Reklam
Sayfa 2 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci 1234 SonuncuSonuncu
Toplam 24 adet sonuctan sayfa basi 8 ile 14 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #8
    Üyelik tarihi
    19.Mart.2011
    Mesajlar
    357
    -H-

    hacker : İngilizce hacker. “Bilgisayar ve haberleşme teknolojileri konusunda bilgi sahibi olan, bilgisayar programlama alanında standardın üzerinde beceriye sahip bulunan ve böylece ileri düzeyde yazılımlar geliştiren kişi” anlamında kullanılan bu kelime için Kurulumuz, kırıcı sözünü önermektedir. Örnek: Kırıcı, kullanmakta olduğu bilgisayar veya iletişim ağı ile ilgili bir güvenlik açığını veya gizli bir şifreyi ortaya çıkardığında o ortamın yetkililerini gereken tedbiri almaları için uyarır.
    hacking : kırma.

    hakem triosu : "Hakem üçlüsü" anlamına gelen bu terimin kullanılması doğru değildir. Çünkü karşılaşmada "üç hakem" değil, "hakem ve yardımcı hakemler" söz konusudur. Bu bakımdan kavramın doğru karşılığı olarak hakem ve yardımcı hakemler kullanılmalıdır. Örnek: Hakem ve yardımcı hakemler çok başarılıydılar.

    halüsinasyon : Fransızca hallucination (sanrı, kuruntu). Psikolojide “1.Daha çok şizofreni, paranoya gibi rahatsızlığı olan hastalarda görülen ve alıcılar uyarılmaksızın ortaya çıkan duygusal yaşantı; olmayan bir şeyi varmış sanma. 2. Gerçekte olmayan şeyleri varmış gibi algılama biçiminde ortaya çıkan bir algı yanılması.” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz sanrı, varsanım ve var sanma karşılıklarını önermektedir. Örnek: Havacılık uzmanları, uçuş sırasında pilotların sanrı (varsanım) görebildiklerini söylüyorlar.

    handikap : İngilizce handicap (engel). Bu kelime için dilimizde zaten engel sözü vardır. Örnek: İlk yarıda rüzgâra karşı oynayan takım, bu engele rağmen güzel bir gol kazandı.

    handling : İngilizceden dilimize geçen bu söz daha çok havacılık alanında kullanılmaktadır. Kurulumuz handling kelimesine karşılık olarak dilimizde kullanılmakta olan yer hizmetleri sözünün kabul edilmesini kararlaştırmıştır. Örnek: Hava şirketi, müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek için bu yılın Mart ayından itibaren Atatürk Hava Alanında yer hizmetlerini kendi bünyesinde yapmaya başlayacak.

    hands free: İngilizce hands (eller) + free (özgür). Son zamanlarda cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla dilimizde kullanılmaya başlanan bu kavram “cep telefonuna bağlı bir kulaklık yardımıyla tek tuşa basılarak telefon elde tutulmadan konuşma yapılması” anlamındadır. Kurulumuz bu kelime için el boşt ve dokunmasız karşılıklarını teklif etmektedir. Örnek: El boş (dokunmasız) olarak telefon etmek insanlara büyük kolaylık sağlıyor.

    happening : İngilizce happening “olay, vak’a”. Tiyatro alanında “kısmen ve irticalen sahneye konan, seyircilerin oyuna katılımını sağlamak ve onları şaşırtmak amacını taşıyan eğlendirici nitelikteki oyun” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz katılmaca (oyun) karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Seyircilerin sahneyle kaynaşması katılmaca oyunu tiyatrodan ayıran özelliklerden biridir.

    happy-hour : İngilizce happy (mutlu, neşeli) ve hour (saat) sözlerinden oluşan bu birleşik kelime Türkçede “çeşitli mağazalarda ve barlarda günün belirli saatlerinde yapılan fiyat indirimi” anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz bu söz için indirim saatleri karşılığını teklif etmektedir.

    hat-trick : İngilizce hat-trick. Bir spor terimi olarak kullanılan ve "bir maçta üç gol" anlamına gelen bu söz için Kurulumuz, üçleme kelimesini önermektedir. Örnek: Adana Demirspor takımına karşı ortaya konulan gol gösterisinde Küçük Orhan üçleme yaparken Ogün, Hami ve Ünal diğer gollere imza atan oyunculardı.

    haute-couture : Fransızca haute (yüksek tabaka), couture (dikiş). Daha çok moda alanında kullanılan bu kelime için Kurulumuz, has makas karşılığını önermektedir. Örnek: Şatafatlı has makas tasarımlarından gündelik giysilere kadar her yerde dantel var.

    hedging : İngilizce hedge fiilinden türetilmiş olan bu kelime bir bankacılık terimi olarak kullanılmaktadır. Bu söz "bir malda veya bir menkulde gelecekte ortaya çıkacak fiyat değişikliklerine karşı korunmak amacıyla vadeli bir sözleşme yapılması" anlamındadır. Kurulumuz hedging için dilimizde var olan koruma kelimesinin kullanılmasını önermektedir. Örnekler: Beliren herhangi bir riski düşürmek için bir başka araca yatırım yapma bir tür korumadır. Seminerin konularını, en uygun döviz yöntemi politikasının oluşturulması, döviz devri ve koruma oluşturacaktır.

    hidrolog : su bilimci.

    hidroloji : Fr. hydrologie. “Suların mekanik, fizik, kimya ve biyoloji bakımından özelliklerini inceleyen bilim” Kurulumuz, hidroloji için dilimizde zaten var olan su bilimi sözünün kullanılması gerektiği görüşündedir. Örnek: Mineralli içme sularının tedavi edici niteliklerinin incelenmesi de su biliminin kapsadığı konulardan biridir.

    high-tech : Dilimize batı dillerinden geçen bu söz bir kısaltma yapısında olup "yüksek seviyede uygulanan teknoloji" anlamındadır. Kurulumuz, bu söz yerine yüksek teknoloji veya ileri teknoloji kelimelerinin kullanılması görüşündedir. Örnek: Mimarlık olarak yüksek teknolojiye (ileri teknolojiye) sahip olan mağaza, üç kata bölünmüş.

    hijyen : Sağlıkla ilgili olarak Fransızcadan dilimize girmiş olan bu söz "sağlık bilgisi ve sağlık koruma" anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz, bu sözün sağlık bilgisi ve sağlığa uygunluk kelimeleriyle karşılanabileceği görüşünde birleşmiştir.

    hijyenik : sağlığa uygun, sağlıklı, sıhhî.

    hinterland : Almancadan dilimize giren bu kelime "iç bölge, art bölge" anlamını taşımaktadır. Kurulumuz, daha önce de önerildiği gibi art bölge karşılığının kullanılmasını uygun görmektedir. Örnek: İzmir aynı zamanda yalnız Türkiye veya Akdeniz çevresinde değil belki de dünyada art bölgesi en geniş ve en güzel yerleşim birimidir.

    hit : İngilizce hit (darbe, vuruş; isabet; başarı). En başarılı film ve müzik parçası anlamında kullanılan bu kelime için dilimizde gözde sözü güzel bir karşılık olabilir. Örnekler: Sanatçının son parçası gözde oldu. Yönetmenin son filmi gözdeliğe aday gösteriliyor.

    holigan : İngilizce hooligan (sokak serserisi). Bu kelimenin dilimizde zaten karşılıkları vardır: serseri, hayta. Örnek: Gittikleri her yerde olay çıkartan serseriler (haytalar) için güvenlik güçleri çok geniş tedbirler almaya başladı.

    hosting : İngilizce host kelimesinden türetilmiş olan ve ev sahipliği yapmak anlamına gelen bu terim bilgisayar alanında kullanılmaktadır. Hosting için teklif ettiğimiz karşılık: ana sistem. Örnek: Sitenize ev sahipliği yapacak ana sistem firması buldunuz mu?

    host computer : ana bilgisayar.

    hukşat : İngilizce hook (kanca, çengel) + shoot (atış). Sepete yan dönmüş olarak, dışta kalan kolla, çengel şeklinde yapılan atış. Teklif edilen karşılık: çengelleme, çengel (atış). Örnek: Suat'ın çengel atışıyla (çengelleme atışıyla) iki sayı daha kazandık.

  2. #9
    Üyelik tarihi
    19.Mart.2011
    Mesajlar
    357
    -İ-

    IQ : İngilizce Intelligence quotient kelimelerinin kısaltması olan ve “zekâ bölümü, ölçülmüş zekâ derecesini gösteren rakam” anlamında dilimizde kullanılan IQ için, okuyucularımızdan sayın Türker Bıyıkoğlu’nun teklif ettiği zekâ düzeyi (kısaltması: ZD) karşılığı Kurulumuzca da benimsenmiştir. Örnek: Aslında bu kitabı alıp okuyanların zekâ düzeyi 40’tan çok daha düşük.
    ıskonto : İtalyanca sconto. Ticaret hayatımızda kullanılan bu söz için Kurulumuz indirim kelimesinin uygun bir karşılık olduğunu belirlemiştir. Ticarî senetler söz konusu olduğunda ıskonto karşılığı olarak kırdırma sözünün kullanılabileceği Kurulumuzca önerilmektedir. Örnekler: Mal sahibi pazarlıkta bize epeyce bir indirim yaptı. Senetler bankalara kırdırmalı olarak satılacak.

    ice-tea : İngilizce özgün imlâsıyla dilimizde kul-lanılan bu söz, "soğuk ikram edilen bir tür çay" anlamındadır. Kurulumuz bu söz için buzlu çay kelimesinin uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir.

    idefiks : Fransızcadan dilimize geçen ve "kişinin etkisinden kendisini kurtaramadığı yersiz, saçma düşünce, sabit fikir" anlamına gelen bu sözün saplantı veya sabit fikir kelimeleriyle karşılanması Kurulumuzca uygun görülmüştür.

    idol : Fransızca idole. "İnsanın kayıtsız şartsız bağlandığı, taparcasına sevdiği şey, nesne" anlamındaki bu söz dilimizde daha çok "kendilerine karşı duyulan aşırı sevginin bir ifadesi olarak yapılan, insan veya insanüstü güçlere sahip olduğuna inanılan cisim, heykel, tanrıça" anlamında kullanılır. Kurulumuz idol yerine dilimizde var olan put veya mini put kelimelerinin kullanılabileceği görüşündedir. Örnek: Sonuçta hepimiz bize bu hayat kültürünü veren putlarımıza (mini putlarımıza) sadığız.

    illüstrasyon : Fransızca illustration. Bu söz dilimize "resimle süsleme" veya "kitap içindeki bir yazıyı açıklayan veya süsleyen resim" anlamlarıyla geçmiştir. Yabancı Kelimelere Karşılık Bulma Kurulu bu ayki toplantısında illüstrasyon için bezeme ve resimleme sözlerini önermiştir. Aynı kökten gelen illüstratör kelimesine karşılık olarak ise Kurulumuz, bezeyici ve resimleyici sözlerinin uygun olduğu görüşündedir. Bu arada dilimizde zaman zaman kullanılan ve yukarıdaki Fransızca kelimelerle kökteş olan illüstratif sözü vardır. Bunun için de önerimiz bezekli'dir.

    illüzyon : Fransızca illusion. Yanlış algılama ve duyu yanılması. Eskiden bu kavram galatıhis sözüyle karşılanırdı. Var olan nesne veya canlıyı yanlış veya değişik olarak algılama demektir. Bu söz için Kurulumuz, dilimizde zaten var olan göz bağcılık kelimesinin kullanılmasını önermekle birlikte, geçeceği yere göre yanılsama, yanılmaca sözlerinin de bu kavramı karşılayacağını belirtmektedir. Örnek: Deniz altı dünyasının zengin ve şaşırtıcı hayatında renkli yanılsamalar üreten desenler insanı çeşitli yorumlara götürüyor.

    illüzyonist : Fransızcadan dilimize geçen ve illüzyon kelimesiyle kökteş olan bu isim dilimizde doğrudan göz bağcı sözüyle karşılanmıştır. Bu sebeple Kurulumuz da bu söz için göz bağcı kelimesinin kullanılmasını önermektedir.

    in (olmak) : İngilizce in (içinde, -da / -de; süslenmiş; mevsiminde). Son zamanlarda gazetelerimizde, moda olan şeyler sayılırken sık sık kullanılmaktadır. İngilizcedeki "to be in fashion" karşılığında fiil olarak tekliflerimiz: tutulmak, tutulur (tutulan) olmak. Örnekler: Yeni dizi, ilk bölümünden itibaren tutulur oluverdi (tutulmaya başladı). Bodrum, gençler için bu bayramın en çok tutulan tatil beldesi oldu.

    Moda listesinin başlığı olan "in" için teklifimiz: tutulanlar.

    indikatör : Fransızca indicateur. “Gösterici, belirtici, haber verici, kılavuz ve gösterge" anlamlarını ta-şıyan bu söz için Kurulumuz gösterge karşılığını önermektedir.

    inisiyatif : Fransızca initiative (öncelik; tedbir; girişim). "Bir şeyi ilk olarak yapma işi, karar alabilme yeteneği, öncelik ve karar üstünlüğü" anlamlarında kullanılan inisiyatif için teklif ettiğimiz karşılıklar: öncelik, üstünlük. Örnekler: Kıbrıs konusunda öncelik almaktan çekinmemeliyiz. Savaşta üstünlüğü ele geçirdiler.

    inisiyatifi ele almak : üstünlüğü (önceliği) ele almak.

    inisiyatifi ele geçirme : üstünlüğü (önceliği) ele geçirme.

    inline skate : İngilizce olan bu söz line "çizgi, hat", skate "paten" kelimelerinden oluşmaktadır. In ise "içinde" anlamını veren İngilizce bir şekildir. Bu söz özel olarak yapılmış ayakkabıların altına yerleştirilmiş krampona benzeyen bir sıra tekerlekle kayılarak yapılan bir spor dalının adıdır. Kurulumuz bu söz için kaykaç kelimesini türetmiştir. Örnekler: Ankara'da yaşları 14-20 arasında değişen 15 kadar genç, kaykaç adlı spordan büyük zevk alıyorlar.

    insider : İngilizceden dilimize geçen bu söz, bir bankacılık terimi olup "içinde bulunduğu konum sebebiyle bir şirket hakkında halkın bilmediği ancak şirket hisse senetlerinin fiyatlarını etkileyebilecek hassas bilgilere sahip olan kişi" anlamına gelir. Kurulumuz bu söz için dilimizde zaten var olan iç hissedar kelimesinin uygun bir karşılık olduğunu kabul etmiştir. Örnek: Bilginin hemen kâra dönüştürüldüğü para piyasasında iç hissedarlık iddiaları son zamanlarda arttı.

    instant coffee : İngilizce instant (acil, anî, hemen) + coffee (kahve). Dilimizde "neskafe" olarak yaygınlaşmıştır. Oysa neskafe bir markadır. Instant coffee için teklif ettiğimiz karşılık: hazır kahve. Örnek: Artık herkes hazır kahve içiyor; bense Türk kahvesini tercih ediyorum.

    internet : İngilizce inter “arasında”, net “ağ”. Bilgisayar alanında kullanılan ve “dünya üzerindeki milyonlarca bilgisayarı birbirine bağlayan dev ağ” anlamına gelen internet için Kurulumuz, genel ağ sözünü önermektedir. Örnek: Dünyada olan gelişmeleri, genel ağ sayesinde çok yakından takip edebiliyoruz.

    intranet : iç ağ.

    irredantizm : Fransızca irredentisme. Fransızcadan dilimize giren bu kelime "dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde, ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak düşüncesini temel alan akım" olarak tanımlanabilir. Kurulumuz, bu söz için kurtarımcılık sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Bu kelimenin kullanılışına F.R. Atay'ın Çankaya adlı eserinden alınan şu cümleyi örnek olarak verelim: Mustafa Kemal’in düşündüğünün tam aksine ihtilâlciler, halkı kazanmak için çoktan kaybettiğimiz Girit’i Yunanistan’a vermemek, Bosna-Hersek’i Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’ndan geri almak, Bulgaristan’ı tanımamak gibi bir kurtarımcılık edebiyatı tutturmuşlardı.

    irrite etmek : Fransızca "irrité" ismine "etmek" yardımcı fiili getirilerek yapılan bu söz, "tahrik etmek, sinirlendirmek, kızdırmak, tahriş etmek" gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Kurulumuz bu sözün, kızdırmak kelimesiyle karşılanacağı görüşündedir. Yerine ve kullanımına göre öfkelendirmek, sinirlendirmek fiilleri de irrite etmek için uygun karşılıklardır.

    Bu sözün irrite edici biçimindeki kullanımına da rastlanmaktadır. Bu durumda irrite edici yerine kızdırıcı, öfkelendirici, sinirlendirici kelimeleri kullanılmalıdır. Örnek: Son olarak durup dururken başlattığı bu yeni âdet olağanüstü kızdırıcıdır (öfkelendiricidir, sinirlendiricidir).

    italik : Fransızca italique (üstten sağa doğru eğik olan basım harfi). Kurulumuz, italik yerine dilimizde zaten var olan eğik (yazı) ve yatık (yazı) karşılıklarının kullanılabileceği görüşündedir. Örnek: Metinde koyu renk, altı çizili ve eğik (yatık) harfler bulunmamalıdır.

    izolâsyon : Fransızca isolation. "Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için iletkeni kauçuk, lâstik, porselen gibi maddelerle kaplama, tecrit etme; ısının gereksiz yerlere dağılmasını önlemek, ses ve gürültülerin belli bir alanda kalmasını sağlamak amacıyla yapıda birtakım önlemler alma" anlamlarında kullanılan bu söze karşılık olarak, daha önceden yalıtma ve yalıtım kelimeleri önerilmiştir. Kurulumuzun da kabul ettiği bu Türkçe karşılıkların yerine son zamanlarda sık sık izolâsyon kelimesinin kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca sözün izolâtör şeklindeki türevine karşılık olarak, yine daha önceden teklif edilmiş olan yalıtkan kelimesi kullanılmalıdır. Dilimizde izole etmek biçiminde de kullanılan bu söz, "tek başına bırakmak, soyutlamak, yalnızlığa terk etmek" anlamına da gelir. Kelimenin bu anlamı için teklifimiz: soyutlamak. Örnekler: Binanın yalıtımı işinde çeşitli plâstik maddeler kullanılacak. Şirket, Sanayi Bakanlığının onayladığı yetki anlaşması ilkelerine uygun olarak tesislerinde, yalıtımda kullanılacak polistiren levha üretimine başlayacak. Bazı ülkeler kendilerini dünyadan soyutlamışlardır.

  3. #10
    Üyelik tarihi
    19.Mart.2011
    Mesajlar
    357
    -J-

    jakoben : tepeden inmeci.
    jakobenizm : Fransızca jacobenisme (cumhuriyetçilik, devrimci demokratlık). "Toplumdaki değişikliklerin yöneticilerce tepeden inme buyruk ve yöntemlerle yapılmasını uygun bulan görüş" anlamında basında kullanılan bu terim için Türkçe bir karşılık da yine basınımız tarafından kullanılmaktadır: tepeden inmecilik. Örnek: Tepeden inmecilik toplumda birtakım patlamalara yol açabilir.

    jakuzi : "Yıkanmak, sağlıklı kalmak amaçlarıyla evlere yerleştirilen bir tür havuz" anlamındaki bu söze karşılık olarak Kurulumuz, sağlık havuzu kelimesinin uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Norveç'ten gelecek villâların buharlı hamamı ve sağlık havuzu yokmuş.

    jalûzi : Fransızca jalouise. "Şerit biçiminde metal veya plâstik levhalardan yapılmış, perde gibi pencerelere takılan düzen" anlamında olan bu söz için Kurulumuz, şerit perde karşılığını önermektedir. Örnek: Pencerelere takılan şerit perdeleri temizlemek gerçekten zor.

    jam-session : İngilizce jam-session. “Caz müzisyenlerinin bir araya gelerek müzik yapmaları” anlamında dilimizde kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, toplu caz karşılığını önermektedir. Örnek: Birinci Uluslar Arası Antalya Caz Festivali, toplu caz konseri ile sona erecek.

    janr : Fransızca genre. Uzun zamandan beri dilimizde kullanılan bu kelime Türkçe Sözlük’te çığır, tarz, cins sözleriyle karşılanmıştır. Kurulumuz, janr kelimesi için tür sözünün uygun bir karşılık olduğu görüşündedir. Örnek: Türkiye’de detektif romanları yazılmaz. Bu tür, yazarlar arasında öteden beri ilgi uyandırmamıştır.

    jenerasyon : Fransızca generation. "Doğuş, soy, nesil" anlamlarına gelen bu söz bitki ve hayvan üremeleri için de kullanılır. Kurulumuz, jenerasyon sözüne gerek bulunmadığı; kuşak, nesil kelimelerinin yeterli olduğu görüşündedir. Örnekler: Onu bizden önceki kuşak daha iyi tanımış. Sun'î ışık altında büyüyen farelere ilk nesilde hiçbir şey olmuyor. Dördüncü nesilden sonra farelerin güçsüzleştiği gözleniyor.

    jenerik : Fransızca générique. Dilimizde daha çok sinema alanında kullanılan bu söz "bir filmde emeği geçenlerin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan ve filmin başında (bazen sonunda) sunulan liste" anlamındadır. Kurulumuz bu söz için, tanıtımlık veya tanıtma yazısı karşılıklarını önermektedir. Örnek: Filmin tanıtımlığını kaçırmış, ortalarında bir yerde seyretmeye başlamıştım.

    jeolog : yer bilimci.

    jeoloji : Fr. géologie. “Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini evrimini inceleyen bilim” Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak dilimizde zaten var olan yer bilimi sözünün kullanılmasını kararlaştırmıştır. Örnek: Yer bilimi olaylarından bazıları enerjilerini güneş, sıcaklık, rüzgâr ve yağmurdan alır.

    jeomorfolog : yüzey bilimci.

    jeomorfoloji : Fr. géomorphologie. Dilimizde uzun zamandan beri “yeryüzü engebelerini ve aşınma ile ilgili gelişimleri inceleyen bilim” anlamında kullanılan jeomorfoloji için Kurulumuz yüzey bilimi karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Ekili topraklardaki aşınma ile savaşmak yüzey biliminin konusuna girer.

    jet-ski : İngilizceden dilimize geçen bu kelime “su üzerinde gidebilen altı kızak şeklinde motosiklet ve bu araçla yapılan spor” anlamındadır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak su kızağı sözünü teklif etmektedir. Örnek: Üniversitenin Beden Eğitimi ve Spor bölümü tarafından düzenlenen şenliklerde su kızağı gösterileri ilgiyle izlendi.

    jogging : İngilizce jogging (itmek, dürtmek; yavaşça gezinmek). "Bedeni ısıtmak için ağır adımlarla yapılan koşu" anlamında son zamanlarda kullanılmaya başlayan jogging için teklifimiz: koşmaca. Örnek: Genç kızlar Anıtkabir yolunda koşmaca yapıyorlardı.

    joystick : İngilizce joystick. Bilgisayar alanında ve uçaklarda "kumanda kolu" anlamında kullanılan bu söz için Kurulumuz, yönetme kolu kelimesini karşılık olarak önermiştir. Örnek: Pilotlar, bu uçakta direksiyon benzeri kumanda yerine koltuklarının yanında bulunan yönetme kolunu kullanıyorlar.

    just in time : İngilizceden dilimize özgün imlâsıyla geçen ve son yıllarda endüstri alanında sıkça duymaya başladığımız bu kelime “ihtiyaç duyulan yerde ve zamanda üretim yapma tekniği” anlamındadır. Bu söz için Kurulumuzun önerdiği karşılık gerektiğinde (üretim)’dir. Örnek: Japon imalâtçıları gerektiğinde üretim tekniğini uyguluyorlar.

  4. #11
    Üyelik tarihi
    19.Mart.2011
    Mesajlar
    357
    -K-

    kadük : Fransızca caduc. "Değerini önemini yitirmiş, eskimiş" anlamında olan bu kelime kadük olmak biçiminde de dilimizde kullanılmaktadır. Kurulumuz, kadük sözüne karşılık olarak düşmüş kelimesini önermektedir.
    kadük olmak : düşmek, düşmüş olmak.

    Örnekler: Aylardır sırada bekletilen kanun teklif ve tasarılarını görüşmeye başlayarak seçim teklifini düşmüş hâle getirecek. Süresinde görüşülmediği için teklifimiz düşmüş oldu.

    kalibrasyon : Fr. calibration (ölçü, ayar). Dilimize Fransızcadan geçen ve “bilimsel aletlerde mutlak ölçüden en küçük sapmaları tayin etme işlemi” anlamına gelen bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz ölçümleme sözünün kullanılmasını kararlaştırmıştır. Örnekler: Danıştay TÜBİTAK’ın ölçümleme hizmetine devam etmesine karar verdi. Türkiye Denklik Konseyinin oluşturulmasına ilişkin kanunî düzenlemenin tamamlanamaması, ölçümleme işiyle uğraşan kuruluşlar arasında yetki tartışmasını başlatmıştı.

    kalifikasyon : Fransızca qualification. "Ustalık kazanma, vasıflı, nitelikli olma" anlamlarında dilimizde kullanılan bu söz için Kurulumuzun önerisi niteliklilik, vasıflılık'tır. Sıfat olarak geçen kalifiye içinse nitelikli, vasıflı sözleri uygun birer karşılıktır. Örnek: Bu ünlü şirketin nitelikliliğinden (vasıflılığından) kolay kolay vazgeçilemez.

    kalitatif : Fransızca qualitatif. Fransızcadan dilimize geçen bu söz, kaliteye ilişkin, kaliteye dair anlamlarıyla sıfat olarak yer yer kullanılmaktadır. Kalite (Fransızca qualité) dilimizde nitelik kelimesiyle karşılanır. Buna bakarak kalitatif için, niteleyici karşılığını öneriyoruz. Örnek: Niteleyici araştırma, küçük denek grupları ile yapılan söyleşileri kapsıyor.

    kampus : İngilizce campus, dilimizde "şehir dışında kurulmuş üniversitelerin yayılmış olduğu alan" anlamında kullanılmaktadır. Bu söz için yerleşke karşılığı uygun görülmüştür. Örnek: İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksek Okulu yerleşkesinde bugün 14.30'da "Resim Heykel ve Seramik Sergisi" açılıyor.

    kamuflâj : Fransızca camouflage. Başlangıçta "askerlerin ve savaş araçlarının yaprak, boya vb. şeylerle gizlenmesi" anlamında kullanılan kamuflâjın anlamı zamanla genişlemiş, "kişi ve grupların çeşitli yollarla gerçek kimliklerini saklamaları" için de kullanılır olmuştur. Teklif ettiğimiz karşılık: gizleme. Örnek: Eskiden sadece komandolar gizleme yaparlardı; şimdi herkes gizleme yoluyla kimliğini saklıyor.

    kamufle : Karşılığı: gizlenmiş.

    kamufle etmek : Karşılığı: gizlemek. Örnek: Tankları, çalı çırpı ve yapraklarla gizledik.

    kantitatif : Fransızca quantitatif. Fransızcadan dilimize geçen bu söz "kemiyete, niceliğe ilişkin, niceliğe dair" anlamlarıyla sıfat olarak zaman zaman kullanılmaktadır. Fransızca quantité dilimizde nicelik diye karşılanmıştır. Dolayısıyla Kurulumuz, kantitatif kelimesinin karşılığı olarak niceleyici sözünü önermektedir. Örnek: Niteleyici araştırma konusunda uzman ve deneyim sahibi olan firma, niceleyici araştırmalar konusunda da her türlü ihtiyaca cevap verecek bir yapıya sahip.

    kaos : Yunanca khaos (boşluk, sonsuz karanlık). Diğer batı dillerinde olduğu gibi dilimizde de mecaz anlamıyla, "kargaşa, karışıklık" karşılığında kullanılmaktadır. Bu anlamın karşılıkları dilimizde vardır: kargaşa, karışıklık. Örnek: Ülke ekonomisi büyük bir kargaşa (karışıklık) içinde bulunuyor.

    karambol : Fransızca carambolage (çarpma, karışıklık). Teklif ettiğimiz karşılık: karmaşa. Örnek: Ceza alanı içinde yaşanan karmaşada Acar, takımına bir sayı kazandırdı.

    kariyer: Fransızca carrière (taş ocağı; koşu yeri; meslek). Dilimize "meslek" anlamında girmekte olan bu kelimeye teklif ettiğimiz karşılıklar: meslek, uzmanlaşma. Örnekler: Mesleğinde ilerlemek için büyük çaba harcıyordu. Meslekî uzmanlaşmasına iki yıl önce başlayan aktör, şöhret basamaklarını hızla tırmanıyor.

    kariyer yapmak: meslekte yükselmek, uzmanlaşmak.

    karizma : Grekçe charisma (lütuf, ihsan). Dilimizde "önde gelen kişilerin büyüleyiciliği, etki gücüne sahip olması" anlamında kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık: büyüleyici özellik. Örnek: Atatürk, büyüleyici özelliği olan bir önderdir.

    karting : İngilizce carting. Ülkemizde son yıllarda yaygınlaşan bir spor türü olan ve “go-kart adı verilen arabalarla yapılan yarış” anlamında kullanılan karting için Kurulumuz, sürsürcülük ve sürsür yarışı karşılıklarını teklif etmektedir. Örnek: Yakın bir arkadaşının önerisiyle iki yıl önce sürsürcülük (sürsür yarışı) kurslarına katılmaya başlayan Erkaya, babasının da yardımıyla sürsür sahibi olmuş.

    kartvizit : Fransızca carte de visite. İki sözden oluşan bu Fransızca kelimenin Türkçedeki kullanımı epeyce yaygındır. Son dönemlerde daha sık kullanılmaya başlanan bu kelime için Kurulumuz, tanıtma kartı sözünü önermiştir. Örnek: Mağazanın bu zengin tanıtma kartı, gelişmiş ülkelerde siyasetin ve kültürün nasıl vasıflı elemanlarca yürütüldüğünün bir göstergesidir

    kemoterapi : Tıp alanında kullanılan ve "kimya ile tedavi" anlamına gelen bir terimdir. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak kimyasal (kimyevî) tedavi sözünün uygun olacağı görüşündedir: Örnek: Uzmanlar şimdi içerik ve etki açısından kafeine benzeyen, ancak sinir sistemi üzerinde etkili olmayacak, yapay bir madde üzerinde çalışıyorlar. Söz konusu maddenin bulunması hâlinde hem ışın tedavisi, hem de kimyasal tedavi süreci daha etkili hâle getirilebilecek.

    kitsch : Almanca kitsch. Bu söz de özgün imlâsıyla dilimizde kullanılmaya başlanan sözlerdendir. Almanca-Türkçe Sözlük bu kelimeyi "ilkel yollardan duyguları harekete geçirmek isteyen sözde sanat eseri; sanat değeri olmayan değersiz eser, bayağı şey, zevksizlik" şeklinde tanımlamaktadır. Kurulumuz, bu söze karşılık olarak bayağı, bayağılık, zevksizlik kelimelerinin uygun olduğu görüşündedir. Örnek: Görüntüsünden ve dilinden bayağılık akıyor, emme basma tulumbalar bile ondan daha estetik.

    klâsman grubu : Fransızca classement (sınıflandırma) + group (küme, grup). Teklif ettiğimiz karşılık: alt küme. Örnek: Alt küme karşılaşmalarında da umduğumuzu bulamadık.

    kliklemek : İngilizce click on. Bilgisayar alanında “fare ile bilgisayar ekranında bir nesneyi seçmek veya bir noktayı işaretlemek için farenin tuşuna hızlıca basıp bırakmak” anlamında geçen bu kelime için Kurulumuz, dilimizde de zaten kullanılmakta olan tıklamak karşılığını benimsemektedir. Örnek: Soldaki çerçevede bulunan “bütün şirketler“ adlı ilişime tıkladığınızda karşınıza harf dizini geliyor.

    klip : İngilizce clip (kırpma, kırkma; darbe; adım). "Sinema filmlerinden kesilmiş kısım veya ekrandaki müzik programlarında arka zemin olarak hazırlanmış görüntüler" anlamında kullanılan bu kelime için şu karşılıkları teklif ediyoruz: görüntüleme, görümsetme. Örnek: Bir yandan parçayı dinliyor, bir yandan da şarkıcının arkasında yer alan görüntülemelerle (görümsetmelerle) parça arasında ilgi kurmaya çalışıyorduk.

    klon : İngilizceden dilimize girmiş olan ve bitki bilimi ile hayvan bilimi alanlarında kullanılmakta olan bu kelime, "bölünen bir bitkiden meydana gelen bitkiler; özel bir işlem ile nüvesi faal duruma getirilmiş hücrelerden meydana gelen ve birbirine benzeyen canlılar grubu" anlamını taşımaktadır. Kurulumuz bu kelime için kopyalama karşılığının uygun olduğu görüşündedir: Örnek: Enstitünün deneylerinde dünyaya gelen hayvanların, normalden neredeyse iki misli büyük olduğunu söyleyen yetkili, kopyalanan koyunların 4,5 yerine 9 kilo geldiğini açıkladı.

    klonlamak : kopyalamak.

    know-how : İngilizce know (bilmek) + how (nasıl). Son zamanlarda dilimizde "bir işin nasıl yapılması gerektiği hakkındaki bilgi" anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: yöntem bilgisi. Örnek: Güvenlik alanında yöntem bilgisi bakımından size yardımcı olabiliriz. Ekonomi ve ticarette bir şirket veya kuruluşun bilgi, üretim veya işletme yöntemlerini satması veya kiralaması anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: bilgi satma, bilgi kiralama. Örnek: Şirketimiz ürettiği bilgisayarlarla ilgili bilgileri başka bir kuruluşa sattı (kiraladı).

    koç : İngilizce coach (antrenör). Dilimize daha önce girmiş bulunan antrenör yerine son zamanlarda çoğunlukla koç kelimesi kullanılmaktadır. Antrenör ve koç kelimeleri için teklif ettiğimiz karşılık: çalıştırıcı. Örnek: Takımın çalıştırıcısı, "Bundan sonra karşılaşmalara daha iyi hazırlanacağız." dedi.

    kodifikasyon : Fransızca codification (derleme; düzenleme; sıralama). Hukukta "kanunları tedvin etmek" anlamında kullanılmaya başlanan bu terim için teklifimiz: düzenleme. Örnek: Bugüne kadarki bütün kanun düzenleme hareketlerinde gerek ticaret, gerekse borçlar hukuku, şahıs ile sermayeyi birbirinden ayırmıştır.

    kodifiye etmek : düzenlemek.

    kokpit : İngilizce cockpit. Pilot kabini. “Gemilerin kıç tarafında bulunan alçak güverte” anlamına da gelir. Bu söze karşılık olarak Kurulumuz pilot köşkü kelimesini önermektedir. Örnek: Konuk devlet başkanı törenden sonra bir süre F-16'nın pilot köşkünde oturdu.

    kolâj : Fransızca collage. “Elde bulunan her türlü basılı malzemenin bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak şekilde yapıştırılmasıyla elde edilen bir tür resim sanatı tekniği.” Kurulumuz, kesyap kelimesinin kolâj için uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnekler: Sanatçının resimlerindeki figürler kesyap tekniği ile resme aktarılmıştır. Ödül töreninde öğrenciler, bir kesyap çalışması sergileyerek davetlilerce alkışlandılar.

    kolokyum : Lâtince colloquium (ilmî ve fikrî konuları tartışmak üzere yapılan akademik toplantı; doçentlik bilim sınavı). Teklif ettiğimiz karşılık: bilimsel toplantı. Örnek: Türk Dil Kurumunun düzenlediği "Gramer Sorunları Bilimsel Toplantısı"nda birçok konu üzerinde duruldu.

    kombinasyon : Fransızca combinaison. Dilimizde "Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler, düzenleme" anlamında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, birleşim kelimesini önermektedir. Örnekler: Tablo birçok canlı renk birleşimine sahipti. Rejimi daha da yıpratmadan bazı birleşim önerileri değerlendirilmelidir.

    kombine : Fransızcadan dilimize girmiş olan bu kelime genel dilde "birleştirmek, karıştırmak, bir araya getirmek" anlamlarını taşımaktadır. Ayrıca askerlik, sinema, tiyatro ve spor alanlarında da kullanılmakta olan bir terimdir. Kurulumuz kelimenin genel dildeki kullanımı için birleşik veya toplu karşılıklarını önermektedir. Ayrıca sinema, tiyatro ve spordaki kombine bilet için; topIu bilet, spordaki kullanımları için kombine akın, kombine yarış ve kombine savunma için; toplu akın, toplu yarış ve toplu savunma karşılıklarının kullanılmasını uygun görmektedir. Örnek: Mersin Termik Santralinin iyileştirilmesi, santralin kapasitesini artırmak amacıyla doğal gaza çevrimli birleşik yakıt sistemli olarak yapılacak.

    kompakt disk (kısaltması: CD) : yoğun teker (kısaltması: YT). Örnek: Bilgisayarda kullanılan ve büyük ölçülerde bilgi taşıyabilen yoğun tekerlerin (YT'lerin) ilgi görmesi bekleniyor.

    kompetitif : Fransızca compétitif. "Daha çok satıp kâr etmek için ticarette üstünlük sağlamak" anlamında kullanılan bu söze Kurulumuz yarışımcı kelimesini önermiştir. Dilimizde eskiden beri bulunan rekabetçi kelimesi de yeri geldiğinde bu sözün yerine kullanılabilir. Örnek: O dönemlerde sanayi yarışımcı değildi.

    Aynı köke dayanan dilimizde bir de kompetition kelimesine rastlanmaktadır. Bu söz için de önerilen karşılık yarışım'dır.

    kompleks : Fransızca complexe (hemen kavranamayan, çözümü güç olan, karışık; bir sanayii oluşturan parçaların bütünü; hastalıklı davranışları ortaya çıkaran, kişinin bilincini az çok şartlandıran, baskı altında tutulmuş hatıra, duygu ve düşüncelerin bütünü). Üyelerimizce her kavram için ayrı ayrı terimler kullanılması uygun görülmüştür.

    "Hemen kavranamayan, çözümü güç olan, karışık" anlamı için teklifimiz: karmaşık. Örnek: Sistem yavaş yavaş karmaşık bir durum aldı.

    Turizm kompleksi veya binalar kompleksi yerine: kuruluşlar veya tesisler bütünü. Örnek: Antalya'nın Belek kıyıları birbirinden güzel turizm tesisler bütünüyle doludur. Bu arada çeşitli ihtiyaçları karşılamak için yapılmış tarihî yapıların bütünü söz konusu olduğunda kompleks yerine külliye sözü kullanılmalıdır. Örnek: Süleymaniye Külliyesi.

    Kelimenin psikolojideki anlamı için teklifimiz: ruh karmaşası.

    komplikasyon : Fransızca complication (karmaşık, karışık hâle getirme). Bu kelime için Kurulumuz genel anlamda karışıklık sözünü karşılık olarak önermiştir. Örnek: BM Genel Sekreterliği Türkiye'nin isteğine, bölgedeki ülkelerin asker göndermesinin Barış Gücü'nün tarafsızlığını bozabileceği ve karışıklık yaratabileceği gerekçesiyle karşı çıkıyor.

    Kelimenin tıptaki kullanımı için Kurulumuz, yan etki sözünü önermişti. Ancak Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Anabilim dalında öğretim üyesi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. M. Akif Kılıç'tan aldığımız mektupta "yan etki" sözünün side effect'in karşılığı olduğu, komplikasyon kelimesine karşılık olarak "istenmeyen durum" sözünün daha uygun düşeceği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra Trakya Üniversitesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim dalında araştırma görevlisi olarak çalışan Dr.Mustafa Muhittin'den aldığımız mektupta da komplikasyon kelimesinin karşılığında "karmaşa" sözünün yaygın olarak kullanıldığı ifade edilmektedir. Sayın Kılıç ve sayın Muhittin'in önerileri doğrultusunda komplikasyon kelimesinin tıptaki kullanımı için teklif edilen karşılıklar: karmaşa ve istenmeyen durum. Örnek: Peptik ülserin karmaşası (istenmeyen durumu) kanamadır.

    komplike : Fransızca compliqué (ögelerin veya gerekli işlemlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan şey). Kurulumuz bu kelime için karışık sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Olay o kadar hızlı gelişti ki karışık ve içinden çıkılmaz bir hâl aldı.

    komplo : Fransızca complot (düzen, tuzak). Kelimenin dilimizde güzel bir karşılığı vardır: tuzak. Örnek: İddiaların bir tuzak olduğunu biliyoruz.

    komplo kurmak : tuzak kurmak.

    kondisyon : Fransızca condition (durum; şart). Dilimizde daha çok sporcular için kullanılır ve sporcunun hem beden, hem ruh bakımından durumunu ifade eder. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: erk. Örnek: Oyuncuların erki çok iyi. Erk, eski Türk metinlerinde ve bugünkü bazı Türk lehçelerinde "güç" anlamında kullanılan güzel bir kelimedir.

    kondisyoner : Fransızca condition'dan. Oyuncuların beden ve ruh bakımından durumunu, erkini koruyup geliştiren kimse. Teklif ettiğimiz karşılık: geliştirici. Örnek: Takımın iyi bir geliştiriciye ihtiyacı var.

    konfigürasyon : Fransızca configuration (görünüş, dış görünüş). Bilgisayar alanında “bir bilgisayar sisteminin genellikle fiziksel birimlerini göstermek” anlamına gelen bu terim için Kurulumuz yapılandırma karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Açık oturumda uydu ile haberleşmenin esnekliğine bağlı olarak verilen hizmetin geliştirilmesi ve genişletilmesi, yapılandırma değişikliği yapılması ve erişimin sağlanması konuları tartışılacak.

    konfirmasyon : Fransızca confirmation (doğrulama, tasdik; teminat). Teklif ettiğimiz karşılıklar: doğrulama, geçerleme. Örnek: Yabancılar çok önem verdikleri doğrulama (geçerleme) ve bazı ödeme sorunları yüzünden borsaya uzak duruyorlardı.

    konfirme etmek : doğrulamak, geçerlemek.

    konfirme ettirmek : doğrulatmak, geçerletmek.

    konformizm : Fransızca conformism. Yürürlükteki kurum, ölçüt veya şartlara eleştirici bir değerlendirme yapmaksızın uyma, bunlarla uyuşma. Gazetelerin bazı köşe yazarları tarafından kullanılan bu söz için Kurulumuz, uymacılık veya uyarcılık kelimelerini önermiştir. Örnek: Toplumda uymacılığa (uyarcılığa) doğru bir eğilim başlamıştı.

    kongre : Fransızca congrés (delegelerin katılımıyla yapılan toplantı, kurultay). Bu kelimenin dilimizde zaten güzel bir karşılığı vardır: kurultay. Örnek: Parti, olağan üstü kurultay kararı aldı.

    konjonktivite : Fransızca conjonctivite. Tıp dalında kullanılan bir terimdir ve "gözde katılgan zar iltihabı, göz ingini" anlamlarında geçer. Kurulumuz, tarihî metinlerimizde geçen ve iltihap anlamına gelen "yangı" kelimesinden yararlanarak göz yangısı sözünü karşılık olarak önermektedir. Örnek: Farkında olmadan gözümüze kaçan bir cisim göz yangısına sebep olabilir.

    konjonktür : Fransızca conjoncture (rastlaşma; fırsat; toplu durum). Sosyal bilimlerde, "bir kurum, kuruluş, olay veya faaliyeti çevreleyen unsur ve şartların tümü" anlamına gelen ve son zamanlarda basın yayın organlarında da bu anlamda kullanılan konjonktür için önceden de güzel bir karşılık teklif edilmişti: toplu durum. Örnek: Milletler arası toplu durum, bu kararların uygulanmasına imkân vermeyecektir.

    konkordato : İtalyanca concordato (anlaşma). "İflâs hâlindeki iş adamının alacaklıları ile yaptığı borç ödeme anlaşması" anlamındaki bu terim için teklif ettiğimiz karşılık: iflâs anlaşması. Örnek: Malî durumu bozulan şirket iflâs anlaşması ilân etti.

    konsantrasyon : Fransızca concentration (1. Bir sıvı içindeki su veya sıvı miktarı, azalarak koyulaşma. 2. psikol. Dikkat toplaşımı). Konsantrasyon sözü için Kurulumuzca önerilen karşılık yoğunlaşma'dır. Örnek: Bu işe tam bir yoğunlaşma sağlamışken birtakım aksilikler çıktı.

    konsantre : yoğunlaştırılmış.

    konsantre etmek : yoğunlaştırmak.

    konsantre olmak : yoğunlaşmak.

    konsensus : İngilizce consensus (fikir birliği, fikir mutabakatı, çoğunluğun fikri). Son zamanlarda dilimizde, "toplumun çeşitli kesimlerinin bir konuda aynı düşünceye ulaşması, aynı düşünceyi taşıması" anlamında yaygın olarak kullanılmaktadır. Oysa bu sözün dilimizde karşılıkları vardır: uzlaşma, mutabakat. Örnek: Bu konuda toplumda bir uzlaşma (mutabakat) sağlanmıştır.

    konsept : Fransızca concept (kavram). Bu sözün dilimizde güzel bir karşılığı vardır: kavram. Kavram sözü dilimizde uzun zamandır kullanıldığı hâlde bazı aydınlarımız maalesef konsept sözünü tercih etmektedirler.

    konsolidasyon : Fransızca consolidation. "Devlet borcunun vadesinin uzatılması" anlamında çok sık kullanılan ve eskiden "tahkim" kelimesiyle karşılanan bu terim için teklif ettiğimiz karşılık: pekiştirme. Örnek: Borcumuzu pekiştirme yoluyla bütçemizi rahatlatabiliriz.

    konsolide : pekiştirilmiş. Örnek: Borçlarımızın bir kısmı pekiştirilmiş olduğu için şimdilik ödeme sıkıntımız yok.

    konsolide bütçe : destekli bütçe. Örnek: Destekli bütçenin bir trilyon lira açık verdiği belirlendi.

    konsorsiyum : Fransızca consortium. "Uluslar arası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadî ve malî yardımları yürütmek üzere oluşturdukları ortaklık" anlamında kullanılan bu söze Kurulumuz, şirketler birliği karşılığını önermektedir. Örnekler: Bossa’nın halka arzına Finansbank liderliğinde 15 üyeli bir şirketler birliği aracılık edecek. Türk firmalarının şirketler birliği oluşturmaları hâlinde doğal gaz hattından 300-400 milyon dolarlık bir pay almalarının mümkün olabileceği kaydediliyor.

    konstellâsyon : İngilizce constellation (takımyıldız, burç). Türkçede bu söze karşılık olarak zaten takımyıldız kelimesi vardır. Kurulumuz kelimenin mecazî anlamdaki kullanılışına karşılık olarak ise kümelenme sözünü teklif etmektedir.

    konstrüksiyon : Fransızca construction. "Bir yapıda taşıyıcı nitelikte olan bütün imalât veya bir inşaatta bir araya gelip yapıyı oluşturan ögeler bütünü" anlamlarında geçen bu söze, daha önce önerilmiş olan yapı kelimesi uygun bir karşılıktır. Örnekler: Şirketimiz, sağlıklı bir uyku için sağlam çelik yapı ve dolgu malzemesiyle beslenmiş yatakları piyasaya çıkaracak. Bu gökdelenleri çelik yapı ayakta tutuyor.

    konsültasyon : Fransızca cosultation. Daha çok tıp alanında kullanılan ve “birkaç hekimin bir araya gelerek bir hastalığa teşhis koyması” anlamına gelen bu terim için dilimizde zaten istişare kelimesi vardı. Kurulumuz, konsültasyon için eski Türk metinlerinde geçen ve bugünkü Türk lehçelerinin birçoğunda kullanılan keneş sözünün uygun bir karşılık olduğu görüşündedir. Kelimenin ekonomi alanında kullanımı için teklif edilen karşılık ise görüş alışverişi’dir.

    konsültasyon yapmak : görüş alışverişinde bulunmak. Örnek: IMF Türkiye Masası ile Dünya Bankası uzmanları, Türkiye hakkında ilk kez görüş alışverişinde bulundu.

    konteyner : İngilizce container. Bu kelime Türkçe Sözlük’te “ticaret eşyalarını taşımak için uluslar arası standartlara göre yapılmış büyük sandık” şeklinde tanımlanmaktadır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak taşımalık sözünü önermektedir. Örnek: Yurt dışından gelirken ev eşyasını bir taşımalık kiralayarak Sirkeci’ye kadar getirmişti.

    kontrast : Fransızca contraste (zıtlık, aykırılık). Dilimizde bu kelime için birkaç karşılık vardır: zıtlık, karşıtlık, tezat. Örnek: Gökdelenlerle gecekondular tam bir zıtlık (karşıtlık, tezat) teşkil ediyordu.

    kontrastlı : zıt, karşıt, tezatlı.

    kontratak : Fransızca contre (karşı) + attaque (akın, hücum). Akın hâlinde olduğu için savunması zayıflayan bir takıma karşı birden başlatılan, beklenmedik akın. Son zamanlarda yaygınlaşan anî akın bu terim için güzel bir karşılıktır. Örnek: Ev sahibi takım anî akınlarla gole gitti.

    konvertibilite : Karşılığı: çevrilgenlik. Örnek: Paramızın çevrilgenliği arttı.

    konvertibl : Fransızca convertible. "Serbestçe dövize çevrilebilir para" anlamında kullanılan bu kelime için teklif edilen karşılık: çevrilgen. Örnek: Türk parası çevrilgen hâle geldi.

    koprodüksiyon : Fransızca co-production. Karşılığı: ortak yapım. Örnek: Türk film şirketlerinin yabancı şirketlerle hazırladığı ortak yapımlar çok azdır.

    korelâsyon : Fransızca corrélation. İki bağlılaşık kavram arasındaki ilişki. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi. Bu söz son yıllarda para piyasasında çok geçmektedir. Kurulumuz, dilimize Fransızcadan geçen bu sözün karşılığının ilgileşim olması gerektiğini kararlaştırmıştır. Örnek: Türkiye hisselerinin riski, diğer ülkelerdeki riskle düşük bir ilgileşim göstermediğinden bu risk priminin de fazla aşırı olması gerekmiyor.

    korner : İngilizce corner (köşe, köşe başı). Futbol alanında yan ve kale çizgilerinin kesişme noktası. Bu anlamda teklif edilen karşılık: köşe. Örnek: Mutlu'nun köşeden uzattığı topu Feyyaz sert bir vuruşla kaleye gönderdi.

    kornere çıkarmak, çıkmak : Futbol, hentbol, su topu vb. oyunlarda oyuncunun topu, kendi yarı alanındaki kale çizgisinin dışına çıkarması; topun bu şekilde dışa çıkması. Karşılığı: köşeye çıkarmak, çıkmak. Örnek: Top savunmaya çarparak köşeye çıktı.

    korner vuruşu : Karşı takım oyuncusu tarafından kale çizgisi ucundan (köşeden) yapılacak serbest vuruş. Karşılığı: köşe vuruşu. Örnek: Ali'nin köşe vuruşunu Hakan değerlendirdi ve kafayla kaleye gönderdi.

    kot : Fransızca code (yasa; kural; şifre). Özellikle bilgisayar dolayısıyla son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan kot sözü, "bir bilgi veya kavramı anlatan işaret, şifre" anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için Divanü Lûgati't-Türk, Kutadgu Bilig gibi eserlerimizde "işaret" anlamında kullanılan im kelimesini teklif ediyoruz. Örnek: Bazı ülkelerde herkesin bir im numarası bulunmaktadır.

    kota : Fransızca quota (ayrılan pay, kontenjan). "İthal edilecek malların tür, oran ve miktarlarını gösteren liste" anlamında kullanılan kota kelimesi için teklif ettiğimiz karşılık, eski Türk metinlerinde ve bugünkü Türk lehçelerinin birçoğunda "pay" anlamında yer alan "üleştirmek" fiiliyle ilgili bir sözdür: ülüş. Örnek: Dokuma ürünlerimize uygulanan ülüşün kaldırılmasını istedik.

    kotasyon : Fransızca cotation (değerini tespit etme, değerlendirme). Son zamanlarda basın yayın organlarında daha çok "döviz değeri" anlamında kullanılan bu kelimenin karşılığı dilimizde zaten vardır: değer. Örnek: Merkez Bankası döviz değerlerini yüksek açıkladı.

    kotasyon vermek : değer açıklamak.

    kote edilmek : ülüşe alınmak.

    kote etmek : ülüşe almak.

    kotlamak : Teklif ettiğimiz karşılık: imlemek. Örnek: ÖSS giriş sınavına başvururken formdaki ilgili yerleri doğru imlemek gerekir.

    krampon : Fransızca crampon (kanca, çengel). Spor ayakkabılarının altına yerleştirilen ve kaymayı önleyen, deriden veya madenden küçük konik parçalar. Teklif ettiğimiz karşılık: tutmalık. Örnek: Tutmalıklar, çimlerde kaymayı önlüyor. Spor yazarları ve muhabirlerince krampon kelimesi çok defa "futbol ayakkabısı", hatta mecazî olarak "futbolcu" yerine kullanılmaktadır.

    kreasyon : Fransızca création (yaratılma; yaratma). Son zamanlarda moda dünyasında yeni modeller için sıkça kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: yaratım. Örnek: Düzenlenen defilede ilkbahar yaratımları gösterildi.

    kreatif - kreatör : İngilizce creative (yaratıcı), Fransızca créateur (yaratıcı). Dilimizde yeni modeller ortaya koyan kimse için kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: yaratımcı. Örnek: Yaratımcılarımız, yeni modelleriyle Avrupa moda dünyasında da isimlerini duyurdular.

    kredibilite : Fransızca crédibilité sözü dilimizde "kredi, itibar, güvenilirlik, borç olarak alınan veya verilen mal, para" anlamlarında kullanılır. Bu söz için önerimiz güvenilirlik'tir. Örnek: Bankanın, Türkiye'nin güvenilirliğini olumsuz yönde değerlendirmesi, dövizin yükselmesine, borsanın inişine yol açtı.

    kreditör : Fransızca creditor. "Sağladığı bir kredi, mal veya hizmet karşılığında bir para ödenmesini veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesini istemeye hakkı olan taraf; ödünç veren (banka)" anlamlarında dilimize geçen bu kelime için Kurulumuz, kredi açıcı karşılığını önermektedir. Örnekler: Kredi açıcı ülkeler gerekli gördükleri takdirde Bosna'nın imarına katılacaklar. Toplam tutarın 800 milyon dolarlık bölümü 36 kredi açıcı kuruluş tarafından dış borç yoluyla karşılanacak.

    krematoryum : Fransızca crématorium. "Ölülerin yakıldığı yer" anlamında dilimize geçen bu kelime için Kurulumuzun önerisi yakmalık'tır. Örnek: Amerika'nın San Antonio eyaletindeki Woodlawn Mezarlığı‘nın yakmalığında çalışan görevliler, 181 kiloluk bir cesedi yakmak isteyince yangın çıktı.

    kripto : Yunanca kryptos (saklı). Yunancadan diğer dillere ve dilimize geçen bu söz "gizli, kapalı, muammalı" anlamını taşımaktadır. Komisyonumuz, Türkçedeki kullanımı için şifreli yazı, saklı yazı karşılıklarının uygun olacağı görüşünde birleşmiştir. Örnek: AB ülkelerindeki çok sayıdaki büyük elçi, Ankara’ya değişiklik beklemedikleri konusunda uyarı mektupları ve saklı yazılar gönderdiler.

    kriter : Fransızca critère (ölçüt, kıstas). Bu kelimenin dilimizde zaten karşılıkları vardır: ölçüt, kıstas. Örnek: Genellikle seçmen yaşı ölçüt (kıstas) olarak kabul ediliyor.

    kronometre : Fransızca chronomètre. “Belirli bir işlemin, yarışmanın veya teknik alanında belli bir işin kısa süresini ölçmek amacıyla kullanılan alet”. Kurulumuz bu söze karşılık olarak daha önceden teklif edilmiş olan süreölçer kelimesinin benimsenmesine karar vermiştir. Örnek: Süreölçerin bozulması ünlü sporcu için şanssızlık oldu.

    krupiye : Fransızca croupier (kumarhanede oyun görevlisi). Bu kelime için oyun görevlisi veya çocuk oyunlarındaki "ebe" sözünden hareketle kumar ebesi karşılıklarını teklif ediyoruz. Örnek: Oyun görevlisi (kumar ebesi), kazanan numaraları yüksek sesle masadakilere bildiriyordu.

    kulvar : Fransızcadan dilimize giren bu söz, Türkçe Sözlük’te “bazı yarışlarda koşucu veya yüzücünün koştuğu, yüzdüğü yarış şeridi" anlamındadır. Kurulumuz bu kelimenin spordaki kullanımı için şerit, mecaz anlamındaki kullanımları için de yol ve çizgi karşılıklarının uygun olacağı görüşündedir. Örnek: Sir Paul Mc Cartney, artık klâsik müzik yolunda koşuyor.

    kupür : Fransızca coupure. Daha çok gazete ve dergilerden kesilmiş yazılar için kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, kesik sözünün uygun olduğu görüşündedir. Bilindiği gibi kupür, bankacılıkta "bir tahvilin parçaları, standart banknot değerinin altında değer taşıyan kıymetli kâğıt" anlamında kullanılmaktadır. Kesik sözü bu anlam için de kullanılmalıdır. Örnekler: Kesiklerin bölünmesi ortakların aleyhine olabilir. Hisse senetlerinin mevcut kesikleri daha küçük kesiklere bölünecek.

    kümülâsyon : katlanma, birikme, kümelenme.

    kümülâtif : Fransızca cumulatif (bir araya gelen, birbirine eklenen). Dilimizde daha çok "birikmiş, katlanmış" anlamlarında kullanılan bu kavram için teklif ettiğimiz karşılıklar: katlanmış, birikmiş, kümeli. Örnek: Üniversitemizin bu yıl bütçe dışındaki birikmiş (kümeli, katlanmış) gelirleri 21 milyar lira olmuştur.

    kümülâtif olarak : katlanarak.

    küratör : İngilizceden (curator) dilimize giren bu kelime "müze veya kütüphane müdürü" anlamındadır. Kurulumuz, bu görevin aynı zamanda koruyucu ve kollayıcı özelliğini vurgulayarak, bu söze karşı kollayıcı karşılığının kullanılmasını önermektedir. Örnek: Janice Blackburn’ın kollayıcılığını yaptığı çağdaş dekoratif sanat sergisi 6 Şubat tarihinde açılacak.

  5. #12
    Üyelik tarihi
    19.Mart.2011
    Mesajlar
    357
    -L-

    lâbirent : Fransızca labyrinthe (çıkış yeri kolaylıkla bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı). Lâbirent sözüne dolambaç karşılığı önerilmiştir. Bu sözün mecazlı kullanımlarında karmaşık uygun bir karşılıktır.
    labtop : İngilizce lab ve top kelimelerinden oluşan bu söz, küçük, taşınabilir, her ortamda kullanılabilen bir tür bilgisayarın adıdır. Kurulumuz, bu kelimeye karşılık olarak dizüstü sözünün uygun olduğunda birleşmiştir. Aslı dizüstü bilgisayarı olan bu tamlamanın zamanla, yalnızca dizüstü şeklinde tek başına bu bilgisayar türünü anlatarak yaygınlaşacağı beklenmektedir. Örnek: Dizüstü bilgisayarı için ilk taksiti yatırdım, şimdi Mercury PC kampanyasına katılacağım.

    laser-disc : İngilizceden dilimize geçen ve sinema alanında kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuzun önerisi ışıklı teker’dir. Örnek: Ünlü Amerikalı şarkıcının 1994 yılında verdiği konseri Aksanatta ışıklı tekerden izleyebilirsiniz.

    lânse etmek : Fransızca lancé (gözde) + etmek. "Tanıtmak amacıyla öne sürmek" anlamında kullanılan bu fiil için teklifimiz: öne sürmek. Örnek: "Yeni bir yıldız doğuyor" uranıyla (sloganıyla) öne sürülen oyuncu, şimdiden parlamış görünüyor.

    lease etmek : kiralamak.

    leasing : İngilizce leasing (kiralama; kira kontratı). Son zamanlarda bir ekonomi terimi olarak gazetelerde sık sık görülen bu kelimeye hiç ihtiyaç yoktur. Bu kavramın dilimizde karşılığı zaten vardır: kiralama. Örnek: Artık Türk kiralama şirketleri, yurt dışından bir malı kiralayarak Türkiye'ye getirebiliyorlar.

    leasingci : kiralayıcı.

    liberasyon : Fransızca liberation. “Bir yükümlülükten kurtulma, özgürlüğe kavuşma” anlamlarında olan bu söz, Türkçede daha çok bir ekonomi terimi olarak kullanılır. “İthalâtı serbest bırakma, sınırlamaları kaldırma” demektir. Bu söz için Kurulumuz, genel anlamıyla serbestlik, ticaretteki anlamıyla da dış ticaret serbestliği karşılıklarını önermektedir. Örnek: Bu çok önemli bir karardır ve Türkiye'de dış ticaret serbestliğine geçişin ilk basamağıdır.

    libero : Futbolda, "savunmanın gerisinde bulunan serbest savunma oyuncusu" anlamında kullanılan bu kelime için güzel bir karşılık vardır: son adam. Örnek: Ahmet, karşılaşmaya son adam olarak çıktı.

    lifting : İngilizce lifting. Bizde daha çok tıp alanında estetik terimi olarak kullanılan bu söz için gerdirme kelimesi önerilmiştir. Örnek: Geçtiğimiz günlerde Berlin'de düzenlenen ve dünyanın en önde gelen estetik cerrahlarını bir araya getiren toplantıların ana gündemini gerdirme konusu oluşturdu.

    Light: İngilizceden özgün imlasıyla dilimize geçen bu söz için Türkçede hafif, yeyni ve yağsız kelimeleri bulunmaktadır. Kurumumuz da yerine göre bu karşılıklardan birisinin kullanılması gerektiği görüşündedir.

    Örnekler: TÜBİTAK laboratuvarlarında yapılan analizlerde, hafif diye satılan ekmeklerin etiketlerinde yer alan kalori bilgilerinin gerçekleri yansıtmadığı ortaya çıktı. Yağsız ürünler o kadar ilgi gördü ki, Türkiye bisküvi tüketiminde son sıralarda yer alan Erzurumlu tüketiciler bile bu alanda ilk sıralara yükseldi.

    light erkek : Kılıbık.

    likidite : Fransızca liquidité (sıvılık, akışkanlık; paraya çevrilebilirlik). Teklif ettiğimiz karşılık: akışkanlık. Örnek: Düşük kur politikasının uygulandığı bir sırada aşırı bir akışkanlık yaratıldı.

    likit : Fransızca liquide (sıvı, akıcı; nakit). Likit için dilimizde güzel bir karşılık vardır: sıvı. Ancak son zamanlarda, bir ekonomi terimi olarak "kullanılması hemen mümkün olan para" anlamında yaygınlaşmıştır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılıklar: nakit, akışkan. Örnek: Piyasada nakit (akışkan) sorunu arttı ve sanayici borcunu ödeyemez duruma düştü.

    limit : Fransızca limite. "Bir şeyin nicelik bakımından erişebileceği en son nokta veya yer." Matematikte ise "değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük" anlamlarında olan bu söz için Kurulumuz, yerine göre, uç, sınır ve üst sınır kelimelerinin kullanılabileceğini kararlaştırmıştır. Örnekler: Bazı ülkelerde demokrasinin sınırları giderek daha yaygın biçimde tartışılmaya başlıyor. Bankalar, müşterileriyle yapacakları sözleşmelerde onların, çekin üzerinde üst sınır belirtilmemişse çekte yazılı bütün meblâğı ödemekten, üst sınır belirtilmişse bu sınıra kadar ödemede bulunmaktan sorumlu tutulmalarını öngörüyor.

    link : İngilizce link. Dilimizde bir bilgisayar terimi olarak “halka, bağ, bağlantı, iletişim dizgesi birliği” anlamlarında kullanılan link kelimesine karşılık olarak Kurulumuz, ilişim sözünü önermektedir. Örnek: İlişim hatlarında ortaya çıkan arıza sebebiyle yayına ara verilmiştir.

    liposuction : İngilizceden dilimize geçen ve tıp alanında kullanılan bu terim, "vücuda şekil vermek amacıyla fazla yağları aldırma” anlamındadır. Kurulumuz, liposuction için yağ aldırma karşılığını önermektedir. Örnek: Yağ aldırma yöntemi, çok ağır kalp ve şeker hastalarına uygulanmıyor.

    lipostructure : İngilizce liposuction ile aynı kökten gelen lipostructure ise “yağ aldırma işlemi sırasında alınan yağların yüzün belli bölgelerine enjekte edilmesi yoluyla yüze genç bir görünüm kazandırılması” anlamındadır. Bu kelimeye teklif ettiğimiz karşılık ise yağ ekletme.

    lisans : Fransızca licence. Bu söz dilimizde genel olarak "dört yıl süren üniversite veya yüksek okul öğrenimi" anlamında kullanılır. Bunun yanı sıra ticarî alanda da lisans sözü geçmektedir. "Yurda mal sokma veya yurttan mal çıkarma izni; yabancı bir firmanın malını yurtta üretme izni; sporcuların federasyondan aldığı resmî belge" anlamlarıyla Türkçede geniş bir kullanım alanı bulmuş olan bu kelime için Kurulumuz yetki belgesi karşılığını önermiştir. Ticaret ve spor alanında lisans yerine izin belgesi, eğitimde ise yetkinlik kullanılmalıdır.

    Kurulumuz, bu sözün ithal lisansı, ihraç lisansı, lisans tezi, ön lisans, yüksek lisans biçimlerinde de kullanıldığını tespit etmiş, bunlar için de ithal izni, ihraç izni, bitirme tezi, ön yetkinlik, üst yetkinlik tamlamalarının uygun birer karşılık olduğunda birleşmiştir.

    literatür : Fransızca littérature (edebiyat; bir konudaki yayınların tümü). İkinci anlam için de dilimizde edebiyat kelimesi kullanılır. Ayrıca Azerbaycan Türkçesinde de literatür yerine "edebiyat" sözü kullanılmaktadır. Biz de aynı karşılığı hatırlatıyoruz. Örnekler: Tıp edebiyatı, hukuk edebiyatı.

    lobi : İngilizce lobby (dehliz, hol, koridor, bekleme odası). Bu kelime hem "otellerin girişindeki bekleme salonu" anlamında, hem de "(ilk önceleri meclisin bekleme salonlarında ve koridorlarda yapıldığı için) belirli bir devletin veya grubun çıkarlarını sağlamak üzere yapılan kulis faaliyeti" anlamında kullanılmaktadır. Her iki kavram için de Kars'ta ve Azerbaycan'da "hol" anlamında kullanılan bir kelimeyi teklif ediyoruz: dalan. Örnekler: Oteldeki dairemden aşağı inerek dalanda bekleyen konuklarımla buluştum. Rum ve Ermeni dalanlarının faaliyetleri Amerikan kamuoyunu etkiliyor.

    lobici : dalancı.

    lobicilik : dalancılık.

    logo : İngilizce logotype (alâmeti farika). "Bir olayı, bir kuruluşu simgeleyen ayırıcı işaret, harf veya söz" anlamında son zamanlarda sıkça kullanılan logo için teklif edilen karşılık: ayırmaç. Örnek: 2000 yıllarını simgeleyen ayırmaç TRT ekranlarında sık sık gösteriliyor.

    lojistik : Fransızca logistique (mantıkî matematik; askerlikte ikmal). Dilimizde askerî terim olarak kullanılan lojistik için teklif ettiğimiz karşılık: donanım. Örnek: Yakalanan sanıkların örgüte donanım desteği sağladığı anlaşıldı.

    Genelkurmay Lojistik Dairesi Başkanlığı: Ge-nelkurmay Donanım Dairesi Başkanlığı.

    Lojistik Komutanlık: Donanım Komutanlığı.

    Lojistik Plânlama Şubesi: Donanım Plânlama Şubesi.

    lokal : Fransızca local. Dilimizde daha çok "bir dernek veya kuruluş üyelerinin buluşup oturduğu yer" anlamında kullanılan lokal, coğrafya ve tıp terimi olarak da geçer. Kurulumuz, lokal sözüne karşılık olarak yerel ve mahallî kelimelerinin uygun olduğunu kabul etmiştir. Tıptaki kullanımı için de lokal anestezi karşılığında sınırlı uyuşturma sözü önerilmiştir. Bunların dışındaki anlamlar için Kurulumuzun önerileri, ev, eğlence evi, eğlence yeri'dir. Örnek: Amerikan Koleji, bu yılki geleneksel gecesini Bizim Tepe eğlence evinde (eğlence yerinde) yaptı.

    lokalize : Fransızca localisé. Lokalize etmek, lokalize olmak biçiminde birleşik fiillerde kullanılan bu kelime için Kurulumuz, fiil olarak sınırlamak, sınırlandırmak, isim kullanımı için ise sınırlandırılmış sözlerini önermiştir. Örnekler: Bu iki kuruluşun taşıdığı yolcu sayısı azalmadı ama bir ölçüde sınırlandı. Merkez Bankası IMF'ye verdiği gösterge niteliğindeki aylık ortalama üst sınırlar ile kur sepetinin değeri arasındaki farkı sınırlandırdı.

    lot : Fransızcadan dilimize geçen bu kelime, "kısmet, talih, şans, baht, nasip, kur'a" anlamlarına gelir. Bankacılıkta sıkça geçen bu söz, "borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay, hisse" anlamlarında kullanılmaktadır. Kurulumuz bu kelime için tutam sözünü önermektedir. Örnekler: On dört bin tutam alım emrinin bulunduğu Erdemir'de beş altı bin tutamlık satış yapılırken iki büyük banka da satıcılar arasındaydı. Oturumun sonuna kadar tahtada bir tutam bile işlem olmadı.

    lümpen : Almanca lumpen (paçavra; sefil). Sosyal sınıfların seviyesizliğini anlatmak için kullanılan lümpen sözüne teklif ettiğimiz karşılıklar: sefil, seviyesiz. Örnek: Her üniformalıyı faşist belleyen seviyesiz (sefil) sol örgüte böylece göz kırpılacak.

  6. #13
    Üyelik tarihi
    19.Mart.2011
    Mesajlar
    357
    -M-

    maç : İngilizce match (akran, denk; uygun çift; karşılaşma, müsabaka). Dilimizde spor terimi olarak sonuncu anlamıyla kullanılmaktadır. Bazı yazar ve spikerlerimizin kullandığı karşılaşma kelimesi, maç için çok güzel bir karşılıktır. Örnek: Bugünkü karşılaşma seyircilere heyecanlı dakikalar yaşattı.

    makro : Yunancadan gelen ve bazı batı dillerinde eklendiği kelimeye "büyük" anlamını katan ön ek. Teklifimiz: geniş, büyük.

    makro açı : geniş açı.

    makro ekonomi : bütüncü ekonomi.

    makro hedef : büyük hedef.

    makro ölçek : geniş ölçek.

    maksimalist : dorukçu yaklaşım, aşırı.

    maksimizasyon : Fransızca maximisation (azamîleştirme). Dilimizde ekonomi alanında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, en üst seviyeye çıkarma ve doruklaştırma kelimelerini önermektedir.

    maksimize etmek : en üst seviyeye çıkarmak, doruklaştırmak.

    maksimum (maksimal) : doruk, doruk noktası, en çok, en üst, en yüksek.

    maksimum düzey : en üst düzey.

    management : İngilizce management. Bu kelime için dilimizde zaten “işletme, işletmecilik, yönetim, yöneticilik” karşılıkları vardır ve kullanılmaktadır. Kurulumuz da management sözü için yerine göre işletme, işletmecilik, yönetim, yöneticilik kelimelerinden birinin kullanılması görüşündedir.

    manipülâsyon : Fransızca manipulation. Daha çok ticarî hayatta kullanılan bu söz "piyasada canlanma havası yaratmak, sermaye kesimini ticarete teşvik etmek ve piyasayı etkilemek amacıyla sun'î olarak menkul kıymet alım satımı yapmak" anlamındadır. Kurulumuz bunun için hileli yönlendirme, hileyle yönlendirme karşılıklarını önermektedir. Manipülâsyon ayrıca insan için "ustalıkla yapmak, idare etmek" anlamında da kullanılır. Bu durumda güdümleme sözü bu kavramı karşılar. Sözün manipüle etmek şeklindeki kullanımına karşılık olarak ekonomide hileyle yönlendirmek, insan için ise güdümlemek kelimeleri kullanılabilir. Örnekler: Uzman, bu konuda "şirketlerin hileli yönlendirme yapmamaları için SPK özerk olmalıdır." dedi. Borsayı hileyle yönlendirmek isteyenlere, burasının bir kumarhane olmadığını hatırlatmalıyız.

    mantalite : Fransızca mentalité (anlayış, zihniyet; düşünce, kanaat). Bu kelimenin karşılıkları dilimizde vardır: zihniyet, anlayış. Örnek: Bu zihniyetten (anlayıştan) kurtulmamız gerekiyor.

    maraton : Fransızca marathon. 42.195 metrelik en uzun yaya koşusu demek olan bu söz Kurulumuzca, uzun koşu olarak karşılanmıştır. Aynı köke dayanan maratoncu sözü ise uzun koşucu diye karşılanır.

    marj : Fransızca marge (kenar; pay, bölüm). "Kâğıt kenarında bırakılan boşluk" anlamı için de, ticarette kullanılan "maliyet ile satış arasındaki fark" için de teklif ettiğimiz karşılık: pay. Örnekler: Kâğıdın kenarında bırakılan pay oldukça geniş tutulmuş. Kâr payı yüzde altmış olarak hesaplanıyor.

    marjinal : Fransızca marginal (kenarda olan; sıradan, basit). Siyasette kullanılan "aşırı uçta bulunan" anlamı için teklif ettiğimiz karşılıklar: uç, uçta, sıra dışı. Örnek: Türkiye'de bazı ideolojiler, uçta bir aydın hareketi olarak kalmıştır.

    marjinalleşme : uca kayma.

    Ekonomide marjinal sözü, son birimi ölçü almayı anlatır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: son birim.

    marjinal değer teorisi: son birim değer teorisi.

    marjinal gelir : son birim geliri.

    marjinal maliyet : son birim maliyeti.

    marjinal yarar (fayda) : son birim yararı (faydası).

    markaj : Fransızca marquage (işaretleme; damgalama). Karşı takım oyuncusunun rahat hareket etmesini önlemek amacıyla sürekli olarak izlenmesi, kontrol altında tutulması. Teklif ettiğimiz karşılıklar: (adam) tutma, gölgeleme. Örnek: Rıdvan'a sıkı bir gölgeleme uyguladılar. Vural, Ali'yi tutmakla (gölgelemekle) görevlendirildi.

    markaja alınmak : tutulmak, gölgelenmek.

    markajcı : gölgeleyici.

    marke etmek : (adam) tutmak, gölgelemek.

    market : İngilizce market (pazar; çarşı; piyasa). Dilimizde daha çok "kapalı satış merkezleri" için kullanılan markete teklif ettiğimiz karşılık: satış merkezi. Örnek: Bütün mutfak malzemesini satış merkezinden aldım.

    marketing : İngilizce marketing. Ticarî hayatımızda sık geçmeye başlayan "pazarlama hakkında gerekli bilgiye sahip olma; uygun mal, uygun hizmet, uygun fiyat ilkelerinden hareketle satış yapma, hizmet sunma" anlamlarında kullanılan bu söz için Kurulumuz, pazarlama teriminin uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Şirket bünyesinde görevlendirilecek olan elemanlara pazarlama konusunda eğitim verilecek.

    market maker : İngilizceden dilimize giren ve borsa alanında kullanılan bu terim "piyasa oluşturan, pazar hazırlayan" anlamındadır. Bu söz için Kurulumuz piyasa kurucu karşılığının kullanılmasını önermektedir. Örnek: Vadeli işlemler piyasasında, piyasa kurucuları da bulunacaktır.

    masaj : Fr. massage. Fransızcadan dilimize geçen bu kelime Türkçe Sözlük’te şu şekilde tanımlanmaktadır: “Vücut yüzeyinde el, elektrik, su aracılığıyla çeşitli işlemler yapma biçiminde, iyileştirme ve bakım yöntemi; ovma, ovuşturma”. Kurulumuz bu söze karşılık olarak ovma ve gevşetme kelimelerini önemektedir. Örnek: Yeni açılan sağlık ve güzellik merkezinde ovma (gevşetme), aerobik, güçlendirme ve germe egzersizleri yapılıyor.

    maskot : Fransızca mascotte. Dilimizde uzun zamandan beri kullanılan ve Türkçe Sözlük’te “1.Uğur getireceğine inanılan şey. 2.Uğur sayılan kimse veya hayvan, uğurluk.” şeklinde tanımlanan bu kelime için Kurulumuz, uğur, uğurluk ve uğurcak kelimelerinin benimsenmesine karar vermiştir. Dilimizde bulunan uğur kelimesi nesne olarak maskot için kullanılmaktadır. İnsan ve hayvan olarak maskot için de yine daha önceden teklif edilmiş olan uğurluk kelimesi vardır. Sadece nesneler için uğurcak kelimesi teklif edilmektedir.

    masör : ovucu, gevşetici.

    matine : Fransızca matinée. Türkçede "tiyatro, sinema, konser salonu ve benzeri yerlerde yapılan gündüz gösterisi" anlamında kullanılan bu söze Kurulumuz, gündüzlük kelimesini karşılık olarak göstermiştir.

    meditasyon : Fransızca meditation. "Düşünceye dalma, tasarlama, kurma" anlamına gelen bu söz için Kurulumuz, derin düşünme sözünü önermektedir. Örnekler: Uzak Doğu'da binlerce yıldır uygulanan derin düşünme yöntemi, modern çağın gerginliğiyle baş etmeye çalışanların kurtarıcısı oldu. Avrupa'nın çoğu ülkesindeki genç ve orta kuşak insanlar, derin düşünceyle negatif enerjiden kurtuluyorlar.

    medya : Lâtince mediatus (araç, aracı, vasıta). Dilimizde hem iletişim araçlarını, hem de iletişim ortamını anlatır tarzda kullanıldığından her ikisinin de teklif edilmesi uygun görülmüştür: iletişim araçları, iletişim ortamı.

    mega : Grekçe megas, megalê (büyük). Son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan bu kelimenin karşılığı dilimizde zaten vardır: büyük. "Mega proje, mega star" yerine pekâlâ "büyük proje, büyük yıldız" denilebilir. Daha etkili ifade için dilimizde başka karşılıklar da vardır: dev, devasa, muazzam. Örnekler: Dev proje, devasa proje, muazzam proje.

    megapol : Yunanca megalopolis. Dilimizde "nüfus artışı yüzünden şehirlerin yayılarak birbirine bitişmesiyle meydana gelen yerleşme alanı, birleşik şehir" anlamında kullanılan bu söz için Kurulumuz, dev şehir sözünü önermektedir. Şehir kelimesinin Anadolu'da "şar" biçiminde kısaltıldığı ve çeşitli yerleşim yerlerinin adında da bulunduğu hatırlanırsa, dev şehir yanında dev şar sözünün de kullanılabileceği bazı Kurul üyelerince ifade edilmiştir.

    mega store : Bu kelime Yunanca kökenli mega "büyük, bir birimin milyon katı" ve Amerikan İngilizcesinde geçen "dükkân" anlamındaki store sözlerinden oluşmaktadır. Kurulumuz bu söz için büyük mağaza sözünü önermiştir. Örnek: 25. yılını kutlayan Beymen "koşulsuz müşteri mutluluğu" anlayışı çerçevesinde Suadiye'de büyük bir mağaza açıyor.

    menajer : İngilizce manager (yönetmen; müdür; idare memuru). "Bir spor dalının veya takımın teknik yöneticisi" anlamında kullanılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: yürütücü. Örnek: Galatasaray'ın yürütücüsü Adnan Sezgin, futbolcuları sakin olmaya davet etti.

    metafor : Fransızca métaphore (mecaz; istiare). Son zamanlarda gazetelerin sanat ve kültür sayfalarında sıkça gördüğümüz bu sözün karşılığı dilimizde zaten vardır: mecaz. Örnek: Aragon sineması simgeler ve mecazlarla dolu.

    metaforik : mecazî, mecazlı. Örnek: Bu hikâyenin aşırı mecazlı (mecazî) bir yapısı var.

    metamorfoz : Fransızca metamorphose. Çeşitli bilim dallarında geçen bu söz için Kurulumuzun önerisi başkalaşma veya değişme'dir. Örnek: Onun ortaya koyduğu başkalaşma (değişme) insanı şaşkınlığa düşüren türdendir.

    Aynı kökten isim olarak kullanılan metamorfizm ise başkalaşım veya değişim kelimeleriyle karşılanmalıdır.

    metodoloji : Fransızca methodologie. Felsefe başta olmak üzere çeşitli bilim dallarında "yöntem araştırmak ve yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştiren bilim" anlamına gelen bu söz için Kurulumuz yöntem bilimi sözünü benimsemiştir. Basınımızda sık sık geçen metodoloji sözü bazen yanlış olarak yöntem anlamında kullanılıyor. "Çözüm için yeni metodolojilere ihtiyaç var" gibi kullanımlarda metodoloji için doğrudan yöntem veya yöntem arayışı demek yeterlidir.

    metraj : Fransızca metrage. Dilimizde "metre olarak uzunluk, metre ile ölçüm" anlamlarında giderek sık kullanılmaya başlanan bu söz için Kurulumuz, uzunluk karşılığını önermektedir. Bilindiği gibi bu kelime daha çok sinema alanında kısa metrajlı film, uzun metrajlı film şekillerinde geçmektedir. Bu durumda ise kısa süreli film ve uzun süreli film denmesi gerekmektedir. Örnek: Atatürk Kültür Merkezinde gösterilecek kısa süreli filmlerin ilgi toplayacağı tahmin ediliyor.

    metro : Fransızca métropolitain (ana kente ait) sözünden kısaltma. Ankara ve İstanbul'da yapılmakta olan metro sözüne şimdiden bir karşılık bulunması gerekir. Kurumumuz, "denizaltı" örneğine uygun olarak yeraltı (treni) karşılığını teklif etmektedir. Örnekler: Ankara'daki yeraltı yapımı bitmek üzere. Patlama, yeraltına binmeye hazırlananlarda büyük bir korku yarattı.

    metropol : Fransızca metropole. Teklif edilen karşılık: ana kent. Örnek: Ana kentlerin belediye başkanları sık sık halkın karşısına çıkıyor.

    mezoterapi : Fransızca mesoderm (orta deri) + thérapie (tedavi). Tıpta “hastalıklı bölgede bulunan deri altına belirli açılardan ilâç enjekte edilmesi yoluyla uygulanan tedavi yöntemi” anlamına gelen bu terim için Kurulumuz, orta deri tedavisi karşılığını önermektedir. Örnek: Orta deri tedavisi sayesinde hızlı ve etkili sonuçlar elde ediliyor.

    mikro : Yunanca "mikros"tan gelen ve bazı batı dillerinde eklendiği kelimeye "küçük" anlamını katan ön ek. Teklifimiz: dar, küçük.

    mikro ekonomi : birimci ekonomi.

    mikro milliyetçilik : dar milliyetçilik.

    mikser : İngilizce mixer. "Çeşitli yiyecek maddelerini karıştırmaya yarayan elektrikli alet, karıştırıcı, harç karma aleti, karmaç." Kurulumuz, bu söz için temel işlevden hareket ederek çırpıcı karşılığını önermiştir.

    milenyum : İngilizce (millenium). Kurulumuz bu kelime için binyıl sözünün uygun bir karşılık olduğunu kararlaştırmıştır. Örnek: Avrupa'nın alışveriş caddelerinde tüketim, binyıl terliği, binyıl gözlüğü gibi ürünlerle artırılmaya çalışılıyor.

    minimal seviye : en küçük seviye.

    mini market : bakkal.

    minimize etmek : Fransızca minimiser (küçültmek, ufaltmak, önemsiz gibi göstermek) ve Türkçe etmek yardımcı fiilinden oluşan ve bilgisayar ile ilgili olarak gündeme gelen bu söz, Kurulumuzca en aza indirmek şeklinde karşılanmaktadır. Örnek: MMX teknolojisi, el bilgisayarlarında ek yer ve yük tutan donanımlara olan gereksinimi en aza indirmeye çalışıyor.

    minimum (minimal) : Fransızca minimum (en küçük, en ufak, en düşük). Türkçede “bir şey için gerekli en küçük derece, nicelik” anlamında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, en az, en alt, en düşük, en küçük kelimelerini önermektedir.

    minimum düzey : en düşük düzey.

    misyon : Fransızca mission (özel görev). Karşılıkları: (özel) görev, amaç. Örnek: Atatürk'ün görevi (amacı), Türkiye'yi çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmaktı.

    mizanpaj : Fransızca mise en pages. "Gazete, dergi gibi yayınlarda sayfa düzeni" anlamında dilimizde uzun bir süreden beri kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, sayfa düzeni sözünün kullanılmasının uygun olacağını kararlaştırmıştır. Örnek: Kitabın sayfa düzeni özenle yapılmış, resimler ve çizimler gerektiği yerlere konulmuştur.

    modem : Fransızca modulateur-demodu-latuer kelimelerinin kısaltması olan modem, “uzak yerleşimlere çeşitli iletişim sinyalleri ile bilgi göndermeyi sağlayan cihaz” anlamındadır. Kurulumuz, bu kelime için çevirge sözünü önermektedir. Örnek: Fazladan bir ücret ödemeden kullanılabilecek odaların bu bölümünde büyük boy masa, lâmba, belgegeçer ve çevirge bağlantısı olan bir çalışma koltuğu bulunacak.

    Modemin faks modem, voice modem gibi türleri de bulunmaktadır. Bunlar için de Kurulumuz, belgegeçer çevirgesi, ses çevirgesi karşılıklarını önermektedir.

    modül : Fransızcadan (module) dilimize giren bu kelime bir mimarlık terimi olarak, “bir yapının çeşitli bölümleri arasında orantıyı sağlamak için kullanılan ölçü birimi" anlamını taşımaktadır. Ayrıca, “bir uzay taşıtının yapısı içinde yer alan ve kendi başına hareket edebilen bağımsız bölüm” anlamını da yüklenmiştir. Kurulumuz modül kelimesi için parça karşılığını önermektedir. Kelimenin uzaydaki kullanımı için de yine parça sözünün uygun olacağı görüşündedir. Örnek: Bu yeni biçimlerin, yer değiştirme özgürlüğü bulunan parçalı bir sistemde yüzeyler üzerinde sıralanışı F. Özgür’ün temel kaygısını oluşturuyor.

    modüler sistem : parçalı sistem.

    monetarist : Fransızca monétarist. "Parayla ilgili" anlamındaki bu söz, Türkçeye monetarizm biçiminde de girmiştir. Kurulumuz, "ekonomik dengeleri kuran en önemli unsurun para olduğunu savunan akım" anlamındaki monetarizm sözü için paracılık, monetarist için de paracı karşılıklarını önermektedir. Örnek: Paracı ekonomi modasının hayal kırıklıklarından birini daha yaşıyoruz.

    monetizasyon : para basma, paraya çevirme.

    monetize etmek : Fransızca monétiser (paraya çevirmek, para basmak) fiilinden. Teklif ettiğimiz karşılıklar: paraya çevirmek, para basmak. Örnek: Hazinenin ne yapıp edip iç borçlanma piyasasını oluşturması gerekir. Aksi takdirde ya borç erteleme, ya da para basma yoluna gidilecektir.

    monitör : Fransızca moniteur. Bu kelime Türkçe Sözlük’te “1.Her türlü çalışmalarda yetiştirici: Beden eğitimi monitörü. 2.Televizyonda görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet.” anlamlarında geçmektedir. Kurulumuz bu söze karşılık olarak spor alanında yetiştirici, ekran için de mini gösterici kelimelerini teklif etmektedir. Örnekler: Beden eğitimi yetiştiricisi. Kayak yetiştiricisi. Mini göstericiler sayesinde arka koltuktaki yolcular da seyahat esnasında film seyredebiliyor.

    monopol : Fransızca monopole (tekel). Bu kavrama dilimizde güzel bir karşılık bulunmuş ve tutunmuştur: tekel. Örnek: Kapitalist düzende sanayii tekeller kontrol ediyor.

    montaj : Fransızca montage. Dilimizde genel olarak "bir bütünü oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi" anlamında kullanılan bu söz, sinemacılık alanında da "bir filmin değişik zaman ve yerlerde çekilen bölümlerinin bir bütünlük kuracak biçimde birleştirilmesi işi" anlamında geçer. Kurulumuz bu söze karşılık olarak takyap ve kurgu sözlerinin uygun birer karşılık olduğu görüşünde birleşmiştir. Örnek: Parçayı yenisiyle değiştirirken takyapını yetkili servise yaptırınız.

    Bu Fransızca söz dilimizde montaj masası, montaj odası, fotomontaj, monte etmek, montajcı biçimlerinde de kullanılmaktadır. Bunlardan montaj masası ile montaj odası kelimeleri, kurgu masası ve kurgu odası sözleriyle karşılanmaktadır. Bu durumda foto-montaj'ın karşılığı ise fotokurgu olur. Monte etmek için dilimizde bulunan kurmak fiili çaba gösterildiği takdirde rahatlıkla bu sözün yerini tutar. Kurulumuz, monte etmek karşılığı olarak kurmak yanında yerine göre yerleştirmek fiilinin de kullanılabileceği görüşündedir. "İşi yapan servis elemanı veya uzman" anlamındaki montajcı kelimesi için ise önerimiz kullanım alanına göre takyapçı veya kurgucu'dur.

    Bu arada unutmamak gerekir ki, söz konusu bir yabancı söz basında, burada belirtilen karşılıkları dışında çok değişik anlamlarda da kullanılabiliyor. Hâlbuki bu tür kullanımlar için dilimizde pek çok kelime vardır. Bu yolu seçmeyip kolaya yönelenler aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi montaj sözünü tercih etmekte böylece montaj sözü anlamca -hiç gereği yokken- dallanmaktadır.

    Banker sözü, lügatlere monte ediliyor. Uydu yayınlarını izleyebilmek için balkona veya pencereye çanak anten monte etmek yeterli.

    Gazetelerden derlediğimiz bu örneklerin ilkinde monte edilmek sözünün yerine girmek, ikincisinde ise takmak, yerleştirmek fiillerinden birini kullanmak gerekir.

    montör : Fransızca monteur kelimesi “takıp kuran, ustabaşı, bir bütünü meydana getiren çeşitli parçaları birleştiren uzman” anlamlarına gelir. Kurulumuz, bu söz için takyapçı veya kullanımına göre takyap ustası karşılıklarını önermektedir. Örnek: Bayiler bir mühendis veya mimar, teknik ressam ve bir takyapçı istihdam etmek zorundadır.

    moratoryum : Fransızca moratorium (borç ödemesinin ertelenmesi). "Vadesi gelmiş bir borcun anlaşma yoluyla ertelenmesi" anlamındaki bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: borç erteleme. Örnek: İki devlet arasında borç erteleme anlaşması yapıldı.

    motivasyon : Fransızca motivation (harekete getirme, saik). Psikolojide, iktisatta, sporda vb. alanlarda "bir insanın işe başlamayı, harekete geçmeyi, öğrenmeyi ister hâle gelmesi" anlamında kullanılmaktadır. "Güdüleme" terimi hayvan gütmeyi çağrıştırdığı için benimsenememektedir. Teklif ettiğimiz karşılık: isteklendirme. Örnek: Takımın, çalıştırıcının isteklendirmesine ve olumlu yaklaşımına ihtiyacı var.

    motive etmek : Teklif ettiğimiz karşılık: isteklendirmek. Örnek: Çalıştırıcı Türkçe bilmediği için takımı isteklendiremiyordu.

    motto : İtalyanca motto. “İğneleyici söz, özlü söz, parola” anlamlarında kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, ilke söz kelimesini önermektedir. Örnek: Batıda müzik ve gösteri dünyasının bir ilke sözü vardır: Gösteri sürmek zorundadır.

    mouse : İngilizce mouse “fare”. Bilgisayar alanında çok sık kullanılan bu kelimeye karşılık olarak fare sözü tutunmuş ve yaygınlaşmıştır. Kurulumuz da fare karşılığını benimsemektedir.

    mönü : Fransızca menu (yemek listesi). Karşılığı: yemek listesi. Örnek: Yemek listesini getirir misiniz?

    mültimedya : İngilizce. “Metin, grafik, ses, canlandırma unsurlarını birleştirerek sunan ortam” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz, dilimizde zaten kullanılmakta olan çoklu ortam kelimesinin benimsenmesi konusunda görüş birliğine varmıştır. Örnek: Bazı bilgisayar şirketleri kampanyalarında özel çoklu ortam donanımlarını hediye olarak veriyor.

    mültivizyon : Fransızca multi (çok) + vision (görüş, görme kuvveti). Dilimizde mültivizyon gösterisi diye kullanılmaya başlanan bu söz için çok yansıtmalı gösterim karşılığı önerilmiştir. Örnek: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin 50. Genel Kurulunda çok yansıtmalı gösterim büyük ilgi topladı.

  7. #14
    Üyelik tarihi
    19.Mart.2011
    Mesajlar
    357
    -N-

    navigatör : Fransızca navigateur. "Uzun yolculuklar yapmış gemici veya usta gemici" anlamına gelen bu söz dilimizde "bir tür yönlendirme aracı" anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz, kelimenin bu anlamı için yönleyici karşılığını önermektedir. Örnek: 1995'in Mayıs ayından başlayarak Almanya'da Mercedes Benz’in S serisi araçlarından alanlar, isterlerse otomobillerine elektronik yönleyici de taktırabilirler.

    network : İngilizceden dilimize geçen bu söz, bilgisayarın yaygınlaşmasıyla daha sık kullanılmaya başlandı. "Aynı bilgi kaynaklarını paylaşan çok sayıda iletişim hatlarıyla birbirine bağlı bilgisayar şebekesi" anlamında kullanılan bu söz için Kurulumuz, bilişim ağı sözünü karşılık olarak benimsemiştir. Örnek: Şirketimiz yeni teknikleri kullanarak bilişim ağına girmeye hazırlanıyor.

    new age : İngilizce new (yeni) + age (yaş, çağ, devir). Dilimizde son zamanlarda bir müzik türünün adı olarak kullanılmaya başlanan bu kelime için Kurulumuz, çağcıl müzik karşılığını önermektedir. Örnek: Türk kökenli çağcıl müzik ustası, ilk albümüyle Almanya’dan sonra Amerika’ya açılıyor.

    new wave : İngilizce new (yeni) + wave (dalga). “Herhangi bir ülkede belirli bir dönemde birdenbire ortaya çıkan genç yönetmenler topluğu” anlamındaki bu kelime bir akım adı olarak dilimizde kullanılmaya başlandığı zaman Türk sinema eleştirmenleri yeni dalga karşılığını bulmuşlar. Zamanla bu güzel karşılığın unutularak yerine new wave sözünün kullanılmasını anlamak mümkün değildir. Kurulumuz da bu karşılığı benimsemektedir.

    nickname : İngilizce “lâkap, takma ad”. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak dilimizde zaten var olan ve kullanılan lâkap ve takma ad kelimelerinin benimsenmesine karar vermiştir. Örnek: Sohbet odalarında bulunan herkesin bir lâkabı (takma adı) vardır.

    nod : İngilizce node (düğüm). Daha çok tıp ve bilgisayar alanlarında kullanılan bu terim, dilimizde de “düğüm” anlamındadır. Kurulumuz bu kelimenin bilgisayar alanındaki kullanımına karşılık olarak düğüm, tıp alanındaki kullanımına karşılık olarak ise yerine göre yumru veya düğüm kelimelerini kabul etmiştir. Örnek: Bazı şubelerimizde telekomünikasyon ara birimleri dediğimiz düğüm üniteleri var.

    nodül : düğümcük, yumrucuk.

    no-frost : İngilizce no (hayır, yok, değil) + frost (donma, buz tutma, ayaz). Bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: karlanmaz. Örnek: Karlanmaz buzdolabı almayı düşünüyorum.

    nominal : Fransızca nominal (adla ilgili, ad gibi; ismen mevcut, sözde). Son zamanlarda bir ekonomi terimi olarak yayılan nominal sözü, para, tahvil vb. taşınabilir değerlerin üzerlerinde yazılı bulunan itibarî kıymeti anlatmak için kullanılmaktadır. Bu kavram için dilimizde güzel karşılıklar vardır: saymaca, itibarî. Örnek: Kredilerde geçen yıl kaydedilen saymaca (itibarî) artış oranı % 96.6 idi. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak aynı zamanda yazılı sözünün de kullanılabileceğini düşünmektedir. Örnek: Yazılı artışın, gerçek olarak enflâsyonun altında kalması, sektörün kârlılık açısından bazı sorunlar yaşadığını gösteriyor.

    nominal price: yazılı fiyat.

    nominal value: yazılı değer.

    non-stop : İngilizce non-stop (aralıksız, duraklamadan). "Şehirler arası otobüslerin bir yerde mola vermeden yaptıkları seferler" için dilimizde son zamanlarda kullanılmaya başlayan bu söz için teklif ettiğimiz karşılıklar: duraksız, molasız. Örnek: Ankara-İstanbul otobüslerinin bazıları duraksız (molasız) sefer yapıyorlar.

    nostalji : Fransızca nostalgie. Osmanlıcadaki "daüssıla" kelimesinin karşılığı olan nostalji, son zamanlarda "geçmişe duyulan özlem" anlamıyla moda olmuştur. "Daüssıla" anlamı için teklif ettiğimiz karşılık: sıla özlemi. Örnek: Yurt dışında, sıla özlemiyle yanıp tutuşuyor. "Geçmişe duyulan özlem" anlamı için dilimizde var olan özlem ve hasret kelimeleri kullanılmalıdır. Çünkü bu kelimelerde "geçmiş" kavramı zaten vardır. Örnek: Fotoğraf sergisinde eski İstanbul özlemi (hasreti) hâkimdi.

    nostaljik : Teklif edilen karşılık: özlemli. Örnek: İçimi özlemli duygular doldurdu.

    nosyon : Fransızca notion. "Temel bilgi, gerekli bilgi" anlamlarına gelen bu söz için Kurulumuz kavrayış sözünü önermiştir. Örnekler: Benim size vermek istediğim matematik kavrayışıdır. Matematik kavrayışı, düşüncenin gelişmesi için gereklidir.

    notebook : İngilizce olan bu söz, bu defa da bilgisayar terimi olarak Türkçeye girmektedir. Kurulumuz bu söz için el bilgisayarı karşılığını önermektedir. Örnek: Escort Computer, Romanya'ya çeşitli bilgisayarlar ve el bilgisayarlarından oluşan bir ihracat gerçekleştirdi.

    nötr : yansız, tarafsız.

    nötralizasyon : Fransızca neutralization. "Asit veya alkali niteliğini yok etme, etkisiz hâle getirme." Bu söze karşılık olarak Kurulumuz kullanım yerine göre, yansızlaştırma, tarafsızlaştırma, etkisizleştirme kelimelerini kabul etmiştir.

    nötralize : Fransızca neutralizé. Yukarıda geçen nötralizasyon kelimesiyle kökteş olan bu kelime dilimizde daha çok nötralize etmek şeklinde geçmektedir. Kurulumuz, nötralize için yansızlaştırılmış, tarafsızlaştırılmış, etkisizleştirilmiş; nötralize etmek için ise yansızlaştırmak, tarafsızlaştırmak, etkisizleştirmek kelimelerini önermektedir. Örnek: Bu bölgede partinin çıkaracağı milletvekili öteki partinin oylarını etkisizleştirecektir.

    nüans : Fransızca nuance (renklerde açıklık, koyuluk derecesi; ince, küçük fark). Dilimizde daha çok "ince, küçük fark" anlamında kullanılan bu söz için iki karşılık teklif ediyoruz: çalar, ince ayrım. "Çalar" sözü Azerbaycan Türkçesinde nüans için kullanılmaktadır. "Çalmak" fiilinin bizde de kullanılan "sarıya çalmak, kırmızıya çalmak" örneklerindeki anlamdan çıkmıştır. Örnek: Yoksa hem vezin bozulur, hem de "işit" ile "dinle" arasındaki çalar (ince ayrım) kaybolur.

Benzer Konular

  1. Türkçe ile yabancı dillerin etkileşimi?
    Konu Sahibi Somni Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 27.Haziran.2013, 07:18
  2. Yabancı Kelimelere Türkçe Karşılıklar
    Konu Sahibi refresh Forum Doğru Yazalım Doğru Konuşalım
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 23.Kasım.2011, 13:49
  3. Yabancı Ülkelerde Türkçe Öğretiminin Bazı Sorunları
    Konu Sahibi ahbar Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2011, 01:22
  4. Ukrayna'da Türkçe'nin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesi
    Konu Sahibi ahbar Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2011, 01:02
  5. Yansıtıcı Öğretim İle Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi
    Konu Sahibi ahbar Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2011, 00:56

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •