Anlam ve Dil Bilgisi Bakımından Anlatım Bozuklukları

Anlam ve Yapı (Dil Bilgisi) Bakımından Anlatım Bozuklukları

ANLAM BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

1) Gereksiz Sözcük Kullanma:

Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri diğerini içeren sözcülerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

  • Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
  • Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.
  • Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.
  • Geçmişteki hatıralardan bir şikayetim yok.
  • Ülkemizin sorunları bitmiyortükenmiyor.
  • O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum.
  • Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.
  • Gülmesinin nedeni bugün iyi bir haber almasındandır.
  • Onunla ilk tanışmamızı unutamam.
  • Dün gece uyurken gördüğü rüyayı anlattı.
  • Sanki dalgasız bir deniz gibiydi yüzü.
  • Sana söyleyeceğim bu gizli sırlarımı kimseye söyleme.
  • Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.
  • Havada beyaz kar taneleri uçuşuyor.
  • Bu iş yerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri çalışıyorum.
  • Sınav yaklaştıkça öğrencilerin heyecanı gittikçe artıyor.
  • Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor.
  • Sınıfın boyu en kısa öğrencisini arkaya oturtmuşsun.
  • Yaşlı adam söz almak için oturduğu yerden ayağa kalktı.
  • Dosyadaki mevcut belgelerden anlaşılıyor ki bu iş uzun sürecek.
  • Artık bundan sonra oraya gitmene gerek kalmadı.
  • İki kardeşten en küçüğü okula gitmiyordu.
  • Bu saatte oraya yalnız gidemem; seninle birlikte gitmek istiyorum.
  • İşte seninle bu yüzden dolayı konuşmak istemiyorum.
  • Niçin böyle yüksek sesle bağırıyorsun ki?
  • Biz onlara iki günde birgün aşırı giderdik.
  • Yorulmamıza rağmen basamaklardan yukarı hızlı hızlı çıkıyorduk.
  • Türkçede Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler vardır.
  • Böyle havalarda eve bir tane bile ekmek götürmeyi unutur.
  • Kadın küçük çocuğa yaklaşarak senden büyük ağabeyin var mı diye sordu.
  • Yarınki toplantıda ülkenin ekonomik ve iktisadi problemleri tartışılacak.

2) Sözcükleri birbiriyle karıştırma:

Anlamları veya yazılışları çok benzer olan sözcüklerin karıştırılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.

  • Geri kalmışlık Türkiye’ye özel bir durum değil. (has)
  • Bu binalar gerçekten çok yaklaşık yapılmış. (yanaşık)
  • Size birazdan düğün resimlerini göstereceğim. (fotoğtaflarını)
  • Bir öğrenci sınıfta kalmışsa onun sınıfı geçmesini güçlendiren nedenleri araştırmak gerekir. (güçleştiren, zorlaştıran)
  • Bizden son öğretim durumunu gösteren bir belge istedi. (öğrenim)
  • Vatandaşlarımız arasında din, dil, ırk ayrıntısı yapılamaz. (ayrımı)
  • Bazı öğrenciler derste çok çekimserdir. (çekinkendir)
  • Uzun saçlı bir genç geldi, kendini bize tanıştırdı. (tanıttı)
  • Vezüv etken bir yanardağdır. (etkin)
  • Deterjandan elleri tahrip oldu. (tahriş oldu)
  • Bu bölgenin kendine özgün gelenekleri vardır. (özgü)
  • Camdan yankılanan ışık gözlerimi kamaştırdı. (yansıyan)
  • Yazarın on dördüncü kitabı da yayınlandı. (yayımlandı)
  • Belediyeler sık sık güz etkenlikleri yapıyor. (etkinlikleri)
  • Çocukların birbirleriyle uygunluk içinde olmaları çok güzel. (uyum)
  • Bu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yok. (ayrım)
  • Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun. (yüksek)
  • Kar yolu kapadığı için geçit servis yolundan sağlanıyordu. (geçiş)

3) Sözcükleri Yanlış Anlamda Kullanma:

Sözcük, anlamına uygun yerde kullanılmadığı zaman ya da yanlış anlama gelecek şekilde kullanıldığında anlatım bozukluğu doğar.

  • Bu onların bolluğa düştükleri zaman bile savurganlık etmelerine yol açar. (kavuştukları)
  • Şimdi size yarın yayınlanacak programlardan bazılarını hatırlatıyoruz. (tanıtıyoruz)
  • Bence sizin bu sınavı kaybetme şansınız hiç yok. (ihtimaliniz)
  • Alınan bunca borç Türkiye’nin Avrupa’ya bağımlı olmasını sağladı. (olmasıne neden oldu)
  • Bugün dünyanın yüz kırk ülkesinde cüzamlılar günü kutlanıyor. (etkinlikleri düzenleniyor)
  • Bu yıl babamın yüzünden sınıfı geçtim. (sayesinde)
  • Annesi iyi çorap dokurdu. (örmek)
  • Ektiğin fidanlar meyveye döndü.
  • Her türlü girişimden çekinmeyen biriydi. (riskten)
  • Aldıkları para mutluluklarına yol açtı. (sebep oldu)
  • Cumhuriyet 1923 tarihinde ilan edildi. (yılında)
  • Ben 21 Mart 1978 yılında doğmuşum. (tarihinde)
  • Uzun bir ders yılı daha tamamlanmak üzere tatil iyice yanaştı. (sona ermek)
  • Tırnakların bir hayli büyümüş.
  • Dünden itibaren yağmur yağıyor. (beri)
  • Adamın başına silahı dayayarak cebindeki parayı çalmışlar. (almışlar)
  • Bize yapılacak her türlü baskı bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır. (hiçbir)
  • Bu gençleri azımsamak, onların başarılı olacaklarına inanmamak doğru değil. (küçümsemek)

4) Sözcüğün Yapısındaki Yanlışlık:

Bir sözcük dilbilgisi kurallarına aykırı türetilirse anlatım bozukluğu doğar.

  • Mehmet Efendi on beş yıldır bakkalcılık yapıyor. (bakkallık)
  • Yiyecekleri kokturmuşsun. (kokutmuşsun)
  • Bölgevi sorunlar artıyor. (bölgesel)
  • Her şeyi pahalılandırmışsınız. (pahalılaştırmışsınız)
  • Bilinçleşmenin gerçekleşmesini eğitim sağlayacaktır. (bilinçlenmenin)
  • Dilimizi çirkinletmeyelim. (çirkinleştirmeyelim)
  • Sizce bu kişi kaçtı mı kaçtırıldı mı? (kaçırıldı mı?)

5) Yerinde Kullanılmayan Sözcük veya Öğeler:

Bir sözcüğün cümlenin akışına veya anlamına uygun yerde kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.

  • Hakan çok iyi futbolcu ama fazla topla oynuyor.
    – Hakan çok iyi futbolcu ama topla fazla oynuyor. (Doğrusu)
  • Bu çocuk seneye yüksek inşaat mühendisi olacak.
    – Bu çocuk seneye inşaat yüksek mühendisi olacak. (Doğrusu)
  • Eski Adana millet vekillerinden biri daha ölmüş.
    – Adana eski millet vekillerinden biri daha ölmüş. (Doğrusu)
  • Günde kırk kere limonlu salatalık turşusu satan dükkana uğrardı.
    – Limonlu salatalık turşusu satan dükkana günde kırk kere uğrardı (Doğrusu)
  • Cesetler çok denizde kaldığından çürümüş.
    – Cesetlerdenizde çok kaldığından çürümüş. (Doğrusu)
  • Burada her Allah’ın günü kaza oluyor.
    – Burada Allah’ın her günü kaza oluyor. (Doğrusu)
  • Başbakan Çin’e bu yılın sekizinci büyük gezisini yapıyor.
    – Başbakan bu yılın sekizinci büyük gezisini Çin’e yapıyor. (Doğrusu)
  • Değil bir lokma ekmek bir tabak yemek yine bulamaz.
    – Değil bir tabak yemek bir lokma ekmek yine bulamaz. (Doğrusu)
  • Bakanımız bir hafta içinde petrol üreten ülkeleri gezecek.
    – Bakanımız petrol üreten ülkeleri bir hafta içinde gezecek. (Doğrusu)
  • Ağrısız kulak delinir.
    – Kulak ağrısız delinir. (Doğrusu)
  • Atatürk’ün 119. doğum yılı törenle kutlanmıştı.
    – Atatürk’ün doğumunun 119. yılı törenle kutlanmıştı. (Doğrusu)
  • Bu yemek fazla dışarıda kaldığı için bozulmuş.
    – Bu yemek dışarıda fazla kaldığı için bozulmuş. (Doğrusu)
  • THY’ye ait 158 yolcunun bulunduğu uçak denize düşmüş.
    – 158 yolcunun bulunduğu THY’ye ait uçak denize düşmüş. (Doğrusu)

6) Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması:

Bir cümlede anlamca birbirine ters olan sözlerin birlikte kullanılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar. Genellikle kesinlik ihtimal çelişkisi görülür.

  • Hiç şüphesiz bu olaya en çok üzülen başkan olsa gerek.
  • Şüphesiz sanatçı bu alanda çok başarılı eserler vermiş olmalı.
  • Kesinlikle söyleyebilirim ki tedavi hastayı ayağa kaldırabilir.
  • Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız.
  • Müdür Bey bu adam için: “Çok mütevazıburnundan kıl aldırmayanbiridir.”diyor.
  • Artık kesinlikle böyle bir hataya düşmeyebilir.
  • Okulu bitireli hemen hemen tam on yıl oldu.
  • Elbette onunla birlikte gitmiş olabilirler.

7) Deyim ve Atasözü Yanlışları:

Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış ve halk diline, kültürüne yerleşmiş kelime gruplarıdır. Bu yüzden deyimlerdeki kelimeler kesinlikle değiştirilemez. Kullanılan deyim, cümleye de uygun olmalıdır.

  • Babasını görünce paçaları tutuştu.
  • Çok acıktım midem zil çalıyor. (karnım)
  • O kadar kalabalık ki çuvaldız atsan yere düşmez. (iğne)
  • Ona ayak bağı oluyor, işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.
  • Ona yardım et elinden geleni ardına koyma.
  • Alma garibin ahını çıkar aheste aheste. (mazlumun)
  • Ev sahibi, Ayşe Hanıma bu ne şıklık böyle deyince Ayşe Hanım üzerine alındı.
  • Konferansta konuşmacının anlattıkları herkesin dikkatini çekmişti. Tüm dinleyiciler kulak kabartmış, konuşmacıyı dinliyordu.
  • Bu görüntüler karşısında saçlarım diken diken oldu.
  • Bu konuyu onunla bir görüş o yol yolak bilen biridir. (yordam)

8) Gereksiz Yardımcı Eylemler Kullanma:

Türkçede doğrudan fiil olarak çekimlenebilecek bir kelimenin yardımcı eylem alarak çekimlenmesi yanlıştır.

  • Boşuna umut etme oraya gelmeyeceğim. (umutlanma)
  • Benden kuşku etmemelisin. (kuşkulanmamalısın)
  • Senin düşüncelerin hiçbir zaman bana etki etmez. (beni etkilemez)
  • Bu işi onun yapabileceğinden şüphe etmiyorum. (şüphelenmiyorum)

9) Mantık Hataları:

İyi ve sağlam bir cümlenin temel mantık ilkelerine uygun olması gerekir aksi taktirde anlatım bozukluğu yapılmış olur.

  • Seninle değil şehir içinde gezmek, dünya turuna bile çıkılmaz.
    – Seninle değil dünya turuna çıkmak şehir içinde bile gezilmez. (Doğrusu)
  • Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık.
    – Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere tanıtmaya çalıştık. (Doğrusu)
  • Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme;hatta sara nöbetlerine dahi yol açabilir.
    – Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse sara nöbetlerine; hatta ölüme dahi yol açabilir. (Doğrusu)
  • Tezgahtar müşterinin aldığı oyuncağı kağıda sardı ve müşteriye verdi.
    – Tezgahtar müşterinin aldığı oyuncağı kağıtla sardı ve müşteriye verdi. (Doğrusu)
  • Karar TBMM’nin 230’a karşı 190 oyla aldığı bir kararla kabul edildi.
    – Karar TBMM’nin 190’a karşı 230 oyla aldığı bir kararla kabul edildi. (Doğrusu)

10) Zamir Eksikliğinden Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları:

Bazı cümlelerde iyelik zamiri kullanılmadığı taktirde bir anlam belirsizliği ortaya çıkar. Cümlenin başına hem ‘senin’ hem de ‘onun’ zamirini getirebiliyorsak orada bir anlam belirsizliği vardır.

Bu tip cümlelerdeki anlam belirsizliğini gidermek için cümlenin uygun bir yerine iyelik zamirinin getirilmesi gerekir. Aksi taktirde anlam belirsizliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu doğar.

  • Ehliyetini polis almış öyle mi?
    — Senin/Onun ehliyetini polis almış öyle mi?
  • Bana ne söyleyeceğini biliyorum.
    — Bana onun ne söyleyeceğini biliyorum.
  • Geleceğini ben biliyordum.
    — Senin/Onun geleceğini ben biliyordum.
  • Yarışmada birinci olduğuna sevindim.
    — Yarışmada Senin/Onun birinci olduğuna sevindim.

Not: Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir.

  • Hırsız, çocuğu kovaladı.
  • Genç, adama seslendi.
  • O, soruları yapamadı.

11) Karşılaştırma Hataları:

Bazı cümlelerden iki farklı anlam çıkabilmektedir. Bu tip karşılaştırma bildiren cümlelerdeki anlatım bulanıklığı giderilmediği taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

  • Adam, politikayla karısından çok ilgileniyor.
    — Adam, karısından daha çok politikayla ilgileniyor.
  • Bu kötü insanlara sizden çok kızıyorum.
    — Bu kötü insanlara, sizden daha çok ben kızıyorum.
  • Sen onu benden çok aradın.
    —Onu sen, benden daha çok aradın.

DİL BİLGİSİ BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI
(YAPISAL ANLATIM BOZUKLUKLARI)

1) Yüklem Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:

Yüklemle ilgili yanlışlıklar; yüklemin çatı, kişi, zaman, yardımcı fiillerek fiiller gibi noktalarda cümleye uygunluk göstermemesi durumudur.

  • Kahvaltıda peynir ekmek ve çay içtik.
    — Kahvaltıda peynir ekmek yedik ve çay içtik.
  • İçkiyi az sigarayı hiç içmem.
    — İçkiyi az içerim, sigarayı hiç içmem.
  • Kimin dürüst, kimin dürüst olmadığını biliyor.
    — Kimin dürüst olduğunu, kimin dürüst olmadığını biliyor.
  • Suçlamaların yersiz ve doğru olmadığını söyle.
    — Suçlamaların yersiz olduğunu ve doğru olmadığını söyle.
  • Baloya güzel bir elbise ve pahalı mücevherler takarak gelmişti.
    — Baloya güzel bir elbise giyerek ve pahalı mücevherler takarak gelmişti.
  • Çocuklarıyla bazen çok bazen de hiç ilgilenmezdi.
    — Çocuklarıyla bazen çok ilgilenir, bazen de hiç ilgilenmezdi.
  • Sabahları erken kalkar ve sakin havada koşuyordu.
    — Sabahları erken kalkar ve sakin havada koşardı.
  • Annem yemek pişiriyor biz de ona yardım ediyorduk.
    — Annem yemek pişiriyordu biz de ona yardım ediyorduk.
  • Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.
    — Boyu kısaydı, bedeni de pek biçimli değildi.
  • Aldığı şeyler hem pahalı hem de kaliteli değilmiş.
    — Aldığı şeyler hem pahalıymış hem de kaliteli değilmiş.
  • Bu geziye okulumuz öğrencilerinden ve disiplin cezası almayanlar katılabilecek.
    — Bu geziye okulumuz öğrencilerinden disiplin cezası almamış olanlar katılabilecek.

2) Özne Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:

Cümlede öznenin bulunmamasından, öznenin gereksiz ekler almasından ya da özne olmayacak bir sözün özne gibi kullanılmasından kaynaklanır.

  • Dernek müdürünün yetkileri alındı ve kovuldu.
    — Dernek müdürünün yetkileri alındı ve dernek müdürü kovuldu.
  • O insanların sayısı azalıyor bulunmaz oluyor.
    — O insanların sayısı azalıyor, onlar bulunmaz oluyor.
  • Belediye tarafından yaptırılan dört katlı binanın inşaatı bitirildi ve hizmete girdi.
    — Belediye tarafından yaptırılan dört katlı binanın inşaatı bitirildi ve bina hizmete girdi.
  • Yaşlı adamın parası alınarak evine gönderildi.
    — Yaşlı adamın parası alınarak, yaşlı adam evine gönderildi.
  • Viraja hızlı giren aracın lastiği patladı ve kaza yaptı.
    — Viraja hızlı giren aracın lastiği patladı ve araç kaza yaptı.
  • Herkes kazayı seyrediyor, yardım etmeyi düşünmüyordu.
    — Herkes kazayı seyrediyor, hiçkimse yardım etmeyi düşünmüyordu.
  • Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor, yerinden kalkamıyordu.
    — Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor, hasta yerinden kalkamıyordu.
  • Filmin güzelliği herkesi etkiledi; çünkü güzel çekilmişti.
    — Filmin güzelliği herkesi etkiledi; çünkü film güzel çekilmişti.

3) Özne-Yüklem Uyuşmazlığından Kaynaklanan Anlatım Bozukluğu:

Öznenin tekillik çoğulluk ve şahıs bakımından uyuşması gerekir; aksi taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

a) Topluluk isimleri özne ise yüklem tekil olur; ancak topluluk isimleri çoğul eki alıyorsa yüklem de alabilir.

  • Bizim takım sahaya çıktılar. —değil— Bizim takım sahaya çıktı.
  • Ordular uzun süredir savaşıyor. —veya— Ordular uzun süredir savaşıyorlar.
  • Takımlar nihayet sahaya çıktılar. —veya— Takımlar nihayet sahaya çıktı.

b) Bitki, hayvan, cansız varlık ve organ isimleri çoğul durumda özne ise yüklem tekil olur.

  • Nedense köpekler sabaha kadar havladılar.
    — Nedense köpekler sabaha kadar havladı.
  • Çiçekler sıcaktan kurumuşlar.
    — Çiçekler sıcaktan kurumuş.
  • Bu sıralar çok sağlam yapılmışlar.
    — Bu sıralar çok sağlam yapılmış.
  • Seni görünce gözlerim dolarlar.
    — Seni görünce gözlerim dolar.

Not: İnsan dışı varlıklar kişileştirme yolu ile çoğul özne ise yüklem de çoğul olabilir.

  • Martılar denize dalıp dalıp çıkıyorlar.
  • Martılar bize selam getirdiler.
  • Dağlar beyaz şallarını omuzlarına attılar.

c) Eylem isimleri, çoğul özne ise yüklem tekil olur.

  • Gülüşmeler çok uzun sürdü.
  • Tartışmalar sabaha kadar devam etti.

d) Çoğul sayılar özne ise yüklem tekil olur.

  • İki kişi bankayı soymuşlar. —değil— İki kişi bankayı soymuş.
  • Derse on öğrenci girmediler. —değil— Derse on öğrenci girmedi.
  • Bana beş soru bıraktılar. —değil— Bana beş soru bıraktı.

e) Saygı, sitem, küçümseme gibi durumlar için özne tekil de olsa yüklem çoğul yapılabilir.

  • Ahmet Bey bizi hatırlamadılar.
  • Ayşe Hanım odasında yoklar.

f) Öznede belgisiz zamir ya da belgisiz sıfat varsa yüklem tekil olur.

  • Hiçbiri sizi görmüyorlar. —değil— Hiçbiri sizi görmüyor.
  • Herkes bu konuda aynı fikirdeydiler. —değil— Herkes bu konuda aynı fikirdeydi.
  • Birçok kişi aynı sorunu tartışıyorlar. —değil— Birçok kişi aynı sorunu tartışıyor.

g) Bir cümlede birden fazla özne varsa ve bu öznelerin biri 1. kişi ise yüklem 1. çoğul kişi (biz) olur.

  • Ali, Ahmet ve ben dün size uğramıştık.
  • Ben ve kardeşim size inanmıyoruz.

h) Birden fazla özneden biri 2.kişi ise yüklem 2.çoğul; öznelerin biri 3.kişi ise yüklem 3. çoğul olur.

  • Sen ve kardeşin derse girmemişsiniz.
  • Ahmetler o bu akşam gelecekler.
  • Ben, sen, o burada nöbet tutacağız.
  • O ve Murat bunu hemen yapacaklar.

4) Tümleç Yanlışları:

Özellikle sıralı cümlelerde tümleç (dolaylı tümleçnesnezarf tümleci) kullanılması gereken yerde kullanılmamışsa anlatım bozulur.

Bir tümlecin birden çok yüklem için ortak kullanımı mümkündür; ancak bu ortak tümleç yüklemlerden birine dahi uymazsa cümlede anlatım bozukluğu doğar.

Tümleç yanlışlarını şu başlıklar altında inceleyebiliriz:

a) Dolaylı Tümleç Eksikliği:

  • Düşman kenti bombaladı; ama giremedi.
    — Düşman kenti bombaladı; ama kente giremedi.
  • Çukurova’nın toprağı insanı diriltir, umut verir.
    — Çukurova’nın toprağı insanı diriltir, insana/ona umut verir.
  • Sizi önemseyen ve inanan insanlar var.
    — Sizi önemseyen ve size inanan insanlar var.
  • Gençlerden çok şey bekliyoruz; fakat değer vermiyoruz.
    — Gençlerden çok şey bekliyoruz; fakat onlara/gençlere değer vermiyoruz.
  • Kadının içeri girmesiyle çıkması bir oldu.
    — Kadının içeri girmesiyle içeriden çıkması bir oldu.
  • Bu evden nefret ediyordu; ancak darda kalınca geliyordu.
    — Bu evden nefret ediyordu; ancak eve darda kalınca geliyordu.

b) Edat Tümleci Eksikliği:

  • Yeni yetişen sanatçılara yardım eder, ilgilenirdi.
    — Yeni yetişen sanatçılara yardım eder, onlarla ilgilenirdi.
  • Bir daha seni görmek ve karşılaşmak istemiyor.
    — Bir daha seni görmek ve seninle karşılaşmak istemiyor.
  • Arkadaşlarını aradı, sonra buluştu.
    — Arkadaşlarını aradı, sonra onlarla buluştu.
  • Kötü bir beste yaptığımda beni eleştirir ve tartışırdı.
    — Kötü bir beste yaptığımda beni eleştirir ve benimle tartışırdı.
  • Senin sorunlarını çözmeye çalışıyor; başa çıkmak için uğraşıyoruz.
    — Senin sorunlarını çözmeye çalışıyor; sorunlarınla başa çıkmak için uğraşıyoruz.

c) Nesne Eksikliği:

  • Size teşekkür etmek ve kutlamak istiyor.
    — Size teşekkür etmek ve sizi kutlamak istiyor.
  • Yazıya özendiği, dikkatle yazdığı belliydi.
    — Yazıya özendiği, yazıyı dikkatle yazdığı belliydi.
  • Sana telefon açmış, merak ediyormuş.
    — Sana telefon açmış, seni merak ediyormuş.
  • Evin onarımını haftaya bitirecek, sonra da satacak.
    — Evin onarımını haftaya bitirecek, sonra da evini satacak.
  • Bu kuralların gerekli olduğunu biliyorum; ama uygulayamıyorum.
    — Bu kuralların gerekli olduğunu biliyorum; ama onları/kuralları uygulayamıyorum.
  • Yardıma muhtaç olanlara yardım eder, doyururdu.
    — Yardıma muhtaç olanlara yardım eder, onları doyururdu.
  • Onun sıcacık sesi bize ulaşır, mutlu ederdi.
    — Onun sıcacık sesi bize ulaşır, bizi mutlu ederdi.
  • Yazılarında, halkı soyanlara çatar, yerin dibine batırırdı.
    — Yazılarında, halkı soyanlara çatar, onları yerin dibine batırırdı.
  • Suçlunun evini bastılar, yakalayıp polise teslim ettiler.
    — Suçlunun evini bastılar, suçluyu yakalayıp polise teslim ettiler.

5) Tamlama Yanlışları:

a) Bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanması anlatımı bozar:

  • Doğa ve toplumsal olayları inceledik.
    — Doğa olaylarını ve toplumsal olayları inceledik.
  • Dün epik ve aşk şiirleri okuduk.
    — Dün epik şiirler ve aşk şiirleri okuduk.
  • Askerî ve devlet okullarına giriş sınavı yapılacak.
    — Askerî okullara ve devlet okullarına giriş sınavı yapılacak.
  • Gençlik, duygusal ve kişilik sorunları yaşıyor.
    — Gençlik, duygusal sorunlar ve kişilik sorunları yaşıyor.
  • Politik ve ahlak yozlaşması önemli bir sorundur.
    — Politik yozlaşma ve ahlak yozlaşması önemli bir sorundur.

b) Çoğul anlamı taşıyan bir sıfattan sonra gelen ad tekil olmalıdır:

  • Birçok seneler geçti.
    — Birçok sene geçti.
  • Bizde iki türlü düşünürler vardır.
    — Bizde iki türlü düşünür vardır.
  • Her türlü tedbirler alındı.
     Her türlü tedbir alındı.
  • Birçok festivaller düzenlendi bu yaz.
    Birçok festival düzenlendi bu yaz.
  • Bin türlü çiçekleri derledim sana.
    — Bin türlü çiçeği derledim sana.

c) Tamlayan Eki Eksikliği:

Ayrıca bakınız-> Tamlayan Eki Nedir? Özellikleri, Örnekleri

  • Her önüne gelen aklına esen sözcüğü dilimize mal etmesi yanlıştır.
    — Her önüne gelenin, aklına esen sözcüğü dilimize mal etmesi yanlıştır.
  • Bu duygular geçici ve insanı yanıltıcı olduğu bilinmelidir.
    — Bu duyguların geçici ve insanı yanıltıcı olduğu bilinmelidir.
  • Büyük emek harcanarak yazılan eserler bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir.
    — Büyük emek harcanarak yazılan eserlerin bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir.

d) Tamlayan Eksikliği:

  • Öğrenciye bir şey vermeden gelişmesini umma.
    — Öğrenciye bir şey vermeden öğrencinin gelişmesini umma.
  • Arkadaşına yardım ederek mutlu olmasını sağladı.
    — Arkadaşına yardım ederek onun/arkadaşının mutlu olmasını sağladı.
  • Tanıdıklarından alışveriş yaparak para kazanmalarına katkıda bulunurdu.
    — Tanıdıklarından alışveriş yaparak onların/tanıdıklarının para kazanmalarına katkıda bulunurdu.
  • Çocuklarıyla her konuyu konuşur, yanlışa düşmemelerine çalışırdı.
    — Çocuklarıyla her konuyu konuşur, onların/çocuklarının yanlışa düşmemelerine çalışırdı.

6) Eylem – Eylemsi Arasındaki Çatı Uyuşmazlığı:

Birleşik cümlelerde veya sıralı cümlelerde aynı özneyi alan yüklemlerin her ikisi de etken veya her ikisi de edilgen olmalıdır.

  • Bütün sorunlar halledilip öyle gidecekti.
    — Bütün sorunlar halledilip öyle gidilecekti.
  • Bütün sahipsiz hayvanlar toplanıp şehir dışına götürecek.
    — Bütün sahipsiz hayvanlar toplanıp şehir dışına götürülecek.
  • Sorular çok dikkatli okuyarak çözülsün.
    — Sorular çok dikkatli okunarak çözülsün.
  • Çok emek harcanıp az para kazanabilmiş.
    — Çok emek harcanıp az para kazanılmış.