Türkiye Türkçesinde Düz Tümleç (Nesne)

10. Sonuç

Dilimizin gramer kurallarının belirlenmesi ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması; iyi araştırılması ve kurallarının doğru ve net olarak ortaya konmasına bağlıdır. Türkçede bütün gramer konularının dolayısıyla yazımızın konusu olan düz tümlecin neye göre belirleneceğinin ortak ölçüt ve yaklaşımlara bağlanması elzemdir. Aksi takdirde herkes farklı ölçüt ve yaklaşımlarla hareket ettiği sürece gramer terimleri ve kapsamları bir sorun olmaya devam edecektir.

Bir terim için isim olarak seçilen kelime ya da kelime grubu, o terimi oluşturan unsurların hepsini içine almalı, yabancı unsurların hepsini dışında bırakmalıdır. Cümlede geçişliliği sağlayan öge için “nesne” ismi kullanıldığında, “nesne” teriminin içlemi( Belli bir ağırlığı ve hacmi bulunan her türlü cansız varlık, şey, obje.) kaplamı(gr. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç)nı (Türkçe Sözlük,1998: 1647) karşılamadığı için birtakım tutarsızlıklar ortaya çıkmakta ve bu durum yanlış yaklaşımlara neden olmaktadır. Bu öge için “düz tümleç” terimi kullanıldığında içlem-kaplam tutarsızlığı ortadan kalkacaktır. Bu ögeyi oluşturan unsurların soyut/ somut bir varlık veya kavram, nesne, kişi ve iş, oluş, hareketin adı olan filimsi olabileceği düşünülürse bu öge için “düz tümleç” terimi kullanıldığında içlem-kaplam ya da sözlük anlamı-terim anlamı arasındaki tutarsızlık ortadan kalkmış oluyor. Onun için söz konusu öge için; “düz tümleç”, eksiz olanı için; “belirsiz düz tümleç”, belirtme (yükleme) eki alanı için de; “belirli düz tümleç” terimi kullanılmalıdır.

Türkçe sözlük başta olmak üzere gramer sözlükleri, gramer ve söz dizimi kitaplarında düz tümleç eksik ya da yanlış tanımlanmaktadır. Düz tümleç tanımlanırken; düz tümlecin alacağı ekler, düz tümlecin işlevi, geçişlilik algılaması ve fiil-tamlayıcı ilişkisi dikkate alınmalıdır. Düz tümleç hakkında dilciler arasındaki görüş ayrılığı, karışıklık ve karmaşıklık; düz tümlecin anlamı, aldığı ekler, yüklem veya özne ile ilişkisi, fiil-tamlayıcı ilişkisindeki yeri, geçişlilik düz tümleç ilişkisi gibi özelliklerinin tamamen değil kısmen göz önünde bulundurulmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü bu unsurların herhangi biri veya birkaçı tek başına göz önünde bulundurulduğunda doğal olarak farklı bir düz tümleç yaklaşımı ortaya çıkmakta ve farklı açılardan yaklaşımlar ortaya çıktıkça da durum içinden çıkılmaz bir vaziyet almaktadır. Bu durum, öncelikle düz tümlecin bütün özelliklerinin kısmen değil tamamen göz önünde bulundurularak tanımlanması gerektiğini göstermektedir.

Düz tümleç hep öznenin yaptığı işten “etkilenen” diye tanımlanmıştır. Ancak “etkilenen” kavramının düz tümleç olmasa da “nesne”nin söz konusu olduğu her yerde bulunma ihtimali olduğu için düz tümleci oluşturan unsurların da her zaman nesne olamayacağı, soyut/somut bir kavram veya bir varlık, kişi, iş/oluş/hareket bildiren fiilimsi olabileceği göz önüne alınırsa bu ögenin “etkilenen” yerine “öznenin gerçekleştirdiği eylemle zorunlu ilişkisi olan” diye tanımlanması daha doğru olacaktır.

Düz tümleç bütün özellikleri göz önünde bulundurularak; “ Yüklemi geçişli fiil olan bir cümlede, geçişli fiilin bir parçası ve özneden sonraki zorunlu tamlayıcısı olarak öznenin gerçekleştirdiği eylemle ilişkisi olan, eksiz (+{0}) veya belirtme (yükleme) durum ekli (+{I} / +{U}), kelime veya kelime grubu şeklindeki ögeye düz tümleç denir. ” şeklinde tanımlanmalıdır. Düz tümleç belirlenirken bu tanımdaki hususların biri ya da birkaçı yerine tamamı göz önünde bulundurulursa, düz tümleç hakkındaki tanımlamadan kaynaklanan sorunlar çözülür.

Türkçe Sözlük her türden dil kullanıcısının ilk başvuru kaynağı olduğu için Türkçe Sözlük‟teki yanlışlıklar daha çabuk yaygınlaşır. Dolayısıyla dile daha çok zarar verir. Kelimelerin veya terimlerin anlamı verilirken bu husus göz önünde bulundurularak çok daha titiz davranılmalıdır. Sözlükler dil dağarcığının mahfazasıdır. Onun için ne kadar yanlışlardan ve eksikliklerden arınırsa dile hizmeti o kadar büyük olur. Türkçe Sözlük‟ün yeni basımında yazımızın konusu olan öge için asıl terim olarak düz tümleç terimi kullanılmalı, yukarıdaki tanım esas alınarak var olan yanlış tanımdan vazgeçilmelidir.
Fiil düz tümleç ilişkisi geçişlilik üzerine kurulmuştur. Geçişli fiilden oluşan yüklemler, cümlede geçişli fiilin bir parçası ve özneden sonraki zorunlu tamlayıcısı olarak öznenin gerçekleştirdiği eylemle zorunlu ilişkisi olan, eksiz (+0) veya belirtme (yükleme) durum (+I/+U) ekli kelime veya kelime grubu şeklindeki ögeye ihtiyaç duyar. Bu öge de düz tümleçtir. Düz tümleç geçişliliği sağlayan unsur olup geçişli bir fiilin oluşturduğu yüklemin zorunlu bir parçasıdır. Onun için sadece yüklemi geçişli fiillerden oluşan cümlelerde bulunur. Geçişsiz fiillerin yüklem olduğu cümleler ile yapma veya olmanın söz konusu olmadığı isim cümlelerinde düz tümleç bulunmaz.

Düz tümleçlerden; belirsiz düz tümleç, eksiz (+0); belirli düz tümleç, belirtme (yükleme) durum (+I/+U) ekini alır. Bu ekleri alan kelime ya da kelime grupları geçişli fillerin yüklem olduğu cümlelerde zorunlu tamlayıcı olarak kullanılır. +A, +DA, +DAn, ve +lA ekli zorunlu tamlayıcılar hem geçişli hem de geçişsiz fiillerin yüklem olduğu cümlelerle isim cümlelerinde zorunlu tamlayıcılar olarak kullanılırlar. +A, +DAn, +lA durum ekli kelime ya da kelime gruplarının düz tümleç ögesi kabul edilmesi, düz tümlecin anlamı, aldığı ekler, yüklem veya özne ile ilişkisi, fiil-tamlayıcı ilişkisindeki yeri, geçişlilik düz tümleç ilişkisi gibi özelliklerinin tamamen değil kısmen göz önünde bulundurulmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü bu özelliklerden herhangi biri veya birkaçı tek başına göz önünde bulundurulduğunda doğal olarak farklı bir düz tümleç yaklaşımı ortaya çıkmakta ve farklı açılardan yaklaşımlar ortaya çıktıkça da durum daha karmaşık hâle gelmektedir.

Yüklem cümlenin ana unsuru yani olmazsa olmazıdır. Cümlenin bütün yapısı yüklem üzerine kurulduğundan özne ve tümleçler yüklemin anlamını tamamlamak ve desteklemek üzere cümlede bulunurlar. Türkçede cümlenin kurulması için yüklemin olmasının yeterli olması öznenin her cümlede buluma zorunluluğunun olmadığını göstermektedir. Öznenin zorunlu öge olması her cümlede mutlaka bulunması gerektiği anlamına gelmez. Türkçede etken fiiller gibi edilgen fiiller de düz tümleç alışlarına göre geçişli ve geçişsiz olarak ayrılmaktadırlar. Düz tümleç ile kullanılan edilgen fiiller, geçişli; düz tümleci olmayanlarsa geçişsiz edilgen fiillerdir. Fiillerin geçişli ya da geçişsiz oluşları düz tümleç almalarına göre belirlendiğinden edilgen cümlelerdeki belirsiz düz tümleçler, sözde özne olarak adlandırıldığında geçişli edilgen fiilin edilgenliğini sağlayan düz tümleç ortadan kaldırılmış olur. Yüklemi ister geçişli, ister geçişsiz edilgen fiille kurulmuş olsun bu tür cümlelerde özne yoktur. Ġfade sahibi ya da konuşan tarafından, yüklemin bildirdiği iş, oluş ve hareketi yapanın yani öznenin önemli görülmediği durumlarda özne kullanılmaz ve yüklem edilgen çatılı bir fiilden oluşur.

Yüklemi dönüşlü fiillerden oluşan cümlelerde aynı kelime ya da kelime grubu, cümlede hem yüklemin bildirdiği iş, oluş ve hareketi yapan hem de o iş, oluş ve hareketten etkilenen olabilir. Yüklemi etken fiillerden oluşan cümlelerde özne ve düz tümleç birbirinden ayrı kelime ya da kelime gruplarından oluşmaktadır. Ancak dönüşlü fiillerin yüklem olduğu cümlelerde özne ile yüklem aynı kelime veya kelime gruplarından oluşmaktadır. Dolayısıyla dönüşlü fiillerin yüklem olduğu cümlelerde özne ile düz tümleç aynı ögedir.

Öge ile tamlayıcının cümledeki görevleri birbirine yakın olsa da bu iki unsur birbirinden farklıdır. Düz tümleç cümlede özneden sonra gelen zorunlu bir tamlayıcıdır. Düz tümlecin dışında durum ekli kelime ya da kelime grupları da üç istemli fiillerin yüklem olduğu cümlelerde zorunlu tümleç olarak kullanılmaktadır. Düz tümleç zorunlu tamlayıcıdır. Ancak bütün zorunlu tamlayıcılar düz tümleç değildir. Durum ekli tamlayıcıların genellikle zorunlu tamlayıcı olduğu göz önüne alınırsa durum eki alan dolaylı tümleç, zarf tümleci olan ögelerin de fiillerin yönetim çerçevesinde bulunduğu durumlarda zorunlu tamlayıcı olduğu görülecektir. Ayrıca +A, +DA, +DAn, ve +lA ekli zorunlu tamlayıcılar hem geçişli hem de geçişsiz fiillere gelirken +I/+U ekli ve eksiz +0 tamlayıcılar sadece geçişli fiillere gelmektedir.

Kelime gruplarını oluşturan kelimeler yapı ve anlamca bir bütünlük göstermektedir. Cümle içinde tek bir kelime gibi vazife gördüğünden kelime gruplarının tek kelime gibi değerlendirilmesi gerekir. Söz diziminde cümle ögeleri belirlenirken kelime gruplarının bölünmesi doğru değildir. Cümlede kelime gruplarının bölünerek içindeki unsurların öge olarak değerlendirilmesi, söz dizimi açısından bir yarar sağlamaz. Aksine cümlenin ögeleri konusunda zaten var olan karışıklığı gidermek yerine daha da içinden çıkılmaz bir hâle getirir.