Edebiyata Bakışta Bilimin ve Yorumun Yeri

Bu ölçütleri verdikten sonra, edebiyatın bu ölçütlere uyup uymayacağı sorununa gelince, işler karışıyor. Kısaca, edebiyat bilimi diye bir çalışma alanı olacaksa, ki olsun isterim; ama “bilim” sözü beni rahatsız ediyor. Çünkü orada sanki bir tekelcilik kurulmak isteniyormuş gibi bir izlenim ediniyorum. Dolayısıyla, edebiyat alanında akademik çalışmalar sözü, çoğul olarak kullanıldığı için daha anlamlıdır. Feyerabend gibi düşünürler bize gösterdi ki, “bilim” sözü kötü anlamlarda kullanılabiliyor. Örneğin ben, karşı tarafa baskı yapmak için, bilimi kullanabiliyorum. “Senin yaptığın bilimsel değildir; benimki bilimseldir” diyebiliyorum, ideolojik olarak düşman olduğum birine. Öyleyse, kendi ölçütümüzün bilimsel olduğunu, kendi görüşümüzün bilimsellik taşıdığını söyleyip, karşı tarafa bunu dayatmaya çalışmak tehlikeli olabilir. Bu yüzden “bilim” gibi bir sözü kullanmamakta yarar olacağını, olması gerektiğini düşünüyorum.Diğer yandan, “ilim” güzel bir sözdür. İlim diyebiliriz; çünkü ilim dediğimiz zaman, içinde, edebiyatın “edeb” yanı vardır.Kültürel, tinsel bir boyut belirgin olur. Öte yandan, Edebiyatın edeb yanı, edebiyat araştırmaları için bir engel de olabilir. Sırf hocasından öğrendiği, çok iyi de temellendiremediği, çağının bilimiyle ilişkiler kuramadığı bir takım yorumlamalar ve çalışmalara, belki de bir anlamıyla “edep” gereği, edebiyat araştırmaları diyebilir bir edebiyat çalışmacısı. Edebiyat araştırmaları yapacaksak, onların bilim olmasındaki sorunları anlatırken üç nokta çıkıyor. Bu üç nokta üzerinde düşünmeliyiz:

1- Ciddi edebiyat çalışmalarının kaderi bir şekilde doğa bilimleri de dahil olmak üzere özellikle sosyal bilimlerin kaderine çok bağlıdır. Sosyal bilimler dediğimiz, insana ilişkin, topluma ilişkin, kültüre ilişkin bilimler ne kadar bilim olabiliyorsa, edebiyat bilimi de ancak o kadar bilim olabilir. Ayrıcalığı onlardan çok fazla olamaz. Hatta, biraz sonra söyleyeceğim ikinci, üçüncü sebeplerden dolayı daha kötü durumda da olabilir.

2- Edebiyat bir beğeni gerektirir, bir değerlendirme işidir. Salt bir saptama işi değil. Ben bir fizikçi olarak ayın hareketini, gezegenlerin hareketini duygularımı hiç işe karıştırmadan tespit edebilirim. Oysa, edebiyat yapıtına soğuk bakamam. Nedim’i sevmiyorsam ve Nedim üzerinde bir araştırma yapıyorsam, sıkıntılarla, zorlamalarla yürür bu araştırma. Bir memur gibi çalışabilirim ancak. Memurluğum soğukluğuma yol açabilir. Tarafsızlığıma değil. Taraf tutmayı bu duygusal yük altında engellemem zor. Değerler işin içine giriyor. Hatta beğeni, zevk problemi işin içine giriyor. Ben bir edebiyat araştırıcısı olarak, beğenisi olmayan biri mi olmak zorundayım ? Bir edebiyat araştırmacısı olarak, bütün psikolojik heyecanlarımı, coşkularımı, tutkularımı, komplekslerim de dahil olmak üzere, hepsini yok sayıp, “ben objektif bilim adamıyım ve şimdi soğuk bir şekilde bu işi inceleyeceğim” diyebilir miyim ? Böyle incelenir mi edebiyat? Elbette duygularımla inceleyeceğim, elbette yargılayacağım. Beğeniyle gelmek de çok önemli bir şeydir. Özellikle edebiyat eleştirisi alanında bu çok anlaşılmamış bir şeydir.

Bizde nesnellik, nesnel olma, coğu zaman, hiç suya sabuna dokunmamak olarak anlaşılır. Örneğin, şair 82 sözcükle şiirini yazmıştır, şiir 7 dizeden ibarettir, ölçüsü mefâîlün mefâilün failün deyince bilimsel oluyorum, duygularımı hiç işin içine katmamış oluyorum. Ee, peki, ne söylüyorum? Hiç ufkumu açmıyor bu saptamalar. Sözcük sayısından, ölçüsünden ben şiirin anlam yüküne dair ne söylemiş oluyorum ki ? Elbette duygularımı katacağım, elbette okuyan “Nedim’i hiç böyle görmemiştik, hiç böyle anlamamıştık” diyebilecek. İşte biraz “edebiyat bilimi” bu. Çünkü yeni ufuklar açıyorum. Nedim’in şiiri, orada şimdiye kadar görülmediği bir şekilde görülüyor. Daha ne olsun istiyoruz? Benim Nedim şiirinin hayatımızdaki yerini, anlamını gösterebilmem, araştırmacı yahut eleştirmen olarak Nedim şiirini bu şekilde anlatabilmem, genç insanların Nedim’in şiirini böyle algılayabilmelerine yardımcı olabilmem, ne güzel bir katkıdır. Bilimsel olsa ne olur; olmasa ne ? Akademisyenin de bunu böyle yapması lazım.

Etiketler:, ,