Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    nurullah Misafir

    ‘‘güvercin gerdanlığı ibn-i hazm’’

    22 Aralık 2011 Perşembe,10:50:58
    ‘‘GÜVERCİN GERDANLIĞI İBN-İ HAZM’’
    Nurullah ALKAÇ

    (İbn Hazm,Güvercin Gerdanlığı,Bordo Siyah yayınları,2.Baskı,İstanbul 2008,Türkçesi:Salahattin Hacıoğlu,Tam metin)
    ‘‘Bunu sağlıklı bir test ve doğru bir bilgi olarak bir tarafa yaz.’’(Sh:47)
    Bu kitapta,aşkın ne olduğunu tanımlayarak işe başlıyor İbn Hazm.Sonra aşkın türlerini açıklıyor.Bunların hangilerinin daha doğru olduğunu kendi görüşlerini açıkça ortaya koyuyor.Bunları yaparken,tarafsız kalamaya çalışarak,hem güvenilir başkalarının ona anlattığı olayları,hem de bizzat onun duydukları var.Bir de kendisinin yaşadığı ve başkası ona anlatınca onun gidip olayı işleyenlere sorarak bulduğu hikayeler.Aşkın tanımından,türlerine,ondan aşka gelebilecek zararlardan evliliğe ve evlilik sonrası yaşanan aşkın bitimi veya daha artması,ölümün aşka balta vurması,birçok hem o dönemde alt tabaka hem de üst tabaka insanın yaşadıkları,hem de daha önceki kuşağın yaşadıkları var;ama daha çok,kendisine yakın ve kendi döneminde olan olaylara değiniyor.Aşkın tanımı hakkında,aslında tanımlamayacağı,ve eskiden olduğu gibi bu günde tanımlanamayacağı ve bunun gelecekte de olamayacağı konusundaki sözü,bizim yaşadığımız 21.yüzyılda gerçekliğini korkuyor.
    İbn Hazm,Arap toplumunun Emevi dönemindeki örnek olaylarından hareketle aşkı ve aşıkları anlatsa da,bugüne gelen bir evrensel boyutta ve üstelik birçok konuda orijinal açıklamalar,tanımlar.Aşkın saf boyutu anlatılsa da,buna cinsel konular da ekliyor.
    Aşkı tanımlaması:‘‘Aşkın başlangıcı şaka,sonu ciddidir.Yüce nitelikleri,tam olarak ifade edilemeyecek kadar ince ve hassastır.Çok büyük gayret sarf etmeksizin kavranamaz onun hakikati.Aşk,ne din tarafından inkâr edilir,ne de kanunlar onu yasaklayabilir.Çünkü kalpler Tanrı’nın elindedir.’’ der.İbn Abbas’ın:‘‘Aşk kurbanına ne diyet gerekir,ne de kısas!’’ şeklindeki fetvasına yer verir.‘‘Aşkın içeriği konusunda insanların hep birbirinden farklı görüşleri oldu.Çok şeyler dendi ve söylenecek şeyler hâlâ bitmedi.Bence aşk,yüksek seviyedeki temel unsurlarına göre bu mahlukatta bölüştürülen ruhların parçaları arasında meydana gelen birleşmedir.’’ ve ‘aşk,bizzat ruhta meydana gelen bir şeydir.’düşüncesindedir.Aşkın ne mizaç uyumundan,ne de sadece fiziki özelliklerden ortaya çıkan bir şey olduğuna inanmaz.‘Eğer aşkın nedeni fiziksel biçimin güzelliği olsaydı,biçimdeki en küçük noksanlık kaçınılmaz olarak yadırganırdı.’
    Mahlukatın yakınlaşmasının ve uzaklaşmasının nedeni,arada bir bağlantı ya da aykırılığın bulunmasıyla ilgilidir.Her cins,ısrarla kendi cinsini davet ve emniyette hisseder kendini.Zıtlar arasındaki uyuşmazlık ve benzerler bizlerin ruhları arasında da mevcuttur.
    Bazen aşk,dış faktörlerden biri nedeniyle oluşabilir.Ama bu dış faktörün yok olmasıyla aşk da yiter.Demek oluyor ki;seni herhangi bir şeyden dolayı seven bir kimse,o şeyin ortadan kalmasıyla birlikte sana sırtını dönecektir.İster bir işte gösterilen ortak bir çabadan,ister inanç ve hayat felsefesindeki uyuşmadan,isterse insanların yararına sunulan bir ilimden kaynaklanıyor olsun;sevgilerin en üstünü,Allah için birbirlerini sevenlerin sevgisidir.Diğer sevgi türleri de şöyledir:akrabalık,ortak bir hedefi paylaşmanın doğurduğu;dost ve tanıdık,saygıya dayalı;önemli bir mevkie duyulan arzudan;saklamaları gereken bir sır nedeniyle birleşenlerin;arzularını tatmin ve gayesine ulaşmak için duyulan sevgi ve hiçbir sebebe dayanmaksızın,yalnızca ruhların birleşmesinden doğan aşk.Bütün bu sevgi türleri kendilerini doğuran sebeplerin sona ermesiyle,ister istemez sona erer;sebepler çoğalırsa sevgiler çoğalır,sebepler azalırsa sevgiler azalır;nedenler yaklaştıkça sağlamlaşır ve uzaklaştıkça zayıflar bu sevgiler.Ama kökleri,ruhun derinliklerinde olan gerçek aşkın sevgisi bunların dışındadır.O ancak ölümle son bulur.Adı geçen sevgi türlerinde;gerçek aşkta görülen dalgınlık,akıl karışıklıkları,tedirginlikler, mizaç değişiklikleri ve diğer derin etkiler görülmez.Demek ki aşk,ruhani bir yakınlık ve psikolojik bir uyumdur.İki âşığın sevgisi aynı seviyede midir;çünkü bir birleşmeye iki parça katıldığında,paylarının da eşit olması gerekir.
    Doğuştan gelen özellikler açısından,aralarında bir benzerlik ve uyuşma olmayan iki kişinin gerçekten birbirini sevdiğini göremezsin.Benzerlikler çoğaldıkça,yakınlaşma artar ve sevgi sağlamlaşır.Peygamber Efendimiz (s.a.v):‘‘Ruhlar seferber edilmiş askerlerdir.Bunlardan birbirlerine benzeyenler arasında bir kaynaşma ve dostluk meydana gelir,birbirinden farklı olanlarsa anlaşamazlar.’’.İki kimse görürsün;hiçbir nedeni,hiçbir anlamı yokken nefret ederler birbirlerinden.Geçerli bir sebep olmaksızın,birbirinin varlığından diğerinin canı sıkılır.
    Aşkın çoğu zaman şekil güzelliğinin payına düşmesinin nedenlerine gelince,apaçık görünen o ki;her şeyde bir güzellik arar ruh,güzelliğe tutkumdur ve her zaman mükemmel biçimlere eğilimi vardır.Aşk,dermansız bir derttir dostum.Bu derdin ilacı,çekilen cefa nispetinde ve yine kendisindedir.Öyle bir hastalıktır ki bu,hasta,zevk alır ondan.Arzulanan bir derttir aşk,bu derde düşen kurtulmak istemez.Bu hastalığa yakalanan,iyileşmeyi arzulamaz.Aşk insana;önceden tenezzül etmediği şeyleri güzel gösterir,zor gelen şeyleri kolay kılar.Hatta,karakterini ve fıtratında bulunan özellikleri değiştirir.

    Aşkın belirtileri olarak,bunları sıralar:
    -Sevdiğini seyretmeye doymamak,
    -Sevdiğiyle konuşma isteği,
    -Sevdiğinin bulunduğu mekanlarda olma,
    -Sevdiğini görünce donup kalma,konuşmalarda savsaklamalar,farklı davranmaya başlamalar…
    -Sevdiğine benzeyen birini gördüğünde, ya da sevdiğinin ismini aniden işittiğinde heyecanlanmaya başlaması.
    -Sevdiğinin ailesini kendi tanıdıklarıymış gibi görmesi,
    -Sevgilisine dair bütün şeylere dikkat etmesi,
    -Cimri olurken,cömert olmaya başlaması,
    -Sevdiğinin kendisinden uzaklaştığı düşüncesiyle yüreğinde gam ve kederin oluşup gelişmesi,
    şeklinde sıralıyor.

    Aşın ilk belirtisi,sevdiğini seyretmeye doymamaktır.Göz,ruha açılan bir kapıdır.Konuşarak sevdiğine yakınlaşma da belirtidir.Sevdiğinden başkasıyla neredeyse bütün ilgisini kesmiştir âşık.Seven,sevdiği konuşunca kulak kesilir;söylediği her şeyi ilginç bulur,isterse bunlar olanaksız ve âdetlere aykırı şeyler olsun;sevdiği,yalan da söylese tasdik eder;zulmetse de yine ona hak verir;haksız olduğunda bile onun lehine tanıklık eder;ne yaparsa yapsın ona tabi olur;her sözünü onaylar.Onun karşısında bir çekingenliğe kapılır,ne diyeceğini bilmez olur.Nice cimriler cömert,nice asık suratlılar güler yüzlü,nice kaba insanlar nazik,nice cahiller kültürlü,nice bakımsızlar bakımlı,nice fukara şık ve alımlı oldular;ve nice yaşlılar gençleşti,nice zahitler cinayet işledi,nice iffetli insan utanmaz oldu!.Aşık sevdiğinden bahsetmekten zevk alır ve bu onda bir tutku halini almıştır;hiçbir şey onu bunun kadar mutlu etmez.Aşık mümkün olursa,bulunduğu her yerde yalnızca sevdiği hakkında konuşmayı ister.Aşk,insanı kör ve sağır eder.Suskunlaşma,başın öne eğilmesi ve anlaşılmazlık,sevdiğini düşünüyor olmanın işaretidir.Yalnızlığı sevme,inziva arzusu,bir sıcaklık ya da hareketi engelleyecek derecede bir hastalığa maruz kalmaksızın bedenin zayıflaması,aşkın şaşmaz bir kanıtı ve kalpte gizli bir dert bulunduğuna dair yanıltmaz bir gerçek
    Aslında zıtlar,benzerlerdir.Çünkü eşya,zıtlıkta aşırılığın son derecesine vardığında,farklılık sınırlarının bitiş çizgisinde durarak benzer olur.Aşk,insana geceleri yıldızlara çobanlık yaptırır.Aşık,sevdiği kimsenin ailesine,akrabasına ve onunla ilgili olan her şeye karşı sevgi besler;dahası onların aşığın nazarında ailesinden,kendisinden ve nesi varsa hepsinden daha kıymetli olduklarını görürsün.(Gözlerimiz,kederlerimize eşlik etmiyorsa da aşığız.Nu)Bazen aşkta,sevgililerin önyargılı davranarak birbirleri hakkında olumsuz düşüncelere kapıldıkları olur ve her sarf ettikleri kelimede bir itham bulunur.
    Dakikalar içinde değişen küsmeler ve barışmalar gerçek aşkın belirtilerindendir.Bunu İbn Hazm:‘‘Bunu sağlıklı bir test ve doğru bir bilgi olarak bir tarafa yaz.’’(Sh:47)diyor.
    Kuşkusuz her sevgiyi doğuran bir nedenin olması kaçınılmazdır.Bizzat görmeksizin,yalnızca bir tasvir üzerine aşkın meydana gelmesi,yine aşkın sıra dışı nedenlerinden biridir.Gerçekten de anlatılan hikayelerin,güzellik tasvirlerinin ve aktarılan haberlerin ruhta görülen apaçık bir etkisi vardır.Bazen bir duvarın arkasından duyduğumuz bir kadının söylediği şarkı nağmeleri,aşkın doğması ve aklımızın ona takılması için yeterli bir neden olabilir.
    Sevginin kalbe yerleşmesi bir görüşte olur çoğu kez ve bu,iki biçimde gerçekleşir:Birincisi,kişi tanımadığı,adını ve nerede oturduğunu bilmediği birinin görüntüsüne aşık olur.Pek çok kimsenin başına gelmiştir bu.İkincisi,birinin ,ismini,cismini,oturduğu yeri ve ailesini bildiği bir kıza ilk görüşte tutulmasıdır.Ama burada,kendini aşka kaptırmanın sürati ve aşkın sona ermesi konusunda bir karşılaştırma yapılabilir;bir kimse,bir görüşte âşık oluyor ve manalı bir bakışa hemen tutuluyorsa,bu onun aceleci olduğunun bir delili,çabuk unutacağının habercisi,kararsızlığının ve oynaklığının göstergesidir.Aslında her şeyde bu böyledir:Hızlı büyüyen hızlı yok olur,yavaş gelişen yavaş tükenir.
    Bazı insanlar,enine boyuna konuşup bir çok defa görüştükten ve uzun süre arkadaşlık ettikten sonra ancak sevgisinden emin olabilir.İşte bu tür aşklar varlığını sürdürüp ayakta kalabilir ve gecelerin geçişindeki yıpratıcı etkilere dayanabilir.Uzaklaşanlar da oluyor kendisini heyecanlandığını fark eden kişilerde.Aslında bu,aşk duygusunun böyle insanların kalplerine sımsıkı tutunduğunu gösteren bir delilidir.Böyleleri birini severlerse,bağlılıkları sonsuza dek sürer.
    Maziyi unutmamak,insanın hayatını çekilmez kılar,sanki bütün yaşananları insan tekrardan yaşıyor acısını verir.Böylece hayatta olduğu halde,gamın öldürdüğü ve insanlar arasında yaşarken üzüntünün gömdüğü biri olur.
    Aşk,ruhların kendi ulvî âlemlerinde birleşmesidir.İlk başta meydana gelen,fiziksel hoşlanma ve dış güzelliğe kapılma gibi faktörlere bağlı duyguya gelince,bu yalnızca ve tam anlamıyla cinsel bir arzudur.Ama bu duygu şiddetlenip şehvet sınırını geçer ve tabii güdülerle birlikte ruhun da iştirak ettiği manevi bir birleşmeye uygun hale gelirse,işte o zaman bunun adı aşk olur.Gerçekten de âşık bir ruha gelince,dini ve dünyevi ilişkilerinde kendisine üstünlük sağlayacak hiçbir şey artık ilgisini çekemez.Hassas uzuvlar,bizi ruha ulaştırabilen vesile ve imgelerdir.Aşk,insanlar üzerinde güçlü bir hakimiyet ve kesin bir otoriteye sahiptir.Aşk,güçlüleri göçsüz bırakır,cesurları yıldırır,katıları yumuşatır,sağlamları alt üst eder,kalplerin kapılarını kırar,yasakları serbest kılar.Bir kimsenin çirkin birini sevmesi ve ondan başkasıyla arkadaşlık etmemesi pek şaşılacak bir şey değildir.Bu çok olmuştur.
    Bağ kurmak isteyenlerin ve âşıkların duygularını sevgililerine açmada kullandıkları ilk yöntem söz ile imada bulunmaktır.Eğer karşı taraftan bir sıcaklık ve samimiyet görürse sevgisi ve cesareti artar.Bir sözle veya yüz mimikleriyle alacağı cevabı beklerken,kendisini umutla umutsuzluk arasında hisseder.Bir göz ucuyla verilen işaret,‘sakın yapma’ anlamına gelirken;sakince göz kapaklarının indirilmesi,yapılmak istenen şeyin onaylandığını haber verir.Israrca bakışlar,çekilen acı ve üzüntünün delili;kaçırılan bakışlar ise sevinç ve mutluluğun göstergesidir.Göz kapaklarını işaret etmek,tehdit anlamına gelir.Gözbebeğini bir yöne doğru çevirip sonra bir tarafa döndürmek,işaret etmiş olduğu kişiyle ilgili bir uyarıdır.Her iki göz ucuyla verilen gizli işaret,soru anlamındadır.Gözbebeğinin gözün ortasından süratle gözün buruna yakın olan ucuna çevirmek,men etmenin işaretidir.Ürkek bakışlar,toptan yasaklama anlamına gelir.Şunu iyi bil ki göz;elçileri temsil eder,onunla karşı tarafın niyeti sezilir.Göz,gönlün elçisidir.Göz,ruhun sadık keşifçisi ve rehberi;gerçekleri yansıtan,nitelikleri birbirinden ayrıt eden,duyular ile hissedilebilen şeyleri gösteren aynadır.Göz,duyular içinde,en uzak mesafelerden duyabilen organdır.İşlevinde en hassas ve titiz olan da yine gözdür.
    Bir sayfada,sevgi kalsın silinsin mürekkep istedim.Ama uzakta kalmasın mektubum.Şekli ne kadar zarif olsa yeridir ve en kibar tarzda yazılmalıdır.Mektup,ister görüşememe,ister utanma duygusu,ister saygıdan dolayı düşüncelerini ifade edemediğinde insanın başvurduğu bir dildir bazı zaman.Evet,mektubun sevgiliye ulaşması ve sevgilinin ona dokunup okuduğunu bilmek dahi sevene sevgiliyi görmüşçesine garip bir haz verir. Mektubun cevabını alıp okumak,sevgiliyle buluşmak gibi mutlu eder seveni.Bu yüzden çok defa,âşığın mektubu gözünün üstüne ve kalbine koyduğunu ve ona sarıldığını görürsün.
    Aşkın bağı ve olabilecekler,Allah’tan sonra ,aracının elindedir.Aşıkların sevgililerine gönderdikleri aracılar:Ya,şüphe çekmeyecek ve tedbir almaya gerek görülmeyen bir çocuk,bir garip pejmürde kılıklı biri;Ya,zahit görünüşü ve yaşlılığı dolayısıyla kendisinden böyle bir şey umulmayan biri.Özellikle bastonlu,tespihli kadınlar bu görevi üstlenir çoğunlukla.Ya da,mesleği icabı insanlara yakın olma imkanlarına sahip kadınlar kullanılır aracı olarak:Kadın doktorlar,kan alıcılar,bohçacılar,kadın seyyar satıcılar,kuaför kadınlar,ağıtçı kadınlar,şarkıcı kadınlar,falcı kadınlar,kadın öğretmen,kadın hizmetçi,yün eğirme ve dokuma işi yapan kadınlar ve bu gibi meslek sahipleri.Veyahut,yakınlığın kısıtlanmadığı bir akraba aracı olarak seçilir.İbn Hazm,kendi döneminde tanıdığı iki sevgilin aralarında eğitilmiş güvercin kullandıklarını söylüyor.
    Başkasından ibret alan kurtuluşa ermiştir.Eşya zıddıyla açıklığa kavuşur.Peygamber hadisleri bu şekilde.
    Aşkın vasıflarından biri de,ağzı sıkı olmaktır.Sorulursa,inkar eder aşık;Bir şey bilmiyormuş izlenimini verir sabırla,kendisini aşkla alakası olmayan biri gibi göstermeye çalışır.Gizlediği sırrı açmaz;ama göğsünde yanan aşk ateşi,hareketlerde ve gözlerde açığa vurur kendisini;ateşin kömürde,suyun kuru toprakta yayıldığı gibi.Sevdiğini görür görmez heyecanlanan ,rengi sararan,güzel güzel konuşuyorken birden konuyu değiştiren,aşıktır demek.
    Güzeli güzel bulmak ve aşka kapılmak ne emredilmiş,ne de yasaklanmış olan tabii bir durumdur.Aşk,bir yaratılıştır.Kimi zaman sır saklama nedeni,aşığın sevgilisinin hayatını kurtarmak istemesi olabilir.Bazen sevenin ketum davranıp sırrını açmaktan sakınmasının nedeni,sevgilisinin yüksek bir makama sahip oluşudur.Bir cariye,Mansur Muhammed b.Ebu Âmir’in huzuruna çıkıp kendisini satın alsın diye şiiri şarkı olarak okudu;ama o cariyenin öldürülmesini emretti.Ahmed b.Mugîs de böyle bir durumla,kendisi öldürülmüş,ailesi yok edilmiş ve onlardan hiç kimsenin devlet hizmetinde kullanılmayacağı tescil edilmişti.Bütün bunların nedeni,halifelerin kızlarından birine onun aşk şiirleri yazmış olmasıydı.Bunun gibi yaşanan pek çok olay var.Bazen sır saklama nedeni,sevgilinin ürkmesi ya da ürkütülmesi endişesidir.Kimi zaman aşkın gizli tutulma nedeni,insana hakim olan utanma duygusudur.Ve bazen de insan,sevdiğini gördüğü bir rahatsızlık ve gönülsüzlük yüzünden sırrını saklar.Çünkü bazen sevgili gururlu olur ve düşmanların diline düşmemek için durumu gizlemek ister.Ya da düşmanlarına ve sevdiği kişiye bunun kendisi için pek o kadar önemli olmadığını göstermek amacındadır.
    Güzeli çirkine,çirkini güzele benzetir aşık ve iyiyi kötü,kötüyü iyi görür aşık olduğunda.Gerçekten de aşık,iffetine düşkün nice kimselerin peçesini indirmiş ve sıkı sıkı kapatılan nice kapıları aralamıştır.Aşk yüzünden niceleri saygınlığını kaybetmiş,sessiz sakin bir hayat sürerken dillere düşmüşlerdir.Kutsal bilinenler ihmal edilir,yasaklar çiğnenir,önceden rezillik görüp sakındığı ve tüylerinin ürpermesine yalnız bahsinin yettiği şeyleri,aşk insana kabul edilebilir kılar;engebeli yolları düz yapar;önemli saydıklarını önemsiz,zorları kolay yapar.
    Siyasetteki birisinin cariyesine aşık olması,aynı zamanda bir zayıflığın göstergesidir.Her şeyi elde etmenin bir yolu,bir kuralı vardır.Talebi olan kimse,yordam bilmese,durum aleyhine döner,çok zahmet çeker ve yorgunluğu boşa gider.
    Gece sohbetlerinde dedikodu malzemesi olmuş,her yerden onun şaşırtıcı hikayesinden bahsedilen biriydi o artık.Ondan intikam alamadığı için,her ağızdan,her yerde,onun sevdiği kızın adının duyulmasını istiyordu.Böylece intikamını alacağını sanmıştı.Başka yol kalmadığı için bunu yapsa da,bu da iyi bir yol olmamıştı onun için.Böyle yaparak hem kendisine,hem de sevdiğine zarar veriyordu.Bedevi hikayelerindeki kadınlar,aşıklarına ancak aşklarını açtıktan,söyleyip ilan ettikten ve kendilerini övüp yücelttikten sonra inanır ve ikna olurlarmış.Oysa o bir bedevi kabilesinde yaşamıyordu.Şehrin tam göbeğinde ve her şeyin sadece bir sefer söylenebilecek kadar bir şansın yaşandığı hızda bulunuyordu.Sevmek çok az zaman rezil edebilirdi.Yoksa her şey,bir seferden fazla olunca,insanın aleyhine dönüyor.Aşık olmak bir kere,sevmek bir kere.Sadece bir seferde ikna etmek gerekiyor.
    Aşkta ortaya çıkan şaşılacak durumlardan biri de sevenin tam bir teslimiyet içinde sevgilisine itaat etmesidir.Aşık,elinde olmadan,kendi kişiliğini bir yana bırakıp,sevdiğinin ruhuna bürünür.Nice sert,zorlu,kararlı,fanatik,çek ingen kişiler,aşk meltemini teneffüs eder etme,kendini aşk denizinde buldu.Ser mizaçları yumuşadı,zorluklar kolay oldu,kararlılar kararsızlaştı,fanatik sözler dinler hale geldi.
    Aşk,suçu olmadığı halde,suçlu olmak için bir bahane bulmak sevdiği için;Kölen olduğu halde onun rızasını da almak demekti.Her konuda konuşabilecek kadar değil,her konuda soru sorabilecek kadar bilgili olmak isterdim.N.A
    Tartışmaya da mantığa da yer yoktur aşkta.Bazen eleştirirsin sevdiğini.Bunlar,şaşırtıcı bir engelleme gücüne ve hoş bir cesaretlendirme etkisine sahiptir.
    ‘‘Aşkta temenni edilecek şeylerden biri de,Yüce Allah’ın insana sadık bir arkadaş vermesidir;tatlı dilli,geçinmesi kolay,hassas,işini sağlam yapan,hitabeti güçlü,hazır cevap,mülayim,bilgili,muhalefe ti az,uyumu çok,sabırlı,hoşgörülü,görgülü, insanlarca övülen,kötülüklerden geri duran,yardıma amade,arkadaşlığın bozulmasını hiç istemeyen,davranışları soylu,şerden uzak,sır tutan,güvenilir,ahlakı güzel,kanı temiz,iyilik etmeyi seven,emaneti koruyan,ihanet etmeyen,sezgileri güçlü,görüşleri isabetli,imdada koşan,dostunu himaye eden,vefalı,kendine yeten,kişilikli,arkadaşını doğruya yönlendiren,sevgisi samimi ve kesin,itaat göstermesi kolay,itikadı güzel,açıksözlü,canayakın,dürü st,cümert,yüce gönüllü,candan,aykırılığı sevmeyen,dostunun vesveselerini gideren,dostuyla dertleşip fikir teatisinde bulunan bir arkadaş.’’
    Kadınlar sır saklamada ve bunu birbirlerine tavsiye edip sırrı gizli tutmak için el ele vermede erkeklerden üstündürler.Hiçbir kadının iki aşığın sırrını açtığını göremedim,diyor İbn Hazm.Özellikle de yaşlıların bu hassasiyete gençlerden daha fazla sahip olduklarını söylüyor.
    Eğer kadın işsiz kalırsa,erkekleri düşünür ve ona meyleder düşüncesiyle,kadınları güvenilir erkeklerin emanetine bırakıp çalıştırırlarmış Sudan Krallığında.
    Yaşlı başını almış,erkeklerden bir şey ummayan erdemli kadınlar görürsün.Onların en sevdiği uğraş,yetimleri evlendirmek,giysilerini,mücevh erlerini yoksul gelinlere ödünç vermektir.Bildiğim kadarıyla kadınları böyle davranmaya iten sebep,bütün vakitlerini cinsel ilişki,kur,aşk ve bunlar için yapılan hazırlıklara hasretmeleridir.Yegane düşünceleri karşı cinsle samimi olup yakınlaşmaktır.Adeta bunun için yaratılmışlardır.
    Can boğaza dayandığında kafiye düşünülmez! Kadın,o, sevileme avantajıyla kaygısız,gururlu ve en küçük sebeplerden sitem etmeye başlar.Aşkın insanı nasıl boyun eğdiren bir otorite,sağlam bir zincir ve yüreği delip geçen bir mızrak olduğunu anlamak için,illa aşık olmak mı gerekiyor?Kadınlar da kurdu binlerce tuzak.Eğer erkek güzel yüzlü,hoş tavırlı,beğenilen,zevklere meyilli,keyfine düşkün bir gençse ve eğer sevgili,saygıdeğer,soylu bir kadınsa;muhtemelen erkeği yok etmek isteyecektir.Niceleri bu yüzden öldürülmüş,zehirlenmiş ve bağırsakları deşilmiştir ki Mervan b.Ahmed b.Hudeyr bu yüzden öldürüldü.
    Muhbir.Bir tiptir seven ve sevile arasına girip kıza sahip olmak ister.Bu en çetin,en kötü ve en üzücü bir durumdur.Çünkü muhbir var gücüyle çabalar,bir an evvel emeğinin karşılığını görmek niyetindedir.Toplumdaki en kötü niyetli insanlar,hain,iftiracı ve muhbir olanlardır.Çünkü onlar,laf taşıyıp arabozuculuk yaparlar.Dedikoduculuk,neslin çürümüşlüğüne ve karakterin bozulmuşluğuna işarettir.Dedikodu ve yalan olmasaydı;bir çok devlet yıkılmaz,krallıklar çökmez,haksız yere kan dökülmez,iffet örtüleri yırtılmazdı.
    Filozoftan biri:‘‘İstediğinle arkadaş ol,ama şu üç kişiden sakın;ahmak,faydalı olmak isterken sana zarar verir;kararsız ve bezgin,tam uzun dostluğunuza güvendiğin bir sırada seni yüz üstü bırakıp gider;ve yalancı,ona inandığın için,hiç ummadığın bir yerden vurup canını yakar senin.’’ demiş.
    Özellikle uzun bir ret ve terk döneminin ardından,aşk alevi tutuşur,şevk ve umut ateşi yanar.İnsanlar arasında,‘Uzun süren buluşup görüşmeler aşkı bitirir!’ diyen kimseler vardır.Kuşkusuz bayağı sözlerden biridir bu.Ancak çabuk sıkılan sorumsuz insanlar için bu söz doğru olabilir.Yoksa tam tersine,görüşmeler ne kadar fazla olursa sevgi de o nispette artar.
    Güvercin Gerdanlığı Aşka ve Âşıklara Dair
    1)Aşkı Doğuran Nedenler:
    Aşkın Mahiyeti.Aşkın belirtileri.Rüyada âşık olanlar.Bir tarif ile âşık olanlar.Bir görüşte sevenler.Uzun görüşmelerden sonra aşık olanlar.Sözlü ima.Göz işaretleri ile ima. Mektuplaşma.Aracı.
    2)Aşkın Övülen Ve Yerilen Nitelikleri:Yardımcı arkadaş.Kavuşma.Gizlilik.Sırrı ifşa(açıklama).İtaat.Birini sevdikten sonra asla başkasını sevemeyenler.Kanaat.Vefa.İhane t. Sararıp solma.Ölüm.
    3)Aşka İçerden Gelen Zararlar:Kınayıcı.(Karşıtı yardımcı arkadaş)Kaçınma.(Karşıtı kavuşma) Gözleyici.Muhbir.Ayrılık.Unutm a.

  2. #2
    nurullah Misafir

    Cevap: ‘‘güvercin gerdanlığı ibn-i hazm’’


  3. #3
    nurullah Misafir

  4. #4
    nurullah Misafir

  5. #5
    nurullah Misafir

    Cevap: ‘‘güvercin gerdanlığı ibn-i hazm’’


Benzer Konular

  1. Türkiye’nin dağları ve özellikleri
    Konu Sahibi refresh Forum Coğrafya
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 21.Haziran.2011, 11:39
  2. ‘‘hayatın özeti olduk sanki’’
    Konu Sahibi nurullah Forum Yazı-Yorum
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 02.Haziran.2011, 19:22
  3. ‘‘kalbimin imlası’’
    Konu Sahibi nurullah Forum Yazı-Yorum
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 02.Haziran.2011, 19:21
  4. Türkçe’nin Avrupa Dilleri Arasındaki Yeri
    Konu Sahibi ahbar Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2011, 01:40
  5. Türkiye’de Anadili Eğitimi ve Yabancı Dil Öğretimi
    Konu Sahibi ahbar Forum Türk Dili ve Edebiyatı Genel İçerik
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 11.Mayıs.2011, 01:11

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •