Sponsorlu Bağlantılar
+ Konuya Cevap Yaz
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    OzanAslan Misafir

    Yahya Kemail'in Açık Deniz şiirinin yorumlanması.

    İnceleyeceğim şiir Açık Denizdi. Şiir incelemesini yaptım fakat öğretmenime kontrole götürdüğümde şiirin yorumlanmasını yapmamışsın dedi.

    Açık Deniz şiirini birisi yorumlarsa çok sevinirim.

    Şimdiden teşekkürler.

    ---------------------
    Açık Deniz /Yahya Kemal Beyatlı

    Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;
    Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.
    Kalbimde vardı 'Byron'u bedbaht eden melâl
    Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl...
    Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,
    Duydum, akıncı cedlerimin ihtirâsını,
    Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu...
    Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu...
    Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,
    Rü'yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.
    Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular...
    Mahzun hudutların ötesinden akan sular,
    Gönlümde hep o zanla berâber çağıldadı,
    Bildim nedir ufuktaki sonsuzluğun tadı!
    Bir gün dedim ki 'istemem artık ne yer ne yâr! '
    Çıktım sürekli gurbete, gezdim diyar diyar;
    Gittim son diyâra ki serhaddedir yerin,
    Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin!

    Garbin ucunda, son kıyıdan en gürültülü
    Bir med zamânı, gökyüzü kurşunla örtülü,
    Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi;
    Gördüm güzel vücûdunu zümrütliyen deri
    Keskin bir ürperişle kımıldadı anbean;
    Baktım ve anladım ki o ejderdi canlanan.
    Sonsuz ufuktan âh o ne coşkun gelişti o!
    Birden nasıl toparlanarak kükremişti o!
    Yelken, vapur ne varsa kaçışmış limanlara,
    Yalnız onundu koskoca meydan ve manzara!
    Yalnız o kalmış ortada, âsi ve bağrı hûn,
    Bin mağra ağzı açmış, ulurken uzun uzun...
    Sezdim bir âşina gibi, heybetli hüznünü!

    Rûhunla karşı karşıya kaldım o med günü,
    Şekvânı dinledim, ezelî muztarip deniz!
    Duydum ki rûhumuzla bu gurbette sendeniz,
    Dindirmez anladım bunu hiç bir güzel kıyı;
    Bir bitmeyen susuzluğa benzer bu ağrıyı.

    Yahya Kemal Beyatlı

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,621

    Cevap: Yahya Kemail'in Açık Deniz şiirinin yorumlanması.

    YAHYA KEMAL'İN AÇIK DENİZ BAŞLIKLI ŞİİRİ ÜZERİNE GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELER...

    Rıfat ARAZ

    Yahya Kemal'in şiirlerindeki temel duygu ve düşüncelerin kaynağını gösteren, O'nun hayata bakışının ve dünya görüşünün bir bakıma anahtarı mesabesinde olan "Açık Deniz" başlıklı şiiri; sonsuzluk duygusunun hâkim olduğu mekânda "ilerleme", mekânda "genişleme", mekânda "yayılma" ve "yaşama" idealinin tahassürlerinden neşet eden bir 'iç sıkıntısı'nın çığlığıdır. Mahzûn sınırların ötesinde kalan vatan topraklarının dinmeyen feryâdı, bitmeyen ağrısıdır. Bu şiirde milletin mâzideki ideali, idrâki, iz'anı, irfânı yirminci asrın duyuş ve telakkileriyle muhâkeme edilerek mukayeseli bir tarzda, ahenkli ve estetik bir şiir diliyle ortaya konulmuştur. Şairin ruh haline hâkim olan bu ince melâl, bu sosyal iç sıkıntısı; bir zamanlar dünya hâkimiyetini kuran ve yaşatan Osmanlı Devletinin çöküşüyle birlikte aydınlarımız nezdinde başlayan, daha sonra da devam eden bir dağılma, bir yıkılış psikolojisinin derin akislerini, estetik tahassürlerini taşır.

    Açık Deniz başlıklı şiir, Yahya Kemal tarafından 1911 yılından 1925 yılına kadar geçen on dört yıllık bir zaman zarfında işlenmiş ve üç bölümden teşekkül ettirilmiştir.

    Beyitler halinde düzenlenen şiir; "aa, bb, cc, dd..." gibi mesnevî nazım şeklinde bir kafiye örgüsüne sahiptir. Klasik Türk şiir geleneğine bağlı olarak yirminci asırda Türkçeyi, aruz veznini ve şiir dilinin ahenk unsurlarını çok iyi bilen, bunu şiirlerine başarılı bir şekilde yansıtan Yahya Kemal, şiirde hassaten kulağa ve gönüle hitap eden, bu itibarla da Türk edebiyatına kalıcı şiirler bırakan usta şairlerimizden birisidir.

    Açık Deniz adlı şiir, aruz vezninin;

    Bal kan şe / hir le rin de / ge çer ken ço / cuk lu ğum
    _ _ . / _ . _ . / . _ _ . / _ . _
    Mef û lü / fâ i lâ tü / me fâ î lü / fâ i lün

    kalıbıyla yazılmıştır. Hakiki kıvamına ancak bin yıl gibi uzun bir zaman diliminde yetişerek millî bir hüviyet kazanan, haklı olarak da Türk aruzu adını alan bu vezinle şair, kulağı ve gönlü dolduran ahenkli, anlamlı mısralaşmış melodiler terennüm etmiştir. Devrine göre son derece tabiî, sade, pürüzsüz ve akıcı bir dil, şairin bu şiirinde kendisini açıkça ortaya koyar ki bu durum, O'nun üslûbuna hâkim olan hareketliliğin, dinamizmin ve canlılığın belirgin bir tezahürüdür.

    Açık Deniz şiirinde, sonsuzluk ihtirasının ve bu ideale duyulan hasretin, birbiriyle irtibatlandırılmak suretiyle verilmiş olması, bu şiirin Türk edebiyatı ile Türk kültür ve san'at tarihindeki ehemmiyetini de ortaya koyar. Her ne kadar divan şiirinin tesirinde kalarak, bir kısım şiirlerinde eski dilimizi kullanmış olduğu görülse de Türkçeyi: "Bu dil ağzımda annemin sütüdür" diyecek kadar seven ve ona sahip çıkan Yahya Kemal, yaşadığı döneme göre Açık Deniz şiirinde vezin, kafiye ve iç ahengi kuvvetle duyuran gösterişsiz, sade ve akıcı bir dil kullanmıştır. Şiirdeki bu üst dilin teşekkülüne ve mimarî yapısına son derece hassasiyet gösteren şair; şiirde bediî tefekkür unsurları dediğimiz his, fikir, hayal, inanç ve idealleri terennüm eden kelimeleri, kelime gruplarını ve kavramları dikkatle seçer. "Yahya Kemal'in büyük önem verdiği 'derunî ahenk' kelimeler arasındaki fonetik münasebetlerden doğduğu gibi, hisler, düşünceler ve hayaller de kelimelerden doğar."

    Bu kelimeler, şiirin muhtevî yapısına uygun mısra mimarisî ve şiire has bölümlerin içinde ileriye, dâima ileriye doğru pürüzsüz ve ahenkli bir akış gösterirler. Mısra, beyit ve bölümlerin yüklendiği muhtevî yapı, bir kısım şairlerin ısrarla kullandıkları şiirde örtülü yahut kapalı söyleyişin hilafına o kadar sade ve açık, o kadar derin, hareketli ve anlaşılır bir üslûp hususiyeti içinde işlenerek verilmiştir ki ses, kelime ve mısraların derunî ahengiyle teşekkül ettirilen bu ihtişâmlı san'at, Türk edebiyatına Açık Deniz gibi Süleymaniyede Bayram Sabahı gibi şâheserler kazandırmıştır.

    Yahya Kemal'in sadece Açık Deniz şiirinde değil, diğer şiirlerinde de dil, şekil ve muhteva unsurlarının kullanılmasında hiçbir zorlama ve sunîlik yoktur. Bu konuda Mehmet Kaplan şunları söyler: "Halk şiirinden sonra, yüksek edebiyatta, bize sade ifade ile derin ve güzel şiirler yazılabileceğini Yahya Kemal ispat etmiştir… Kelimeler vezne uydurulmak için ezilip büzülmez. Cümle içinde kelimelerin yerleri, tabiî söyleyişe uygundur." Kullandığı şiir dilinin yapısını zihniyle ve kulağıyla dikkatle kontrol eden, sesi şiirin esası olarak gören şâirin, konuşulan Türkçe ile yazdığı ölçülü, ahenkli, anlamlı ve estetik şiirlerinin edebiyatımız üzerinde uyandırdığı yankılar çok derin olmuş, bu durum kendisinden sonra gelen şâirlerin üzerinde de derin tesirler bırakmıştır.

    Vezinsiz, kafiyesiz, ahenksiz, anlamsız ve kural tanımayan şiire şiddetle karşı koyan Yahya Kemal: "Şiirin nesirle de kabil olduğunu zannedenler gaflettedirler. Şiir muhakkak vezinle ve kafiye ile vücuda gelir. Şiir musikinin hemşiresidir, âletsiz taganni edilmez" diyerek hakiki şiirin dile ve şekle taalluk eden değişmez unsurları ile muhtevî hususiyetlerini kesin çizgilerle belirler. Şairin şiir anlayışında; sesin, kafiyenin, redifin, iç ahengin ve ölçünün yeri son derece büyüktür.

    Açık Deniz şiirinde olduğu gibi diğer şiirlerine de hâkim olan derunî ahenk, onun şiirde mûsikîye verdiği önemin, bilhassa klasik Türk musikîsine olan hayranlığının bir göstergesidir. Şiir dilinin, üstâdının elinde baştan başa bir ahenge dönüşebileceğini:

    Üstâd elinde ser-te-ser âhenk olur lisan
    Mızraba ses verir kelimâtiyle tel gibi

    şeklindeki mısralarla ifade eder. Şair eski mûsikîye olan hayranlığını:

    Çok insan anlayamaz eski mûsikîmizden
    Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden"

    diyerek bir çok insanın eski mûsikîmizi gerçek mânâda anlayamadığını, bu mûsikîyi anlayamadıklar için de kendisini ve kendisi gibi düşünenleri anlayamayacaklarını açıkça ortaya koyar. "Yahya Kemal'in şiirlerinde musiki fikri, hem tem, hem yapı unsuru olarak önemli yer tutar."

    diyen Mehmet Kaplan, şairin şiirde önem verdiği musikiye işaret eder.

    Nihad Sâmi Banarlı da Yahya Kemal'in şiir anlayışını: "Şiir, "ritm"in lisan haline gelmesi, yani söyleyişin bir "musiki cümlesi" olabilmek sırrına ulaşmasıydı" şeklinde özetler.

    I. Yahya Kemal'in şiirine başlık olarak seçtiği "Açık Deniz" sembolü, insanımıza tarihî şuur içinde evrensel bir mâhiyet kazandıran, "sonsuzluk ihtirâsı"na ve "hudutları aşma" iştiyâkına duyulan özlemin bir neticesidir.'Hülyâ', 'hâyal','akıncı ihtirası','asırlarca süren koşu', 'rüyâ','fâtihane zan', 'ufuk','sonsuz ufuk', 'mahzun ufuklar', 'deniz', 'engin denizler', 'gökyüzü','limân','meydan', 'ruh', 'kıyı" gibi büyük bir hassasiyetle seçilen ve şiirin kelime mimarisine itinayla yerleştirilen kelime ve kavramlar, hep bu sonsuzluk idealinin ve ecdadın "akıncı ihtirası"nın saikıyla söylenmiş mazmunlardır.

    Alman edebiyatına ve dehâsına Ortaçağ Cermenliğine yeniden dönüşü ve buna özleyişi kazandıran romantizm anlayışı, İngiliz ve Fransız edebiyatını da derinden
    etkilemiştir. Bilhassa Fransız şairlerini etkisi altına alan, hayata bakışıyla Yahya Kemal'e de tesir eden İngiliz şairi Byron (1788–1824), İngiltere tarihinin en ihtişâmlı devresinde yaşamasına rağmen, Ortaçağ Cermenliğine derinden bir özleyiş duymuş, bunu tasavvur etmiş, şiirlerinde de bu millî romantizm iştiyakını dile getirmiştir. Yahya Kemal de Açık Deniz şiirinde aynı özlemi, aynı hissiyatı derinden duyan bir şairdir.


    Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;
    Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.
    Kalbimde vardı "Byron"u bedbaht eden melâl
    Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl,
    Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,
    Duydum, akıncı cedlerimin ihtirâsını,
    Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu,
    Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu...
    Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,
    Rü'yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.
    Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular,
    Mahzun hudutların ötesinden akan sular,
    Gönlümde hep o zanla berâber çağıldadı,
    Bildim nedir ufuktaki sonsuzluğun tadı!
    Bir gün dedim ki "istemem artık ne yer ne yâr!"
    Çıktım sürekli gurbete, gezdim diyar diyar;
    Gittim o son diyâra ki serhaddidir yerin,
    Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin!


    Ecdadın üç kıt'a üzerinde fethettiği toprakların birer birer elden çıkması, Yahya
    Kemal'i derin bir sosyal hüznün ve iç sıkıntısının içine düşürmüş, kendisini alev gibi
    kavuran bu melâl ile ufuktaki sonsuzluğun tadını aynı gönül ikliminde birleştirerek
    tefekkür etmiştir. Ecdat idealinin bir ifadesi olarak: "Her yaz şimâle doğru asırlarca bir
    koşu"nun akislerini bağrında duyan, bu hasreti gerçekleştirememenin verdiği sosyal
    ızdırapla: "Rü'yâma girdi her gece bir fâtihâne zan." diyerek hudutları aşma ihtirasını


    Devamını indir (pdf)-> YAHYA KEMAL'İN AÇIK DENİZ BAŞLIKLI ŞİİRİ ÜZERİNE GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELER
    .

Benzer Konular

  1. Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Kasım.2013, 11:11
  2. Rindlerin Ölümü-Yahya Kemal
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Soru-Cevap
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 28.Mayıs.2013, 17:22
  3. Deniz Yıldızı
    Konu Sahibi merpez Forum Kişisel Gelişim
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 02.Aralık.2012, 15:29
  4. Yokluğumun Resmi adlı şiirin yorumlanması
    Konu Sahibi Kayıtsız Üye Forum Soru-Cevap
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Nisan.2012, 18:42
  5. Yahya Kemal'in kar musikileri şiirinin tahlini yapan var mı?
    Konu Sahibi Merve Yavuz Forum Soru-Cevap
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 17.Nisan.2012, 22:14

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
  •