ÖĞRETMENLERİN SINIFTA İSTENMEYEN DAVRANIŞLARIN ÖNLENMESİ VE DEĞİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK STRATEJİLERİ UYGULAMA DURUMLARI

Hilal KAZU/ Yrd. Doç. Dr.; Fırat Üniversitesi, Teknik Eğitim Fak. Eğitim Bilimleri Bölümü, Elazığ
Millî Eğitim Dergisi Sayı:175 Yaz/2007


Özet
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin sınıfta istenmeyen davranışların önlenmesi ve değiştirilmesine yönelik stratejileri uygulama durumlarını belirlemektir. Araştırmada survey yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Elazığ ilinde 20032004 öğretim yılında ilköğretim okullarında görev yapan 748 öğretmen oluşturmuştur.Bu makalede, öğrencilerin istenmeyen davranışlarının önlenmesi ve değiştirilmesine yönelik stratejilerin uygulanmasına ilişkin bulgular tartışılmış ve elde edilen sonuçlara göre öneriler geliştirilmiştir.

Anahtar Sözcükler: Sınıf yönetimi, istenmeyen (problem) davranışlar, istenmeyen davranışların önlenmesi ve değiştirilmesine yönelik stratejiler

Giriş

Öğretmenin sınıftaki temel rolleri; öğrenmeyi sağlamak, öğrencilere rehberlik etmek ve istenmeyen davranışların oluşmasını önlemektir. Öğrencilerin sınıftaki istenmeyen davranışları ile etkili olarak başa çıkmak, etkili öğretme ve öğrenme ortamının

oluşturulmasının temel koşullarından birisidir. Fakat her sınıfta farklı nitelik ve yoğunluklarda da olsa istenmeyen davranışların ortaya çıkması, hem kaçınılmaz nitelikte doğal bir olay hem de uygun eğitim yaşantılarını kazandırmak için iyi bir fırsat olarak görülmelidir.

Öğrencilerin istenmeyen davranışlarının gerek sınıf içinden gerekse sınıf dışından olmak üzere birçok nedeni olabilir. Sınıf dışı etkenler olarak, sınıfın dışındaki çevrenin özellikleri, okuldaki bireyler arasındaki geçimsizlik, öğrenme fırsatlarının eşit olmayışı vb. sayılabilir. Sınıf içi etkenler olarak ta öğrenciyi aktif kılan yöntemler yerine hep aynı ve klasik yöntemlerin kullanılması; öğretmenin sosyal ve akademik deneyimi, kişiliği, tutumu, duygusal durumu, öğrencileri aşağılaması; öğrencinin yaşantısı, başarısı, etkileşim düzeyi, sosyal becerileri, gereksinimleri, sınıf kurallarını yeterince kavrayamaması; sınıfın aşırı kalabalık olması, fiziksel yapısının uygun olmaması, oturma düzeninin uygun olmaması olarak sayılabilir.

Sınıftaki istenmeyen davranışların önlenmesi ve giderilmesinde en önemli unsurlardan birisi, öğretmenin bilgisi, becerisi ve yeterliğidir. Öğretmen bu alandaki bilgi, beceri ve yeterlilik durumuna göre uygun bir strateji belirleyip uygulayabilecektir. Aydın (2000, 124), öğretmenin sınıf yönetimi anlayışının ve bu anlayışın referansı olan değer

ve inançlarının, strateji seçiminde belirleyici önemde olduğunu vurgulamaktadır. Başar ise, (2003, 176) istenmeyen davranışlara karşı stratejilerin seçiminin; eylemin türüne, şiddetine, başkalarını etkileyişine, eylemin amaçlarına ve olası sonuçlarına göre değiştiğini belirtmektedir. Belirtilen bu etkenlerin yanı sıra bu stratejilerin bir sıraya göre yapılması da oldukça önemlidir. Uygulanacak stratejilerin ilk basamağı, anlamaya çalışmak olmalıdır. Çünkü eylemin nedeni ve öğrencinin niyetine uygun bir seçim yapmak buna bağlıdır. Örneğin arkadaşı ile konuşan biri için, eylem kısa sürüyorsa görmezden gelmekle başlanabileceği gibi, kitapdefter getirmeyen için dersten sonra konuşmakla işe başlanabilir. Strateji seçme ve uygulamada, sınıfın eğitsel işleyişini bozmamak düşüncesi ön planda tutulmalıdır. Bir öğrencinin istenmeyen davranışına karşı kullanılan stratejinin, diğerlerini olumsuz etkilemesi, strateji seçiminin ve sırasının uygun olmadığını gösterir.

Strateji belirlenirken sınıf düzenini ve ders akışını en az aksatandan başlamak gerekir. Böylece hem sorunların büyümesi önlenir hem de öğrenciye davranışını düzeltme şansı verilir.

Öğrenmeöğretme faaliyetlerinin verimli bir şekilde yürütülebilmesi için her öğretmenin öğretim becerilerinin yanı sıra, genel anlamda bir sınıf yönetim stratejisinin ve özel anlamda istenmeyen davranışların ortaya çıkmasını önleme ve eğer bu tür davranışlar ortaya çıkmışsa bunları giderme stratejisinin bulunması gerekir.

Araştırmanın Amacı


Bu çalışmanın amacını, öğretmenlerin sınıfta istenmeyen davranışların önlenmesi ve değiştirilmesine yönelik stratejileri uygulama durumlarının belirlenmesi oluşturmaktadır.

Araştırmanın Yöntemi

Betimsel nitelikte olan bu çalışmada tarama (survey) modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Elazığ il merkezinde 20032004 öğretim yılında görev yapmakta olan devlet ilköğretim okullarının birinci kademesinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Evrenden örneklem seçilmeyip tüm evren üzerinde çalışma sürdürülmüştür.

Öğretmenlere dağıtılan anketlerden geri dönen ve geçerli sayılan 748 anket değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 56.2’sini erkekler, %43.8’ini ise kadınlar oluşturmaktadır. Anket sonuçlarının derecelendirilmesi ve

yorumlanmasında 1.001.83 “hiç”, 1.842.67 “çok az”, 2.683.51 “az”, 3.524.35 “orta”, 4.365.19 “fazla”, 5.206.00 “çok fazla” puan aralıkları temel alınmıştır. Olumsuz maddelerde derecelerin puanlanması tersten yapılmıştır.

Bulgular ve Yorumlanması

Bu bölümde, öğretmenlerin sınıfta ortaya çıkan istenmeyen davranışların önlenmesi ve değiştirilmesine yönelik toplam 15 tane stratejiyi ne sıklıkta uyguladıkları ile ilgili bulgular sırasıyla ele alınıp yorumlanmış ve her bir stratejiyle ilgili açıklamalarda bulunulmuştur.

“Küçük bir disiplin problemi olduğunda görmezlikten gelirim” stratejisini öğretmenlerin 3.55 aritmetik ortalama ile “orta” düzeyde uyguladıkları belirlenmiştir.

Planlı olarak yapılmayan, yoğunluk, süreklilik ve yaygınlık göstermeyip o anda meydana gelen ve geçici olan davranışlara müdahale etmek yerine, görmezlikten gelmek daha faydalı olabilir. Örneğin, kalemini yere düşüren, fısıltılı bir şekilde kısa bir süre konuşan iki kişiyi uyarmak yerine o davranışın yapılmadığını kabul etmek, hem öğrenciyi grubun önünde

rencide etmek ve hem de dikkatin bu davranışa çekilmesi yoluyla sınıf faaliyetlerinin kesintiye uğraması engellenmiş olur. Görmezlikten gelmenin sağladığı önemli avantajlardan bir tanesi o davranışı yapan bireyin, grup önünde zor duruma düşmesinin engellenmesidir. Birey yaptığı bir davranıştan dolayı haksız olduğunu kabul etse dahi, grup önünde zor duruma düştüğü zaman savunmaya geçer ve kendisini bu duruma düşüren kişiye karşı bir kızgınlık duyar.

Ancak eğer davranışı yapan kişi sınıfta zaman zaman problem meydana getiriyorsa ve öğretmen de bu davranışın kasıtlı olarak yapıldığını fark eder ve görmezlikten gelirse, bu yol öğrencinin o davranışı yapma sıklığında bir artışa sebep olabilir. Böyle bir durumda öğrenci hatalı davranışının öğretmen tarafından onaylandığı yanılgısına düşebilir. ‹stenmeyen davranışı görmezlikten gelmenin başka bir riski, öğrencinin öğretmenin sınıf hakimiyeti konusunda şüpheye düşmesidir. Görmezlikten gelme davranışının sıklıkla kullanılması durumunda, öğrencide öğretmenin bu davranışları görmediği şeklinde bir düşünce de ortaya çıkabilir. Öğretmen bunu fark ettiği zaman hemen önlem almalı ve diğer stratejileri uygulamalıdır. Örneğin öğretmen, yüz ifadesi veya beden dilini kullanarak davranışı fark ettiğini gösterebilir.

“Öğrencilerle göz teması kurarım” stratejisinin 4.98 aritmetik ortalama ile “fazla” düzeyde uygulandığı bulgusu olumlu bir sonuçtur.

Devam eden bir davranışı dersin akışını bozmadan durdurmanın etkili yollarından biri, davranışı yapan bireyle göz teması kurmaktır. Göz temasından kastedilen, göz iletişimini davranışı yapan bireyle bir süre devam ettirmek ve aynı zamanda bu davranıştan rahatsız olduğunu ve hemen sona erdirilmesi arzusunu duyduğunu belirten bir yüz ifadesini de bu

iletişime eklemektir. Bu iletişim, sadece öğrenci ile öğretmen arasında oluşacağından, diğer öğrenciler bunun farkında olmayacak ve dersin akışı bozulmayacaktır. Öztürk’ün (2004, 158) de ifade ettiği gibi, öğretmen aynı zamanda bu yolla, sınıfın bütününe hakim olduğu ve sınıftaki her durumun farkında olduğu mesajını da sınıfa gönderecek ve bunun

etkisi daha sonra meydana gelebilecek davranışlar üzerinde de etkili olacaktır.Öğretmenler “Beden diliyle öğrenciyi uyarma” stratejisini 3.54 aritmetik ortalama ile “orta” düzeyde uygulamaktadırlar.

Göz teması dışında öğretmen istenmeyen davranışa karşı tepkisini başı ile, yüz ifadeleriyle, dokunarak ya da el işaretleriyle de belirtebilir. Cruickshank ve diğerleri etkili öğretmenlerin dersteki zamanlarının %95’inde sözsüz yöntemlerle istenmeyen davranışları durdurduklarını belirtmişlerdir (Tertemiz, 2000, 61).

“Öğrenciye dokunarak onu uyarma” stratejisi araştırmaya katılan öğretmenlerce 2.71 aritmetik ortalama ile “az” başvurulan stratejilerdendir.

Halbuki istenmeyen davranışı durdurmada, dokunma fiziksel yakınlıktan daha etkili bir aşamadır. Öğretmen dokunma yoluyla sözel olmayan iletişime ek olarak fiziksel bir mesaj göndermektedir. Dokunma omuz, kol vb. bireyin rahatsız olmayacağı bir organına veya
öğrenci masasına yavaşça eliyle temasta bulunma yoluyla olmalıdır. Bu yolla öğrencinin karşı tepki oluşturmasına gerek kalmayacak kuvvetli bir sözel olmayan mesaj gönderilmiş olacaktır (Öztürk, 2004, 158).

Araştırmaya katılan öğretmenler tarafından “Öğrenciyi sözel olarak uyarma” stratejisi 4.58 aritmetik ortalama ile “fazla” düzeyde yapılmaktadır. Halbuki bu stratejiye daha az başvurulması gerekir. Sözel azarlama sınırlı sayıda ve orta şiddetteki davranış problemlerinin ortaya çıkmasını engellemektedir. Öğretmen istenmeyen davranışla karşılaştığında bu davranışı yapan öğrenciyle birebir iletişimden çok duruma genel müdahale etmelidir. Öğretmen öğrenciyi arkadaşlarının önünde utandırmamalıdır. Öğrenciye yaklaşmak ve alçak sesle uyarmak en iyi yoldur. Çünkü Aydın’ın (2000, 129) da belirttiği gibi sözlü uyarılar, öğrencilerin öğretmenlerinin sınıf yönetme gücü ve mesleki yeterliği konusunda kuşkuya düşmelerine neden olabileceği gibi, dersin akışını da olumsuz yönde etkiler.

Tertemiz (2000, 62) de sözel azarlamaların sınışarda çok fazla kullanıldığına değinmektedir. Öğretmenler sık sık öğrencilere dersi dinlemedikleri, sınıf kurallarına uymadıkları ya da sınıfın dışına taşan gürültüler yaptıkları vb. durumlarda bu yola başvurmaktadırlar. Sözel azarlamaların aksine, öğrencilere yumuşak ses tonu ile yaklaşıldığında öğrenci üzerinde bıraktığı etki o kadar güçlü olmaktadır. Aradaki denge iyi kurulmalıdır. Tepki verirken katı aynı zamanda yumuşak olunmalıdır. Diğer taraftan saldırgan, tehdit edici mesajlar ise düşmanlığa ve korkuya yol açabilir. Azarlanan öğrenci hemen arkasından istenilen biçimde davrandığı için pekiştirilmelidir. Azarlama pekiştireçle birlikte kullanılmalıdır.

Öğretmenler “Gerektiğinde dersin büyük bölümünü öğüt vermeye ayırırım” stratejisini 3.98 aritmetik ortalama ile “orta” düzeyde uyguladıklarını belirtmişlerdir. Fakat önemli olan, bu stratejinin az, hatta çok az düzeyde uygulanmasıdır. Sınıftaki birçok öğrenci aynı davranışı yapmadığı sürece öğretmen sınıfın geneline yönelik uzun konuşmalar, eleştiriler yapmamalıdır. Hiçbir öğrenci gereğinden fazla uzun ve öğüt içeren konuşmadan hoşlanmaz. Böylesi uygulamalar beraberinde başka istenmeyen davranışların ortaya çıkmasına da yol açabilir. Ayrıca bu durum, öğretim için ayrılan zamanı da azaltır.

Öğretmenlerin “Bazen bir öğrencinin yaptığı olumsuz bir davranıştan dolayı tüm sınıfı cezalandırma yoluna giderim” stratejisini 2.39 aritmetik ortalama ile “çok az” uyguladıklarını belirtmeleri olumlu olarak değerlendirilebilecek bir sonuçtur. Hiçbir zaman bir öğrencinin davranışı için sınıfın hepsine yönelik eleştiri yapılmamalı ve ceza verilmemelidir. Çünkü bu durum, dersle ilgilenen öğrencileri de dersten uzaklaştırır, daha fazla istenmeyen davranışa yol açar.

“Disiplini sürekli bozan öğrenciye daha ağır ceza veririm” stratejisi 3.60 aritmetik ortalama ile “orta” düzeyde de olsa uygulanmaktadır.

Cezanın öğrenci davranışlarını değiştirme konusunda uzun sürede etkisiz olduğu bilinmekle birlikte davranışlar üzerindeki geçici etkisi, bazı eğitimcileri ceza kullanmaya yöneltmektedir. Ancak ceza öğrencinin istenmeyen davranışlarını düzeltmek için bütün yollar denendikten sonra uygulanmalıdır.

Ceza konusunda bazı eğitimciler öğrencilere karşı uygulanan cezaya dayalı bütün müdahalelerin ortadan kaldırılması gerektiğini savunurken, bazıları ise bireysel olarak kullanılması gereken bir teknik olduğunu ve davranışı kontrol sürecinde mutlaka yer alması gerektiğini savunmaktadır. Cezanın kullanımından yana olan eğitimciler, uygulama sırasında aşağıdaki konulara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Yiğit, 2004, 173):

•Cezanın kullanımı hiçbir zaman rutin bir uygulamaya dönüşmemelidir.
•Sadece olumsuz davranışları sürdürmede ısrar eden öğrencilere karşı kullanılmalıdır.
•Yalnızca övgü ve ödüllendirme uygulamalarına yanıt vermeyen öğrencilere uygulanmalıdır.
•Ceza hiçbir zaman öğrencide duygusal ve psikolojik bozukluklara yol açacak şiddette olmamalıdır.

“Öğrencinin yerini değiştiririm” stratejisinin aritmetik ortalamasının 3.66 olması, araştırmaya katılan öğretmenlerce bu stratejiye “orta” düzeyde başvurulduğunu göstermektedir.

Problem birlikte oturmuş çok sayıda öğrenciyi kapsıyorsa, özellikle sık kullanılan bir yöntemdir. Öğretmen, sınıfta davranış sorunları yaratan öğrencilerin oturması gereken yeri dikkatle seçmeli, sürekli denetlemelidir. Düzeni bozan bir öğrenci, istenmeyen davranışla uğraşma olasılığının daha az olacağı bir tarafa gönderilebilir. Bazen öğrenciler geçici olarak sınıftan çıkarılır, koridorda bekletilir. Fakat bu çok zor durumdu kalınmadıkça başvurulmaması gereken bir uygulamadır. Çünkü öğrenciyi dışarıya atmakla ödüllendirmiş olabiliriz. Zaten ilk ve ortaöğretimde öğrencinin sınıftan dışarı çıkarılmasının yasak olduğu da unutulmamalıdır.

“Öğrenciyle konuşup sorunu çözmeye çalışırım” stratejisini uygulamaya ilişkin aritmetik ortalama 4.12 olduğundan öğretmenlerin bu stratejiyi “orta” düzeyde uyguladıkları belirlenmiştir.

Öğrenci olumsuz davranışları sıklıkla sürdürmede ısrar ediyorsa, sınıf içinde tartışarak, sınıf atmosferini gergin hale getirmeye ve diğer öğrencilerin bundan olumsuz etkilenmelerine neden olmaya gerek yoktur. Bu durumda öğretmen öğrenci ile sınıf dışında görüşmeyi denemelidir. Yiğit’in (2004, 177) de belirttiği gibi, bir öğrenci ile, diğer öğrencilerin önünde sözel tartışmaya girmek, öğretmenin diğer öğrenciler üzerindeki etkililiğini düşürecektir. Bu uygulama, aynı zamanda problemli öğrenci için de bir
avantaj sağlar. Çünkü sınıf ortamında probleme neden olan kaynakları açıklamada sıkıntı yaşayabilen bir öğrenci sınıf dışında daha rahat davranır. Görüşmede öğrencinin özel sorunlarının bulunabileceği göz önünde tutulmalı ve bunların açıklanması için gerekli
duygusal destek sağlanmalıdır. Ayrıca derste dikkati dağınık öğrenci ile, ders sonunda görüşme olanağı yaratmak da olumlu bir öğretmen davranışıdır.

Öğretmenler, 2.95 aritmetik ortalama ile “istenen davranışa yöneltmek için öğrenci ile bireysel sözleşme yapma” stratejisine “az” başvurmaktadırlar.

Öğrencinin olumsuz davranışları süreklilik gösterdiği ya da ciddi olduğu zaman, öğrenciyle bireysel bir sözleşme yapma yoluna gidilebilir. Sorun, öğrenciyle birlikte tartışılarak, öğrencinin algısı belirlenir. Daha sonra öğretmen ve öğrenci birlikte anlaştıkları çözümleri belirlemeye çalışır. Öğretmen, öğrencinin değiştireceği olumsuz davranışlarını açık bir şekilde belirler. Sözleşme planına uyulmadığı zaman, nasıl bir yaptırımın uygulanacağı ve sonuçlarının ne olacağı açıkça ortaya konur. Öğrencinin sözleşmeye uyum sağlaması için yoğun bir teşvik programı uygulanır. Plan ve sonuçları yazıldıktan sonra öğrenciye imzalattırılır (Çelik, 2002, 184).

“Öğrencilerle sınıf toplantısı düzenleme” 2.89 aritmetik ortalama ile “az” başvurulan strateji olarak belirlenmiştir. Eğer sorun sınıfın bütününü ilgilendiriyorsa, o zaman öğretmen grupla sorun çözme yöntemlerini kullanmak zorundadır. Öğretmen, birden fazla öğrencinin gösterdiği istenmeyen davranışları sınıf toplantıları yaparak değiştirmeye çalışır. Bu toplantılar sınıfın tümü ile ya da gruplar halinde yapılabilir.

Grup toplantısı sürecinde, öğretmen ve öğrenciler işbirliği yapmayı, birbirlerini değerlendirmeyi, farklılıkları anlamayı, saygı göstermeyi ve sosyal ilişkilerini geliştirmeyi öğrenirler. Sınıf toplantılarının önemli bir yararı, öğrencilerin sorun ve çatışma çözme konusundaki yeterliklerini geliştirmesidir. Sınıf toplantılarında şu üç temel süreç izlenir: Sorunu tanıma, muhtemel çözümler konusunda beyin fırtınası yapma ve çözümü seçme. Sınıf toplantılarının süresi, öğrencilerin dikkat yoğunluğuna göre değişiklik göstermektedir. Öğretmen sınıf toplantılarını haftalık ya da iki haftalık süre temeline dayandırmalı ve öğretimsel zamanın 15 dakikasından fazlasını almamalıdır (Jones ve Jones, 2001, 93).

“Ciddi disiplin sorunlarında velisi ile görüşürüm” stratejisinin uygulanmasının 4.62 aritmetik ortalama ile “fazla” düzeyde olması olumlu olarak değerlendirilebilecek bir sonuçtur.

Öğretmenin, öğrencilerin gösterdiği istenmeyen davranışlarda her zaman tek başına çözüm bulması mümkün değildir. Davranışın olumsuzluk derecesine göre öğretmen mutlaka öğrencinin velisiyle işbirliği kurmaya çalışmalıdır. Öğretmenin öğrencinin velisiyle
yapacağı toplantı, önceden planlanmış bir etkinlik olmalıdır. Gizlilik esasına dayalı yapılan görüşmenin sonunda, öğrencinin olumsuz davranışlarının değiştirilmesinde öğretmene ve veliye düşen sorumluluk açıkça belirlenmelidir (Çelik, 2002, 189).

Öğretmenlerle veliler çok fazla bir araya gelmezler. Bir araya geldiklerinde ise birlikte geçirdikleri süre son derece kısıtlıdır. Oysa daha sık ve uzun bir araya gelseler belki de birbirlerini etkileme şansları daha fazla olacaktır. Disiplin çabaları için velinin destekleri her zaman iyi planlanmalı ve veliöğretmen eğitimleri düzenlenmelidir. Hiç unutulmamalıdır ki, veliler bazen çocuklarının sorunları ile yeterince eğitimli olmayabilirler. Böyle durumlarda öğretmen duruma profesyonelce yaklaşıp öneriler üretmeli, olası çözümleri ailelere sunmalıdır. Bu konuda konferanslar, toplantılar düzenlemek velilere yol gösterici nitelikte olacaktır (Tertemiz, 2000, 66).
“Ciddi disiplin sorunlarında rehberlik uzmanı ile görüşürüm” stratejisinin uygulanmasının 2.73 aritmetik ortalama ile “az” derecede çıkması olumsuz bir bulgu olarak nitelendirilebilir.

Öğretmenin, her durumda öğrencilerin sorunlu davranışlarının nedenlerini bilmesi ve tespit etmesi olanaksızdır. Nedeni bilinmeyen davranış sorunları için okuldaki rehberlik servisi ile sürekli ilişki kurmalı ve yardım istemelidir. Eğer problem basit olarak öğretmenin çözebileceği bir tarzda ise, gerekli stratejileri belirlemeli ve uygulamalıdır. Tek başına çözemeyeceği bir tarzda ise, öğrenciyi dinledikten sonra rehberlik servisini durumdan haberdar etmeli ve çözüm konusunda rehberlik servisinin önerilerini dikkate almalıdır. Çözüm sürecinde izlenmesi gereken yaklaşımı rehber uzmanla birlikte değerlendirmeli ve gelişmeler izlenerek durum değerlendirmesi yapılmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır.

“Ciddi disiplin sorunlarında okul yönetimi ile görüşürüm” stratejisinin uygulanması da 3.62 aritmetik ortalama değerine sahip olduğundan “orta” düzeydedir.

Önemli derecede rahatsızlık veren durumlar için, denenen bütün stratejilere rağmen bir gelişme sağlanamazsa, en son başvurulacak çare durumdan okul yönetimini haberdar etmek ve okul disiplin kurallarının işletilmesini önermek olacaktır. Eğer tek çare bu ise gerekli cezayı vermekten kaçınılmamalıdır. Çünkü, okul disiplin kurallarının caydırıcı olabilmesi için gerektiği zaman kararlılıkla uygulanabileceği öğrencilere gösterilmelidir.

Bazı öğretmenler sınıf düzenini bozan öğrencileri sıklıkla yöneticilere bildirme eğilimindedirler. Bu durum, öğretmenin yetersizliğinin bir sonucu olarak algılanabilir. Zaten yöneticiler de bu tip öğretmenlerle ilgili olumlu duygular taşımazlar.

Sonuçlar

Araştırmada, öğretmenlerin küçük bir disiplin problemi olduğunda görmezlikten gelme; gerektiğinde dersin büyük bölümünü öğüt vermeye ayırma; öğrenciyle konuşup sorunu çözmeye çalışma; beden diliyle öğrenciyi uyarma; öğrencinin yerini değiştirme; ciddi disiplin sorunlarında okul yönetimi ile görüşme stratejilerine “orta” derecede başvurdukları belirlenmiştir.

Bazen bir öğrencinin yaptığı olumsuz bir davranıştan dolayı tüm sınıfı cezalandırma stratejisinin “çok az”, öğrencilerle göz teması kurma stratejisinin “fazla”, ciddi disiplin sorunlarında velisi ile görüşme stratejisinin “fazla” derecede uygulanmaları bu araştırma sonucunda elde edilen en olumlu bulgular olarak değerlendirilebilir.

Araştırmaya katılan öğretmenler tarafından “öğrenciye dokunarak onu uyarma” stratejisine “az” başvurulduğu belirlenmiştir. Oysaki ilköğretim düzeyindeki öğretmenlerin bu stratejiye daha çok başvurmaları beklenirdi. Çünkü bu yaşlardaki öğrenciler için öğretmenin dokunarak onları uyarması öğrenciye özellikle benimsenme duygusunu yaşatacağından oldukça faydalı olmaktadır.

“Öğrenciyi sözel olarak uyarma” stratejisinin “fazla” düzeyde olması olumsuz olarak değerlendirilebilecek bir sonuçtur. “Disiplini sürekli bozan öğrenciye daha ağır ceza veririm” stratejisinin “orta” düzeyde de olsa uygulandığı ortaya çıkmıştır.
Öğretmenlerin öğrencilerle bireysel sözleşme yapma, sınıf toplantıları yapma, rehberlik uzmanı ile görüşme gibi son zamanlarda üzerinde daha çok durulan ve modern olarak nitelendirilebilecek stratejilere “az” derecede başvurdukları görülmektedir. Belki de bu
sonuçta, araştırmaya katılan öğretmenlerin yarısından fazlasının (%58.6) 21 yıl ve üzeri mesleki kıdeme sahip olmalarından dolayı, disiplin uygulamaları konusunda eski (geleneksel) disiplin anlayışına daha yatkın olmalarının etkisi bulunmaktadır.

Öneriler

Araştırma sonuçlarına göre, sınıftaki istenmeyen davranışların önlenmesi ve giderilmesi için öğretmenlere yönelik olarak aşağıdaki önerilerde bulunulabilir:

•Sınıfta eşzamanlı olarak oluşan birçok olaya hakim olmalı ve müdahale etmelidir. Bunun için de dikkatli bir gözlemci olmalıdır.

•Planlı çalışmalı, etkinlikleri akıcı düzenlemeli, tutarlı olmalıdır.

•Dersi sınıf seviyesine uygun bir düzeyde işlemelidir. Dersi sıkıcılıktan kurtarmasını bilmelidir. Sınıfa hakim bir öğretmen öğrencilerinin ders içerisinde sıkıldıklarını ve öğrencilerin dikkatlerinin dağıldığını fark edebilmelidir.

•Sınıf kuralları açıkça oluşturulmalıdır. Bu kurallar, her öğretim yılı başında yeniden gözden geçirilmelidir. ‹şlevini ve geçerliğini kaybeden kurallar yürürlükten kaldırılmalıdır. Oluşturulan kuralların gerekçesi, öğrenci davranışları ile ilişkisi ve davranışların sonuçları açıkça belirtilmelidir.

•Sınıfta daha önceden oluşturulan kurallara uygun olmayan davranışlar ortaya çıktığında hemen müdahale etmeli, sınıf kurallarının çiğnenmesine izin vermemelidir.

•Sınıf yönetiminde sorumluluğu, öğrencilerle paylaşmalıdır.

•Sınıf ikliminin içten ve samimi olmasına özen göstermelidir.

•Sözlü uyarıda bulunmadan önce göz temasında bulunarak, beden dilini kullanarak veya öğrencinin yanına yaklaşarak istenmeyen davranışı gidermeye çalışmalıdır. Sözlü uyarıya ancak bunların hiç birisi işe yaramadığında başvurmalıdır.

•Hiçbir zaman bir veya birkaç öğrencinin davranışı için sınıfın hepsine yönelik eleştiri yapmamalıdır. Çünkü bu tür eleştiriler öğrencilerin motivasyonlarını ve morallerini olumsuz etkileyeceğinden onları dersten uzaklaştırır, zaman kaybına neden olur.

•Öğrencilerde olumlu davranışlar geliştirmek için öğrencilerle sürekli işbirliği yapmalı ve iyi davranışlar kazanma konusunda onları teşvik etmelidir.

•Öğretmen, öğrencinin ailesi ile iletişim ve işbirliği içinde olmalıdır.

•Öğretmenin, her durumda öğrencilerin sorunlu davranışlarının nedenlerini bilmesi ve tespit etmesi olanaksızdır. Nedeni bilinemeyen davranış sorunları için okuldaki rehberlik servisi ile sürekli ilişki kurmalı ve yardım istemelidir.

•Bir öğrenciden ya da bir durumdan kaynaklanan disiplin sorunlarında suçlu bulunmadığında tüm sınıfı sorumlu tutmamalı, bütün öğrencileri cezalandırmamalıdır.

•Öğrencilerle gereksiz tartışmaya girmemeli, dersten sonra öğrenciyle konuşma, sorunun kaynağını anlama ve öğrenciyi ikna etme yoluna gitmelidir.

•Öğrencilerin korktuğu değil, sevdiği bir kişi olmaya çaba göstermeli, sınıf disiplinini bilgi ve kişiliği ile sağlamalı, sınıf içerisinde terör havası estirmemelidir.

• Sınıfta disiplini bozucu bir durum olduğunda tepkide bulunmadan önce biraz düşünmeli, ne yapacağına karar vermeli ve bunu uygulamalıdır.

• Bütün olumsuzluklardan yalnızca öğrenciyi sorumlu tutmamalı, kendisini de sorgulamalıdır. Başarılarından olduğu kadar başarısızlıklarından da kendisinin sorumlu olduğunu kabullenmelidir.

• Karşılaşılan davranış bozukluklarında çok dikkatli olmalı, bireyle değil, davranışla ilgilenmelidir.

• Öğrenciyi sınıfta denetim altında tutmak için öğrenci çalışmaları sırasında, belli aralıklarla sınıfta dolaşmalıdır. Bu yolla hem öğrencilerin ne yaptığı kontrol edilebilir hem de öğrencilerin derse olan dikkatleri toplanabilir. Aynı zamanda dikkati dağınık ya da potansiyel olarak istenmeyen davranışlarda bulunabilecek öğrencilerin yanında ayakta durarak, onlara sorular yönelterek vb. şekilde onları yönetmelidir.

• Öğrencinin derse olan ilgisini artırmak için öğretim yöntemlerine çeşitlilik getirmelidir.

• Öğrencilerin ilgisini çeken ders materyalleri kullanmalıdır.

• Sınıftaki eğitim görevlerinde rolünün bilgi aktarıcılık değil, yol göstericilik, yardım edicilik, destekleyicilik olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır.

• Sınıfta istenmeyen bir öğrenci davranışı ile karşılaştığında, davranışın boyutuna göre farklı stratejilerden yararlanmalıdır. Ancak stratejiler içerisinde hiçbir zaman toplu ceza, alaycı söz, özür dilemeye zorlama, ceza amaçlı ödev, bedensel ceza yer almamalıdır.

• Yukarıda öğretmenlere yönelik yapılan önerilerin yerine getirilmesinde, hizmet öncesi eğitimde, öğretmen adaylarının bu konuda uygulamalı olarak yetiştirilmesine önem verilmesi de çok büyük bir önem arz etmektedir.

Kaynakça
Aydın, Ayhan (2000). Sınıf Yönetimi (3. Baskı). Alfa Basım Yayım Dağıtım Ltd. şti., İstanbul.
Başar, Hüseyin (2003). Sınıf Yönetimi (10. Baskı). Anı Yayıncılık, Ankara.
Çelik, Vehbi (2002). Sınıf Yönetimi. Nobel Yayın Dağıtım, Ankara.
Jones, V.F.; Jones, L.S. (2001). Comprehensive Classroom Management. Creating Communities of Support and Solving Problems (6th Edition). Allyn and Bacon Mass, Boston.
Öztürk, Bülent (2004). Sınıfta istenmeyen Davranışların Önlenmesi ve Giderilmesi. Sınıf Yönetimi (Editör: Emin Karip). Pegem A Yayıncılık, Ankara.
Tertemiz, Neşe (2000). Sınıf Yönetimi ve Disiplini. Sınıf Yönetimi (Editör: Leyla Küçükahmet). Nobel Yayın Dağıtım, Ankara.
Yiğit, Birol (2004). Sınıfta Disiplin ve Öğrenci Davranışının Yönetimi. Sınıf Yönetimi. (Editörler: Mehmet fiişman ve Selahattin Turan). Pegem A Yayıncılık Tic.Ltd. Şti., Ankara.