Türkiye Türkçesinde Düz Tümleç (Nesne)

9. Kelime Gruplarında Düz Tümleç

Filimsi gruplarının kendi içinde ögelerine ayrılması, yaygın olmasa da söz diziminde önemli bir sorundur. Cümlenin ögeleri bulunurken kelime gruplarından fiilimsi gruplarının ve deyimlerin bölünmesi büyük bir kavram karışıklığına yol açmaktadır.

Kelime grubu, bir varlığı, bir kavramı, bir niteliği bir durumu veya bir hareketi karşılamak üzere, belirli kurallar içinde yan yana gelen kelimeler topluluğudur. (Karahan, 1999:11) Kelime grupları yapıca ve anlamca bir bütünlük gösterirler. Cümle içinde tek bir kelime gibi vazife görürler. (Özkan-Sevinçli, 2011:15-17) Cümlede tek bir kelime gibi vazife görmesi gereken kelime gruplarındaki unsurları öge gibi değerlendirmek büyük bir kavram karışıklığına yol açmaktadır.

Kimi gramer kitaplarında deyimler ve fiilimsi gruplarının içindeki unsurların öge gibi değerlendirildikleri görülür. Yazımızın konusu olduğu için düz tümleç ile ilgili bu türden örnekleri buraya aldık. Haydar Ediskun, “Türk Dilbilgisi” adlı gramer kitabında cümlenin ögeleriyle ilgili verdiği örneklerde fiilimsi gruplarında öge bulma yoluna gitmiş, bunları örnek olarak göstermiştir. Ediskun: “Minareyi çalan / kılıfını hazırlar.”(Çalan öznedir. Öznenin yaptığı çalma ve hazırlama işlerinden, yani “çalan” yan yargısı ile “hazırlar” temel yargısının sonuçlarından “minareyi” ve “kılıfını” kelimeleri, birer “nesne”dir.) demektedir, (Ediskun, 2010:349). Hâlbuki burada cümlenin öznesi “minareyi çalan”dır. Kelime grubunun bölünmemesi gerekir. “Kılıfını” ise düz tümleçtir. Yine Ediskun, “O bir pire için bir yorgan yakar.” (O, öznedir. Öznenin yaptığı yakma işinden, yani cümledeki yargının sonucundan etkilenen yorgan kelimesi nesnedir.) demektedir, (Ediskun,2010:349). Bu örnek cümledeki “o” öznesi dışındaki kısmın tamamı deyim olduğu için yüklemdir. Zaten Ediskun da: “Hasta düşmek (=hastalanmak); taş çıkarmak (=üstün gelmek); el açmak, avuç açmak (=dilenmek)…vb. gibi birleşik fiillerde “hasta”, “taş”, “el” ve “avuç” kelimeleri her ne kadar nesne gibi görünürlerse de anlamca kaynaşmış ve deyimleşmiş sözler olduklarından bu sözlerdeki düşmek, çıkarmak, açmak fiillerinin nesnelerini göstermeye çalışmak yararsız ve gereksizdir.” Demektedir, (Ediskun, 2010: 351). Yukarıda verdiğimiz örnekteki “(bir) pire için (bir) yorgan yakmak” da deyim [http://tdkterim.gov.tr/atasoz/?kategori =atalst&kelime =pire+i%E7in+ yorgan+yakmak &hng=tam (ET: 11.01.2012)] olduğundan kelime grubu şeklinde değerlendirilmelidir. Banguoğlu, düz tümleç konusunda “Eve bir kat çıkacağız.” cümlesini örnek vermiş, “kat çık-” da deyim [http: //tdkterim.gov.tr/atasoz /?kategori=atalst&kelime=kat+%E7%FDkmak&hng=tam(ET:11.01.2012)] olmasına rağmen Banguoğlu, “kat”ı düz tümleç, “çıkacağız”ı yüklem olarak değerlendirmiştir, (Banguoğlu, 2000:409). Örnek cümledeki “kat çıkmak” deyim olduğundan kelime grubu şeklinde değerlendirilmelidir. Bu türden örneklere gramer ve söz dizimi kitaplarında rastlanması, kelime gruplarının söz diziminde bölünüp bölünemeyeceği tartışmasını gündeme getirmektedir.

Özmen: “Cümleyi ve cümledeki unsurların kimliğini yüklem belirler. Nasıl kelimeler, söz dizimi içerisinde birbirlerine karşı olan durumları bakımından türlere ayrılıyorsa, cümle
içerisindeki çeşitli unsurlar da, yüklem karşısında, özne, nesne, zarf tümleci, dolaylı tümleç ve bağımsız tümleç diye beş ögeye ayrılır. Cümledeki öge sayısı, yüklemle birlikte altı olur. Bu ögelerin benzerlerinin fiilimsilerde de bulunduğunu biliyoruz. Eğer, yüklem, özne, nesne, zarf tümleci, dolaylı tümleç ve bağımsız tümleç cümle ögesi ise, fiilimsilerdeki benzerlerine ne dememiz gerekir? Fiilimsileri, hüküm bildirmedikleri, bir duyguyu bir düşünceyi tam olarak ifade edemedikleri, şahıs ve kip bildirmedikleri için cümle olarak kabul etmediğimizi yukarıda belirtmiştik. Hâl böyle olunca, fiilimsi gruplarında bulunan unsurlara, yüklem, özne, nesne, zarf tümleci, dolaylı tümleç ve bağımsız tümleç adını vermemiz ne kadar uygundur? Bir fiilimsi öbeğinde, kip ve kişi ifadesi olmayan, bir duyguyu bir düşünceyi tam olarak anlatmayan fiilimsiye yüklem demek kavram karışıklığına yol açmaz mı? Sanırım aynı şeyi özne açısından da söyleyebiliriz. Bir cümledeki özneyle, bir fiilimsideki eylemi yapan veya bir eyleme maruz kalan unsuru eş değer sayabilir miyiz? Yapılan bütün tanımlarda, öznenin yalın hâlde bulunduğu ifade edilmiştir. Oysa sıfat fiil öbeklerinde özne, tamlayan durumunda bulunabilmektedir. “çocukların getirdiği çiçekler” sıfat tamlamasında, sıfat, sıfat-fiil grubundan oluşan bir isim tamlamasıdır. Bu isim tamlamasında “çocuklar” hem isim tamlamasının tamlayanı hem de, “getirdik” sıfatfiilinde işi yapandır. Böyle bir yapı içerisinde “işi yapan” unsuru, cümledeki özne ile eş değer saymanın güç olduğunu düşünüyorum.” diyerek bu konuya dikkat çekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kelime grupları yapı ve anlamca bir bütünlük gösterdiğinden ve cümle içinde tek bir kelime gibi vazife gördüğünden kelime gruplarının söz diziminde tek kelime gibi değerlendirilmesi gerekir. Cümlenin ögeleri belirlenirken kelime gruplarının bölünmesi doğru değildir. Cümlede kelime gruplarının bölünerek içindeki unsurların öge olarak değerlendirilmesi, söz dizimi açısından bir yarar sağlamaz. Aksine cümlenin ögeleri konusunda zaten var olan karışıklığı tamamen içinden çıkılmaz bir hâle getirir.