Türkiye Türkçesinde Düz Tümleç (Nesne)

6. Edilgen Cümlelerde Düz Tümleç

Etken cümlede düz tümleç olan ögenin edilgen cümlede ne olacağı, sık tartışılan önemli bir sorundur. Bu konuda dilcilerimiz arasında bir görüş birliği yoktur. Kimileri etken cümlelerdeki düz tümlecin edilgen cümlelerde sözde özne görevinde kullanıldığını savunurken, kimileri ise etken cümlelerde düz tümleç olan ögenin edilgen cümlede de aynı görevde kullanıldığını savunmaktadır.

Etken cümledeki düz tümlecin edilgen cümlelerde sözde özne olduğunu savunanlardan Ediskun: “Edilgen çatılı fiil ya da fiilimsilerle kurulan cümlelerde özne gibi görünen ama gerçekte özne olmayan kelime ya da kelime öbeklerine sözde özne adı verilir. “Meşin havuzlara boza ve kımız dolduruldu.” (“Dolduruldu” fiili, edilgen çatılıdır. Cümlede “boza” ve “kımız” kelimeleri “gerçek özne” gibi görünüyorlarsa da bunlar “doldurma” işini yapanlar değil, “doldurma” işine konu olanlardır. Bu sebeple “boza” ve “kımız” kelimeleri, bu cümlede, “sözde özne”dirler ) der (Ediskun;2010:333). Yaptığı tanım ve verdiği örneklere bakılırsa Hengirmen de Ediskun ile aynı görüştedir: “Edilgen cümlelerde bazı sözcükler özne gibi görünür, ama gerçekte özne değildir. Özne gibi görünen, ancak gerçekte özne olmayan bu sözcüklere sözde özne denir. Kapı açıldı ( ne açıldı? Kapı) bu cümlede kapı sözcüğü özne gibi görünmektedir. Ancak kapıyı açan kişi ya da şey belli değildir. Bu nedenle kapı sözcüğü sözde öznedir.” (Hengirmen, 2007:325).

Özneyi “kimse” olarak adlandıran Banguoğlu, Ediskun ve Hengirmenle aynı görüştedir. Banguoğlu, edilgen cümlelerde düz tümleci gramerce ve mantıkça gereklilik açısından ele alarak: “Edilgen görünüşlü fiil yüklem olduğunda bir güçte kimse ile uylaşır. Bu gramerce kimse fiilin yalın görünüşüne göre kılanı ve olanı temsil etmez. Cümle – bilinsin, bilinmesin- bir başka mantıkça kimseyi gerektirir. O gramerce kimse ise mantıkça nesne hükmünde kalır: “Mektup yarın (tarafımdan) postaya atılacak.” “Haftalıklar (fabrikaca) cuma günü verildi.” (Banguoğlu, 2000:544) açıklar ve örneklendirir.

Cümlenin ögelerini konu edinen “Özneyle Ġlgili Sorunlar” (1996, 529: 7-15) başlıklı çalışmasında Nurettin Koç, “Özne, cümlede yüklemin belirttiği işi yapan; bir oluşu, kılışı gerçekleştiren; yargıyı üzerine alan varlıktır.” tanımını yaptıktan sonra, “Ancak etken fiille kurulmuş cümlenin öznesi olur; edilgen fiille kurulmuş cümlenin öznesi (gerçek öznesi) olmaz. Bütün diller için geçerli olan bu kuralın tartışılacak bir yanı yoktur. ”diyerek bu soruna nokta koymak ister. Fakat bu sorun böyle bir yaklaşımla çözülmez. Koç‟un, “Hiçbir dilde edilgen fiil gerçek özne almaz.” görüşüyle aslında, geleneksel anlayışta “gizli özne”, “sözde özne” gibi dolambaçlı yollara kapı açan görüşü savunduğunu söyleyen Demir: “Koç‟un yaklaşımın arkasında öznenin işi yapan, eden olarak algılanması yatar. Oysa söz dizimi çalışmalarında özne işi sadece yapan eden değil, edilgen yapılarda işten etkileneni gösteren ögedir. Modern çalışmalarda gizli özne, sözde özne gibi dolambaçlı, anlaşılmaz durumlar bir tarafa bırakılmıştır.” (Demir, 2010:453-472) diyerek sözde özne terimine karşı çıkar.

Karaağaç: “Olma bildiren edilgen çatılı eylemle kurulmuş cümlelerde de nesnelik hâl söz konusu olamaz. Ġsim cümlesi gibi bu tür cümlelerde de nesne bulunmaz.” (Karaağaç, 2011:193) derken; Uzun‟a göre, edilgenleştirme sürecinin en tipik yönü, gerçekte düz tümleç olan ögelerin, özne konumuna geçirilmesi ve bu işlem birçok şeyin yanı sıra temelde cümlenin öznesiz bırakılması adına yapılan işlem olduğu için, bu tür cümleler öznesi olmayan cümleler değildir. (Uzun, 2000:11). Uzun‟un bu belirlemesinden yola çıkan Boz: “Edilgen tümcelerde mantıksal olmayan öznenin yani nesnenin, sözde özne olarak kabulü yerine bu tür tümcelerin öznesiz kurulduğunu ve edilgen tümcelerin de nesne alabileceklerini kabul etmek daha doğru olmaz mı? Ör. “Ayşe çok sevildi.” tümcesinde “sevilen yani nesne “Ayşe”dir, “seven” yani özne yoktur. Bu durumda “Ayşe”nin sözde özne olarak kabul edilmesinin gereği var mıdır? Bu durum geleneksel dilbilgisine göre “özne ve yüklemin” bir tümcede bulunması zorunlu iki temel unsur olduğu anlayışından kaynaklanmaktadır.” (Boz, 2007:57-58) diyerek edilgen cümlelerin öznesiz kurulduğunu ve edilgen cümlelerin de nesne alabileceklerini vurgulayarak sözde özneye karşı çıkmaktadır.

Bugüne değin, Türkiye Türkçesini inceleyen yapıtlarda yüklemin etken ya da edilgen çatılı bir fiil oluşundan yola çıkılarak değişik özne türleri söz konusu edildiğini, oysa öznenin, yalnızca yüklemi etken fiille kurulmuş cümlelerde ve ad cümlelerinde bulunduğunu dile getiren Atabay, Özel, Çam: “Tümcede anlatımın gereği, yüklemin belirttiği işi yapanın ya da yargının oluşmasını sağlayanın önemli olmadığı durumlarda özne kullanılmaz ve yüklem edilgen çatılı bir eylemden oluşur. Bilindiği gibi, dilbilgisinde eylemlerin geçişli ya da geçişsiz oluşları nesne almalarına göre belirlenir. Türkçede edilgen eylemler nesne alışlarına göre geçişli ve geçişsiz olarak ayrılmaktadırlar. Bu durumda, nesne ile kullanılan edilgen eylemler, geçişli; nesnesi olmayanlarsa geçişsiz eylemlerdir. Yüklemi ister geçişli, ister geçişsiz edilgen eylemle kurulmuş olsun bu tür tümcelerde özne yoktur. Ancak geçişli edilgen eylemin yüklem olduğu tümceler değişik bir özellik göstermektedir. Eylemin özelliği nedeniyle, bu tür tümcelerdeki belirtisiz nesneler, şimdiye değin kimi dilbilgisi yapıtlarında sözde özne adıyla incelenmiştir. Bu tür tümcelerde yapılan iş kadar işe konu olan nesnenin de önemli olmasına karşın eylemi yapan açıkça belirtilmediğinden nesne, özne olarak belirlenemez. Örneğin “Kaç liralık makbuz kesilecek?” tümcesinde makbuzların kimin tarafından kesildiği belli olmadığından özne yoktur ve “kesilecek” yüklemiyle birlikte, belirtisiz nesne olan “makbuz” sözcüğü de önemlidir.” (Atabay, Özel, Çam,2003:44-45) diyerek sorunun çözümüne önemli bir katkı sağlarlar.

Yüklem cümlenin ana unsuru yani olmazsa olmazıdır. Cümlenin bütün yapısı yüklem üzerine kurulduğundan özne ve tümleçler yüklemin anlamını tamamlamak ve desteklemek üzere cümlede bulunurlar. Türkçede cümlenin kurulması için yüklemin olmasının yeterli olması öznenin her cümlede buluma zorunluluğunun olmadığını göstermektedir. Öznenin zorunlu öge olması her cümlede mutlaka bulunması gerektiği anlamına gelmez. Türkçede etken fiiller gibi edilgen fiiller de düz tümleç alışlarına göre geçişli ve geçişsiz olarak ayrılmaktadırlar. Düz tümleç ile kullanılan edilgen fiiller geçişli; düz tümleci olmayanlarsa geçişsiz edilgen fiillerdir. Fiillerin geçişli ya da geçişsiz oluşları düz tümleç almalarına göre belirlendiğinden edilgen cümlelerdeki belirsiz düz tümleçler, sözde özne olarak adlandırıldığında geçişli edilgen fiilin edilgenliğini sağlayan düz tümleç ortadan kaldırılmış olur. Yüklemi ister geçişli, ister geçişsiz edilgen fiille kurulmuş olsun bu tür cümlelerde özne yoktur. Ġfade sahibi ya da konuşan tarafından, yüklemin bildirdiği iş, oluş ve hareketi yapanın yani öznenin önemli görülmediği durumlarda özne kullanılmaz ve yüklem edilgen çatılı bir fiilden oluşur.