni başlarım
    İçimde küllenen kor alevlenir.
    Bakarsın hiç gitmem kölen olurum
    Belki de seversin beni kimbilir.
    Kal dersen, dağlarca severim seni
    Bir deniz olurum ayaklarında.
    Aşk bu özleyiş bu hiç belli olmaz
    Kalbim duruverir dudaklarında.
    Ya da unuturum kim olduğumu
    Hatırlamam belki adımı bile.
    Belki de çıldırır deli olurum
    Sana kavuşmanın heyecanıyla.
    Aşk bu, bilinir mi nereye varır
    Ne durdurur özlemini, seveni.
    Bakarsın ansızın gelebilirim
    Bu kadar yürekten çağırma beni.


    Sessiz Gemi/ Yahya Kemal Beyatlı

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
    Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.
    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden


    Rindlerin Akşamı/ Yahya Kemal Beyatlı

    Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
    Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç
    Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile
    Avunmak istemeyiz böyle bir teselli ile

    Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
    Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
    Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece
    Guruba karşı bu son bahçelerde keyfimce

    Ya aşk içinde harap ol ya şevk içinde gönül
    Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül
    Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç


    Çoban Çeşmesi/ Faruk Nafiz Çamlıbel

    Derinden derine ırmaklar ağlar,
    Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
    Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
    Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

    "Göynünü Şirin'in aşkı sarınca
    Yol almış hayatın ufuklarınca,
    O hızla dağları Ferhat yarınca
    Başlamış akmağa çoban çeşmesi..."

    O zaman başından aşkındı derdi,
    Mermeri oyardı, taşı delerdi.
    Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
    Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.

    Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
    Kerem'in sazına cevap veren bu,
    Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
    Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.

    Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
    Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
    Ateşten kızaran bir gül ararda,
    Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,

    Ne şair yaş döker ne aşık ağlar,
    Tarihe karıştı eski sevdalar.
    Beyhude seslenir, beyhude cağlar,
    Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...


    Endülüste Raks/ Yahya Kemal Beyatlı

    Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
    Şevk akşamında Endülüs üç def/'a kırmızı...

    Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
    İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

    Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri,
    İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

    Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
    İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

    Alnında halka halkadır âşüfte kâkülü,
    Göğsünde yosma Gırnata/'nın en güzel gülü...

    Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;
    İspanya varlığıyle bu akşam bu güldedir.

    Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
    Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

    Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
    Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kerre öpmeli..

    Gözler kamaştıran şala, meftûm eden güle,
    Her kalbi dolduran zile, her sîneden: /'Ole!/'


    Lavinia/ Özdemir Asaf

    Sana gitme demeyeceğim
    Üşüyorsun ceketimi al
    Günün en güzel saatleri bunlar
    Yanımda kal

    Sana gitme demeyeceğim
    Gene de sen bilirsin
    Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
    İncinirsin

    Sana gitme demeyeceğim
    Ama gitme Lavinia
    Adını gizleyeceğim
    Sen de bilme Lavinia


    Sisler Bulvarı / Attila İlhan

    "sisler bulvarı/'nda öleceğim
    sol kasığımdan vuracaklar
    bulvar durağında düşeceğim
    gözlüklerim kırılacaklar
    sen rüyasını göreceksin
    çığlık çığlığa uyanacaksın
    sabah kapını çalacaklar
    elinden tutup getirecekler
    beni görünce taş kesileceksin
    ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!


    Ağustos Çıkmazı/ Attila İlhan

    Beni koyup gitme ne olursun
    Durduğun yerde dur
    Kendini martılarla bir tutma
    Senin kanatların yok
    Düşersin yorulursun
    Beni koyup gitme ne olursun
    Bir deniz kıyısında otur.
    Gemiler sensiz gitsin bırak
    Herkes gibi yaşasana sen
    İşine gücüne baksana
    Evlenirsin çocuğun olur
    Beni koyup gitme ne olursun
    Sonun kötüye varacak
    Beni koyup gitme ne olursun
    Elimi tutuyorlar ayağımı
    Yetişemiyorum ardından
    Hevesim olsa param olmuyor
    Param olsa hevesim
    Yaptıklarını affettim
    Beni koyup gitme ne olursun
    Seninle gelmeyeceğim yine de
    Beni koyup gitme ne olursun


    Aşk Yeniden/ Murathan Mungan

    Aşk yeniden
    Akdenizin tuzu gibi
    Aşk yeniden
    Rüzgârlı bir akşam vakti
    Aşk yeniden
    Karanlıkta bir gül açarken

    Aşk yeniden
    Ürperen sahiller gibi
    Aşk yeniden
    Kumsalların deliliği
    Aşk yeniden
    Bir masal gibi gülümserken

    Gözlerim doluyor
    Aşkımın şiddetinden
    Ağlamak istiyorum
    Yıldızlar tutuşurken
    Gecelerin şehvetinden
    Kendimden taşıyorum

    Aşk yeniden
    Bitti artık bu son derken
    Aşk yeniden
    Aynı sularda yüzerken
    Aşk yeniden
    Rüya gibi bir yaz geçerken

    Aşk yeniden
    Unutulmuş yemin gibi
    Aşk yeniden
    Hem tanıdık, hem yepyeni
    Aşk yeniden
    Kendini yarattı kendinden


    Maskeli Balo/ Murathan Mungan

    Yaredir sinede eski sevgili
    Eski sevgili eski günler
    Hayata baksana takmıyor kimseyi
    Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi
    Yaredir yine de

    Yaktın gemilerimi
    Dönüş yok artık geri
    Tak etti canıma bu maskeli balo
    Bu maskeli balo
    Ve onun sahte yüzleri
    Yaredir sinede eski sevgili
    Ne yapsan kolay unutulmaz
    Ağlama geçmişe yaşadık bitti
    Anılar bizi yalnız bırakmaz
    Yalnızız yine de

  4. #4
    asena Misafir

    Cevap: edebiyat panosu

    tşK. Ederm yardımcı oldunuz :)))

Benzer Konular

  1. Okul zümre başkanları kurulu
    Konu Sahibi refresh Forum Öğretmen Özlük- Mevzuat
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Eylül.2015, 11:35
  2. Okul değiştirme
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Soru-Cevap
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 12.Ağustos.2013, 14:33
  3. Lise 3 Okul Değiştirme
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Soru-Cevap
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 01.Ağustos.2012, 15:47
  4. Meb Okul-Aile Birliği Yönetmeliği
    Konu Sahibi refresh Forum Öğretmen Özlük- Mevzuat
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Ağustos.2011, 06:35
  5. Okul Birincilerinin Tespiti
    Konu Sahibi ahbar Forum Öğretmen Özlük- Mevzuat
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Mart.2011, 13:40

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
  •