Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602

    Dünya Turizm Günü 27 Eylül

    27 Eylül Dünya Turizm Günü

    Turizm bilincinin geliştirilmesi ve bu alanda yaşanan gelişmelerin diğer ülkelere de aktarılarak deneyimlerin paylaşılması amacıyla, Dünya Turizm Örgütü (WTO)'nun önerisi üzerine Birleşmiş Milletler aldığı kararla, her yılın 27 Eylül günü, "Dünya Turizm Günü" olarak kutlanıyor.


    Dünya Turizm Günü dolayısıyla Türkiye'nin genel durumuna baktığımızda ortaya çıkan tabloda gördüğümüz en önemli gelişme şudur: Türkiye'de uzun yıllar bir özlem olarak dile getirilen "Turizmin 12 aya yayılması" bugün artık slogan olmaktan çıkıp hızla gerçekleşme yolunda gelişiyor.

    Türkiye'de turizm faaliyeti belirli dönemlere sıkışmış olmaktan çıkıp yıl geneline yayılmaya başlaması önemli bir gelişmedir. Şimdi özellikle güneyde kış döneminde de açık olan, bir başka deyimle 12 ay çalışan tesis sayısı her geçen yıl biraz daha artıyor. Türkiye genelinde daha önce 22-24 hafta olarak yaşanan turizm yoğunluğu şimdi farklı doluluk ve yoğunlukta olmakla beraber 40 haftanın üzerine çıktı. Sezon olarak tanımlamak gerekirse süre 24 haftadan 40 haftaya çıkıyor.

    Türkiye'nin 12 ay turizm yapılabilir ülke haline gelmesi ne kadar önemliyse, bunun nasıl gerçekleştiğinin doğru anlaşılması da o kadar önemli ve gereklidir.

    Bu noktaya gelişin hangi araç ve ürünlerle gerçekleştiğinin doğru anlaşılması, sürecin bundan sonrasının yönlendirilmesi açısından da gereklidir. Türkiye'nin 12 ay turizm yapılabilen, dolayısıyla yıl boyunca açık kalan tesis sayısı her yıl biraz daha artan duruma gelmesinde rol oynayan etmenlerden bir ikisine burada dikkat çekmek istiyoruz.

    Türkiye'nin 12 ay turizm yapılabilen duruma gelmesinde, zaman zaman dudak bükülen,hatta yer yer karşı çıkılan "Herşey dahil" sisteminin önemli bir rolü olmuştur. Türkiye'nin 12 ay turizm yapılabilir ülke durumuna gelmesinde rol oynayan bir diğer unsur da yine sık sık eleştiri konusu edilen, kış aylarında ucuz fiyatlarla yapılan shopping (Alışveriş) turlarıdır.

    Gerçekte "Herşey dahil" "Shopping turları" gibi uygulama ve ürünler Türkiye'nin zaafı değil gücüdür. Zira Türkiye bir yandan o çok eleştirilen "Ucuzcu"lara hitap edebilecek ürün ve olanaklara sahip iken aynı anda geceliği 2.500 dolara satılabilen tesislerden oluşan paketleri hazırlayabilecek kadar zengin bir potansiyele sahiptir.

    Bu noktada 250-300 dolara satılan turları ucuzculuğa örnek gösterenlere sormak gerekir: Kış ortasında Almanya, Avusturya, Hollanda hatta şimdi artık Rusya'nın ta bir ucundaki kişiyi evinden çıkartıp tatile götürebilmek için başka ne yapabilirsiniz? Fiyat unsurunu kullanarak pazara hareketlendirmek ekonomi kurallarına aykırı olmadığı gibi sonuçları itibariyle doğruluğu pratikte de görülmüş bir uygulamadır.

    Unutmamak gerekir ki; Türkiye'nin bugün 12 ay turizm yapılan ülke yolunda hızla ilerlemesi bu araç ve ürünler sayesinde olmuştur. Bunlar Türkiye'nin şansıdır. Türkiye üst gelir grubuna mensup kitleyi çekebilmek için daha az harcayan ama büyük kitleyi oluşturan kesimden vazgeçmek zorunda değildir. Çünkü Türkiye, turizmde çok az başka ülkeye nasip olabilecek zengin bir potansiyele sahiptir. Daha da önemlisi Türkiye sahip olduğu potansiyelinin henüz çok az bir bölümün kullanarak bu noktaya gelebilmiştir.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602
    Dünya Turizm Örgütü (DTrÖ) Sekreteryası'ndan alınan ve her yıl 27 Eylül'de kutlanan "Dünya Turizm Günü" nün bu yıl işlenecek olan teması "Turizm ve Bio Çeşitlilik olacaktır.

    BİYOÇEŞİTLİLİK NEDİR?
    Biyoçeşitlilik, bir bölgedeki genlerin, türlerin, ekosistemlerin ve ekolojik olayların
    oluşturduğu bir bütündür. Başka bir deyişle biyoçeşitlilik, bir bölgedeki genlerin, bu genleri
    taşıyan türlerin, bu türleri barındıran ekosistemlerin ve bunları birbirine bağlayan olayların
    (süreçlerin) tamamını kapsar.

    Bu durumda bir ekosistemdeki biyoçeşitlilik, dört ana bölümden ouşmatadır:
    1) Genetik çeşitlilik,
    2) Tür çeşitliliği,
    3) Ekosistem çeşitliliği,
    4) Ekolojik olaylar (prosesler) çeşitliliği.

    Birçok kişi, biyolojik çeşitlilik deyince yalnızca tür çeşitliliğini anlamaktadır. Oysabiyoçeşitliliğin boyutları içinde, türleri içinde barındıran ekosistem çeşitliliği ile, türlerin içinde yer alan genetik çeşitlilik de vardır. Ayrıca, bunların kendileri ve birbirleri arasındaki sonsuz çeşitteki ekolojik olaylar dizisi, biyoçeşitliliğin gözle görünmeyen, fakat sistem açısından çok önemli olan “işlevsel boyutunu” meydana getirmektedir.Sadece tür çeşitliliğini dikkate alan ve bu yüzden sınırlı bir kapsama indirgenmiş olan biyoçeşitlilik kavramı, canlı kaynakların sürdürülebilirlik ilkesi açısından eksik bir kavram olur. Örneğin bir botanik bahçesini ya da bir hayvanat bahçesini insan eliyle yapılmış ve her biri kendi içinde binlerce türü barındırabilen birer yapay ekosistem olarak düşünebiliriz. Eğer, bir ekosistemde yaşayan canlıların kendi aralarında ve ayrıca canlılar ile cansızlar arasında, durmadan süregelen çeşitli doğal etkileşimler yoksa, oradaki canlıların nesli, bir kaç kuşak içinde yok olmaya mahkumdur. Nitekim, botanik ya da hayvanat bahçelerindeki birlerce tür, tek bir türe, yani onlara bakan insan türüne bağımlıdır. Bu türler,
    insan türünün bakımına bağlı olarak orada, ancak bireysel yaşamlarını sürdürebilmektedir. Ayrıca, eğer bir tür içinde genetik çeşitlilik yoksa, o tür bir kaç nesil içinde yok olacaktır. Bir tür içindeki genlerin çeşitliliği, özellikle omurgalı hayvanlarda ve çiçekli bitkilerde o türün neslinin sürdürülebilmesi açısından, biyolojik çeşitliliğin kaçınılmaz bir parçası olmaktadır.

    TÜRKİYE’DE BİYOÇEŞİTLİLİĞE KISA BAKIŞ

    Türkiye palmiye kaplı sahillerinden buzul kaplı dağlarına, derin vadi tabanlarından yüce dağ doruklarına, verimli alüviyal ovalarından kıraç ve kayalık yamaçlarına kadar değişen çeşitli ekosistemleri içine almaktadır. Bu arazi mozaiğinde yaşayan ve çoğu endemik olan binlerce bitki ve hayvan türü, bu türlerin farklı ırkları, farklı gen havuzları ve farklı evrimsel birimleri bulunmaktadır. Bunlara paralel olarak, ülkemizde, değişik türlerin nitelik ve nicelik bakımından farklı karışımlarıyla oluşan çok çeşitli canlı birliği tipleri ve habitat mozaikleri yer almaktadır. Bunlardan başka, canlı birliğinin üyeleri olan türlerin, birbirleri ve cansız çevreleri arasında pek çeşitli biyolojik olaylar ve etkileşimler dizini, ekolojik işlevler, milyonlarca yıldan beri, değişik boyutları ve etkinlikleriyle sürüp gelmektedir. Bütün bunlar bir araya gelince, Türkiye’de, aynı derecede muhteşem boyutlu zengin bir biyolojik çeşitlilik ortaya çıkmaktadır.

    Anadolu kendi başına

    Kültüre alınmış pek çok bitki türü ile, evcilleştirilmiş pek çok hayvan türünün yabani ataları Türkiye’de doğal olarak yetişmektedir. Bu bakımdan Türkiye, Dünyadaki sekiz büyük gen merkezinden biri olarak bilinir. Türkiye’de yaklaşık 3000 tanesi endemik olan 9000’den fazla bitki türü, tahminen 192 içsu balık türü, 18 amfibi türü, 83 sürüngen türü, en az 426 kuş
    türü ve 120 memeli hayvan türü bulunmaktadır. Bu sayılara omurgasızlar dahil edilmemiştir. Hep birlikte Türkiye ekonomisinin temel çarkları olan tıp, eczacılık, tarım, ormancılık, hayvancılık, balıkçılık ve turizm, temel hammadde kaynağı olarak bu doğal kaynaklarımıza ve bu biyolojik çeşitliliğe bağımlıdır.

    Ekonomiye olan doğrudan katkıları yanında, biyolojik çeşitlilik, çevrenin sağlıklı olmasını sağlayan bu ekolojik hizmetlerin bazıları şunlardır: Doğadaki oksijen ve karbondioksit döngüsünün ve besin zincirinin devamlılığının sağlanması, böcek ve zararlı
    hayvanların biyolojik kontrolü, bitki çiçeklerinin tozlaşması ve meyve tutması, su ve toprak korunması, su ve mineral döngüsünün sağlanması, doğal geri dönüşüm ve atıkların ayrışması gibi pek çok ekolojik hizmetleri de yerine getirmektedir.
    Bu kadar çok çeşitlilikteki genetik kaynaklar, türler, ekosistemler ve bunlar arasındaki karmaşık olaylar dizini, biyolojik çeşitliliği oluşturmaktadır. Bunların her biri ülkemizin refahı, dengeli ve sürekli kalkınması için, vazgeçilemez değeri olan canlı doğal
    kaynaklarımızdır.

    Bütün bu üstün değerlerine ve yararlarına rağmen, bu canlı doğal kaynaklarımız ve zengin biyolojik çeşitliliğimiz, bu topraklarda doğup gelişen değişik uygarlıkların da olumsuz etkisiyle son bir dakika kırk saniyeden beri (pardon, son 7000 yıldan beri) talihsiz bir sürecin kıskacına girmiş bulunmaktadır. Bu sürece kısaca BAY süreci diyebiliriz: BAY süreci içinde Türkiye’nin biyoçeşitliliği önce Bozulma, sonra Azalma, en sonunda da Yok olma olayları ile karşı karşıya bulunmaktadır. BAY sürecinin başlıca nedenleri arasında toprak erozyonu, hızlı insan-nüfus-artışı ve (yaklaşık % 2,5) düzensiz ve savurgan kaynak kullanma alışkanlıklarımız bulunmaktadır. Doğal kaynaklarımızın ve biyoçeşitliliğin bu hovardaca kullanımı, bu talihsiz gidiş, zaman geçirilmeden ve hızla durdurulmalıdır.

    SONUÇ

    Biyoçeşitlilik, geçmişteki milyonlarca yıllık gelişmenin kolektif bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Kaybolan türler ve genetik kaynaklar, zaman ve mekan içinde aynen tekrar ortaya çıkarılamamaktadır. Bir yöre veya bölgedeki biyoçeşitlilik, kendine has özellikleri bozulmadan, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir yaşama ilkelerine uygun olarak korunmalı, araştırılmalı, akılcı bir şekilde işletilmeli ve kullanılmalıdır. Küresel düzeyde ekosistem, canlı türleri tarafından ortaya konulan muhteşem Biyoçeşitlilik oyunu için büyük bir sahnedir. Bu sahnenin parçaları, oyunun perdeleri, oyuncuların isimleri ve rolleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Üstelik, biyoçeşitlilik amaçlarına ulaşabilmek için sadece türleri tanımlamış olmak yeterli değildir. Biyoçeşitliliğin amaçlarına tam olarak ulaşabilmek için, bir ekosistemin genetik, tür, ekosistem çeşitliliğine ek olarak, işlevsel çeşitliliğinin de araştırılıp açıklanması gerekmektedir.

    İnsanoğlunun doğayı değiştirme hızı, canlı türlerinin kendilerini genetik olarak değiştirip değişen doğaya uyum sağlayabilme hızından çok çok fazla olmuş ve olmaktadır.

    Sonuç olarak, birçok canlı türünün nesli tükenmiş, birçoğu da tükenme tehlikesiyle yüzyüze gelmiş bulunmaktadır. Yerküresi, böyle amansız bir tür ile, daha önce hiç karşı karşıya gelmemiştir. Her insan, artık gittikçe küçülen Dünyamızda, uzayın derinliklerinden yeryüzüne doğru bakarmış gibi, geniş ufuklu bir açıyla ve geniş bir zaman boyutuyla bakmak zorundadır. Birçok canlı türünün neslinin hızla tükendiği bu yeni çağda, insanoğlu, geçmişini ve geleceğini sadece bir birey olarak, sadece bir ulus olarak değil, artık, bir tür bilinciyle değerlendirmek, adımlarını ona göre atmak zorundadır.

    TEMA

  3. #3
    Üyelik tarihi
    16.Mart.2011
    Mesajlar
    1,602
    'Oniki ay turizm'e doğru

    Turizm bilincinin geliştirilmesi ve bu alanda yaşanan gelişmelerin diğer ülkelere de aktarılarak deneyimlerin paylaşılması amacıyla, Dünya Turizm Örgütü (WTO)'nun önerisi üzerine Birleşmiş Milletler aldığı kararla, her yılın 27 Eylül günü, "Dünya Turizm Günü" olarak kutlanıyor.

    Dünya Turizm Günü dolayısıyla Türkiye'nin genel durumuna baktığımızda ortaya çıkan tabloda gördüğümüz en önemli gelişme şudur: Türkiye'de uzun yıllar bir özlem olarak dile getirilen "Turizmin 12 aya yayılması" bugün artık slogan olmaktan çıkıp hızla gerçekleşme yolunda gelişiyor.

    Türkiye'de turizm faaliyeti belirli dönemlere sıkışmış olmaktan çıkıp yıl geneline yayılmaya başlaması önemli bir gelişmedir. Şimdi özellikle güneyde kış döneminde de açık olan, bir başka deyimle 12 ay çalışan tesis sayısı her geçen yıl biraz daha artıyor. Türkiye genelinde daha önce 22-24 hafta olarak yaşanan turizm yoğunluğu şimdi farklı doluluk ve yoğunlukta olmakla beraber 40 haftanın üzerine çıktı. Sezon olarak tanımlamak gerekirse süre 24 haftadan 40 haftaya çıkıyor.

    Türkiye'nin 12 ay turizm yapılabilir ülke haline gelmesi ne kadar önemliyse, bunun nasıl gerçekleştiğinin doğru anlaşılması da o kadar önemli ve gereklidir.

    Bu noktaya gelişin hangi araç ve ürünlerle gerçekleştiğinin doğru anlaşılması, sürecin bundan sonrasının yönlendirilmesi açısından da gereklidir. Türkiye'nin 12 ay turizm yapılabilen, dolayısıyla yıl boyunca açık kalan tesis sayısı her yıl biraz daha artan duruma gelmesinde rol oynayan etmenlerden bir ikisine burada dikkat çekmek istiyoruz.

    Türkiye'nin 12 ay turizm yapılabilen duruma gelmesinde, zaman zaman dudak bükülen,hatta yer yer karşı çıkılan "Herşey dahil" sisteminin önemli bir rolü olmuştur. Türkiye'nin 12 ay turizm yapılabilir ülke durumuna gelmesinde rol oynayan bir diğer unsur da yine sık sık eleştiri konusu edilen, kış aylarında ucuz fiyatlarla yapılan shopping (Alışveriş) turlarıdır.

    Gerçekte "Herşey dahil" "Shopping turları" gibi uygulama ve ürünler Türkiye'nin zaafı değil gücüdür. Zira Türkiye bir yandan o çok eleştirilen "Ucuzcu"lara hitap edebilecek ürün ve olanaklara sahip iken aynı anda geceliği 2.500 dolara satılabilen tesislerden oluşan paketleri hazırlayabilecek kadar zengin bir potansiyele sahiptir.
    geldik


    Bu noktada 250-300 dolara satılan turları ucuzculuğa örnek gösterenlere sormak gerekir: Kış ortasında Almanya, Avusturya, Hollanda hatta şimdi artık Rusya'nın ta bir ucundaki kişiyi evinden çıkartıp tatile götürebilmek için başka ne yapabilirsiniz? Fiyat unsurunu kullanarak pazara hareketlendirmek ekonomi kurallarına aykırı olmadığı gibi sonuçları itibariyle doğruluğu pratikte de görülmüş bir uygulamadır.

    Unutmamak gerekir ki; Türkiye'nin bugün 12 ay turizm yapılan ülke yolunda hızla ilerlemesi bu araç ve ürünler sayesinde olmuştur. Bunlar Türkiye'nin şansıdır. Türkiye üst gelir grubuna mensup kitleyi çekebilmek için daha az harcayan ama büyük kitleyi oluşturan kesimden vazgeçmek zorunda değildir. Çünkü Türkiye, turizmde çok az başka ülkeye nasip olabilecek zengin bir potansiyele sahiptir. Daha da önemlisi Türkiye sahip olduğu potansiyelinin henüz çok az bir bölümün kullanarak bu noktaya gelebilmiştir.

    turizmgazetesi

Benzer Konular

  1. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü
    Konu Sahibi refresh Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12.Temmuz.2018, 21:25
  2. DÜNYA METEOROLOJİ GÜNÜ (23 Mart)
    Konu Sahibi refresh Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Mart.2013, 12:22
  3. Dünya Günü
    Konu Sahibi ahbar Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 22.Nisan.2011, 16:11
  4. Dünya Çocuk Günü
    Konu Sahibi ahbar Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 15.Nisan.2011, 08:46
  5. Dünya Barış Günü 1 Eylül
    Konu Sahibi refresh Forum Belirli Günler ve Haftalar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 07.Nisan.2011, 21:07

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •