Arthur Charles Clarke

Arthur Charles Clarke Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri

Sör Arthur Charles Clarke (d. 16 Aralık 1917, Minehead, Somerset, Birleşik Krallık – ö. 19 Mart 2008, Kolombo, Sri Lanka), İngiliz Şövalyelik Nişanı’na sahip İngiliz mucit ve bilimkurgu yazarı.

Yazdığı bilimkurgu romanı 2001:A Space Odyssey ve yönetmen Stanley Kubrick ile birlikte çalıştığı aynı isimli film ile meşhurdur. Aynı zamanda Mysterious World adlı İngiliz televizyon serisisin yapımcılığını ve sunuculuğunu da yapmıştır. Clarke, Robert A. Heinlein ve Isaac Asimov’la birlikte, bilimkurgunun “üç büyük yazar”ından biri olarak kabul edilmektedir.

Clarke 1941–1946 yılları arasında Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde radar eğitmeni ve teknisyeni olarak çalıştı. 1945 yılında teklif ettiği “uydu iletişim sistemi” önerisinden dolayı 1963’de Franklin Institute Stuart Ballantine’den altın madalya kazandı. 1947–1950 yılları arasında ve daha sonra tekrar 1953’te “British Interplanetary Society” (İngiliz Gezegenlerarası Topluluğu) başkanlığı yaptı.

Clarke dalışa olan merakından dolayı 1956 yılında Sri Lanka’ya yerleşti ve ölümüne dek orada yaşadı. 1998 yılında İngiliz Krallığı tarafından şövalye ilan edildi ve 2005 yılında Sri Lanka’nın en yüksek sivil onuru Sri Lankabhimanya ile onurlandırıldı.

Clarke, İngiltere’nin Somerset eyaletinin Minehead kıyı kasabasında doğmuştur. Çocukken gökyüzünü gözlemlemekten ve eski Amerikan bilim-kurgu dergilerini okumaktan büyük keyif alan Clarke, liseyi bitirdikten sonra, Richard Huish Üniversitesi’nde okumaya başlamış, fakat maddi sorunları yüzünden üniversite eğitimini karşılamakta zorluk çekince okul yurdunda denetçi olarak işe başlamıştır.

II. Dünya Savaşı sırasında, kraliyet hava kuvvetleri bünyesinde radar teknisyeni olarak görev almıştır. Britanya Savaşı sırasında kraliyet hava kuvvetlerinin geliştirdiği “erken radar uyarı sistemi” projesinde görev almış, savaşın bitimiyle ordudan teğmen rütbesiyle ayrılmıştır.

Savaşın ardından girdiği King’s College’ın matematik ve fizik bölümünü birincilikle bitirmiştir.

Savaş sonrası yıllarda Clarke, İngiliz İnterplanetary Society’e katılmış, ve birkaç yıl bu kurumun yöneticiliğini yapmıştır. Dünyayı çevreleyen telekomünikasyon uydu ağının oluşturulması için gerekli geostasyonel uydu fikrini öne sürmüştür.

1953 yılında Florida’ya yaptığı gezi esnasında tanıştığı 22 yaşındaki tek çocuklu bir dul olan Amerikalı Marilyn Mayfield ile evlendi. Altı ay sonra ayrıldılar. Boşanma davaları 1964’e kadar sürdü. Clarke evliliği hakkında “başından beri uyumsuz bir evlilikti” dedi. Bir daha hiç evlenmedi fakat The Fountains of Paradise adlı romanını ithaf ettiği ve “yaşam boyunca mükemmel arkadaş” diye tarif ettiği Sri Lanka’lı Leslie Ekanayake isimli bir erkekle yakın ilişkisi vardı. Kendisinden yaklaşık otuz yıl önce ölen Ekanayake ile Colombo’da aynı yere gömüldüler. Stanley Kubrick’in biyografisinde Clarke’ın Sri Lanka’ya yerleşme sebebi olarak Sri Lanka kanunlarının eşcinselliğe daha toleranslı olması gösterilir. Clarke kendisinin eşcinsel olup olmadığını soran gazetecilere “Hayır, sadece ılımlı neşeliyim.” demiştir.

Clarke’ın kişisel hatıralarını yazdığı bir koleksiyon da mevcuttur. Bu hatıralar İngiltere’deki kardeşi Fred Clarke tarafından saklanmaktadır. Clarke kişisel günlüklerinin ve hatıralarının ölümünden 30 yıl sonra yayınlanacağını belirtmiştir. Nedeni sorulunca “İçeriğinde utandırıcı şeyler olabilir” demiştir.

Çocukluğunda yakalandığı bir hastalık nedeniyle yaklaşık 30 yıldır tekerlekli sandalye kullanan Clarke, 50 yıldır yaşadığı Sri Lanka’da, ölümünden 4 gün önce hastaneye kaldırılmış; fakat 19 Mart 2008 günü, solunum yetmezliği sonucu hayatını kaybetmiştir

Dine bakışı

Clarke’ın dine bakışı biraz karışık olsa da eserlerinde dinsel ve ruhsal öğelere yer verir. “Bilgiye giden her yol Tanrıya veya gerçeğe giden yoldur.” demiştir. Clarke kendisini “Tanrı konseptiyle büyülenmiş” biri olarak tasvir eder. Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne girdiği zaman köpeğine İngiltere Kilisesi yerine Panteist tasması takılmasını istemiştir. 2000 yılında Sri Lanka gazetelerinden birine verdiği röportajda “Tanrıya veya ölümden sonraki hayata inanmıyorum.” demiş ve kendini ateist olarak tanımlamıştır. Clarke’a International Academy of Humanism tarafından hümanizm ödülü verilmiştir. Clarke ayrıca kendisinin “gizli Budist” olduğunu belirtmiş ve Budizm’in din olmadığını ifade etmiştir. Gençlik yıllarında dine çok az alaka göstermiştir. Hatta evlendikten birkaç ay sonra eşinin sıkı bir Presbiteryen olduğunu öğrenmiştir.

Clarke, Alan Watts ile yaptığı söyleşide; dinleri bunca zaman savaşları ve zulümleri durduramadıkları için affetmediğini söylemiştir. Cenaze töreniyle alakalı bıraktığı vasiyette: “Cenazemde kesinlikle dini herhangi bir tören düzenlenmesin.” demiştir.

Clarke’ın en meşhur sözlerinden biri: “İnsanlığın en büyük trajedilerinden biri ahlakın din tarafından ele geçirilmesidir.”