öz (I)
isim, felsefe

1 . Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı:
"Özünü bir yerde bırakıp sadece kalıbını gezdirmişti."- H. Taner.

2 . "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz:
"Öz eleştiri, öz yönetim."- .

3 . Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre:
"Karaciğer özü. Meyve özü. Mısır özü."- .

4 . Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça.

5 . zamir Kendi, zat:
"Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme"- Karacaoğlan.

6 . mecaz Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde:
"Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde."- A. Gündüz.

7 . bitki bilimi Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm:
"Ağacın çürüğü özünden olur / Yiğidin iyisi sözünden olur"- Halk türküsü.
--------------------------------------------

Birleşik Sözler

öz bağışıklık, öz belirtim, özbeöz, öz beslenme,öz denetim, öz devim, öz devinim, özdeyiş, öz dışı, öz dikeni, öz direnç, öz eleştiri, özezer, öz geçmiş, öz güven, öz ısı, öz ışın, öz indükleme, özişler, öz itme, öz kaynak, öz kedi balığıgiller, öz kesit, öz odun, öz öğrenim, öz saygı, özsever, öz su, öz tahta, özveren, özveri, öz yapı, öz yaşam, öz yönetim, kaçık öz, bal özü, budak özü, diş özü mantar özü, mısır özü, odun özü, öz kardeş

-------------------------------------

öz (II)
sıfat

1 . Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan:
"Size öz evladım gibi davranacağım."- A. Kulin.
2 . İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı.

--------------------------------

öz (III)
isim, halk ağzında

1 . Dere, çay.
2 . Sulak, verimli yer.


TDK Sözlük