Türkiye Türkçesinde Düz Tümleç (Nesne)

5. Düz Tümlecin Aldığı Ekler

Cümlenin unsurları arasındaki yapısal ya da gramatikal ilişkileri belirleyen durum eklerinin ögelerin belirlenmesinde en önemli ölçüt olduğunu söyleyen Doğan: “Bir durum dili olan Türkçenin söz diziminde, cümlenin yapı unsurları belirli durum biçimbirimleriyle görünecektir. Dolayısıyla cümlenin ögelerinin de aldığı durum biçimbirimine göre belirlenmesi gerekir. Çünkü cümle ögeleri adı verilen kavramlar gramatikal ya da yapısal ilişkileri karşılar, gramatikal ilişkiler yüzey yapıda fiilin belirlediği sınırlı sayıda dizimsel (syntagmatic) ilişkilerle görünür. Zira fiilin ihtiyaç duyduğu tamlayıcıların söz dizimindeki sentaktik biçimi de sınırlı sayıda durum ekleriyle şekillenir.” der (Doğan, 2010:226-230).
Günümüzde birçok dilciye göre düz tümleci oluşturan ekler +0 ve +I / +U ekleridir. Belirsiz düz tümleç, eksiz (+0); belirli düz tümleç, belirtme durumu eki ( +I / +U) alır. Ancak dilciler arasında düz tümlecin başka durum ekleriyle de karşılanabileceği konusu yapılan çeşitli bilimsel araştırmalarda tartışılmaktadır. (Banguoğlu, 2000:528) (Deny, 1941:185) (Emre, 1945:289-290) (Karahan, 1997:213) (Börekçi-Tepeli, 1996:52) (Boz, 2007:52-53) ve (Özkan, 1991:129) +A durum ekini almış bir düz tümleç öğesini; (Emre, 1988:143-144), (Deny, 1941:185) (Sinanoğlu, 1957:371) (Sev, 2004:2664-2665) ve (Boz, 2004:501-511) + DAn ekini almış bir düz tümleç öğesini; (Sinanoğlu, 1957:371) +lA ekini almış bir düz tümleç öğesinin varlığını kabul ederler.

Banguoğlu: “Kullanış yerine göre anlam farkıyla kimi geçişli kimi geçişsiz olan fiiller de çoktur. “Kırlarda çiçek topladık.” “Yazın biraz toplamışsınız.” “Eve bir kat çıkacağız.” “Yarın Uludağ‟a çıkacağız” Bunlara ortada fiiller deriz.”(Banguoğlu, 2000:409) dedikten sonra “Ġstem yönünden ortada olan fiillerden ve kime halli nesne isteyen fiillerden bahsettik. Gerçekten az sayıda bazı fiiller anlamca geçişli olmalarına beraber kime halini istediklerini belirterek; “Hemşire hastaya bakıyor.” “Bu çocuğa kıymayın.” , “Kamyon bir ineğe çarptı.” ve “Çocuklar erkenden işe başladılar.” gibi buna da kime halli nesne adını veririz.” der (Banguoğlu, 2000:528).

Sinanoğlu; örnek verdiği “Çocuk dokundu.” cümlesinde cümlenin iki temel ögesi özne ve yüklem olmakla birlikte, “kime?” , “neye?” sorusunu akla getiren bir anlam boşluğunun “sobaya”, gibi bir ögeyle doldurulacağını belirterek, cümledeki bu zorunlu ögenin düz tümleç olduğunu söyler. Daha sonra da bu düz tümlece “-e li nesne” der. Sinanoğlu, Türkçede – i‟li ve e‟li olmak üzere iki çeşit düz tümleç olduğunu, bazı eylemlerin anlam farkı ile “birini vur-, birine vur-; bir yeri teşrif et-, bir yere teşrif et-”, hatta bazılarının anlam farkı olmaksızın “Kitabı arkadaşınıza veriniz.”, “Bu işi size danışacağım.”, “Yemeğe tuz koydunuz mu?” iki çeşit düz tümleç ile kullanıldığını belirtir (Sinanoğlu, 1957:370). “Nesneler yalnız yalın hâl, -i hâli ve -e hâli ile mi ifade edilir?” diyerek, “Düşündüğümü kimseden saklamam.”, “Kurt kartaldan korkmaz.”, “Herkesten nefret ediyor.”, “Ġnsandan hoşlanmıyor.” örneklerini veren Sinanoğlu, sonra da Türkçede +DAn hâli ile ifade edilen düz tümleçlerden başka “Sakat kimselerle alay etmeyiniz.”, “Kötü insanlarla konuşmamalı.” örnekleriyle de ile edatı ve yalın hâl ile bildirilen (dolaylı) nesnelerin de bulunduğunu söyler (Sinanoğlu, 1957:371).

+DAn durum ekini almış bazı ögelerin de cümlede düz tümleç işlevinde kullanıldığını söyleyen Sev: “Çıkma durumu ekinin cümle içerisindeki görevlerinden biri de cümlede nesne görevinde kullanılmasıdır. Dilimizde anla-, çık-, dön-, iç-, tat-…vb. pek çok geçişli fiil +I tamlayıcısının yanında +DAn tamlayıcısıyla da kullanılabilmektedir. Söz konusu fiillerin çok anlamlı fiiller olması dikkat çekmektedir. Bu tip kullanımlarda cümlenin anlamında herhangi bir değişme ya da bozulma olmamaktadır. Çıkma durumu eki, bu özelliği ile cümleye ayır-, kıs-, ye-…vb. fiillerde görüldüğü gibi bütünden parça özelliği katsa da bu onun nesne görevinde kullanıldığı gerçeğini değiştirmez.” der (Sev, 2004:2664-2665).

Emre: “Vekil uzun uzun ekonomik ilişkilerden bahsetti.”, “Kendisini gördüm ama o işten söz açmadım.”, “Herkes ondan şüpheleniyordu.” örnekleri üzerinden +DAn durum ekini alan bazı ögelerin cümlede düz tümleç işlevini yerine getirebileceğini belirtir, (Emre, 1988:143-144). Deny ise kork- fiilinin +DAn ekli ögesini, geçişli fiillerdekine denk düz tümleç kabul eder (Deny,1941:185).

“Zorunlu +DAn ekli tamlayıcılar hangi durumda nesne olabilmekteler?” sorusunu yönelten Boz: “Sanırım sorunun cevabı; fiilin anlamı ve buna bağlı olarak, kullanıcının zorunlu tamlayıcıdaki hâl eki tercihiyle izah edilebilir. Burada asıl olan; geçişli fiillerde olduğu gibi eylemin özne dışında bir başka varlığa dönük olmasıdır. Aşağıya alacağımız örnek cümlelerdeki +DAn ekli ögenin durumuna bir bakalım. “Annem hep babamdan söz açardı.” ( Annemin söz açtığı kişi?), “Ali kuştan korktu.” (Ali‟nin korktuğu nesne?), “Ayşe çalışmaktan bıkmıştı.” ( Ayşe‟nin bıktığı şey?) “Ahmet kirden arındı.” (Ahmet‟in arındığı şey?) “Serdar müfettişten şüpheleniyor.” ( Serdar‟ın şüphelendiği kişi?) ġimdi elimizdeki en sağlam nesne ölçütüyle soralım; Yukarıdaki cümlelerin tamamında eylemin açıkça özne dışında başka bir varlığı etkilediği söylenebilir mi? Bir kısmı için evet desek bile, bir kısmı için tereddütler ortadadır. Sonuçta “evet” diyebileceklerimiz için +DAn ekli nesne ögesinin varlığını kabul etmek sanırım yanıltıcı olmayacaktır.” der (Boz, 2004:509-510).

Yukarıda görüldüğü gibi dilcilerimiz düz tümlecin aldığı ekler konusunda bir görüş birliği sağlayamamıştır. Ancak hepsinin kabul ettiği eksiz (+0) ya da belirtme (yükleme) durum (+I/+U) ekli kelime ya da kelime gruplarının düz tümleç olduğu gerçeğidir. Eksiz (+0) ya da belirtme (yükleme) durum (+I/+U)ekli kelime ya da kelime gruplarının dışında +A, +DAn, +lA durum ekli kelime ya da kelime gruplarının düz tümleç ögesi kabul edilmesinin temel nedenini Doğan: “Nesnenin durum eki ile işlevi ya da semantik rolü arasında bir ayrımın yapılmamasıdır. Genel tanımlardaki “etkilenen” özelliği nesne olarak kabul edilen çoğu akuzatif ekli ya da eksiz unsurda bulunmazken, farklı durum ekli cümle unsurlarında “etkilenen” niteliği bulunmaktadır. Dolayısıyla bir kesim, nesnenin sentaktik biçimi ya da durum biçimbiriminden hareketle tüm akuzatif ekli ve eksiz unsurları; bir kesim de “etkilenen” semantik rolünden ötürü farklı durum ekli unsurları nesne kabul etmiştir. Sinanoğlu (1960)‟un akuzatif ekli ya da eksiz unsurlar dışında farklı durum ekli ögeleri nesne olarak kabul edişinde fiillerin zorunlu olarak istediği ve tamlayıcı adını verdiği unsurlara olan ihtiyacı belirleyici olmuştur. Kononov, Deny ve Sev‟in ileri sürdüğü fiillerin geçişliliğinin başka cümle unsurlarıyla da gerçekleşebileceği düşüncesi, fiilin belirli durum ekli tamlayıcılara ya da sentaktik istemlere olan ihtiyacı ve onları yönetebilme kabiliyetine dayanır. Bu doğrultuda Karahan (1997, s. 212)‟ın bazı fiillerin hangi hâl ekini taşırsa taşısın mutlaka bir tamlayıcının varlığına ihtiyaç duyduğu fikri, fiillerin geçişliliğinin başka cümle unsurlarıyla da gerçeklesebilecegi anlayışını pekiştirmiştir. Geçişlilikle ilgili bu yaklaşım, zorunlu sentaktik bir biçimle bulunması gereken fiilin geçişli sayılmasını ve aldığı sentaktik biçimin de nesne kabul edilmesini doğurmuştur.” (Doğan,2010: 226) şeklinde açıklamıştır.

Düz tümleçlerden; belirsiz düz tümleç, eksiz (+0); belirli düz tümleç belirtme (yükleme) durum (+I/+U) ekini alır. Bu ekleri alan kelime ya da kelime grupları geçişli fillerin yüklem olduğu cümlelerde zorunlu tamlayıcı olarak kullanılırlar. +A, +DA, +DAn, ve +lA ekli zorunlu tamlayıcılar hem geçişli hem de geçişsiz fiillerin yüklem olduğu cümlelerle isim cümlelerinde zorunlu tamlayıcılar olarak kullanılırlar. +A, +DAn, +lA durum ekli kelime ya da kelime gruplarının düz tümleç ögesi kabul edilmesinin temel nedeni düz tümlecin anlamı, aldığı ekler, yüklem veya özne ile ilişkisi, fiil-tamlayıcı ilişkisindeki yeri, geçişlilik düz tümleç ilişkisi gibi özelliklerinin tamamen değil kısmen göz önünde bulundurulmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü bu unsurların herhangi biri veya birkaçı tek başına göz önünde bulundurulduğunda doğal olarak farklı bir düz tümleç yaklaşımı ortaya çıkmaktadır.